İçeriğe geç

P03-D05-M02-01·Epikürcülük

Atomculuk

temel3.782 kelime≈ 25 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Epikuros'un atomculuğu, Demokritos'tan devralınmış ama insanları tanrıların öfkesinden, gökteki olaylardan ve ölümden duydukları korkudan kurtarmak için değiştirilmiş bir doğa kuramıdır ve mutluluk öğretisinin temelini oluşturur.

Herodotos'a Mektup, hiçbir şeyin olmayandan doğmadığını ve olmayana doğru yok olmadığını, bütünün cisimlerden ve boşluktan oluştuğunu, atomların sınırsız sayıda ama sınırlı biçim çeşidinde olduğunu söyledi, Temel Öğretiler kuşkular bizi rahatsız etmeseydi doğa bilgisine ihtiyacımız olmayacağını ekledi, Lucretius atomların belirsiz bir zamanda ve yerde çok az saptığını ve bu sapmanın istencin kaderden kopmasının koşulu olduğunu anlattı, Cicero ise sapmayı nedensiz bir olayı kabul ettiği için çocukça bir uydurma saydı.

Bir korku Epikurosçu bir gözle dört adımla sınanır: korkuyu adlandırmak, korkunun dayandığı doğa inancını belirlemek, bu inancın yerine konabilecek doğal açıklamayı yazmak ve bu açıklamanın korkuyu gerçekten giderip gidermediğini sormak.

Rastlantı, duygunun direnci ve huzur için kuram seçme itirazları, sapmanın istencin kendisi değil onun koşulu olduğunu, doğa bilgisinin bir duyguyu silmeden onun dayandığı inancı değiştirdiğini ve Epikurosçu ölçünün yalnızca huzur değil görünüşlerle çelişmemek olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Epikurosçu atomculuk, Epikürcülük modülünü bir doğa sorusuyla açar; ve bir korkunun dayandığı yanlış inanç ortadan kalktığında geriye ne kaldığı sorusu, Epikuros'un hazzı neden mutlu yaşamın başı ve sonu saydığı sorusuna götürür.

Açılış sahnesi

Kerem, Helenistik Yaşam Okulları bölümünün altıncı panosu için bir bahçe çiziyor. Kinik panolarında hep bir çarşı, bir kent kapısı, bir sokak vardı; bu panoda ise duvarla çevrili, içinde birkaç ağaç ve bir masa bulunan sakin bir yer var. Masanın başında oturan adam, Epikuros, önündeki yazı tabletine iki sözcük yazmış: cisimler ve boşluk. Kerem, panonun köşesine gökte çakan bir şimşek çiziyor ve şimşeğin altına, korkuyla başını eğen bir köylü ekliyor. Epikuros'un bahçesi bir haz okuluydu; ama Kerem, bu okulun mutluluk öğretisine bir doğa kuramıyla, evrenin neden yapıldığı sorusuyla başladığını öğrenince şaşırmış. Bir insanın huzuru ile atomların hareketi arasında ne ilişki olabilirdi? Kerem, panonun altına bir soru yazıyor: bir şimşeğin ne olduğunu bilmek, ondan korkmamayı sağlar mı?

