Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Epikuros'un üçlü istek ayrımı, istekleri güçlerine göre değil, karşılanmadıklarında acı verip vermediklerine ve doğadan mı yoksa boş bir sanıdan mı doğduklarına göre doğal ve zorunlu, doğal ama zorunlu olmayan ve boş istekler diye sınıflandırır.
Menoikeus'a Mektup ayrımı verdi ve kendine yetmeyi çok şey olmadığında az şeyle yetinebilmek olarak tanımladı, Temel Öğretiler doğanın zenginliğinin sınırlı, boş sanıların zenginliğinin sınırsız olduğunu ve bazı doğal isteklerin boş bir sanıyla dağıtılamaz hâle gelebildiğini söyledi, Diogenes Laertios'un notu ayrımı içmek, pahalı yiyecekler ve taçlar ile heykeller örnekleriyle açtı, Seneca ise Epikuros'un birini zengin etmek için isteklerini azaltmak gerektiği sözünü aktardı.
Bir istek Epikurosçu bir gözle dört adımla sınıflandırılır: isteği adlandırmak, karşılanmadığında acı verip vermediğini sormak, onun bir doğal ihtiyaca mı yoksa bir sanıya mı dayandığını ayırmak ve onun bir sınırı olup olmadığını izlemek.
Kültür, başarı ve yoksulluk itirazları, ayrımın bir evrensel liste değil bir sınama olduğunu, Epikuros'un çabayı değil çabanın sınırsız bir sanıya bağlanmasını eleştirdiğini ve doğal ve zorunlu istekleri boş saymadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Epikurosçu istek ayrımı, mutlu bir yaşamın haritasıdır; ve Epikuros'a göre bu haritada, bilgeliğin bütün bir yaşamın mutluluğu için sağladığı şeylerin en büyüğü, bir başka insanla kurulan bağdır.
Açılış
Açılış sahnesi
Kerem, Helenistik Yaşam Okulları bölümünün dokuzuncu panosu için üç kavanoz çiziyor. Birinci kavanozun içinde bir somun ekmek ve bir bardak su var; ikincisinde bir tabak bal ve bir dilim peynir; üçüncüsünde ise bir altın taç ve bir heykel. Kerem, kavanozların altına Diogenes Laertios'un Temel Öğretiler'e eklenmiş bir notta bulduğu sınıflandırmayı yazıyor: doğal ve zorunlu, doğal ama zorunlu olmayan, ne doğal ne zorunlu. Birinci kavanozun kapağı açık, kenarına kadar dolu; ikincisinin kapağı aralık; üçüncüsünün ise dibi yok, içine konan her şey aşağı düşüp gidiyor. Kerem, bu dipsiz kavanozun Epikuros'un boş istekler dediği şeyi en iyi anlatan imge olduğunu düşünüyor: ne kadar doldurulursa doldurulsun, hiç dolmuyor. Kerem, panonun altına bir soru yazıyor: bir isteğin hangi kavanoza ait olduğu nasıl anlaşılır?
