Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Nikomakhos'a Etik'in altıncı kitabındaki beş durum, bilmenin tek bir türü olmadığını söyleyen bir haritadır ve bu haritada bilim, başka türlü olamayan şeylerin kanıtlama yoluyla bilinmesidir.
Aristoteles'in Nikomakhos'a Etik'inin altıncı kitabı ruhun akıl parçasını başka türlü olamayanı kavrayan bilimsel ve başka türlü olabileni kavrayan hesaplayıcı parçalar olarak ayırıp sanatı, bilimi, pratik bilgeliği, bilgeliği ve nousu sayarak bilimi bir kanıtlama durumu olarak tanımladı, sanatı yapmaya, pratik bilgeliği eylemeye yönelik durumlar olarak ayırıp bilgeliği nous ile bilimin birleşimi saydı, Metafizik'in altıncı kitabı ise bilimleri kuramsal, pratik ve yapıcı olarak üçe, kuramsal bilimleri de matematik, fizik ve tanrıbilim olarak ayırdı.
Bir bilgi türü dört adımla sınıflanır: konusunun başka türlü olabilir mi olamaz mı olduğunu sormak, amacının bilmek mi yapmak mı eylemek mi olduğunu belirlemek, kanıtlanabilir olup olmadığını sınamak ve hangi deneyimle kazanıldığını yazmak.
Ayrılamazlık, darlık ve değer yargısı itirazları, haritanın bir bilginin parçalarını adlandırdığını, darlığın farklı bilgi türlerinin farklı ölçütlerle değerlendirilmesi düşüncesini taşıdığını ve Aristoteles'in değer sırasını bilginin konusuna göre kurup yarara göre başka türlü kurulabileceğini kabul ettiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Aristoteles'te bilim, bilmenin en kesin biçimidir, ama tek biçimi değildir ve insan yaşamı, bilimin veremediği bir pratik bilgeliğe de ihtiyaç duyar.
Açılış sahnesi
Kerem, Mantık ve bilim bölümünün son panosu için beş çekmeceli bir dolap çiziyor ve yalnızca birinin üstüne "bilim" yazıyor. Bölümün önceki panolarında kategorileri, önermeyi, kıyası, kanıtlamayı ve ilk ilkeleri göstermişti; ziyaretçiler, Aristoteles'te bilmenin yalnızca kanıtlamak olduğunu düşünerek çıkabilirdi. Ama Nikomakhos'a Etik'in altıncı kitabında Aristoteles, ruhun doğruyu kavradığı beş durumu yan yana sayar: sanat, bilim, pratik bilgelik, bilgelik ve nous. Bilim bunlardan yalnızca biridir. Kerem, öteki dört çekmecenin üstüne ne yazacağını biliyor, ama hangi çekmecenin hangisinin yanına konması gerektiğinden emin değil. Bilim ile sanat yan yana mı durmalıydı, yoksa bilim ile bilgelik mi?
