Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Platon'un ölmeye alıştırma dediği şey, ölümü istemek değil, ruhun dikkatini bedenin dağıttığı şeylerden düşünmenin kendisine çevirmek için bir ömür boyu sürdürülen bir çalışmadır.
Phaidon'un başı ölümü ruhun bedenden ayrılması olarak tanımlayıp felsefeyi bu ayrılmaya bir alıştırma saydı, ortası ruhun değişmeyen şeylere bedenden daha çok benzediğini gösteren yakınlık argümanını Simmias'ın akort ve Kebes'in dokumacı itirazlarına açık bıraktı, sonu ise ruhun ölümü kabul etmediğini gösterip yok olmazlık için ayrı bir kabule başvurdu ve Simmias'ın kuşkusuna hak verdi.
Ölüm üzerine bir felsefi metin dört adımla okunur: ölümün ne olduğu iddiasını ölümden sonra ne olduğu iddiasından ayırmak, öncülleri yazmak, argümanın bıraktığı boşluğu bulmak ve geriye kalan tutumu adlandırmak.
Kanıt, dünyadan kaçış ve mizaç itirazları, Phaidon'un argümanlarını kendisinin sınadığını, Sokrates'in aynı konuşmada insanların kendi canlarına kıymaması gerektiğini söylediğini ve onun sakinliğinin argümanların zayıflığını görmeyi de içerdiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Phaidon, ölümsüzlüğün bir kanıtı değil, ölümün eşiğinde bile sınamayı sürdüren bir düşünmenin örneğidir.
Açılış
Açılış sahnesi
Kerem, serginin Ruh ve etik bölümündeki beşinci pano için bir mum ve onun yanında sönmüş bir fitil hazırlıyor. Panonun başlığı Phaidon'dan bir cümle olacaktı: doğru biçimde felsefe yapanlar ölmeye alıştırma yaparlar. Kerem, cümleyi ilk okuduğunda ürkmüştü. Bir felsefeci, öğrencilerine ölmeyi mi öğretiyordu? Sonra Phaidon'da Sokrates'in, aynı konuşmanın başında, kimsenin kendi canına kıymaması gerektiğini söylediğini de okudu. Öyleyse ölmeye alıştırma, ölümü istemek değildi. Ama neydi? Kerem, mumu yakıp söndürmenin bu soruya bir cevap olup olmadığından emin değil.
Selin, Phaidon'da Sokrates'in ruhun ölümsüz olduğunu gösteren birkaç argüman kurduğunu, ama dinleyicilerinin her birinden sonra yeni bir kuşku dile getirdiğini okumuş. Tolga, bu argümanların bir şey kanıtlayıp kanıtlamadığını soruyor. Lina, Sokrates'in zehri içmeden önceki sakinliğinin bu argümanlardan mı geldiğini, yoksa argümanlardan önce de var olup olmadığını merak ediyor. Barış, Türk Medeni Kanunu'nun kişiliğin ölümle sona erdiğini söylediğini, ama ölümün ne olduğunu tanımlamadığını biliyor. Defne ise palyatif bakım servisinde bir hastanın ona ölümden korkup korkmaması gerektiğini sorduğunu ve ne diyeceğini bilemediğini anlatıyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Platon kursunda, Platon'un felsefenin ölmeye bir hazırlık olduğu iddiasının ne anlama geldiğini, Phaidon'daki ruhun ölümsüzlüğüne dair argümanların neyi gösterip neyi göstermediğini ve ölüm karşısındaki Sokratik sakinliğin bir argümana mı yoksa bir tutuma mı dayandığını soruyor.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. İyi yaşam dersi, Platon'un iyi bir yaşamı bilgeliğin ölçü verdiği ve hazların bu ölçüye göre seçildiği bir karışım olarak gördüğünü inceledi. O dersin sonunda, Phaidon'un hazlardan uzaklaşmayı önermesi ile Philebos'un onları bir ölçüyle seçmesi arasındaki gerilim, bir ölümün eşiğinde konuşmak ile bir yaşamın ortasında konuşmak arasındaki farkla açıklanmıştı. Akademinin önceki derslerinde anımsama argümanı, ikinci yolculuk, Phaidon'un mitosu, güzel risk ve Sokrates'in yargılanması tanıtılmıştı. Bu ders, Phaidon'un ölüm üzerine kurduğu ana çizgiyi izliyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Phaidon'un başında Sokrates, ölümü ruhun bedenden ayrılması olarak tanımlar ve felsefenin bu ayrılmaya bir alıştırma olduğunu söyler. Ortasında, ruhun görünmeyen ve değişmeyen şeylere bedenden daha çok benzediğini gösteren yakınlık argümanını kurar. Sonlarında ise karşıtların birbirini kabul etmemesine dayanan son argümanını sunar ve bu argümanın bile bir kabule dayandığını açıkça bırakır.
