L00-P02-M01-D04
Aktif Hatırlama
Fonksiyonel Tıp Akademisi — L00, Oryantasyon ve Öğrenmeyi Öğrenme · 1.594 kelime · 3 kanıt kartı · ≈ 7 dk okuma · 12 dk dinleme
Açılış sahnesi
Cumartesi sabahı bir dil okulunun küçük sınıfında tıbbi Almanca dersi var. Pelin yirmi dokuz yaşında, yedi yıldır bir devlet hastanesinde hemşire ve bir yıl içinde yurt dışında çalışmaya başlamayı planlıyor. Önceki akşam öğretmenin dağıttığı kırk sözcüklük belirti listesini baştan sona üç kez okumuş: nefes darlığı karşısında "Atemnot", baş dönmesi karşısında "Schwindel", bulantı karşısında "Übelkeit". Üçüncü okumada liste akıp gidiyormuş ve hiçbir satırda duraksamamış.
Bugünkü alıştırma bir rol oyunu. Öğretmen hasta rolüne giriyor, göğsünü tutup "ben iyi değilim" diyor ve Pelin'den ona üç soru sormasını istiyor: nefes darlığı var mı, başı dönüyor mu, midesi bulanıyor mu. Pelin'in ağzından yalnız ilk sorunun yarısı çıkıyor. "Nefes darlığı"nın Almancası gelmiyor; bildiğinden emin olduğu sözcük, istendiği anda ortada yok.
Rol oyunu bitince listeyi açıyor ve ilk satırı görür görmez içinden şu geçiyor: "Tabii ya, bunu biliyordum." O cümle bu dersin konusu, çünkü tam olarak doğru değil. Bir şeyi karşında gördüğünde tanımak ile o şey ortada yokken onu üretmek iki ayrı iştir. Pelin'in üç okuması birincisini çalıştırdı; ikincisi rol oyununa kadar hiç sınanmadı.
Bu derste ne olacak
Önce tanımak ile üretmeyi ayıracağız; ikisi aynı bilgiyle ilgili görünüyor ama aynı beceri değil. Sonra geri getirme denemesinin belleğe ne yaptığına bakacağız ve denemenin yalnız durumu bildirmediğini, durumu değiştirdiğini göreceğiz. Ardından en ters gelen kısma geleceğiz: cevabı bulamadığın bir deneme de işe yarıyor, ama tek bir koşulla. Son olarak sınamanın neden yalnız ölçme sanıldığını konuşacağız, çünkü bu yanlış inanç çalışma biçimini doğrudan bozuyor.
Sıfır noktası
Tanıdığın yüzleri düşün. Yüzlerce insanı gördüğün an tanıyorsun ve neredeyse hiç yanılmıyorsun. Şimdi aynı insanlardan birini kâğıda çizmen istense büyük olasılıkla çizemezsin. Bilgi sende, ama bir yönde eksiksiz çalışıyor, öteki yönde neredeyse hiç çalışmıyor.
Pelin'in listesi yüz benzetmesinin küçük bir kopyası. Liste önündeyken her sözcük tanıdıktı, çünkü görevi yalnız "evet, bunu gördüm" demekti. Rol oyununda ise liste yoktu ve görev sözcüğü sıfırdan üretmekti. Üç okuma, birinci yöndeki yolu pürüzsüzleştirmiş, ikinci yöndeki yola hiç dokunmamıştı.
Modülün ikinci dersi bu resmin yarısını kurmuştu. L00-P02-M01-D02 geri çağırmayı ayrı bir beceri olarak tanımladı ve bir ipucunun arama alanını nasıl küçülttüğünü göstermişti. Orada geri çağırma bir ölçüm gibi duruyordu: bilgi var mı, ulaşılabiliyor mu? Bu ders o resmi değiştiriyor, çünkü geri getirme denemesi bir ölçüm olmanın ötesinde bir işlem; belleğin durumunu okumakla kalmıyor, onu değiştiriyor.
