İçeriğe geç

2.1 · Seviye 1 · Muhasebenin dili

Muhasebe bir dildir

Muhasebenin ekonomik olayı nasıl sayıya çevirdiğini ve neyi dışarıda bıraktığını görür

Finans Akademisi — M02, Muhasebenin Mantığı · 1.600 kelime · 2 vaka durumu · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Vaka kişileri ve kurumları kurgusaldır; araştırmalar, standartlar ve kaynaklar gerçektir. Derslerdeki hesaplar yeniden hesaplanarak denetlenir.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Muhasebe bir işletmenin ekonomik hayatını kurallarla sayıya çeviren bir dildir; sözcükleri hesaplar, dilbilgisi kayıt kurallarıdır.
  2. Parayla ölçme ilkesi gereği güvenilir bir tutara bağlanamayan değerler, kendi yaratılan marka gibi, bilançoya girmez.
  3. Tarihî maliyet ilkesi varlıkları edinildikleri tarihteki fiyatla tutar; tablo bugünkü değeri kendiliğinden göstermez.
  4. Bir bilanço bir şirketin değerinin tamamını değil, muhasebe dilinin çevirebildiği kısmını anlatır.

Açılış

Kadıköy'deki şirketin halka arz hazırlığı yaptığı söylentisi koridorlarda dolaşırken Zeynep, hayatında ilk kez şirketinin bilançosunu açıyor. Finans ekibinden bir arkadaşı geçen yılın denetlenmiş tablolarını göndermiş. Zeynep sayfaları çevirirken bir şey arıyor: üç yıldır üzerinde çalıştığı marka. Müşteri anketlerinde bilinirliği iki katına çıkmış, sosyal medyada yüz binlerce takipçisi var, ajans onun "şirketin en değerli varlığı" olduğunu söylüyor.

Bilançoda bir "Maddi olmayan duran varlıklar" satırı buluyor ama içinde yalnız bir muhasebe yazılımının lisansı ve alan adı kayıtları var. Marka hiçbir satırda yok. Üç yılda markaya harcanan reklam bütçesi ise gelir tablosunda, her yıl gider olarak duruyor. Zeynep arkadaşına mesaj atıyor: "Markamız nerede? Bu tablo yanlış mı?" Cevap kısa geliyor: "Yanlış değil. Muhasebe markayı böyle görüyor." Zeynep bu cümlenin ne demek olduğunu anlamak istiyor.

Tek fikir

Muhasebe, bir işletmenin ekonomik hayatını belirli kurallarla sayıya çeviren bir dildir. Her dil gibi bazı şeyleri çok iyi, bazılarını hiç anlatamaz; tabloyu okuyan kişi neyin çevrildiğini olduğu kadar neyin çevrilmediğini de bilmelidir.

Kavram

Bir dilin sözcükleri ve dilbilgisi vardır. Muhasebenin sözcükleri hesaplardır: kasa, alacak, stok, makine, borç, satış, kira gideri. Dilbilgisi ise hangi olayın hangi sözcükle, ne zaman ve hangi tutarla yazılacağını söyleyen kurallardır. Türkiye'de bu dilbilgisinin iki lehçesi var: vergi için tutulan defterlerin kuralları ve yatırımcılar için hazırlanan finansal raporlama standartları. İkisinin farkı Ders 2.6'nın konusu. Bu derste iki lehçenin ortak temelini, yani muhasebenin dünyayı hangi gözlüklerle gördüğünü kuruyoruz.

Muhasebenin dünyaya bakışını birkaç temel ilke belirler. Bunların ikisi, Zeynep'in sorusunun cevabını doğrudan verir.

Çalışanların becerisi, müşterilerin sadakati, ekibin birlikte çalışma alışkanlığı ve bir markanın zihinlerdeki yeri, bir işletmenin en değerli varlıkları arasında olabilir. Ama bunların hiçbiri belirli bir gün, belirli bir tutarla satın alınmamıştır ve hiçbirinin güvenilir bir fiyatı yoktur. Muhasebe dili bu yüzden onları sayıya çeviremez. Kendi yarattığı bir marka, uluslararası muhasebe standartlarına göre bilançoya varlık olarak alınmaz; o markayı kurmak için yapılan harcamalar gider olarak yazılır. Ama aynı marka bir başka şirket tarafından satın alınırsa, ödenen bedel bir işlem olarak ortaya çıkar ve alıcının bilançosuna girer.

