Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Kinik doğaya uygunluk, hayvanlar gibi yaşamaya dönmek değil, gerçekten gerekli olanı gerekli sanılandan ayırmak ve bu ayrımı bedenin ve ruhun alıştırmasıyla bir yaşam biçimine dönüştürmektir.
Diogenes Laertios, Diogenes'in bir fareyi izleyerek koşullarına uymayı öğrendiğini, Metroon'da bir küpte yaşadığını, bir çocuğun avuçla su içtiğini görünce çanağını attığını ve mutlu yaşamak isteyenin yararsız zahmetler yerine doğaya uygun zahmetleri seçmesi gerektiğini söylediğini aktardı, Dion Khrysostomos'un altıncı söylevi Diogenes'in hayvanları insanlarla karşılaştırmasını ve ateşi getiren Prometheus'u yumuşaklığın başlangıcını getirdiği için cezalandırılmış saymasını anlattı, Epiktetos ise Kinik'i, hiçbir şeyi olmadan acıdan ve korkudan uzak yaşanabileceğini gösteren tanrının habercisi olarak tanımladı.
Bir ihtiyacın doğaya uygun olup olmadığı dört adımla sınanır: gerçekten gerekli olup olmadığını sormak, doğadan mı uzlaşıdan mı geldiğini belirlemek, ondan vazgeçmenin alıştırmayla mümkün olup olmadığını sormak ve vazgeçmenin bir özgürlük mü başka bir bağımlılık mı getirdiğini izlemek.
Parazitlik, anekdot ve doğanın ölçü olamayacağı itirazları, Kiniklerin toplumdan bağımsızlık değil gereklinin azlığını göstermek istediğini, anekdotların bir tarih kaydı değil bir öğretinin taşıyıcısı olduğunu ve Kinik doğanın bir betimleme değil bir eleştiri aracı olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Kinik yaşam bir geri dönüş değil, gereksiz olanı gerekli saymaktan vazgeçmenin bir eğitimidir; ve bu eğitim, toplumun uzlaşılarını yalnızca bırakmakla kalmaz, onlara açıkça meydan okur.
Açılış
Açılış sahnesi
Kerem, Helenistik Yaşam Okulları bölümünün ilk panosu için bir çeşme çiziyor. Çeşmenin başında bir çocuk avuçlarıyla su içiyor; birkaç adım ötede, yırtık bir pelerinli yaşlı bir adam, heybesinden çıkardığı tahta çanağı yere atıyor. Altına Diogenes Laertios'un aktardığı sözü yazıyor: bir çocuk beni yalınlıkta geçti. Sinoplu Diogenes, Atina'da bir küpün içinde yaşadı, bir pelerin, bir heybe ve bir değnekten başka bir şeyi olmadı ve mutluluğu, insanların kendi elleriyle kurdukları her şeyden arınmış, doğaya uygun bir yaşamda aradı. Kerem, panosuna bir soru yazıyor: bir çanağı atmak bir felsefe midir?
