Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Platon'un filozof hayatı, öncelikle bir yer değiştirme değil bir dikkat değiştirmedir ve tanrıya benzeme çağrısı bilgelikle birlikte adil olmak diye tanımlanır.
Platon'un Theaitetos'u su saatiyle konuşan mahkeme insanını boş zamanı olan filozofla karşılaştırıp kaçışı tanrıya benzemek olarak tanımladı, Devlet'in altıncı kitabı filozof doğasını sayıp gerçek dümencinin gemicilere bir yıldız gözcüsü gibi göründüğünü anlattı, Aristoteles ise seyre dalan yaşamı en üstün sayıp ahlaki erdemlere uygun yaşamı ikinci bir mutluluk olarak tanıdı.
Bir yaşam biçimi tarifi dört adımla sınanır: tarifin neyi ayırdığını belirlemek, ayrımın ölçütünü bulmak, tarifi gerçek bir yaşamla karşılaştırmak ve tarifin kime açık olduğunu sormak.
Kaçış, seçkincilik ve çelişki itirazları, kaçışın adil olmak diye tanımlandığını, bir soruya dikkat vermenin seçkin bir doğaya sahip olmayana da yabancı olmadığını ve Platon'un portre ile Sokrates'in yaşamı arasındaki gerilimi bilerek sahnelediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden filozof hayatı, şehrin dışında değil, şehrin içinde, neye dikkat edildiğinin değişmesiyle yaşanır.
Açılış
Açılış sahnesi
Kerem, serginin Ruh ve etik bölümünün son panosu için bir kuyu ve onun yanında gökyüzüne bakan bir figür çiziyor. Theaitetos'ta Sokrates, yıldızları gözlerken kuyuya düşen Thales'i ve ona gülen Trakyalı bir hizmetçi kızı anlatıyordu: gökteki şeyleri bilmek istiyor, ama ayağının dibindekini görmüyordu. Kerem, bu öykünün filozofla alay mı ettiğini, yoksa onu mu övdüğünü bilemiyor. Sokrates, aynı alayın felsefe yapan herkesin başına geldiğini söylüyordu; ama ardından, mahkemede yetişmiş insan felsefenin sorularıyla karşılaştığında onun da başının döndüğünü ve bu kez gülme sırasının başkalarına geçtiğini ekliyordu. Kerem, figürün yüzüne bir gülümseme mi yoksa bir dalgınlık mı koyacağına karar veremiyor.
Selin, aynı yerde Sokrates'in insanın buradan oraya olabildiğince çabuk kaçması gerektiğini ve bu kaçışın tanrıya benzemek olduğunu söylediğini okumuş. Tolga, iş yerinde her şeyin bir son teslim tarihine bağlı olduğunu ve bunun Sokrates'in anlattığı su saatine benzediğini düşünüyor. Lina, Sokrates'in bütün gününü çarşıda insanlarla konuşarak geçirdiğini bildiği hâlde, Theaitetos'taki filozofun çarşının yolunu bile bilmediğini okuyunca şaşırmış. Barış, Anayasa'nın bilim ve sanat özgürlüğünü güvence altına aldığını biliyor ve bunun bir filozof hayatını koruyup korumadığını soruyor. Defne ise nöbetten nöbete koşan bir hekimin böyle bir hayatı hiç yaşayıp yaşayamayacağını merak ediyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Platon kursunda, Platon'un filozofu mahkemelerde yetişmiş insandan nasıl ayırdığını, Theaitetos'taki tanrıya benzeme çağrısının bu dünyadan kaçış mı yoksa bu dünyada adil olmak mı anlamına geldiğini ve filozofun yaşamının sıradan bir yaşamdan neyle ayrıldığını soruyor.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Ölüm dersi, Platon'un ölmeye alıştırma dediği şeyin ölümü istemek değil, ruhun dikkatini düşünmenin kendisine çevirmek için bir ömür boyu sürdürülen bir çalışma olduğunu inceledi. O dersin sonunda, felsefe yapan birinin ölüm karşısında değil yaşam içinde nasıl durduğu sorusu açık kaldı. Akademinin önceki derslerinde ruhun bakımı, sınanmamış yaşam, mağara, geri inme yükümlülüğü ve Theaitetos'taki yan yolun bir tartışma tekniği olarak işlevi tanıtılmıştı. Bu ders, aynı yan yolu bir yaşam biçiminin tarifi olarak okuyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Theaitetos'ta Sokrates, mahkeme insanını ve filozofu karşılaştırır ve tanrıya benzemenin adil ve bilge olmak olduğunu söyler. Devlet'in altıncı kitabında, filozof olmaya yatkın bir doğanın özelliklerini sayar ve Adeimantos'un, felsefeyle uğraşanların ya tuhaf ya da işe yaramaz insanlar olduğu itirazına bir gemi benzetmesiyle cevap verir. Aristoteles ise Nikomakhos'a Etik'in onuncu kitabında, seyre dalan yaşamı en üstün yaşam sayar ve onun yanına ikinci bir yaşam koyar.
