İçeriğe geç

P03-D03-M04-01·Siyaset ve sanat

Devlet

temel3.665 kelime≈ 24 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Devlet, öncelikle bir yönetim kılavuzu değil, Glaukon ile Adeimantos'un adaletin kendisi için iyi olup olmadığı sorusuna verilmiş uzun bir cevaptır ve şehri kurmak bu cevabın yöntemidir.

Birinci kitapta Thrasymakhos adaletin güçlünün çıkarı olduğunu savundu ve Sokrates onu susturduktan sonra adaletin ne olduğunu bilmediğini itiraf etti, ikinci kitapta Glaukon anlaşma kökeni, Gyges yüzüğü ve iki uç insan karşılaştırmasıyla meydan okumayı yeniden kurdu, Sokrates ise büyük harfler benzetmesiyle adaleti önce şehirde aramayı önerip ilk sağlıklı şehri anlattı.

Bir felsefi meydan okuma dört adımla okunur: meydan okumanın neyi istediğini belirlemek, karşı görüşün en güçlü biçimini yazmak, cevabın yöntemini adlandırmak ve yöntemin taşıyabileceği yükü sınamak.

Konu değiştirme, varsayım ve haksız yenilgi itirazları, Glaukon'un adaletin ruhun içinde ne yaptığını sorduğunu, Platon'un benzetmeyi yeniden sınanacak bir model olarak sunduğunu ve birinci kitabın yenilgisini diyaloğun kendisinin yetersiz bulduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Devlet'teki şehir, ruha bakmak için kurulan bir büyüteçtir ve bu büyüteç, şehir ile ruhun aynı yazıyı taşıdığı varsayımı kadar güçlüdür.

Açılış sahnesi

Kerem, serginin yeni bölümü Siyaset ve sanat için ilk panoyu hazırlıyor. Panoya bir şehir haritası ile bir insan silueti çizip ikisini yan yana koyacaktı. Devlet'in ikinci kitabında Sokrates, adaletin ne olduğunu bulmanın zor olduğunu söylüyordu; uzaktan küçük harflerle yazılmış bir yazıyı okumaya çalışan biri, aynı yazının başka bir yerde daha büyük harflerle yazıldığını öğrenirse, önce büyük harfleri okumalıydı. Şehir, insandan daha büyüktü; adalet orada daha kolay görülebilirdi. Kerem bu benzetmeyi seviyor, ama bir şeyden emin değil. Bir şehrin haritası ile bir insanın silueti gerçekten aynı yazıyı mı taşıyordu, yoksa Sokrates aynı yazıyı iki ayrı yere kendisi mi yazıyordu?

Selin, Devlet'in birinci kitabında Thrasymakhos'un adaletin güçlünün çıkarından başka bir şey olmadığını söylediğini okumuş. Tolga, Glaukon'un anlattığı ve takanı görünmez kılan yüzük öyküsünü düşünüyor ve kimsenin görmediği bir yerde de adil kalmanın neden iyi olduğunu soruyor. Lina, Adeimantos'un, ana babaların çocuklarına adaleti kendisi için değil getirdiği itibar için öğütlediği şikâyetini kendi ailesinde de duyduğunu fark etmiş. Barış, yasaların iktidardakilerin çıkarına yazıldığı iddiasını meslek hayatında sık sık işittiğini söylüyor. Defne ise Sokrates'in bir hekimin hekim olarak ücretini değil hastasının iyiliğini gözettiği argümanının kendi mesleği için doğru olup olmadığını merak ediyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Platon kursunda, Platon'un adaletin ne olduğu sorusunu neden bir şehir kurarak cevaplamaya çalıştığını, Glaukon'un Gyges yüzüğü öyküsüyle ortaya koyduğu meydan okumanın neyi istediğini ve şehir ile ruh arasındaki benzetmenin ne kadar yük taşıyabildiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Filozof hayatı dersi, Theaitetos'taki mahkeme insanının "sana ne haksızlık yaptım" sorusundan "adaletin kendisi nedir" sorusuna geçirildiğinde başının döndüğünü ve Platon'un filozof hayatını bir dikkat değiştirme olarak tarif ettiğini inceledi. Bu ders, Siyaset ve sanat modülünü açıyor ve adaletin kendisi sorusunun Platon'un en uzun diyaloğunda nasıl sorulduğuna bakıyor. Akademinin önceki derslerinde Kephalos'un tanımı, Thrasymakhos'un öfkesi, ruhun üç parçası, Platoncu ve gündelik adalet ayrımı ve gemi benzetmesi tanıtılmıştı. Bu ders, bu parçaları diyaloğun bütün yapısı içine yerleştiriyor; adaletin dördüncü kitaptaki tanımını ise sonraki derslere bırakıyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Devlet'in birinci kitabında Thrasymakhos, adaletin güçlünün çıkarı olduğunu savunur ve Sokrates onu bir dizi argümanla susturur, ama kitabın sonunda adaletin ne olduğunu hâlâ bilmediğini itiraf eder. İkinci kitapta Glaukon ile Adeimantos, Thrasymakhos'un görüşünü çok daha güçlü bir biçimde yeniden kurar ve Sokrates'ten adaletin kendisi için iyi olduğunu göstermesini ister. Aynı kitapta Sokrates, bu soruya bir şehri sözde kurarak cevap vermeyi önerir.

