İçeriğe geç

P03-D05-M02-05·Epikürcülük

Dostluk

temel3.795 kelime≈ 25 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Epikuros dostluğu bilgeliğin bütün bir yaşamın mutluluğu için sağladığı en büyük şey sayar, çünkü sınırlı bir yaşamda bir insanın en büyük güvencesi, ihtiyaç anında yalnız kalmayacağını bilmektir; dostluk yarardan doğar, ama yardımın güvencesiyle kendi başına değer kazanır.

Temel Öğretiler dostluğu bilgeliğin en büyük armağanı ve güvenliğin tamamlayıcısı saydı, Vatikan Sözleri her dostluğun yarardan başladığını ama kendi başına seçilmeye değer olduğunu ve dostlarımızın yardımından çok o yardıma duyduğumuz güvene ihtiyaç duyduğumuzu söyledi, Diogenes Laertios Bahçe'de dostların birlikte yaşadığını, Epikuros'un malların ortak tutulmasını güvensizlik saydığını ve bilgenin bir dost için öleceğini aktardı, Cicero ise Epikurosçuların üç dostluk görüşünü anlatıp dostu kendi hazzı için sevenin gerçek bir dost olmadığını savundu.

Bir dostluk Epikurosçu bir gözle dört adımla sınanır: bağın nasıl başladığını adlandırmak, yarar ortadan kalktığında bağın sürüp sürmediğini sormak, dostun yardımına duyulan güveni izlemek ve dostluğun ruhun sarsılmazlığına katkısını sormak.

Çıkar, dünyadan çekilme ve fedakârlık itirazları, bir bağın nasıl başladığı ile neden sürdüğünün ayrı olduğunu, göze görünmeden yaşamanın dostlara karşı sorumluluktan değil kentin hırslarından uzak durmak olduğunu ve ölüm bizim için bir şey değilse bir dost için ölmenin bir hazzı kaybetmek olmadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Epikurosçu dostluk, sarsılmaz bir yaşamın zeminidir; ve bu zemini sarsan son ve en büyük korku, ölüm korkusudur.

Açılış sahnesi

Kerem, Helenistik Yaşam Okulları bölümünün onuncu panosu için Epikuros'un bahçesini yeniden çiziyor; ama bu kez bahçe kalabalık. Ağaçların altında, bir masanın çevresinde insanlar oturuyor: yaşlılar, gençler, birkaç kadın, bir köle. Diogenes Laertios'a göre Epikuros'un dostları her yerden gelip onunla bahçede birlikte yaşıyordu ve onlar, Pythagorasçıların aksine, mallarını ortak bir kasada toplamıyordu; çünkü Epikuros'a göre malları ortak tutmak, dostlar arasında bir güvensizliğin işaretiydi. Kerem, bu notu panonun köşesine yazıyor ve bir süre düşünüyor. Her şeyi hazza göre ölçen bir öğretinin kurucusu, neden dostluğu bu kadar önemsemişti? Kerem, panonun altına bir soru yazıyor: yarardan doğan bir bağ, nasıl yararın ötesine geçer?