Ardından üç itirazı tartacağız: argümanların ruhun ölümsüzlüğünü kanıtlamadığı, ölmeye alıştırmanın yaşamı küçümseyen bir dünyadan kaçış olduğu ve Sokrates'in sakinliğinin argümanlardan değil bir mizaçtan geldiği itirazları.
Sonda, ölüm üzerine bir felsefi metni okumanın dört adımını göstereceğiz: ölümün ne olduğu iddiasını ölümden sonra ne olduğu iddiasından ayırmak, argümanın öncüllerini yazmak, argümanın bıraktığı boşluğu bulmak ve argüman bittiğinde geriye kalan tutumu adlandırmak.
Açılış
Merkez soru
Sorumuz şu: Platon'un felsefenin ölmeye bir hazırlık olduğu iddiası ne anlama gelir, Phaidon'daki ölümsüzlük argümanları neyi gösterir ve Sokrates'in ölüm karşısındaki sakinliği bu argümanlara mı dayanır?
Ölçülü iddiam şu: Platon'un ölmeye alıştırma dediği şey, ölümü istemek değil, ruhun dikkatini bedenin dağıttığı şeylerden düşünmenin kendisine çevirmek için bir ömür boyu sürdürülen bir çalışmadır; Phaidon'daki argümanlar ruhun ölümsüzlüğünü kesin biçimde kanıtlamaz ve diyalog bunu kendisi gösterir; Sokrates'in sakinliği ise ne yalnızca bir argümanın sonucu ne de yalnızca bir mizaçtır, argümanı sınamayı bırakmayan bir tutumdur. Phaidon'un başında Sokrates, ölümü ruhun bedenden ayrılması olarak tanımlar. Beden, ruhu yiyecek, hastalık, istek ve korkuyla meşgul eder ve onun gerçeği kendi başına düşünmesini engeller. Felsefe yapan biri, yaşarken de ruhunu bu dağınıklıktan toplamaya çalışır; bu yüzden ölümden korkması tutarsız olurdu. Ardından Sokrates, ruhun ölümden sonra da var olduğunu gösteren argümanlar kurar. Yakınlık argümanı, ruhun görünmeyen, değişmeyen ve tanrısal olana bedenden daha çok benzediğini söyler; ama bir benzerlik, bir kanıt değildir. Son argüman, ruhun yaşamı getiren bir şey olduğu için ölümü kabul etmeyeceğini söyler; ama ölümü kabul etmeyen bir şeyin yok olmayacağı da ayrıca kabul edilmelidir. Simmias, son argümandan sonra bile içinde bir kuşku kaldığını söyler ve Sokrates ona ilk varsayımların daha açık biçimde sınanması gerektiğini söyleyerek hak verir. Bu yüzden Phaidon, ölümsüzlüğün bir kanıtı değil, ölümün eşiğinde bile sınamayı sürdüren bir düşünmenin örneğidir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Phaidon'u ilk kez okuduğunda, onu çoğu zaman ruhun ölümsüzlüğünü kanıtlayan bir inceleme olarak görür. Sokrates, argümanlar kurar, argümanlar ruhun ölümsüz olduğunu gösterir ve Sokrates bu yüzden sakin bir biçimde ölür. Bu okumada sakinlik, argümanın bir sonucudur: kanıtı kabul eden, korkmaz.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, diyalog argümanların hiçbirini kapanmış saymaz. Simmias ile Kebes, yakınlık argümanından sonra iki güçlü itiraz yöneltir ve anlatıcı, dinleyicilerin bu itirazlar karşısında bütün güvenlerini kaybettiklerini söyler. Son argümandan sonra bile Simmias'ın kuşkusu sürer. İkincisi, Sokrates argümanları kurmadan önce de sakindir. Savunma'da, ölümün ya rüyasız bir uyku ya da başka bir yere göç olduğunu, iki durumda da korkulacak bir şey olmadığını söylemişti. Phaidon'un açılışında da, argümanlardan önce, ölüm karşısında üzgün olmadığını söyler.