Selin, Epikuros'un Herodotos'a Mektup'unda hiçbir şeyin yoktan var olmadığını ve evrenin cisimlerden ve boşluktan oluştuğunu söylediğini okumuş. Tolga, atomların düz bir çizgide düşerken bazen nedensizce bir parça saptığı düşüncesinin neden ileri sürüldüğünü soruyor. Lina, evrenin atomlardan oluştuğunu bilmenin bir insanın korkularından kurtulmasına nasıl yardım edebileceğini merak ediyor. Barış, bir müvekkilinin başına gelen kazaları bir lanete bağladığını hatırlıyor. Defne ise hastalığını bir ceza sayan bir hastasını düşünüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Helenistik Yaşam Okulları kursunda, Epikuros'un neden evreni atomlardan ve boşluktan oluşan bir bütün olarak tanımladığını, atomların sapması düşüncesinin neden özgürlüğü korumak için ileri sürüldüğünü ve bir doğa kuramının neden bir mutluluk öğretisinin temeli olabileceğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Kozmopolitlik dersi, Kiniklerin bir doğuma değil bir yaşam biçimine dayanan bir topluluk kurduğunu göstererek Kinizm ve Kirene modülünü kapattı. Bu ders Epikürcülük modülünü açıyor. Bu akademinin Presokratikler kursunda, Leukippos ile Demokritos'un atomculuğu, yani atomlar, boşluk ve atomların biçim, düzen ve konum farkları incelenmişti. Epikuros bu kuramı devraldı; ama onu başka bir amaç için, korkudan kurtulmak için kullandı ve bazı noktalarda değiştirdi.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Epikuros'un Herodotos'a Mektup'u, Diogenes Laertios'un onuncu kitabında korunan ve Epikuros'un doğa öğretisini özetleyen metindir. Aynı kitapta korunan Temel Öğretiler ise doğa bilgisinin neden gerekli olduğunu söyler. Lucretius'un Şeylerin Doğası Üzerine adlı şiirinin ikinci kitabı, Epikuros'un kendi korunmuş metinlerinde geçmeyen atomların sapması düşüncesini anlatır. Cicero ise bu düşünceyi aktarır ve eleştirir.

Ardından üç itirazı tartacağız: nedensiz bir sapmanın özgürlük değil rastlantı verdiği, bir doğa bilgisinin bir korkuyu gidermediği ve huzur için seçilen bir doğa kuramının doğruluğu ikinci plana ittiği itirazları.

Sonda, bir korkuyu Epikurosçu bir gözle sınamanın dört adımını göstereceğiz: korkuyu adlandırmak, korkunun dayandığı doğa inancını belirlemek, bu inancın yerine konabilecek doğal açıklamayı yazmak ve bu açıklamanın korkuyu gerçekten giderip gidermediğini sormak.

Merkez soru

Sorumuz şu: Epikuros neden evreni atomlardan ve boşluktan oluşan bir bütün olarak tanımlar, atomların sapması düşüncesi neden ileri sürülür ve bir doğa kuramı neden bir mutluluk öğretisinin temeli olabilir?

Ölçülü iddiam şu: Epikuros'un atomculuğu, Demokritos'tan devralınmış bir doğa kuramıdır; ama Epikuros onu bir bilgi merakı için değil, insanları tanrıların öfkesinden, gökteki olaylardan ve ölümden duydukları korkudan kurtarmak için savunur; evren, yoktan hiçbir şeyin var olmadığı, cisimlerden ve boşluktan oluşan bir bütünse, şimşeği bir tanrının öfkesine, hastalığı bir cezaya bağlamak için bir neden kalmaz; atomların sapması düşüncesi ise, bu doğa kuramının her şeyi önceden belirlenmiş bir zorunluluğa bağlayarak insanın seçimlerini ortadan kaldırmasını önlemek için ileri sürülür; bu yüzden Epikurosçu doğa bilgisi bir amaca hizmet eden bir bilgidir; ama bu amaç, bir kuramın doğruluğunu onun verdiği huzurla karıştırma tehlikesini de taşır. Epikuros, Herodotos'a Mektup'ta, hiçbir şeyin olmayandan doğmadığını, çünkü öyle olsaydı her şeyin her şeyden, hiçbir tohuma ihtiyaç duymadan doğabileceğini söyler. Bütün, cisimlerden ve boşluktan oluşur: cisimlerin varlığına duyular tanıklık eder, boşluk olmasaydı ise cisimlerin içinde hareket edeceği bir yer olmazdı. Cisimlerin bazıları bileşiktir; bazıları ise bileşiklerin kendisinden oluştuğu, bölünemeyen ve değişmeyen atomlardır. Temel Öğretiler'e göre, gökteki olaylar ve ölüm hakkındaki kuşkular bizi rahatsız etmeseydi, doğa bilgisine ihtiyacımız olmazdı. Lucretius ise atomların, boşlukta kendi ağırlıklarıyla aşağı doğru düşerken, belirsiz bir zamanda ve belirsiz bir yerde çok az saptığını söyler: bu sapma olmasaydı, atomlar yağmur damlaları gibi düşer, hiç çarpışmaz ve doğa hiçbir şey yaratamazdı.

