İçeriğe geç

4.6 · Seviye 1 · Muhasebenin dili

Özkaynak

Ödenmiş sermaye, geçmiş yıl kârları ve yedeklerin neyi anlattığını, kâr dağıtımının özkaynağı nasıl azalttığını görür

Finans Akademisi — M04, Bilanço · 1.608 kelime · 2 vaka durumu · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Vaka kişileri ve kurumları kurgusaldır; araştırmalar, standartlar ve kaynaklar gerçektir. Derslerdeki hesaplar yeniden hesaplanarak denetlenir.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Özkaynak, varlıklardan borçlar çıkarıldığında ortaklara kalan paydır ve bir nakit tutarı değildir.
  2. Ödenmiş sermaye, primler, yedekler, geçmiş yıllar kârları ve dönem kârından oluşur.
  3. Türkiye'de yıllık kârın bir kısmı, ödenmiş sermayenin belirli bir oranına ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır.
  4. Kâr dağıtımı nakdi ve özkaynağı birlikte azaltır; birikmiş zararlar ise özkaynağı yatırılan sermayenin altına indirir.

Açılış

Murat Bey'in şirketinin genel kurul toplantısı yaklaşıyor ve ortaklardan biri net bir talep getiriyor: "Şirket bu yıl 24 milyon lira kâr etti. Bilançoya bakıyorum, özkaynak 100 milyon. Bu paranın en az yarısını ortaklara dağıtalım. Yıllardır kâr payı almıyoruz."

Finans müdürü başını sallıyor ama bir sayfayı daha açıyor: bankadaki nakit yalnızca 8 milyon ve yıl sonu nakit koşulu bankayla ancak yeni çözüldü. Ortak itiraz ediyor: "Özkaynak 100 milyonsa para da bir yerdedir." Murat Bey bu cümlenin yanlış olduğunu seziyor ama nedenini anlatamıyor. Özkaynak 100 milyon lira; o zaman o 100 milyon lira nerede?

Tek fikir

Özkaynak, varlıklardan borçlar çıkarıldığında ortaklara kalan paydır. Bir kasa değil, bir haktır: ortakların şirkete koyduğu paradan ve kâr olarak işletmede bıraktıklarından oluşur; karşılığı nakitte değil, işletmenin bütün varlıklarına dağılmış halde durur.

Kavram

Bilançonun sağ tarafının son kalemi, borçlar çıkarıldıktan sonra kalan kısımdır. Muhasebe denklemini tersinden okursak, özkaynak varlıklar eksi borçlardır; denklemin geride kalan parçası.

Özkaynağın içinde birkaç ayrı kalem durur ve her biri başka bir hikâye anlatır. Ödenmiş sermaye, ortakların şirket kurulurken ya da sermaye artırımlarında şirkete koyduğu paradır. Payların nominal değerinin üzerinde bir fiyatla çıkarıldığı durumlarda, aradaki fark paylara ilişkin primler olarak ayrı gösterilir; yatırımcılardan para toplayan genç şirketlerde bu kalem sermayeden çok büyük olabilir. Yedekler, kanunun ya da şirket sözleşmesinin kârdan ayrılmasını istediği tutarlardır. Geçmiş yıllar kârları, dağıtılmayan kârların birikimidir. Dönem kârı ise bu yılın gelir tablosundan gelen ve henüz dağıtım kararı verilmemiş kârdır.

Türkiye'de anonim şirketler için kanunun öngördüğü yedeklerin başında genel kanuni yedek akçe gelir. Türk Ticaret Kanunu'nun 519. maddesine göre yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar bu yedeğe ayrılır; kanun belirli durumlarda, sınıra ulaşıldıktan sonra da bazı tutarların yedeğe eklenmesini ister. Bu yedeğin amacı, işler kötü gittiğinde zararları karşılayacak bir tampon oluşturmaktır ve sermayenin belirli bir oranını aşmadıkça serbestçe dağıtılamaz.