İki şirketin elinde aynı marka var; birinin bilançosu onu sıfır gösteriyor, ötekininki yirmi milyon lira. Hiçbiri yanlış değil. Muhasebe dili bir şeyi ancak bir işlemle karşılaştığında sayıya çevirir.

Tarihî maliyetin bir gücü var: doğrulanabilir. Bir arsanın on beş yıl önce kaça alındığı faturayla kanıtlanır; bugün kaç ettiği ise bir tahmindir. Ama aynı ilke, tabloyu geçmişe bağlar. Özellikle yüksek enflasyonda, eski tarihte alınmış varlıklar bugünün parasıyla çok düşük görünür. Ders 1.6'da geçmişteki bir tutarı bugüne taşımayı görmüştük; tarihî maliyetle tutulan bir bilanço, bu taşımayı kendiliğinden yapmaz. Türkiye'de yüksek enflasyon dönemleri için öngörülen enflasyon düzeltmesi bu açığı kısmen kapatır; nasıl çalıştığı Ders 6.4'te işlenecek.

Muhasebe dilinin başka ilkeleri de var ve tabloyu okuyan kişi onları bilmeden okur. İşletme sahibinden ayrı bir kişi gibi kaydedilir: dükkân sahibinin evinin kirası dükkânın gideri değildir. İşletmenin süreceği varsayılır: makine, on yıl kullanılacağı varsayılarak on yıla yayılır. Belirsizlik karşısında ihtiyatlı davranılır: beklenen kayıplar erken, beklenen kazançlar gerçekleşince yazılır. Bu ilkelerin her biri bir tercihtir ve her tercih bir şeyi görünür, başka bir şeyi görünmez kılar.

Bu dilin neyi dışarıda bıraktığı, son yıllarda muhasebe araştırmalarının en çok tartışılan konularından biri oldu. Yazılım, ilaç ya da hizmet şirketlerinde değerin büyük kısmı fabrikada ya da depoda değil, insanda, yazılımda, müşteri ilişkisinde ve markada duruyor. Bu şirketlerin bilançoları onların değerini fabrika şirketlerininkinden çok daha az anlatıyor. Bazı araştırmacılar bu yüzden finansal tabloların yatırımcı için önemini kaybettiğini savunuyor; bazıları ise tabloların hâlâ en güvenilir ortak dil olduğunu, eksikliklerinin dipnotlarla ve başka bilgilerle tamamlanması gerektiğini söylüyor.

Finansçı olmayan bir okur için bu tartışmanın pratik sonucu basit. Bir bilanço bir şirketin değerinin tamamını değil, muhasebe dilinin çevirebildiği kısmını gösterir. Tabloda olmayan bir şey yok demek değildir; tabloda olan bir şey ise bugünkü değeri demek değildir. Dört sorunun birincisi, "neyi ölçüyor", muhasebede her satır için bu sınırı sormaktır. Bir tabloyu açmadan önce sorulacak üç pratik soru da buradan çıkar. Tablo hangi kurallarla hazırlandı: vergi defterinin kurallarıyla mı, finansal raporlama standartlarıyla mı? Hangi tarihin parasıyla yazıldı: tarihî maliyetle mi, enflasyona göre düzeltilmiş tutarlarla mı? Ve bağımsız bir denetçi tarafından incelendi mi? Bu üç sorunun cevabı tablonun ilk sayfalarında ya da dipnotlarında yazar ve tablonun geri kalanını nasıl okuyacağını belirler.

Muhasebenin iç mekanizması, yani işlemlerin hesaplara nasıl yazıldığı, Ekonomi Akademisi'nin "Muhasebenin mantığı" dersinde ayrıntısıyla, çift kaydın Venedik'teki tarihiyle birlikte anlatılır. Girişimcilik Akademisi ise aynı dili bir kurucunun kendi işinin üç tablosunu okuması için kurar. Bu modül, bir kurumun içinde çalışan kişinin o dili okuması için gereken kadarını kuruyor.

Vakalarda

Bu oran şirketin gizli bir hazinesi olduğu anlamına gelmiyor; aradaki farkın büyük kısmı on beş yılın fiyat artışından geliyor ve şirket arsayı satmadıkça bu değer nakde dönmüyor. Ama bayiye verilecek cevap açık: bilançodaki tutar arsanın bugün kaç ettiğini değil, kaça alındığını gösteriyor. Murat Bey bayiye, şirketin bu tür varlıklarını değerlendirirken bilançonun dipnotlarına ve varsa yeniden değerleme bilgisine bakmasını öneriyor.

