Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Phaidros'taki yazı eleştirisi, yazının kendisine değil, yazılı sözün bir öğretmenin yerine konmasına yöneliktir ve Sokrates yazıya bir oyun ve bir hatırlatma olarak yer bırakır.
Platon'un Phaidros'unda Sokrates, söylev yazan siyasetçilerden yola çıkarak yazmanın değil kötü yazmanın utanç verici olduğunu söyledi, aklı başında bir çiftçinin ciddi tohumlarını sekiz günde açan bir Adonis bahçesine değil uygun bir toprağa ektiği gibi bilen birinin de ciddi sözlerini diyalektikle uygun bir ruha ektiğini anlattı, Havelock ise bu eleştiriyi Yunan kültürünün sözlü bellekten soyut düşünceye geçişi içinde okudu.
Bir aracın eleştirisi dört adımla sınanır: eleştirinin aracın neyine yöneldiğini belirlemek, hangi kullanım koşulunda geçerli olduğunu bulmak, eleştirenin aracı nasıl kullandığına bakmak ve aracın yerine önerilen şeyin neyi sağladığını sormak.
Çelişki, eskime ve otorite itirazları, Platon'un yazısını yazının sınırlarının farkında olarak bir konuşma biçiminde yazdığını, Sokrates'in ölçütünün yalnızca cevap vermek değil sözün savunulabilmesi olduğunu ve sınanabilirlik isteğinin hem yazıya hem öğretmene uygulandığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Platon kursu, bir yazarın kendi yazısının sınırlarını kendisi gösterdiği bir eleştiriyle kapanır ve okura son bir görev bırakır: okuduğunu savunabilmek.
Açılış sahnesi
Kerem, Platon bölümünün son panosu için bir kitap ile konuşan bir insanı yan yana çiziyor. Bölüm, Platon'un diyaloglarıyla açılmıştı ve şimdi aynı yazarın yazıya yönelttiği eleştiriyle kapanacaktı. Phaidros'ta Sokrates, yazılı sözün bir resim gibi olduğunu, ona bir şey sorulduğunda hep aynı şeyi söyleyerek sustuğunu söyler. Ama Kerem, bölümün ilk panolarını hazırlarken Platon'un otuzdan fazla diyaloğunu okumuş, onlara sorular sormuş ve bazen o soruların cevabını aynı diyaloğun başka bir sayfasında bulmuştu. Kitap gerçekten susuyor muydu? Kerem, iki figürün arasına bir ok koyup okun yönüne karar veremiyor: konuşan insandan kitaba mı, kitaptan konuşan insana mı?
Selin, Platon'un yazıyı eleştirdiği hâlde yazmayı hiç bırakmamasının bir çelişki olup olmadığını soruyor. Tolga, Sokrates'in öğrenenin ruhuna yazılan bir sözden söz etmesini ve aynı yerde yazıyı birkaç günde açan bir bahçeye benzetmesini merak ediyor. Lina, Phaidros'ta Sokrates'in yazmanın kendi başına utanç verici olmadığını, utanç verici olanın kötü yazmak olduğunu söylediğini okumuş. Barış, ceza yargılamasında delillerin duruşmada sözlü olarak tartışılması gerektiğini biliyor ve bunun yazıya karşı bir güvensizlikten mi geldiğini soruyor. Defne ise hastalarına verdiği yazılı taburculuk talimatlarının neden çoğu zaman anlaşılmadığını düşünüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Platon kursunda, Platon'un Phaidros'ta yazıyı neden bir unutkanlık ilacı ve bir resim gibi susan bir söz olarak eleştirdiğini, ruha yazılan söz ile kâğıda yazılan söz arasındaki farkın neye dayandığını ve bu eleştirinin Platon'un kendi yazdığı diyaloglarla nasıl bağdaştığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Timaios dersi, Platon'un evren hakkındaki sözlerin ancak olası olabileceğini, çünkü sözlerin