Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Sofist'in çözümü, olmayanı mutlak bir hiçlik olarak değil, bir şeyin başka bir şeyden başka olması olarak yorumlar ve olmayanı bir boşluk olarak değil, bir ilişki olarak görür.
Platon'un Sofist'inde Elealı Yabancı, olan ile olmayanın aynı ölçüde karanlık olduğunu eski düşünürlerin olanı sayışlarıyla gösterdi, varlık, hareket, durgunluk, aynı ve başkadan oluşan beş büyük türü ayırıp hareketin aynıdan pay aldığı için aynı, aynının kendisi olmadığı için aynı olmadığını açıkladı ve olmayanın olanın karşıtı değil ondan başka olan olduğunu söyleyerek Parmenides'in yasağını aştı.
Bir olumsuzlamanın kapsamı dört adımla çözümlenir: olumsuzlanan sözcüğü belirlemek, olumsuzlamanın bir yokluğu mu bir başkalığı mı söylediğini ayırmak, hangi türün içinde kaldığını bulmak ve olumsuz cümlenin neyi açık bıraktığını sormak.
Hiçlik, anlam ayrımı ve konu değiştirme itirazları, Yabancı'nın mutlak hiçliğe açıkça veda ettiğini, Platon için dilin türlerin örgüsünü yansıttığını ve çözümün Parmenides'in ilkesini değil ondan çıkarılan hareket ve çokluk yasağını çürüttüğünü gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden baba katli bir yok etme değil, bir sınırlamadır: Parmenides'in olmayanı düşünülemez kalır, ama konuştuğumuz olmayan, başkalığın kendisidir.
Açılış sahnesi
Kerem, Platon bölümünün geç dönem kısmı için bir boşluk çiziyor ve içine tek bir sözcük yazıyor: başka. Önceki panoda, Parmenides diyaloğunda formların bilinemezliği güçlüğünü bir soru işaretiyle göstermişti. Şimdi Platon'un Sofist diyaloğunu okuyordu. Orada Elealı bir yabancı, sofisti gerçekte olmayanı varmış gibi gösteren biri olarak tanımlamak isterken, Parmenides'in olmayanın hiçbir biçimde düşünülemeyeceği öğretisine çarpar. Bu engeli aşmak için öğretmeni Parmenides'e el kaldırması gerekir ve bunun bir baba katli sayılmamasını diler. Kerem, boşluğun içine "başka" yazmanın gerçekten bir çözüm mü, yoksa sorunun yalnızca adının değiştirilmesi mi olduğundan emin değil.
Selin, Yabancı'nın olmayanı bir hiçlik olarak değil, bir başkalık olarak yorumladığını okumuş. Tolga, olmayanın var olmasının nasıl bir çelişki olmadığını soruyor ve programlama dillerinde bir değerin başka bir değere eşit olmamasının, onun hiç olmaması anlamına gelmediğini düşünüyor. Lina, kendi dilindeki "değil" ile "yok" arasındaki farkın bu tartışmaya benzediğini fark etmiş. Barış, ceza yargılamasında bir suçun işlenmediğinin kanıtlanması ile işlendiğinin kanıtlanamaması arasında bir fark bulunduğunu biliyor. Defne ise olumsuz çıkan bir testin hastalığın olmadığını mı, yoksa yalnızca o testle görülmediğini mi gösterdiğini soruyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Platon kursunda, Elealı Yabancı'nın Parmenides'in olmayan hakkındaki yasağını neden aşmak zorunda kaldığını, olmayanı başkalık olarak yorumlamanın neyi çözdüğünü ve bu yorumun yanlış bir cümlenin mümkün olmasını nasıl açıkladığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Parmenides eleştirileri dersi, Parmenides diyaloğunda formlar kuramına yöneltilen son itirazları, en büyük güçlüğü ve yaşlı Parmenides'in genç Sokrates'e