Ardından üç itirazı tartacağız: tanrıya benzemenin bir dünyadan kaçış olduğu, filozof hayatının yalnızca az sayıda seçkin doğaya açık olduğu ve Theaitetos'taki portrenin Sokrates'in kendi yaşamıyla çeliştiği itirazları.
Sonda, bir yaşam biçimi tarifini sınamanın dört adımını göstereceğiz: tarifin neyi ayırdığını belirlemek, ayrımın ölçütünü bulmak, tarifi gerçek bir yaşamla karşılaştırmak ve tarifin kime açık olduğunu sormak.
Açılış
Merkez soru
Sorumuz şu: Platon'a göre filozofun yaşamı sıradan bir yaşamdan neyle ayrılır ve tanrıya benzeme çağrısı bu dünyadan kaçmak mı, yoksa bu dünyada adil olmak mı anlamına gelir?
Ölçülü iddiam şu: Platon'un filozof hayatı, öncelikle bir yer değiştirme değil bir dikkat değiştirmedir; mahkeme insanı süresini ve konusunu başkasının belirlediği bir yaşam sürer, filozof ise boş zamanını soruların kendisine ayırır ve tanrıya benzeme çağrısını Platon açıkça adil ve bilge olmak diye tanımlar; ama Platon'un portresi bilerek abartılmış bir portredir ve Sokrates'in kendi yaşamıyla arasındaki gerilim, onun bir kaçış öğretisi olarak okunmasına karşı en iyi kanıttır. Theaitetos'ta Sokrates, mahkeme insanının su saatinin akışına bağlı konuştuğunu, karşı tarafın belirlediği konunun dışına çıkamadığını ve efendisi gibi gördüğü yargıçlara yaranmayı öğrendiğini söyler. Filozof ise çarşının yolunu bilmez, komşusunun ne yaptığını önemsemez, ama "sana ne haksızlık yaptım" sorusunu bırakıp "adaletin kendisi nedir" sorusunu sorar. Ardından kötülüklerin hiçbir zaman yok olmayacağını, bu yüzden buradan oraya kaçmak gerektiğini söyler. Ama kaçışı hemen tanımlar: bu, olabildiğince tanrıya benzemektir ve tanrıya benzemek, bilgelikle birlikte adil ve dindar olmaktır. Bu yüzden kaçış bir yer değil bir nitelik değiştirmedir. Devlet'te Sokrates, filozof doğasının hakikati sevme, ölçülülük, cesaret ve adaletle birlikte geldiğini söyler ve filozofun işe yaramaz görünmesini, gemiyi yönetmeyi bilen dümencinin gemicilere bir yıldız gözcüsü gibi görünmesine benzetir. Aristoteles ise seyre dalan yaşamı insandaki tanrısal bir şeyin yaşamı sayar, ama erdemli eylemin yaşamını da ikinci bir mutlu yaşam olarak kabul eder.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Platon'un filozof hayatı tarifini duyduğunda, onu çoğu zaman bir inziva olarak görür. Filozof, şehirden, siyasetten, işten ve insanlardan çekilir, yalnızca düşünür ve yıldızlara bakar. Bu okumada filozof hayatı, gündelik yaşamın reddidir ve onu yaşayan, Thales gibi, ayağının dibindekini görmez.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Theaitetos'ta Sokrates kaçışı tanımlarken bir yer adı vermez, bir nitelik verir: adil ve bilge olmak. Adil olmak, başka insanlarla birlikte yaşanan bir yaşamda anlam taşır. İkincisi, bu portreyi çizen Sokrates, diyaloğun sonunda Meletos'un kendisine açtığı dava için kralın sütunlu galerisine, yani bir mahkeme kapısına gitmek üzere ayrılır. Portre, mahkemeye giden bir filozofun ağzından söylenir.
