İçeriğe geç

P03-D04-M04-05·Etik ve siyaset

Dostluk

orta3.795 kelime≈ 25 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Aristoteles'in dostluğu, iki kişinin birbirinin iyiliğini birbirleri için istemesi ve bunu birbirinden bilmesidir; dostluklar ise bu iyi dileğin yarara, hazza ya da iyiliğe dayanmasına göre ayrılır.

Nikomakhos'a Etik'in sekizinci kitabı, kimsenin dostsuz yaşamayı seçmeyeceğini, yasa koyucuların dostluğa adaletten çok önem verdiğini ve şaraba duyulan sevginin dostluk olmadığını gösterdi, yarar ve haz dostluklarının kolay dağıldığını, iyilerin dostluğunun ise kalıcı, nadir ve birlikte tuz yemeyi gerektiren bir dostluk olduğunu söyledi, dokuzuncu kitap ise dostun başka bir ben olduğunu ve mutlu insanın bile birlikte yaşamak için dostlara ihtiyaç duyduğunu ekledi.

Bir ilişkinin hangi tür dostluk olduğu dört adımla sınanır: iyi dileğin karşılıklı olup olmadığını sormak, iki tarafın bunu bilip bilmediğini sormak, sevginin neye dayandığını belirlemek ve ilişkinin zamanla ve birlikte yaşamayla sınanıp sınanmadığını izlemek.

Seçkincilik, bencillik ve tarafsızlık itirazları, tam dostluğun ulaşılması güç ama ulaşılamaz olmayan bir ölçü olduğunu, başka bir ben ifadesinin vurgusunun başka sözcüğünde olduğunu ve dostlukta öğrenilen başkasının iyiliğini istemenin adaletin de kaynağı olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden dostluk iyi bir yaşamın bir parçasıdır; ve insanın birlikte yaşayan bir varlık olması, Aristoteles'e göre, dostluğun ötesinde kentin de temelidir.

Açılış sahnesi

Kerem, Etik ve siyaset bölümünün beşinci panosu için üç masa çiziyor. Birinci masada iki iş ortağı bir sözleşme imzalıyor. İkinci masada iki genç kahkahalarla bir oyun oynuyor. Üçüncü masada ise iki yaşlı insan hiçbir şey yapmadan, yalnızca konuşarak oturuyor. Üç masanın üstüne de aynı sözcüğü yazıyor: dostluk. Ama ortaklardan biri iflas etse ya da gençlerden biri sıkıcılaşsa, bu ilişkiler sürer miydi? Nikomakhos'a Etik'in sekizinci kitabında Aristoteles, sevilmeye değer şeylerin üç türlü olduğunu, iyi, hoş ve yararlı, ve dostlukların da bu üçüne göre ayrıldığını söyler.

Selin, Aristoteles'in yasa koyucuların dostluğa adaletten daha çok önem verdiğini, çünkü insanlar dost olduklarında adalete ihtiyaç duymadıklarını söylediğini okumuş. Tolga, yararlı olduğu için sevilen bir arkadaşın gerçekten bir dost olup olmadığını soruyor. Lina, birlikte tuz yemeden kimsenin birbirini tanıyamayacağı sözünün ne anlama geldiğini merak ediyor. Barış, ortaklıkları dağılan iki eski arkadaşın birbirine açtığı bir davayı düşünüyor. Defne ise ağır bir bellek hastalığı geçiren bir hastasını her hafta ziyaret eden ve artık tanınmayan eski bir dostu hatırlıyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Aristoteles kursunda, Aristoteles'in Nikomakhos'a Etik'te dostluğu neden karşılıklı ve bilinen bir iyi dilek olarak tanımladığını, yarar, haz ve iyilik üzerine kurulan üç dostluk türünü neden ayırdığını ve yalnızca iyilerin dostluğunun neden kalıcı ve tam olduğunu soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Pratik bilgelik dersi, pratik bilgeliğin deneyimle ve başkalarıyla birlikte yaşayarak geliştiğini gösterdi. Akademinin giriş programında, gerçek dostluğun zaman içinde kurulduğu düşüncesi bir başka bağlamda anılmış; sofistler kursunda da Aristoteles'in dostluktaki karşılıklılığı tartışırken Protagoras'ın ücret yöntemini andığı pasaj incelenmişti. Bu ders, dostluk kuramının kendisini kuruyor: tanımı, türleri ve iyi yaşamdaki yeri.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Nikomakhos'a Etik'in sekizinci kitabının birinci ve ikinci bölümlerinde Aristoteles, dostluğun yaşam için neden gerekli olduğunu gösterir ve onu tanımlar. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde, üç dostluk türünü ayırır ve tam dostluğun neden yalnızca iyiler arasında olduğunu açıklar. Dokuzuncu kitabın dördüncü ve dokuzuncu bölümlerinde ise, dostluğun kişinin kendisiyle ilişkisinden nasıl doğduğunu ve mutlu birinin neden dostlara ihtiyaç duyduğunu tartışır.

