Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Platon'un diyaloglarının erken, orta ve geç döneme ayrılması, eski tanıklıkların, metin içi ipuçlarının ve üslup ölçümünün örtüşmesine dayanır ve bu örtüşme özellikle geç dönem için sağlam bir sıra verir.
Aristoteles Yasalar'ın Devlet'ten sonra yazıldığını söyledi ve Diogenes Laertios onun Platon'un ölümünde balmumu tabletler üzerinde bırakıldığını aktardı, Campbell bu sabit noktadan yola çıkarak Sofist, Devlet Adamı, Philebos, Timaios ve Kritias'ın Yasalar'la üslup yakınlığını gösterdi, Kahn ise erken diyalogların sonraki öğretilere okuru hazırlayan eserler olabileceğini savundu.
Tarihi bilinmeyen bir eser dört adımla yerleştirilir: dış tanıklıkları toplamak, metnin içindeki tarih ipuçlarını aramak, üslup özelliklerini bilinen eserlerle karşılaştırmak ve sıralamadan hangi sonucun çıkarılabileceğini ayrıca sormak.
Sabit nokta, üslup ve gelişim itirazları, sabit noktanın iki ayrı eski tanıklığa dayandığını, üslup ölçümünün dramatik biçime değil dil alışkanlıklarına baktığını ve sıralamanın bir gelişim sorusunu sormayı mümkün kılsa da ona cevap vermediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden diyalogların sırası, Platon'un düşüncesinin bir gelişimini kendi başına kanıtlamaz; bu sıra, bir gelişim sorusunu sormanın zeminidir ve bu soruya cevap vermek için metinlerin kendisinin ayrıca yorumlanması gerekir.
Açılış sahnesi
Kerem, serginin Platon bölümünün ikinci duvarına uzun bir zaman çizgisi çiziyor. Çizginin üzerine Platon'un diyaloglarının adlarını yerleştirecekti. Ama bir sorunla karşılaşıyor: diyalogların hiçbirinin üzerinde bir yazılış tarihi yoktu. Platon, hiçbir eserinin sonuna "şu yılda yazdım" diye bir not düşmemişti. Kerem, elindeki kitapların arkasındaki listelere bakıyor ve onların diyalogları erken, orta ve geç dönem diye üç gruba ayırdığını görüyor. Listeler çoğunlukla örtüşüyordu, ama bazı diyaloglar bir listede bir gruba, öteki listede başka bir gruba konmuştu. Kerem, bu gruplamanın neye dayandığını bilmeden zaman çizgisini çizemeyeceğini fark ediyor. Bir diyaloğun ne zaman yazıldığını, yazarın kendisi söylemiyorsa, kim nasıl biliyordu?
Selin, Aristoteles'in Politika'da Yasalar'ın Devlet'ten sonra yazıldığını söylediğini okumuş. Tolga, Theaitetos'un başında genç matematikçinin bir savaşta yaralandığının anlatıldığını ve bunun diyaloğun tarihi için bir ipucu olabileceğini düşünüyor. Lina, on dokuzuncu yüzyılda bazı araştırmacıların diyalogları tümcelerinin yapısına ve küçük sözcüklerin kullanımına bakarak sıraladığını duymuş. Barış, iki yasa birbiriyle çeliştiğinde hangisinin sonra çıktığına bakıldığını biliyor. Defne ise doğum belgesi olmayan bir çocuğun yaşının bir el röntgenine bakılarak yaklaşık olarak belirlenebildiğini anlatıyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Platon kursunda, Platon'un diyaloglarının hangi ölçütlerle üç döneme ayrıldığını, üslup incelemelerinin bu sıralamaya nasıl bir dayanak verdiğini ve bu sıralamanın Platon'un düşüncesinin bir gelişimini mi yoksa farklı amaçlarla yazılmış eserleri mi gösterdiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Diyalog biçimi dersi, Platon'un düşüncelerini kendisinin hiç konuşmadığı diyaloglar olarak yazdığını ve bir karakterin sözünü diyaloğun gidişi içinde tartmak gerektiğini inceledi. O dersin sonunda, diyalogların birbirine benzemediği ve bazılarının kısa ve çıkmazla biten, bazılarının uzun ve kuramlar kuran, bazılarının ise teknik incelemelere yaklaşan metinler olduğu görüldü. Akademinin önceki derslerinde gelişimci ve tekçi okuma, Vlastos'un iki Sokrates'i ve üslup çalışmalarının Yasalar ile Sofist'i geç bir gruba yerleştirdiği tanıtılmıştı. Bu ders, bu sıralamanın nasıl kurulduğunu ve neyi kanıtlayıp neyi kanıtlayamayacağını soruyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Aristoteles ve Diogenes Laertios, diyalogların sırasına dair iki eski ipucu verir: Yasalar'ın Devlet'ten sonra yazıldığı ve Platon'un ölümünde balmumu tabletler üzerinde bırakıldığı. Lewis Campbell, 1867'de yayımladığı bir çalışmada, bazı diyalogların üslup bakımından Yasalar'a benzediğini gösterir ve üslup ölçümü yönteminin ilk sistemli örneklerinden birini verir. Charles Kahn ise erken diyalogların bir gelişimin ilk evresi değil, sonraki öğretilere okuru hazırlayan eserler olabileceğini savunur.