Bu yüzden Platon'un filozof hayatını anlamak, onu bir yerden çekilmek olarak değil, aynı yerde neye dikkat edildiğinin değişmesi olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Platon'un filozof hayatı tarifinin gündelik yaşamla ilişkisi konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, kaçış görüşüdür. Buna göre Platon, Theaitetos'ta ve Phaidon'da, filozofun asıl yurdunun bu dünya olmadığını ve iyi bir yaşamın bu dünyadan olabildiğince uzaklaşmak olduğunu söyler. Tanrıya benzeme, bedenden ve şehirden kopuşun adıdır.
İkinci görüş, siyasal görüştür. Buna göre Platon'un filozofu, bilgisini şehre geri taşımak zorunda olan biridir. Devlet'te filozoflar mağaraya geri iner ve şehri yönetir; Theaitetos'taki portre, bu görevden önceki hazırlık aşamasını anlatır.
Üçüncü görüş, dikkat görüşüdür. Buna göre filozof hayatı, öncelikle bir yer ya da bir görev değil, dikkatin ve önceliklerin düzenidir. Filozof, şehirde yaşar, işini yapar ve insanlarla konuşur, ama onu yönlendiren soru, "bana ne olacak" değil "adalet nedir" sorusudur.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, Platon'un filozofu şehirden tamamen koparmadığı gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Theaitetos'ta kaçışın adil ve bilge olmak diye tanımlandığını açıklamakta zorlanır.
Argümanın yapısı
Bir yaşam biçimi tarifini sınamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, tarifin neyi ayırdığını belirlemektir. Sınayan, tarifin hangi iki yaşamı ya da hangi iki insan türünü birbirinin karşısına koyduğunu tek bir cümleyle yazar.
İkinci adım, ayrımın ölçütünü bulmaktır. Sınayan, iki yaşamı birbirinden ayıran özelliğin ne olduğunu, örneğin bir yer mi, bir meslek mi, bir dikkat mi, bir öncelik mi olduğunu belirler.
Üçüncü adım, tarifi gerçek bir yaşamla karşılaştırmaktır. Sınayan, tarifin uyduğu ya da uymadığı gerçek bir yaşamı, kendisininkini ya da tanıdığı birininkini, tarifle yan yana koyar.
Dördüncü adım, tarifin kime açık olduğunu sormaktır. Sınayan, tarif edilen yaşamın yalnızca az sayıda kişiye mi, yoksa herkese mi açık olduğunu ve onu yaşamak için hangi koşulların gerektiğini sorar.
İleri katman
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Filozof hayatını ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Platon'un filozof hayatı, öncelikle bir yer değiştirme değil bir dikkat değiştirmedir. Kerem'in kuyusu, ayrımın ölçütünün dikkatin nereye verildiği olduğunu gösterdi. Barış'ın bilim özgürlüğü, hukuki bir özgürlüğün boş zamanı kendiliğinden yaratmadığını gösterdi. Tolga'nın son teslim tarihi, boş zamanın işin olmaması değil konunun ve sürenin kişiye ait olması olduğunu gösterdi. Selin'in gemisi, yıldız gözcüsü suçlamasının bir filozof hayatından bir siyasal düzen önerisine geçtiği yeri gösterdi. Lina'nın komşusu, portrenin bir öğreti değil bir uç olduğunu gösterdi. Defne'nin nöbeti, eylemin yaşamının da bir soruya bütünüyle dikkat etmeyi tanıyabildiğini gösterdi. Tanrıya benzeme, bilgelikle birlikte adil olmaktır ve bu, şehrin içinde yaşanır.
İleri katman
Açık kalan sorular
Tolga'nın son teslim tarihi, boş zamanın konunun ve sürenin kişiye ait olması olduğunu gösterdi. Konusunu ve süresini hiçbir zaman kendisi belirleyemeyen biri için filozof hayatının bir karşılığı var mıdır?
Selin'in gemisi, bilenin yönetmesi gerektiği önerisinin siyasete taşındığında başka sorular doğurduğunu gösterdi. Bir topluluğun dümenciyi tanıması için kendisinin ne kadar bilmesi gerekir?
Defne'nin nöbeti, Aristoteles'in iki mutlu yaşamını yan yana koydu. Bir insan bu iki yaşamı aynı ömür içinde birleştirebilir mi, yoksa biri her zaman ötekinden zaman çalar mı?
Yanılgılar
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışFilozof hayatını bir inziva saymak.