Ardından üç itirazı tartacağız: tam dostluğun yalnızca erdemlilere ayrılmasının insanların çoğunu dışarıda bıraktığı, dostun başka bir ben sayılmasının bir bencillik olduğu ve dostluğun ayrımcılığının tarafsız ahlakla çeliştiği itirazları.

Sonda, bir ilişkinin hangi tür dostluk olduğunu sınamanın dört adımını göstereceğiz: iyi dileğin karşılıklı olup olmadığını sormak, iki tarafın bunu bilip bilmediğini sormak, sevginin neye dayandığını belirlemek ve ilişkinin zamanla ve birlikte yaşamayla sınanıp sınanmadığını izlemek.

Merkez soru

Sorumuz şu: Aristoteles dostluğu neden karşılıklı ve bilinen bir iyi dilek olarak tanımlar, yarar, haz ve iyilik üzerine kurulan üç dostluk türünü neden ayırır ve yalnızca iyilerin dostluğu neden kalıcı ve tamdır?

Ölçülü iddiam şu: Aristoteles'in dostluğu, iki kişinin birbirinin iyiliğini, birbirleri için istemesi ve bunu birbirinden bilmesidir; yarar ve haz dostlukları gerçek dostluklardır, ama sevgi dostun kendisine değil ondan gelen şeye yöneldiği için, o şey bitince biter; iyilerin dostluğu ise kişinin ne olduğuna, yani karakterine dayandığı için, karakter sürdükçe sürer ve öteki iki dostluğun verdiği yararı ve hazzı da içerir; ama bu tam dostluk, zaman, birlikte yaşama ve iki tarafın da iyi olmasını gerektirdiği için nadirdir ve Aristoteles'in kuramı, insanların çoğunun yaşadığı dostlukları eksik saymanın bedelini öder. Sekizinci kitabın başında Aristoteles, dostluğun bir erdem olduğunu ya da erdemle birlikte olduğunu ve yaşam için en gerekli şeylerden biri olduğunu söyler: öteki bütün iyilere sahip olsa bile kimse dostsuz yaşamayı seçmez. Dostluk kentleri de bir arada tutar; yasa koyucular ona adaletten daha çok önem verir, çünkü insanlar dost olduklarında adalete ihtiyaç duymaz, adil olduklarında ise dostluğa yine ihtiyaç duyar. İkinci bölümde, şaraba karşı duyulan sevgiye dostluk denmediğini, çünkü karşılık olmadığını ve şarabın iyiliği istenmediğini söyler. Dostluk, karşılıklı ve karşı tarafça bilinen bir iyi dilektir. Üçüncü bölümde, yarar ve haz için sevenlerin karşısındakini kendisi için değil, kendilerine yararı ya da hazzı için sevdiğini, bu dostlukların bu yüzden kolay dağıldığını söyler. Tam dostluk, erdemce benzer iyi insanlar arasındadır; zaman ve alışkanlık ister, çünkü atasözünün dediği gibi, birlikte tuzu yemeden insanlar birbirini tanıyamaz. Dokuzuncu kitapta ise dostun başka bir ben olduğunu ve mutlu birinin bile dostlara ihtiyaç duyduğunu ekler.

Sıfır noktası

Bir öğrenci dostluk kavramını duyduğunda, onu çoğu zaman bir duygu olarak düşünür. Dost, sevdiğimiz, yanında rahat ettiğimiz, birlikte vakit geçirmekten hoşlandığımız kişidir.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Aristoteles'in dostluğu bir duygu değil, bir ilişkidir. Bir kişiyi çok sevmek, ama onun bunu bilmemesi, dostluk değildir; bir kişiye iyi dilek beslemek, ama ondan karşılık görmemek de. Dostluk iki taraflıdır ve iki taraf da onu bilir. İkincisi, Aristoteles dostlukların neye dayandığını sorar. Bir arkadaşımızı, bize kattığı eğlence için mi, bize sağladığı yarar için mi, yoksa onun kendisi, yani nasıl bir insan olduğu için mi seviyoruz? Bu soru, hissedilen sevginin gücünden bağımsızdır; çok güçlü hissedilen bir dostluk, yalnızca bir hazza dayanıyor olabilir.