Sıfır noktası

Bir öğrenci Epikuros'un adını duyduğunda, onu çoğu zaman bir haz filozofu olarak düşünür. Epikurosçu, iyi yemeği, iyi şarabı ve rahat bir yaşamı seven biridir; bugün de Avrupa dillerinde bu adla anılan sözcük, sofra zevkine düşkün birini anlatır. Bu okumada Epikuros'un evrenin atomlardan oluştuğu görüşü, onun haz öğretisinden bağımsız, eski bir doğa bilgisi kalıntısıdır.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Epikuros'un kendi metinlerinde doğa bilgisi ile mutluluk öğretisi birbirinden ayrılmaz. Temel Öğretiler, doğa bilgisinin tek amacının korkuları gidermek olduğunu söyler; Herodotos'a Mektup da bir özet olarak, öğretinin ayrıntılarını inceleyemeyenlerin huzur bulabilmesi için yazılmıştır. Epikuros için atomları anlamak, mutlu yaşamanın bir parçasıdır. İkincisi, Epikuros'un atomculuğu Demokritos'unkinin bir tekrarı değildir. Doksografik gelenek, Demokritos'un atomlara büyüklük ve biçim verdiğini, Epikuros'un bunlara bir de ağırlık eklediğini aktarır. Epikuros, atom biçimlerinin kavranamayacak kadar çok ama sınırsız olmadığını söyler. Ve Lucretius'a göre Epikurosçular, atomların sapması düşüncesiyle, Demokritos'un her şeyi zorunluluğa bağlayan evrenine bir açıklık getirirler.

Bu yüzden Epikurosçu atomculuğu anlamak, onu bir haz öğretisinin yanındaki bir kalıntı olarak değil, o öğretinin temelini oluşturan ve korkulardan kurtulmak için değiştirilmiş bir doğa kuramı olarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Epikuros'un doğa kuramı ile mutluluk öğretisi arasındaki ilişki konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, araçsal doğa bilgisi görüşüdür. Buna göre Epikuros için doğa bilgisinin kendi başına bir değeri yoktur; yalnızca korkuları gidermek için bir araçtır. Temel Öğretiler bunu açıkça söyler: kuşkular bizi rahatsız etmeseydi, doğa bilgisine ihtiyacımız olmazdı.

İkinci görüş, temel olarak doğa bilgisi görüşüdür. Buna göre Epikuros'un doğa kuramı yalnızca bir araç değil, mutluluk öğretisinin dayandığı zemindir. Hazzın iyi, acının kötü olduğu, ölümün bizim için bir şey olmadığı ve tanrıların dünyaya karışmadığı iddiaları, ancak evrenin atomlardan ve boşluktan oluştuğu bilindiğinde savunulabilir.

Üçüncü görüş, özgürlük görüşüdür. Buna göre Epikurosçu atomculuğun asıl özgün katkısı, Demokritos'un zorunluluk evrenine sapma düşüncesiyle bir açıklık getirmesi ve böylece insanın seçimlerinin bir doğa kuramının içinde korunabileceğini göstermesidir.

Bu ders ikinci görüşü temel alır ve birinci görüşün, Epikuros'un doğa bilgisini bir amaca bağladığı gözlemini kabul eder. Üçüncü görüş, sapma düşüncesinin önemini doğru görür; ama Epikuros'un kendi korunmuş metinlerinde sapmanın geçmediğini ve onu Lucretius ile Cicero'dan öğrendiğimizi hesaba katmalıdır.