açıkladıkları şeylerle akraba olduğunu söylediğini inceledi. Bu ders, sözün bir başka sınırını, yazının sınırını inceliyor ve Platon kursunu kapatıyor. Akademinin önceki derslerinden Diyalog biçimi dersi, Phaidros'taki Theuth ve Thamus mitosunu, hatırlatma ile bellek arasındaki ayrımı, Yedinci Mektup'taki yazılmamış öğretiyi ve Platon'un hiçbir diyaloğunda kendi adıyla konuşmadığı gözlemini, diyaloğun neden bir biçim olarak seçildiği sorusu içinde zaten tanıtmıştı. Bu ders aynı mitosu yinelemiyor; yazı eleştirisinin hangi koşullara bağlı olduğunu ve Platon'un yazıya neden yine de bir yer bıraktığını soruyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Phaidros'ta Sokrates, yazının mitosunu anlatmadan önce, kendi söylevlerini yazan siyasetçilerden söz eder ve yazmanın kendi başına utanç verici olmadığını, kötü yazmanın utanç verici olduğunu söyler. Mitostan sonra, aklı başında bir çiftçinin ciddi tohumlarını yaz ortasında sekiz günde açan bir Adonis bahçesine değil, uygun bir toprağa ekeceğini söyler ve yazıyı bir oyun olarak tanımlar. Eric Havelock ise Platon'a Önsöz'de, Platon'un şiire ve yazıya karşı tutumunu Yunan kültürünün sözlü bellekten yazılı düşünceye geçişi içinde okur.
Ardından üç itirazı tartacağız: Platon'un yazıyı eleştirirken kendisiyle çeliştiği, yazının eleştirisinin bugünkü bilgi araçları karşısında anlamını yitirdiği ve eleştirinin yazıya değil öğretmenlerin otoritesini korumaya yöneldiği itirazları.
Sonda, bir aracın eleştirisini sınamanın dört adımını göstereceğiz: eleştirinin aracın neyine yöneldiğini belirlemek, eleştirinin hangi kullanım koşulunda geçerli olduğunu bulmak, eleştirenin aracı kendisinin nasıl kullandığına bakmak ve aracın yerine önerilen şeyin neyi sağladığını sormak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Platon Phaidros'ta yazıyı neden eleştirir, ruha yazılan söz ile kâğıda yazılan söz arasındaki fark neye dayanır ve bu eleştiri Platon'un kendi diyaloglarıyla nasıl bağdaşır?
Ölçülü iddiam şu: Phaidros'taki yazı eleştirisi, yazının kendisine değil, yazılı sözün bir öğretmenin yerine konmasına yöneliktir; Sokrates yazmayı utanç verici saymaz, yazıyı ciddi bir işin değil bir oyunun ve bir hatırlatmanın yeri olarak tanımlar; Platon'un diyalogları da bu tanıma uyar, çünkü okuru bir sonucu ezberlemeye değil, bir konuşmayı yeniden yürütmeye çağırır ve kendi eksikliğini kendisi söyler. Phaidros'ta Sokrates, kendi söylevlerini yazıp bırakmaktan utanan siyasetçilerin, aslında yasalarını ve kararlarını yazıya geçirmeye çok düşkün olduklarını hatırlatır ve yazmanın kendi başına utanç verici olmadığını, kötü yazmanın, yani yazının neyi taşıyabileceğini bilmeden yazmanın utanç verici olduğunu söyler. Ardından yazının sınırını bir tarım benzetmesiyle anlatır. Aklı başında bir çiftçi, değer verdiği tohumları, onları sekiz günde açan ama hemen solduran bir Adonis bahçesine eğlence için ekebilir; ama ciddi olduğunda, onları uygun bir toprağa eker ve sekizinci ayda olgunlaşmalarına sevinir. Adaletin, güzelin ve iyinin bilgisine sahip olan da, ciddi tohumlarını mürekkeple ve kalemle değil, diyalektik sanatıyla, uygun bir ruha eker; çünkü bu sözler kendilerini ve ekeni savunabilir. Yazı ise onun için bir oyundur ve yaşlılığın unutkanlığına karşı bir hatırlatma deposudur. Sokrates, yazdıklarının değerini bilen ve onları kendi sözleriyle savunabilen, yazdıklarının değersizliğini kendisi gösterebilen birine filozof denmesi gerektiğini söyler. Havelock ise bu eleştiriyi, ezbere dayalı bir şiir kültüründen soyut kavramlara dayalı bir düşünce kültürüne geçişin bir parçası olarak okur.