Zeynep'in markası bilançoda hiç görünmüyordu, Murat Bey'in arsası ise çok küçük görünüyordu. İki eksiklik iki ayrı ilkeden doğuyordu: biri ölçülemeyeni hiç yazmayan, öteki bir kez ölçüleni bugüne taşımayan bir kuraldan. İkisinde de tablo doğruydu; eksik olan, okurun tablonun hangi dille yazıldığını bilmesiydi.

Ne biliyoruz

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBilançoyu bir şirketin değeri sanmak.
Doğrusu

Bilanço yalnız muhasebe dilinin çevirebildiği varlıkları gösterir; marka, ekip ve müşteri ilişkisi gibi değerler çoğu zaman tablonun dışında kalır.

Yaygın yanlışTablodaki tutarı bugünkü değer sanmak.
Doğrusu

Tarihî maliyetle kaydedilmiş bir arsa ya da makine, bugünkü piyasa değerinden çok farklı bir tutarla görünebilir; özellikle yüksek enflasyonda bu fark büyüktür.

Yaygın yanlışMuhasebenin dışarıda bıraktığı şeyleri yok saymak.
Doğrusu

Tabloda görünmemesi, bir şeyin değersiz olduğu anlamına gelmez; yalnız güvenilir biçimde ölçülemediği anlamına gelir. Bu değerler başka göstergelerle izlenmelidir.

Finans Defteri

Defter: Muhasebe dili sayfası: üç değerli varlık, bilançoda görünüp görünmediği, görünüyorsa hangi tutarla ve görünmeyenler için önerilen gösterge.

Özet

  1. Muhasebe bir işletmenin ekonomik hayatını kurallarla sayıya çeviren bir dildir; sözcükleri hesaplar, dilbilgisi kayıt kurallarıdır.
  2. Parayla ölçme ilkesi gereği güvenilir bir tutara bağlanamayan değerler, kendi yaratılan marka gibi, bilançoya girmez.
  3. Tarihî maliyet ilkesi varlıkları edinildikleri tarihteki fiyatla tutar; tablo bugünkü değeri kendiliğinden göstermez.
  4. Bir bilanço bir şirketin değerinin tamamını değil, muhasebe dilinin çevirebildiği kısmını anlatır.

Kendini sına

  1. Zeynep'in şirketinin üç yılda markaya harcadığı reklam bütçesi neden bilançoda bir varlık olarak görünmüyor?
  2. On beş yıl önce 2.000.000 liraya alınan bir arsa bugün 60.000.000 lira ediyorsa, bilançoda neden çok küçük görünür?
  3. Bilanço ile bir şirketin piyasa değeri arasındaki fark ne anlatabilir?

Yanıtlar

  1. Çünkü muhasebe, bir işletmenin kendi yarattığı markayı güvenilir bir tutara bağlayamaz ve standartlar böyle bir markanın varlık olarak kaydedilmesine izin vermez. Markayı kurmak için yapılan harcamalar gider olarak yazılır. Aynı marka bir başka şirkete satılsaydı, alıcı ödediği bedeli bilançosuna varlık olarak kaydederdi.
  2. Çünkü tarihî maliyet ilkesine göre arsa edinildiği tarihteki fiyatıyla kayıtlıdır ve yeniden değerleme ya da enflasyon düzeltmesi yapılmadıkça bu tutar değişmez. Bilançodaki tutar arsanın kaça alındığını gösterir, bugün kaç ettiğini değil.
  3. Farkın bir kısmı muhasebe dilinin çeviremediği değerlerin, örneğin marka, ekip ve müşteri ilişkisinin fiyatıdır. Bir kısmı da tarihî maliyetle tutulan varlıkların bugünkü değeri ile kayıtlı değeri arasındaki farktır. Fark bir beklentiyi de içerir ve beklenti değişirse piyasa değeri değişir.

Sonraki derse köprü

Muhasebe dili bir şeyi ancak bir işlemle karşılaştığında yazıyordu: markayı satın alan şirket onu kaydetti, kendi kuran kaydetmedi. Peki bir işlem gerçekleştiğinde tam olarak ne yazılıyor? Her işlemin bir değil iki yüzü vardır: paranın nereden geldiği ve nereye gittiği. Sonraki ders çift taraflı kaydı, bir işlemin bu iki yüzünü bir kayıt üzerinde göstererek işliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.