Selin, Diogenes'in fareyi izleyerek nasıl yaşanacağını öğrendiğinin anlatıldığını okumuş. Tolga, Diogenes'in küpte yaşamasının ve her şeyi herkesin önünde yapmasının bir felsefi görüş mü yoksa yalnızca bir gösteri mi olduğunu soruyor. Lina, doğaya uygun yaşamak sözünün uzlaşılarla kurulmuş bir kentte ne anlama geldiğini merak ediyor. Barış, evini satıp bir minibüste yaşamaya başlayan bir müvekkilini ve sokakta yaşamak zorunda kalan bir başkasını düşünüyor: ikisi aynı şeyi mi yaşıyordu? Defne ise doğal olduğunu söylediği bir açlık kürüyle hastalanan bir hastasını hatırlıyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Helenistik Yaşam Okulları kursunda, Kinik Diogenes'in neden mutluluğu toplumsal uzlaşılardan arınmış, doğaya uygun bir yaşamda aradığını, ihtiyaçları en aza indirmenin neden bir özgürlük olarak görüldüğünü ve doğa ile uzlaşı ayrımının Kinizmde nasıl bir yaşam pratiğine dönüştüğünü soruyor.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Aristoteles kursu, sanatın ve felsefenin bir kavrayış ve doğru görmeye bir alıştırma olabileceği düşüncesiyle kapandı. Helenistik okullar, felsefeyi bir yaşam biçimi olarak anlayan dönemin okullarıdır; Felsefeye Giriş ve Yöntem Akademisi'nde Stoacıların, Epikurosçuların ve Şüphecilerin ortak hedefi olarak iç huzur kavramı tanıtılmıştı. Sokrates kursunda ise sofistlerin yasa ile doğa ayrımı incelenmişti. Bu ders, o ayrımı bir kuram olarak değil, bir yaşam olarak uygulayan ilk okulla, Kinizmle başlıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Diogenes Laertios, Ünlü Filozofların Yaşamları'nın altıncı kitabında, Diogenes'in yaşamını ve sözlerini aktarır. Dion Khrysostomos, altıncı söylevinde, Diogenes'in insanlarla hayvanları karşılaştırmasını ve Prometheus öyküsünü yorumlamasını anlatır. Epiktetos ise, Söylevler'in üçüncü kitabının yirmi ikinci bölümünde, Kinik yaşamın ne olduğunu ve neden zor olduğunu anlatır.
Ardından üç itirazı tartacağız: Kinik yaşamın, eleştirdiği kentin artığıyla geçindiği, Diogenes hakkındaki anekdotların güvenilmez olduğu ve doğanın bir yaşam ölçüsü olamayacağı itirazları.
Sonda, bir ihtiyacın doğaya uygun olup olmadığını sınamanın dört adımını göstereceğiz: ihtiyacın gerçekten gerekli olup olmadığını sormak, onun doğadan mı yoksa uzlaşıdan mı geldiğini belirlemek, ondan vazgeçmenin alıştırmayla mümkün olup olmadığını sormak ve vazgeçmenin bir özgürlük mü yoksa başka bir bağımlılık mı getirdiğini izlemek.
Açılış
Merkez soru
Sorumuz şu: Kinik Diogenes neden mutluluğu toplumsal uzlaşılardan arınmış, doğaya uygun bir yaşamda arar, ihtiyaçları en aza indirmek neden bir özgürlük olarak görülür ve doğa ile uzlaşı ayrımı Kinizmde nasıl bir yaşam pratiğine dönüşür?
Ölçülü iddiam şu: Kinik doğaya uygunluk, hayvanlar gibi yaşamaya dönmek değil, gerçekten gerekli olanı gerekli sanılandan ayırmak ve bu ayrımı bedenin ve ruhun alıştırmasıyla bir yaşam biçimine dönüştürmektir; ihtiyaçları en aza indirmek bir özgürlüktür, çünkü bir insan neye ihtiyaç duyuyorsa ona ve onu verenlere bağımlıdır; ama Kinik yaşam, kendi kendine yetme iddiasına rağmen eleştirdiği kentin içinde ve onun artığıyla sürdüğü için, bu özgürlüğün bir ölçüde kentin kendisine bağlı olduğunu da gösterir; ve doğa kavramı, Kiniklerde bir betimleme değil, bir eleştiri aracıdır. Diogenes Laertios'un aktardığına göre Diogenes, bir fareyi izleyerek koşullarına uymanın yolunu bulmuştu. Bir çocuğun avuçlarıyla su içtiğini görünce, heybesindeki çanağı atmış ve bir çocuğun kendisini yalınlıkta geçtiğini söylemişti. Diogenes, iki tür alıştırma olduğunu, ruhun ve bedenin alıştırması, ve yaşamda