Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Aristoteles'in retoriği, kesin bilginin bulunmadığı ve birlikte karar vermek gereken konularda, uzun akıl yürütmeleri izleyemeyecek bir dinleyiciye, durumun izin verdiği ölçüde iyi gerekçeler bulma sanatıdır.
Retorik'in birinci kitabının birinci bölümü retoriği diyalektiğin karşılığı olarak konumladı, önceki ders kitaplarını yargıcın duygularını uyandırmakla, yani cetveli bükmekle uğraştıkları için eleştirdi ve retoriğin doğrunun savunulması, öğretilemeyen dinleyiciler, karşı tarafın görülmesi ve kendini savunma bakımından yararlı olduğunu söyledi, ikinci bölüm retoriği her durumda ikna edici olanı görme yeteneği olarak tanımladı ve sanat dışı kanıtları sanata ait kanıtlardan ayırdı, Platon'un Gorgias'ı ise retoriği adaletin kılığına giren bir dalkavukluk olarak eleştirmişti.
Bir ikna girişimi dört adımla sınanır: konuşmanın konunun içinde mi dışında mı kaldığını sormak, kanıtın bulunmuş mu hazır bulunmuş mu olduğunu ayırmak, dinleyicinin kim olduğunu belirlemek ve konuşmacının karşı tarafın en güçlü sözünü bilip bilmediğini sınamak.
Duygu, ilkesizlik ve doğrunun güçsüzlüğü itirazları, Aristoteles'in eleştirisinin konunun dışında kalan duygulara yöneldiğini, iki tarafı savunmanın işin nasıl olduğunu görmek için istendiğini ve doğrunun ancak iyi savunulduğunda güçlü olduğu iddiasının retoriği gerekli kıldığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden retorik bir kandırma sanatı değil, birlikte karar vermenin bir sanatıdır; ama onun iyi kullanılıp kullanılmadığı, konuşmacının karakterine ve dinleyicinin duygularına nasıl yaklaştığına bağlıdır.
Açılış
Açılış sahnesi
Kerem, Retorik ve poetika bölümünün ilk panosu için bir marangoz cetveli çiziyor. Cetvelin ortası hafifçe bükülmüş. Yanına, o cetvelle çizilmiş bir masa koyuyor: bacaklarından biri ötekilerden kısa. Altına bir soru yazıyor: cetveli kim bükmüştü? Retorik'in birinci kitabının birinci bölümünde Aristoteles, yargıcı öfkeye, kıskançlığa ya da acımaya sürüklemenin, kullanacağın cetveli önceden bükmek gibi olduğunu söyler. Kerem yanına düz bir cetvel daha çiziyor: retorik hangisini öğretir?
Selin, Aristoteles'in kendisinden önceki retorik kitaplarının yargıcın öfkesini ve acımasını uyandırmayı öğrettiğini, ama ikna etmenin asıl gövdesi olan kanıtlamayı ihmal ettiğini eleştirdiğini okumuş. Tolga, retoriğin her durumda ikna edici olanı görme yeteneği olarak tanımlanmasının ne anlama geldiğini soruyor. Lina, tanıkların, sözleşmelerin ve işkence altında alınan ifadelerin neden konuşmacının bulmadığı, hazır bulduğu kanıtlar sayıldığını merak ediyor. Barış, bir savunma avukatının, delillerin zayıf olduğu bir davada sanığın çocuklarını mahkeme salonuna getirmesinin meşru olup olmadığını düşünüyor. Defne ise tedaviyi reddeden bir hastayı ikna etmeye çalışırken nerede bilgilendirmeyi bırakıp baskı yapmaya başladığını soruyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Aristoteles kursunda, Aristoteles'in Retorik'te retoriği neden diyalektiğin karşılığı ve her durumda ikna edici olanı görme yeteneği olarak tanımladığını, sanata ait kanıtları sanat dışı kanıtlardan neden ayırdığını ve retoriğin kötüye kullanılabilmesinin onu neden değersiz kılmadığını soruyor.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Yönetim biçimleri dersi, kentin kararlarının çokluğun yargısıyla ve söz yoluyla alındığını gösterdi. Akademinin eleştirel düşünme programında, Aristoteles'in üç ikna aracı, entimem kavramı ve retorik soru incelenmiş; sofistler kursunda da Protagoras'ın zayıf sözü güçlü kılma vaadi ve olasılık argümanı ele alınmıştı. Platon kursunda ise Gorgias'ın bazı bölümleri, özellikle Kallikles'le tartışma okunmuştu. Bu ders, Aristoteles'in retoriği bir sanat olarak nasıl temellendirdiğine ve Platon'un retorik eleştirisine nasıl cevap verdiğine odaklanıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Retorik'in birinci kitabının birinci bölümünde Aristoteles, retoriği diyalektiğin karşılığı olarak konumlar, önceki ders kitaplarını eleştirir ve retoriğin neden yararlı olduğunu gösterir. İkinci bölümde retoriği tanımlar ve iki tür kanıtı ayırır. Platon'un Gorgias'ında ise Sokrates, retoriğin bir sanat değil bir dalkavukluk olduğunu savunur; Aristoteles'in retoriği, bu eleştiriye bir cevap olarak okunabilir.
