9.1 · Seviye 2 · Sayılara soru sormak
Kâr kalitesi
Nakitle desteklenen kâr ile tahakkuka dayanan kârı ayırır
Finans Akademisi — M09, Sayılara Güvenmek · 1.601 kelime · 2 vaka durumu · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Vaka kişileri ve kurumları kurgusaldır; araştırmalar, standartlar ve kaynaklar gerçektir. Derslerdeki hesaplar yeniden hesaplanarak denetlenir.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kâr, nakitle desteklenen kısım ve tahakkuk olarak ikiye ayrılabilir; toplam tahakkuk, net kâr ile işletme nakdi arasındaki farktır.
- Kârın nakit kısmı tahakkuk kısmından daha kalıcıdır; tahakkuk büyüdükçe kârın tekrarlanma ihtimali azalır.
- Toplam tahakkuk amortismanı ve işletme sermayesini karıştırır; daha keskin ölçü, işletme sermayesi tahakkuklarının sonradan nakde dönüşüp dönüşmediğidir.
- Tahakkuk oranı bir soruyu başlatır; cevabı dipnotlardaki tahminlerde ve sonraki yılların nakit akışında aranır.
Açılış
Murat Bey'in şirketinin ortaklarından biri bir yatırım danışmanından bir not almış ve genel kurulda okuyor: "Rakibin kârı 40 milyon, sizinki 24. Rakip her yıl daha çok kazanıyor; şirketinizin değeri onunkinin yarısı bile değil." Murat Bey oran analizi modülünde iki şirketin marjlarının aynı olduğunu, rakibin büyüklüğünün farkı açıkladığını göstermişti. Ama ortağın notunda yeni bir soru gizli: iki kâr rakamı aynı kalitede mi?
Muhasebe müdürü cevabın bir başka tabloda olduğunu söylüyor: "Kârın ne kadarı kasaya girdi, ne kadarı kâğıtta kaldı? Kâğıtta kalan kısım ertesi yıl tekrar etmeyebilir."
Tek fikir
Kâr kalitesi, raporlanan kârın ne kadarının nakitle desteklendiğini ve ne kadar kalıcı olacağını sorar. Kârın tahakkuktan gelen kısmı, yani henüz kasaya girmemiş ve tahminlere dayanan kısmı büyüdükçe, o kârın gelecek yıllarda tekrarlanma ihtimali azalır.
Kavram
Bu modülün konusu tablolardaki rakamların ne kadar güvenilir olduğu; işe kârın kendisinden başlıyoruz. 2.3'te tahakkuk esasını gördük: gelir ve gider, nakdin geldiği ya da çıktığı günde değil, işlemin gerçekleştiği dönemde yazılır. 5.2'de dolaylı yöntemin kârdan nakde nasıl indiğini gördük. Bu iki bilgi birleştiğinde, kârın iki parçaya ayrılabildiği görülür.
Tahakkuk kötü bir şey değildir; tahakkuk olmadan kâr ölçülemez ve bir yılın performansı o yılın tahsilat takvimine teslim edilmiş olur. Ama tahakkuklar tahminlere dayanır: bir alacağın tahsil edileceği, bir stoğun satılacağı, bir garantinin ne kadar tutacağı tahmindir. 2.7'de gördüğümüz gibi bu tahminler iyimser ya da kötümser yapılabilir. Tahakkukların büyük olduğu bir kârda, tahminlerin kârı ne kadar etkilediği de büyüktür.
Muhasebe araştırmalarının en çok sınanan bulgularından biri, kârın nakit kısmının tahakkuk kısmından daha kalıcı olduğudur. Bir yıl alacakları ve stokları hızla artan bir şirketin kârı, o artışlar tahsilata ve satışa dönüşmezse ertesi yıl geri döner. 3.8'de gördüğümüz tek seferlik kalemler de kârı geçici olarak yükseltir.
Kâr kalitesini ölçmenin basit bir yolu, toplam tahakkuku ortalama varlıklara bölmektir. Bu oran, şirketlerin büyüklüğünü ayıklar ve tahakkukun kâr içindeki ağırlığını karşılaştırılabilir kılar. Oran yüksek ve artı ise kârın önemli bir kısmı kâğıtta kalmıştır; düşük ya da eksi ise kâr nakitle desteklenmektedir.
