Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Platon'un mitleri argümanların yerini almaz, onların ulaşamadığı yeri doldurur; bir mit, bir argümanın kanıtlayamadığı ama yaşam için önemli olan bir şeyi, ayrıntılarında değil çekirdeğinde ciddiye alınması gereken bir biçimde anlatır.
Platon'un Gorgias'ı ölülerin çıplak yargılanmasını Kallikles'in bir mit ama Sokrates'in bir söz saydığı bir öyküyle anlattı, Phaidon'u öteki dünyanın ayrıntılarında ısrar etmenin akıllıca olmadığını ama çekirdeğine inanmanın güzel bir risk olduğunu söyledi, Devlet'in Er mitosu ise her ruhun kendi yaşamını seçtiğini ve sorumluluğun seçende olduğunu gösterdi.
Platon'un bir miti dört adımla okunur: mitin diyalog içindeki yerini belirlemek, hangi argümanı tamamladığını belirlemek, ayrıntılarını çekirdeğinden ayırmak ve okura ne yaptığını sormak.
Diyalektikle çelişme, akıl dışı yönlendirme ve edebiyat itirazları, mitlerin argümanlardan sonra gelip onların sınırını işaretlediğini, güzel riskin bir aldatma değil açıkça üstlenilen bir bağlanma olduğunu ve Er mitosunun Platon'un ahlak felsefesinin bir görüşünü taşıdığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Platon'un mitleri bir kanıt değil, bir argümanın sonucunu bir insanın yaşamına taşıyan bir köprüdür ve onlara inanmak, ayrıntılarını gerçek saymak değil, çekirdeklerini bir yaşam biçiminin dayanağı olarak benimsemektir.
Açılış
Açılış sahnesi
Kerem, serginin Platon bölümünün ilk kısmını kapatacak pano için bir kitap tasarlıyor. Kitap, büyük ve eski görünümlü bir masal kitabı olacaktı. Kapağında "Bir zamanlar" yazacaktı. Ama kitabın içindeki öyküler, bir felsefecinin öyküleri olacaktı: ölüleri çıplak olarak yargılayan yargıçlar, ruhların yeni yaşamlarını kurayla seçtikleri bir çayır, savaşta ölüp on iki gün sonra yeniden dirilen ve öteki dünyada gördüklerini anlatan bir asker. Kerem, bu öykülerin her birinin uzun bir argümandan sonra geldiğini fark ediyor. Platon, diyalektiği en yüksek bilgi yolu saymıştı. Ama argümanlarının en önemli yerlerinde, onları bir öyküyle tamamlıyordu. Kerem, kitabın kapağını açan ziyaretçinin bir soru sormasını istiyor: bu öykülere inanmalı mıydı, yoksa yalnızca onları dinlemeli mi?
Selin, Gorgias'ta Sokrates'in anlatacağı öykünün muhatabına bir mit gibi görüneceğini, ama kendisinin onu doğru bir söz saydığını söylediğini okumuş. Tolga, Phaidon'da Sokrates'in öteki dünyayı anlattıktan sonra, bunların tam olarak böyle olduğunda ısrar etmenin akıllıca olmayacağını söylediğini hatırlıyor. Lina, büyükannesinin anlattığı masalların bir ahlak öğrettiğini, ama hiçbir zaman gerçekten olmuş şeyler olarak anlatılmadığını düşünüyor. Barış, Anayasa'nın bir başlangıç metniyle açıldığını ve bu metnin bir kural değil, bir tarih ve bir amaç anlattığını biliyor. Defne ise hastalara bağışıklık sistemini bir orduya benzeterek anlattığını, ama bu benzetmenin bazen yanlış anlaşıldığını söylüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Platon kursunda, diyalektiği en yüksek bilgi yolu sayan Platon'un diyaloglarını neden mitlerle bitirdiğini, bir mitin bir argümandan neyi farklı yaptığını ve Platon'un mitlerine ne ölçüde inanmamızı istediğini soruyor.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Diyalektik dersi, Platon'un diyalektiğini birçok şeyi bir arada görmek ve onları doğal türlerine göre ayırmak olarak tanımladı ve onun değerinin varsayımları sorgulama yükümlülüğünde olduğunu savundu. O dersin sonunda, aynı Platon'un diyaloglarının birçoğunu bir argümanla değil bir öyküyle bitirdiği görüldü. Akademinin önceki derslerinde mitten logosa geçiş şeması, Protagoras'ın büyük söylevindeki mit ve Platon'un ozanları eleştirisi tanıtılmıştı. Bu ders, Diyalog ve yöntem modülünü, Platon'un mitlerinin işlevini sorarak kapatıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Gorgias'ında Sokrates, ölülerin yargılanmasını anlatan bir öyküyü Kallikles'in bir mit sayacağını, ama kendisinin onu doğru bir söz olarak anlattığını söyler. Phaidon'da Sokrates, ruhların öteki dünyadaki yazgısını anlattıktan sonra, bu öyküye inanmanın güzel bir risk olduğunu söyler. Devlet'in son sayfalarında ise Sokrates, Er adlı bir askerin öteki dünyada gördüklerini anlatır ve ruhların yeni yaşamlarını kendilerinin seçtiğini gösterir.
