İçeriğe geç

P03-D05-M02-06·Epikürcülük

Ölüm korkusu

temel3.792 kelime≈ 25 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Epikuros'a göre ölüm bizim için bir şey değildir, çünkü iyi ve kötü duyumdadır ve ölüm duyumun ortadan kalkmasıdır; ölüm korkusunun asıl zararı ölümde değil, beklentinin acısında, şimdiki yaşamdadır.

Menoikeus'a Mektup ölümün bizim için bir şey olmadığına inanmaya alışmayı öğütledi ve biz varken ölümün olmadığını söyledi, Temel Öğretiler'in ikinci maddesi dağılmış olanın duyum taşımadığını ekledi, Lucretius doğumdan önceki yokluğu ölümden sonraki yokluğun aynası saydı ve doğanın ağzından neden doymuş bir konuk gibi ayrılmadığımızı sordu, Philodemos ise genç ölmek ve geride bırakmak gibi özel korkuları tek tek ele aldı.

Bir ölüm korkusu Epikurosçu bir gözle dört adımla sınanır: korkunun nesnesini ayırmak, bu nesnenin biz varken mi yoksa biz yokken mi olduğunu sormak, onu doğumdan önceki yoklukla karşılaştırmak ve korkunun şimdiki yaşama ne yaptığını izlemek.

Mahrumiyet, asimetri ve sevdikler itirazları, kaybın ancak bir sahibi olduğunda bir kayıp olduğunu, simetrinin işlemediği yerde korkunun nesnesinin şimdiki yaşama bağlılık olduğunu ve geride bırakma korkusunun cevabının bir argüman değil bir sorumluluk olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Epikurosçu ölüm öğretisi, Epikürcülük modülünü dörtlü ilaçla kapatır; tanrı korkutucu değildir, ölüm kaygı vermez, iyi olan kolayca elde edilir, korkunç olan kolayca katlanılır; ve aynı dönemde Atina'da, evreni rastlantısal atomlardan değil her şeyi düzenleyen bir akıldan oluşan bir bütün olarak gören bir başka okul kuruluyordu.

Açılış sahnesi

Kerem, Helenistik Yaşam Okulları bölümünün on birinci panosu için iki boş levha çiziyor. Soldaki levhanın üstüne doğumdan önce, sağdakinin üstüne ölümden sonra yazıyor; ortaya, iki levhanın arasına, ince bir çizgi çekip altına yaşam diye ekliyor. Lucretius, Şeylerin Doğası Üzerine'nin üçüncü kitabında, doğumumuzdan önce geçen sonsuz zamanın bizim için hiçbir şey olmadığını ve doğanın bunu bize, ölümümüzden sonra gelecek zamanın bir aynası olarak tuttuğunu söyler. Kerem, iki levhanın aynı boşlukta olduğunu fark ediyor; ama soldakine bakarken hiçbir şey hissetmediğini, sağdakine bakarken ise içinin daraldığını da fark ediyor. İki levha aynıysa, bu daralma nereden geliyordu? Kerem, panonun altına bir soru yazıyor: doğumdan önceki yokluktan korkmuyorsak, ölümden sonraki yokluktan neden korkuyoruz?