Bu yüzden Phaidon'u anlamak, argümanları bir kanıt dizisi olarak değil, bir tutumun içinde sürdürülen bir sınama olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Phaidon'daki ölümsüzlük argümanlarının diyalogdaki işlevi konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, kanıt görüşüdür. Buna göre Platon, Phaidon'da ruhun ölümsüzlüğünü gerçekten kanıtlamaya çalışır ve en azından son argümanı yeterli bir kanıt sayar. Argümanların zayıflıkları, Platon'un fark etmediği ya da sonraki diyaloglarda düzelttiği kusurlardır.
İkinci görüş, teselli görüşüdür. Buna göre argümanlar bir kanıt olarak değil, ölmek üzere olan bir insanın ve onun dostlarının korkusunu yatıştırmak için kurulmuştur. Phaidon, bir felsefe incelemesinden çok bir veda sahnesidir ve argümanların gücü, mantıklarında değil, onları söyleyen kişinin sakinliğindedir.
Üçüncü görüş, sınama görüşüdür. Buna göre Platon, argümanları ciddiye alır ve onları güçlendirmeye çalışır, ama hiçbirini kapanmış saymaz. Diyalog, itirazları bilerek yerleştirir ve son sözü bir kanıta değil, varsayımların yeniden sınanması çağrısına bırakır.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, Phaidon'un bir veda sahnesi olduğu ve argümanların bu sahnenin içinde söylendiği gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Simmias'ın son argümandan sonraki kuşkusunu ve Sokrates'in ona hak vermesini açıklamakta zorlanır.
Argümanın yapısı
Ölüm üzerine bir felsefi metni okumak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, iki iddiayı ayırmaktır. Okuyan, metnin ölümün ne olduğu hakkındaki iddiası ile ölümden sonra ne olduğu hakkındaki iddiasını birbirinden ayırır.
İkinci adım, argümanın öncüllerini yazmaktır. Okuyan, metnin ruh, beden ve ölüm hakkında kabul ettiği öncülleri tek tek ve kısa cümlelerle yazar.
Üçüncü adım, argümanın bıraktığı boşluğu bulmaktır. Okuyan, öncüllerden sonuca geçişte ayrıca kabul edilmesi gereken bir adım olup olmadığını ve metnin bu adımı kendisinin fark edip etmediğini sorar.
Dördüncü adım, geriye kalan tutumu adlandırmaktır. Okuyan, argüman başarısız olsa bile metnin önerdiği tutumun ayakta kalıp kalmadığını ve bu tutumun neye dayandığını sorar.
İleri katman
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Ölümü ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Platon'un ölmeye alıştırma dediği şey, ölümü istemek değil, ruhun dikkatini bedenin dağıttığı şeylerden düşünmenin kendisine çevirmek için bir ömür boyu sürdürülen bir çalışmadır. Kerem'in mumu, bu alıştırmanın ölümden önce yapıldığını gösterdi. Barış'ın kişiliğin sonu, hukukun ölümden sonrası hakkında bir şey iddia etmeden ölenin iradesine saygıyı sürdürdüğünü gösterdi. Tolga'nın uyku ve uyanıklığı, karşıtlar argümanının kanıtlanmak isteneni öncülüne koyduğunu gösterdi. Selin'in akordu, yakınlık argümanının bir akordun da görünmez olduğu itirazını yenemediğini gösterdi. Lina'nın dedesinin cenazesi, sakinliğin bir alışkanlığa dayanabildiğini gösterdi. Defne'nin palyatif bakım servisi, korkunun bir argümanla değil tekrarlanan bir konuşmayla yatışabildiğini gösterdi. Phaidon, ölümsüzlüğün bir kanıtı değil, ölümün eşiğinde bile sınamayı sürdüren bir düşünmenin örneğidir.
İleri katman
Açık kalan sorular
Barış'ın kişiliğin sonu, hukukun ölen kişinin iradesine ölümünden sonra da saygı gösterdiğini gösterdi. Ölümden sonra var olmayan birinin iradesine saygı göstermenin gerekçesi nedir ve bu gerekçe ruhun ölümsüzlüğüne ihtiyaç duyar mı?
Selin'in akordu, ruhun bedenin bir akordu olduğu görüşünün günümüz görüşlerine benzediğini gösterdi. Ruh bedenin bir işleviyse, ölmeye alıştırma hâlâ bir anlam taşır mı?
Defne'nin palyatif bakım servisi, korkunun tekrarlanan bir konuşmayla yatışabildiğini gösterdi. Bir korkuyu yatıştıran bir söz, doğru olup olmadığı bilinmediğinde ne kadar meşrudur?
Yanılgılar
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışÖlmeye alıştırmayı ölümü istemek saymak.