Argümanın yapısı

Bir korkuyu Epikurosçu bir gözle sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, korkuyu adlandırmaktır. Sınayan, kişinin neyden korktuğunu, belirsiz bir kaygı olarak değil, belirli bir olay ya da durum olarak yazar.

İkinci adım, korkunun dayandığı doğa inancını belirlemektir. Sınayan, korkunun, olayların nasıl gerçekleştiğine dair hangi inanca, örneğin bir tanrının öfkesine, bir lanete ya da bir cezaya dayandığını bulur.

Üçüncü adım, bu inancın yerine konabilecek doğal açıklamayı yazmaktır. Sınayan, olayın cisimlerin ve nedenlerin düzeniyle nasıl açıklanabileceğini gösterir.

Dördüncü adım, bu açıklamanın korkuyu gerçekten giderip gidermediğini sormaktır. Sınayan, açıklama kabul edildikten sonra korkunun ne kadarının kaldığını ve kalanın neye dayandığını izler.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Epikurosçu atomculuğu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Epikuros'un atomculuğu, Demokritos'tan devralınmış ama korkulardan kurtulmak için değiştirilmiş bir doğa kuramıdır: evren, yoktan hiçbir şeyin var olmadığı, cisimlerden ve boşluktan oluşan bir bütünse, olayları bir tanrının öfkesine ya da bir cezaya bağlamak için bir neden kalmaz. Kerem'in yeğeni ve Lina'nın babaannesi, doğal bir açıklamanın bir korkunun dayandığı inancı değiştirebildiğini gösterdi. Barış'ın müvekkili, doğal bir açıklamanın neden bana sorusuna cevap veremediğini gösterdi. Tolga'nın yazılımı ve Selin'in başlangıç kapısı, sapma düşüncesinin özgürlük sorusunun nerede durduğunu doğru gösterdiğini, ama onu tek başına çözmediğini gösterdi. Defne'nin hastası, bir açıklamanın bir korkuyu bir eyleme dönüştürebildiğini gösterdi. Epikurosçu doğa bilgisi bir amaca hizmet eder; ama o amaca ancak görünüşlerle çelişmeyen bir doğa bilgisiyle ulaşılabilir.

Açık kalan sorular

Barış'ın müvekkili, doğal bir açıklamanın neden bana sorusuna cevap veremediğini gösterdi. Bu soru bir yanlış inançtan mı doğar, yoksa bir doğa kuramının cevaplayamayacağı ayrı bir soru mudur?

Tolga'nın yazılımı, öngörülemeyen bir davranışın bir özgürlük mü yoksa henüz ölçülmemiş bir neden mi olduğunu ayıramadı. Bu iki durum, bir dışarıdan bakan için hiç ayırt edilebilir mi?

Epikuros, huzuru yanlış inançları ortadan kaldırarak sağlamak istedi. Doğru bir inanç bir insanı korkutuyorsa, Epikurosçu bir doğa bilgisi ne yapar?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışEpikurosçu atomculuğu bir kalıntı saymak.
Doğrusu

Epikuros'un atomculuğunu, onun haz öğretisinden bağımsız, Demokritos'tan kalmış bir doğa bilgisi olarak okumak, Temel Öğretiler'in doğa bilgisini korkuları gidermenin koşulu saydığını gözden kaçırır. Doğrusu, onu mutluluk öğretisinin temeli olarak görmektir.

Yaygın yanlışEpikuros'u Demokritos'un tekrarı saymak.
Doğrusu

Epikuros'un atomculuğunu Demokritos'unkiyle özdeşleştirmek, Epikuros'un atomlara ağırlık eklediğini, atom biçimlerini sınırlı saydığını ve Lucretius'a göre sapma düşüncesini getirdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, onu değiştirilmiş bir atomculuk olarak görmektir.

