Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Metafizik'in yedinci kitabı, Kategoriler'in hangi şeylerin töz olduğu cevabını reddetmez, bir tek tek şeyi töz yapanın ne olduğu sorusuyla onu derinleştirir ve bu soruya madde ile tümelin cevap veremediğini gösterir.
Aristoteles'in Metafizik'inin yedinci kitabının birinci bölümü varlığın bütün anlamlarının tözle ilişkili olduğunu ve tözün tanımda, bilgide ve zamanda ilk olduğunu söyleyip var olan sorusunu töz sorusuna indirgedi, üçüncü bölümü tözün dört adayını sayıp bir şeyin bütün belirlenimlerini soyma deneyinin ayrılabilir ve belirli olmayan bir maddeye götürdüğünü göstererek formu ve bileşiği maddeden daha çok töz saydı, on üçüncü bölümü ise tümelin birçok şeye ortak olduğu için hiçbir tümelin töz olamayacağını savundu.
Bir şeyin ne olduğunu belirleyen şey dört adımla aranır: o şey hakkında söylenen her şeyi yazmak, bunların hangisinin ötekilere dayandığını bulmak, geriye kalanın ayrılabilir ve belirli bir şey olup olmadığını sınamak ve onun ortak mı özgü mü olduğunu sormak.
Çelişki, Platon'a dönüş ve dil alışkanlığı itirazları, iki eserin farklı sorulara cevap verdiğini, Aristoteles'in formunun tek tek şeylerin içinde gerçekleşen bir yapı olduğunu ve tözün ölçütlerinin bir dil yapısından çok kimliği değişim boyunca izleme gereğine dayandığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden töz, niteliklerin altındaki çıplak bir taşıyıcı değil, bir şeyi o şey yapan şeydir; ama bu şeyin nasıl hem bir tek tek şeye özgü hem de bilinebilir olacağı, Aristoteles'in açık bıraktığı bir sorudur.
Açılış sahnesi
Kerem, Doğa ve metafizik bölümünün dördüncü panosu için dört kapılı bir oda çiziyor ve her kapının üstüne bir ad yazıyor: öz, tümel, cins, altta yatan. Önceki panolarda bir şeyin neyden yapıldığını, nasıl değiştiğini ve neden öyle olduğunu göstermişti. Ama bütün bu panolar, değişen şeyin ne olduğu sorusuna dayanıyordu. Aristoteles'in Metafizik'inin yedinci kitabında, eskiden de şimdi de her zaman sorulan ve her zaman çıkmaza düşülen sorunun, var olanın ne olduğu, yani tözün ne olduğu sorusu olduğu söylenir. Kerem, dört kapıdan hangisinin odanın içine açıldığını, hangisinin bir duvara çıktığını bilemiyor.
Selin, Aristoteles'in Kategoriler'de tek bir insanı birincil töz saydığını, Metafizik'te ise tözü bir şeyin özü ve formu olarak aradığını okumuş ve iki eser arasında bir değişiklik olup olmadığını soruyor. Tolga, bir şeyin bütün niteliklerini soyduğumuzda geriye ne kalacağını soruyor. Lina, maddenin neden töz sayılamayacağını merak ediyor. Barış, hukukta bir kişinin hakları, borçları ve adı değişse de kişinin aynı kaldığını biliyor ve kişiyi kişi yapanın ne olduğunu düşünüyor. Defne ise bir hastanın bütün değerleri değiştiğinde hâlâ aynı hasta olduğunu söylemenin neye dayandığını soruyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Aristoteles kursunda, Aristoteles'in Metafizik'te var olanın ne olduğu sorusunu neden tözün ne olduğu sorusuna indirgediğini, tözün dört adayını nasıl sınadığını ve maddenin neden töz sayılamayıp tözün bir şeyin özü ve formu olarak arandığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Değişim dersi, Fizik'te değişimin olanak hâlinde olanın olanak hâlinde olduğu ölçüde gerçekleşmesi olduğunu ve değişimin değişende gerçekleştiğini inceledi. Bu ders, o değişenin ne olduğuna