İçeriğe geç

L00-P02-M01-D08

Bağlama Bağımlı Öğrenme

Fonksiyonel Tıp Akademisi — L00, Oryantasyon ve Öğrenmeyi Öğrenme · 1.719 kelime · 2 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 13 dk dinleme

Açılış sahnesi

Gülten kırk dört yaşında, belediyede zabıta memuru. On bir yaşındaki kızı Ada'nın sağ dizi bu yıl iki kez, sebepsiz yere şişti ve aile hekimi onları bir çocuk romatoloji polikliniğine yönlendirdi. Randevudan önceki bir hafta boyunca Gülten her akşam işten dönünce salondaki yemek masasına oturdu ve anlatacağı öyküyü sırasıyla kendi kendine prova etti: ilk şişlik mart sonunda, okul gezisinden iki gün sonra; ikincisi mayısta, dört gün sürdü ve o seferinde bir akşam ateşi de oldu; iki seferde de sabahları dizini bükmekte zorlandı. Masada her şey kusursuz sırayla geliyordu, çoğu akşam kâğıda bakmasına bile gerek kalmıyordu.

Poliklinik odasında ise durum başka. Hekim bilgisayara yazarken soruyor, Ada muayene masasına çıkmak için ayakkabısını çıkarıyor, kapının dışından bir çocuk ağlıyor ve Gülten ayakta, çantasını tutarak konuşuyor. "Birkaç kez şişti" diyor ve orada tıkanıyor. Mayıstaki ateşi söylemeyi unutuyor, bir an hangi diz olduğunu bile karıştırıyor. Yarım saat sonra koridorda kan alma sırası beklerken bütün öykü, masadaki sırasıyla, tek tek aklına geri geliyor.

Gülten'in hazırlığında bir eksik yoktu, öykü onda duruyordu ve koridorda bunu kanıtladı. Değişen şey öykünün kendisi değil, onu çağırdığı yerdi: sessiz salon yerine gürültülü bir oda, oturmak yerine ayakta durmak, sakin bir akşam yerine kızı için kaygılanan bir anne. Bu ders, öğrenirken malzemenin etrafına fark etmeden eklenen şeyleri ve onların hatırlamayı nasıl yönlendirdiğini anlatıyor.

Bu derste ne olacak

İşe, öğrenirken çevreden ne aldığımızı adlandırarak başlayacağız; bu alışveriş istemsiz ve çoğu zaman hiç fark edilmiyor. Mekanizmayı kurduğumuzda onun bu modülde zaten tanıdığın bir şey olduğunu göreceksin. Pratik sonuç ise ilk akla gelen yönde değil: çözüm kullanım ortamını taklit etmek değil, daha ilginç bir şey. En yerleşik çalışma tavsiyelerinden birinin sınandığında ne olduğuna da bakacağız ve dersi, çevrenin yalnız dışarıda değil kişinin içinde de durduğunu göstererek kapatacağız.

Sıfır noktası

Bir şeyi öğrenirken dikkatin malzemede oluyor, ama belleğe giren şey malzemeyle sınırlı kalmıyor. Gülten masada öyküyü prova ederken aynı anda oturduğu sandalyeyi, salonun sessizliğini, akşamın yorgun ama sakin hâlini de kaydediyordu. Bunların hiçbirini öğrenmeye niyet etmemişti. Yine de hepsi öykünün yanına iliştirildi.

Bu kayıt istemli değil. Kimse "bu tarihi, masa lambası açıkken kaydet" diye karar vermiyor; koşullar kendiliğinden ekleniyor. Öğrenme bağlamının neden sonradan önem kazandığını ise iki terim birlikte açıklıyor.

Perçinlenme sinsi bir kusur, çünkü kendini bilgi eksikliği gibi gösteriyor. Odada tıkanan Gülten'in ilk düşüncesi "yeterince hazırlanmadım" oldu. Oysa hazırlanmıştı; hazırlığı yedi akşam boyunca aynı masada, aynı sessizlikte ve aynı oturuşla yapıldığı için taşınamaz hâlde duruyordu.

Mekanizma

Bağlam, seçmediğin bir ipucudur

Bu modülün ikinci dersi mekanizmayı zaten kurmuştu. L00-P02-M01-D02 bir ipucunun yeni bilgi vermediğini, aramayı daralttığını gösterdi; Ecem'e atardamarın adını getiren şey, nabız sayarken parmağını nereye koyduğunu soran tek bir soruydu. Buradaki ekleme şu: ipuçlarının hepsini sen seçmiyorsun.