önerdiği, bir şeyin var olduğu ve var olmadığı varsayımlarından neler çıktığını inceleyen alıştırmayı tanıttı. Sofist, o alıştırmanın istediği soruyu, yani olmayanın ne olduğu sorusunu doğrudan sorar. Akademinin önceki derslerinden Düşünme ve söyleme dersi, Sofist'teki baba katlini, olmayanın başkalık olarak yorumlanmasını ve "Theaitetos uçuyor" cümlesinin çözümlemesini Parmenides'in öğretisine bir cevap olarak kısaca tanıtmıştı. Diyalektik dersi de türlerin birbiriyle birleşmesini bir yöntem olarak ele almıştı. Bu ders, o cevabın arkasındaki argümana, yani beş büyük türün nasıl birbirine karıştığına ve başkalığın nasıl olmayanın yerini aldığına odaklanıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Sofist'te Yabancı, olmayan kadar olanın da karanlık olduğunu ve eski düşünürlerin olanın kaç tane ve ne türden olduğunu söylerken ne demek istediklerini bilmediğini gösterir. Ardından beş büyük türü, yani varlığı, hareketi, durgunluğu, aynıyı ve başkayı ayırır ve hareketin hem aynı hem de aynı olmadığını gösterir. Sonunda, olmayanın olanın karşıtı değil, ondan başka olan olduğunu ve başkalığın bütün türlere dağılmış bir tür olduğunu söyler.
Ardından üç itirazı tartacağız: başkalık çözümünün bir hiçliği açıklamadığı, Platon'un yalnızca "olmak" sözcüğünün anlamlarını ayırdığı ve çözümün Parmenides'i çürütmediği, yalnızca konuyu değiştirdiği itirazları.
Sonda, bir olumsuzlamanın kapsamını çözümlemenin dört adımını göstereceğiz: olumsuzlanan sözcüğü belirlemek, olumsuzlamanın bir yokluğu mu bir başkalığı mı söylediğini ayırmak, olumsuzlamanın hangi türün içinde kaldığını bulmak ve olumsuz cümlenin neyi açık bıraktığını sormak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Elealı Yabancı, Parmenides'in olmayan hakkındaki yasağını neden aşmak zorundadır, olmayanı başkalık olarak yorumlamak neyi çözer ve bu yorum yanlış bir cümlenin mümkün olmasını nasıl açıklar?
Ölçülü iddiam şu: Sofist'in çözümü, "olmayan" sözünü iki ayrı anlama ayırır; mutlak bir hiçlik anlamında olmayan, Parmenides'in dediği gibi düşünülemez ve söylenemez, ama Platon bu anlamın gündelik ve felsefi konuşmamızda neredeyse hiç işe yaramadığını gösterir; konuştuğumuz olmayan, bir şeyin başka bir şeyden başka olmasıdır ve bu, beş büyük türden biri olan başkalığın bütün öteki türlere dağılmasıyla mümkündür; çözümün gücü, olmayanı bir boşluk olarak değil, bir ilişki olarak görmesindedir. Yabancı önce, olmayanın karanlığından kaçarken olanın da aynı ölçüde karanlık olduğunu gösterir. Her şeyin sıcak ve soğuk gibi iki şey olduğunu söyleyenler, ikisinin de olduğunu söylediklerinde "olmak" ile neyi kastettiklerini açıklayamaz; her şeyin bir olduğunu söyleyenler de bir ile olanın iki ad mı tek şey mi olduğunu açıklayamaz. Ardından beş büyük türü ayırır. Hareket ile durgunluk birbirine karışmaz, ama ikisi de vardır, yani varlıktan pay alır. Her biri kendisiyle aynıdır ve ötekilerden başkadır. Hareket, aynı türünden pay aldığı için aynıdır, ama aynının kendisi olmadığı için aynı değildir; ikisi de doğrudur, çünkü ikisi aynı anlamda söylenmez. Sonunda Yabancı, "büyük olmayan" dediğimizde küçüğü değil, büyükten başka olanı, örneğin eşiti de kastedebileceğimizi söyler. Olumsuzlama, karşıtı değil, başkayı gösterir. Bu yüzden olmayan, varlıktan başka olan olarak vardır ve onun kendine ait bir doğası vardır.