Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Aristoteles'in madde ve form ayrımı, iki ayrı şeyin bir araya gelmesini değil, değişen bir şeyi düşünmenin iki yönünü anlatır: madde değişim boyunca aynı kalan ve farklı biçimler alabilen yön, form ise bir şeyi o şey yapan düzendir.
Aristoteles'in Fizik'inin birinci kitabı müzikal olmayan insan ile tunç heykel örnekleriyle her oluşta altta kalan, form ve yoksunluk bulunduğunu ve oluşun olmayandan değil yoksunluktan başladığını gösterdi, ikinci kitabı Antiphon'un gömülen yatağı örneğine karşı formun maddeden daha çok doğa olduğunu söyledi, Metafizik'in yedinci kitabının son bölümü ise hecenin harflerden başka bir şey olduğunu ama o şeyin bir harf değil, harflerin bir hece olmasının nedeni olduğunu gösterdi.
Bir değişim dört adımla çözümlenir: değişimden önce ve sonra ne olduğunu yazmak, neyin aynı kaldığını bulmak, neyin geldiğini ve neyin gittiğini ayırmak ve aynı kalan ile gelen biçim arasındaki ilişkiyi sınamak.
Bakış açısı, saf madde ve ayrı form itirazları, madde ile formun ayrılabilirliğinin dünyada gerçekten olan bir şey olduğunu, maddenin bir değişimde neyin aynı kaldığıyla benzetme yoluyla bilindiğini ve formun maddeden ayrılabilir ama maddesiz var olmayan bir düzen olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden madde, bir şeyin olabileceği şeydir; form, onun olduğu şeydir; ve değişim, birinden ötekine bir geçiştir.
Açılış sahnesi
Kerem, Doğa ve metafizik bölümünün ilk panosu için bir tunç parçası ile bir heykeli yan yana çiziyor. Mantık ve bilim bölümünün son panosunda beş çekmeceli bir dolap çizmiş, bilimin konusunun başka türlü olamayan şeyler olduğunu göstermişti. Ama doğadaki şeylerin çoğu değişiyordu: tunç eriyor, biçim alıyor, heykel oluyordu. Parmenides, olmayandan hiçbir şeyin olamayacağını söyleyerek değişimi imkânsız saymıştı. Aristoteles'in Fizik'inde ise, her değişimde altta kalan bir şey, ona gelen bir biçim ve onun yerini aldığı bir yoksunluk bulunduğu söylenir. Kerem, iki çizimin arasına bir ok koyuyor, ama okun neyi gösterdiğinden emin değil: tunç mu heykele dönüşüyordu, yoksa biçimsizlik mi biçime?
Selin, Aristoteles'in bu ayrımla Parmenides'in değişim yasağını nasıl aştığını merak ediyor. Tolga, bir şeyin hangi parçasının madde, hangi parçasının form olduğunu nasıl belirleyeceğini soruyor ve aynı kodun farklı bilgisayarlarda çalıştığını düşünüyor. Lina, müzikal olmayan bir insanın müzikal olmasının Aristoteles'in örneklerinden biri olduğunu duymuş ve bir insanın değişirken neyin aynı kaldığını soruyor; kendisi yeni bir dil öğrenirken hem aynı insan kaldığını hem de değiştiğini hissediyor. Barış, bir şirketin ortakları değiştiği hâlde aynı tüzel kişi olarak kaldığını biliyor. Defne ise insan bedeninin hücrelerinin sürekli yenilendiği hâlde bir hastanın aynı hasta olarak kaldığını düşünüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Aristoteles kursunda, Aristoteles'in Fizik'te her değişimde altta kalan bir şey, bir form ve bir yoksunluk bulunduğunu neden söylediğini, bu ayrımın Parmenides'in değişim yasağını nasıl aştığını ve tunç ile heykel örneğinde madde ile formun birbirinden nasıl ayrıldığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Bilimsel bilgi dersi, Nikomakhos'a Etik'in altıncı kitabında bilimin başka türlü olamayan şeylerin kanıtlama yoluyla bilinmesi olduğunu ve Metafizik'in altıncı kitabında fiziğin hareketin ilkesi kendisinde olan şeylerin kuramsal bilimi sayıldığını inceledi. Bu ders, Doğa ve metafizik modülünü açıyor ve fiziğin en temel kavramlarına bakıyor. Akademinin önceki derslerinde, altta yatan kavramı, ilk filozofların maddesel tekçiliği, Aristoteles'in Fizik'in birinci kitabında öncüllerini sınıflaması ve Parmenides'in argümanının yanlış öncüllere dayandığı eleştirisi, Presokratikler kursunun içinde tanıtılmıştı; maddesel neden de bir terim olarak tanımlanmıştı. Bu ders, o eleştiriyi yinelemiyor; Aristoteles'in kendi değişim çözümlemesine ve madde ile form ayrımının nasıl işlediğine odaklanıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Fizik'in birinci kitabının yedinci bölümünde Aristoteles, her oluşta altta kalan bir şeyin ve iki karşıtın bulunduğunu, müzikal olmayan insan ile tunç heykel örnekleriyle gösterir. İkinci kitabın birinci bölümünde, bir şeyin doğasının maddesi mi formu mu olduğunu sorar ve formun daha çok doğa olduğunu söyler. Metafizik'in yedinci kitabının son bölümünde ise, bir hecenin harflerden ve bir şeyden daha oluştuğunu, ama bu bir şeyin başka bir harf olmadığını gösterir.