Bu oranı yorumlarken iki tuzağa dikkat etmek gerekir. Birincisi büyümedir. 5.3'te gördüğümüz gibi, büyüyen bir şirkette alacak ve stok doğal olarak artar ve tahakkuk yükselir; bu her zaman düşük kalite demek değildir. İkincisi tahakkukun türüdür. Amortisman da bir tahakkuktur, ama işletme sermayesi tahakkuklarından farklıdır: amortisman yıllar önce ödenmiş bir paranın gidere dönüşmesidir ve kârı küçültür. Bu yüzden toplam tahakkukun eksi çıkması, kârın kendiliğinden yüksek kaliteli olduğunu göstermez; amortismanı büyük bir şirkette toplam tahakkuk eksi çıkar. Daha keskin bir ölçü, yalnızca işletme sermayesi tahakkuklarına, yani alacak, stok ve ticari borç değişimlerine bakmaktır. Bu tahakkukların sonraki dönemlerde nakde dönüşüp dönüşmediği, kârın kalitesini en doğrudan gösterir.
Kâr kalitesinin bir de muhasebe politikası yüzü vardır. 6.2'de gördüğümüz gibi faydalı ömür, karşılık oranları ve hasılatın kaydedilme anı gibi seçimler kârı değiştirir. Aynı tahakkuk oranına sahip iki şirketten biri ihtiyatlı, öteki iyimser tahminlerle çalışıyor olabilir. Bu yüzden oran bir soruyu başlatır, cevabı dipnotlarda ve sonraki yılların nakit akışında aranır.
Türkiye'de tahakkukları okurken bir kalem daha dikkat ister. Enflasyona göre düzeltilmiş tablolarda 6.4'te gördüğümüz net parasal pozisyon kazancı ya da kaybı da bir tahakkuktur: kârı değiştirir, ama kasaya para getirmez ve kasadan para çıkarmaz. Borcu yüksek bir şirket bu kalemle büyük bir kâr yazabilir ve kârın nakit kısmı küçük kalır. Düzeltilmemiş tablolarda ise depoda beklerken değer kazanan malın getirdiği stok kazancı brüt kârın içinde saklanır; nakde dönüşür ama tekrarlanması fiyatların artmaya devam etmesine bağlıdır. İki durumda da kârın bir kısmı işin kendisinden değil, enflasyondan gelir ve kalıcılığı enflasyonun seyrine bağlıdır.
Vakalarda
Rakibin kârının daha büyük bir kısmı kâğıtta kalmış. Murat Bey kendi şirketinde tahakkukun bileşenlerine bakıyor, çünkü toplam rakam amortismanı ve işletme sermayesini karıştırıyor. 5.2'deki köprüden biliyor: alacak 18, stok 7 milyon artmış, borçlar 3 milyon artmış; amortisman 9, garanti karşılığı 5 milyon.
Kendi şirketinde de işletme sermayesi tahakkuku büyük: 22 milyon. Toplam tahakkuku küçük gösteren, amortismanın ve garanti karşılığının bu tutarın bir kısmını götürmesi. Murat Bey ortağa iki şey söylüyor: rakibin kârının daha büyük kısmı alacakta bekliyor ve bu alacağın yarısından fazlası 6.2'de gördüğümüz tek bir akraba bayide; ama kendi şirketlerinin kârı da kalitesini bayilerin ödemesine borçlu. İki şirketin kârının kalitesi, önümüzdeki yıl bayilerin ne kadar ödeyeceğine bağlı. Ortak bir soru daha soruyor: gelecek yıl bunu nasıl izleyeceğiz? Murat Bey bir öneri getiriyor: her çeyrek, bir önceki yılın sonunda bekleyen alacakların ne kadarının tahsil edildiğini yönetim kuruluna raporlamak. Bu, tahakkukun nakde dönüşüp dönüşmediğini doğrudan gösterecek.