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Sofist'in çözümünü duyduğunda, onu çoğu zaman bir dil oyunu olarak görür. Platon, olmayanın var olduğunu söyleyerek bir çelişki kurar, sonra bu çelişkiden "başka" sözcüğünü kullanarak kurtulur. Olmayan ile başka olan aynı şey değildir; Platon, bir sözcüğün yerine bir başkasını koyarak sorunu ortadan kaldırmış gibi yapar. Bu okumada çözüm, bir söz değiştirmedir.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Yabancı'nın asıl hamlesi, olmayanın değil, olanın da sorunlu olduğunu göstermektir. Eski düşünürler, olanın ne olduğunu söylerken de karanlıkta kalmışlardır. Yabancı, olmayan sorununu olan sorunundan ayırmaz; ikisini birlikte çözmek zorunda olduklarını söyler. Bir söz değiştirme, olanın kendisi hakkında yeni bir şey söylemezdi. İkincisi, "başka" sözcüğü bir rastlantı değil, bir türün adıdır. Yabancı, başkalığın varlık, hareket, durgunluk ve aynı yanında ayrı bir tür olduğunu, bütün öteki türlere yayıldığını ve onlardan pay alındığını argümanlarla gösterir. Başkalık, bir sözcük değil, türlerin birbiriyle ilişkisinin bir parçasıdır.
Bu yüzden Sofist'in çözümünü anlamak, onu bir söz oyunu olarak değil, olmayanı bir hiçlik olarak değil bir ilişki olarak yeniden düşünme girişimi olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Sofist'in olmayan sorununa verdiği cevabın niteliği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, anlam ayrımı görüşüdür. Buna göre Platon'un asıl başarısı, Yunancadaki "olmak" fiilinin farklı kullanımlarını, yani var olmayı, bir yüklemi bir özneye bağlamayı ve özdeşliği birbirinden ayırmasıdır. Hareketin hem aynı hem aynı olmadığı paradoksu, "aynıdır" sözünün bir yüklem, "aynı değildir" sözünün ise bir özdeşlik yadsıması olarak okunmasıyla çözülür.
İkinci görüş, ilişki görüşüdür. Buna göre Platon'un başarısı, bir dil çözümlemesinden çok bir varlık öğretisidir. Olmayan, bir şeyin bir başka şeyle olan başkalık ilişkisidir ve bu ilişki, formların birbirine karışmasının bir parçasıdır. Olumsuz cümleler, dünyanın bir boşluğunu değil, bu ilişkileri anlatır.
Üçüncü görüş, sınırlama görüşüdür. Buna göre Platon, Parmenides'i çürütmez, onun ilkesini sınırlar. Mutlak hiçlik anlamında olmayan, düşünülemez ve söylenemez olarak kalır; ama Platon, yanlış cümleler, olumsuzlamalar ve sofistin görüntüleri için bu anlama ihtiyaç olmadığını gösterir.
Bu ders ikinci görüşü temel alır ve birinci görüşün, hareketin hem aynı hem aynı olmadığı paradoksunun iki ayrı kullanımın ayrılmasıyla çözüldüğü gözlemini kabul eder. İlişki görüşü, Yabancı'nın başkalığı bir sözcük ayrımı olarak değil, bütün türlere dağılmış bir tür olarak koymasını en iyi açıklayan görüştür.
Argümanın yapısı
Bir olumsuzlamanın kapsamını çözümlemek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, olumsuzlanan sözcüğü belirlemektir. Çözümleyen, olumsuz cümlede "değil", "yok" ya da "olmayan" sözünün tam olarak hangi sözcüğe ya da hangi ifadeye bağlandığını yazar.
