İçeriğe geç

7.1 · Seviye 2 · Sayılara soru sormak

Oran neden?

Büyüklükten bağımsız karşılaştırmanın mantığını ve tek başına bir oranın neden bir şey söylemediğini görür

Finans Akademisi — M07, Oran Analizi · 1.612 kelime · 2 vaka durumu · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Vaka kişileri ve kurumları kurgusaldır; araştırmalar, standartlar ve kaynaklar gerçektir. Derslerdeki hesaplar yeniden hesaplanarak denetlenir.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Oran iki rakamı birbirine bölerek büyüklüğü ayıklar ve farklı boydaki şirketleri ya da farklı yılları karşılaştırılabilir kılar.
  2. Tek başına bir oran bir şey söylemez; anlamını geçmiş yıllar, sektör, hedef ya da sözleşme sınırı gibi bir zeminden alır.
  3. Oranlar birlikte okunur; aynı marj farklı nakit kalitesini, borcu ya da varlık verimliliğini saklayabilir.
  4. Akışı bir bilanço kalemine bölerken ortalama bakiye kullanılır; sabit giderler oranı büyüklükle değiştirir ve oran payda küçülerek de iyileşir.

Açılış

Bayi toplantısında bir bayi Murat Bey'e şunu söylüyor: "Rakip sizden çok daha iyi gidiyor. Geçen yıl 40 milyon kâr etmişler, siz 24." Murat Bey kafasında hızlı bir hesap yapıyor. Rakibin satışı 500 milyon, kendi şirketininki 300. Rakip daha büyük bir şirket; daha çok kâr etmesi, daha iyi gittiğini mi gösteriyor, yoksa yalnızca daha büyük olduğunu mu?

Toplantıdan sonra muhasebe müdürüne soruyor. Müdürün cevabı kısa: "İki şirketi karşılaştırmak için önce ikisini aynı boya getirmek gerekiyor. Bunun yolu bölmek."

Tek fikir

Oran, iki rakamı birbirine bölerek büyüklüğü ayıklar ve farklı boydaki şirketleri ya da farklı yılları karşılaştırılabilir kılar. Ama tek başına bir oran hiçbir şey söylemez; anlamını bir karşılaştırma zemininden, yan yana okunan öteki oranlardan ve payla paydanın nasıl seçildiğinden alır.

Kavram

Seviye 1'de tabloları okuduk ve satırları birbirine bağladık. Seviye 2 bu satırlara soru sormaya başlıyor ve ilk araç bölmedir. Ekonomi Akademisi'nin finansal oranlar dersi oranların türlerini ve bir mahalle fırınındaki hesaplarını kuram olarak kurar; bu modül aynı araçları bir çalışanın kendi şirketine ve rakiplerine sorduğu sorulara çeviriyor.

Oranın temel işi büyüklüğü ayıklamaktır. Beş yüz milyonluk bir şirketin kârı otuz milyonluk bir şirketinkinden büyük olacaktır; asıl soru, her lira satıştan ya da her lira özkaynaktan ne kadar kâr kaldığıdır. Oran aynı zamanda bir şirketin kendi geçmişiyle karşılaştırılmasını da kolaylaştırır: hasılat yüzde elli büyüdüyse kâr da büyümüş olabilir, ama marj aynı kalmış mı?

Ancak bir oran kendi başına iyi ya da kötü değildir. Net kâr marjı 0,08 olan bir şirket, marjı 0,03 olan bir süpermarket zincirine göre çok kârlı, marjı 0,25 olan bir yazılım şirketine göre zayıf görünebilir. Bu yüzden her oranın yanına bir zemin konur.

Zeminler birbirinin yerine geçmez. Geçmiş yıllarla karşılaştırma gidişi gösterir, sektörle karşılaştırma konumu, hedefle karşılaştırma sözün tutulup tutulmadığını, sözleşmedeki sınırla karşılaştırma bir riskin ne kadar yakın olduğunu. 3.5'te gördüğümüz borç ve FAVÖK oranının kredi sözleşmesindeki sınırı bu son türe bir örnekti.