Selin, Epikuros'un Temel Öğretiler'de bilgeliğin bütün bir yaşamın mutluluğu için sağladığı şeylerin en büyüğünün dostluk olduğunu söylediğini okumuş. Tolga, her şeyi hazza göre ölçen bir öğretide dostluğun yalnızca bir çıkar ilişkisi olup olmadığını soruyor. Lina, Aristoteles'in dostluğu ayırdığı türlerin Epikuros'un dostluğuna nasıl uyduğunu merak ediyor. Barış, yıllarca ortak olduğu biriyle şirketleri batınca dostluğunun da bitip bitmediğini soran bir müvekkilini hatırlıyor. Defne ise gece nöbetlerinden sonra birlikte kahvaltı eden bir grup meslektaşını düşünüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Helenistik Yaşam Okulları kursunda, Epikuros'un dostluğu neden bilgeliğin en büyük armağanı saydığını, yarardan doğan bir dostluğun nasıl kendi başına seçilmeye değer olabileceğini ve Bahçe'nin dostlar topluluğunun bir kentin dışında nasıl bir yaşam kurduğunu soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Arzu sınıfları dersi, Epikuros'un istekleri doğal ve zorunlu, doğal ama zorunlu olmayan ve boş istekler diye ayırdığını gösterdi. Acıdan kurtuluş dersi, Epikuros'un son mektubunda acılarının karşısına dostlarıyla yaptığı konuşmaların anısını koyduğunu ve bir dostunun çocuklarını düşündüğünü gösterdi. Aristoteles kursunun Dostluk dersinde ise dostluğun karşılıklı ve bilinen bir iyi dilek olarak tanımlandığı ve yarar, haz ve erdem dostluklarının birbirinden ayrıldığı incelenmişti. Bu ders, Epikuros'un dostluğunu bu ayrımın karşısına koyuyor: Epikuros, yarardan doğan bir dostluğun yine de kendi başına seçilmeye değer olabileceğini söyler.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Temel Öğretiler'in iki maddesi ve Vatikan Sözleri diye bilinen derlemedeki bazı sözler, Epikuros'un dostluk üzerine görüşlerini özetler. Diogenes Laertios'un onuncu kitabı, Bahçe'deki yaşamı ve Epikurosçu bilgenin dostu için yapacaklarını aktarır. Cicero ise Amaçlar Üzerine'de, Epikurosçuların dostluk konusundaki üç farklı görüşünü bir Epikurosçunun ağzından anlatır ve sonra eleştirir.

Ardından üç itirazı tartacağız: yarara dayanan bir bağın dostluk olmadığı, Bahçe'nin bir dünyadan çekilme olduğu ve bir dost için ölmenin hazcılıkla çeliştiği itirazları.

Sonda, bir dostluğu Epikurosçu bir gözle sınamanın dört adımını göstereceğiz: bağın nasıl başladığını adlandırmak, yarar ortadan kalktığında bağın sürüp sürmediğini sormak, dostun yardımına duyulan güveni izlemek ve dostluğun ruhun sarsılmazlığına katkısını sormak.

Merkez soru

Sorumuz şu: Epikuros dostluğu neden bilgeliğin en büyük armağanı sayar, yarardan doğan bir dostluk nasıl kendi başına seçilmeye değer olabilir ve Bahçe'nin dostlar topluluğu bir kentin dışında nasıl bir yaşam kurar?

Ölçülü iddiam şu: Epikuros dostluğu bilgeliğin en büyük armağanı sayar, çünkü sınırlı bir yaşamda bir insanın en büyük güvencesi, ihtiyaç duyduğunda ona yardım edecek dostlarının bulunduğunu bilmektir; dostluk yarardan doğar, ama bir kez kurulduktan sonra, dostun yardımından çok o yardıma duyulan güven, yani yalnız olmadığını bilmenin sarsılmazlığı, onu değerli kılar; bu yüzden yarardan doğan bir dostluk, yararın ötesine geçerek kendi başına seçilmeye değer hâle gelebilir; Bahçe, bu dostlukların bir kentin siyasal kurumları dışında bir arada yaşandığı bir topluluktur; ama bu görüş, Epikuros'un hazcılığıyla dostun kendisi için sevilmesi arasındaki gerilimi tamamen çözmez. Temel Öğretiler'in yirmi yedinci maddesine göre, bilgeliğin bütün bir yaşamın mutluluğu için sağladığı şeylerin en büyüğü dostluktur. Yirmi sekizinci maddeye göre, sınırlı bir yaşamda güvenliğin en çok dostlukla tamamlandığını gören, aynı yargıdır. Vatikan Sözleri'nden birine göre, her dostluk kendi başına seçilmeye değerdir; ama yarardan başlar. Bir başka söze göre, dostlarımızın yardımına onların yardımına duyduğumuz güven kadar ihtiyaç duymayız. Diogenes Laertios, Epikurosçu bilgenin gerektiğinde bir dostu için öleceğini de aktarır. Cicero ise Amaçlar Üzerine'de, dostu yalnızca kendi hazzımız için seven birinin gerçekten dost olamayacağını savunur.

