Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Kinik özgürlük, bir insanın başkalarının verebileceği ya da alabileceği şeylere ihtiyaç duymamasından doğan bir iç bağımsızlıktır ve açık sözlülük, bu bağımsızlığın güce karşı doğruyu söyleme biçiminde en yüksek ifadesidir.
Diogenes Laertios, İskender'in dilediğini istemesini söylediği Diogenes'in ona güneşimi kesme dediğini ve İskender'in, İskender olmasaydım Diogenes olmak isterdim dediğini aktardı, korsanlarca köle olarak satılan Diogenes'in ne iş bildiği sorulduğunda insanları yönetmeyi dediğini, kendisini satın alan Ksenyades'e bir hekim köle olsa da sözünün dinleneceğini söylediğini ve insanlar arasındaki en güzel şeyin açık sözlülük olduğunu düşündüğünü anlattı, Foucault ise Kinik yaşamı hakikatin bir yaşam biçimi olarak herkesin önünde sahnelenmesi diye okudu.
Bir durumda kimin özgür olduğu dört adımla sınanır: kimin neye ihtiyaç duyduğunu belirlemek, kimin kimden neyi isteyebileceğini sormak, açık konuşmanın bir bedeli olup olmadığını izlemek ve o bedelin kime ait olduğunu ayırmak.
Baskıyı haklı gösterme, ayrıcalık ve kabalık itirazları, Diogenes'in özgürlüğünün bir içe çekilme değil bir meydan okuma olduğunu, açık sözlülüğün her şeyi göze almak değil susmanın bedelinin daha büyük olduğu yerde konuşmak olduğunu ve onun özünün bir kabalık değil bir hakikate bağlılık olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Kinik özgürlük bir meydan okumadır; ve hiçbir kente, hiçbir kurala, hiçbir efendiye bağlı olmayan bu özgürlük, Diogenes'te kendini hiçbir kentin değil bütün dünyanın yurttaşı saymaya varır.
Açılış sahnesi
Kerem, Helenistik Yaşam Okulları bölümünün dördüncü panosu için Korinthos'ta bir kış güneşi çiziyor. Güneşin altında, bir duvarın dibine uzanmış yaşlı bir adam; önünde, arkasında askerleriyle genç bir kral duruyor ve gölgesi adamın üstüne düşüyor. Diogenes Laertios'a göre Büyük İskender, güneşlenen Diogenes'in yanına gelip ondan dilediğini istemesini söylemiş, Diogenes de ona güneşimi kesme demişti. Dünyanın en güçlü adamı her şeyi verebilirdi; ama Diogenes'in istediği tek şey, onun çekilmesiydi. Kerem, panosuna bir soru yazıyor: hiçbir şey istemeyen bir insana ne verilebilir, ondan ne alınabilir?