Öğrenirken çevrede bulunan her şey bir ipucu adayı hâline geliyor. Aynı çevreye döndüğünde o ipuçları hazır duruyor ve aramayı senin adına daraltıyorlar. Çevre değiştiğinde ipuçları da gidiyor ve arama hiç yardım almadan yapılmak zorunda kalıyor. Gülten'in masasında öykünün ilk cümlesi sandalyeye oturmakla birlikte gelirdi; poliklinikte ne sandalye vardı ne sessizlik, bu yüzden ilk cümleyi çağıracak hiçbir şey ortada yoktu.

Notun son cümlesi bu dersi aktif hatırlama dersindeki tanıma ile üretme ayrımına bağlıyor. Bağlam, üretmen gerektiğinde kritik; tanıman yeterliyse önemsiz. Hekim Gülten'e "ateş oldu mu?" diye sorsaydı büyük olasılıkla hemen "evet, mayısta" derdi, çünkü soru malzemeyi önüne koyardı. Ama "anlatın, ne oldu?" sorusu serbest hatırlama istiyordu ve tam da çevrenin en çok eksik kaldığı iş buydu.

Çözüm eşleştirmek değil, çeşitlendirmek

Buradan çıkan ilk akıl yürütme yanlış olur: "öyleyse kullanacağım ortamda çalışmalıyım." Bu tavsiye iki yerden çöküyor. Kullanacağın ortamı çoğu zaman bilmiyorsun ve seçemiyorsun; Gülten poliklinik odasının nasıl olacağını, hekimin ne soracağını ya da kapının dışında kimin ağlayacağını önceden kestiremezdi. Kestirebilse bile tek bir ortama uyum sağlamak perçinlenmeyi azaltmıyor, yalnız hedefini değiştiriyor.

Gerçek çözüm ters yönde duruyor: bilgiyi bir ortama bağlamak yerine hiçbir ortama bağlamamak. Aynı öykü bir akşam masada, bir sabah otobüste içinden, bir kez de ayakta ve eşine yüksek sesle anlatılsaydı, hiçbir çevre onun tek anahtarı olmazdı. Aşağıdaki kart bu sezginin tersini, yani sabit ortamın en sağlam yol olduğu iddiasını sınıyor.

Yani sabit ortam bir yanılsama üretmiyor; gerçek bir avantaj üretiyor ve o avantaj taşınamıyor. Gülten'in yedi akşamı boşa gitmedi, masada öyküyü gerçekten eksiksiz anlatabiliyordu. Sorun şu ki öyküye ihtiyaç duyulacak yer masa değildi. Hangi düzeni seçeceğin, bilgiyi nerede kullanacağına bağlı ve sağlık bilgisinde bu yer neredeyse hiçbir zaman öğrendiğin yer olmuyor.

Yaygın yanlış"Verimli çalışmak için hep aynı masada, aynı saatte ve aynı düzende çalışmak gerekir."
Doğrusu

Bu tavsiyenin savunduğu şey gerçekte alışkanlık kurmaktır ve alışkanlık kurmak yararlıdır — çalışmaya başlamayı kolaylaştırır. Ne var ki aynı sabitlik, öğrenilen şeyi o düzene bağlar. İkisi ayrı ayrı ele alınabilir: başlama ritüelin sabit kalsın, malzemeyle geçirdiğin ortam değişsin.

Bağlamın içerideki yarısı

Gülten'i poliklinikte zorlayan şeyin yalnız gürültü ve ayakta durmak olmadığını fark etmişsindir. Masada sakindi, odada kaygılıydı; kızının dizi hakkında konuşurken bir yandan da hekimin yüzünden bir şey okumaya çalışıyordu. Bu da bağlamın bir parçası ve dıştaki çevreden daha az göze çarpıyor.

Bu yüzden yalnız yer değiştirmek yetmiyor. Hep sakin, hep dinlenmiş ve hep oturarak çalışıyorsan, malzemeyi o duruma da bağlamış oluyorsun ve kaygılı ya da aceleci olduğun an o ipucu kümesi de ortadan kalkıyor. Kaygıyı prova sırasında yapay olarak üretmek gerekmiyor; bir kez süre tutarak, bir kez ayakta, bir kez de sözünü kesen birinin karşısında anlatmak, iç durumu da çeşitlendirmenin yeterince yakın bir yolu.