Sıfır noktası

Bir öğrenci hazzı amaç sayan bir felsefenin dostluk hakkında ne söyleyeceğini düşündüğünde, çoğu zaman bir çıkar hesabı bekler. Hazcı biri, ancak kendisine bir haz ya da bir yarar sağlayan insanlarla dost olur; yarar ortadan kalktığında dostluk da biter. Bu okumada Epikurosçu dostluk, Aristoteles'in en aşağı türden saydığı yarar dostluğunun bir başka adıdır.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Epikuros dostluğu hiçbir zaman bir yan konu olarak ele almaz; Temel Öğretiler, dostluğu bilgeliğin bütün bir yaşam için sağladığı en büyük şey sayar. Bahçe'nin kendisi, bir ders salonundan çok, birlikte yaşayan bir dostlar topluluğuydu. Epikuros'un son mektubu da, acılarının ortasında bir dostunun çocuklarını düşünüyordu. Bir çıkar hesabına indirgenen bir dostluk, bu kadar merkezî bir yer tutamazdı. İkincisi, Epikuros'a göre dostluk yarardan başlar, ama yararda kalmaz. Vatikan Sözleri'ndeki bir söz, dostluğun yarardan başladığını, ama kendi başına seçilmeye değer olduğunu söyler; bir başka söz ise, dostlarımızın yardımından çok o yardıma duyduğumuz güvene ihtiyaç duyduğumuzu söyler.

Bu yüzden Epikurosçu dostluğu anlamak, onu bir çıkar hesabı olarak değil, yarardan doğan ama yalnız olmadığını bilmenin güvencesiyle kendi başına değer kazanan bir bağ olarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Epikurosçu dostluğun niteliği konusunda üç görüş var. Cicero, Amaçlar Üzerine'de bu üç görüşü bir Epikurosçunun ağzından, Epikurosçular arasında savunulan görüşler olarak aktarır.

Birinci görüş, bencil görüştür. Buna göre dostun hazları, kendi hazlarımız kadar istenmez; dostluk, yalnızca bize haz ve güvenlik sağladığı için değerlidir. Bu görüş, Epikuros'un hazcılığıyla en tutarlı olanıdır, ama dostluğu bir araca indirger.

İkinci görüş, dönüşüm görüşüdür. Buna göre dostluk yarardan başlar, ama zamanla, birlikte geçirilen yaşam ilerledikçe, dost kendisi için sevilmeye başlanır; yarar ortadan kalksa bile dostluk sürer. Bu görüş, Vatikan Sözleri'ndeki dostluğun yarardan başladığı ama kendi başına seçilmeye değer olduğu sözüne en yakın olanıdır.

Üçüncü görüş, sözleşme görüşüdür. Buna göre bilgeler, dostlarını kendileri kadar sevmek için kendi aralarında bir tür anlaşma yaparlar; dostluk, bu karşılıklı bağlılıkla güvence altına alınır.

Bu ders ikinci görüşü temel alır ve birinci görüşün, Epikurosçu dostluğun yarardan başladığı gözlemini kabul eder. Üçüncü görüş, dostluğun bir karşılıklılık gerektirdiğini doğru görür; ama Diogenes Laertios'un aktardığı, Epikurosçuların mallarını ortak bir kasada toplamayı bir güvensizlik işareti saydığı bilgisi, dostluğun bir sözleşmeyle değil bir güvenle ayakta durduğunu gösterir.

Argümanın yapısı

Bir dostluğu Epikurosçu bir gözle sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, bağın nasıl başladığını adlandırmaktır. Sınayan, dostluğun bir yarardan, bir ortak işten, bir rastlantıdan ya da bir ortak ilgiden mi doğduğunu yazar.