Doğrusu
Platon'un filozof hayatını şehirden ve insanlardan çekilmek olarak okumak, Theaitetos'ta kaçışın adil ve bilge olmak diye tanımlandığını ve portreyi çizen Sokrates'in bir mahkemeye gittiğini gözden kaçırır. Doğrusu, filozof hayatını bir dikkat düzeni olarak görmektir.
Yaygın yanlışThales öyküsünü yalnızca bir alay saymak.
Doğrusu
Kuyuya düşen Thales öyküsünü filozofların gülünçlüğünü anlatan bir şaka olarak okumak, Sokrates'in hemen ardından mahkeme insanının adaletin kendisi sorusu karşısında gülünç duruma düştüğünü anlattığını gözden kaçırır. Doğrusu, öykünün iki yönlü bir alay olduğunu görmektir.
Yaygın yanlışBoş zamanı tembellik saymak.
Doğrusu
Platon'un ve Aristoteles'in boş zaman dediği şeyi işsizlik ya da dinlenme olarak okumak, onun konunun ve sürenin kişiye ait olduğu bir zaman olduğunu ve en yoğun etkinlik olan seyrin koşulu sayıldığını gözden kaçırır. Doğrusu, boş zamanı bir özgürlük biçimi olarak görmektir.
Yaygın yanlışAristoteles'in ikinci yaşamını değersiz saymak.
Doğrusu
Nikomakhos'a Etik'in onuncu kitabındaki ahlaki erdemlere uygun yaşamı, seyre dalan yaşamın başarısız bir kopyası olarak okumak, Aristoteles'in onu da açıkça mutlu bir yaşam saydığını gözden kaçırır. Doğrusu, iki yaşamı iki ayrı mutluluk biçimi olarak görmektir.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Platon'un filozof hayatı, öncelikle bir yer değiştirme değil bir dikkat değiştirmedir ve tanrıya benzeme çağrısı bilgelikle birlikte adil olmak diye tanımlanır.
Platon'un Theaitetos'u su saatiyle konuşan mahkeme insanını boş zamanı olan filozofla karşılaştırıp kaçışı tanrıya benzemek olarak tanımladı, Devlet'in altıncı kitabı filozof doğasını sayıp gerçek dümencinin gemicilere bir yıldız gözcüsü gibi göründüğünü anlattı, Aristoteles ise seyre dalan yaşamı en üstün sayıp ahlaki erdemlere uygun yaşamı ikinci bir mutluluk olarak tanıdı.
Bir yaşam biçimi tarifi dört adımla sınanır: tarifin neyi ayırdığını belirlemek, ayrımın ölçütünü bulmak, tarifi gerçek bir yaşamla karşılaştırmak ve tarifin kime açık olduğunu sormak.
Kaçış, seçkincilik ve çelişki itirazları, kaçışın adil olmak diye tanımlandığını, bir soruya dikkat vermenin seçkin bir doğaya sahip olmayana da yabancı olmadığını ve Platon'un portre ile Sokrates'in yaşamı arasındaki gerilimi bilerek sahnelediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden filozof hayatı, şehrin dışında değil, şehrin içinde, neye dikkat edildiğinin değişmesiyle yaşanır.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Theaitetos'taki mahkeme insanı, "sana ne haksızlık yaptım" sorusundan "adaletin kendisi nedir" sorusuna geçirildiğinde başı dönüyordu. Platon'un en uzun diyaloğu Devlet, tam bu soruyla açılır. Pire'de, Polemarkhos'un evinde yaşlı Kephalos'la başlayan bir sohbette, Thrasymakhos adaletin güçlünün çıkarından başka bir şey olmadığını söyler. Kerem, serginin bir sonraki bölümü için bir şehir haritası ile bir insan silueti çizip ikisini yan yana koymayı düşünüyor.
Selin, Devlet'in ikinci kitabında Glaukon'un, kendisini görünmez kılan bir yüzük bulan çobanın öyküsünü anlattığını ve kimsenin görmediği bir yerde de adil kalmanın neden iyi olduğunu sorduğunu okumuş. Tolga, Sokrates'in bu soruya bir insanı değil bir şehri inceleyerek cevap vermeye kalkmasını tuhaf buluyor. Lina ise bir şehrin bir ruha ne kadar benzeyebileceğini merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Devlet dersi, Platon'un adaletin ne olduğu sorusunu neden bir şehir kurarak cevaplamaya çalıştığını, Glaukon'un Gyges yüzüğü öyküsüyle ortaya koyduğu meydan okumanın neyi istediğini ve şehir ile ruh arasındaki benzetmenin ne kadar yük taşıyabildiğini soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.