İçeriğe geç

P03-D05-M03-02·Stoacılık

Kader

temel3.797 kelime≈ 25 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Stoacılara göre evrende nedensiz hiçbir şey olmaz ve kader, logosun zaman içindeki işleyişi olan kopmayan bir nedenler zinciridir; ama bu zincirin halkaları arasında insanın kendi kararları da vardır.

Aulus Gellius Khrysippos'un kaderi sonsuzdan beri birbirine bağlı, değiştirilemez bir doğal düzen olarak tanımladığını ve silindir benzetmesini aktardı, Cicero tembellik argümanını, Khrysippos'un birlikte kaderlenme cevabını ve yetkin nedenler ile yardımcı nedenler ayrımını anlattı, Hippolytos arabaya bağlı köpek benzetmesini, Epiktetos ve Seneca ise Kleanthes'in kader isteyeni götürür, istemeyeni sürükler diye biten duasını korudu.

Bir olayda kader ile sorumluluk dört adımla ayrılır: olayın dış nedenini belirlemek, kişinin kendi yapısının katkısını ayırmak, olayın başka olaylarla birlikte kaderlenip kaderlenmediğini sormak ve kişinin olaya karşı tutumunu izlemek.

Belirlenmiş yapı, bilinemezlik ve boyun eğiş itirazları, sorumluluğun bir eylemin kişinin kendi yapısından gelmesi olduğunu, bilmediğimiz için eylemek zorunda olduğumuzu ve kaderin henüz olmamış olanın değil yalnızca gerçekleşmiş olanın kabulünü istediğini gördüğümüzde kısmen cevaplanabilir.

Bu yüzden Stoacı kader, insanı zincirin dışında değil içinde bir halka olarak görür; ve bir insanın bir izlenime onay verip vermemesi onun sorumluluğunun merkezi olduğuna göre, bir izlenimin içeriğinin, yani söylenen ve düşünülen şeyin ne olduğu sorusu, Stoacıların lekta öğretisine götürür.

Açılış sahnesi

Kerem, Helenistik Yaşam Okulları bölümünün on üçüncü panosu için bir yokuş çiziyor. Yokuşun başında bir el, bir silindiri hafifçe itiyor; silindir yokuştan aşağı yuvarlanıyor. Silindirin yanına bir topaç çiziyor; aynı el onu da çeviriyor ve topaç kendi ekseninde dönmeye başlıyor. Cicero'nun Kader Üzerine adlı eserine göre Khrysippos, kader ile insanın sorumluluğunu birlikte savunmak için bu iki örneği kullanmıştı: itiş, silindirin hareketini başlatır; ama silindirin yuvarlanması ve topacın dönmesi, itişten değil, onların kendi biçimlerinden gelir. Kerem, panonun altına bir soru yazıyor: her şey önceden belirlenmişse, benim biçimim de belirlenmiş değil midir?

Selin, Stoacıların kaderi birbirine bağlı nedenlerin hiç kopmayan bir zinciri olarak tanımladığını okumuş. Tolga, arabaya bağlı bir köpeğin ister istemez arabayla gideceği, ama ya gönüllü koşabileceği ya da sürüklenebileceği benzetmesini soruyor. Lina, her şey önceden belirlenmişse bir şey yapmaya çalışmanın bir anlamı olup olmadığını merak ediyor. Barış, bir duruşmada yaptıklarını kaderine bağlayan bir sanığı hatırlıyor. Defne ise hastalığını yazgı sayıp tedaviyi reddeden bir hastasını düşünüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Helenistik Yaşam Okulları kursunda, Stoacıların kaderi neden birbirine bağlı nedenlerin kopmayan bir zinciri olarak tanımladığını, Khrysippos'un silindir benzetmesinin kader ile sorumluluğu nasıl birlikte savunduğunu ve tembellik argümanı denen itiraza Stoacıların ne cevap verdiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Logos dersi, Stoacıların evreni baştan sona bir akılla düzenlenmiş bir bütün olarak gördüğünü gösterdi. Bu ders, o düzenin insanın seçimleri için ne anlama geldiğini soruyor. Atomculuk dersinde, Epikurosçuların atomların sapması düşüncesini her şeyi zorunluluğa bağlayan bir evrene karşı özgürlüğü korumak için ileri sürdüğü görülmüştü; Stoacılar ise sapmayı, nedensiz bir olayı kabul ettiği için reddeder. Felsefeye Giriş ve Yöntem Akademisi'nin Mantık ve Akıl Yürütme programında, Modal ve Yoğun Mantıklar kursunun zaman dersinde ise geleceğe dair bir cümlenin şimdiden doğru olmasından kaçınılmazlık çıkaran mantıksal kadercilik incelenmişti; Stoacı kader, bir mantık değil, bir nedenler öğretisidir.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Aulus Gellius'un Attika Geceleri'nde korunan bir bölüm, Khrysippos'un kader tanımını ve silindir benzetmesini aktarır. Cicero'nun Kader Üzerine adlı eseri, tembellik argümanını, Khrysippos'un ona verdiği cevabı ve nedenler arasındaki ayrımı anlatır. Hippolytos'un aktardığı arabaya bağlı köpek benzetmesi ile Kleanthes'in Epiktetos ve Seneca'da korunan duası ise, kadere karşı takınılabilecek tutumları gösterir.