Selin, Epikuros'un Menoikeus'a Mektup'ta isteklerin bir kısmının doğal, bir kısmının boş olduğunu söylediğini okumuş. Tolga, bir isteğin zorunlu olup olmadığının neye göre belirlendiğini soruyor. Lina, şöhret ya da zenginlik isteğinin neden boş bir istek sayıldığını merak ediyor. Barış, bir gazetede özür yayımlatmak için yıllardır dava açan bir müvekkilini hatırlıyor. Defne ise sosyal medyada gördüğü bedenlere benzemek isteyen bir hastasını düşünüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Helenistik Yaşam Okulları kursunda, Epikuros'un istekleri neden doğal ve zorunlu, doğal ama zorunlu olmayan ve ne doğal ne zorunlu olan boş istekler diye üçe ayırdığını, bir isteğin hangi sınıfa ait olduğunun nasıl anlaşılacağını ve bu ayrımın neden mutlu bir yaşamın haritası olarak sunulduğunu soruyor.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Haz dersi, Epikuros'un hazzın bir üst sınırı olduğunu, acı giderildikten sonra hazzın artmadığını, yalnızca çeşitlendiğini gösterdi. Acıdan kurtuluş dersi, kaçınılamayan acıyla nasıl yaşanacağını sordu. Bu ders, kaçınılabilir acının bir kaynağına, isteklere bakıyor. Aristoteles kursunun Eudaimonia dersinde, mutlu bir yaşamın kendine yetmesi gerektiği ölçütü incelenmişti; Epikuros da kendine yetmeyi büyük bir iyi sayar, ama ona isteklerin sınıflandırılmasıyla ulaşır.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Menoikeus'a Mektup, isteklerin ilk sınıflandırmasını verir. Temel Öğretiler'in bazı maddeleri ve Diogenes Laertios'un yirmi dokuzuncu maddeye eklenmiş bir notu, bu sınıflandırmayı örneklerle açar. Seneca ise Lucilius'a yazdığı mektuplarda, Epikuros'un isteklerin sınırı üzerine sözlerini aktarır.
Ardından üç itirazı tartacağız: isteklerin sınıfının kültüre göre değiştiği, boş sayılan isteklerin insan başarılarının kaynağı olduğu ve az ile yetinme öğüdünün yoksulluğu meşrulaştırdığı itirazları.
Sonda, bir isteği Epikurosçu bir gözle sınıflandırmanın dört adımını göstereceğiz: isteği adlandırmak, karşılanmadığında acı verip vermediğini sormak, onun bir doğal ihtiyaca mı yoksa bir sanıya mı dayandığını ayırmak ve onun bir sınırı olup olmadığını izlemek.
Açılış
Merkez soru
Sorumuz şu: Epikuros istekleri neden üçe ayırır, bir isteğin hangi sınıfa ait olduğu nasıl anlaşılır ve bu ayrım neden mutlu bir yaşamın haritası olarak sunulur?
Ölçülü iddiam şu: Epikuros'un üçlü istek ayrımı, isteklerin ne kadar güçlü hissedildiğine değil, karşılanmadıklarında ne olduğuna ve neye dayandıklarına bakan bir sınıflandırmadır; doğal ve zorunlu istekler, karşılanmadıklarında acı verir ve kolayca karşılanır; doğal ama zorunlu olmayan istekler, hazzı yalnızca çeşitlendirir ve karşılanmadıklarında acı vermez; boş istekler ise doğadan değil, boş bir sanıdan doğar, bir sınırları yoktur ve bu yüzden hiçbir zaman doyurulamaz; bu ayrım, mutlu bir yaşamın haritasıdır, çünkü bir insanın acısının önemli bir kısmının, karşılanamayan değil, hiç karşılanamayacak isteklerden doğduğunu gösterir; ama bir isteğin hangi sınıfa ait olduğu, her zaman isteğin kendisinden okunamaz, onu taşıyan insanın yaşamına ve toplumuna da bakmak gerekir. Epikuros, Menoikeus'a Mektup'ta, isteklerin bir kısmının doğal, bir kısmının boş olduğunu; doğal olanların bir kısmının zorunlu, bir kısmının yalnızca doğal olduğunu; zorunlu olanların da bir kısmının mutluluk için, bir kısmının bedenin rahatı için, bir kısmının da yaşamın kendisi için zorunlu olduğunu söyler. Diogenes Laertios'un Temel Öğretiler'in yirmi dokuzuncu maddesine eklediği bir nota göre, doğal ve zorunlu istekler, susayınca içmek gibi acıyı giderenlerdir; doğal ama zorunlu olmayanlar, pahalı yiyecekler gibi yalnızca hazzı çeşitlendirenlerdir; ne doğal ne zorunlu olanlar ise taçlar ve heykeller dikilmesi gibi isteklerdir. Temel Öğretiler'in on beşinci maddesine göre, doğanın zenginliği sınırlıdır ve kolayca elde edilir; boş sanıların zenginliği ise sonsuza kadar uzanır. Seneca ise Epikuros'un, birini zengin etmek istiyorsan ona para ekleme, isteklerini azalt dediğini aktarır.