bakıyor. Akademinin önceki derslerinden Kategoriler dersi, tek bir insanı birincil töz, türleri ve cinsleri ikincil töz sayan ayrımı ve tözün bir ve aynı kalarak karşıtları kabul ettiğini tanıtmıştı; Madde ve form dersi de Metafizik'in yedinci kitabının son bölümündeki hece benzetmesini göstermişti. Bu ders, aynı kitabın başına dönüyor ve Aristoteles'in Kategoriler'deki cevabını neden yeniden sınadığını soruyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Metafizik'in yedinci kitabının birinci bölümünde Aristoteles, varlığın birçok anlamda söylendiğini, ama bütün anlamların tözle ilişkili olduğunu ve bu yüzden varlık sorusunun töz sorusu olduğunu söyler. Üçüncü bölümde, tözün dört adayını sayar ve ilk olarak altta yatanı sınar; bir şeyin bütün niteliklerini soyduğumuzda geriye maddenin kaldığını, ama maddenin töz olamayacağını gösterir. On üçüncü bölümde ise tümelin töz olamayacağını savunur.
Ardından üç itirazı tartacağız: Metafizik'in Kategoriler'le çeliştiği, formun töz sayılmasının Platon'a geri dönmek olduğu ve tözün tanımının bir dil alışkanlığından ibaret olduğu itirazları.
Sonda, bir şeyin ne olduğunu belirleyen şeyi aramanın dört adımını göstereceğiz: o şey hakkında söylenen her şeyi yazmak, bunların hangisinin ötekilere dayandığını bulmak, geriye kalanın ayrılabilir ve belirli bir şey olup olmadığını sınamak ve onun birçok şeye ortak mı, yoksa o şeye özgü mü olduğunu sormak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Aristoteles var olanın ne olduğu sorusunu neden tözün ne olduğu sorusuna indirger, tözün adaylarını nasıl sınar ve madde neden töz sayılamaz?
Ölçülü iddiam şu: Metafizik'in yedinci kitabı, Kategoriler'in cevabını reddetmez, onun sorusunu derinleştirir: Kategoriler hangi şeylerin töz olduğunu, yani tek tek şeylerin töz olduğunu söyler; Metafizik ise bir tek tek şeyi töz yapanın ne olduğunu sorar; bu soruya madde cevap veremez, çünkü madde kendi başına ne ayrılabilir ne de belirli bir şeydir; tümel de cevap veremez, çünkü tümel birçok şeye ortaktır; geriye bir şeyin özü, yani onun formu kalır; ama Aristoteles bu cevabı kolayca vermez ve kitap, formun nasıl hem bir tek tek şeye özgü hem de bilinebilir olabileceği güçlüğünü açık bırakır. Birinci bölümde Aristoteles, varlığın birçok anlamda söylendiğini, ama bunların hepsinin tözle ilişkili olduğunu söyler: bir şeyin niteliği, niceliği ya da yeri, tözün niteliği, niceliği ya da yeridir. Töz, tanımda, bilgide ve zamanda öncedir. Bu yüzden, eskiden de şimdi de sorulan ve çıkmaza düşülen "var olan nedir" sorusu, "töz nedir" sorusudur. Üçüncü bölümde Aristoteles, töz olarak dört şeyin önerildiğini söyler: öz, tümel, cins ve altta yatan. Altta yatan, öteki her şeyin onun hakkında söylendiği, kendisinin ise başka hiçbir şey hakkında söylenmediği şeydir. Bir şeyin uzunluğunu, genişliğini ve derinliğini, niteliklerini ve öteki bütün belirlenimlerini soyarsak, geriye hiçbir şeyin kalmadığı ya da yalnızca bunlarla belirlenmiş bir şeyin, yani maddenin kaldığı görülür. Ama bu imkânsızdır, çünkü ayrılabilir olmak ve bu belirli şey olmak, en çok töze ait görünür. Bu yüzden form ve ikisinden oluşan bileşik, maddeden daha çok töz sayılmalıdır. On üçüncü bölümde Aristoteles, hiçbir tümelin töz olamayacağını, çünkü bir şeyin tözünün ona özgü olduğunu, tümelin ise birçok şeye ortak olduğunu söyler.