Selin, Diogenes'in insanlar arasındaki en güzel şeyin açık sözlülük olduğunu söylediğini okumuş. Tolga, güce karşı açık konuşmanın her zaman bir cesaret mi, yoksa bazen bir sorumsuzluk mu olduğunu soruyor. Lina, korsanlar tarafından yakalanıp köle olarak satılan Diogenes'in, ne iş bildiği sorulduğunda insanları yönetmeyi bildiğini söylemesinin bir köleyi nasıl özgür kılabileceğini merak ediyor. Barış, baskı altındaki bir tanığın, tehdit edildiği hâlde mahkemede gördüklerini anlatmasını düşünüyor. Defne ise yoğun bakımda, bir başhekimin yanlış bir kararına karşı çıkan genç bir hemşireyi hatırlıyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Helenistik Yaşam Okulları kursunda, Kinik Diogenes'in neden özgürlüğü bir dış durum değil bir iç bağımsızlık olarak tanımladığını, açık sözlülüğün neden bu özgürlüğün en yüksek ifadesi sayıldığını ve köle olarak satılan bir filozofun özgür olduğu iddiasının ne anlama geldiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Haz dersi, Kinik yalınlık ile Kirene hazcılığının aynı soruya, bir insanın dış şeylere bağımlı olmadan nasıl özgür olabileceği sorusuna iki karşıt cevap verdiğini gösterdi. Felsefeye Giriş ve Yöntem Akademisi'nin eleştirel düşünme programında, Foucault'nun 1983'te Berkeley'de verdiği derslere dayanarak cesur konuşma kavramı bir düşünme erdemi olarak tanıtılmıştı. Bu ders, o kavramın kökenlerinden birine, Kinik yaşama dönüyor: açık sözlülüğün bir erdem olmaktan önce bir yaşam biçimi olduğu yere.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Diogenes Laertios, Ünlü Filozofların Yaşamları'nın altıncı kitabında Diogenes ile İskender arasındaki karşılaşmaları aktarır. Aynı kitapta, Diogenes'in korsanlar tarafından yakalanıp köle olarak satılışını ve Korinthoslu Ksenyades'in evindeki yaşamını anlatır. Michel Foucault ise, ölümünden önceki son dersleri olan ve 2009'da Hakikatin Cesareti adıyla yayımlanan 1984 derslerinde, Kinik yaşamı hakikatin bir yaşam biçimi olarak gösterilmesi diye okur.
Ardından üç itirazı tartacağız: iç özgürlüğün dış baskıyı haklı gösterme tehlikesi taşıdığı, açık sözlülüğün yalnızca kaybedecek bir şeyi olmayanların lüksü olduğu ve Diogenes'in özgürlüğünün bir kaba saygısızlıktan ayırt edilemediği itirazları.
Sonda, bir durumda kimin özgür olduğunu sınamanın dört adımını göstereceğiz: kimin neye ihtiyaç duyduğunu belirlemek, kimin kimden neyi isteyebileceğini sormak, açık konuşmanın bir bedeli olup olmadığını izlemek ve o bedelin kime ait olduğunu ayırmak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Kinik Diogenes özgürlüğü neden bir dış durum değil bir iç bağımsızlık olarak tanımlar, açık sözlülük neden bu özgürlüğün en yüksek ifadesi sayılır ve köle olarak satılan bir filozofun özgür olduğu iddiası ne anlama gelir?
Ölçülü iddiam şu: Kinik özgürlük, bir insanın başkalarının verebileceği ya da alabileceği şeylere ihtiyaç duymamasından doğan bir bağımsızlıktır; bu yüzden ne bir kralın lütfu onu artırabilir ne de bir efendinin mülkiyeti onu azaltabilir; açık sözlülük bu bağımsızlığın en yüksek ifadesidir, çünkü güce karşı doğruyu söyleyebilmek, o güçten hiçbir şey istememeyi ve ondan hiçbir şeyden korkmamayı gerektirir; ama bu özgürlük anlayışı, bir insanın dış koşullarını önemsizleştirdiği ölçüde, köleliği ve baskıyı katlanılabilir gösterme tehlikesi taşır ve Diogenes'in kendi özgürlüğü, onun kendi ihtiyaçlarını bir alıştırmayla en aza indirmiş olmasına dayandığı için herkese aynı biçimde açık değildir. Diogenes Laertios'a göre İskender, Kraneion'da güneşlenen Diogenes'in yanına gelip ondan dilediğini istemesini söylediğinde, Diogenes ona güneşimi kesme demişti. Bir başka yerde, İskender'in, İskender olmasaydım Diogenes olmak isterdim dediği aktarılır. Diogenes, Aigina'ya giderken korsanlar tarafından yakalanmış ve Girit'te köle olarak satışa çıkarılmıştı. Ne iş bildiği sorulduğunda, insanları yönetmeyi dedi. Onu, Korinthoslu Ksenyades satın aldı; Diogenes ona, köle olsa da sözünü dinlemesi gerektiğini, çünkü bir hekim ya da bir kaptan köle olsa da sözünün dinleneceğini söyledi. Ksenyades, Diogenes'i çocuklarının eğitimine verdi. Diogenes Laertios, Diogenes'in insanlar arasındaki en güzel şeyin açık sözlülük olduğunu söylediğini de aktarır. Foucault ise Kinik yaşamı, açık sözlülüğün yalnızca bir konuşma biçimi değil, bir yaşam biçimi olarak uygulandığı yer olarak görür: Kinik, hakikati söylemekle kalmaz, onu kendi bedeninde, kendi yoksulluğunda ve kendi utanmazlığında herkesin önünde yaşar.
