İçeriğe geç

P03-D05-M01-03·Kinizm ve Kirene

Haz

temel3.797 kelime≈ 25 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Kirene hazcılığı, iyinin bedenin şimdi yaşadığı yumuşak bir hareketten, yani hazdan ibaret olduğunu savunur, bunu yalnızca şimdiki duygulanımlarımızı kesin olarak bilebileceğimiz bir bilgi kuramına dayandırır ve Aristippos'un yaşamında hazza egemen olmayı en iyi şey sayar.

Diogenes Laertios, Aristippos'un Sokrates'in öğrencisiyken ücret alan ilk kişi olduğunu, Dionysios'un sarayında her duruma uyum sağladığını, sebze yıkayan Diogenes ile karşılıklı alay ettiğini ve bir sevgiliye sahip olduğunu ama onun kendisine sahip olmadığını söylediğini aktardı, Kirene okulunun hazzı yumuşak, acıyı sert bir hareket saydığını, acının yokluğunu bir haz saymadığını ve Hegesias'ın mutluluğu imkânsız bulduğunu da ekledi, Sextus Empiricus ise Kirenelilerin yalnızca duygulanımların bilinebileceğini, onları doğuran dış şeylerin bilinemeyeceğini savunduğunu aktardı.

Bir hazzın bize ait mi yoksa bizim ona mı ait olduğumuz dört adımla sınanır: hazzın ne olduğunu ve ne zaman yaşandığını belirlemek, ondan vazgeçmenin mümkün olup olmadığını sormak, onun bir başka haz ya da acı getirip getirmediğini izlemek ve onun bir seçim mi yoksa bir zorlama mı olduğunu ayırmak.

İhtiyatsızlık, eşitlik ve kendini çürütme itirazları, bazı Kirenelilerin bir hazzın getireceği acıları hesaba kattığını, Kirene hazcılığının hazlar arasında değil hazların sonuçları arasında bir ayrım yaptığını ve Hegesias'ın karamsarlığının Aristippos'un egemenlik ilkesini bırakmış bir yorum olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Kirene hazcılığı ile Kinik yalınlık aynı soruya iki karşıt cevaptır; ve ikisinin de merkezinde, bir insanın dış şeylere bağımlı olmadan nasıl özgür olabileceği sorusu durur.

Açılış sahnesi

Kerem, Helenistik Yaşam Okulları bölümünün üçüncü panosu için iki adamı karşı karşıya çiziyor. Biri, bir çeşmenin başında çömelmiş, sebze yıkıyor; yırtık bir pelerin giymiş. Öteki, ince kumaştan bir giysiyle yanından geçiyor; bir sarayın kapısından çıkmış. Diogenes Laertios'un aktardığına göre Diogenes, sebzelerini yıkarken yanından geçen Kireneli Aristippos'a, bunları yemeyi öğrenseydin tiranların sarayına yaltaklanmazdın, demişti. Aristippos da ona, insanlarla nasıl konuşulacağını bilseydin sebze yıkamazdın, diye karşılık vermişti. Kerem, iki adamın aynı soruyu sorduğunu, ama iki karşıt cevap verdiğini düşünüyor: mutlu olmak için neye ihtiyacımız var? Diogenes'e göre en az şeye; Aristippos'a göre ise hazza, ama hazzın bize sahip olmasına izin vermeden.

