İçeriğe geç

P03-D04-M01-02·Mantık ve bilim

Önerme

orta3.788 kelime≈ 25 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Yorum Üzerine, önermeyi bir dil biçimi olarak değil, dil ile ruh ve şeyler arasındaki bir ilişki olarak tanımlar ve onu bir şeyi bir şey hakkında olumladığı ya da olumsuzladığı için doğru ya da yanlış olabilen söz sayar.

Aristoteles'in Yorum Üzerine'sinin ilk bölümleri sesleri ruhtaki izlenimlerin simgeleri olarak tanımlayıp adı zaman bildirmeyen, fiili zaman bildiren ses olarak ayırdı ve duanın bir söz ama bildiren bir söz olmadığını söyledi, altıncı bölüm her olumlamanın karşısına bir olumsuzlama koyup ikisine çelişki dedi, dokuzuncu bölüm ise yarınki deniz savaşı önermesinin bugünden doğru sayılması durumunda her şeyin zorunlu olacağını görüp çelişiklerden birinin doğru olduğunu ama hangisinin doğru olduğunun belirli olmadığını söyledi.

Bir cümlenin bir önerme olup olmadığı dört adımla sınanır: ad ve fiil yapısını belirlemek, bir şeyi bir şey hakkında olumlayıp olumsuzlamadığını sormak, karşısına çelişiğini koymak ve doğruluğunun neye bağlı olduğunu ve ne zaman belirlendiğini bulmak.

İzlenimlerin aynılığı, öteki sözlerin önemsizliği ve iki değerlilikten vazgeçme itirazları, seslerin uzlaşıma, düşüncenin içeriğinin şeylere bağlandığını, Aristoteles'in öteki sözleri ayrı incelemelere bıraktığını ve onun çözümünün çelişmezliği koruyup yalnızca tek tek gelecek önermelerinin değerinin bugünden belirlenmesini reddettiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Aristoteles'in önermesi, bir şeyi bir şey hakkında söyleyen bir söz olarak dünyaya bağlanır; ama gelecekteki bir dünya hakkında söylendiğinde, o dünyanın henüz yapılmakta olduğunu da hesaba katar.

Açılış sahnesi

Kerem, Aristoteles bölümünün ikinci panosu için iki sözcüğü birleştiren bir köprü çiziyor. Köprünün bir ucuna "insan", öteki ucuna "yürüyor" yazmış, iki ucun altına da "doğru" ve "yanlış" sözcüklerini koymuştu. Önceki panoda Kategoriler'in tek başına söylenen sözcüklerini on bölmeli bir dolaba yerleştirmişti; ama o sözcüklerin hiçbiri tek başına doğru ya da yanlış değildi. Aristoteles, Yorum Üzerine'de, bir ad ile bir fiil birleştiğinde, bir şeyin bir şey hakkında olumlandığı ya da olumsuzlandığı bir söz ortaya çıktığını söyler. Kerem, köprünün yanına dua eden bir insan da çizmek istiyor.