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Platon'un yazı eleştirisini duyduğunda, onu çoğu zaman bir teknoloji düşmanlığı olarak görür. Platon, yazının belleği zayıflattığını ve insanları tembelleştirdiğini söyleyen, yeni bir icada karşı çıkan bir tutucudur. Bugün her yeni bilgi aracına karşı çıkanlar gibi, o da eskinin, yani ezberin ve sözlü öğretimin değerini korumaya çalışır. Bu okumada eleştiri, bir yenilik korkusudur.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Platon'un zamanında yazı yeni bir icat değildi; Atina'da yasalar, anlaşmalar ve şiirler yüzyıllardır yazılıyordu. Phaidros'ta Sokrates de, siyasetçilerin yasalarını yazıya geçirmesini olağan bir şey olarak anar. Eleştiri, bir yeniliğe değil, yazının belirli bir kullanımına, yani bir öğretmenin yerine konmasına yöneliktir. İkincisi, Sokrates yazmayı kendi başına utanç verici saymaz ve yazıya bir oyun ve bir hatırlatma olarak açıkça bir yer bırakır. Bir teknoloji düşmanı, yazıya böyle bir yer bırakmazdı.
Bu yüzden Platon'un yazı eleştirisini anlamak, onu bir yenilik korkusu olarak değil, bir aracın neyi taşıyıp neyi taşıyamayacağına dair bir sınır çizme girişimi olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Platon'un yazı eleştirisi ile kendi yazdığı diyaloglar arasındaki ilişki konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, çelişki görüşüdür. Buna göre Platon, yazıyı eleştirirken kendi yaptığı şeyi eleştirir ve bu bir çelişkidir. Ya eleştiri ciddi değildir, ya da Platon'un diyalogları kendi ölçütüne göre değersizdir.
İkinci görüş, yazılmamış öğreti görüşüdür. Buna göre Platon'un en önemli görüşleri, diyaloglarda değil, Akademi'deki sözlü öğretimde dile getirilmiştir. Diyaloglar, bu öğretinin yalnızca bir hatırlatması ya da bir girişidir; yazı eleştirisi, bu yazılmamış öğretinin varlığına bir işarettir.
Üçüncü görüş, öz farkındalık görüşüdür. Buna göre Platon, yazının sınırlarını bildiği için, yazılarını bu sınırları göz önünde tutarak, bir sonuç değil bir konuşma olarak, okuru etkin bir katılımcı yapan diyaloglar biçiminde yazmıştır. Yazı eleştirisi, diyalogların neden böyle yazıldığının bir açıklamasıdır.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, Platon'un Akademi'de sözlü bir öğretim yürüttüğü gözlemini kabul eder. Bu öğretinin içeriğinin ne olduğu ise kaynakların yetersizliği yüzünden tartışmalıdır. Birinci görüş, Sokrates'in yazmayı kendi başına utanç verici saymadığını ve yazıya bir oyun olarak yer bıraktığını açıklamakta zorlanır.
Argümanın yapısı
Bir aracın eleştirisini sınamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, eleştirinin aracın neyine yöneldiğini belirlemektir. Sınayan, eleştirinin aracın varlığına mı, yoksa onun belirli bir özelliğine, örneğin susmasına, değişmezliğine ya da herkese ulaşmasına mı yöneldiğini yazar.
