Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Kategoriler'in asıl hamlesi on başlıklı listenin kendisi değil, dokuz kategorinin kendi başına var olan tek tek şeylere, yani birincil tözlere bağlı olduğunu söyleyen bir bağımlılık düzenidir.
Aristoteles'in Kategoriler'inin ikinci bölümü var olanları bir özne hakkında söylenme ve bir öznede bulunma ölçütleriyle dörde ayırdı, beşinci bölümü tek bir insanı ya da tek bir atı birincil töz, türleri ve cinsleri ikincil töz sayıp birincil tözler olmasaydı başka hiçbir şeyin var olamayacağını ve tözün bir ve aynı kalarak karşıtları kabul ettiğini söyledi, Benveniste ise kategorilerin Yunancanın dilbilgisel kategorilerinin bir izdüşümü olduğunu savundu.
Bir sınıflamanın neyi sınıfladığı dört adımla sınanır: en temel birimini belirlemek, birimler arasındaki bağımlılık ilişkisini yazmak, sınıflamayı başka bir dilde ya da alanda denemek ve neyi açıklamaya yaradığını sormak.
Gelişigüzellik, kanıtsız öncelik ve dilbilgisi itirazları, listenin merkezinin sayısından bağımsız olduğunu, tözün önceliğinin bir gözleme dayandığını ve bazı kategorilerin dile, bazılarının dünyaya daha bağlı olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Aristoteles, Platon'un dolabındaki en büyük bölmeyi formdan alıp tek bir insana verir; ama o bölmeyi doldururken, dili ve dünyayı birbirinden ayıramayacağı bir yerden konuşur.
Açılış sahnesi
Kerem, sergiye yeni bir bölüm ekliyor: Aristoteles. İlk pano için on bölmeli bir dolap çizmişti ve her bölmeye bir ad yazacaktı: töz, nicelik, nitelik, ilişki, yer, zaman, durum, sahip olma, etkinlik, edilginlik. Ama bölmeleri doldurmaya başlayınca bir şey fark ediyor. Dolabın en büyük bölmesine "töz" yazmış, onun içine de bir resim koymak istemişti. Platon bölümünde olsa, oraya bir formun soluk bir çizimini koyardı. Aristoteles'in Kategoriler'inde ise en temel varlık olarak bir form değil, şu tek insan ya da şu tek at gösteriliyordu. Kerem, en büyük bölmeye sergiyi gezen bir ziyaretçinin silüetini çizmeyi düşünüyor ve bunun bir şaka mı yoksa Aristoteles'in tam olarak söylediği şey mi olduğundan emin değil.
Selin, Kategoriler'in daha önce bir mantık dersinde bir yüklem listesi olarak tanıtıldığını, ama şimdi aynı metnin bir varlık öğretisi olarak okunduğunu fark etmiş. Tolga, bir şey hakkında söylenebilecek her şeyin gerçekten on başlığa sığıp sığmayacağını soruyor. Lina, bu listenin dünyanın bir sınıflaması mı, yoksa Yunanca konuşmanın bir sınıflaması mı olduğunu merak ediyor ve kendi dilinde bazı ayrımların Yunancadakinden farklı kurulduğunu düşünüyor. Barış, hukukta bir kişi ile o kişinin hakları arasında yapılan ayrımın bir töz ile onun nitelikleri arasındaki ayrıma benzediğini düşünüyor. Defne ise bir hastalığın bir töz mü yoksa bir hastanın niteliği mi olduğunu soruyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Aristoteles kursunda, Aristoteles'in bir şey hakkında söylenebilecek her şeyi neden on başlık altında topladığını, en temel varlığı Platon'un formları yerine tikel bir töz olarak göstermesinin ne anlama geldiğini ve bu listenin dünyanın mı yoksa dilin mi bir sınıflaması olduğu sorusunun neden hâlâ tartışıldığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Yazı eleştirisi dersi, Platon kursunu Phaidros'taki yazı eleştirisiyle kapattı ve Platon'un kendi diyaloglarını bir sonuç değil bir konuşma olarak yazdığını inceledi. Bu ders, Aristoteles kursunu açıyor ve Platon'un Akademi'sinde yetişmiş bir öğrencinin, ustasının formlarına nasıl bir alternatif kurduğuna bakıyor. Akademinin önceki derslerinden Kategoriler dersi, Aristoteles'in on başlıklı listesini Kant'ın ve Ryle'ın kategori anlayışlarıyla birlikte, bir yüklem sınıflaması olarak tanıtmıştı; kategori hatası ve eşadlılık da başka derslerde ele alınmıştı. Bu ders aynı listeyi yinelemiyor; Kategoriler'in ilk bölümlerindeki ayrımlara ve tözün ne olduğuna odaklanıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Kategoriler'in ikinci bölümünde Aristoteles, var olan şeyleri iki ölçüte göre dörde ayırır: bir özne hakkında söylenen ve söylenmeyen, bir öznede bulunan ve bulunmayan. Beşinci bölümde, birincil tözü ve ikincil tözü ayırır ve birincil tözler olmasaydı başka hiçbir şeyin var olamayacağını söyler. Fransız dilbilimci Émile Benveniste ise 1958'de, Aristoteles'in kategorilerinin Yunancanın dilbilgisel kategorilerini yansıttığını savunur.