Sıfır noktası
Bir öğrenci töz kavramını duyduğunda, onu çoğu zaman bir şeyin içindeki gizli bir çekirdek olarak görür. Bir elmanın rengi, tadı ve biçimi değişebilir, ama bunların altında, değişmeyen bir şey, elmanın kendisi kalır. Töz, bu görünmeyen çekirdektir ve onu bulmak, bir şeyin bütün niteliklerini soyup geriye kalana bakmaktır. Bu okumada töz, niteliklerin altındaki çıplak bir taşıyıcıdır.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Aristoteles tam olarak bu soyma deneyini yapar ve onun bir çıkmaza götürdüğünü gösterir. Bir şeyin bütün niteliklerini soyduğumuzda geriye kalan, ne olduğu söylenemeyen bir maddedir; böyle bir şey, ayrılabilir ve belirli bir şey olmadığı için töz olamaz. Niteliksiz bir çekirdek, bir şeyin ne olduğunu değil, hiçbir şey olmadığını söyler. İkincisi, Aristoteles'in sonunda tözü aradığı yer, niteliklerin altı değil, bir şeyin ne olduğunun kendisidir, yani onun özü ve formudur. Bir elmanın tözü, renginin altında saklanan bir çekirdek değil, onu bir elma yapan yapıdır.
Bu yüzden tözü anlamak, onu niteliklerin altındaki çıplak bir taşıyıcı olarak değil, bir şeyi o şey yapan şey olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Metafizik'in yedinci kitabının Kategoriler ile ilişkisi konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, gelişim görüşüdür. Buna göre Aristoteles, Kategoriler'i genç bir yaşta, Metafizik'in yedinci kitabını ise olgun bir dönemde yazmış ve görüşünü değiştirmiştir. Kategoriler'de birincil töz tek tek şeyler, Metafizik'te ise formdur; iki görüş bağdaşmaz.
İkinci görüş, soru farkı görüşüdür. Buna göre iki eser farklı sorulara cevap verir. Kategoriler, hangi şeylerin töz olduğunu sorar ve tek tek şeyleri gösterir; Metafizik ise bir şeyin tözünün ne olduğunu, yani bir tek tek şeyi töz yapanın ne olduğunu sorar ve formu gösterir. İki cevap çelişmez, çünkü farklı sorulara verilmiştir.
Üçüncü görüş, açık sorun görüşüdür. Buna göre Metafizik'in yedinci kitabı, tözün ne olduğu sorusuna kesin bir cevap vermez; adayları birer birer sınar ve her birinin güçlüklerini gösterir. Form, en güçlü aday olarak öne çıkar, ama onun hem bir tek tek şeye özgü hem de tanımlanabilir ve bilinebilir olması gerektiği güçlüğü çözülmeden kalır.
Bu ders ikinci görüşü temel alır ve üçüncü görüşün, kitabın formun nasıl hem özgü hem bilinebilir olacağı güçlüğünü açık bıraktığı gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Metafizik'in yedinci kitabında da tek tek şeylerin töz olduğunun ve formun onların tözü olarak arandığının açıkça söylenmesini açıklamakta zorlanır.
Argümanın yapısı
Bir şeyin ne olduğunu belirleyen şeyi aramak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, o şey hakkında söylenen her şeyi yazmaktır. Arayan, bir şeyin niteliklerini, niceliklerini, yerini, zamanını ve ilişkilerini ayrı ayrı yazar.