Bu yüzden Aristoteles'in dostluğunu anlamak, onu yalnızca bir hoşlanma duygusu olarak değil, karşılıklı ve bilinen bir iyi dileğin neye dayandığına göre ayrılan bir ilişki olarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Aristoteles'in yarar ve haz dostluklarının niteliği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, bencillik görüşüdür. Buna göre Aristoteles'in dostluk kuramı, sonunda kişinin kendi iyiliğine dayanır. Dostu başka bir ben olarak sevmek, kendini sevmenin genişletilmiş bir biçimidir. Harold Prichard, 1935'te yayımladığı bir makalesinde, Aristoteles'in etiğinin bütünüyle kişinin kendi iyiliği üzerine kurulduğunu savunmuştur.

İkinci görüş, tek gerçek dostluk görüşüdür. Buna göre yalnızca iyilerin dostluğu gerçek dostluktur; yarar ve haz dostlukları, Aristoteles'in dediği gibi, tam dostluğa benzedikleri ölçüde dostluk adını alan ilişkilerdir.

Üçüncü görüş, genişletici görüştür. Buna göre yarar ve haz dostluklarında da karşı tarafın iyiliği onun için istenir; yalnızca bu iyi dilek, yarar ya da haz üzerinden doğmuştur ve onunla sınırlıdır. John Cooper, 1977'de yayımladığı Aristoteles'te Dostluk Biçimleri adlı makalesinde, Aristoteles'in dostluk tanımının üç türe de uyduğunu ve yarar dostluğunda da kişinin dostuna onun için iyi dilek besleyebildiğini savunur.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, Aristoteles'in tam dostluğu ötekilerin ölçüsü olarak koyduğu gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Aristoteles'in dostluğu kişinin kendisiyle ilişkisinden türettiğini doğru görür, ama onun dostun iyiliğini dost için istemeyi tanımın merkezine koymasını açıklamakta zorlanır.

Argümanın yapısı

Bir ilişkinin hangi tür dostluk olduğunu sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, iyi dileğin karşılıklı olup olmadığını sormaktır. Sınayan, iki tarafın da ötekinin iyiliğini isteyip istemediğini belirler.

İkinci adım, iki tarafın bunu bilip bilmediğini sormaktır. Sınayan, iyi dileğin karşı tarafça bilinip bilinmediğini, yoksa yalnızca bir tarafın içinde mi kaldığını yazar.

Üçüncü adım, sevginin neye dayandığını belirlemektir. Sınayan, iki tarafın birbirini yarar için mi, haz için mi, yoksa karşı tarafın nasıl bir insan olduğu için mi sevdiğini sorar.

Dördüncü adım, ilişkinin zamanla ve birlikte yaşamayla sınanıp sınanmadığını izlemektir. Sınayan, ilişkinin dayandığı şey değiştiğinde ya da bittiğinde ne olduğunu ve iki tarafın birlikte ne kadar zaman geçirdiğini belirler.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Dostluğu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Aristoteles'in dostluğu, iki kişinin birbirinin iyiliğini birbirleri için istemesi ve bunu birbirinden bilmesidir; ve dostluklar, bu iyi dileğin neye dayandığına göre ayrılır. Kerem'in üç masası, yarar ve haz dostluklarının dayandıkları şey bitince bittiğini, karakter dostluğunun ise sürdüğünü gösterdi. Barış'ın dağılan ortaklığı, yarar dostluklarının yakınmalara ve davalara en açık dostluklar olduğunu gösterdi. Tolga'nın oyun arkadaşı, bir haz dostluğunun karakterlere dayanan bir dostluğa dönüşebildiğini gösterdi. Selin'in değişen arkadaşı, tam dostluğun karakterlerin değişmesi sorusunu açık bıraktığını gösterdi. Lina'nın yaşlı komşusu, bir yarar ilişkisinin başından beri karşı tarafın iyiliğini onun için isteyebildiğini gösterdi. Defne'nin tanınmayan dostu, Aristoteles'in tanımının sınırını ve eski dostluk için bir şey ayırmanın anlamını gösterdi. Dostluk, iyi bir yaşamın süsü değil, onun bir parçasıdır; ve insan, Aristoteles'e göre, doğası gereği birlikte yaşayan bir varlıktır.

Açık kalan sorular

Defne'nin tanınmayan dostu, bir tarafın artık bilemediği bir ilişkiyi gösterdi. Karşılıklılık ve bilinme koşulu bir zamanlar yerine gelmiş bir dostluk, bu koşullar ortadan kalktığında da dostluk olarak sürer mi?

Selin'in değişen arkadaşı, karakterlerin değişebileceğini gösterdi. Tam dostluğun kalıcılığı, karakterlerin değişmemesine mi bağlıdır, yoksa iki dostun birlikte değişebilmesine mi?