Ardından üç itirazı tartacağız: listenin tam olmadığı ve gelişigüzel kurulduğu, tözün önceliğinin kanıtlanmadan konduğu ve kategorilerin yalnızca bir dilin dilbilgisi olduğu itirazları.
Sonda, bir sınıflamanın neyi sınıfladığını sınamanın dört adımını göstereceğiz: sınıflamanın en temel birimini belirlemek, birimler arasındaki bağımlılık ilişkisini yazmak, sınıflamayı başka bir dilde ya da alanda denemek ve sınıflamanın neyi açıklamaya yaradığını sormak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Aristoteles bir şey hakkında söylenebilecek her şeyi neden on başlık altında toplar, en temel varlığı neden tikel bir töz olarak gösterir ve bu liste dünyanın mı yoksa dilin mi bir sınıflamasıdır?
Ölçülü iddiam şu: Kategoriler'in asıl hamlesi on başlıklı listenin kendisi değil, o listenin bir bağımlılık düzeni olarak kurulmasıdır; dokuz kategori, kendi başına var olan bir şeyin, yani tikel bir tözün üzerinde bulunur ya da onun hakkında söylenir; bu düzen, Platon'un formları en gerçek varlık sayan görüşünü tersine çevirir; ama liste, dünyanın türlerini mi yoksa Yunancanın söyleyiş biçimlerini mi gösterdiği sorusunu çözmez, çünkü Aristoteles için bu iki soru birbirinden tam olarak ayrılmaz. İkinci bölümde Aristoteles, bazı şeylerin bir özne hakkında söylendiğini ama hiçbir öznede bulunmadığını söyler: "insan", tek bir insan hakkında söylenir, ama onun içinde bir parça gibi bulunmaz. Bazıları bir öznede bulunur ama hiçbir özne hakkında söylenmez: belirli bir dilbilgisi bilgisi, bir ruhta bulunur. Bazıları hem bir özne hakkında söylenir hem bir öznede bulunur: bilgi, ruhta bulunur ve dilbilgisi hakkında söylenir. Bazıları ise ne bir özne hakkında söylenir ne de bir öznede bulunur: tek bir insan, tek bir at. Beşinci bölümde, bu sonuncuları birincil töz olarak adlandırır. İnsan ve hayvan gibi türler ve cinsler ise ikincil tözlerdir. Öteki her şey, ya birincil tözler hakkında söylenir ya da onlarda bulunur; birincil tözler olmasaydı, başka hiçbir şeyin var olması imkânsız olurdu. Platon'un dolabında en büyük bölme forma aitti; Aristoteles'inkinde tek bir insana. Benveniste ise bu listenin Yunanca konuşan birinin dilinin sınırlarıyla örtüştüğünü gösterir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Aristoteles'in kategorilerini duyduğunda, onu çoğu zaman bir kütüphane katalogu gibi düşünür. Aristoteles, dünyadaki şeyleri on rafa dağıtmıştır; bir şey ya bir tözdür, ya bir niceliktir, ya bir niteliktir, ve raflar birbirinden bağımsızdır. Bu okumada kategoriler, eşit ağırlıkta on kutudur ve onları öğrenmek, listeyi ezberlemektir.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, raflar eşit değildir. Beyazlık, tek başına bir rafta duramaz; her zaman beyaz olan bir şeyde bulunur. İki arşın uzunluk, uzun olan bir şeyin uzunluğudur. Dokuz kategori, kendi başına var olan bir şeye bağımlıdır ve bu şey, tözdür. Liste, bir katalog değil, bir bağımlılık ağacıdır. İkincisi, ağacın kökünde bir form değil, tek tek şeyler durur. Aristoteles, "insan" türünün bile, tek tek insanlar olmadan var olamayacağını söyler. Bu, Platon'un düzenini tersine çevirir: Platon için tek tek güzel şeyler, güzelin kendisine bağımlıydı; Aristoteles için türler, tek tek şeylere bağımlıdır.