Mekanizma
Deneme neyi değiştiriyor?
Yeniden okuduğunda bilgi sana geliyor; geri getirmeye çalıştığında ise sen bilgiye gidiyorsun. İkinci durumda yaptığın iş, o bilgiye giden yolu bir kez daha kullanmak. Yol kullanıldıkça geçilebilir kalıyor, yalnız seyredildiğinde kalmıyor. Pelin listeyi üç kez okurken "Atemnot" sözcüğü her seferinde ona geldi; bir kez bile o sözcüğe kendisi gitmedi.
Birinci sınır pratikte belirleyici. Yarın sınanacaksan yeniden okumak çoğu zaman yeter; aylar sonra kullanacaksan yetmez. Pelin'in durumu açıkça ikincisine giriyor: sözcüklere bir yıl sonra, bir hasta yatağının başında, hiçbir listenin yanında olmadığı bir anda ihtiyaç duyacak. Önceki akşamın üç okuması ertesi sabah bile yetmedi; bir yıl sonrası için hiç yetmeyecek.
Bulamadığın bir deneme işe yarar mı?
Burada sezgiye en çok ters düşen bulguya geliyoruz. Cevabı hatırlamaya çalışıp bulamamak, boşa geçmiş bir deneme gibi görünüyor. Görünmeyen şey, denemenin, cevabı sonradan gördüğünde onu nereye yerleştireceğini hazırlaması. Pelin'in rol oyununda "nefes darlığı" için harcadığı o sıkıntılı birkaç saniye, listeyi açtığında "Atemnot" sözcüğünün düşeceği yeri önceden açmıştı.
Bu ayrım küçük görünüyor ama pratikte her şeyi belirliyor. Pelin rol oyununda "Schwindel" yerine yanlışlıkla benzer sesli başka bir sözcük söyleseydi ve kimse düzeltmeseydi, bir sonraki denemede aynı yanlışı daha kolay söylerdi. Kendini sınayıp cevaba hiç bakmamak bu dersin önerdiği şey değil. Deneme ile doğru cevap bir çift olarak gelir; çiftin yarısı tek başına işe yaramaz, hatta zarar verebilir.
Sınama neden yalnız ölçme sanılıyor?
Sınavla ilk karşılaşmamız çoğu zaman bir değerlendirme ortamında oluyor. Onu not veren, seçen, sıralayan bir araç olarak tanıyoruz. Bu geçmiş, sınamanın öğretme işlevini görünmez kılıyor: sınav, bilginin bitmiş hâlini kontrol eden bir kapı gibi duruyor, bilginin yapıldığı bir tezgâh gibi değil.
Kartın rozeti X: iddia sınandı ve tutmadı. Dikkat edilmesi gereken, çürütülen şeyin ne olduğu. Sınamanın ölçtüğü doğru; yanlış olan, yalnız ölçtüğü. Pelin'in rol oyunu bu yüzden iki iş birden gördü: öğretmene Pelin'in nerede durduğunu gösterdi ve aynı anda Pelin'in belleğine, listeyi dördüncü kez okumanın bırakamayacağı bir iz bıraktı.
Yaygın yanlış"Kendimi sınamak için önce konuyu iyice öğrenmem gerekir."
Bu sıra, sınamayı öğrenmenin sonuna koyar ve en yararlı olduğu yeri boşa çıkarır. Sınama bir bitiş kontrolü değil, çalışmanın kendisidir; malzemeyi yarım bildiğin anda yapılan deneme, tam bildiğin anda yapılandan daha çok iş yapar.
Pelin'in önceki akşam yapabileceği şey bu yanlışın tam karşılığı. Listeyi bir kez okuyup kapatabilir, sonra Türkçe sütuna bakarak Almancaları kendi başına yazmayı deneyebilir ve yalnız bulamadıklarını açıp bakabilirdi. Bu, üç okumadan daha az rahat bir akşam olurdu, ama rol oyununda ağzından çıkacak sözcükleri tam da o akşam çalıştırmış olurdu.