Ardından üç itirazı tartacağız: duygulara seslenmenin aklı devre dışı bıraktığı, iki tarafı da savunmayı öğretmenin bir ilkesizlik olduğu ve doğrunun kendiliğinden güçlü olduğu varsayımının yanlış olduğu itirazları.
Sonda, bir ikna girişimini sınamanın dört adımını göstereceğiz: konuşmanın konunun içinde mi dışında mı kaldığını sormak, kanıtın konuşmacının bulduğu mu yoksa hazır bulduğu mu olduğunu ayırmak, dinleyicinin kim olduğunu ve uzun bir çıkarımı izleyip izleyemeyeceğini belirlemek ve konuşmacının karşı tarafın en güçlü sözünü bilip bilmediğini sınamak.
Açılış
Merkez soru
Sorumuz şu: Aristoteles retoriği neden diyalektiğin karşılığı ve her durumda ikna edici olanı görme yeteneği olarak tanımlar, sanata ait kanıtları sanat dışı kanıtlardan neden ayırır ve retoriğin kötüye kullanılabilmesi onu neden değersiz kılmaz?
Ölçülü iddiam şu: Aristoteles'in retoriği, kesin bilginin bulunmadığı ve birlikte karar vermek gereken konularda, uzun akıl yürütmeleri izleyemeyecek bir dinleyiciye, durumun izin verdiği ölçüde iyi gerekçeler bulma sanatıdır; bu yüzden retorik, dinleyiciyi kazanmayı değil, ikna edici olanı görmeyi amaçlar, tıpkı hekimliğin her hastayı iyileştirmeyi değil, durumun izin verdiği ölçüde iyileştirmeyi amaçlaması gibi; konuşmacının bulduğu kanıtlar sanata, hazır bulduğu kanıtlar sanat dışına aittir ve sanatın asıl işi birincisidir; retoriğin kötüye kullanılabilmesi onu değersiz kılmaz, çünkü erdem dışındaki bütün iyiler, güç, sağlık ve zenginlik de kötüye kullanılabilir; ama bu savunma, retoriğin kimin elinde iyi kullanılacağı sorusunu konuşmacının karakterine bırakır. Birinci bölümde Aristoteles, retoriğin diyalektiğin karşılığı olduğunu söyler; ikisi de belirli bir bilime ait olmayan ve herkesin bir ölçüde bildiği konularla ilgilenir. Önceki ders kitaplarının yazarları, konunun dışında kalan şeylerle, yargıcın önyargısını, acımasını ve öfkesini uyandırmakla uğraşmış, ama kanıtlamanın gövdesi olan entimemi ihmal etmiştir. Retorik yararlıdır, çünkü doğru ve adil olan doğası gereği karşıtından güçlüdür ve yargılar yanlış çıkıyorsa suç konuşmacılarındadır. İkinci bölümde, retoriği her durumda ikna edici olanı görme yeteneği olarak tanımlar ve kanıtları ikiye ayırır: tanıklar, işkence altındaki ifadeler ve sözleşmeler gibi konuşmacının bulmadığı, hazır bulduğu kanıtlar ve yöntemle konuşmacının kendisinin kurduğu kanıtlar. Gorgias'ta ise Sokrates, retoriğin adalet karşısında, yemek pişirme sanatının hekimlik karşısında durduğu yerde durduğunu, yani iyiyi değil hoşa gideni arayan bir dalkavukluk olduğunu savunmuştu.