Sıfır noktası
Bir öğrenci istekler hakkında düşündüğünde, onları çoğu zaman güçlerine göre sıralar. Güçlü bir istek, karşılanması gereken bir istektir; zayıf bir istek ise bırakılabilir. Bir isteğin değeri, onun ne kadar yoğun hissedildiğiyle ölçülür. Bu okumada mutlu bir yaşam, en güçlü isteklerin karşılandığı bir yaşamdır.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Epikuros'a göre bir isteğin gücü, onun hangi sınıfa ait olduğunu göstermez. Temel Öğretiler'in otuzuncu maddesi, bazı doğal isteklerin, karşılanmadıklarında acı vermedikleri hâlde yoğun bir çabayla arandığını ve bu yoğunluğun doğadan değil, boş bir sanıdan geldiğini söyler. En güçlü hissedilen istekler, çoğu zaman en boş olanlardır: bir insan bir ödül, bir unvan ya da bir alkış için, açlığını gidermek için gösterdiği çabadan çok daha büyük bir çaba gösterebilir. İkincisi, Epikuros'a göre bir isteğin asıl ölçüsü, karşılanmadığında ne olduğudur. Susuz kalmak acı verir; pahalı bir şarap içmemek acı vermez; bir heykelin dikilmemesi ise ancak bir insan buna değer verdiği ölçüde acı verir. Bu üçüncü acı, isteğin kendisinden değil, onun ardındaki sanıdan doğar.
Bu yüzden Epikurosçu istek ayrımını anlamak, istekleri güçlerine göre değil, karşılanmadıklarında doğurdukları sonuçlara ve dayandıkları kaynağa göre sınıflandırmayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Epikurosçu istek ayrımının niteliği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, doğalcı görüştür. Buna göre Epikuros'un ayrımı, insan doğası hakkında evrensel bir iddiadır: hangi isteklerin doğal ve zorunlu olduğu, insan bedeninin ve ruhunun yapısıyla belirlenir ve her insan için aynıdır. Açlık, susuzluk ve barınak doğal ve zorunludur; şöhret ve zenginlik her insan için boştur.
İkinci görüş, terapötik görüştür. Buna göre Epikuros'un ayrımı, bir doğa betimlemesinden çok, bir insanın kendi isteklerini sınaması için bir araçtır. Bir isteğin hangi sınıfa ait olduğu, isteğin kendisinden değil, o isteği taşıyan insanın yaşamında oynadığı rolden okunur.
Üçüncü görüş, eleştirel görüştür. Buna göre Epikuros'un ayrımı, bir toplumda bazı isteklerin doğal, bazılarının boş sayılmasının siyasal sonuçlarını gözden kaçırır. Bir istek kimin için boştur, kim onu boş ilan eder?
Bu ders ikinci görüşü temel alır ve birinci görüşün, açlık ve susuzluk gibi bazı isteklerin her insan için doğal ve zorunlu olduğu gözlemini kabul eder. Üçüncü görüş, ayrımın bir başkasının isteklerini küçümsemek için kullanılabileceğini doğru görür; ama Epikuros'un ayrımı bir başkasına değil, kişinin kendine uyguladığı bir sınama olarak sunduğunu hesaba katmalıdır.
Argümanın yapısı
Bir isteği Epikurosçu bir gözle sınıflandırmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, isteği adlandırmaktır. Sınıflandıran, neyi istediğini, belirsiz bir hoşnutsuzluk olarak değil, belirli bir nesne ya da durum olarak yazar.