Selin, Aristoteles'in bilimi kanıtlama yetisi olan bir durum olarak tanımladığını ve onun konusunu başka türlü olamayan şeylerle sınırladığını okumuş. Tolga, bilimsel bilgi ile pratik bilgelik arasındaki farkın, bir yazılımın nasıl çalıştığını bilmek ile bir projede neyin önce yapılması gerektiğine karar vermek arasındaki farka benzeyip benzemediğini soruyor. Lina, Aristoteles'in bilgeliği nous ile bilimin birleşimi olarak tanımlamasının ne anlama geldiğini ve Thales'in neden bilge ama pratik bilge olmadığının söylendiğini merak ediyor. Barış, hukuk bilimi ile hâkimlik arasında bir fark olduğunu, iyi bir hukuk profesörünün her zaman iyi bir hâkim olmadığını biliyor. Defne ise tıbbın bir bilim mi, bir sanat mı, yoksa ikisinin arasında bir şey mi olduğunu soruyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Aristoteles kursunda, Aristoteles'in Nikomakhos'a Etik'in altıncı kitabında bilimi ruhun doğruyu kavradığı beş durumdan biri olarak neden ayırdığını, bilimi sanattan, pratik bilgelikten, bilgelikten ve noustan ayıran şeyin ne olduğunu ve bilimin konusunun neden başka türlü olamayan şeylerle sınırlandığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. İlk ilkeler dersi, Sonraki Analitikler'de kanıtlamanın ilkelerinin algıdan, bellekten ve deneyimden yükselen bir kavrayışla, nousla bilindiğini inceledi. Bu ders, Mantık ve bilim modülünü kapatıyor ve kanıtlamanın elde ettiği bilginin, Aristoteles'in bilme biçimleri haritasında nerede durduğuna bakıyor. Akademinin önceki derslerinde, pratik bilgeliğin değişebilen şeyler hakkında doğru görme yetisi olduğu ve deneyimle kazanıldığı, eleştirel düşünme programının içinde, Nikomakhos'a Etik'in altıncı kitabından kısaca tanıtılmıştı; sophia sözcüğünün ilk anlamının ustalık olduğu da başka bir derste gösterilmişti. Bu ders, pratik bilgeliği ayrıntılı olarak incelemiyor; onu Aristoteles'in etik derslerine bırakıyor ve bilimi öteki dört durumdan ayıran ölçütlere odaklanıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Nikomakhos'a Etik'in altıncı kitabının ilk bölümlerinde Aristoteles, ruhun akıl taşıyan parçasını ikiye ayırır, ruhun doğruyu kavradığı beş durumu sayar ve bilimi tanımlar. Aynı kitabın sonraki bölümlerinde, sanatı, pratik bilgeliği ve bilgeliği bilimden ayırır. Metafizik'in altıncı kitabının başında ise bilimleri kuramsal, pratik ve yapıcı olarak üçe ayırır ve kuramsal bilimlerin kendi içinde nasıl bölündüğünü gösterir.
Ardından üç itirazı tartacağız: beş durumun birbirinden kesin olarak ayrılamadığı, bilimi başka türlü olamayan şeylerle sınırlamanın bugünkü bilimlerin çoğunu dışarıda bıraktığı ve kuramsal bilgiyi pratik bilgiden üstün saymanın bir değer yargısı olduğu itirazları.
Sonda, bir bilgi türünü sınıflamanın dört adımını göstereceğiz: bilginin konusunun başka türlü olabilir mi olamaz mı olduğunu sormak, bilginin amacının bilmek mi, yapmak mı, eylemek mi olduğunu belirlemek, bilginin kanıtlanabilir olup olmadığını sınamak ve bilginin hangi deneyimle kazanıldığını yazmak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Aristoteles bilimi neden ruhun doğruyu kavradığı beş durumdan biri olarak ayırır, bilimi öteki dört durumdan ayıran nedir ve bilimin konusu neden başka türlü olamayan şeylerle sınırlanır?
Ölçülü iddiam şu: Nikomakhos'a Etik'in altıncı kitabındaki beş durum, bilmenin tek bir türü olmadığını, konunun doğasına ve bilginin amacına göre farklı bilme biçimleri bulunduğunu söyleyen bir haritadır; bu haritada bilim, başka türlü olamayan şeylerin kanıtlama yoluyla bilinmesidir ve onu öteki durumlardan ayıran, konusunun zorunluluğu ve bilginin kanıtlanabilirliğidir; ama Aristoteles, başka türlü olabilen şeylerin bilgisini, yani sanatı ve pratik bilgeliği, değersiz saymaz, onları bilimden farklı türden bilgiler olarak tanır. Aristoteles, ruhun akıl taşıyan parçasını ikiye ayırır: biri ilkeleri başka türlü olamayan şeyleri kavrayan