Sıfır noktası
Bir öğrenci özgürlük sözcüğünü duyduğunda, onu çoğu zaman bir dış durum olarak düşünür. Özgür olmak, istediğini yapabilmek, kimsenin baskısı altında olmamak, kendi kararlarını kendisi verebilmektir. Bu okumada özgürlük, dış engellerin yokluğudur.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Diogenes'e göre kral, köleden daha özgür değildir. İskender, dünyayı fethetmek istiyordu; ama bu isteği onu ordularına, müttefiklerine ve ününe bağımlı kılıyordu. Diogenes ise hiçbir şey istemiyordu; bu yüzden İskender ona hiçbir şey veremez, ondan hiçbir şey alamazdı. Özgürlük, dış engellerin yokluğu değil, kişinin dış şeylere ihtiyaç duymamasıdır. İkincisi, Diogenes için köle olmak, özgürlüğü kaybetmek değildi. Satış pazarında, kendisini satın alacak kişiye bir efendi satın almak isteyip istemediğini sorarak, bir mülkiyet ilişkisinin, bir bilgelik ilişkisini tersine çeviremeyeceğini göstermişti. Bu, köleliği iyi saymak değil, onun bir insanın yargısını alamayacağını söylemekti.
Bu yüzden Kinik özgürlüğü anlamak, onu bir dış durum olarak değil, başkalarının verebileceği ya da alabileceği şeylere ihtiyaç duymamaktan doğan bir iç bağımsızlık olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Kinik özgürlük anlayışının niteliği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, iç çekilme görüşüdür. Buna göre Kinik özgürlük, dünyadan içe çekilmektir: dış koşullar değiştirilemiyorsa, onlara ihtiyaç duymamayı öğrenmek. Bu, Stoacıların daha sonra geliştireceği iç özgürlük anlayışının bir öncüsüdür ve siyasal bir talep değil, kişisel bir alıştırmadır.
İkinci görüş, kamusal meydan okuma görüşüdür. Buna göre Kinik özgürlük, içe çekilmek değil, dışarı çıkmaktır: güçlülerin karşısında, herkesin önünde, onların kurduğu düzeni sorgulamak. Michel Foucault, 1984 derslerinde, Kinik açık sözlülüğün bir iç durum değil, hakikati bir yaşam biçimi olarak herkesin önünde sahnelemek olduğunu savunur.
Üçüncü görüş, ayrıcalık eleştirisi görüşüdür. Buna göre Kinik özgürlük, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan ve ihtiyaçlarını bir alıştırmayla en aza indirmiş birkaç kişinin ulaşabileceği bir durumdur; ailesi, işi ve sorumlulukları olan sıradan insanlar için bir model olamaz.
Bu ders ikinci görüşü temel alır ve üçüncü görüşün, Kinik özgürlüğün herkese aynı biçimde açık olmadığı gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Kinik özgürlüğün bir iç bağımsızlığa dayandığını doğru görür, ama Diogenes'in özgürlüğünü kentin ortasında, güçlülerin karşısında ve herkesin önünde yaşamasını açıklayamaz.
Argümanın yapısı
Bir durumda kimin özgür olduğunu sınamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, kimin neye ihtiyaç duyduğunu belirlemektir. Sınayan, durumdaki her kişinin neyi istediğini, neyi kaybetmekten korktuğunu ve bunların kime bağlı olduğunu yazar.