Selin, Yorum Üzerine'nin başında Aristoteles'in sesleri ruhtaki izlenimlerin simgeleri olarak tanımladığını ve bu izlenimlerin herkes için aynı olduğunu söylediğini okumuş. Tolga, bir önermenin doğruluğunun neyle belirlendiğini ve yazdığı programlardaki bir koşulun neden doğru ya da yanlış olabildiğini, ama bir komutun olamadığını soruyor. Lina, Aristoteles'in adın zaman bildirmediğini, fiilin ise bildirdiğini söylemesini, Türkçede "öğretmendim" diyerek bir ada zaman eki eklenebildiğini bildiği için ilginç buluyor. Barış, yasaların "yapılır" ve "yapılamaz" diye yazıldığını, ama bir yasanın doğru ya da yanlış sayılmadığını fark etmiş. Defne ise hastaların sık sık "iyileşecek miyim" diye sorduğunu ve gelecekteki bir olay hakkında bugün doğru bir cevap verilip verilemeyeceğini düşünüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Aristoteles kursunda, Aristoteles'in Yorum Üzerine'de bir adın ve bir fiilin birleşmesinden doğan önermeyi neden doğru ya da yanlış olabilen söz olarak tanımladığını, bir olumlama ile onun olumsuzlaması arasındaki ilişkinin ne olduğunu ve gelecekteki bir olay hakkındaki bir önermenin bugünden doğru ya da yanlış sayılıp sayılamayacağını soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Kategoriler dersi, Aristoteles'in birleşik olmayan ifadeleri bir bağımlılık düzeni içinde sınıfladığını ve en temel varlığı tikel bir töz olarak gösterdiğini inceledi. Bu ders, o ifadeler birleştiğinde ne olduğuna bakıyor. Akademinin önceki derslerinde önerme, çelişik ve karşıt önermeler, olumsuzlamanın biçimleri, karşıtlık karesi ve gelecekteki olaylar için önerilmiş üç değerli mantık, mantık programının içinde, Yorum Üzerine'nin yedinci, onuncu ve on ikinci bölümlerinden yararlanılarak tanıtılmıştı. Bu ders, aynı eserin başına ve dokuzuncu bölümüne dönüyor ve Aristoteles'in kendi metnini bir dil ve varlık kuramı olarak okuyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Yorum Üzerine'nin ilk bölümlerinde Aristoteles, sesleri, yazıyı, ruhtaki izlenimleri ve şeyleri birbirine bağlar, adı ve fiili tanımlar ve bildiren sözü öteki sözlerden ayırır. Altıncı bölümde, olumlamayı, olumsuzlamayı ve çelişkiyi tanımlar. Dokuzuncu bölümde ise, yarın bir deniz savaşı olacağı önermesinin bugünden doğru ya da yanlış olup olmadığını sorar.

Ardından üç itirazı tartacağız: ruhtaki izlenimlerin herkes için aynı olduğu iddiasının yanlış olduğu, doğru ya da yanlış olamayan sözlerin önemsiz sayıldığı ve dokuzuncu bölümün iki değerlilik ilkesinden vazgeçtiği itirazları.

Sonda, bir cümlenin bir önerme olup olmadığını sınamanın dört adımını göstereceğiz: cümlenin ad ve fiil yapısını belirlemek, cümlenin bir şeyi bir şey hakkında olumlayıp olumsuzlamadığını sormak, cümlenin karşısına onun çelişiğini koymak ve cümlenin doğruluğunun neye bağlı olduğunu ve ne zaman belirlendiğini bulmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: Aristoteles önermeyi neden doğru ya da yanlış olabilen söz olarak tanımlar, bir olumlama ile onun olumsuzlaması arasındaki ilişki nedir ve gelecekteki bir olay hakkındaki bir önerme bugünden doğru ya da yanlış sayılabilir mi?

Ölçülü iddiam şu: Yorum Üzerine, önermeyi bir dil biçimi olarak değil, dil ile ruh ve şeyler arasındaki bir ilişki olarak tanımlar; bir önerme, bir şeyin bir şeye ait olduğunu ya da olmadığını söylediği için doğru ya da yanlış olabilir ve her olumlamanın karşısında, onunla birlikte doğru da yanlış da olamayan tek bir olumsuzlama bulunur; ama dokuzuncu bölüm, bu ilkenin gelecekteki olumsal olaylara uygulandığında her şeyin zorunlu olarak olacağı sonucuna götürdüğünü görür ve Aristoteles, bu sonuçtan kaçınmak için olumlama ile olumsuzlamadan birinin zorunlu olarak doğru olduğunu kabul eder, ama hangisinin doğru olduğunun bugünden belirlenmiş olmadığını söyler. İlk bölümlerde Aristoteles, konuşulan seslerin ruhtaki izlenimlerin, yazılanların ise seslerin simgeleri olduğunu söyler. Yazılar ve sesler herkes için aynı değildir; ama ruhtaki izlenimler ve onların benzerleri olan şeyler herkes için aynıdır. Ad, uzlaşımla anlam taşıyan ve zaman bildirmeyen bir sestir; fiil ise zaman bildirir ve her zaman bir şey hakkında söylenen bir şeyin işaretidir. Her söz bir anlam taşır, ama her söz bildiren bir söz değildir; yalnızca içinde doğruluk ya da yanlışlık bulunan söz bildirendir. Altıncı bölümde, her olumlamanın karşısında bir olumsuzlama bulunduğunu ve bu ikisinin bir çelişki olduğunu söyler. Dokuzuncu bölümde ise, şimdiki ve geçmiş olaylar için çelişik iki önermeden birinin zorunlu olarak doğru olduğunu, ama gelecekteki tikel olaylar için durumun böyle olmayabileceğini tartışır.