Yaygın yanlışSapmayı Epikuros'un kendi metinlerinden aktarmak.
Doğrusu

Atomların sapmasını Herodotos'a Mektup'ta ya da Epikuros'un korunmuş öbür metinlerinde aramak, bu düşünceyi Lucretius'un şiirinden ve Cicero'nun aktarımlarından öğrendiğimizi gözden kaçırır. Doğrusu, sapmayı Lucretius ve Cicero aracılığıyla aktarılan bir Epikurosçu görüş olarak sunmaktır.

Yaygın yanlışSapmayı istencin kendisi saymak.
Doğrusu

Atomların sapmasını bir insanın kararıyla özdeşleştirmek, Lucretius'un onu istencin kendisi değil, istencin bir kadere bağlanmamasının koşulu olarak sunduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, sapmayı istence yer açan bir koşul olarak görmektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Epikuros'un atomculuğu, Demokritos'tan devralınmış ama insanları tanrıların öfkesinden, gökteki olaylardan ve ölümden duydukları korkudan kurtarmak için değiştirilmiş bir doğa kuramıdır ve mutluluk öğretisinin temelini oluşturur.

Herodotos'a Mektup, hiçbir şeyin olmayandan doğmadığını ve olmayana doğru yok olmadığını, bütünün cisimlerden ve boşluktan oluştuğunu, atomların sınırsız sayıda ama sınırlı biçim çeşidinde olduğunu söyledi, Temel Öğretiler kuşkular bizi rahatsız etmeseydi doğa bilgisine ihtiyacımız olmayacağını ekledi, Lucretius atomların belirsiz bir zamanda ve yerde çok az saptığını ve bu sapmanın istencin kaderden kopmasının koşulu olduğunu anlattı, Cicero ise sapmayı nedensiz bir olayı kabul ettiği için çocukça bir uydurma saydı.

Bir korku Epikurosçu bir gözle dört adımla sınanır: korkuyu adlandırmak, korkunun dayandığı doğa inancını belirlemek, bu inancın yerine konabilecek doğal açıklamayı yazmak ve bu açıklamanın korkuyu gerçekten giderip gidermediğini sormak.

Rastlantı, duygunun direnci ve huzur için kuram seçme itirazları, sapmanın istencin kendisi değil onun koşulu olduğunu, doğa bilgisinin bir duyguyu silmeden onun dayandığı inancı değiştirdiğini ve Epikurosçu ölçünün yalnızca huzur değil görünüşlerle çelişmemek olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Epikurosçu atomculuk, Epikürcülük modülünü bir doğa sorusuyla açar; ve bir korkunun dayandığı yanlış inanç ortadan kalktığında geriye ne kaldığı sorusu, Epikuros'un hazzı neden mutlu yaşamın başı ve sonu saydığı sorusuna götürür.

Sonraki derse köprü

Atomculuk dersi, Epikuros'un doğa bilgisini korkuları gidermek için savunduğunu gösterdi. Ama korkular giderildiğinde bir insanın neyi araması gerektiği sorusu açık kaldı. Epikuros'un cevabı kısadır: haz. Bu cevap, onun adını yüzyıllar boyunca sofra zevkiyle anılan bir sözcüğe dönüştürdü; oysa Epikuros, hazzı bambaşka bir anlamda kullanıyordu.

Selin, Epikuros'un Menoikeus'a Mektup'ta hazzı mutlu yaşamın başı ve sonu saydığını okumuş. Tolga, her hazzın iyi olduğu söyleniyorsa bazı hazlardan neden kaçınılması gerektiğini soruyor. Lina ise bir eksikliği giderirken duyulan haz ile eksikliğin giderilmiş olmasının verdiği huzurun aynı şey olup olmadığını merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Haz dersi, Epikuros'un hazzı neden iyi yaşamın ölçüsü saydığını, her hazzın iyi olduğu hâlde neden her hazzın seçilmediğini ve bedenin acı çekmemesi ile ruhun sarsılmaması olarak tanımlanan bir hazzın neden sofra sefasından ayrıldığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.