İkinci adım, kimin kimden neyi isteyebileceğini sormaktır. Sınayan, kimin bir başkasının ihtiyacını kullanarak ondan bir şey isteyebileceğini, yani kimin kime karşı güçlü olduğunu belirler.
Üçüncü adım, açık konuşmanın bir bedeli olup olmadığını izlemektir. Sınayan, doğruyu söylemenin bir kayba, bir cezaya ya da bir dışlanmaya yol açıp açmayacağını sorar.
Dördüncü adım, o bedelin kime ait olduğunu ayırmaktır. Sınayan, bedeli yalnızca konuşanın mı, yoksa onun yakınlarının ya da başkalarının da mı ödeyeceğini belirler.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Kinik özgürlüğü ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Kinik özgürlük, bir insanın başkalarının verebileceği ya da alabileceği şeylere ihtiyaç duymamasından doğan bir iç bağımsızlıktır ve açık sözlülük, bu bağımsızlığın güce karşı doğruyu söyleme biçiminde en yüksek ifadesidir. Kerem'in kış güneşi, istekleri olan bir kralın isteği olmayan bir filozof karşısında güçsüz kalabildiğini gösterdi. Barış'ın tanığı, kaybedecek bir şeyi olanların açık sözlülüğünün bir koruma gerektirdiğini gösterdi. Tolga'nın toplantısı, açık konuşmanın bazen bir kahramanlık değil bir sorumluluk olduğunu gösterdi. Selin'in sınıf arkadaşı, açık sözlülüğün bir kabalık değil bir hakikate bağlılık olabildiğini gösterdi. Lina'nın tanıdığı, bazı insanların özgürlüğünün bir toplumun güvencesine dayandığını gösterdi. Defne'nin yoğun bakım hemşiresi, bilginin bir hiyerarşiyi tersine çevirebildiğini ve bunun bir kurumun güvencesine de dayandığını gösterdi. Kinik özgürlük, bir içe çekilme değil, bir meydan okumadır; ama onun herkes için mümkün olması, bir toplumun onu koruyacak güvenceleri kurmasına bağlıdır.
Açık kalan sorular
Barış'ın tanığı, açık sözlülüğün bedelinin yalnızca konuşana değil ailesine de düşebildiğini gösterdi. Bir insanın, başkalarına bedel ödetecek bir doğruyu söyleme hakkı var mıdır?
Lina'nın tanıdığı, bazı insanların özgürlüğünün bir toplumun güvencesine dayandığını gösterdi. Bir topluma bağımlı olan bir özgürlük, Kinik anlamda hâlâ bir özgürlük müdür?
Kerem'in kış güneşi, istekleri olan bir kralın isteği olmayan bir filozof karşısında güçsüz kaldığını gösterdi. Hiçbir şey istememek, bir insanı başkalarının sorunlarına da kayıtsız kılar mı?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKinik özgürlüğü dış özgürlük saymak.
Diogenes'in özgürlüğünü, istediğini yapabilme ve dış engellerden kurtulma olarak okumak, onun özgürlüğü başkalarının verebileceği ya da alabileceği şeylere ihtiyaç duymamak olarak tanımladığını gözden kaçırır. Doğrusu, Kinik özgürlüğü bir iç bağımsızlık olarak görmektir.
Yaygın yanlışİç bağımsızlığı içe çekilme saymak.
Kinik özgürlüğü dünyadan çekilip yalnızca kendi iç huzurunu aramak olarak okumak, Diogenes'in özgürlüğünü kentin ortasında, güçlülerin karşısında ve herkesin önünde yaşadığını gözden kaçırır. Doğrusu, Kinik özgürlüğü bir meydan okuma olarak görmektir.
Yaygın yanlışAçık sözlülüğü kabalık saymak.
Kinik açık sözlülüğü yalnızca insanları kırmak ve hakaret etmek olarak okumak, onun özünün güce karşı doğruyu söyleme cesareti olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, açık sözlülüğü bir hakikate bağlılık olarak görmektir.