Ardından üç itirazı tartacağız: Sokrates'in Glaukon'un sorusuna cevap vermek yerine konuyu değiştirdiği, şehir ile ruh benzetmesinin bir varsayımdan ibaret olduğu ve Thrasymakhos'un haksız biçimde yenildiği itirazları.

Sonda, bir felsefi meydan okumayı ve ona verilen cevabı okumanın dört adımını göstereceğiz: meydan okumanın neyi istediğini belirlemek, karşı görüşün en güçlü biçimini yazmak, cevabın yöntemini adlandırmak ve yöntemin taşıyabileceği yükü sınamak.

Merkez soru

Sorumuz şu: Platon, adaletin ne olduğu sorusunu neden bir şehir kurarak cevaplamaya çalışır, Glaukon'un meydan okuması neyi ister ve şehir ile ruh arasındaki benzetme bu cevabın ne kadarını taşıyabilir?

Ölçülü iddiam şu: Devlet, öncelikle bir yönetim kılavuzu değil, Glaukon ile Adeimantos'un meydan okumasına verilmiş uzun bir cevaptır; şehri kurmak, bu cevabın yöntemidir ve bu yöntem, şehir ile ruhun aynı yapıyı taşıdığı varsayımı kadar güçlüdür; Platon bu varsayımı gizlemez, onu ruh incelendiğinde yeniden sınanacak bir öneri olarak koyar. Birinci kitapta Thrasymakhos, adaletin güçlünün, yani iktidardakilerin çıkarı olduğunu söyler; her yönetim yasaları kendi çıkarına yazar ve bunlara uymayı adalet diye adlandırır. Sokrates, onu bir dizi argümanla çıkmaza sokar, ama kitabın sonunda, bir sofradan ötekine koşan bir obur gibi, adaletin ne olduğunu bulmadan onun bir erdem mi bir kötülük mü olduğunu tartıştığını itiraf eder. İkinci kitapta Glaukon, bu yenilgiden tatmin olmadığını söyler. İnsanların adaleti, haksızlık yapamadıkları ve haksızlığa uğramaktan korktukları için aralarında yaptıkları bir anlaşma olarak benimsediğini; görünmez kılan bir yüzüğü takan herkesin haksızlık yapacağını; tam adaletsiz ama adil görünen biri ile tam adil ama adaletsiz görünen birini karşılaştırmak gerektiğini söyler. Sokrates'ten, adaletin itibarını ve ödüllerini bir yana bırakıp, ruhun içinde kendi başına ne yaptığını göstermesini ister. Sokrates, bunun için önce bir şehir kurmayı önerir: adalet, büyük harflerle yazılmış olduğu yerde daha kolay okunacaktır. Bu yüzden şehir bir amaç değil, ruha bakmak için kurulan bir büyüteçtir.

Sıfır noktası

Bir öğrenci Devlet'in adını duyduğunda, onu çoğu zaman ideal bir devletin anayasası olarak görür. Platon, en iyi yönetimin nasıl kurulacağını anlatan bir siyaset kuramı yazmıştır ve diyaloğun asıl konusu, yöneticilerin, askerlerin ve üreticilerin nasıl düzenleneceğidir. Bu okumada şehir, kitabın amacıdır.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, şehir ancak ikinci kitabın ortasında, Glaukon ile Adeimantos'un adaletin kendisi için iyi olup olmadığı sorusuna bir cevap bulmak amacıyla kurulur. Sokrates, şehri kurmanın nedenini açıkça söyler: adaleti insanda değil, önce daha büyük olan şehirde görmek. İkincisi, dokuzuncu kitabın sonunda Glaukon, kurdukları şehrin yeryüzünde hiçbir yerde bulunmadığını söylediğinde, Sokrates bunun önemli olmadığını, şehrin belki gökte, onu görmek ve gördüğüne göre kendini düzenlemek isteyen biri için bir örnek olarak durduğunu söyler.