İkinci kural, tek oranla yetinmemektir. Bir şirketin net kâr marjı iyi olabilir ama kârının yarısı kasaya girmiyor olabilir; özkaynak kârlılığı yüksek olabilir ama bunun nedeni ağır borç olabilir. Oranlar bir şirketin farklı yüzlerini gösterir ve bu modülde dört aileyi göreceğiz: kârlılık, varlık verimliliği, likidite ve borçluluk. Her biri bir soruya cevap verir; birlikte okunduklarında bir resim kurarlar.

Üçüncü kural, payla paydanın uyumudur. Gelir tablosundaki rakamlar bir yılın akışını gösterir, bilançodaki rakamlar bir günün stokunu. Bir akışı bir stoka böldüğünde, örneğin yıllık net kârı yıl sonu özkaynağa böldüğünde, payda yılın son gününe aittir; yıl içinde büyük bir değişiklik olduysa sonuç yanıltıcı olabilir. Bu yüzden analistler çoğu zaman yıl başı ve yıl sonu bakiyelerinin ortalamasını kullanır.

Dördüncü kural daha incedir: bir oran büyüklüğü ancak pay paydayla aynı oranda büyüyorsa tam olarak ayıklar. Giderlerin bir kısmı sabitse, satış büyüdükçe gider oranı kendiliğinden düşer; iki farklı boydaki şirketin gider oranı farkı, verimlilikten değil yalnız boy farkından gelebilir. Oranı okurken bu yüzden sorulacak son soru şudur: bu fark, işin kendisinden mi yoksa hesabın yapısından mı geliyor?

Bir de oranın nasıl iyileştirilebildiğine dikkat etmek gerekir. Bir oran pay büyüyerek de, payda küçülerek de iyileşir. Yıl sonunda borcunu birkaç günlüğüne kapatan bir şirketin borçluluk oranı iyileşir ama borç ilişkisi değişmez; 4.1'de gördüğümüz bilanço makyajı en çok oranlar üzerinden iş görür.

Vakalarda

Kâr tutarı rakipte büyük, ama satılan her yüz liradan elde kalan pay iki şirkette de sekiz lira. Bayinin cümlesi büyüklüğü başarıyla karıştırmış. Murat Bey ikinci bir oran ekliyor: kârın kasaya girme oranı. Kendi şirketinde 0,67, rakipte 0,45. Aynı marj, farklı kalite. Sonra özkaynak kârlılığına geçiyor ve payda seçiminin farkını görüyor: kendi şirketinin özkaynağı yıl içinde 76 milyondan 100 milyona çıkmıştı.

Aynı kâr, iki farklı oran. Kâr dağıtılmadığı için özkaynak yıl boyunca büyümüş; yıl sonu rakamı, kârı yılın büyük bölümünde şirkette olmayan bir sermayeye bölüyor. Murat Bey rakibin oranıyla karşılaştırırken iki şirkete de aynı paydayı uygulaması gerektiğini not ediyor.

Son olarak sabit giderlerin oranı nasıl etkilediğine bakıyor. 3.4'te faaliyet giderlerini ayırmışlardı: 18 milyon sabit, satışın 0,08'i kadar değişken. Satış yüzde on artarsa gider oranı ne olur?

Hiçbir şey daha verimli yapılmadan oran düşüyor; yalnız sabit gider daha büyük bir satışa yayılıyor. Rakibin gider oranı daha düşükse, bunun bir kısmı yalnızca daha büyük olmasından gelebilir.

Brüt kâr marjı neredeyse yerinde duruyor; net kâr marjı dörtte birin altına inmiş. Tek oran şirketin üretim tarafının sağlam olduğunu söylüyor, ikinci oran aradaki satırlarda bir şeyin bozulduğunu. Elif farkın nereden geldiğini 3.6'dan biliyor: kur farkı. Toplantıya iki oranı birlikte götürmeye ve aradaki farkı tek bir satırla açıklamaya karar veriyor. Bir sonraki adım olarak sektördeki halka açık yan sanayi şirketlerinin marjlarını KAP'tan çıkarıp kendi şirketinin konumunu bir zemine oturtmayı planlıyor. Bunu yaparken bir şeye dikkat edeceğini not ediyor: halka açık şirketlerin tabloları enflasyona göre düzeltilmiş olabilir, kendi şirketinin iç raporları ise düzeltilmemiş. İki marjı yan yana koymadan önce ikisinin aynı esasla hesaplandığından emin olması gerekiyor; aksi halde karşılaştırma, oranın en temel vaadini, aynı ölçüyle ölçmeyi bozar.