Ardından üç itirazı tartacağız: mitlerin diyalektikle çeliştiği, onların okuru akıl dışı yollarla yönlendiren birer araç olduğu ve onların Platon'un felsefesinin değil yalnızca edebiyatının bir parçası olduğu itirazları.
Sonda, Platon'un bir mitini okumanın dört adımını göstereceğiz: mitin diyalog içindeki yerini belirlemek, mitin hangi argümanı tamamladığını belirlemek, mitin ayrıntılarını çekirdeğinden ayırmak ve mitin okura ne yaptığını sormak.
Açılış
Merkez soru
Sorumuz şu: Diyalektiği en yüksek bilgi yolu sayan Platon, diyaloglarını neden mitlerle bitirir ve bu mitlere ne ölçüde inanmamızı ister?
Ölçülü iddiam şu: Platon'un mitleri, argümanların yerini almaz, onların ulaşamadığı yeri doldurur; bir mit, bir argümanın kanıtlayamadığı ama yaşam için önemli olan bir şeyi, ayrıntılarında değil çekirdeğinde ciddiye alınması gereken bir biçimde anlatır ve Platon, okurunun bu çekirdeğe inanmasını ister, ayrıntılara değil. Platon'un en önemli mitleri, ruhun ölümden sonraki yazgısını anlatır. Bu konu, diyalektiğin sınırındadır: ölümden sonra ne olduğu, argümanlarla tam olarak kanıtlanamaz. Ama bu konu, bir insanın nasıl yaşaması gerektiği sorusuyla doğrudan ilgilidir. Gorgias'ta Sokrates, Kallikles'i argümanlarla ikna edemeyince, ruhların çıplak olarak yargılandığı bir öykü anlatır ve onu bir mit değil doğru bir söz saydığını söyler. Phaidon'da ise daha ölçülüdür: öykünün ayrıntılarının tam olarak böyle olduğunda ısrar edilmemesi gerektiğini, ama ruhun bakımının önemine dair çekirdeğine inanmanın güzel bir risk olduğunu söyler. Devlet'teki Er mitosu ise, bütün diyaloğun savunduğu bir görüşü, adaletin kendi başına seçilmeye değer olduğunu, bir seçim sahnesiyle somutlaştırır: her ruh kendi yaşamını seçer ve sorumluluk seçendedir. Bu yüzden Platon'un mitleri bir kanıt değil, bir argümanın sonucunu bir insanın yaşamına taşıyan bir köprüdür. Onlara inanmak, ayrıntılarını gerçek saymak değil, onların çekirdeğini bir yaşam biçiminin dayanağı olarak benimsemektir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Platon'un mitlerini okuduğunda, onları çoğu zaman iki uçtan birine yerleştirir. Ya onları Platon'un gerçekten inandığı bir öbür dünya öğretisi olarak okur ve ruhların öteki dünyada kurayla yaşam seçtiğini Platon'un bir görüşü sayar. Ya da onları argümanların arasına serpiştirilmiş edebi süsler olarak görür ve felsefi bir değer taşımadıklarını düşünür. Bu okumada mit, ya bir öğreti ya da bir süstür.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Sokrates mitlerinin ayrıntılarına bağlı olmadığını açıkça söyler. Phaidon'da öteki dünyanın tam olarak kendi anlattığı gibi olduğunda ısrar etmenin akıllıca olmayacağını belirtir. Bir öğretiyi savunan biri, onun ayrıntılarından bu kadar kolay vazgeçmezdi. İkincisi, mitler diyaloğun argümanlarıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Gorgias'taki yargılanma mitosu, diyaloğun bütün tartışmasının, haksızlık yapmanın haksızlığa uğramaktan daha kötü olduğu tezinin bir sonucudur. Bir süs, bir argümanın sonucunu bu kadar doğrudan taşımazdı.
Bu yüzden Platon'un mitlerini anlamak, onları ne bir öğreti ne bir süs olarak değil, argümanların bir uzantısı olarak, ayrıntıları ile çekirdeğini ayırarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Platon'un mitlerinin işlevi konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, inanç görüşüdür. Buna göre Platon, mitlerinde anlattığı şeylere, en azından onların ana hatlarına, gerçekten inanıyordu. Ruhun ölümsüzlüğü ve ölümden sonraki yargılanma, onun öğretisinin bir parçasıydı ve mitler, bu öğretiyi argümanların ulaşamayacağı bir biçimde anlatıyordu.