bilimsel parça, öteki başka türlü olabilen şeyleri kavrayan hesaplayıcı parçadır; çünkü türce farklı şeyleri kavrayan ruh parçaları da türce farklı olmalıdır. Ruhun olumlayarak ya da olumsuzlayarak doğruyu kavradığı beş durum vardır: sanat, bilim, pratik bilgelik, bilgelik ve nous. Bilim, başka türlü olamayan ve bu yüzden ezelî olan şeylerin bilgisidir; öğretilebilir ve öğrenilebilir; bir kanıtlama durumudur. Sanat, doğru bir akılla birlikte yapmaya yönelik bir durumdur; pratik bilgelik, insan için iyi ve kötü olan şeyler konusunda doğru bir akılla birlikte eylemeye yönelik bir durumdur. Bilgelik, nous ile bilimin birleşimidir, yani en değerli şeylerin bilgisi ve onların ilkelerinin kavranmasıdır. Thales ve Anaksagoras bilge sayılır, ama pratik bilge sayılmaz, çünkü kendi yararlarını bilmezler. Metafizik'in altıncı kitabında ise Aristoteles, bütün bilimlerin ya kuramsal ya pratik ya da yapıcı olduğunu ve kuramsal bilimlerin fizik, matematik ve ilk felsefe olarak üçe ayrıldığını söyler.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Aristoteles'in bilim tanımını duyduğunda, onu çoğu zaman bugünkü bilim kavramıyla aynı şey olarak görür. Aristoteles'in bilimi, laboratuvarda deney yapan, gözlem toplayan ve kuramlarını sınayan bir etkinliktir ve o, bu etkinliğin ilk büyük temsilcisidir. Bu okumada Aristoteles'in bilimi, bugünkü bilimin bir öncüsüdür ve onun tanımı, bugün bilim dediğimiz şeyin bir taslağıdır.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Aristoteles'in bilim dediği şey, episteme, bir etkinlik değil, bir durumdur: ruhun belirli bir konuyu kanıtlama yoluyla kavradığı bir durum. İkincisi, Aristoteles'in bilimi yalnızca başka türlü olamayan şeylerle ilgilidir. Bugün bilim saydığımız birçok alan, örneğin tıp, iktisat ya da meteoroloji, başka türlü olabilen ve çoğunlukla olan şeylerle ilgilidir; Aristoteles bunların bir kısmını sanat, bir kısmını pratik bilgelik olarak sınıflardı.
Bu yüzden Aristoteles'in bilimini anlamak, onu bugünkü bilimin bir taslağı olarak değil, bilme biçimlerinden yalnızca biri olarak, kendi haritası içinde okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Aristoteles'in beş durum haritasının niteliği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, hiyerarşi görüşüdür. Buna göre beş durum, değer bakımından bir sıra oluşturur. Bilgelik en üstte, onun altında bilim ve nous, en altta ise sanat ve pratik bilgelik durur. Aristoteles, kuramsal bilgiyi pratik bilgiden üstün sayar.
İkinci görüş, işbölümü görüşüdür. Buna göre beş durum, bir sıra değil, farklı konulara ve amaçlara göre yapılmış bir işbölümüdür. Her durum, kendi alanında en iyisidir; bilgelik matematikte, pratik bilgelik eylemde üstündür.
Üçüncü görüş, karma görüştür. Buna göre Aristoteles, durumları hem bir işbölümü olarak ayırır hem de bir değer sırası kurar. Durumlar kendi alanlarında birbirinin yerini tutamaz; ama konusu en değerli şeyler olan bilgelik, onun gözünde en üstün bilmedir. Yine de pratik bilgelik, insan yaşamı için vazgeçilmezdir ve bilgelik onun yerini tutamaz.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, her durumun kendi alanında en iyisi olduğu gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Aristoteles'in Thales'i ve Anaksagoras'ı bilge ama pratik bilge değil sayarak pratik bilgeliğin eksikliğini açıkça bir kusur olarak göstermesini açıklamakta zorlanır.
Argümanın yapısı
Bir bilgi türünü sınıflamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, bilginin konusunun başka türlü olabilir mi olamaz mı olduğunu sormaktır. Sınıflayan, bilginin konusunun her zaman aynı kalan bir şey mi, yoksa koşullara göre değişebilen bir şey mi olduğunu belirler.
İkinci adım, bilginin amacının bilmek mi, yapmak mı, eylemek mi olduğunu belirlemektir. Sınıflayan, bilginin kendisi için mi istendiğini, yoksa bir ürün ortaya koymak ya da bir eylemi doğru yapmak için mi istendiğini yazar.