Vakadaki birinci kişi Gülten'in yedi akşamını yaşıyor: her prova bir öncekinden akıcı ve bu akıcılık hazırlığın tamamlandığı hissini veriyor. İkinci kişinin provaları daha pürüzlü, ama tıkandığı her yerde o tıkanmanın bir provasını da yapmış oluyor. Salon ikisi için de yeni olduğunda, yalnız ikincisinin bilgisi bir odaya perçinlenmemiş durumda.

Klinik gerçeklik

Sağlık bilgisini kullanacağın an, onu öğrendiğin andan neredeyse her zaman farklı bir bağlamda geliyor. Bir ölçütü sakin bir akşamda, ekran başında, elinde metin varken öğreniyorsun. Kullanacağın an ise bir muayene odasında, karşında bir insan varken, aceleyle ve elinde hiçbir not yokken geliyor. Üstelik iç durumun da farklı, çünkü kaygılısın ya da yorgunsun.

Bu, bilgi eksikliği gibi görünen bir başarısızlığın en sık sebeplerinden biri. Ölçütü biliyorsun; onu o koşulda geri getirmeyi hiç çalışmadın. Gülten'in öyküsü de böyleydi ve koridorda eksiksiz geri gelmesi bunun en açık kanıtıydı.

Pratik karşılığı sade. Bir ölçütü öğrendikten sonra onu bir kez de not olmadan, yüksek sesle ve başka birine anlatarak kullan; aynı bilgi ikinci bir bağlamda ikinci bir kez kaydedilmiş olur. Bir randevuya gideceksen öyküyü masada yazmak iyi bir başlangıç, ama onu bir kez de ayakta ve sesli anlatmak, yazdığın kâğıdı da yanına almak, odada seni tek başına bırakmayacak iki ayrı güvence.

Kendini sına

  1. Poliklinikte tıkanan Gülten neyi eksik yapmıştı? Eksiklik içerikte mi, başka bir yerde mi? Koridordaki an sana ne söylüyor?
  2. Bağlamın bir ipucu olduğu söylenirken bu modülün hangi dersine dayanıyoruz? O dersin ipucu tanımıyla buradaki fark nedir?
  3. Ortam eşleşmesinin etkisi neden tanıma sınamalarında küçülüyor? Gerekçeyi kendi cümlelerinle kur ve "ateş oldu mu?" sorusu üzerinde dene.
  4. "Kullanacağın ortamda çalış" tavsiyesi iki ayrı yerden çöküyor. İkisini yaz.
  5. İkinci kart bir avantajın varlığını reddetmiyor. Neyi reddediyor ve o avantaj hangi koşulda ortadan kalkıyor?
  6. Aynı masada çalışma tavsiyesinin savunduğu gerçek yarar nedir? O yararı korurken perçinlenmeyi nasıl azaltırsın?
  7. Yer değiştirmek tek başına yetmiyor. Bağlamın hangi ikinci kümesi de değişmeli ve Gülten bunu provasına nasıl katabilirdi?

Bir sonraki derse köprü

Bu modülde bir örüntü yedi ders boyunca kendini tekrarladı ve artık onu yan yana koyabiliriz. Yoğun tekrar çalışırken daha iyi hissettirdi, blok düzen daha akıcı geçti, ekranı dolduran bir sunum daha dolu göründü, sabit masa da Gülten'e daha güvenli geldi. Dördünde de çalışmanın o anki rahatlığı ile sonradan kalan arasında bir açıklık vardı ve rahatlık hep yanlış tarafı gösterdi.

Sıradaki ders bu açıklığı en sık yaşandığı davranışta, bir metni yeniden okumakta ele alıyor. "Üç kez okudum, artık akıcı gidiyor" duygusunu bir iddia olarak ele alıp parçalarına ayıracak ve metnin önündeyken hissedilen kolaylığın, metin kapandığında ne kadarının geriye kaldığını soracak. O kolaylığın bir adı ve kendi öğrenmen hakkındaki tahminlerini nasıl yönlendirdiğine dair bir açıklaması var: yeniden okuma yanılsaması.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.