İkinci adım, bunların hangisinin ötekilere dayandığını bulmaktır. Arayan, söylenenlerden hangilerinin başka bir şeyde bulunduğunu ve hangisinin, onların hepsinin bulunduğu şey olduğunu belirler.
Üçüncü adım, geriye kalanın ayrılabilir ve belirli bir şey olup olmadığını sınamaktır. Arayan, bütün nitelikler soyulduğunda geriye kalanın kendi başına var olabilen ve belirli bir şey olarak gösterilebilen bir şey olup olmadığını sorar.
Dördüncü adım, onun birçok şeye ortak mı, yoksa o şeye özgü mü olduğunu sormaktır. Arayan, bulduğu şeyin o şeyi başkalarından ayırıp ayırmadığını, yoksa birçok şey hakkında söylenen bir tümel mi olduğunu belirler.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Tözü ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Metafizik'in yedinci kitabı, Kategoriler'in cevabını reddetmez, onun sorusunu derinleştirir. Kerem'in dört kapısı, altta yatan kapısının bir duvara çıktığını ve öz kapısının odanın içine açıldığını gösterdi. Barış'ın kişi kimliği, hukukun kişiliği hem herkes için aynı bir yapı hem de her kişide tek bir taşıyıcı olarak koruduğunu gösterdi. Tolga'nın soyduğu nesne, bir nesneyi o nesne yapanın sınıfı ile verisinin birliği olduğunu gösterdi. Selin'in iki kitabı, iki eserin farklı sorulara cevap verdiğini gösterdi. Lina'nın kili, maddenin bir şeyin ne olduğunu değil neyden olduğunu söylediğini gösterdi. Defne'nin hastası, bir canlının kimliğinin onun maddesinde değil onu canlı tutan düzende olduğunu gösterdi. Töz, niteliklerin altındaki çıplak bir taşıyıcı değil, bir şeyi o şey yapan şeydir.
Açık kalan sorular
Selin'in iki kitabı, formun nasıl hem tek bir insana özgü hem de bütün insanlarda aynı olabileceği güçlüğünü gösterdi. Sokrates'in formu ile Kallias'ın formu aynı mıdır, yoksa her insanın kendi formu mu vardır?
Tolga'nın soyduğu nesne, bütün nitelikler soyulduğunda geriye bir kimlik numarası kaldığını gösterdi. Bir şeyin hangisi olduğunu söyleyen bir işaret, onun ne olduğunu söyleyen bir özden ne ölçüde ayrılabilir?
Defne'nin hastası, bir canlının kimliğinin onu canlı tutan düzende olduğunu gösterdi. Bir insanın bedeninin bütün parçaları değiştirilse, ama düzeni korunsa, o hâlâ aynı insan mıdır?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışTözü niteliklerin altındaki çıplak bir çekirdek saymak.
Aristoteles'in tözünü, bir şeyin bütün nitelikleri soyulduğunda geriye kalan gizli bir taşıyıcı olarak okumak, onun bu soyma deneyinin maddeye ve bir çıkmaza götürdüğünü gösterdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, tözü bir şeyi o şey yapan şey olarak görmektir.
Yaygın yanlışMetafizik'i Kategoriler'in reddi saymak.
Metafizik'in yedinci kitabını, Aristoteles'in Kategoriler'deki töz görüşünden vazgeçtiği bir eser olarak okumak, iki eserin farklı sorulara cevap verdiğini ve Metafizik'in de tek tek şeylerin ve bileşiklerin töz olduğunu kabul ettiğini gözden kaçırır. Doğrusu, Metafizik'i Kategoriler'in sorusunun derinleştirilmesi olarak görmektir.
Yaygın yanlışAristoteles'in formunu Platon'un formu saymak.
Aristoteles'in tözü formda aramasını, Platon'un ayrı formlarına bir dönüş olarak okumak, onun hiçbir tümelin töz olamayacağını savunduğunu ve formu tek tek şeylerin içinde, maddeleriyle birlikte gerçekleşen bir yapı olarak anladığını gözden kaçırır. Doğrusu, iki form anlayışını ayırmaktır.