Üçüncü adım, bilginin kanıtlanabilir olup olmadığını sınamaktır. Sınıflayan, bilginin sonuçlarının ilkelerinden bir kanıtlamayla türetilip türetilemediğini sorar.
Dördüncü adım, bilginin hangi deneyimle kazanıldığını yazmaktır. Sınıflayan, bilginin bir öğretimle mi, bir alıştırmayla mı, yoksa uzun bir yaşam deneyimiyle mi kazanıldığını belirler.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Bilimsel bilgiyi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Nikomakhos'a Etik'in altıncı kitabındaki beş durum, bilmenin tek bir türü olmadığını söyleyen bir haritadır ve bu haritada bilim, başka türlü olamayan şeylerin kanıtlama yoluyla bilinmesidir. Kerem'in beş çekmecesi, durumların konularına ve amaçlarına göre iki sıraya dizildiğini gösterdi. Barış'ın hâkimi, aynı kişide bir bilimin bulunup bir pratik bilgeliğin bulunmayabildiğini gösterdi. Tolga'nın proje kararı, kesin bir bilginin kesinliğinin başka bir bilginin eksikliği sayılamayacağını gösterdi. Lina'nın iki öğretmeni, tikellerin bilgisinin genel bilgiden daha çok yarar sağlayabildiğini gösterdi. Selin'in bilimler haritası, Aristoteles'in üç tür bilim ayrımının bugünkü fakültelere kabaca uyduğunu ama tıbbın tek bir türe sığmadığını gösterdi. Defne'nin tıbbı, bir mesleğin birden çok durumdan pay almasının onun doğası olduğunu gösterdi. Bilim, bilmenin en kesin biçimidir, ama tek biçimi değildir.
Açık kalan sorular
Selin'in bilimler haritası, tıbbın Aristoteles'in üç türüne sığmadığını gösterdi. Bugünkü bilimlerin çoğu birden çok türden pay alıyorsa, Aristoteles'in ayrımı bir sınıflama olarak mı, yoksa bir bilginin parçalarını ayırmanın bir aracı olarak mı daha yararlıdır?
Barış'ın hâkimi, bir bilimin bir pratik bilgeliği sağlamadığını gösterdi. Bir hâkimin, bir hekimin ya da bir öğretmenin pratik bilgeliği, bir eğitim programıyla öğretilebilir mi, yoksa yalnızca bir deneyimle mi kazanılır?
Aristoteles, Thales'i ve Anaksagoras'ı bilge ama pratik bilge değil saydı. Bir kişi, kendi yararını bilmeden bilge olabilir mi, yoksa bilgelik pratik bilgeliği de içermeli midir?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışAristoteles'in bilimini bugünkü bilimle aynı saymak.
Aristoteles'in episteme kavramını bugünkü deneysel bilim kavramıyla aynı şey olarak okumak, onun bilimi başka türlü olamayan şeylerin kanıtlama yoluyla bilinmesi olarak tanımladığını ve bugünkü bilimlerin birçok alanını sanat ya da pratik bilgelik olarak sınıflayacağını gözden kaçırır. Doğrusu, iki kavramı ayırmaktır.
Yaygın yanlışPratik bilgeliği yetersiz bir bilim saymak.
Aristoteles'in pratik bilgeliğini, kesinliğe ulaşamamış bir bilim olarak okumak, onun pratik bilgeliği konusu başka türlü olabilen eylemler olduğu için bilimden türce farklı bir durum olarak tanımladığını gözden kaçırır. Doğrusu, pratik bilgeliği kendi ölçütleri olan ayrı bir bilme biçimi olarak görmektir.
Yaygın yanlışSanatı yalnızca güzel sanatlar saymak.
Aristoteles'in sanat dediği durumu, resim, müzik ve heykel gibi güzel sanatlarla sınırlamak, onun sanatı doğru bir akılla birlikte yapmaya yönelik her durum olarak tanımladığını ve hekimliği, mimarlığı ve marangozluğu da sanat saydığını gözden kaçırır. Doğrusu, sanatı bir yapma bilgisi olarak görmektir.