Bu yüzden Devlet'i anlamak, şehri bir amaç olarak değil, ruhun adaletini görmek için kurulmuş bir yöntem olarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Devlet'in asıl konusu konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, siyasal görüştür. Buna göre Devlet, öncelikle bir siyaset kuramıdır. Platon, en iyi şehrin nasıl kurulacağını ve hangi koşullarda bozulacağını anlatır; ruh üzerine söyledikleri, bu siyaset kuramının bir parçasıdır.

İkinci görüş, etik görüştür. Buna göre Devlet, öncelikle bir ahlak incelemesidir. Diyaloğun sorusu, adil bir insanın adaletsiz bir insandan daha mutlu olup olmadığıdır; şehir, bu soruya cevap vermek için kurulmuş bir araçtır ve bir siyasal program olarak okunmamalıdır.

Üçüncü görüş, bağlantı görüşüdür. Buna göre Devlet'in sorusu etiktir, ama Platon bu soruyu siyasetten ayırmanın mümkün olmadığını düşünür. Bir insanın ruhu, yetiştiği şehrin eğitiminden, yasalarından ve şiirlerinden etkilenir; şehir de, yurttaşlarının ruhlarından doğar.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, şehrin Glaukon'un sorusuna cevap vermek için kurulduğu gözlemini kabul eder. Birinci görüş, şehrin ikinci kitabın ortasında, bir etik soruya cevap bulmak için kurulduğunu açıklamakta zorlanır.

Argümanın yapısı

Bir felsefi meydan okumayı ve ona verilen cevabı okumak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, meydan okumanın neyi istediğini belirlemektir. Okuyan, meydan okuyanın tam olarak neyin gösterilmesini istediğini ve neyi yeterli bir cevap saymayacağını tek bir cümleyle yazar.

İkinci adım, karşı görüşün en güçlü biçimini yazmaktır. Okuyan, cevaplanmak istenen görüşü, savunucusunun kabul edeceği en güçlü biçimde ve kendi sözcükleriyle kurar.

Üçüncü adım, cevabın yöntemini adlandırmaktır. Okuyan, cevap verenin soruya doğrudan mı, yoksa bir benzetme, bir model ya da bir düşünce deneyi aracılığıyla mı yaklaştığını belirler.

Dördüncü adım, yöntemin taşıyabileceği yükü sınamaktır. Okuyan, yöntemin dayandığı varsayımları yazar ve bu varsayımlar kabul edilmediğinde cevabın ne kadarının ayakta kaldığını sorar.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Devleti ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Devlet, öncelikle bir yönetim kılavuzu değil, Glaukon ile Adeimantos'un meydan okumasına verilmiş uzun bir cevaptır. Kerem'in şehir haritası, büyük harfler benzetmesinin sınanacak bir model olduğunu gösterdi. Barış'ın yasaları, güçlünün çıkarı tezinin her şeyi açıkladığında hiçbir şeyi ayırt etmediğini gösterdi. Tolga'nın görünmez hesabı, görünmez bir insanı belirleyen şeyin onun içinde olduğunu gösterdi. Selin'in çobanı, Sokrates'in ayrımının bir mesleğin ne olması gerektiğini söylediğini gösterdi. Lina'nın annesinin öğüdü, adaleti ödülle anlatmak ile onu yaşamak arasındaki farkı gösterdi. Defne'nin ücreti, bir mesleğin iç amacının eleştiri için bir ölçüt sağladığını gösterdi. Şehir, ruha bakmak için kurulan bir büyüteçtir; ama büyüteç, gördüğünü kendisi de biraz biçimlendirir.

Açık kalan sorular

Barış'ın yasaları, güçlünün çıkarı tezinin bazı yasalar için doğru, ama her yasa için doğru olmadığını gösterdi. Bir yasanın bir çıkara hizmet edip etmediği, yasayı yapanların niyetinden mi, yoksa yasanın fiilen kime yaradığından mı anlaşılır?

Tolga'nın görünmez hesabı, görünmezliğin bazı insanları değiştirdiğini ama bazılarını değiştirmediğini gösterdi. Görünmezken de adil kalan biri, bunu adaletin kendisi için mi, yoksa içselleştirdiği bir görülme korkusu için mi yapar?

Kerem'in şehir haritası, şehir ile ruhun bazı çizgilerinin örtüşmediğini gösterdi. Bir benzetmenin örtüşmeyen çizgileri, onun yanlış olduğunu mu, yoksa sınırlı olduğunu mu gösterir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışDevlet'i bir anayasa taslağı saymak.
Doğrusu

Devlet'i ideal bir devletin kurulması için yazılmış bir siyasal program olarak okumak, şehrin ikinci kitabın ortasında Glaukon'un etik sorusuna cevap vermek için kurulduğunu ve dokuzuncu kitabın sonunda bir örnek olarak gökte durduğunun söylendiğini gözden kaçırır. Doğrusu, şehri bir yöntem olarak görmektir.