Barış'ın dağılan ortaklığı, dostluğun bittiği yerde adaletin başladığını gösterdi. Bir dostluğa sözleşme yazmak, onu korur mu, yoksa onun zaten bittiğinin işareti midir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışDostluğu bir duygu saymak.
Doğrusu

Aristoteles'in dostluğunu güçlü bir hoşlanma duygusu olarak okumak, onun dostluğu karşılıklı ve bilinen bir iyi dilek olarak tanımladığını ve sevginin neye dayandığını sorduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, dostluğu iki taraflı bir ilişki olarak görmektir.

Yaygın yanlışYarar ve haz dostluklarını sahte saymak.
Doğrusu

Yarar ve haz dostluklarını gerçek olmayan dostluklar olarak okumak, Aristoteles'in onlara da dostluk dediğini ve tam dostluğa benzedikleri ölçüde dostluk olduklarını söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, onları eksik ama gerçek dostluklar olarak görmektir.

Yaygın yanlışTam dostluğu yararsız saymak.
Doğrusu

İyilerin dostluğunu yarardan ve hazdan arınmış bir ilişki olarak okumak, Aristoteles'in iyilerin birbirine hem yararlı hem de hoş olduğunu söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, tam dostluğu öteki iki dostluğun iyilerini de içeren bir dostluk olarak görmektir.

Yaygın yanlışKendini sevmeyi bencillik saymak.
Doğrusu

Aristoteles'in iyi insanın kendini sevdiği sözünü bencillik olarak okumak, onun kendini sevmenin en çok düşünen parçayı ve güzel olanı sevmek olduğunu ve kötü insanların kendileriyle çatıştığını söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, kendini sevmeyi kişinin kendisiyle uyumu olarak görmektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Aristoteles'in dostluğu, iki kişinin birbirinin iyiliğini birbirleri için istemesi ve bunu birbirinden bilmesidir; dostluklar ise bu iyi dileğin yarara, hazza ya da iyiliğe dayanmasına göre ayrılır.

Nikomakhos'a Etik'in sekizinci kitabı, kimsenin dostsuz yaşamayı seçmeyeceğini, yasa koyucuların dostluğa adaletten çok önem verdiğini ve şaraba duyulan sevginin dostluk olmadığını gösterdi, yarar ve haz dostluklarının kolay dağıldığını, iyilerin dostluğunun ise kalıcı, nadir ve birlikte tuz yemeyi gerektiren bir dostluk olduğunu söyledi, dokuzuncu kitap ise dostun başka bir ben olduğunu ve mutlu insanın bile birlikte yaşamak için dostlara ihtiyaç duyduğunu ekledi.

Bir ilişkinin hangi tür dostluk olduğu dört adımla sınanır: iyi dileğin karşılıklı olup olmadığını sormak, iki tarafın bunu bilip bilmediğini sormak, sevginin neye dayandığını belirlemek ve ilişkinin zamanla ve birlikte yaşamayla sınanıp sınanmadığını izlemek.

Seçkincilik, bencillik ve tarafsızlık itirazları, tam dostluğun ulaşılması güç ama ulaşılamaz olmayan bir ölçü olduğunu, başka bir ben ifadesinin vurgusunun başka sözcüğünde olduğunu ve dostlukta öğrenilen başkasının iyiliğini istemenin adaletin de kaynağı olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden dostluk iyi bir yaşamın bir parçasıdır; ve insanın birlikte yaşayan bir varlık olması, Aristoteles'e göre, dostluğun ötesinde kentin de temelidir.

Sonraki derse köprü

Dostluk dersi, insanın doğası gereği birlikte yaşayan bir varlık olduğunu gösterdi. Aristoteles, Politika'nın birinci kitabında bu düşünceyi kente taşır. Her kentin bir topluluk olduğunu ve her topluluğun bir iyi için kurulduğunu söyler; ev köyü, köyler de kenti oluşturur ve kent, yaşamak için doğmuş, ama iyi yaşamak için var olan bir topluluktur.

Selin, Aristoteles'in insanın arılardan ve sürü hayvanlarından daha çok siyasal bir canlı olduğunu, çünkü yalnızca insanın, yararlıyı ve zararlıyı, adili ve adaletsizi gösteren söze sahip olduğunu söylediğini okumuş. Tolga, kentte yaşayamayan ya da hiçbir şeye ihtiyacı olmayan birinin ya bir hayvan ya da bir tanrı olduğu sözünün ne anlama geldiğini soruyor. Lina ise kentin bireyden önce geldiği iddiasının, bir heykelin elinin heykelden ayrılınca el olmaması örneğiyle nasıl açıklandığını merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Polis dersi, Aristoteles'in Politika'da kenti neden doğadan var olan ve iyi yaşamak için kurulan bir topluluk olarak tanımladığını, insanın neden doğası gereği siyasal bir canlı olduğunu ve kentin bireyden önce geldiği iddiasının ne anlama geldiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.