Bu yüzden Kategoriler'i anlamak, onu bir liste olarak değil, neyin neye bağlı olarak var olduğunu söyleyen bir düzen olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Aristoteles'in kategorilerinin neyi sınıfladığı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, varlık görüşüdür. Buna göre kategoriler, var olan şeylerin en genel türleridir. Dünya, tözlerden ve onların niteliklerinden, niceliklerinden ve ilişkilerinden oluşur ve Aristoteles bu türleri sayar.
İkinci görüş, dil görüşüdür. Buna göre kategoriler, bir dilde bir şey hakkında söylenebilecek ifadelerin türleridir. On dokuzuncu yüzyılda Friedrich Adolf Trendelenburg, kategorilerin Yunancanın sözcük türlerinden türetildiğini öne sürmüştü; Benveniste ise bu tezi dilbilimsel bir çözümlemeyle yeniden kurdu.
Üçüncü görüş, yüklem ve varlık görüşüdür. Buna göre Aristoteles, kategorileri bir öznenin hakkında sorulabilecek soruların türleri olarak bulur, ama bu soruların cevaplarının dünyadaki şeylerin gerçek ayrımlarını yansıttığını düşünür. Dil ile varlık arasındaki ayrım, Aristoteles'in kendisinde bugün olduğu kadar keskin değildir.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, kategorilerin Yunancanın söyleyiş biçimleriyle örtüştüğü gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Aristoteles'in kategorileri birleşik olmayan ifadeler, yani söylenen sözcükler üzerinden tanıttığını açıklamakta zorlanır.
Argümanın yapısı
Bir sınıflamanın neyi sınıfladığını sınamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, sınıflamanın en temel birimini belirlemektir. Sınayan, sınıflamada öteki bütün öğelerin kendisine dayandığı, ama kendisi başka hiçbir şeye dayanmayan birimin ne olduğunu yazar.
İkinci adım, birimler arasındaki bağımlılık ilişkisini yazmaktır. Sınayan, sınıflamanın öğelerinin birbirinden bağımsız mı olduğunu, yoksa bazılarının ancak başkalarında bulunarak ya da başkaları hakkında söylenerek var olup olmadığını belirler.
Üçüncü adım, sınıflamayı başka bir dilde ya da alanda denemektir. Sınayan, sınıflamanın ortaya çıktığı dilin ya da alanın dışında da aynı biçimde işleyip işlemediğini sorar.
Dördüncü adım, sınıflamanın neyi açıklamaya yaradığını sormaktır. Sınayan, sınıflamanın hangi soruları düzenlediğini ve hangi soruları dışarıda bıraktığını yazar.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Kategorileri ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Kategoriler'in asıl hamlesi on başlıklı listenin kendisi değil, o listenin bir bağımlılık düzeni olarak kurulmasıdır. Kerem'in dolabı, listenin bir katalog değil bir ağaç olduğunu gösterdi. Barış'ın kişi kavramı, hakların bir taşıyıcıya ihtiyaç duyduğu düşüncesinin hukukta korunduğunu gösterdi. Tolga'nın veri tabanı, aynı dünyanın farklı temel birimlerle düzenlenebildiğini ve her birinin farklı soruları kolaylaştırdığını gösterdi. Selin'in iki okuması, Aristoteles'in bir dil ölçütü ile bir varlık ölçütünü yan yana kullandığını gösterdi. Lina'nın iki dili, bazı kategorilerin dile, bazılarının dünyaya daha bağlı olduğunu gösterdi. Defne'nin hastalık adı, bir bağımlılık düzenini tersine çeviren bir konuşmanın neyi kaybettirdiğini gösterdi. Aristoteles'in dolabında en büyük bölme, bir forma değil, tek bir insana aittir.
Açık kalan sorular
Tolga'nın veri tabanı, aynı dünyanın müşteri merkezli ya da olay merkezli bir modelle düzenlenebildiğini gösterdi. Aristoteles'in tözü kök yapması, dünyanın gerçek yapısını mı yansıtır, yoksa belirli soruları kolaylaştıran bir seçim midir?
Barış'ın kişi kavramı, hukukun tüzel kişileri de kişi saydığını gösterdi. Bir dernek ya da bir şirket, Aristoteles'in ölçütlerine göre bir töz sayılabilir mi?
Lina'nın iki dili, bazı kategorilerin dillere göre farklı kurulduğunu gösterdi. Bir kategorinin dile mi dünyaya mı ait olduğunu, hangi dilde konuştuğumuzdan bağımsız olarak nasıl sınayabiliriz?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKategorileri eşit ağırlıkta on raf saymak.