Özkaynakla ilgili en yaygın yanılgı, onu bir para miktarı sanmaktır. Özkaynak bir hesap sonucudur: varlıklardan borçlar çıkarılınca kalan rakam. Şirketin 100 milyon liralık özkaynağı varsa, bu, şirketin bir yerde 100 milyon lirası olduğu anlamına gelmez; 100 milyon liralık varlığın ortaklarca finanse edildiği anlamına gelir. Bu varlıklar makineler, binalar, stoklar ve bayi alacakları olabilir. Kâr payı ise nakit olarak ödenir. Bu yüzden özkaynağı büyük ama nakdi az bir şirket, kâr payı dağıtmak için ya bir varlığını satmak ya da borçlanmak zorunda kalabilir.

Kâr dağıtıldığında iki taraf birlikte küçülür: nakit azalır ve özkaynak aynı tutarda azalır. Dağıtılmayan kâr ise özkaynakta kalır ve işletmenin büyümesini finanse eder. Bir işletmenin geçmiş yıllar kârları kalemi büyükse, ortakları yıllar boyunca kârı işletmede bırakmayı seçmiştir; kalem eksiyse, işletme birikmiş zarar taşıyordur. Zarar eden bir işletmede özkaynak her yıl zarar kadar erir ve sıfıra yaklaşırsa, ortakların payı fiilen kalmamış demektir. Türk Ticaret Kanunu bu erimeye iki eşik koyar. 376. maddeye göre son yıllık bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar nedeniyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve iyileştirici önlemler sunar. Bu toplamın üçte ikisi karşılıksız kalmışsa, genel kurul sermayenin üçte biriyle yetinmeye ya da sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. Örnek olarak sermayesi 10 milyon, kanuni yedekleri 2 milyon lira olan ve 7 milyon lira birikmiş zarar taşıyan bir şirket düşünelim.

Bu şirkette yönetim kurulunun genel kurulu toplamaya ve önlem sunmaya zorunlu olduğu bir durum doğmuştur. Hangi kalemlerin hesaba katılacağının ayrıntıları ilgili Bakanlık düzenlemesiyle belirlenir; gerçek bir şirkette bu hesap mali müşavirle birlikte yapılmalıdır. Okur için önemli olan, özkaynağın erimesinin yalnızca bir muhasebe rakamı olmadığı, belirli bir noktadan sonra hukuki sonuç doğurduğudur.

Vakalarda

Kâr dağıtımına genel kurul karar verir; yönetim kurulu yalnızca bir öneri sunar. Murat Bey o öneriyi hazırlamak için ortakların talebini rakamlarla ele alıyor. Yarısının dağıtılması 12 milyon lira demek; ama kasada 8 milyon var ve banka sözleşmesi yıl sonunda 15 milyon nakit istiyor. Dağıtım yapılırsa şirket ya bayi alacaklarının tahsilatını beklemek ya da kısa vadeli kredi almak zorunda kalacak.

Özkaynak 88 milyona inecek, ama asıl sorun nakit tarafında. Bilançonun sol tarafında, dağıtılacak kâr payını karşılayacak kadar nakit yok. Murat Bey genel kurula iki aşamalı bir öneri götürüyor: bu yıl 6 milyon liralık kâr payı, bayi tahsilatları geldikten sonra, ilkbaharda; kalan kâr işletmede bırakılsın ve yeni boya kabini yatırımını finanse etsin. Ortaklara bir de şunu gösteriyor: 52 milyonluk geçmiş yıllar kârları, ortakların yıllar içinde şirkete bıraktığı paradır ve bugün makinelerin, binanın ve bayi alacaklarının içinde duruyor; kasada değil.

Yatırımcılar şirkete 270 milyon lira koymuş, ama özkaynak 70 milyon. Aradaki 200 milyon, yıllar içinde biriken zararlarla erimiş. Zeynep zararın bu hızla sürmesi halinde ne olacağını görmek için basit bir hesap yapıyor.

Zararlar aynı hızla sürerse, özkaynak iki yıldan kısa sürede sıfıra yaklaşacak. Şirketin bankada hâlâ yatırımcı parası olması bu tabloyu değiştirmiyor: nakit azaldıkça varlıklar küçülüyor ve özkaynak da onunla birlikte eriyor. Zeynep bunun, yatırımcıların halka arzı ya da yeni bir sermaye turunu neden konuştuğunu açıkladığını fark ediyor. Pazarlama bütçesini savunurken bundan sonra yalnızca müşteri kazanmayı değil, zararın ne zaman daralacağını da göstermesi gerekecek. Finans müdürüne şirketin kanundaki eşiklere ne kadar yakın olduğunu da soruyor. Müdür, hesabın hangi kalemlerin sayılacağına bağlı olduğunu, yatırımcılardan gelen primlerin hukuki niteliğinin de dikkate alındığını ve yönetim kurulunun bu oranı her çeyrek mali müşavirle birlikte izlediğini söylüyor.