İkinci adım, isteğin karşılanmadığında acı verip vermediğini sormaktır. Sınıflandıran, bu istek hiç karşılanmazsa bedeninin ya da yaşamının bundan zarar görüp görmeyeceğini belirler. Acı veriyorsa istek zorunludur; vermiyorsa değildir.
Üçüncü adım, isteğin bir doğal ihtiyaca mı yoksa bir sanıya mı dayandığını ayırmaktır. Sınıflandıran, isteğin bir bedensel ya da ruhsal ihtiyaçtan mı, yoksa başkalarının görüşünden, bir karşılaştırmadan ya da bir alışkanlıktan mı doğduğunu sorar.
Dördüncü adım, isteğin bir sınırı olup olmadığını izlemektir. Sınıflandıran, istek karşılandığında dinip dinmeyeceğini, yoksa her karşılanışta yeni bir isteğe mi dönüşeceğini düşünür. Doğal istekler bir sınıra ulaşır; boş istekler sınırsızdır.
İleri katman
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Epikurosçu istek ayrımını ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Epikuros'un üçlü istek ayrımı, istekleri güçlerine göre değil, karşılanmadıklarında ne olduğuna ve neye dayandıklarına göre sınıflandırır ve bir insanın acısının önemli bir kısmının hiç doyurulamayacak isteklerden doğduğunu gösterir. Kerem'in telefonu ve Tolga'nın unvanı, bir sınırı olmayan isteklerin her karşılanışta yeni bir isteğe dönüştüğünü gösterdi. Barış'ın müvekkili, başkalarının onayına bağlı bir isteğin hiçbir zaman yeterince karşılanmadığını gösterdi. Selin'in madalyası ve Defne'nin hastası, doğal bir isteğin boş bir sanıyla birleşip dağıtılamaz hâle gelebildiğini gösterdi. Lina'nın düğünü, ayrımın bir evrensel liste değil, her insanın kendi koşullarında uygulayabileceği bir sınama olduğunu gösterdi. Epikurosçu istek ayrımı, mutlu bir yaşamın haritasıdır; ama bu harita, bir başkasının yaşamını değil, kişinin kendi isteklerini okumak için çizilmiştir.
İleri katman
Açık kalan sorular
Lina'nın düğünü, bir isteğin bir toplumda zorunlu sayılabildiğini gösterdi. Bir toplumun bir isteği zorunlu saymasıyla bir insanın onu boş bir sanıdan dolayı istemesi nasıl ayırt edilir?
Selin, madalya isteğini kendi en iyi zamanını geçme isteğine çevirdi. Kendi en iyi zamanını geçme isteğinin de bir sınırı var mıdır, yoksa o da her karşılanışta büyür mü?
Defne'nin hastası, bir isteğin hangi sınıfa ait olduğunu bilmenin onu değiştirmeye yetmediğini gösterdi. Epikurosçu ayrım, bir bilgi midir, yoksa bir alıştırma mı gerektirir?
Yanılgılar
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışİstekleri güçlerine göre sınıflandırmak.
Doğrusu
Bir isteğin ne kadar yoğun hissedildiğini onun zorunlu olduğunun işareti saymak, Temel Öğretiler'in otuzuncu maddesinin en yoğun aranan isteklerin çoğu zaman boş bir sanıdan doğduğunu söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, istekleri karşılanmadıklarında ne olduğuna göre sınıflandırmaktır.
Yaygın yanlışDoğal ama zorunlu olmayan istekleri yasak saymak.
Doğrusu
Epikuros'un ayrımını pahalı yiyecekler gibi doğal ama zorunlu olmayan isteklerin reddi olarak okumak, Menoikeus'a Mektup'un ara sıra pahalı bir sofraya oturmanın daha iyi bir haz verdiğini söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, bu isteklerin bağımlılık değil, ara sıra bir çeşitlilik olarak karşılanmasını önerdiğini görmektir.
Yaygın yanlışAyrımı bir evrensel liste saymak.