Ardından üç itirazı tartacağız: insanın biçiminin de belirlenmiş olduğu için sorumluluğun boş kaldığı, birlikte kaderlenmiş olayların bilinemediği ve kadere uyma öğüdünün bir boyun eğiş ahlakı olduğu itirazları.

Sonda, bir olayda kader ile sorumluluğu ayırmanın dört adımını göstereceğiz: olayın dış nedenini belirlemek, kişinin kendi yapısının katkısını ayırmak, olayın başka olaylarla birlikte kaderlenip kaderlenmediğini sormak ve kişinin olaya karşı tutumunu izlemek.

Merkez soru

Sorumuz şu: Stoacılar kaderi neden birbirine bağlı nedenlerin kopmayan bir zinciri olarak tanımlar, Khrysippos'un silindir benzetmesi kader ile sorumluluğu nasıl birlikte savunur ve tembellik argümanına Stoacılar ne cevap verir?

Ölçülü iddiam şu: Stoacılara göre evrende nedensiz hiçbir şey olmaz; her olay, öncekilerden doğar ve sonrakilerin nedeni olur; kader, bu kopmayan nedenler zincirinin adıdır ve logosun, yani evrenin aklının, zaman içindeki işleyişidir; ama Khrysippos, bir olayın dış nedeni ile o olaya katılan şeyin kendi yapısını ayırır: bir itiş bir silindirin hareketini başlatır, ama yuvarlanma silindirin biçiminden gelir; benzer biçimde, bir izlenim bir insanın önüne bir şey koyar, ama ona onay verip vermemek o insanın kendi aklının yapısına bağlıdır; bu yüzden kader, sorumluluğu ortadan kaldırmaz; tembellik argümanına karşı ise Khrysippos, bazı olayların birlikte kaderlendiğini söyler: iyileşmek kaderse, doktor çağırmak da o kaderin bir parçasıdır; ama bu savunma, insanın kendi yapısının da zincirin bir ürünü olduğu itirazını tamamen gidermez. Aulus Gellius'a göre Khrysippos kaderi, sonsuzdan beri birbirini izleyen ve birbirine bağlı olan, değiştirilemez bir doğal düzen olarak tanımlar. Cicero'ya göre Khrysippos, nedenleri ikiye ayırır: yetkin ve asıl nedenler ile yardımcı ve yakın nedenler. Kader, yardımcı ve yakın nedenlerle işler; asıl neden ise şeyin kendi doğasıdır. Hippolytos'a göre Zenon ve Khrysippos, bir arabaya bağlı bir köpeğin, isterse arabayla birlikte koştuğunu, istemezse sürüklendiğini söyler. Seneca'nın Latinceye çevirdiği Kleanthes'in duasına göre, kader isteyeni götürür, istemeyeni sürükler.

Sıfır noktası

Bir öğrenci kader sözcüğünü duyduğunda, onu çoğu zaman bir yazgı olarak düşünür. Kader, bir insanın başına gelecek olanların önceden yazıldığı bir kitaptır; ne yaparsa yapsın, olacak olan olur. Bu okumada kadere inanan biri, çabalamanın bir anlamı olmadığını, başına geleni yalnızca kabul edebileceğini düşünür.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Stoacı kader bir kitap değil, bir nedenler zinciridir. Olacak olan, bir yazıcının iradesiyle değil, birbirine bağlı nedenlerin işleyişiyle olur; ve bu zincirin halkalarından biri de insanın kendi kararlarıdır. Bir insanın bir şeyi yapıp yapmaması, zincirin dışında değil, içindedir. İkincisi, Stoacı kader, çabalamayı anlamsız kılmaz. Khrysippos'a göre bazı olaylar birlikte kaderlenmiştir: bir hastanın iyileşmesi kaderse, onun doktor çağırması da bu kaderin parçasıdır. Çabalamak, kaderin karşısında değil, kaderin içinde bir eylemdir.