Murat Bey'in şirketinde büyük bir özkaynak, küçük bir kasanın arkasında duruyordu. Zeynep'in şirketinde ise büyük bir sermaye, yıllarca süren zararlarla küçük bir özkaynağa dönüşmüştü.

Ne biliyoruz

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışÖzkaynağı şirketin kasasındaki para sanmak.
Doğrusu

Özkaynak varlıklardan borçların çıkarılmasıyla bulunan bir farktır; karşılığı bütün varlıklara dağılmıştır.

Yaygın yanlışKârlı bir şirketin kâr payı dağıtabileceğini varsaymak.
Doğrusu

Kâr payı nakitle ödenir; kâr eden ama nakdi az bir şirket dağıtım için borçlanmak zorunda kalabilir.

Yaygın yanlışYatırımcıların koyduğu toplam parayı özkaynak sanmak.
Doğrusu

Birikmiş zararlar bu tutarı eritir; özkaynak, konan sermayeden çok küçük olabilir.

Yaygın yanlışYasal yedekleri dağıtılabilir kâr saymak.
Doğrusu

Genel kanuni yedek akçe belirli amaçlar dışında kullanılamaz.

Finans Defteri

Defter: Özkaynak sayfası: beş kalem, son dağıtım ve aynı yılın nakit değişimi.

Özet

  1. Özkaynak, varlıklardan borçlar çıkarıldığında ortaklara kalan paydır ve bir nakit tutarı değildir.
  2. Ödenmiş sermaye, primler, yedekler, geçmiş yıllar kârları ve dönem kârından oluşur.
  3. Türkiye'de yıllık kârın bir kısmı, ödenmiş sermayenin belirli bir oranına ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır.
  4. Kâr dağıtımı nakdi ve özkaynağı birlikte azaltır; birikmiş zararlar ise özkaynağı yatırılan sermayenin altına indirir.

Kendini sına

  1. Murat Bey'in şirketinin 100 milyonluk özkaynağı hangi kalemlerden oluşuyor ve bu yıl genel kanuni yedek akçeye kâr ayırmak gerekiyor mu?
  2. Ortakların istediği 12 milyonluk dağıtım bilançoyu nasıl etkiler ve neden nakit sorununa yol açar?
  3. Zeynep'in şirketine yatırımcılar 270 milyon koyduğu halde özkaynak neden 70 milyon?

Yanıtlar

  1. 20 milyon ödenmiş sermaye, 4 milyon genel kanuni yedek akçe, 52 milyon geçmiş yıllar kârları ve 24 milyon dönem kârı. Yedek, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisi olan 4 milyon liralık sınıra ulaştığı için bu yıl yüzde beşlik ayırma gerekmez.
  2. Özkaynak 100 milyondan 88 milyona, nakit de 12 milyon azalır. Ama kasada yalnızca 8 milyon var ve banka yıl sonunda 15 milyon nakit istiyor; dağıtım için ya tahsilat beklenmeli ya da borçlanılmalıdır. Özkaynak büyük olsa da karşılığı nakitte değil, makinelerde, binada ve alacaklardadır.
  3. Çünkü geçmiş yıllarda biriken 160 milyon ve geçen yılın 40 milyon liralık zararı özkaynaktan düşülür. 15 milyon sermaye ve 255 milyon primden 200 milyonluk zarar çıkınca 70 milyon kalır.

Sonraki derse köprü

Murat Bey'in şirketi fabrika binasını satın almıştı, ama birçok işletme bina, depo ve araçlarını kiralar. Bir kira sözleşmesi yıllarca sürecek bir ödeme yükümlülüğü ve yıllarca kullanılacak bir varlık demektir. Sonraki ders kiralamaların bilançoda nasıl kullanım hakkı varlığı ve kira yükümlülüğü olarak göründüğünü işliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.