İkinci adım, yarar ortadan kalktığında bağın sürüp sürmediğini sormaktır. Sınayan, dostluğu başlatan ortak iş ya da ihtiyaç ortadan kalktığında, bağın devam edip etmediğini ya da devam edip etmeyeceğini düşünür.

Üçüncü adım, dostun yardımına duyulan güveni izlemektir. Sınayan, ihtiyaç anında bu dostun yardımına ne kadar güvendiğini ve bu güvenin yardımın kendisinden daha sık iş görüp görmediğini sorar.

Dördüncü adım, dostluğun ruhun sarsılmazlığına katkısını sormaktır. Sınayan, bu dostluğun, bütün yükleriyle birlikte, onun ruhunu daha sakin ve daha güvenli kılıp kılmadığını değerlendirir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Epikurosçu dostluğu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Epikuros dostluğu bilgeliğin en büyük armağanı sayar, çünkü sınırlı bir yaşamda bir insanın en büyük güvencesi, ihtiyaç anında yalnız kalmayacağını bilmektir; dostluk yarardan doğar, ama yardımın güvencesiyle kendi başına değer kazanır. Kerem'in proje arkadaşı ve Lina'nın komşusu, yarardan doğan bir bağın yarar ortadan kalkınca sürebildiğini gösterdi. Barış'ın müvekkili, güven yıkılınca dostluğun bir hesaba dönüştüğünü gösterdi. Tolga'nın oyun arkadaşları, dostluğun bir ekranda bile bir güvence verebildiğini, ama bir sofranın yerini tutamadığını gösterdi. Selin'in rakibi, yarar ortadan kalkınca dostluğun asıl sınavını verdiğini gösterdi. Defne'nin nöbet arkadaşları, ortak bir sofranın bir topluluğu ayakta tutabildiğini gösterdi. Epikurosçu dostluk, bir çıkar hesabı değil, sarsılmaz bir yaşamın zeminidir; ama Cicero'nun hazcılık ile dostun kendisi için sevilmesi arasında gördüğü gerilim açık kalır.

Açık kalan sorular

Kerem, dostluğun yarardan çıkıp başka bir şeye dönüştüğü günü söyleyemedi. Bu dönüşüm bir an mıdır, yoksa yalnızca geriye bakıldığında görülebilen bir süreç midir?

Defne'nin nöbet arkadaşları, bir dostluk topluluğunun dışarıdan birine kolayca açılmadığını gösterdi. Bahçe gibi bir topluluk, bir kapalılık olmadan nasıl korunabilir?

Barış'ın müvekkili, güven yıkılınca dostluğun bittiğini gösterdi. Epikurosçu bir dostluk, bir ihaneti affedebilir mi, yoksa güvenin yıkılması onun sonu mudur?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışEpikurosçu dostluğu bir çıkar hesabı saymak.
Doğrusu

Epikuros'un hazcılığından, dostluğun yalnızca bir yarar alışverişi olduğu sonucunu çıkarmak, Temel Öğretiler'in dostluğu bilgeliğin en büyük armağanı saydığını ve Vatikan Sözleri'nin dostluğun kendi başına seçilmeye değer olduğunu söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, dostluğun yarardan doğduğunu ama yararda kalmadığını görmektir.

Yaygın yanlışYardımı güvenle aynı saymak.
Doğrusu

Epikurosçu dostluğun değerini dostun yaptığı yardımların toplamı olarak ölçmek, otuz dördüncü sözün dostlarımızın yardımından çok o yardıma duyduğumuz güvene ihtiyaç duyduğumuzu söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, güvencenin yardımın kendisinden daha sık iş gördüğünü görmektir.

Yaygın yanlışBahçe'yi bir ders salonu saymak.
Doğrusu

Epikuros'un Bahçe'sini yalnızca bir felsefe okulu olarak düşünmek, Diogenes Laertios'un dostların orada birlikte yaşadığını, kadınların ve kölelerin de kabul edildiğini ve Epikuros'un dostların her ay bir araya gelmesini istediğini aktardığını gözden kaçırır. Doğrusu, Bahçe'yi bir yaşam topluluğu olarak görmektir.