İkinci görüş, öğretme aracı görüşüdür. Buna göre mitler, Platon'un felsefi görüşlerini, argümanları izleyemeyecek okurlara anlatmanın bir yoludur. Bir mit, bir argümanın sonucunu daha akılda kalıcı ve daha etkili bir biçimde sunar. Platon'un mitleri, felsefeyi geniş bir kitleye ulaştırmak için kullanılmış öğretme araçlarıdır.
Üçüncü görüş, sınır görüşüdür. Buna göre mitler, argümanların sınırında, kanıtlanamayan ama yaşam için önemli olan şeyler hakkında konuşmanın bir yoludur. Platon, Timaios'ta evrenin oluşumunu olası bir öykü olarak anlatır ve bu konuda kesin bir bilgiye ulaşılamayacağını kabul eder. Mitler, kesin bilginin bittiği yerde, bir olasılığı ciddiye almanın biçimidir.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve birinci görüşün, Platon'un mitlerinin çekirdeğine inandığı gözlemini kabul eder. İkinci görüş, mitlerin bir öğretme gücü taşıdığını doğru görür, ama onların yalnızca argümanları basitleştirmediğini, argümanların ulaşamadığı bir yere uzandığını gözden kaçırır.
Argümanın yapısı
Platon'un bir mitini okumak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, mitin diyalog içindeki yerini belirlemektir. Okuyan, mitin argümanlardan sonra mı, onların yerine mi, yoksa onların arasında mı geldiğini ve kimin kime anlattığını belirtir.
İkinci adım, mitin hangi argümanı tamamladığını belirlemektir. Okuyan, mitin diyaloğun hangi tezini ya da sonucunu bir öyküyle somutlaştırdığını sorar.
Üçüncü adım, mitin ayrıntılarını çekirdeğinden ayırmaktır. Okuyan, mitin adlarını, yerlerini ve olaylarını, onun taşıdığı ana düşünceden ayırır ve ana düşüncenin ayrıntılardan bağımsız olarak savunulup savunulamayacağını sorar.
Dördüncü adım, mitin okura ne yaptığını sormaktır. Okuyan, mitin okuru bir şeye inanmaya mı, bir şeyi yapmaya mı, yoksa bir şeyi farklı görmeye mi çağırdığını değerlendirir.
İleri katman
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Platon'un mitlerini ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Platon'un mitleri, argümanların yerini almaz, onların ulaşamadığı yeri doldurur. Kerem'in masal kitabı, her mitin ayrıntıları ile çekirdeğinin ayrı ayrı okunabileceğini gösterdi. Barış'ın başlangıç metni, bir anlatının kuralların arkasında bir çerçeve olarak durabileceğini, ama Platon'un mitlerinin kimseyi bağlamadan yalnızca davet ettiğini gösterdi. Tolga'nın Odysseus'u, Er mitosunun Devlet'in bütün argümanının sonucunu bir seçim sahnesiyle somutlaştırdığını gösterdi. Selin'in mit ve sözü, Sokrates'in bir mitin ayrıntılarını değil çekirdeğini doğru saydığını gösterdi. Lina'nın büyükannesinin masalları, tekrarlanan bir öykünün bir karar anında kendiliğinden geri döndüğünü gösterdi. Defne'nin bağışıklık ordusu, bir öykünün çekirdeğinin doğru, ayrıntılarının yanıltıcı olabildiğini gösterdi. Platon, okurunun bir mitin çekirdeğine inanmasını ister, ayrıntılarına değil.
İleri katman
Açık kalan sorular
Selin'in mit ve sözü, Sokrates'in bir mitin çekirdeğini doğru saydığını gösterdi. Bir öykünün çekirdeği ile ayrıntıları arasındaki sınırı kim belirler ve iki okur bu sınırı farklı yerlerden çizdiğinde ne olur?
İkinci itiraz, Devlet'teki soylu yalanı hatırlattı. Bir mitin dinleyene açıkça bir risk olarak sunulması ile ondan gizlenmesi arasındaki fark, mitin etkisini nasıl değiştirir?
Lina'nın büyükannesinin masalları, tekrarlanan bir öykünün bir karar anında kendiliğinden geri döndüğünü gösterdi. Bir öykünün bir kararı bu biçimde etkilemesi, o kararı daha mı az akılcı kılar?
Yanılgılar
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışPlaton'un mitlerini bir öbür dünya öğretisi saymak.