Sıfır noktası

Bir öğrenci Aristoteles'in önerme tanımını duyduğunda, onu çoğu zaman bir dilbilgisi kuralı olarak görür. Bir önerme, bir özne ve bir yüklemden oluşan, sonunda nokta bulunan bir cümledir. Doğru ya da yanlış olmak, cümlenin bir özelliğidir ve onu bir dilbilgisi kitabından öğrenebiliriz. Bu okumada önerme, dilin bir parçasıdır.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Aristoteles önermeyi tanımlamadan önce, sesleri ruhtaki izlenimlere, izlenimleri de şeylere bağlar. Bir önerme, yalnızca sözcüklerin bir dizilişi değildir; ruhun bir şey hakkında bir şeyi birleştirmesi ya da ayırmasıdır. Ruhta bir birleştirme ya da ayırma olmadıkça, doğruluk ve yanlışlık da yoktur. İkincisi, Aristoteles bir duanın da bir özne ve bir fiilden oluşabildiğini, ama yine de ne doğru ne yanlış olduğunu söyler. Dilbilgisi biçimi, bir sözün önerme olup olmadığını belirlemez; belirleyen, sözün bir şeyi bir şey hakkında söyleyip söylemediğidir.

Bu yüzden Aristoteles'in önermesini anlamak, onu bir dilbilgisi biçimi olarak değil, dil, ruh ve şeyler arasında kurulan bir ilişki olarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Yorum Üzerine'nin başındaki ses, izlenim ve şey ilişkisinin ne anlama geldiği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, zihinsel dil görüşüdür. Buna göre Aristoteles, düşüncenin, bütün dillerin altında yatan ortak bir dil olduğunu söyler. Ruhtaki izlenimler herkes için aynı olduğuna göre, farklı diller aynı düşünceyi farklı seslerle söyler.

İkinci görüş, anlam kuramı görüşüdür. Buna göre Aristoteles, sözcüklerin anlamının uzlaşıma bağlı olduğunu, ama bir sözün neyi anlattığının uzlaşıma bağlı olmadığını söyleyerek bir anlam kuramı kurar.

Üçüncü görüş, doğruluk kuramı görüşüdür. Buna göre Aristoteles'in asıl ilgisi anlamdan çok doğruluktur. Doğruluk ve yanlışlık, tek tek seslerde ya da izlenimlerde değil, birleştirme ve ayırmada bulunur; bir önerme, ruhun bir şeyi bir şeyle birleştirmesi ya da ondan ayırması doğru olduğunda doğrudur.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, anlamın uzlaşıma, içeriğin şeylere bağlandığı gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Aristoteles'in ruhtaki izlenimlerin bir dil olduğunu hiçbir yerde açıkça söylemediğini açıklamakta zorlanır.

Argümanın yapısı

Bir cümlenin bir önerme olup olmadığını sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, cümlenin ad ve fiil yapısını belirlemektir. Sınayan, cümlenin neyin hakkında olduğunu gösteren adı ve o şey hakkında söylenen şeyi gösteren fiili ya da yüklemi ayırır.

İkinci adım, cümlenin bir şeyi bir şey hakkında olumlayıp olumsuzlamadığını sormaktır. Sınayan, cümlenin bir şeyin bir şeye ait olduğunu ya da olmadığını mı söylediğini, yoksa bir dilek, bir buyruk ya da bir soru mu bildirdiğini belirler.