Sıfır noktası
Bir öğrenci retorik sözcüğünü duyduğunda, onu çoğu zaman boş söz ya da insanları kandırma sanatı olarak düşünür. Bu okumada retorik, doğruyu aramanın karşıtıdır.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Aristoteles retoriği, doğruyu aramanın karşıtı olarak değil, onun gündelik hayattaki bir biçimi olarak görür. Mahkemede, mecliste ve törenlerde kesin bir kanıtlama mümkün değildir; ama yine de karar verilmesi gerekir. Retorik, bu kararların gerekçelerle verilmesini sağlayan sanattır. İkincisi, Aristoteles, retoriği duygulara seslenmekle özdeşleştiren önceki ders kitaplarını tam olarak bu yüzden eleştirir. Ona göre retoriğin gövdesi, kanıtlamadır; yargıcın öfkesini uyandırmak, konunun dışında kalan bir şeydir ve iyi yönetilen kentlerde yasalar bunu yasaklar.
Bu yüzden Aristoteles'in retoriğini anlamak, onu bir kandırma sanatı olarak değil, kesin bilginin bulunmadığı yerde birlikte karar vermenin gerekçelerini bulma sanatı olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Aristoteles'in retorik anlayışının niteliği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, Platoncu kuşku görüşüdür. Buna göre retorik, doğası gereği bilgiyi değil kanıyı, iyiyi değil hoşa gideni hedefler. Aristoteles retoriği bir sanat olarak kurmaya çalışsa da, onun ders kitabı da sonunda dinleyiciyi kazanmanın yollarını öğretir.
İkinci görüş, araç görüşüdür. Buna göre retorik, iyi ya da kötü kullanılabilecek bir araçtır; değerini, kullananın amacından alır. Aristoteles'in güç, sağlık ve zenginlik benzetmesi bu görüşün dayanağıdır.
Üçüncü görüş, yurttaşlık aklı görüşüdür. Buna göre retorik, kesin bilginin bulunmadığı ortak işlerde, yurttaşların birlikte akıl yürütmesinin biçimidir; tarafsız bir araç değil, kentin karar alma etkinliğinin kendisidir. Eugene Garver, 1994'te yayımladığı Aristoteles'in Retoriği: Bir Karakter Sanatı adlı kitabında, retoriğin pratik bilgelikle ve konuşmacının karakteriyle iç içe olduğunu savunur.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, retoriğin kötüye kullanılabileceği gözlemini kabul eder. Birinci görüş, retoriğin dinleyiciyi kazanmaya dönüşebileceğini doğru görür, ama Aristoteles'in duygulara seslenmeyi konunun dışında sayan eleştirisini ve retoriğin gövdesini kanıtlamada bulmasını açıklayamaz.
Argümanın yapısı
Bir ikna girişimini sınamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, konuşmanın konunun içinde mi dışında mı kaldığını sormaktır. Sınayan, konuşmanın her bölümünün tartışılan soruyla mı, yoksa yalnızca dinleyicinin duygularıyla mı ilgili olduğunu belirler.
İkinci adım, kanıtın konuşmacının bulduğu mu yoksa hazır bulduğu mu olduğunu ayırmaktır. Sınayan, belgeleri, tanıkları ve raporları bir yana, konuşmacının bunlardan kurduğu akıl yürütmeyi öbür yana yazar.