Vakadaki ikinci kişinin oturum sonunda elinde tuttuğu şeye dikkat et: bilmediği yerlerin listesi. Bu liste hem bir teşhis hem bir plan. Birinci kişinin elinde ise yalnız bir his var ve o his, Pelin'in üçüncü okumadaki akıcılığı gibi, neyi bilip neyi bilmediği hakkında hiçbir şey söylemiyor.
Klinik gerçeklik
Sağlık kararlarında kullanılacak bilgi neredeyse hiçbir zaman tanıma biçiminde istenmiyor. Kimse sana dört seçenek sunup doğru olanı işaretlemeni söylemiyor. Bir muayenehanede sormak istediğin soruyu üretmen gerekiyor; bir etiketin karşısında hangi ölçütü uygulayacağını hatırlaman gerekiyor.
Bir kursu okuyarak bitirmek tanıma becerisini eğitiyor, karar anında istenen ise üretme. İkisi arasındaki boşluk, kursu bitirmiş birinin gerçek durumda donmasının en sık sebeplerinden biri. Pelin'in rol oyunundaki donması bir dil sorunu gibi görünüyordu; aslında bir çalışma biçimi sorunuydu.
Akademinin uygulama görevleri ve quizleri bu yüzden bir formalite değil. Onlar dersin kendisi ve ölçme kısmı bir yan ürün. Bir quizde bulamadığın cevap, arkasından gelen gerekçeyle birlikte okunduğunda, derste tanıdığın ama üretemediğin bir bilginin tam yerini gösteriyor.
Kendini sına
- Yüz benzetmesindeki asimetriyi kendi cümlelerinle kur. Bilgi hangi yönde çalışıyor, hangi yönde çalışmıyor?
- Bu ders geri çağırmayı bir ölçüm olmaktan çıkarıp ne yaptı? Modülün ikinci dersinden farkı nerede?
- Birinci kartın notunda iki sınır yazılı. Hangisi çalışma takvimini doğrudan değiştirir ve nasıl?
- Cevabı bulamayan bir deneme hangi koşulda öğretiyor? Koşul atlanırsa hangi risk doğuyor?
- İkinci kart neden A değil B düzeyinde tutuldu? Rozeti düşüren şey neydi?
- Üçüncü kart bir iddiayı çürütüyor. Çürütülen şey ölçme işlevinin varlığı mı, tekliği mi?
- "Kendimi sınamak için önce konuyu iyice öğrenmeliyim" yanlışı sınamayı nereye koyuyor ve bu neden zarar veriyor?
- Pelin'in listeyi açınca "tabii ya, bunu biliyordum" demesi hangi beceriyi gösteriyor, hangisini göstermiyor?
Bir sonraki derse köprü
Önceki ders tekrarın zamanlamasını çözmüştü, bu ders içeriğini söyledi: bakmadan üretmek. İkisi birlikte hâlâ bir şeyi boşta bırakıyor, o da sıra. Pelin'in listesi vücut sistemlerine göre bölümlenmişti; solunum sözcükleri bir başlığın altında, sindirim sözcükleri başka bir başlığın altındaydı. Bakmadan üretmeyi o listeyle çalışsaydı bile, her bölümde hangi türden sözcüklerin geleceğini başlık ona önceden söylemiş olurdu.
Rol oyunundaki hasta ise belirtilerini başlıklara göre sıralamıyor. Sıradaki ders, alıştırmaların her birinde aslında iki iş bulunduğunu ve türleri tek tek bloklar hâlinde çalışmanın bunlardan birini, karşındaki duruma hangi bilginin uyduğuna karar verme işini, görünmez kıldığını ele alıyor. Konu bu kararı çalıştıran düzen: karışık çalışma.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.