Ardından üç itirazı tartacağız: madde ile formun yalnızca bir bakış açısı ayrımı olduğu, saf bir maddenin düşünülemediği ve formun bir öğe gibi ayrı bir şey sayıldığı itirazları.
Sonda, bir değişimi çözümlemenin dört adımını göstereceğiz: değişimden önce ve sonra ne olduğunu yazmak, değişim boyunca neyin aynı kaldığını bulmak, neyin geldiğini ve neyin gittiğini ayırmak ve aynı kalan ile gelen biçim arasındaki ilişkiyi sınamak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Aristoteles her değişimde neden altta kalan bir şey, bir form ve bir yoksunluk bulunduğunu söyler, bu ayrım Parmenides'in değişim yasağını nasıl aşar ve madde ile form birbirinden nasıl ayrılır?
Ölçülü iddiam şu: Aristoteles'in madde ve form ayrımı, iki ayrı şeyin bir araya gelmesini değil, değişen bir şeyi düşünmenin iki yönünü anlatır; madde, değişim boyunca aynı kalan ve farklı biçimler alabilen yön, form ise bir şeyi o şey yapan düzen ve yapıdır; bu ayrım, oluşun olmayandan değil, bir yoksunluktan, yani bir şeyin henüz taşımadığı bir biçimden başladığını göstererek Parmenides'in yasağını aşar; ama madde ile formun hangi düzeyde ayrıldığı, bakılan değişime göre değişir. Fizik'in yedinci bölümünde Aristoteles, oluşun her zaman bir şeyden bir şeye olduğunu söyler. Müzikal olmayan bir insan müzikal olur: insan kalır, müzikal olmamak gider, müzikal olmak gelir. Biçimsiz bir tunç heykel olur: tunç kalır, biçimsizlik gider, heykelin biçimi gelir. Her oluşta, sayıca bir ama tanımca iki olan bir altta kalan vardır: insan ile müzikal olmayan, sayıca aynı şeydir, ama ne olduklarının tanımı farklıdır. Bu yüzden oluşun ilkeleri üçtür: altta kalan, form ve yoksunluk. Oluş, olmayandan değil, yoksunluktan olur ve yoksunluk, kendi başına değil, altta kalanın bir niteliği olarak vardır. İkinci kitabın birinci bölümünde Aristoteles, bir şeyin doğasının onun maddesi olduğunu söyleyenlere karşı çıkar: bir yatağı toprağa gömersek ve ondan bir filiz çıkarsa, yatak değil ağaç çıkar; ama bu, yalnızca maddenin değil, formun da doğa olduğunu gösterir, çünkü insandan insan doğar. Metafizik'in yedinci kitabının son bölümünde ise bir hece, harflerinden başka bir şeydir; ama o başka şey bir harf olsaydı, hece yine harflerden oluşurdu. Form, maddenin bir öğesi değil, onun düzenidir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci madde ve form ayrımını duyduğunda, onu çoğu zaman bir şeyin iki parçası olarak görür. Bir heykelin maddesi tunçtur, formu ise onun dış çizgileridir; tıpkı bir kutunun içi ve kapağı gibi, madde ile form birbirinden ayrılabilir ve sonra birleştirilebilir. Bu okumada madde ile form, bir şeyin içinde yan yana duran iki bileşendir.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Aristoteles formun bir parça olarak madde ile birleşmediğini açıkça söyler. Bir hece, harflerden ve onların yanında duran bir öğeden oluşmaz; o öğe de bir harf olsaydı, onu harflerle birleştirecek başka bir şey gerekirdi ve bu sonsuza kadar sürerdi. Form, maddenin yanında duran bir şey değil, maddenin belirli bir biçimde düzenlenmiş olmasıdır. İkincisi, madde ile form, mutlak değil, göreli kavramlardır. Tunç, heykelin maddesidir; ama tuncun kendisi de bakır ile kalayın belirli bir karışımıdır, yani bakır ve kalay bakımından bir formu vardır.