Üçüncü adım, dinleyicinin kim olduğunu ve uzun bir çıkarımı izleyip izleyemeyeceğini belirlemektir. Sınayan, dinleyicinin bilgisini, zamanını ve dikkatini dikkate alarak konuşmanın ona uygun kurulup kurulmadığını sorar.
Dördüncü adım, konuşmacının karşı tarafın en güçlü sözünü bilip bilmediğini sınamaktır. Sınayan, konuşmacının karşı görüşü en güçlü biçimiyle anıp ona cevap verip vermediğini belirler.
İleri katman
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
İknayı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Aristoteles'in retoriği, kesin bilginin bulunmadığı ve birlikte karar vermek gereken konularda, durumun izin verdiği ölçüde iyi gerekçeler bulma sanatıdır. Kerem'in bükülmüş cetveli, bir konuşmanın bir yerinin konunun içinde, bir yerinin dışında kalabildiğini gösterdi. Barış'ın salondaki çocukları, aynı duygunun bir aşamada konunun dışında, öbüründe içinde olabildiğini gösterdi. Tolga'nın kayıt sayfası, kısa ve açık bir gerekçe ile sahte bir aciliyet arasındaki farkı gösterdi. Selin'in münazara kulübü, karşı tarafı savunmanın kendi görüşü sınamanın bir yolu olabildiğini gösterdi. Lina'nın park toplantısı, retoriğin bilimin yerine geçmediğini, onu bir topluluğun karar alabileceği bir biçime getirdiğini gösterdi. Defne'nin hastası, ikna etmenin baskı yapmak değil, ikna edici olanı görmek ve göstermek olduğunu gösterdi. Retorik, bükülmüş bir cetvel değil, düz bir cetveldir; ama hangi cetvelin kullanıldığını, onu tutan elin karakteri belirler.
İleri katman
Açık kalan sorular
Barış'ın salondaki çocukları, bir duygunun yerinde olup olmadığının, onun dayandığı gerekçenin konuyla ilgisine bağlı olduğunu gösterdi. Bir dinleyici, kendisinde uyandırılan bir duygunun konuyla ilgili olup olmadığını o anda anlayabilir mi?
Selin'in münazara kulübü, karşı tarafı savunmanın kendi görüşü sınamanın bir yolu olabildiğini gösterdi. Hangi görüşler, bir alıştırma olarak bile savunulmamalıdır?
Tolga'nın kayıt sayfası, sahte bir aciliyetin gerçek bir gerekçeden daha çok kişiyi ikna edebildiğini gösterdi. İyi bir gerekçenin kaybettiği bir ortamda, iyi bir konuşmacının sorumluluğu nedir?
Yanılgılar
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışRetoriği kandırma sanatı saymak.
Doğrusu
Aristoteles'in retoriğini dinleyiciyi kandırmanın ya da duygularıyla yönlendirmenin sanatı olarak okumak, onun önceki ders kitaplarını tam olarak bu yüzden eleştirdiğini ve retoriğin gövdesini kanıtlamada bulduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, retoriği kesin bilginin bulunmadığı yerde gerekçe bulma sanatı olarak görmektir.
Yaygın yanlışRetoriğin amacını ikna etmek saymak.
Doğrusu
Retoriğin işinin her koşulda dinleyiciyi ikna etmek olduğunu düşünmek, Aristoteles'in onun işini ikna edici olanı görmek olarak tanımladığını ve bunu hekimliğin her hastayı iyileştirememesine benzettiğini gözden kaçırır. Doğrusu, retoriği başarısız olsa da işini iyi yapabilen bir sanat olarak görmektir.
Yaygın yanlışBütün kanıtları retoriğin işi saymak.
Doğrusu
Tanıkları, belgeleri ve sözleşmeleri retoriğin ürettiği kanıtlar saymak, Aristoteles'in bunları sanat dışı kanıtlar olarak ayırdığını ve retoriğin asıl işinin konuşmacının kendisinin kurduğu gerekçeler olduğunu söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, hazır bulunan kanıtları kullanmak ile gerekçeyi bulmak arasında ayrım yapmaktır.