Selin, Aristippos'un ünlü bir sevgiliyle ilişkisi yüzünden eleştirildiğinde, ona sahip olduğunu ama ona sahip olunmadığını söylediğini okumuş. Tolga, Kirenelilerin hazzı yumuşak bir hareket, acıyı ise sert bir hareket olarak tanımlamasının ne anlama geldiğini soruyor. Lina, yalnızca şimdiki anın hazzının gerçek olduğu iddiasının geleceği düşünmeyi neden anlamsız kıldığını merak ediyor. Barış, kumar borçları yüzünden evini kaybetmek üzere olan bir müvekkilinin, her gece yalnızca bir el daha oynamak istediğini söylediğini hatırlıyor. Defne ise yıllardır süren bir ağrının geçtiği bir sabah, hastasının kendini mutlu değil yalnızca boş hissettiğini söylediğini düşünüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Helenistik Yaşam Okulları kursunda, Kireneli Aristippos'un ve onun okulunun neden mutluluğu bir bütün yaşamın değil şimdiki anın hazzında aradığını, hazza sahip olmak ile hazzın sahip olması arasındaki ayrımın neden bir özgürlük ölçüsü olduğunu ve Kirene hazcılığının Kinik yalınlıkla neden aynı soruya iki karşıt cevap olduğunu soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Doğaya uygunluk ve toplumsal uzlaşı eleştirisi dersleri, Kiniklerin mutluluğu gereksiz olandan arınmış bir yalınlıkta aradığını gösterdi. Felsefeye Giriş ve Yöntem Akademisi'nde hazcılık bir iyi yaşam kuramı olarak genel çizgileriyle tanıtılmış; Platon kursunda da Philebos'taki haz tartışması ve Gorgias'taki sızan küpler benzetmesi incelenmişti. Bu ders, Sokrates'in bir başka öğrencisinin, Aristippos'un, hazcılığı nasıl bir yaşam biçimine dönüştürdüğüne bakıyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Diogenes Laertios, Ünlü Filozofların Yaşamları'nın ikinci kitabında Aristippos'un yaşamını ve sözlerini aktarır. Aynı kitabın sonraki bölümlerinde, Kirene okulunun haz öğretisini özetler. Sextus Empiricus ise, Matematikçilere Karşı adlı eserinin yedinci kitabında, Kirenelilerin bilgi kuramını, yani yalnızca kendi duygulanımlarımızı bilebileceğimiz görüşünü aktarır.

Ardından üç itirazı tartacağız: anlık hazzın peşinde koşmanın ihtiyatsızlık olduğu, bütün hazları eşit saymanın iyi ile kötü hazları ayırt etmeyi imkânsız kıldığı ve Kirene okulunun içinden çıkan karamsar bir yorumun, hazcılığın kendi kendini çürüttüğünü gösterdiği itirazları.

Sonda, bir hazzın bize ait mi yoksa bizim ona mı ait olduğumuzu sınamanın dört adımını göstereceğiz: hazzın ne olduğunu ve ne zaman yaşandığını belirlemek, hazdan vazgeçmenin mümkün olup olmadığını sormak, hazzın bir başka hazzı ya da bir acıyı getirip getirmediğini izlemek ve hazzın kişinin kendi seçimi mi yoksa bir zorlama mı olduğunu ayırmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: Kireneli Aristippos ve onun okulu neden mutluluğu bir bütün yaşamın değil şimdiki anın hazzında arar, hazza sahip olmak ile hazzın sahip olması arasındaki ayrım neden bir özgürlük ölçüsüdür ve Kirene hazcılığı Kinik yalınlıkla neden aynı soruya iki karşıt cevaptır?

Ölçülü iddiam şu: Kirene hazcılığı, iyinin bedenin şimdi yaşadığı yumuşak bir hareketten, yani hazdan ibaret olduğunu ve geçmiş ile geleceğin hazlarının şimdi yaşanmadıkları için bir iyi sayılamayacağını savunur; bu görüş, yalnızca kendi duygulanımlarımızı kesin olarak bilebileceğimiz bilgi kuramına dayanır; ama Aristippos'un kendi yaşamı, hazcılığın bir kendini bırakma değil, bir egemenlik olduğunu gösterir: hazdan kaçınmak değil, hazza egemen olup ona yenilmemek en iyisidir; Kinik yalınlık ile Kirene hazcılığı bu yüzden aynı soruya, yani bir insanın dış şeylere bağımlı olmadan nasıl mutlu olabileceği sorusuna, iki karşıt yoldan cevap verir: biri ihtiyaçları azaltarak, öteki hazları yönetebilir hâle gelerek; ama Kirene hazcılığı, bir yaşamın bütününü bir anlar toplamına indirgediği için, ihtiyat ve gelecek için bir yer bulmakta zorlanır. Diogenes Laertios'a göre Aristippos, her duruma uyabilen, tiran Dionysios'un sarayında yaşamış ve şatafatı kaybettiğinde üzülmemiş biriydi. Ünlü bir sevgiliye sahip olduğunu ama ona sahip olunmadığını, çünkü hazlara egemen olup yenilmemenin en iyisi olduğunu söylemişti. Kireneliler, iki duygulanım olduğunu, hazzın ve acının, ve hazzın yumuşak bir hareket, acının ise sert bir hareket olduğunu söylerdi. Amaç tek tek hazdı; mutluluk ise tek tek hazların toplamıydı. Sextus Empiricus'a göre Kireneliler, yalnızca duygulanımların kavranabildiğini, onları doğuran dış şeylerin ise kavranamadığını savunurdu: beyazlandığımı ya da tatlandırıldığımı biliyorum, ama dışımdaki şeyin beyaz ya da tatlı olduğunu bilemem.