Bu yüzden madde ve formu anlamak, onları bir şeyin iki parçası olarak değil, değişen bir şeyi düşünmenin iki yönü olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Aristoteles'in madde ve form ayrımının niteliği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, bileşen görüşüdür. Buna göre madde ve form, bir şeyin iki gerçek bileşenidir. Her doğal şey, birbirinden ayrı iki ilkenin birleşmesinden oluşur ve en altta, hiçbir formu olmayan bir ilk madde bulunur.
İkinci görüş, çözümleme görüşüdür. Buna göre madde ve form, bir şeyin iki parçası değil, bir şeyi açıklamanın iki yönüdür. Bir şeyin neyden yapıldığı sorusu maddeye, nasıl düzenlendiği sorusu forma yöneltilir. Madde ile form, aynı şeye iki farklı sorunun cevabıdır.
Üçüncü görüş, göreli görüştür. Buna göre madde ve form, mutlak değil, bakılan değişime göre belirlenen kavramlardır. Tunç, heykel bakımından maddedir, bakır ve kalay bakımından bir formdur; bir tuğla, bir ev bakımından maddedir, kil bakımından bir formdur. Madde ile form, değişimin düzeyine göre yer değiştirir.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, madde ile formun aynı şeye yöneltilen iki farklı sorunun cevabı olduğu gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Aristoteles'in formu maddenin yanında duran bir öğe olarak düşünmeye karşı açıkça uyarmasını açıklamakta zorlanır.
Argümanın yapısı
Bir değişimi çözümlemek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, değişimden önce ve sonra ne olduğunu yazmaktır. Çözümleyen, değişimin başlangıç ve bitiş durumlarını, ikisinin ne olduğunu belirterek ayrı ayrı yazar.
İkinci adım, değişim boyunca neyin aynı kaldığını bulmaktır. Çözümleyen, değişimden önce ve sonra var olan, değişimi geçiren şeyi belirler.
Üçüncü adım, neyin geldiğini ve neyin gittiğini ayırmaktır. Çözümleyen, değişimle ortaya çıkan biçimi ya da niteliği ve onun yerini aldığı yoksunluğu ayrı ayrı adlandırır.
Dördüncü adım, aynı kalan ile gelen biçim arasındaki ilişkiyi sınamaktır. Çözümleyen, aynı kalanın başka biçimler alıp alamayacağını ve gelen biçimin başka bir şeyde bulunup bulunamayacağını sorar.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Madde ve formu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Aristoteles'in madde ve form ayrımı, iki ayrı şeyin bir araya gelmesini değil, değişen bir şeyi düşünmenin iki yönünü anlatır. Kerem'in oku, oluşun olmayandan değil bir yoksunluktan başladığını gösterdi. Barış'ın şirketi, bazı şeylerin kimliğinin maddelerinin değil formlarının sürmesine bağlı olduğunu gösterdi. Tolga'nın derlemesi, aynı formun farklı maddelerde gerçekleşebildiğini, ama maddenin ona bir sınır koyduğunu gösterdi. Lina'nın yeni dili, yoksunluğun bir hiçlik değil, gerçekleşmemiş bir yetenek olduğunu gösterdi. Selin'in koro sesi, formun bir öğe değil öğelerin düzeni olduğunu gösterdi. Defne'nin hastası, bir yoksunluğun bir biçimin yitirilmesi olduğunu ve maddenin onun geri dönmesine bir sınır koyduğunu gösterdi. Madde, bir şeyin olabileceği şeydir; form, onun olduğu şeydir.
Açık kalan sorular
Barış'ın şirketi, bir şirketin kimliğinin formunun sürmesine bağlı olduğunu gösterdi. Bir şeyin maddesi tamamen değiştiğinde, onun aynı şey olarak kaldığını söylemek için formunun ne kadar aynı kalması gerekir?
Tolga'nın derlemesi, aynı mantığın farklı makinelerde gerçekleşebildiğini gösterdi. Bir insanın düşünceleri de, Aristoteles'in at biçimi gibi, başka bir maddede gerçekleşebilir mi, yoksa ruhun formu belirli bir bedene mi bağlıdır?
Lina'nın yeni dili, bir insanın kazandığı bir yetenekle başka bir şey de olan aynı insan olabildiğini gösterdi. Bir insanın kazandığı bir yetenek, onun altta kalan kimliğini değiştirir mi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışMadde ile formu iki parça saymak.