Selin, Epikuros'un Menoikeus'a Mektup'ta, biz varken ölümün olmadığını, ölüm geldiğinde ise bizim olmadığımızı söylediğini okumuş. Tolga, Lucretius'un simetri argümanının bir korkuyu gerçekten giderip gideremeyeceğini soruyor. Lina, ölümün kendisinden değil, sevdiklerini geride bırakmaktan korkan birine bu argümanların bir şey söyleyip söyleyemeyeceğini merak ediyor. Barış, vasiyetini yazarken ağlayan bir müvekkilini hatırlıyor. Defne ise genç yaşta öleceğinden korkan bir meslektaşını düşünüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Helenistik Yaşam Okulları kursunda, Epikuros'un ölümün neden bizim için bir şey olmadığını savunduğunu, Lucretius'un doğumdan önceki ve ölümden sonraki zaman arasında kurduğu simetri argümanının neyi gösterdiğini ve bu argümanların ölümün kendisinden değil ölmekten ya da geride bırakmaktan korkan birine ne söyleyebileceğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Felsefeye Giriş ve Yöntem Akademisi'nin ölüm dersinde, Epikuros'un ölümün duyumun yokluğu olduğu görüşü ile Nagel'in mahrumiyet görüşü ve Williams'ın ölümsüzlüğün sıkıcılığı üzerine düşünceleri karşılaştırılmıştı. Bu ders, o tartışmayı tekrarlamıyor; Epikurosçu argümanların kendi metinlerinde nasıl kurulduğuna ve Epikürcülük modülünün bütününe nasıl bağlandığına bakıyor. Bu ders, Epikürcülük modülünü kapatıyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Menoikeus'a Mektup'un ölüm bölümü ve Temel Öğretiler'in ikinci maddesi, Epikuros'un temel argümanını verir. Lucretius'un şiirinin üçüncü kitabının sonu, simetri argümanını ve doğanın ölümden korkan bir insana yaptığı konuşmayı içerir. Herculaneum'da bulunan papirüslerden Philodemos'un Ölüm Üzerine adlı eseri ise, genç ölmek ve geride sevdiklerini bırakmak gibi özel korkuları tek tek ele alır.

Ardından üç itirazı tartacağız: ölümün bir yoksunluk olarak kötü olduğu, geçmiş ile geleceğin simetrik olmadığı ve ölüm korkusunun asıl nesnesinin kendimiz değil sevdiklerimiz olduğu itirazları.

Sonda, bir ölüm korkusunu Epikurosçu bir gözle sınamanın dört adımını göstereceğiz: korkunun nesnesini ayırmak, bu nesnenin biz varken mi yoksa biz yokken mi olduğunu sormak, onu doğumdan önceki yoklukla karşılaştırmak ve korkunun şimdiki yaşama ne yaptığını izlemek.

Merkez soru

Sorumuz şu: Epikuros ölümün neden bizim için bir şey olmadığını savunur, Lucretius'un simetri argümanı neyi gösterir ve bu argümanlar ölümün kendisinden değil ölmekten ya da geride bırakmaktan korkan birine ne söyleyebilir?

Ölçülü iddiam şu: Epikuros'a göre ölüm bizim için bir şey değildir, çünkü iyi ve kötü duyumdadır ve ölüm duyumun ortadan kalkmasıdır; ölümden korkmak, ölüm geldiğinde acı vereceği için değil, beklenirken acı verdiği için anlamsızdır, çünkü var olduğunda acı vermeyen bir şey, beklenirken de boşuna acı verir; Lucretius bu argümana bir simetri ekler: doğumumuzdan önceki sonsuz yokluk bizim için bir şey değildiyse, ölümümüzden sonraki yokluk da bir şey olmayacaktır; bu argümanlar, ölmüş olmanın kendisinden duyulan korkuya en güçlü cevaptır; ama ölüm korkusunun birçok nesnesi vardır ve ölme süreci, yarım kalan bir yaşam ve geride bırakılan sevdikler için duyulan korku, bu argümanların doğrudan cevapladığı korku değildir; Epikurosçular bu korkulara ayrı cevaplar verir ve bu cevaplar, modülün öteki dersleriyle birlikte okunduğunda anlam kazanır. Epikuros, Menoikeus'a Mektup'ta, ölümün bizim için bir şey olmadığına inanmaya alışmamızı öğütler: biz varken ölüm yoktur, ölüm geldiğinde ise biz yokuz. Temel Öğretiler'in ikinci maddesine göre, ölüm bizim için bir şey değildir; çünkü dağılmış olan duyum taşımaz ve duyum taşımayan bizim için bir şey değildir. Lucretius, doğanın ölümden korkan bir insana, neden yaşamdan doymuş bir konuk gibi ayrılmadığını sorduğunu yazar. Philodemos ise, genç ölmekten korkan birine, mutluluğun en yüksek noktasına ulaşmış birinin ölümle hiçbir şey kaybetmediğini söyler.