Yaygın yanlışYedinci kitabı kesin bir cevap saymak.
Metafizik'in yedinci kitabının tözün ne olduğu sorusuna tamamlanmış bir cevap verdiğini düşünmek, onun adayları birer birer sınadığını ve formun nasıl hem özgü hem bilinebilir olacağı güçlüğünü açık bıraktığını gözden kaçırır. Doğrusu, kitabı bir araştırma olarak okumaktır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Metafizik'in yedinci kitabı, Kategoriler'in hangi şeylerin töz olduğu cevabını reddetmez, bir tek tek şeyi töz yapanın ne olduğu sorusuyla onu derinleştirir ve bu soruya madde ile tümelin cevap veremediğini gösterir.
Aristoteles'in Metafizik'inin yedinci kitabının birinci bölümü varlığın bütün anlamlarının tözle ilişkili olduğunu ve tözün tanımda, bilgide ve zamanda ilk olduğunu söyleyip var olan sorusunu töz sorusuna indirgedi, üçüncü bölümü tözün dört adayını sayıp bir şeyin bütün belirlenimlerini soyma deneyinin ayrılabilir ve belirli olmayan bir maddeye götürdüğünü göstererek formu ve bileşiği maddeden daha çok töz saydı, on üçüncü bölümü ise tümelin birçok şeye ortak olduğu için hiçbir tümelin töz olamayacağını savundu.
Bir şeyin ne olduğunu belirleyen şey dört adımla aranır: o şey hakkında söylenen her şeyi yazmak, bunların hangisinin ötekilere dayandığını bulmak, geriye kalanın ayrılabilir ve belirli bir şey olup olmadığını sınamak ve onun ortak mı özgü mü olduğunu sormak.
Çelişki, Platon'a dönüş ve dil alışkanlığı itirazları, iki eserin farklı sorulara cevap verdiğini, Aristoteles'in formunun tek tek şeylerin içinde gerçekleşen bir yapı olduğunu ve tözün ölçütlerinin bir dil yapısından çok kimliği değişim boyunca izleme gereğine dayandığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden töz, niteliklerin altındaki çıplak bir taşıyıcı değil, bir şeyi o şey yapan şeydir; ama bu şeyin nasıl hem bir tek tek şeye özgü hem de bilinebilir olacağı, Aristoteles'in açık bıraktığı bir sorudur.
Sonraki derse köprü
Töz dersi, bir şeyin tözünün onun formu olduğunu, maddenin ise olabileceklerin taşıyıcısı olduğunu gösterdi. Ama olabilecek olan ile olan arasındaki ilişki nedir? Metafizik'in dokuzuncu kitabında Aristoteles, olanak ile edimi ayrıca inceler. Megaralılar, bir şeyin ancak etkin olduğu sürece bir şeye yetili olduğunu söylemişti: inşa etmeyen bir inşaatçı, o anda inşa etme yetisine sahip değildir. Aristoteles, bu görüşün saçma sonuçlara götürdüğünü gösterir. Kerem, bir sonraki pano için uyuyan bir müzisyen ile çalan bir müzisyeni yan yana çizmeyi düşünüyor.
Selin, Aristoteles'in görmek ile görmüş olmanın aynı anda olabildiğini, ama inşa etmek ile inşa etmiş olmanın aynı anda olamadığını söylediğini okumuş. Tolga, olanağın mı yoksa edimin mi önce geldiğini soruyor. Lina ise bir yeteneği kullanmadığı zamanlarda da ona sahip olup olmadığını merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Edimsellik ve olanak dersi, Aristoteles'in Metafizik'in dokuzuncu kitabında Megaralıların olanağı edime indirgeyen görüşünü neden reddettiğini, kendi içinde tamamlanan bir edim ile bir değişim arasındaki farkın ne olduğunu ve edimin olanaktan neden önce geldiğini soruyor.