Yaygın yanlışBilgeliği bir yaşam bilgisi saymak.
Aristoteles'in bilgeliğini, gündelik dildeki gibi, iyi yaşamayı bilmek olarak okumak, onun bilgeliği nous ile bilimin birleşimi, yani en değerli şeylerin kuramsal bilgisi olarak tanımladığını ve iyi yaşamayı bilmeyi pratik bilgeliğe bıraktığını gözden kaçırır. Doğrusu, iki kavramı ayırmaktır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Nikomakhos'a Etik'in altıncı kitabındaki beş durum, bilmenin tek bir türü olmadığını söyleyen bir haritadır ve bu haritada bilim, başka türlü olamayan şeylerin kanıtlama yoluyla bilinmesidir.
Aristoteles'in Nikomakhos'a Etik'inin altıncı kitabı ruhun akıl parçasını başka türlü olamayanı kavrayan bilimsel ve başka türlü olabileni kavrayan hesaplayıcı parçalar olarak ayırıp sanatı, bilimi, pratik bilgeliği, bilgeliği ve nousu sayarak bilimi bir kanıtlama durumu olarak tanımladı, sanatı yapmaya, pratik bilgeliği eylemeye yönelik durumlar olarak ayırıp bilgeliği nous ile bilimin birleşimi saydı, Metafizik'in altıncı kitabı ise bilimleri kuramsal, pratik ve yapıcı olarak üçe, kuramsal bilimleri de matematik, fizik ve tanrıbilim olarak ayırdı.
Bir bilgi türü dört adımla sınıflanır: konusunun başka türlü olabilir mi olamaz mı olduğunu sormak, amacının bilmek mi yapmak mı eylemek mi olduğunu belirlemek, kanıtlanabilir olup olmadığını sınamak ve hangi deneyimle kazanıldığını yazmak.
Ayrılamazlık, darlık ve değer yargısı itirazları, haritanın bir bilginin parçalarını adlandırdığını, darlığın farklı bilgi türlerinin farklı ölçütlerle değerlendirilmesi düşüncesini taşıdığını ve Aristoteles'in değer sırasını bilginin konusuna göre kurup yarara göre başka türlü kurulabileceğini kabul ettiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Aristoteles'te bilim, bilmenin en kesin biçimidir, ama tek biçimi değildir ve insan yaşamı, bilimin veremediği bir pratik bilgeliğe de ihtiyaç duyar.
Sonraki derse köprü
Metafizik'in altıncı kitabı, fiziği hareketin ilkesi kendisinde olan şeylerin kuramsal bilimi olarak tanımlamıştı. Aristoteles'in Fizik'inin birinci kitabında ise, değişimin kendisinin nasıl mümkün olduğu sorulur. Parmenides, olmayandan hiçbir şeyin olamayacağını söyleyerek değişimi imkânsız saymıştı. Aristoteles, her değişimde altta kalan bir şey, ona gelen bir biçim ve onun yerini aldığı bir yoksunluk bulunduğunu söyler. Bir tunç parçası heykel olduğunda, tunç kalır, heykelin biçimi gelir ve biçimsizlik gider. Kerem, Doğa ve metafizik bölümünün ilk panosu için bir tunç parçası ile bir heykeli yan yana çizmeyi düşünüyor.
Selin, Aristoteles'in bu ayrımla Parmenides'in değişim yasağını nasıl aştığını merak ediyor. Tolga, bir şeyin hangi parçasının madde, hangi parçasının form olduğunu nasıl belirleyeceğini soruyor. Lina ise müzikal olmayan bir insanın müzikal olmasının Aristoteles'in örneklerinden biri olduğunu duymuş ve bir insanın değişirken neyin aynı kaldığını soruyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Madde ve form dersi, Aristoteles'in Fizik'te her değişimde altta kalan bir şey, bir form ve bir yoksunluk bulunduğunu neden söylediğini, bu ayrımın Parmenides'in değişim yasağını nasıl aştığını ve tunç ile heykel örneğinde madde ile formun birbirinden nasıl ayrıldığını soruyor.