Bu yüzden Stoacı kaderi anlamak, onu insanın yaptıklarından bağımsız bir yazgı olarak değil, insanın kararlarını da kendi halkaları arasında sayan bir nedenler zinciri olarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Stoacı kader öğretisinin insanın özgürlüğüyle ilişkisi konusunda üç görüş var. Cicero, Kader Üzerine'de bu tartışmanın taraflarını şöyle ayırır.

Birinci görüş, katı belirlenimci görüştür. Buna göre her şey kaderle olur ve kader, her şeyi zorunlu kılar; bu yüzden insanın kararları da zorunludur ve hiçbir şey insanın gücünde değildir. Cicero, Demokritos'u ve bazı eski filozofları bu görüşe yakın sayar.

İkinci görüş, özgürlükçü görüştür. Buna göre insanın kararları kaderin dışındadır; insan, hiçbir öncül nedenin belirlemediği bir biçimde seçim yapabilir. Epikurosçular, atomların sapmasıyla bu görüşü savunur.

Üçüncü görüş, Khrysippos'un uzlaştırıcı görüşüdür. Buna göre her şey kaderle olur, ama her şey zorunluluk altında olmaz: kader, olayların yardımcı ve yakın nedenleriyle işler; bir insanın bir şeye onay verip vermemesi ise onun kendi aklının yapısına, yani asıl nedene bağlıdır. Cicero'ya göre Khrysippos, bu iki görüş arasında bir hakem gibi durmak istemiştir.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve birinci görüşün, Stoacı zincirin insanın yapısını da belirleyip belirlemediği sorusunu doğru biçimde sorduğu gözlemini kabul eder. İkinci görüş, insanın seçimlerinin bir kadere indirgenemeyeceğini doğru görür; ama nedensiz bir sapmanın bir özgürlük değil bir rastlantı olduğu itirazına cevap vermekte zorlanır.

Argümanın yapısı

Bir olayda kader ile sorumluluğu ayırmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, olayın dış nedenini belirlemektir. Ayıran, olayı başlatan ve kişinin elinde olmayan koşulu, yani silindiri iten eli yazar.

İkinci adım, kişinin kendi yapısının katkısını ayırmaktır. Ayıran, aynı dış nedenle karşılaşan başka birinin farklı davranıp davranmadığını sorar ve farkın kişinin karakterinden, alışkanlıklarından ya da yargılarından mı geldiğini belirler.

Üçüncü adım, olayın başka olaylarla birlikte kaderlenip kaderlenmediğini sormaktır. Ayıran, sonucun kişinin belirli bir eylemiyle birlikte gelip gelmediğini, yani o eylem olmadan sonucun da olup olmayacağını düşünür.

Dördüncü adım, kişinin olaya karşı tutumunu izlemektir. Ayıran, kişinin olayı gönüllü olarak mı karşıladığını, yoksa ona direnip sürüklendiğini mi, ya da kaderi bir mazeret olarak mı kullandığını sorar.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Stoacı kader öğretisini ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Stoacılara göre evrende nedensiz hiçbir şey olmaz ve kader, logosun zaman içindeki işleyişi olan kopmayan bir nedenler zinciridir; ama bu zincirin halkaları arasında insanın kendi kararları da vardır ve bir olayın dış nedeni ile ona katılan şeyin kendi yapısı birbirinden ayrılabilir. Kerem, Selin ve Barış'ın sanığı aynı itişin farklı biçimlerde farklı sonuçlar doğurduğunu, Tolga ve Defne'nin hastası birlikte kaderlenmenin eylemi zorunlu kıldığını, Lina ise kaderle isteği birleştirmenin bir anlayış mı bir avunma mı olduğunun her zaman ayrılamadığını gösterdi. Stoacı kader, bir yazgı değil, insanı da kendi halkaları arasında sayan bir zincirdir; ama insanın yapısının da bu zincirden geldiği itirazı açık kalır.

Açık kalan sorular

Kerem, biçimine çalışma isteğinin de nereden geldiğini merak etti. Bir insanın kendi yapısını değiştirme çabası, o yapının kendisinden mi yoksa zincirin başka bir halkasından mı gelir?

Tolga, gönüllü koşmanın bir yön bilmeden de mümkün olup olmadığını sordu. Kaderin akışıyla isteğini birleştirmek için onun nereye gittiğini bilmek gerekir mi?

Lina, kararını yeniden görmenin bir anlayış mı yoksa bir avunma mı olduğunu bilemedi. Bir yorumun bir insanı rahatlatması, onun doğru olduğunu gösterir mi?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışStoacı kaderi bir yazgı kitabı saymak.
Doğrusu

Stoacı kaderi, bir insanın başına gelecek olanların onun yaptıklarından bağımsız olarak önceden yazıldığı bir yazgı olarak düşünmek, Stoacıların kaderi insanın kararlarını da halkaları arasında sayan bir nedenler zinciri olarak tanımladığını gözden kaçırır. Doğrusu, kaderi bir nedenler zinciri olarak görmektir.