Yaygın yanlışSatış anekdotunu köleliğin onayı saymak.
Diogenes'in köle olarak satılırken bir efendi satın almak isteyen var mı demesini, köleliği önemsiz ya da kabul edilebilir saydığı biçiminde okumak, onun bir mülkiyet ilişkisinin bir bilgelik ilişkisini tersine çeviremeyeceğini gösterdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, anekdotu köleliğin bir insandan neyi alamayacağının bir gösterisi olarak görmektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Kinik özgürlük, bir insanın başkalarının verebileceği ya da alabileceği şeylere ihtiyaç duymamasından doğan bir iç bağımsızlıktır ve açık sözlülük, bu bağımsızlığın güce karşı doğruyu söyleme biçiminde en yüksek ifadesidir.
Diogenes Laertios, İskender'in dilediğini istemesini söylediği Diogenes'in ona güneşimi kesme dediğini ve İskender'in, İskender olmasaydım Diogenes olmak isterdim dediğini aktardı, korsanlarca köle olarak satılan Diogenes'in ne iş bildiği sorulduğunda insanları yönetmeyi dediğini, kendisini satın alan Ksenyades'e bir hekim köle olsa da sözünün dinleneceğini söylediğini ve insanlar arasındaki en güzel şeyin açık sözlülük olduğunu düşündüğünü anlattı, Foucault ise Kinik yaşamı hakikatin bir yaşam biçimi olarak herkesin önünde sahnelenmesi diye okudu.
Bir durumda kimin özgür olduğu dört adımla sınanır: kimin neye ihtiyaç duyduğunu belirlemek, kimin kimden neyi isteyebileceğini sormak, açık konuşmanın bir bedeli olup olmadığını izlemek ve o bedelin kime ait olduğunu ayırmak.
Baskıyı haklı gösterme, ayrıcalık ve kabalık itirazları, Diogenes'in özgürlüğünün bir içe çekilme değil bir meydan okuma olduğunu, açık sözlülüğün her şeyi göze almak değil susmanın bedelinin daha büyük olduğu yerde konuşmak olduğunu ve onun özünün bir kabalık değil bir hakikate bağlılık olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Kinik özgürlük bir meydan okumadır; ve hiçbir kente, hiçbir kurala, hiçbir efendiye bağlı olmayan bu özgürlük, Diogenes'te kendini hiçbir kentin değil bütün dünyanın yurttaşı saymaya varır.
Sonraki derse köprü
Özgürlük dersi, Kinik özgürlüğün hiçbir kente, hiçbir efendiye bağlı olmayan bir bağımsızlık olduğunu gösterdi. Diogenes Laertios'a göre Diogenes, nereli olduğu sorulduğunda, kosmopolites, yani dünya yurttaşıyım demişti. Bu söz, Yunan dünyasında yurttaşlığın bir kente ait olmak demek olduğu bir çağda söylenmişti.
Selin, Diogenes'in tek doğru yönetimin evrenin yönetimi olduğunu söylediğini okumuş. Tolga, bir kentin yurttaşı olmayı reddetmenin, bütün insanlara karşı bir yükümlülük üstlenmek mi yoksa hiçbir insana karşı bir yükümlülük taşımamak mı olduğunu soruyor. Lina ise Diogenes'in öğrencisi Krates ile Hipparkhia'nın, Kinik yaşamı bir evlilik içinde paylaşmasının, dünya yurttaşlığını nasıl gündelik bir hayata dönüştürdüğünü merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Kozmopolitlik dersi, Kinik Diogenes'in kendini neden bir kentin değil dünyanın yurttaşı saydığını, bu sözün bir kent reddi mi yoksa yeni bir aidiyet mi olduğunu ve Krates ile Hipparkhia'nın yaşamının Kinik dünya yurttaşlığını nasıl bir topluluğa dönüştürdüğünü soruyor.