Doğrusu
Phaidon'daki felsefenin ölmeye alıştırma olduğu düşüncesini bir ölüm isteği olarak okumak, Sokrates'in aynı konuşmada insanların kendi canlarına kıymaması gerektiğini söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, alıştırmanın yaşarken dikkati düşünmeye toplamak olduğunu görmektir.
Yaygın yanlışArgümanları kapanmış kanıtlar saymak.
Doğrusu
Phaidon'daki ölümsüzlük argümanlarını Platon'un kesin kanıtları olarak okumak, diyaloğun Simmias ile Kebes'in itirazlarını bilerek yerleştirdiğini ve son argümandan sonra bile Simmias'ın kuşkusuna hak verdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, argümanları sınamanın bir parçası olarak okumaktır.
Yaygın yanlışÖlümsüz olanı yok olmaz olanla karıştırmak.
Doğrusu
Son argümanın, ruhun ölümü kabul etmediğini göstermesini onun hiçbir zaman yok olmayacağını göstermesi saymak, Sokrates'in kar örneğiyle bu iki şeyi ayırdığını ve ikincisi için ayrı bir kabule başvurduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, iki adımı ayrı ayrı sınamaktır.
Yaygın yanlışSakinliği yalnızca argümanın sonucu saymak.
Doğrusu
Sokrates'in sakinliğini argümanların başarısına bağlamak, onun argümanlardan önce de sakin olduğunu ve argümanların zayıflığına hak verdiği hâlde sakin kaldığını gözden kaçırır. Doğrusu, sakinliği argümanı sınamayı bırakmayan bir tutum olarak görmektir.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Platon'un ölmeye alıştırma dediği şey, ölümü istemek değil, ruhun dikkatini bedenin dağıttığı şeylerden düşünmenin kendisine çevirmek için bir ömür boyu sürdürülen bir çalışmadır.
Phaidon'un başı ölümü ruhun bedenden ayrılması olarak tanımlayıp felsefeyi bu ayrılmaya bir alıştırma saydı, ortası ruhun değişmeyen şeylere bedenden daha çok benzediğini gösteren yakınlık argümanını Simmias'ın akort ve Kebes'in dokumacı itirazlarına açık bıraktı, sonu ise ruhun ölümü kabul etmediğini gösterip yok olmazlık için ayrı bir kabule başvurdu ve Simmias'ın kuşkusuna hak verdi.
Ölüm üzerine bir felsefi metin dört adımla okunur: ölümün ne olduğu iddiasını ölümden sonra ne olduğu iddiasından ayırmak, öncülleri yazmak, argümanın bıraktığı boşluğu bulmak ve geriye kalan tutumu adlandırmak.
Kanıt, dünyadan kaçış ve mizaç itirazları, Phaidon'un argümanlarını kendisinin sınadığını, Sokrates'in aynı konuşmada insanların kendi canlarına kıymaması gerektiğini söylediğini ve onun sakinliğinin argümanların zayıflığını görmeyi de içerdiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Phaidon, ölümsüzlüğün bir kanıtı değil, ölümün eşiğinde bile sınamayı sürdüren bir düşünmenin örneğidir.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Phaidon, felsefe yapan birinin ölüm karşısında nasıl durduğunu gösterdi. Ama Platon'un başka diyaloglarında, felsefe yapan birinin yaşam içinde nasıl durduğu da sorulur. Theaitetos'ta Sokrates, gençliğinden beri mahkemelerde ve meclislerde dolaşmış biri ile felsefe içinde yetişmiş biri arasında bir karşılaştırma yapar. Kerem, serginin son panosu için bir kuyu ve onun yanında gökyüzüne bakan bir figür çizmeyi düşünüyor.
Selin, Theaitetos'ta Sokrates'in insanın olabildiğince tanrıya benzemesi gerektiğini ve bunun adil ve bilge olmak anlamına geldiğini söylediğini okumuş. Tolga, bunun bu dünyadan bir kaçış mı yoksa bu dünyada adil olmanın bir yolu mu olduğunu soruyor. Lina ise bir filozofun yaşamının sıradan bir insanın yaşamından gerçekten neyle ayrıldığını merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Filozof hayatı dersi, Platon'un filozofu mahkemelerde yetişmiş insandan nasıl ayırdığını, Theaitetos'taki tanrıya benzeme çağrısının bu dünyadan kaçış mı yoksa bu dünyada adil olmak mı anlamına geldiğini ve filozofun yaşamının sıradan bir yaşamdan neyle ayrıldığını soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.