Ne biliyoruz

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBüyüklüğü başarı sanmak.
Doğrusu

Daha büyük bir şirket daha çok kâr eder; karşılaştırma her lira satıştan ya da sermayeden kalan kârla yapılır.

Yaygın yanlışTek bir oranla hüküm vermek.
Doğrusu

Aynı marja sahip iki şirketin kârının kasaya girme oranı, borcu ve varlık verimliliği çok farklı olabilir.

Yaygın yanlışBir yıllık akışı yıl sonu bakiyesine bölüp yıl içindeki büyük değişiklikleri gözden kaçırmak.
Doğrusu

Payda yıl içinde çok değiştiyse ortalama bakiye kullanılır ve karşılaştırılan her şirkete aynı tanım uygulanır.

Yaygın yanlışBir oranın iyileşmesini işin iyileşmesi sanmak.
Doğrusu

Oran payda küçülerek de iyileşir ve sabit giderler büyüyen satışa yayıldığında kendiliğinden düşer.

Finans Defteri

Defter: Oran sayfası: iki yılın net kâr marjı, iki paydalı özkaynak kârlılığı, her oranın zemini ve zeminin neden seçildiği.

Özet

  1. Oran iki rakamı birbirine bölerek büyüklüğü ayıklar ve farklı boydaki şirketleri ya da farklı yılları karşılaştırılabilir kılar.
  2. Tek başına bir oran bir şey söylemez; anlamını geçmiş yıllar, sektör, hedef ya da sözleşme sınırı gibi bir zeminden alır.
  3. Oranlar birlikte okunur; aynı marj farklı nakit kalitesini, borcu ya da varlık verimliliğini saklayabilir.
  4. Akışı bir bilanço kalemine bölerken ortalama bakiye kullanılır; sabit giderler oranı büyüklükle değiştirir ve oran payda küçülerek de iyileşir.

Kendini sına

  1. Murat Bey'in şirketi ile rakibin net kâr marjları nedir ve bayinin cümlesindeki hata nerededir?
  2. Murat Bey'in şirketinde özkaynak kârlılığı yıl sonu ve ortalama özkaynakla neden farklı çıkıyor?
  3. Elif'in şirketinde brüt kâr marjı ile net kâr marjı neden farklı hikâyeler anlatıyor?

Yanıtlar

  1. İkisi de 0,08. Rakip daha çok kâr etmiş çünkü daha büyük; her lira satıştan kalan kâr aynı. Bayinin cümlesi büyüklüğü başarıyla karıştırıyor.
  2. Çünkü özkaynak yıl içinde dağıtılmayan kârla 76 milyondan 100 milyona büyüdü. Yıl sonu rakamı 0,24, ortalama 88 milyonla 0,273 veriyor. Kârı yılın tamamında şirkette olan sermayeye bölmek için ortalama daha uygun; asıl önemli olan iki şirkete aynı tanımın uygulanması.
  3. Brüt kâr marjı 0,2'den 0,19'a, yani çok az düştü; üretim tarafı sağlam. Net kâr marjı 0,037'den yaklaşık 0,0083'e indi; aradaki satırlarda, özellikle kur farkında bir şey bozuldu. İki oran birlikte okunmadan sorunun yeri bulunamaz.

Sonraki derse köprü

Bu derste net kâr marjı ve özkaynak kârlılığı bir oranın nasıl okunacağını göstermek için kullanıldı. Sonraki ders kârlılık oranlarının kendisine geçiyor: brüt, faaliyet ve net kâr marjını adım adım hesaplayacak ve iki yılı karşılaştırarak bozulmanın hangi satırda başladığını bulacaksın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.