İkinci adım, eleştirinin hangi kullanım koşulunda geçerli olduğunu bulmaktır. Sınayan, eleştirinin aracın her kullanımı için mi, yoksa yalnızca belirli bir kullanımı, örneğin bir öğretmenin yerine konması için mi geçerli olduğunu belirler.
Üçüncü adım, eleştirenin aracı kendisinin nasıl kullandığına bakmaktır. Sınayan, eleştirenin aracı kullanıp kullanmadığını ve kullanıyorsa, eleştirisinin sınırlarına uyacak bir biçimde mi kullandığını sorar.
Dördüncü adım, aracın yerine önerilen şeyin neyi sağladığını sormaktır. Sınayan, eleştirenin önerdiği alternatifin, aracın eksik bıraktığı şeyi gerçekten sağlayıp sağlamadığını ve kendi eksikliklerinin neler olduğunu yazar.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Yazı eleştirisini ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Phaidros'taki yazı eleştirisi, yazının kendisine değil, yazılı sözün bir öğretmenin yerine konmasına yöneliktir. Kerem'in iki figürü, kitabın bir konuşmanın içine konduğunda susmadığını gösterdi. Barış'ın sözlülük ilkesi, bir sözün sınanmasının bir otoritenin korunması için değil, bir kararın sınanmamış bir söze dayanmaması için istendiğini gösterdi. Tolga'nın belgeleri, yazının bilen biri için bir hatırlatma, bilmeyen biri için yetersiz bir öğretmen olduğunu gösterdi. Selin'in hızlı okuması, bir Adonis bahçesinin hızla açılıp hızla solduğunu gösterdi. Lina'nın dil uygulaması, önceden hazırlanmış cevapların canlı bir alışverişin yerini tutmadığını gösterdi. Defne'nin taburculuk talimatı, ruha ekilen sözün kâğıda yazılan sözü savunabildiğini gösterdi. Platon, yazının sınırlarını bildiği için, kendi yazısını bir sonuç değil, bir konuşma olarak yazmıştır.
Açık kalan sorular
Tolga'nın belgeleri, yazının bilen biri için bir hatırlatma, bilmeyen biri için yetersiz bir öğretmen olduğunu gösterdi. Bir öğretmenin hiç bulunmadığı bir yerde, yazı bir öğretmenin yerini ne ölçüde tutabilir?
Lina'nın dil uygulaması, bugünkü bazı araçların sorulara cevap verebildiğini, ama canlı bir alışverişin yerini tutmadığını gösterdi. Soruya cevap veren bir araç, Sokrates'in sözünü savunabilen bir söz ölçütünü ne zaman karşılamış sayılır?
Havelock'un tezi, Platon'un felsefesinin yazılı bir kültürün ürünü olduğunu söyledi. Yazının sınırlarını gösteren bir eleştiri, yazının kendisi olmadan dile getirilebilir miydi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışYazı eleştirisini bir teknoloji düşmanlığı saymak.
Platon'un yazı eleştirisini yeni bir icada karşı çıkan bir tutucunun sözü olarak okumak, Platon'un zamanında yazının yeni bir icat olmadığını ve Sokrates'in yazmayı kendi başına utanç verici saymadığını gözden kaçırır. Doğrusu, eleştiriyi yazının belirli bir kullanımına yönelik bir sınır çizme olarak görmektir.
Yaygın yanlışAdonis bahçesini yazının değersizliği saymak.
Adonis bahçesi benzetmesini yazının hiçbir değeri olmadığı biçiminde okumak, Sokrates'in yazıya bir oyun ve bir hatırlatma deposu olarak açıkça yer bıraktığını gözden kaçırır. Doğrusu, benzetmeyi ciddi bir öğretim ile bir oyun arasındaki bir ayrım olarak görmektir.
Yaygın yanlışPlaton'un diyaloglarını eleştirinin dışında saymak.