Üçüncü adım, cümlenin karşısına onun çelişiğini koymaktır. Sınayan, cümleyi olduğu gibi yadsıyan tek bir cümle kurup kuramadığını ve bu iki cümleden birinin doğru, ötekinin yanlış olmak zorunda olup olmadığını sorar.

Dördüncü adım, cümlenin doğruluğunun neye bağlı olduğunu ve ne zaman belirlendiğini bulmaktır. Sınayan, cümlenin doğruluğunun şimdiki, geçmiş ya da gelecekteki bir duruma bağlı olup olmadığını ve bu durumun bugünden belirlenmiş olup olmadığını yazar.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Önermeyi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Yorum Üzerine, önermeyi bir dil biçimi olarak değil, dil ile ruh ve şeyler arasındaki bir ilişki olarak tanımlar. Kerem'in köprüsü, bir duanın da bir söz olduğunu ama doğru ya da yanlış olmadığını gösterdi. Barış'ın yasa hükmü, hukukun bir olgu iddiası ile bir normu ayırdığını gösterdi. Tolga'nın koşulu, bir önermenin doğruluğunun söylendiği zamana bağlı olabildiğini gösterdi. Lina'nın zaman eki, ad ile fiil ayrımının dillere göre farklı biçimler aldığını, ama arkasındaki ayrımın korunduğunu gösterdi. Selin'in hava tahmini, olasılığın doğrulukla karıştırılmaması gerektiğini gösterdi. Defne'nin hastası, gelecekteki bir olayın bir kaynağının düşünüp taşınmak ve yapmak olduğunu gösterdi. Aristoteles, çelişmezliği korur, ama geleceği bugünden kapatmaz.

Açık kalan sorular

Selin'in hava tahmini, olasılığın bir bilgi eksikliğinden mi yoksa geleceğin gerçekten açık olmasından mı geldiği sorusunu açık bıraktı. Aristoteles'in çözümü, insan kararlarına bağlı olmayan doğal olaylar için de geçerli midir?

Barış'ın yasa hükmü, bir normun doğru ya da yanlış değil, geçerli ya da geçersiz olduğunu gösterdi. Bir norm hakkında "bu norm adildir" diyen bir önerme doğru ya da yanlış olabilir mi?

Lina'nın zaman eki, ad ile fiil ayrımının dillere göre farklı biçimler aldığını gösterdi. Bir önermenin yapısı, onun söylendiği dilin dilbilgisine ne ölçüde bağlıdır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışÖnermeyi bir dilbilgisi biçimi saymak.
Doğrusu

Aristoteles'in önermesini bir özne ve bir yüklemden oluşan her cümle olarak okumak, bir duanın da bir özne ve bir fiil taşıyabildiğini ama ne doğru ne yanlış olduğunu söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, önermeyi bir şeyi bir şey hakkında olumlayan ya da olumsuzlayan söz olarak görmektir.

Yaygın yanlışÇelişiği karşıtla karıştırmak.
Doğrusu

Bir olumlamanın karşısındaki olumsuzlamayı, onunla bağdaşmayan herhangi bir önerme olarak okumak, Aristoteles'in çelişkiyi aynı şeyin aynı şey hakkında olumlanması ve olumsuzlanması olarak tanımladığını gözden kaçırır. Doğrusu, her olumlamanın karşısında tek bir çelişik bulunduğunu görmektir.

Yaygın yanlışDokuzuncu bölümü bir kadercilik savunması saymak.
Doğrusu

Deniz savaşı tartışmasını, Aristoteles'in geleceğin bugünden belirlenmiş olduğunu savunduğu bir yer olarak okumak, onun bu sonucu saçma bulduğunu ve düşünüp taşınmanın bir anlamı olduğunu korumak için bir çözüm önerdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, bölümü kaderciliğe karşı bir argüman olarak görmektir.