Yaygın yanlışAristoteles'i Platon'la aynı saymak.
Doğrusu
Aristoteles'in retorik görüşünü Platon'un Gorgias'taki eleştirisiyle aynı saymak, onun retoriği bir yöntemi olan ve bir açıklama verebilen bir sanat olarak kurmaya çalıştığını gözden kaçırır. Doğrusu, Retorik'i Gorgias'taki eleştiriye bir cevap olarak okumaktır.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Aristoteles'in retoriği, kesin bilginin bulunmadığı ve birlikte karar vermek gereken konularda, uzun akıl yürütmeleri izleyemeyecek bir dinleyiciye, durumun izin verdiği ölçüde iyi gerekçeler bulma sanatıdır.
Retorik'in birinci kitabının birinci bölümü retoriği diyalektiğin karşılığı olarak konumladı, önceki ders kitaplarını yargıcın duygularını uyandırmakla, yani cetveli bükmekle uğraştıkları için eleştirdi ve retoriğin doğrunun savunulması, öğretilemeyen dinleyiciler, karşı tarafın görülmesi ve kendini savunma bakımından yararlı olduğunu söyledi, ikinci bölüm retoriği her durumda ikna edici olanı görme yeteneği olarak tanımladı ve sanat dışı kanıtları sanata ait kanıtlardan ayırdı, Platon'un Gorgias'ı ise retoriği adaletin kılığına giren bir dalkavukluk olarak eleştirmişti.
Bir ikna girişimi dört adımla sınanır: konuşmanın konunun içinde mi dışında mı kaldığını sormak, kanıtın bulunmuş mu hazır bulunmuş mu olduğunu ayırmak, dinleyicinin kim olduğunu belirlemek ve konuşmacının karşı tarafın en güçlü sözünü bilip bilmediğini sınamak.
Duygu, ilkesizlik ve doğrunun güçsüzlüğü itirazları, Aristoteles'in eleştirisinin konunun dışında kalan duygulara yöneldiğini, iki tarafı savunmanın işin nasıl olduğunu görmek için istendiğini ve doğrunun ancak iyi savunulduğunda güçlü olduğu iddiasının retoriği gerekli kıldığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden retorik bir kandırma sanatı değil, birlikte karar vermenin bir sanatıdır; ama onun iyi kullanılıp kullanılmadığı, konuşmacının karakterine ve dinleyicinin duygularına nasıl yaklaştığına bağlıdır.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
İkna dersi, retoriğin gövdesinin kanıtlama olduğunu, ama iyi kullanılıp kullanılmadığının konuşmacının karakterine ve dinleyicinin duygularına bağlı olduğunu gösterdi. Aristoteles, Retorik'in ikinci kitabının başında bu iki konuya döner. Sevenlere ve nefret edenlere, öfkelenenlere ve sakin olanlara aynı şeylerin aynı görünmediğini, bu yüzden konuşmacının hem kendisini belli bir biçimde göstermesi hem de dinleyiciyi belli bir duruma getirmesi gerektiğini söyler.
Selin, Aristoteles'in konuşmacıyı güvenilir kılan üç şeyi, yani pratik bilgeliği, erdemi ve iyi niyeti saydığını okumuş. Tolga, duyguların yargıları değiştiren ve acı ile hazzın eşlik ettiği şeyler olarak tanımlanmasının ne anlama geldiğini soruyor. Lina ise öfkenin, kişinin kendisine ya da yakınlarına yönelik haksız bir küçümsemeye karşı duyulan ve öç alma isteğiyle birlikte gelen bir acı olarak tanımlanmasının, öfkeyi neden bir yargıya bağladığını merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Ethos, pathos ve logos dersi, Aristoteles'in Retorik'in ikinci kitabında konuşmacının güvenilirliğini neden pratik bilgelik, erdem ve iyi niyet üzerine kurduğunu, duyguları neden yargıları değiştiren ve gerekçelere dayanan durumlar olarak tanımladığını ve bu yüzden duygulara seslenmenin neden akıl yürütmenin dışında kalmadığını soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.