Platon'un yazı eleştirisinin onun kendi diyaloglarına uygulanmadığını düşünmek, Sokrates'in yazdıklarının değersizliğini kendi sözleriyle gösterebilen birinin filozof olduğunu söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, diyalogları bu eleştirinin bilincinde yazılmış metinler olarak okumaktır.
Yaygın yanlışHavelock'un tezini kesin bir tarih saymak.
Havelock'un sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş tezini, Yunan düşüncesinin tarihine dair kanıtlanmış bir olgu olarak okumak, tezin bu geçişin keskinliği ve hızı konusunda eleştirildiğini gözden kaçırır. Doğrusu, tezi Platon'u okumanın verimli ama tartışmalı bir yolu olarak görmektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Phaidros'taki yazı eleştirisi, yazının kendisine değil, yazılı sözün bir öğretmenin yerine konmasına yöneliktir ve Sokrates yazıya bir oyun ve bir hatırlatma olarak yer bırakır.
Platon'un Phaidros'unda Sokrates, söylev yazan siyasetçilerden yola çıkarak yazmanın değil kötü yazmanın utanç verici olduğunu söyledi, aklı başında bir çiftçinin ciddi tohumlarını sekiz günde açan bir Adonis bahçesine değil uygun bir toprağa ektiği gibi bilen birinin de ciddi sözlerini diyalektikle uygun bir ruha ektiğini anlattı, Havelock ise bu eleştiriyi Yunan kültürünün sözlü bellekten soyut düşünceye geçişi içinde okudu.
Bir aracın eleştirisi dört adımla sınanır: eleştirinin aracın neyine yöneldiğini belirlemek, hangi kullanım koşulunda geçerli olduğunu bulmak, eleştirenin aracı nasıl kullandığına bakmak ve aracın yerine önerilen şeyin neyi sağladığını sormak.
Çelişki, eskime ve otorite itirazları, Platon'un yazısını yazının sınırlarının farkında olarak bir konuşma biçiminde yazdığını, Sokrates'in ölçütünün yalnızca cevap vermek değil sözün savunulabilmesi olduğunu ve sınanabilirlik isteğinin hem yazıya hem öğretmene uygulandığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Platon kursu, bir yazarın kendi yazısının sınırlarını kendisi gösterdiği bir eleştiriyle kapanır ve okura son bir görev bırakır: okuduğunu savunabilmek.
Sonraki derse köprü
Platon'un Akademi'sinde yirmi yıl kadar kalmış bir öğrencisi, Aristoteles, de diyaloglar yazmıştı, ama onlar büyük ölçüde kaybolmuştur. Ondan bize ulaşan eserler, ders notları gibi kısa, sıkı ve dizgeli incelemelerdir. Kategoriler adlı kısa bir incelemesinde Aristoteles, bir şey hakkında söylenebilecek her şeyi on başlık altında toplar: töz, nicelik, nitelik, ilişki, yer, zaman, durum, sahip olma, etkinlik ve edilginlik. Kerem, sergiye yeni bir bölüm eklemeyi ve ilk panoya on bölmeli bir dolap çizmeyi düşünüyor.
Selin, Aristoteles'in Kategoriler'de en temel varlık olarak bir formu değil, tek bir insanı ya da tek bir atı, yani tikel bir tözü gösterdiğini okumuş. Tolga, bir şey hakkında söylenebilecek her şeyin gerçekten on başlığa sığıp sığmayacağını soruyor. Lina ise bu listenin dünyanın bir sınıflaması mı, yoksa Yunanca konuşmanın bir sınıflaması mı olduğunu merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Kategoriler dersi, Aristoteles'in bir şey hakkında söylenebilecek her şeyi neden on başlık altında topladığını, en temel varlığı Platon'un formları yerine tikel bir töz olarak göstermesinin ne anlama geldiğini ve bu listenin dünyanın mı yoksa dilin mi bir sınıflaması olduğu sorusunun neden hâlâ tartışıldığını soruyor.