Sıfır noktası

Bir öğrenci hazcılık sözcüğünü duyduğunda, onu çoğu zaman sınırsız bir zevk düşkünlüğü olarak düşünür. Bu okumada hazcılık bir kendini bırakmadır.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Aristippos'un hazcılığı bir kendini bırakma değil, bir egemenliktir. Ünlü sözü, hazza sahip olmak ama hazzın bize sahip olmasına izin vermemek, bir özgürlük ölçüsüdür. Şatafatı seven Aristippos, onu kaybettiğinde üzülmezdi; hazza egemen bir hazcı, hazdan kaçınan bir münzeviden daha özgür olabilir. İkincisi, Kirenelilerin şimdiki ana odaklanması, bir umursamazlık değil, bir bilgi kuramına dayanır. Onlara göre yalnızca şimdi yaşadığımız duygulanımları kesin olarak bilebiliriz; geçmiş bir hazzın anısı ya da gelecek bir hazzın umudu, şimdiki bir haz değildir.

Bu yüzden Kirene hazcılığını anlamak, onu bir zevk düşkünlüğü olarak değil, hazza egemen olmayı öğütleyen ve şimdiki duygulanımın kesinliğine dayanan bir yaşam biçimi olarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Kirene hazcılığının niteliği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, kaba hazcılık görüşüdür. Buna göre Kireneliler, en yoğun bedensel hazları en iyi şey sayan ve geleceği düşünmeyen bir zevk düşkünlüğünü savunur.

İkinci görüş, bilgi kuramı görüşüdür. Buna göre Kirenelilerin şimdiki ana odaklanması, yalnızca şimdiki duygulanımlarımızı kesin olarak bilebileceğimiz bilgi kuramının bir sonucudur. Voula Tsouna, 1998'de yayımladığı Kirene Okulunun Bilgi Kuramı adlı kitabında, Kirene ahlakının bu bilgi kuramından ayrılamayacağını ve okulun bir bütün olarak tutarlı bir felsefe olduğunu savunur.

Üçüncü görüş, egemenlik görüşüdür. Buna göre Aristippos'un hazcılığı, hazzı bir amaç olarak koyarken, onu yönetebilmeyi bir koşul olarak koyar; hazcılık bir kendini bırakma değil, bir özgürlüktür. Terence Irwin, 1991'de yayımladığı Aristippos Mutluluğa Karşı adlı makalesinde, Kirenelilerin bir bütün yaşamın mutluluğunu değil tek tek hazları amaç yapmasının, Aristoteles'in mutluluk anlayışına bilinçli bir karşı çıkış olduğunu tartışır.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, Kirene ahlakının bir bilgi kuramına dayandığı gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Kirenelilerin bedensel hazlara önem verdiğini doğru görür, ama Aristippos'un hazza egemen olmayı en iyi şey sayan sözünü ve okulun bilgi kuramını açıklayamaz.

Argümanın yapısı

Bir hazzın bize ait mi yoksa bizim ona mı ait olduğumuzu sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, hazzın ne olduğunu ve ne zaman yaşandığını belirlemektir. Sınayan, hazzın bedensel mi yoksa başka türden mi olduğunu ve şimdi mi yaşandığını, yoksa bir anı ya da bir umut mu olduğunu yazar.