Sıfır noktası

Bir öğrenci ölüm korkusundan söz edildiğini duyduğunda, onu çoğu zaman tek bir korku olarak düşünür. Ölümden korkmak, ölümden korkmaktır; bir insanın en derin ve en doğal korkusudur ve hiçbir argüman onu ortadan kaldıramaz. Bir felsefenin ölüm korkusunu gidereceğini söylemesi, ya bir avuntu ya da bir kendini kandırmadır.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, ölüm korkusu tek bir korku değildir. Bir insan, ölmüş olmaktan, yani yok olmaktan korkabilir; ölme sürecinden, acı çekerek ölmekten korkabilir; yaşamını tamamlayamadan, genç ölmekten korkabilir; ya da sevdiklerini geride bırakmaktan korkabilir. Bu korkuların her biri ayrı bir nesneye yönelir ve her birine ayrı bir cevap gerekir. Epikuros'un temel argümanı, yalnızca birincisine, ölmüş olmanın kendisinden duyulan korkuya cevap verir. İkincisi, Epikuros'un amacı ölüm korkusunu bir anda ortadan kaldırmak değildir. Menoikeus'a Mektup, ölümün bizim için bir şey olmadığına inanmaya alışmayı öğütler; yani bir argümanı bir kez anlamayı değil, onu bir alışkanlık hâline getirmeyi. Argüman, bir avuntu değil, bir alıştırmanın konusudur.

Bu yüzden Epikurosçu ölüm öğretisini anlamak, onu tek bir korkuya karşı tek bir avuntu olarak değil, korkunun farklı nesnelerini ayıran ve her birine ayrı bir cevap veren bir alıştırma olarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Epikurosçu ölüm argümanlarının gücü konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, mahrumiyet görüşüdür. Buna göre ölüm, bir acı olarak değil, bir yoksunluk olarak kötüdür: ölen kişi, yaşasaydı sahip olacağı iyi şeylerden yoksun kalır. Felsefeye Giriş'te incelendiği gibi, Nagel bu görüşü savunur. Bu görüşe göre Epikuros'un argümanı, kötülüğü yalnızca hissedilen şeylerle sınırladığı için yanılır.

İkinci görüş, Epikurosçu görüştür. Buna göre ölmüş olmanın kendisi bizim için bir şey değildir, çünkü ölen kişi artık yoktur ve yok olan biri için hiçbir şey iyi ya da kötü değildir. Lucretius'un simetri argümanı bunu destekler: doğumdan önceki yokluk bizim için kötü değildiyse, ölümden sonraki yokluk da kötü değildir.

Üçüncü görüş, ayırıcı görüştür. Buna göre ölüm korkusunun farklı nesneleri ayrılmalıdır: Epikurosçu argümanlar ölmüş olmaktan duyulan korkuya güçlü bir cevap verir, ama ölme sürecinden, yarım kalmaktan ve geride bırakmaktan duyulan korkuları ayrı ayrı ele almak gerekir.

Bu ders ikinci görüşü temel alır ve üçüncü görüşün, ölüm korkusunun birden çok nesnesi olduğu gözlemini kabul eder. Birinci görüş, ölümün bir yaşamın sunabileceği iyileri ortadan kaldırdığını doğru görür; ama bu kaybın kime ait olduğu sorusuna, ölen kişi artık yokken, bir cevap vermekte zorlanır.

Argümanın yapısı

Bir ölüm korkusunu Epikurosçu bir gözle sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, korkunun nesnesini ayırmaktır. Sınayan, korkunun ölmüş olmaya mı, ölme sürecine mi, yarım kalan bir yaşama mı, yoksa geride bırakılan sevdiklere mi yöneldiğini yazar.