Yaygın yanlışThrasymakhos'u bir kötü adam saymak.
Doğrusu

Thrasymakhos'u yalnızca öfkeli ve kaba bir sofist olarak okumak, onun görüşünün diyalog içinde Glaukon ile Adeimantos tarafından ciddiye alınıp daha güçlü bir biçimde yeniden kurulduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, Devlet'in geri kalanını onun sorusuna bir cevap olarak görmektir.

Yaygın yanlışGyges yüzüğünü bir kanıt saymak.
Doğrusu

Gyges yüzüğü öyküsünü, insanların görünmez olsalar haksızlık yapacaklarının kanıtı olarak okumak, Glaukon'un bu öyküyü kendi görüşü olarak değil, çoğunluğun görüşünü güçlü biçimde sunmak için anlattığını ve Sokrates'ten bir cevap beklediğini gözden kaçırır. Doğrusu, öyküyü bir meydan okuma olarak görmektir.

Yaygın yanlışBüyük harfler benzetmesini kanıtlanmış saymak.
Doğrusu

Şehir ile ruh arasındaki benzetmeyi Platon'un kanıtladığı bir ilke olarak okumak, Sokrates'in ruhta farklı bir şey bulunursa şehre geri dönüp ikisini yeniden karşılaştıracaklarını söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, benzetmeyi sınanacak bir model olarak görmektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Devlet, öncelikle bir yönetim kılavuzu değil, Glaukon ile Adeimantos'un adaletin kendisi için iyi olup olmadığı sorusuna verilmiş uzun bir cevaptır ve şehri kurmak bu cevabın yöntemidir.

Birinci kitapta Thrasymakhos adaletin güçlünün çıkarı olduğunu savundu ve Sokrates onu susturduktan sonra adaletin ne olduğunu bilmediğini itiraf etti, ikinci kitapta Glaukon anlaşma kökeni, Gyges yüzüğü ve iki uç insan karşılaştırmasıyla meydan okumayı yeniden kurdu, Sokrates ise büyük harfler benzetmesiyle adaleti önce şehirde aramayı önerip ilk sağlıklı şehri anlattı.

Bir felsefi meydan okuma dört adımla okunur: meydan okumanın neyi istediğini belirlemek, karşı görüşün en güçlü biçimini yazmak, cevabın yöntemini adlandırmak ve yöntemin taşıyabileceği yükü sınamak.

Konu değiştirme, varsayım ve haksız yenilgi itirazları, Glaukon'un adaletin ruhun içinde ne yaptığını sorduğunu, Platon'un benzetmeyi yeniden sınanacak bir model olarak sunduğunu ve birinci kitabın yenilgisini diyaloğun kendisinin yetersiz bulduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Devlet'teki şehir, ruha bakmak için kurulan bir büyüteçtir ve bu büyüteç, şehir ile ruhun aynı yazıyı taşıdığı varsayımı kadar güçlüdür.

Sonraki derse köprü

Devlet'in beşinci kitabında Sokrates, kurdukları şehrin mümkün olup olmadığı sorusuyla karşılaşır. Ona göre bu soruya verilecek cevap, art arda gelen üç dalganın en büyüğüdür ve onu söylediğinde gülünç duruma düşeceğini bildiği hâlde söyler: filozoflar şehirlerde kral olmadıkça ya da kral ve yönetici denenler gerçekten ve yeterince felsefe yapmadıkça, şehirlerin ve insan soyunun kötülükleri sona ermeyecektir. Kerem, bir sonraki pano için bir taht ve onun üstünde açık bir kitap çizmeyi düşünüyor.

Selin, bu önerinin bir bilenler yönetimi önerisi olduğunu ve günümüzde uzmanlar yönetimi tartışmalarıyla karşılaştırıldığını okumuş. Tolga, bir filozofun neden yönetmek isteyeceğini soruyor. Lina ise bir filozof kralın kendi bilgisinden başka kime karşı sorumlu olacağını merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Filozof kral dersi, Platon'un filozoflar kral olmadıkça şehirlerin kötülüklerinin bitmeyeceği iddiasının neye dayandığını, bu önerinin neden üç dalganın en büyüğü sayıldığını ve yönetmek istemeyenin yönetmesi gerektiği düşüncesinin bilenin yönetimi önerisini nasıl sınırladığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.