İkinci adım, hazdan vazgeçmenin mümkün olup olmadığını sormaktır. Sınayan, hazzı yaşayan kişinin, istediğinde ondan vazgeçip vazgeçemeyeceğini belirler.

Üçüncü adım, hazzın bir başka hazzı ya da bir acıyı getirip getirmediğini izlemektir. Sınayan, hazzın sonrasında neyin geldiğini ve bunun bir haz mı yoksa bir acı mı olduğunu sorar.

Dördüncü adım, hazzın kişinin kendi seçimi mi yoksa bir zorlama mı olduğunu ayırmaktır. Sınayan, hazzı yaşayan kişinin onu seçip seçmediğini, yoksa ona yenilip yenilmediğini belirler.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Kirene hazcılığını ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Kirene hazcılığı, iyiyi şimdiki bir yumuşak harekette, yani hazda arar ve bunu yalnızca şimdiki duygulanımlarımızı kesin olarak bilebileceğimiz bilgi kuramına dayandırır; ama Aristippos'un yaşamı, hazcılığın bir kendini bırakma değil, hazza egemen olmak olduğunu gösterir. Kerem'in iki adamı, Diogenes'in de Aristippos'un da özgürlük iddiasında olduğunu, ama ikisinin de bir şeye bağlı kaldığını gösterdi. Barış'ın kumar borçlusu, hazza sahip olmak ile hazzın sahip olması arasındaki farkı gösterdi. Tolga'nın bildirimleri, bir sistemin hazzı kullanıcıya değil kullanıcıyı hazza bağlayabildiğini gösterdi. Selin'in şimdiki anı, şimdiki ana odaklanmanın geleceğin acılarını hesaba katmayı dışlamadığını gösterdi. Lina'nın pastası, bütün hazları eşit saymanın bir eksiklik olduğunu gösterdi. Defne'nin hastası, bir acının yokluğunun bir haz değil bir başlangıç olduğunu gösterdi. Kirene hazcılığı ile Kinik yalınlık, aynı soruya iki karşıt cevaptır: biri ihtiyaçları azaltarak, öteki hazları yönetebilir hâle gelerek özgür olmayı önerir.

Açık kalan sorular

Lina'nın pastası, bütün hazları eşit saymanın bir eksiklik olduğunu gösterdi. Hazlar arasında bir değer farkı varsa, bu fark hazzın kendisinden mi, yoksa onun bağlı olduğu bir ilişkiden mi gelir?

Tolga'nın bildirimleri, bir sistemin hazzı kullanıcıya değil kullanıcıyı hazza bağlayabildiğini gösterdi. Hazza egemen olmak yalnızca bir bireyin sorumluluğu mudur, yoksa hazzı tasarlayanların da bir sorumluluğu var mıdır?

Kerem'in iki adamı, Diogenes'in de Aristippos'un da bir şeye bağlı kaldığını gösterdi. Hiçbir şeye bağlı olmayan bir özgürlük mümkün müdür?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKirene hazcılığını zevk düşkünlüğü saymak.
Doğrusu

Aristippos'un hazcılığını sınırsız bir zevk düşkünlüğü olarak okumak, onun hazlardan kaçınmanın değil onlara egemen olup onlara yenilmemenin en iyisi olduğunu söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, Kirene hazcılığını bir öz denetim biçimi olarak da görmektir.

Yaygın yanlışKireneliler ile Epikuros'u aynı saymak.
Doğrusu

Kirene hazcılığını Epikuros'un hazcılığıyla özdeşleştirmek, Kirenelilerin acının ortadan kalkmasını bir haz saymadığını, Epikuros'un ise onu en yüksek haz saydığını gözden kaçırır. Doğrusu, iki okulun haz tanımlarının farklı olduğunu görmektir.

Yaygın yanlışŞimdiki ana odaklanmayı umursamazlık saymak.
Doğrusu

Kirenelilerin şimdiki ana odaklanmasını bir geleceği umursamama olarak okumak, onun yalnızca şimdiki duygulanımlarımızı kesin olarak bilebileceğimiz bir bilgi kuramına dayandığını ve bazı Kirenelilerin bir hazzın getireceği acıları hesaba kattığını gözden kaçırır. Doğrusu, bu odaklanmayı bir felsefi tutarlılığın sonucu olarak görmektir.