İkinci adım, olumsuzlamanın bir yokluğu mu bir başkalığı mı söylediğini ayırmaktır. Çözümleyen, cümlenin bir şeyin hiç bulunmadığını mı, yoksa orada bulunan şeyin olumsuzlanan şeyden başka olduğunu mu söylediğini belirler.
Üçüncü adım, olumsuzlamanın hangi türün içinde kaldığını bulmaktır. Çözümleyen, "büyük olmayan" sözünün küçüğü mü, eşiti mi, yoksa büyüklükle hiç ilgisi olmayan bir şeyi mi gösterdiğini, yani olumsuzlamanın hangi alanın içinde bir başkalığı gösterdiğini sorar.
Dördüncü adım, olumsuz cümlenin neyi açık bıraktığını sormaktır. Çözümleyen, olumsuz cümlenin orada ne bulunduğunu söylemediği için hangi soruyu cevapsız bıraktığını yazar.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Sofist'te varlık ve yokluğu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Sofist'in çözümü, olmayanı bir boşluk olarak değil, bir ilişki olarak görür. Kerem'in boşluğu, bir olumsuzlamanın her zaman bir şeye göre başkalık olduğunu gösterdi. Barış'ın beraat gerekçesi, neyin olumsuzlandığına göre farklı bir başkalığın söylendiğini gösterdi. Tolga'nın eşitlik denetimi, aynılıktan pay almak ile aynının kendisi olmak arasındaki ayrımın bugün de işlediğini gösterdi. Selin'in "diğer" kutusu, bir türün içindeki başkalık ile türün yokluğunun ayrı şeyler olduğunu gösterdi. Lina'nın "değil" ve "yok" sözcükleri, bir dilin bu ayrımı dilbilgisine yerleştirebildiğini gösterdi. Defne'nin olumsuz testi, olumsuz bir sonucun sınırlı bir başkalığın bilgisi olduğunu gösterdi. Platon, Parmenides'in ilkesini değil, ondan çıkarılan sonuçları çürütür.
Açık kalan sorular
Selin'in "diğer" kutusu, bir türün içindeki başkalık ile türün kendisinin yokluğunun ayrı şeyler olduğunu gösterdi. Bir olumsuzlamanın hangi türün içinde kaldığını, cümlenin kendisinden mi, yoksa konuşmanın bağlamından mı öğreniriz?
Defne'nin olumsuz testi, olumsuz bir sonucun bir yokluğun değil sınırlı bir başkalığın bilgisi olduğunu gösterdi. Hiçbir testin saptayamadığı bir şeyin yokluğundan nasıl söz edebiliriz?
Lina'nın "değil" ve "yok" sözcükleri, dillerin olumsuzlamayı farklı biçimlerde böldüğünü gösterdi. Platon'un başkalık çözümü, Yunancanın bir özelliğine mi dayanır, yoksa her dilde aynı biçimde kurulabilir mi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBaşkalık çözümünü bir söz değiştirme saymak.
Platon'un olmayanı başka olan olarak yorumlamasını, bir sözcüğün yerine bir başkasını koyan bir hile olarak okumak, Yabancı'nın başkalığı beş büyük türden biri olarak argümanlarla ayırdığını ve olanın da olmayan kadar karanlık olduğunu gösterdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, çözümü türlerin ilişkisine dair bir öğreti olarak görmektir.
Yaygın yanlışBaşkalığı karşıtlık saymak.
Olmayanın başkalık olarak yorumlanmasını, olmayanın olanın karşıtı olduğu biçiminde okumak, Yabancı'nın "büyük olmayan" sözünün küçüğü değil eşiti de gösterebileceğini söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, olumsuzlamanın karşıtı değil, olumsuzlananın dışında kalan şeylerden birini gösterdiğini görmektir.
Yaygın yanlışHareketin paradoksunu bir çelişki saymak.