Yaygın yanlışGöze görünmeden yaşamayı bencillik saymak.
Doğrusu

Epikuros'a atfedilen göze görünmeden yaşa öğüdünü, başkalarına karşı her türlü sorumluluğun reddi olarak okumak, öğüdün kentin şöhret ve güç yarışından uzak durmayı, dostlara karşı sorumluluğu değil, öğütlediğini gözden kaçırır. Doğrusu, onu bir hırs eleştirisi olarak görmektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Epikuros dostluğu bilgeliğin bütün bir yaşamın mutluluğu için sağladığı en büyük şey sayar, çünkü sınırlı bir yaşamda bir insanın en büyük güvencesi, ihtiyaç anında yalnız kalmayacağını bilmektir; dostluk yarardan doğar, ama yardımın güvencesiyle kendi başına değer kazanır.

Temel Öğretiler dostluğu bilgeliğin en büyük armağanı ve güvenliğin tamamlayıcısı saydı, Vatikan Sözleri her dostluğun yarardan başladığını ama kendi başına seçilmeye değer olduğunu ve dostlarımızın yardımından çok o yardıma duyduğumuz güvene ihtiyaç duyduğumuzu söyledi, Diogenes Laertios Bahçe'de dostların birlikte yaşadığını, Epikuros'un malların ortak tutulmasını güvensizlik saydığını ve bilgenin bir dost için öleceğini aktardı, Cicero ise Epikurosçuların üç dostluk görüşünü anlatıp dostu kendi hazzı için sevenin gerçek bir dost olmadığını savundu.

Bir dostluk Epikurosçu bir gözle dört adımla sınanır: bağın nasıl başladığını adlandırmak, yarar ortadan kalktığında bağın sürüp sürmediğini sormak, dostun yardımına duyulan güveni izlemek ve dostluğun ruhun sarsılmazlığına katkısını sormak.

Çıkar, dünyadan çekilme ve fedakârlık itirazları, bir bağın nasıl başladığı ile neden sürdüğünün ayrı olduğunu, göze görünmeden yaşamanın dostlara karşı sorumluluktan değil kentin hırslarından uzak durmak olduğunu ve ölüm bizim için bir şey değilse bir dost için ölmenin bir hazzı kaybetmek olmadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Epikurosçu dostluk, sarsılmaz bir yaşamın zeminidir; ve bu zemini sarsan son ve en büyük korku, ölüm korkusudur.

Sonraki derse köprü

Dostluk dersi, Epikuros'un bilgenin bir dostu için ölebileceğini söylediğini ve bunun ancak ölümün bizim için bir şey olmadığı kabul edildiğinde hazcılıkla bağdaşabildiğini gösterdi. Ama ölümün bizim için bir şey olmadığı iddiası, Epikuros'un öğretisinin en tartışmalı ve en çok sınanan iddiasıdır.

Selin, Epikuros'un Menoikeus'a Mektup'ta, biz varken ölümün olmadığını, ölüm geldiğinde ise bizim olmadığımızı söylediğini okumuş. Tolga, Lucretius'un doğumumuzdan önceki sonsuz zamanı hiç dert etmediğimizi, ölümümüzden sonraki sonsuz zamanı neden dert ettiğimizi sorduğunu öğrenmiş. Lina ise ölümün kendisinden değil, sevdiklerini geride bırakmaktan korkan birine bu argümanların bir şey söyleyip söyleyemeyeceğini merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Ölüm korkusu dersi, Epikuros'un ölümün neden bizim için bir şey olmadığını savunduğunu, Lucretius'un doğumdan önceki ve ölümden sonraki zaman arasında kurduğu simetri argümanının neyi gösterdiğini ve bu argümanların ölümün kendisinden değil ölmekten ya da geride bırakmaktan korkan birine ne söyleyebileceğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.