Yaygın yanlışAristippos'u yalnızca bir saray adamı saymak.
Doğrusu

Aristippos'u bir tiranın sarayına yaltaklanan bir fırsatçı olarak okumak, onun şatafatı kaybettiğinde üzülmediğini ve her duruma uyum sağlayabilme yeteneğinin bir özgürlük biçimi olarak sunulduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, Aristippos'un yaşamını bir hazza egemen olma denemesi olarak görmektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Kirene hazcılığı, iyinin bedenin şimdi yaşadığı yumuşak bir hareketten, yani hazdan ibaret olduğunu savunur, bunu yalnızca şimdiki duygulanımlarımızı kesin olarak bilebileceğimiz bir bilgi kuramına dayandırır ve Aristippos'un yaşamında hazza egemen olmayı en iyi şey sayar.

Diogenes Laertios, Aristippos'un Sokrates'in öğrencisiyken ücret alan ilk kişi olduğunu, Dionysios'un sarayında her duruma uyum sağladığını, sebze yıkayan Diogenes ile karşılıklı alay ettiğini ve bir sevgiliye sahip olduğunu ama onun kendisine sahip olmadığını söylediğini aktardı, Kirene okulunun hazzı yumuşak, acıyı sert bir hareket saydığını, acının yokluğunu bir haz saymadığını ve Hegesias'ın mutluluğu imkânsız bulduğunu da ekledi, Sextus Empiricus ise Kirenelilerin yalnızca duygulanımların bilinebileceğini, onları doğuran dış şeylerin bilinemeyeceğini savunduğunu aktardı.

Bir hazzın bize ait mi yoksa bizim ona mı ait olduğumuz dört adımla sınanır: hazzın ne olduğunu ve ne zaman yaşandığını belirlemek, ondan vazgeçmenin mümkün olup olmadığını sormak, onun bir başka haz ya da acı getirip getirmediğini izlemek ve onun bir seçim mi yoksa bir zorlama mı olduğunu ayırmak.

İhtiyatsızlık, eşitlik ve kendini çürütme itirazları, bazı Kirenelilerin bir hazzın getireceği acıları hesaba kattığını, Kirene hazcılığının hazlar arasında değil hazların sonuçları arasında bir ayrım yaptığını ve Hegesias'ın karamsarlığının Aristippos'un egemenlik ilkesini bırakmış bir yorum olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Kirene hazcılığı ile Kinik yalınlık aynı soruya iki karşıt cevaptır; ve ikisinin de merkezinde, bir insanın dış şeylere bağımlı olmadan nasıl özgür olabileceği sorusu durur.

Sonraki derse köprü

Haz dersi, Kinik yalınlık ile Kirene hazcılığının aynı soruya, yani bir insanın dış şeylere bağımlı olmadan nasıl özgür olabileceği sorusuna iki karşıt cevap verdiğini gösterdi. Kinikler bu soruya, özgürlüğü yalnızca bir ihtiyaçsızlık olarak değil, güç karşısında bir açık sözlülük olarak da yaşayarak cevap verdi.

Selin, Diogenes Laertios'un aktardığına göre Büyük İskender'in güneşlenen Diogenes'in yanına gelip ondan ne istediğini sorduğunu ve Diogenes'in ona güneşimi kesme dediğini okumuş. Tolga, Diogenes'in insanlar arasındaki en güzel şeyin açık sözlülük olduğunu söylemesinin ne anlama geldiğini soruyor. Lina ise korsanlar tarafından yakalanıp köle olarak satılan Diogenes'in, ne iş bildiği sorulduğunda insanları yönetmeyi bildiğini söylemesinin bir köleyi nasıl özgür kılabileceğini merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Özgürlük dersi, Kinik Diogenes'in neden özgürlüğü bir dış durum değil bir iç bağımsızlık olarak tanımladığını, açık sözlülüğün neden bu özgürlüğün en yüksek ifadesi sayıldığını ve köle olarak satılan bir filozofun özgür olduğu iddiasının ne anlama geldiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.