Yaygın yanlışKaderi zorunlulukla özdeşleştirmek.
Doğrusu

Her şeyin kaderle olmasından her şeyin zorunluluk altında olduğu sonucunu çıkarmak, Khrysippos'un yetkin ve asıl nedenler ile yardımcı ve yakın nedenleri ayırdığını ve kaderin yalnızca ikincilerle işlediğini söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, kader ile zorunluluğu Khrysippos'un yaptığı gibi ayırmaktır.

Yaygın yanlışTembellik argümanını Stoacı bir görüş saymak.
Doğrusu

Doktor çağırmanın anlamsız olduğu sonucuna varan tembellik argümanını Stoacıların kendi görüşü olarak sunmak, onun kader karşıtlarının Stoacılara yönelttiği bir itiraz olduğunu ve Khrysippos'un ona birlikte kaderlenme düşüncesiyle cevap verdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, argümanı bir itiraz olarak sunmaktır.

Yaygın yanlışStoacı kaderi mantıksal kadercilikle aynı saymak.
Doğrusu

Stoacı kaderi, geleceğe dair bir cümlenin şimdiden doğru olmasından kaçınılmazlık çıkaran mantıksal kadercilikle özdeşleştirmek, Stoacı kaderin bir mantık değil, bir nedenler ve doğa öğretisi olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, iki görüşü kaynaklarına göre ayırmaktır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Stoacılara göre evrende nedensiz hiçbir şey olmaz ve kader, logosun zaman içindeki işleyişi olan kopmayan bir nedenler zinciridir; ama bu zincirin halkaları arasında insanın kendi kararları da vardır.

Aulus Gellius Khrysippos'un kaderi sonsuzdan beri birbirine bağlı, değiştirilemez bir doğal düzen olarak tanımladığını ve silindir benzetmesini aktardı, Cicero tembellik argümanını, Khrysippos'un birlikte kaderlenme cevabını ve yetkin nedenler ile yardımcı nedenler ayrımını anlattı, Hippolytos arabaya bağlı köpek benzetmesini, Epiktetos ve Seneca ise Kleanthes'in kader isteyeni götürür, istemeyeni sürükler diye biten duasını korudu.

Bir olayda kader ile sorumluluk dört adımla ayrılır: olayın dış nedenini belirlemek, kişinin kendi yapısının katkısını ayırmak, olayın başka olaylarla birlikte kaderlenip kaderlenmediğini sormak ve kişinin olaya karşı tutumunu izlemek.

Belirlenmiş yapı, bilinemezlik ve boyun eğiş itirazları, sorumluluğun bir eylemin kişinin kendi yapısından gelmesi olduğunu, bilmediğimiz için eylemek zorunda olduğumuzu ve kaderin henüz olmamış olanın değil yalnızca gerçekleşmiş olanın kabulünü istediğini gördüğümüzde kısmen cevaplanabilir.

Bu yüzden Stoacı kader, insanı zincirin dışında değil içinde bir halka olarak görür; ve bir insanın bir izlenime onay verip vermemesi onun sorumluluğunun merkezi olduğuna göre, bir izlenimin içeriğinin, yani söylenen ve düşünülen şeyin ne olduğu sorusu, Stoacıların lekta öğretisine götürür.

Sonraki derse köprü

Kader dersi, Khrysippos'a göre bir insanın sorumluluğunun, önüne gelen bir izlenime onay verip vermemesinde yattığını gösterdi. Ama bir izlenime onay vermek, neye onay vermektir? Gördüğümüz bir nesneye mi, yoksa o nesne hakkında söylenen bir şeye mi?

Selin, Stoacılara göre yalnızca cisimlerin var olduğunu, ama söylenebilen şeylerin, boşluğun, yerin ve zamanın cisimsiz olduğu hâlde bir biçimde bulunduğunu okumuş. Tolga, Stoacıların bir sözcüğün sesini, o sözcüğün anlattığı şeyi ve sözcüğün gösterdiği nesneyi birbirinden ayırdığını öğrenmiş ve anlatılan şeyin neden cisimsiz sayıldığını soruyor. Lina ise Yunanca bilmeyen birinin bir Yunanca cümleyi duyduğunda neyi duyup neyi duymadığını merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Lekta dersi, Stoacıların neden yalnızca cisimlerin var olduğunu söylediği hâlde söylenebilen şeyleri cisimsiz ama bulunan şeyler arasında saydığını, bir sözcüğün sesi, anlamı ve gösterdiği nesne arasındaki ayrımın neyi gösterdiğini ve onayın neden bir nesneye değil bir söylenebilene verildiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.