Hareketin hem aynı hem aynı olmadığı sözünü Platon'un kabul ettiği bir çelişki olarak okumak, Yabancı'nın iki sözün aynı anlamda söylenmediğini, birinin aynıdan pay almayı, ötekinin aynının kendisi olmamayı söylediğini açıkladığını gözden kaçırır. Doğrusu, pay alma ile özdeşliği ayırmaktır.
Yaygın yanlışPlaton'un mutlak hiçliği kabul ettiğini sanmak.
Sofist'in olmayanın var olduğunu gösterdiğini, mutlak hiçliğin de var olduğunu gösterdiği biçiminde okumak, Yabancı'nın olanın mutlak karşıtı anlamındaki olmayana veda ettiğini söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, Platon'un yalnızca başkalık anlamındaki olmayanın var olduğunu gösterdiğini görmektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Sofist'in çözümü, olmayanı mutlak bir hiçlik olarak değil, bir şeyin başka bir şeyden başka olması olarak yorumlar ve olmayanı bir boşluk olarak değil, bir ilişki olarak görür.
Platon'un Sofist'inde Elealı Yabancı, olan ile olmayanın aynı ölçüde karanlık olduğunu eski düşünürlerin olanı sayışlarıyla gösterdi, varlık, hareket, durgunluk, aynı ve başkadan oluşan beş büyük türü ayırıp hareketin aynıdan pay aldığı için aynı, aynının kendisi olmadığı için aynı olmadığını açıkladı ve olmayanın olanın karşıtı değil ondan başka olan olduğunu söyleyerek Parmenides'in yasağını aştı.
Bir olumsuzlamanın kapsamı dört adımla çözümlenir: olumsuzlanan sözcüğü belirlemek, olumsuzlamanın bir yokluğu mu bir başkalığı mı söylediğini ayırmak, hangi türün içinde kaldığını bulmak ve olumsuz cümlenin neyi açık bıraktığını sormak.
Hiçlik, anlam ayrımı ve konu değiştirme itirazları, Yabancı'nın mutlak hiçliğe açıkça veda ettiğini, Platon için dilin türlerin örgüsünü yansıttığını ve çözümün Parmenides'in ilkesini değil ondan çıkarılan hareket ve çokluk yasağını çürüttüğünü gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden baba katli bir yok etme değil, bir sınırlamadır: Parmenides'in olmayanı düşünülemez kalır, ama konuştuğumuz olmayan, başkalığın kendisidir.
Sonraki derse köprü
Sofist, bir ve çok sorununu türlerin birleşmesi üzerinden incelemişti. Platon'un Philebos diyaloğunda Sokrates, aynı sorunu bir yöntem olarak sunar ve onun tanrılardan insanlara, Prometheus'un ateşiyle birlikte atılmış bir armağan olduğunu söyler. Var olduğu söylenen her şey birden ve çoktan oluşur ve kendi içinde sınırı ve sınırsızlığı taşır. Bir sesi incelemek isteyen, onun ne sınırsız çokluğunda ne de tek birliğinde kalmalı, aradaki sayıyı bulmalıdır. Kerem, bir sonraki pano için bir harf tablosu çizip harfleri ünlüler ve ünsüzler diye gruplamayı düşünüyor.
Selin, Philebos'ta Sokrates'in var olan her şeyi dört türe, yani sınırsıza, sınıra, ikisinin karışımına ve karışımın nedenine ayırdığını okumuş. Tolga, bu sınıflamanın haz ile akıl arasındaki tartışmayla ne ilgisi olduğunu soruyor. Lina ise sınırsız ile sınırın karışımından nasıl iyi bir şey doğabileceğini merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Philebos dersi, Sokrates'in bir ve çok sorununu tanrılardan gelen bir yöntem olarak neden sunduğunu, sınırsız, sınır, karışım ve neden ayrımının neyi açıkladığını ve bu ayrımın iyi yaşamın haz mı yoksa akıl mı olduğu sorusuna nasıl bir yol açtığını soruyor.