hiçbir şeyin alıştırma olmadan başarılamayacağını söylerdi; mutlu yaşamak isteyen, yararsız zahmetler yerine doğaya uygun zahmetleri seçmeliydi. Tanrıların hiçbir şeye ihtiyaç duymaması, tanrılara benzeyen insanların da az şeye ihtiyaç duyması onlara özgüdür, derdi. Dion Khrysostomos, altıncı söylevinde Diogenes'in, ateşi insanlara veren Prometheus'un, onlara aynı zamanda yumuşaklığın ve lüksün başlangıcını verdiği için cezalandırıldığını söylediğini anlatır. Epiktetos ise Kinik'i, insanlara mutluluğun nerede olduğunu göstermek için Zeus'un gönderdiği bir haberci olarak tanımlar.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Kinik Diogenes'i duyduğunda, onu çoğu zaman tuhaf bir münzevi ya da bir gösteri adamı olarak düşünür. Anlatıldığında güldüren, ama ciddiye alınmayan biri.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Diogenes'in davranışları rastgele değildir; hepsi tek bir soruya yöneliktir: bir insanın mutlu olması için gerçekten neye ihtiyacı vardır? Çanağı atmak, bu sorunun bir cevabıdır: su içmek için bir çanağa ihtiyaç yoktur, avuç yeter. Her davranış, gerekli sanılan bir şeyin aslında gerekli olmadığını göstermenin bir yoludur. İkincisi, Kinizm bir tembellik değil, bir alıştırmadır. Diogenes, yazın sıcak kumda yuvarlanır, kışın karla kaplı heykellere sarılırdı; amacı acı çekmek değil, bedenini zorluğa alıştırmaktı. Az şeyle yaşamak, kendiliğinden olmaz; öğrenilir.
Bu yüzden Kinik doğaya uygunluğu anlamak, onu bir tuhaflık ya da bir geri dönüş olarak değil, gerekli olanı gereksizden ayırmanın ve bu ayrımı bir alıştırmayla yaşamanın bir yolu olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Kinik doğaya uygunluk kavramının niteliği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, ilkelcilik görüşüdür. Buna göre Kinikler, uygarlığın getirdiği her şeyi reddederek hayvanlara ya da ilk insanlara benzeyen bir yaşama dönmeyi önerir. Doğa, uygarlıktan önceki durumdur; ve doğaya uygun yaşamak, uygarlıktan önce yaşamaktır.
İkinci görüş, alıştırma görüşüdür. Buna göre Kinik doğa, geriye dönülecek bir durum değil, insanın akılla ulaşabileceği bir kendine yeterlik ölçüsüdür. William Desmond, 2008'de yayımladığı Kinikler adlı kitabında, Kinik yaşamın merkezinde bir askesis, yani bedenin ve ruhun düzenli bir eğitimi bulunduğunu ve hayvanların bir model değil, bir hatırlatma olarak kullanıldığını savunur.
Üçüncü görüş, eleştiri görüşüdür. Buna göre Kinik davranışlar, bir yaşam önerisinden çok, toplumsal uzlaşıların keyfi olduğunu göstermeye yönelik bir eleştiri ve bir gösteridir. Bracht Branham, 1996'da yayımlanan Kinikler adlı derlemedeki makalesinde, Diogenes'in davranışlarını ve sözlerini bir tür retorik, dinleyiciyi alıştığı değerleri sorgulamaya zorlayan bir sahneleme olarak okur.
Bu ders ikinci görüşü temel alır ve üçüncü görüşün, Kinik davranışların bir eleştiri işlevi gördüğü gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Kiniklerin hayvanlara sık sık başvurduğunu doğru görür, ama Diogenes'in alıştırmaya, akla ve erdeme verdiği yeri ve onun kentin içinde yaşamayı sürdürmesini açıklamakta zorlanır.
Argümanın yapısı
Bir ihtiyacın doğaya uygun olup olmadığını sınamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, ihtiyacın gerçekten gerekli olup olmadığını sormaktır. Sınayan, o şey olmadan yaşamın sürüp süremeyeceğini ve sağlığın korunup korunamayacağını belirler.
İkinci adım, ihtiyacın doğadan mı yoksa uzlaşıdan mı geldiğini belirlemektir. Sınayan, ihtiyacın bedenin ve yaşamın kendisinden mi, yoksa bir toplumun alışkanlıklarından, beklentilerinden ve gösterişinden mi doğduğunu yazar.