İkinci adım, bu nesnenin biz varken mi yoksa biz yokken mi olduğunu sormaktır. Sınayan, korkulan şeyin kişinin kendisinin yaşayacağı bir şey mi, yoksa onun artık var olmayacağı bir zamanda olacak bir şey mi olduğunu belirler.

Üçüncü adım, korkuyu doğumdan önceki yoklukla karşılaştırmaktır. Sınayan, aynı yokluğun doğumdan önce bir sıkıntı verip vermediğini sorar ve iki yokluk arasında bir fark görüyorsa bu farkın ne olduğunu yazar.

Dördüncü adım, korkunun şimdiki yaşama ne yaptığını izlemektir. Sınayan, ölüm korkusunun bugün hangi saatleri, hangi konuşmaları ya da hangi kararları etkilediğini belirler.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Epikurosçu ölüm öğretisini ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Epikuros'a göre ölüm bizim için bir şey değildir, çünkü iyi ve kötü duyumdadır ve ölüm duyumun ortadan kalkmasıdır; ve ölüm korkusunun asıl zararı ölümde değil, beklentinin acısında, yani şimdiki yaşamdadır. Kerem'in babası ve Defne'nin meslektaşı korkunun bugünkü saatleri kemirdiğini, Selin ve Lina simetrinin ölmüş olma korkusuna cevap verdiğini ama iki yokluğun aynı hissedilmediğini, Tolga ölme sürecinin argümanın dışında kaldığını, Barış'ın müvekkili ise geride bırakma korkusunun cevabının bir sorumluluk olduğunu gösterdi. Epikurosçu ölüm öğretisi, ölüm korkusunu bir anda ortadan kaldırmaz; onun farklı nesnelerini ayırır ve her birine, modülün öteki derslerinin, doğa bilgisinin, acıya karşı direncin, istek sınırlarının ve dostluğun yardımıyla ayrı bir cevap verir.

Açık kalan sorular

Selin, ölümden sonraki yokluğu bir kayıp, doğumdan önceki yokluğu bir hiç olarak hissetti. Bu farklı hissediş bir yanılgı mıdır, yoksa geçmiş ile gelecek arasındaki gerçek bir farkı mı yansıtır?

Tolga'yı en çok sakinleştiren şey bir argüman değil, bir istatistikti. Bir felsefi argüman ile bir olgusal bilgi, bir korkuyu farklı biçimlerde mi giderir?

Defne'nin meslektaşı, genç ölmekten korkarken gençliğini yaşamıyordu. Bir korkunun şimdiki yaşama verdiği zarar, korkunun yersiz olduğunu göstermeye yeter mi?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışÖlüm korkusunu tek bir korku saymak.
Doğrusu

Epikuros'un argümanını bütün ölüm korkularına bir cevap olarak okumak, ölmüş olmaktan, ölme sürecinden, genç ölmekten ve geride bırakmaktan duyulan korkuların ayrı nesnelere yöneldiğini gözden kaçırır. Doğrusu, korkunun nesnesini önce ayırmaktır.

Yaygın yanlışEpikuros'un ölümü önemsizleştirdiğini sanmak.
Doğrusu

Ölümün bizim için bir şey olmadığı sözünü yaşamın değersiz olduğu ya da ölümün umursanmaması gerektiği biçiminde okumak, Menoikeus'a Mektup'un bu bilginin yaşamın ölümlülüğünü hoş kıldığını ve bilgenin yaşamaktan kaçmadığını söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, onu yaşamı korkudan kurtaran bir bilgi olarak görmektir.

Yaygın yanlışSimetri argümanını ölme süreci korkusuna uygulamak.
Doğrusu

Lucretius'un doğumdan önceki ve ölümden sonraki yokluk arasında kurduğu simetriyi, acı çekerek ölme korkusuna bir cevap olarak sunmak, ölme sürecinin kişinin yaşayacağı bir şey olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, simetriyi yalnızca ölmüş olma korkusuna uygulamaktır.