Doğrusu
Hangi isteklerin doğal, hangilerinin boş olduğunu her insan ve her toplum için aynı biçimde belirlenmiş bir liste olarak okumak, aynı isteğin bir sanıyla birleştiğinde başka bir sınıfa geçebildiğini gözden kaçırır. Doğrusu, ayrımı bir sınama olarak uygulamaktır.
Yaygın yanlışKendine yetmeyi yoksunluk saymak.
Doğrusu
Epikurosçu kendine yetmeyi her zaman az şeyle yaşama zorunluluğu olarak anlamak, Menoikeus'a Mektup'un onu çok şey olmadığında az şeyle yetinebilme yeteneği olarak tanımladığını gözden kaçırır. Doğrusu, onu isteklerden bağımsızlık olarak görmektir.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Epikuros'un üçlü istek ayrımı, istekleri güçlerine göre değil, karşılanmadıklarında acı verip vermediklerine ve doğadan mı yoksa boş bir sanıdan mı doğduklarına göre doğal ve zorunlu, doğal ama zorunlu olmayan ve boş istekler diye sınıflandırır.
Menoikeus'a Mektup ayrımı verdi ve kendine yetmeyi çok şey olmadığında az şeyle yetinebilmek olarak tanımladı, Temel Öğretiler doğanın zenginliğinin sınırlı, boş sanıların zenginliğinin sınırsız olduğunu ve bazı doğal isteklerin boş bir sanıyla dağıtılamaz hâle gelebildiğini söyledi, Diogenes Laertios'un notu ayrımı içmek, pahalı yiyecekler ve taçlar ile heykeller örnekleriyle açtı, Seneca ise Epikuros'un birini zengin etmek için isteklerini azaltmak gerektiği sözünü aktardı.
Bir istek Epikurosçu bir gözle dört adımla sınıflandırılır: isteği adlandırmak, karşılanmadığında acı verip vermediğini sormak, onun bir doğal ihtiyaca mı yoksa bir sanıya mı dayandığını ayırmak ve onun bir sınırı olup olmadığını izlemek.
Kültür, başarı ve yoksulluk itirazları, ayrımın bir evrensel liste değil bir sınama olduğunu, Epikuros'un çabayı değil çabanın sınırsız bir sanıya bağlanmasını eleştirdiğini ve doğal ve zorunlu istekleri boş saymadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Epikurosçu istek ayrımı, mutlu bir yaşamın haritasıdır; ve Epikuros'a göre bu haritada, bilgeliğin bütün bir yaşamın mutluluğu için sağladığı şeylerin en büyüğü, bir başka insanla kurulan bağdır.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Arzu sınıfları dersi, Epikuros'un isteklerin çoğunu sınırlandırmayı öğütlediğini gösterdi. Ama Epikuros'un sınırlandırmadığı, tam tersine büyük bir değer verdiği bir şey vardır: dostluk. Bahçe, bir okul olduğu kadar bir dostlar topluluğuydu; Epikuros'un son mektubu da, acılarının ortasında bir dostunun çocuklarını düşünüyordu.
Selin, Epikuros'un Temel Öğretiler'de, bilgeliğin bütün bir yaşamın mutluluğu için sağladığı şeylerin en büyüğünün dostluk olduğunu söylediğini okumuş. Tolga, her şeyi hazza göre ölçen bir öğretide dostluğun yalnızca bir çıkar ilişkisi olup olmadığını soruyor. Lina ise Aristoteles'in dostluğu ayırdığı türlerin Epikuros'un dostluğuna nasıl uyduğunu merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Dostluk dersi, Epikuros'un dostluğu neden bilgeliğin en büyük armağanı saydığını, yarardan doğan bir dostluğun nasıl kendi başına seçilmeye değer olabileceğini ve Bahçe'nin dostlar topluluğunun bir kentin dışında nasıl bir yaşam kurduğunu soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.