Doğrusu
Mitlerde anlatılan ayrıntıları, örneğin ruhların kurayla yaşam seçtiği çayırı, Platon'un gerçekten savunduğu görüşler olarak okumak, Sokrates'in ayrıntılarda ısrar etmenin akıllıca olmayacağını açıkça söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, mitin ayrıntılarını çekirdeğinden ayırmaktır.
Yaygın yanlışMitleri edebi süsler saymak.
Doğrusu
Platon'un mitlerini argümanlardan bağımsız, felsefi bir değer taşımayan anlatılar olarak görmek, onların diyaloğun tezini somutlaştırdığını ve bir argümanın sonucunu bir insanın yaşamına taşıdığını gözden kaçırır. Doğrusu, mitin hangi argümanı tamamladığını sormaktır.
Yaygın yanlışGüzel riski bir körü körüne inanç saymak.
Doğrusu
Phaidon'daki güzel risk ifadesini bir kanıtsız inanca bir çağrı olarak okumak, Sokrates'in bu inancı ruhun ölümsüzlüğüne dair argümanlardan sonra ve onları tamamlayan bir bağlanma olarak sunduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, güzel riski argümanların ulaşamadığı bir yerde, açıkça bir risk olarak üstlenilen bir bağlanma olarak görmektir.
Yaygın yanlışSoylu yalan ile ruhun yazgısına dair mitleri aynı saymak.
Doğrusu
Devlet'teki soylu yalanı Platon'un bütün mitlerinin bir örneği olarak görmek, birinin dinleyenden gizlenmek üzere tasarlandığını, ötekilerin ise dinleyene açıkça bir öykü olarak sunulduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, mitlerin işlevlerini ayrı ayrı değerlendirmektir.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Platon'un mitleri argümanların yerini almaz, onların ulaşamadığı yeri doldurur; bir mit, bir argümanın kanıtlayamadığı ama yaşam için önemli olan bir şeyi, ayrıntılarında değil çekirdeğinde ciddiye alınması gereken bir biçimde anlatır.
Platon'un Gorgias'ı ölülerin çıplak yargılanmasını Kallikles'in bir mit ama Sokrates'in bir söz saydığı bir öyküyle anlattı, Phaidon'u öteki dünyanın ayrıntılarında ısrar etmenin akıllıca olmadığını ama çekirdeğine inanmanın güzel bir risk olduğunu söyledi, Devlet'in Er mitosu ise her ruhun kendi yaşamını seçtiğini ve sorumluluğun seçende olduğunu gösterdi.
Platon'un bir miti dört adımla okunur: mitin diyalog içindeki yerini belirlemek, hangi argümanı tamamladığını belirlemek, ayrıntılarını çekirdeğinden ayırmak ve okura ne yaptığını sormak.
Diyalektikle çelişme, akıl dışı yönlendirme ve edebiyat itirazları, mitlerin argümanlardan sonra gelip onların sınırını işaretlediğini, güzel riskin bir aldatma değil açıkça üstlenilen bir bağlanma olduğunu ve Er mitosunun Platon'un ahlak felsefesinin bir görüşünü taşıdığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Platon'un mitleri bir kanıt değil, bir argümanın sonucunu bir insanın yaşamına taşıyan bir köprüdür ve onlara inanmak, ayrıntılarını gerçek saymak değil, çekirdeklerini bir yaşam biçiminin dayanağı olarak benimsemektir.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Platon'un mitlerinin ve argümanlarının çoğu, aynı varsayıma dayanır: güzel şeylerin yanında güzelin kendisi, adil eylemlerin yanında adaletin kendisi, eşit şeylerin yanında eşitliğin kendisi vardır. Phaidon'da Sokrates, ruhun ölümsüzlüğünü bu varsayıma dayandırıyordu. Devlet'te ise güneş benzetmesi, iyinin kendisini bütün bu varlıkların kaynağı olarak gösteriyordu. Kerem, serginin bir sonraki bölümünün girişine bir yanda birçok güzel şeyin resmini, öbür yanda boş bir çerçeveyi koymayı düşünüyor.
Selin, Platon'un bu varlıklara idealar ya da formlar dendiğini ve onların duyulur şeylerden ayrı olduğunu savunduğunu okumuş. Tolga, değişmeyen bir güzelin kendisinin neden varsayılması gerektiğini, güzel şeylerin yeterli olup olmadığını soruyor. Lina ise güzel şeylerin güzelin kendisinden nasıl pay aldığını, bu pay almanın ne anlama geldiğini merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Formlar dersi, Platon'un güzelin kendisi, adaletin kendisi gibi değişmeyen varlıkları neden varsaydığını, bu varlıkların duyulur şeylerle nasıl bir ilişkisi olduğunu ve onları ayrı varlıklar saymanın hangi güçlükleri doğurduğunu soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.