Üçüncü adım, ondan vazgeçmenin alıştırmayla mümkün olup olmadığını sormaktır. Sınayan, vazgeçmenin bir anda mı, yoksa yavaş bir alışmayla mı gerçekleşebileceğini ve bunun bedele değip değmeyeceğini sorar.
Dördüncü adım, vazgeçmenin bir özgürlük mü yoksa başka bir bağımlılık mı getirdiğini izlemektir. Sınayan, vazgeçen kişinin bir şeyden kurtulurken başka bir şeye bağlanıp bağlanmadığını belirler.
İleri katman
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Kinik doğaya uygunluğu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Kinik doğa, hayvanlar gibi yaşamaya dönmek değil, gerçekten gerekli olanı gerekli sanılandan ayırmak ve bu ayrımı bir alıştırmayla yaşamaktır. Kerem'in çeşmesi, Diogenes'in bir uzlaşıdan kurtulurken bir başkasını kullanmayı sürdürdüğünü gösterdi. Barış'ın iki müvekkili, seçilmiş bir yoksulluğun dayatılmış bir yoksulluktan farklı olduğunu gösterdi. Tolga'nın telefonu, alıştırmanın bir alışkanlığı değiştirebildiğini, ama bir topluluktan da uzaklaştırabildiğini gösterdi. Selin'in anekdotları, Kinik düşüncenin anekdotların ortak öğretisinde yaşadığını gösterdi. Lina'nın kedisi, hayvanların bir model değil bir hatırlatma olduğunu gösterdi. Defne'nin açlık kürü hastası, doğa sözcüğünün bir eleştiri aracı yerine bir pazarlama sözcüğüne dönüşebildiğini gösterdi. Kinik yaşam, bir geri dönüş değil, gereksiz olanı gerekli saymaktan vazgeçmenin bir eğitimidir.
İleri katman
Açık kalan sorular
Barış'ın iki müvekkili, seçilmiş bir yoksulluğun dayatılmış bir yoksulluktan farklı olduğunu gösterdi. Kinik bir yaşamı övmek, dayatılmış yoksulluğu da sıradanlaştırma tehlikesi taşır mı?
Tolga'nın telefonu, az şeyle yaşamanın bir topluluktan uzaklaştırabildiğini gösterdi. Bir insanın kendine yeterliği, başkalarıyla kurduğu bağlarla nasıl bağdaşır?
Kerem'in çeşmesi, Diogenes'in bir uzlaşıdan kurtulurken bir başkasını kullandığını gösterdi. Hangi uzlaşılar bırakılabilir, hangileri olmadan bir insan yaşayamaz?
Yanılgılar
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKinizmi bir tuhaflık saymak.
Doğrusu
Diogenes'in davranışlarını yalnızca tuhaf ya da eğlendirici anekdotlar olarak okumak, onların hepsinin bir insanın mutlu olması için gerçekten neye ihtiyacı olduğu sorusuna yöneldiğini gözden kaçırır. Doğrusu, her davranışı gerekli sanılan bir şeyin gereksizliğini göstermenin bir yolu olarak görmektir.
Yaygın yanlışKinik doğayı hayvan yaşamı saymak.
Doğrusu
Kiniklerin hayvanlar gibi yaşamayı önerdiğini düşünmek, Diogenes'in hayvanları bir model değil bir hatırlatma olarak kullandığını ve alıştırmaya, akla ve erdeme büyük bir yer verdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, Kinik doğayı insanın akılla ulaşabileceği bir kendine yeterlik ölçüsü olarak görmektir.
Yaygın yanlışAz şeyle yaşamayı tembellik saymak.
Doğrusu
Kinik yalınlığı bir tembellik ya da bir kaçış olarak okumak, Diogenes'in sıcak kumda yuvarlanarak ve karlı heykellere sarılarak kendini zorluğa alıştırdığını gözden kaçırır. Doğrusu, Kinik yaşamı bir alıştırma olarak görmektir.
Yaygın yanlışDoğal olanı iyi saymak.