Madde ile formu bir şeyin içinde yan yana duran iki bileşen olarak okumak, Aristoteles'in hece benzetmesiyle formun maddeye bir öğe olarak eklenmediğini gösterdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, madde ile formu değişen bir şeyi düşünmenin iki yönü olarak görmektir.
Yaygın yanlışFormu yalnızca dış biçim saymak.
Aristoteles'in formunu bir şeyin dış görünüşü ya da çizgileri olarak okumak, onun formu bir şeyi o şey yapan düzen, yapı ve işlev olarak anladığını ve ruhu bedenin formu saydığını gözden kaçırır. Doğrusu, formu bir şeyin ne olduğunu belirleyen yapı olarak görmektir.
Yaygın yanlışYoksunluğu bir hiçlik saymak.
Aristoteles'in yoksunluğunu Parmenides'in olmayanı gibi bir hiçlik olarak okumak, onun yoksunluğu altta kalanın taşıyabileceği ama henüz taşımadığı bir biçimin yokluğu olarak tanımladığını gözden kaçırır. Doğrusu, yoksunluğu altta kalanın bir niteliği olarak görmektir.
Yaygın yanlışMadde ile formu mutlak saymak.
Bir şeyin her zaman ve her bakımdan madde, bir başka şeyin her zaman form olduğunu düşünmek, Aristoteles'te tuncun heykel bakımından madde, bakır ve kalay bakımından form olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, madde ile formu bakılan değişime göre belirlenen göreli kavramlar olarak görmektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Aristoteles'in madde ve form ayrımı, iki ayrı şeyin bir araya gelmesini değil, değişen bir şeyi düşünmenin iki yönünü anlatır: madde değişim boyunca aynı kalan ve farklı biçimler alabilen yön, form ise bir şeyi o şey yapan düzendir.
Aristoteles'in Fizik'inin birinci kitabı müzikal olmayan insan ile tunç heykel örnekleriyle her oluşta altta kalan, form ve yoksunluk bulunduğunu ve oluşun olmayandan değil yoksunluktan başladığını gösterdi, ikinci kitabı Antiphon'un gömülen yatağı örneğine karşı formun maddeden daha çok doğa olduğunu söyledi, Metafizik'in yedinci kitabının son bölümü ise hecenin harflerden başka bir şey olduğunu ama o şeyin bir harf değil, harflerin bir hece olmasının nedeni olduğunu gösterdi.
Bir değişim dört adımla çözümlenir: değişimden önce ve sonra ne olduğunu yazmak, neyin aynı kaldığını bulmak, neyin geldiğini ve neyin gittiğini ayırmak ve aynı kalan ile gelen biçim arasındaki ilişkiyi sınamak.
Bakış açısı, saf madde ve ayrı form itirazları, madde ile formun ayrılabilirliğinin dünyada gerçekten olan bir şey olduğunu, maddenin bir değişimde neyin aynı kaldığıyla benzetme yoluyla bilindiğini ve formun maddeden ayrılabilir ama maddesiz var olmayan bir düzen olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden madde, bir şeyin olabileceği şeydir; form, onun olduğu şeydir; ve değişim, birinden ötekine bir geçiştir.
Sonraki derse köprü
Madde ve form, bir şeyin neyden yapıldığını ve ne olduğunu söylüyordu. Ama bir heykeli tam olarak açıklamak için, Aristoteles'e göre bundan fazlası gerekir. Fizik'in ikinci kitabının üçüncü bölümünde Aristoteles, bir şeyin nedeni olarak dört ayrı şey sayar: bir şeyin kendisinden yapıldığı şey, onun biçimi ve tanımı, değişimin ilk başladığı yer ve bir şeyin uğruna yapıldığı amaç. Bir heykelin tuncu, biçimi, onu yapan heykeltıraş ve onun yapılma amacı, dört farklı soruya dört farklı cevaptır. Kerem, bir sonraki pano için heykelin dört yanına dört soru işareti koymayı düşünüyor.
Selin, Aristoteles'in amacın, yani bir şeyin uğruna yapıldığı şeyin, yalnızca insan yapımı şeylerde değil, doğada da bulunduğunu söylediğini okumuş. Tolga, bir şeyin dört nedeninin hep ayrı şeyler olup olmadığını soruyor. Lina ise yürüyüşün amacının sağlık olduğu örneğinin ne anlama geldiğini merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Dört neden dersi, Aristoteles'in Fizik'te bir şeyin nedeni olarak neden dört ayrı şey saydığını, maddi, biçimsel, etken ve amaç nedenlerinin birbirinden nasıl ayrıldığını ve amacın doğadaki şeylerin açıklamasında neden bir yer tuttuğunu soruyor.