Toplam tahakkuk eksi: kâr nakdin çok altında. Bu ilk bakışta yüksek kaliteli bir kâr gibi görünüyor, ama Elif bunun bir yanılsama olduğunu görüyor. Eksi tahakkukun nedeni, 60 milyonluk amortisman ve 40 milyonluk kur farkı. İkisi de kasadan bugün çıkmamış ama gerçek maliyetler: makineler yenilenecek, avro kredi geri ödenecek. İşletme sermayesi tahakkuku ise artı 44 milyon; büyüyen satışla birlikte alacak ve stokta biriken para. Elif şirketin kâr kalitesini şöyle özetliyor: düşük raporlanan kâr, gerçek ekonomik performansı olduğundan kötü göstermiyor; kur farkı geri ödeme gününde gerçek bir nakit çıkışına dönüşecek. Kârın kalitesi yüksek değil, kârın kendisi düşük. Elif yönetim kuruluna bir öneri de getiriyor: raporlarda net kârın yanında, amortisman ve kur farkı dışındaki işletme sermayesi tahakkukunu ayrı bir satırda göstermek. Böylece büyümenin alacak ve stokta bağladığı para, kur farkının gürültüsünden ayrı izlenebilir ve her yıl bir önceki yılın tahakkukunun ne kadarının nakde döndüğü görülebilir.
Ne biliyoruz
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKâr tutarını kâr kalitesiyle karıştırmak.
Büyük bir kârın büyük kısmı kâğıtta kalmışsa, küçük ama nakitle desteklenen bir kârdan daha az güvenilirdir.
Yaygın yanlışEksi toplam tahakkuku kendiliğinden yüksek kalite saymak.
Amortismanı ya da gerçekleşmemiş kur farkı büyük bir şirkette tahakkuk eksi çıkar; bu giderler kasadan bugün çıkmasa da gerçek maliyetlerdir.
Yaygın yanlışBüyüyen bir şirketin yüksek işletme sermayesi tahakkukunu otomatik olarak düşük kalite saymak.
Önce tahakkukun satışla orantılı mı, yoksa satıştan hızlı mı büyüdüğüne bakılır.
Yaygın yanlışTek bir yılın tahakkuk oranıyla hüküm vermek.
Asıl ölçü, tahakkukların sonraki dönemlerde nakde dönüşüp dönüşmediğidir.
Finans Defteri
Defter: Kâr kalitesi sayfası: iki yılın toplam tahakkuku ve oranı, işletme sermayesi tahakkuku, amortisman ve karşılıklar, geçen yılın tahakkukunun nakde dönüşüp dönüşmediği hakkında bir cümle.
Özet
- Kâr, nakitle desteklenen kısım ve tahakkuk olarak ikiye ayrılabilir; toplam tahakkuk, net kâr ile işletme nakdi arasındaki farktır.
- Kârın nakit kısmı tahakkuk kısmından daha kalıcıdır; tahakkuk büyüdükçe kârın tekrarlanma ihtimali azalır.
- Toplam tahakkuk amortismanı ve işletme sermayesini karıştırır; daha keskin ölçü, işletme sermayesi tahakkuklarının sonradan nakde dönüşüp dönüşmediğidir.
- Tahakkuk oranı bir soruyu başlatır; cevabı dipnotlardaki tahminlerde ve sonraki yılların nakit akışında aranır.
Kendini sına
- Murat Bey'in şirketi ile rakibin tahakkuk oranları nedir ve ne anlatır?
- Murat Bey'in şirketinde toplam tahakkuk neden işletme sermayesi tahakkukundan küçük?
- Elif'in şirketinde eksi tahakkuk neden yüksek kaliteli bir kâr anlamına gelmiyor?
Yanıtlar
- Murat Bey'in şirketinde yaklaşık 0,0396, rakipte 0,055. Rakibin kârının daha büyük bir kısmı alacakta bekliyor ve bu alacağın önemli bir kısmı tek bir akraba bayide.
- Çünkü 22 milyonluk işletme sermayesi tahakkukunun bir kısmını 9 milyonluk amortisman ve 5 milyonluk garanti karşılığı götürüyor; toplam tahakkuk 8 milyon kalıyor.
- Çünkü eksi tahakkuk 60 milyonluk amortismandan ve 40 milyonluk gerçekleşmemiş kur farkından geliyor. Bunlar bugün kasadan çıkmamış ama gerçek maliyetler; işletme sermayesi tahakkuku ise artı 44 milyon. Kârın kalitesi yüksek değil, kârın kendisi düşük.
Sonraki derse köprü
Kâr kalitesini en çok bozan kalemlerden biri, henüz gerçekleşmemiş bir satışın hasılat olarak yazılmasıdır. Sonraki ders agresif hasılatı ele alıyor: dönem sonu satış yığılmasının, kanal doldurmanın ve erken hasılat tanımanın işaretlerini göreceksin.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.