Doğrusu
Kinik doğaya uygunluğu, doğada olan her şeyin iyi olduğu biçiminde okumak, Kinik doğa kavramının bir betimleme değil bir eleştiri aracı olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, doğaya uygunluğu gereksiz olanı gerekli saymaktan vazgeçmek olarak görmektir.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Kinik doğaya uygunluk, hayvanlar gibi yaşamaya dönmek değil, gerçekten gerekli olanı gerekli sanılandan ayırmak ve bu ayrımı bedenin ve ruhun alıştırmasıyla bir yaşam biçimine dönüştürmektir.
Diogenes Laertios, Diogenes'in bir fareyi izleyerek koşullarına uymayı öğrendiğini, Metroon'da bir küpte yaşadığını, bir çocuğun avuçla su içtiğini görünce çanağını attığını ve mutlu yaşamak isteyenin yararsız zahmetler yerine doğaya uygun zahmetleri seçmesi gerektiğini söylediğini aktardı, Dion Khrysostomos'un altıncı söylevi Diogenes'in hayvanları insanlarla karşılaştırmasını ve ateşi getiren Prometheus'u yumuşaklığın başlangıcını getirdiği için cezalandırılmış saymasını anlattı, Epiktetos ise Kinik'i, hiçbir şeyi olmadan acıdan ve korkudan uzak yaşanabileceğini gösteren tanrının habercisi olarak tanımladı.
Bir ihtiyacın doğaya uygun olup olmadığı dört adımla sınanır: gerçekten gerekli olup olmadığını sormak, doğadan mı uzlaşıdan mı geldiğini belirlemek, ondan vazgeçmenin alıştırmayla mümkün olup olmadığını sormak ve vazgeçmenin bir özgürlük mü başka bir bağımlılık mı getirdiğini izlemek.
Parazitlik, anekdot ve doğanın ölçü olamayacağı itirazları, Kiniklerin toplumdan bağımsızlık değil gereklinin azlığını göstermek istediğini, anekdotların bir tarih kaydı değil bir öğretinin taşıyıcısı olduğunu ve Kinik doğanın bir betimleme değil bir eleştiri aracı olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Kinik yaşam bir geri dönüş değil, gereksiz olanı gerekli saymaktan vazgeçmenin bir eğitimidir; ve bu eğitim, toplumun uzlaşılarını yalnızca bırakmakla kalmaz, onlara açıkça meydan okur.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Doğaya uygunluk dersi, Kiniklerin gerekli olanı gerekli sanılandan ayırdığını gösterdi. Ama Diogenes yalnızca gereksiz olanı bırakmadı; toplumun uzlaşılarına açıkça meydan okudu. Diogenes Laertios'a göre Diogenes, bir bankacının oğluydu ve Sinop'ta para basımını bozmakla suçlanıp sürgüne gönderilmişti; Delfi'deki kâhinden aldığı öğüt de, bir anlatıya göre, geçer akçeyi bozmaktı.
Selin, Yunancada akçe anlamına gelen nomisma sözcüğü ile yasa ve töre anlamına gelen nomos sözcüğü arasındaki yakınlığın, bu öğüdü toplumun bütün uzlaşılarını bozmak olarak okumaya yol açtığını öğrenmiş. Tolga, Diogenes'in çarşıda herkesin önünde yemek yemesinin, yemek yemek kötü değilse çarşıda yemenin de kötü olmadığı gerekçesine dayandığını okumuş ve bu akıl yürütmenin nereye kadar götürülebileceğini soruyor. Lina ise utanmazlığın bir erdem olabileceği iddiasının ne anlama geldiğini merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Toplumsal uzlaşı eleştirisi dersi, Kinik Diogenes'in neden geçer akçeyi bozmayı kendi felsefesinin bir simgesi yaptığını, utanmazlığın neden bir uzlaşının keyfiliğini göstermenin bir yolu olarak savunulduğunu ve Kinik eleştirinin nerede bir özgürleşmeye, nerede bir saldırganlığa dönüştüğünü soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.