Yaygın yanlışArgümanı bir kez anlamanın yeteceğini sanmak.
Doğrusu

Epikuros'un ölüm argümanını bir kez anlamanın ölüm korkusunu gidereceğini düşünmek, Menoikeus'a Mektup'un ölümün bizim için bir şey olmadığına inanmaya alışmayı öğütlediğini gözden kaçırır. Doğrusu, argümanı bir alıştırmanın konusu olarak görmektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Epikuros'a göre ölüm bizim için bir şey değildir, çünkü iyi ve kötü duyumdadır ve ölüm duyumun ortadan kalkmasıdır; ölüm korkusunun asıl zararı ölümde değil, beklentinin acısında, şimdiki yaşamdadır.

Menoikeus'a Mektup ölümün bizim için bir şey olmadığına inanmaya alışmayı öğütledi ve biz varken ölümün olmadığını söyledi, Temel Öğretiler'in ikinci maddesi dağılmış olanın duyum taşımadığını ekledi, Lucretius doğumdan önceki yokluğu ölümden sonraki yokluğun aynası saydı ve doğanın ağzından neden doymuş bir konuk gibi ayrılmadığımızı sordu, Philodemos ise genç ölmek ve geride bırakmak gibi özel korkuları tek tek ele aldı.

Bir ölüm korkusu Epikurosçu bir gözle dört adımla sınanır: korkunun nesnesini ayırmak, bu nesnenin biz varken mi yoksa biz yokken mi olduğunu sormak, onu doğumdan önceki yoklukla karşılaştırmak ve korkunun şimdiki yaşama ne yaptığını izlemek.

Mahrumiyet, asimetri ve sevdikler itirazları, kaybın ancak bir sahibi olduğunda bir kayıp olduğunu, simetrinin işlemediği yerde korkunun nesnesinin şimdiki yaşama bağlılık olduğunu ve geride bırakma korkusunun cevabının bir argüman değil bir sorumluluk olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Epikurosçu ölüm öğretisi, Epikürcülük modülünü dörtlü ilaçla kapatır; tanrı korkutucu değildir, ölüm kaygı vermez, iyi olan kolayca elde edilir, korkunç olan kolayca katlanılır; ve aynı dönemde Atina'da, evreni rastlantısal atomlardan değil her şeyi düzenleyen bir akıldan oluşan bir bütün olarak gören bir başka okul kuruluyordu.

Sonraki derse köprü

Ölüm korkusu dersi, Epikurosçuların ölüm korkusunu, ruhun da bedenle birlikte dağılan atomlardan oluştuğu ve evrenin bir amaç taşımadığı bir doğa kuramıyla giderdiğini gösterdi. Aynı yıllarda Atina'da, bir başka okul, evrenin baştan sona bir akılla düzenlendiğini savunuyordu. Kıbrıslı Zenon'un, Atina çarşısındaki boyalı sütunlu galeride ders verdiği için Stoa adını alan bu okul, Epikurosçularla yüzyıllar boyunca tartışacaktı.

Selin, Stoacıların evrenin her yerine yayılmış bir aklı logos diye adlandırdığını okumuş. Tolga, Stoacıların evrende biri etkin, öteki edilgin iki ilke bulunduğunu söylediğini öğrenmiş ve etkin ilkenin neden tanrı ile özdeşleştirildiğini soruyor. Lina ise evrenin bir akılla düzenlendiğini bilmenin bir insanın yaşamını nasıl değiştirebileceğini merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Logos dersi, Stoacılık modülünün ilk dersi olarak, Stoacıların neden evreni etkin ve edilgin iki ilkeden oluşan bir bütün olarak tanımladığını, etkin ilkenin neden akıl, doğa ve tanrı ile özdeşleştirildiğini ve Epikurosçuların rastlantısal atomlarının karşısında akılla düzenlenmiş bir evrenin bir insanın yaşamına neyi vaat ettiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.