Aristoteles'in kategorilerini birbirinden bağımsız on kutu olarak okumak, dokuz kategorinin bir öznede bulunduğunu ve tözün onlara temel olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, listeyi bir bağımlılık düzeni olarak görmektir.
Yaygın yanlışBirincil tözü bir tür saymak.
Kategoriler'deki birincil tözü "insan" ya da "at" gibi bir tür olarak okumak, Aristoteles'in birincil tözü tek bir insan ya da tek bir at olarak, türleri ise ikincil töz olarak tanımladığını gözden kaçırır. Doğrusu, birincil tözü tek tek şey olarak görmektir.
Yaygın yanlışÖznede bulunmayı bir parça olmak saymak.
Bir şeyin bir öznede bulunmasını, onun bir parçası olması biçiminde okumak, Aristoteles'in bir öznede bulunmayı içinde bulunduğu şeyden ayrı var olamamak olarak tanımladığını gözden kaçırır. Bir el bir bedenin parçasıdır, ama bir öznede bulunmaz; bir renk ise bulunur. Doğrusu, iki ilişkiyi ayırmaktır.
Yaygın yanlışKategoriler'i Aristoteles'in son sözü saymak.
Kategoriler'deki töz anlayışını Aristoteles'in töz üzerine son görüşü olarak okumak, Metafizik'te tözün yeniden ve farklı biçimde ele alındığını gözden kaçırır. Doğrusu, Kategoriler'i bir başlangıç noktası olarak görmektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Kategoriler'in asıl hamlesi on başlıklı listenin kendisi değil, dokuz kategorinin kendi başına var olan tek tek şeylere, yani birincil tözlere bağlı olduğunu söyleyen bir bağımlılık düzenidir.
Aristoteles'in Kategoriler'inin ikinci bölümü var olanları bir özne hakkında söylenme ve bir öznede bulunma ölçütleriyle dörde ayırdı, beşinci bölümü tek bir insanı ya da tek bir atı birincil töz, türleri ve cinsleri ikincil töz sayıp birincil tözler olmasaydı başka hiçbir şeyin var olamayacağını ve tözün bir ve aynı kalarak karşıtları kabul ettiğini söyledi, Benveniste ise kategorilerin Yunancanın dilbilgisel kategorilerinin bir izdüşümü olduğunu savundu.
Bir sınıflamanın neyi sınıfladığı dört adımla sınanır: en temel birimini belirlemek, birimler arasındaki bağımlılık ilişkisini yazmak, sınıflamayı başka bir dilde ya da alanda denemek ve neyi açıklamaya yaradığını sormak.
Gelişigüzellik, kanıtsız öncelik ve dilbilgisi itirazları, listenin merkezinin sayısından bağımsız olduğunu, tözün önceliğinin bir gözleme dayandığını ve bazı kategorilerin dile, bazılarının dünyaya daha bağlı olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Aristoteles, Platon'un dolabındaki en büyük bölmeyi formdan alıp tek bir insana verir; ama o bölmeyi doldururken, dili ve dünyayı birbirinden ayıramayacağı bir yerden konuşur.
Sonraki derse köprü
Kategoriler, birleşik olmayan ifadeleri, yani tek başına söylenen sözcükleri incelemişti: insan, beyaz, koşuyor. Ama bu sözcüklerin hiçbiri tek başına doğru ya da yanlış değildir. Aristoteles'in Yorum Üzerine adlı incelemesinde, bir ad ile bir fiil birleştiğinde, bir şeyin bir şey hakkında olumlandığı ya da olumsuzlandığı bir söz ortaya çıkar. Aristoteles, her sözün böyle olmadığını, bir duanın da bir söz olduğunu ama ne doğru ne de yanlış olduğunu söyler. Kerem, bir sonraki pano için iki sözcüğü birleştiren bir köprü çizip köprünün iki ucuna "doğru" ve "yanlış" yazmayı düşünüyor.
Selin, Yorum Üzerine'de Aristoteles'in her olumlamanın karşısına onu yadsıyan bir olumsuzlama koyduğunu okumuş. Tolga, bir önermenin doğruluğunun neyle belirlendiğini soruyor. Lina ise Aristoteles'in yarın bir deniz savaşı olacağı önermesinin bugünden doğru ya da yanlış olup olmadığını tartıştığını duymuş.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Önerme dersi, Aristoteles'in Yorum Üzerine'de bir adın ve bir fiilin birleşmesinden doğan önermeyi neden doğru ya da yanlış olabilen söz olarak tanımladığını, bir olumlama ile onun olumsuzlaması arasındaki ilişkinin ne olduğunu ve gelecekteki bir olay hakkındaki bir önermenin bugünden doğru ya da yanlış sayılıp sayılamayacağını soruyor.