Yaygın yanlışAristoteles'in çözümünü üçüncü bir değer saymak.
Doğrusu

Aristoteles'in gelecekteki önermelerin henüz doğru ya da yanlış olmadığını söylemesini, onun "belirsiz" adında üçüncü bir doğruluk değeri kabul ettiği biçiminde okumak, onun çelişik iki önermeden birinin zorunlu olarak doğru olduğunu koruduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, çözümü iki değerlilik içinde bir zamanlama ayrımı olarak görmektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Yorum Üzerine, önermeyi bir dil biçimi olarak değil, dil ile ruh ve şeyler arasındaki bir ilişki olarak tanımlar ve onu bir şeyi bir şey hakkında olumladığı ya da olumsuzladığı için doğru ya da yanlış olabilen söz sayar.

Aristoteles'in Yorum Üzerine'sinin ilk bölümleri sesleri ruhtaki izlenimlerin simgeleri olarak tanımlayıp adı zaman bildirmeyen, fiili zaman bildiren ses olarak ayırdı ve duanın bir söz ama bildiren bir söz olmadığını söyledi, altıncı bölüm her olumlamanın karşısına bir olumsuzlama koyup ikisine çelişki dedi, dokuzuncu bölüm ise yarınki deniz savaşı önermesinin bugünden doğru sayılması durumunda her şeyin zorunlu olacağını görüp çelişiklerden birinin doğru olduğunu ama hangisinin doğru olduğunun belirli olmadığını söyledi.

Bir cümlenin bir önerme olup olmadığı dört adımla sınanır: ad ve fiil yapısını belirlemek, bir şeyi bir şey hakkında olumlayıp olumsuzlamadığını sormak, karşısına çelişiğini koymak ve doğruluğunun neye bağlı olduğunu ve ne zaman belirlendiğini bulmak.

İzlenimlerin aynılığı, öteki sözlerin önemsizliği ve iki değerlilikten vazgeçme itirazları, seslerin uzlaşıma, düşüncenin içeriğinin şeylere bağlandığını, Aristoteles'in öteki sözleri ayrı incelemelere bıraktığını ve onun çözümünün çelişmezliği koruyup yalnızca tek tek gelecek önermelerinin değerinin bugünden belirlenmesini reddettiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Aristoteles'in önermesi, bir şeyi bir şey hakkında söyleyen bir söz olarak dünyaya bağlanır; ama gelecekteki bir dünya hakkında söylendiğinde, o dünyanın henüz yapılmakta olduğunu da hesaba katar.

Sonraki derse köprü

Yorum Üzerine, tek tek önermeleri ve onların çelişiklerini incelemişti. Ama bir önerme tek başına bir şey kanıtlamaz. Aristoteles'in Önceki Analitikler'inde, bazı önermeler konduğunda, onlardan başka bir önermenin zorunlu olarak çıktığı bir söz incelenir: kıyas. Aristoteles, iki öncülün ortak bir terimle birbirine bağlandığını ve bu ortak terimin sonuçta kaybolduğunu gösterir. Kerem, bir sonraki pano için üç halkadan oluşan bir zincir çizip ortadaki halkayı biraz daha kalın yapmayı düşünüyor.

Selin, Aristoteles'in kıyaslarını harflerle, yani A, B ve C gibi değişkenlerle yazdığını ve bunun mantık tarihinde ilk kez yapıldığını okumuş. Tolga, iki öncülden bir sonucun nasıl zorunlu olarak çıktığını soruyor. Lina ise Aristoteles'in bütün akıl yürütmelerin kıyasa indirgenebileceğini düşünüp düşünmediğini merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Kıyas dersi, Aristoteles'in Önceki Analitikler'de bazı önermeler konduğunda başka bir önermenin zorunlu olarak çıktığı sözü neden kıyas olarak tanımladığını, orta terimin bu çıkarımda neden belirleyici olduğunu ve Aristoteles'in harflerle yazdığı kıyas biçimlerinin mantığın tarihinde neyi değiştirdiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.