Ardından üç itirazı tartacağız: üslup ölçümünün bir sabit noktaya dayandığı için kendi başına bir sıra veremeyeceği, üslubun düşünceyi değil yalnızca yazma biçimini gösterdiği ve yazılış sırasının bir gelişimi kanıtlamadığı itirazları.
Sonda, tarihi bilinmeyen bir eseri yerleştirmenin dört adımını göstereceğiz: dış tanıklıkları toplamak, metnin içindeki tarih ipuçlarını aramak, üslup özelliklerini bilinen eserlerle karşılaştırmak ve sıralamadan hangi sonucun çıkarılabileceğini ayrıca sormak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Platon'un diyalogları hangi ölçütlerle erken, orta ve geç döneme ayrılır ve bu sıralama Platon'un düşüncesinin bir gelişimini gösterir mi?
Ölçülü iddiam şu: Platon'un diyaloglarının üç döneme ayrılması, birbirinden bağımsız üç tür kanıtın, eski tanıklıkların, metin içi ipuçlarının ve üslup ölçümünün örtüşmesine dayanır ve bu örtüşme özellikle geç dönem için sağlam bir sıra verir; ama bu sıra, Platon'un düşüncesinin bir gelişimini kendi başına kanıtlamaz, bunun için ayrı bir yorum adımı gerekir. Aristoteles, Yasalar'ın Devlet'ten sonra yazıldığını söyler. Diogenes Laertios'un aktardığına göre Yasalar, Platon'un ölümünde balmumu tabletler üzerinde, henüz temize çekilmemiş olarak bulunmuştur. Bu iki tanıklık, Yasalar'ı Platon'un son eseri olarak sabitler. Lewis Campbell, bu sabit noktadan yola çıkarak, Sofist, Devlet Adamı, Philebos, Timaios ve Kritias'ın Yasalar'la belirli üslup özelliklerini paylaştığını göstermiştir. Bu grup, sonraki birçok araştırmacının farklı ölçütlerle yaptığı incelemelerde de büyük ölçüde bir arada kalmıştır. Theaitetos'un çerçevesi, genç matematikçinin bir savaşta yaralandığını anlatarak diyaloğun bu olaydan sonra yazıldığını düşündürür. Erken ve orta dönem arasındaki sınır ise daha az kesindir ve bazı diyaloglar geçiş diyalogları olarak iki grup arasına konur. Sıralamadan bir gelişim sonucu çıkarmak için ise, diyaloglardaki görüşlerin bu sıra içinde değiştiğini ve bu değişimin bir düşünce değişikliğinden kaynaklandığını ayrıca göstermek gerekir. Bir yazar, farklı okurlar için farklı eserler yazmış da olabilir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci bir Platon kitabının arkasındaki erken, orta ve geç dönem listesine baktığında, onu çoğu zaman kesinleşmiş bir tarih bilgisi olarak görür. Diyalogların ne zaman yazıldığı bilinmektedir ve listeler bu bilgiyi aktarır. Bu okumada, erken diyaloglar genç Platon'un, geç diyaloglar ise yaşlı Platon'un düşüncelerini gösterir ve aradaki fark, onun düşüncesinin gelişimini anlatır.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, diyalogların hiçbirinin yazılış tarihi kesin olarak bilinmez. Listeler, birbirinden farklı yöntemlerle kurulmuş tahminlerdir ve özellikle erken ile orta dönem arasında birbirinden ayrılır. İkincisi, bir diyaloğun yazılış sırası ile onun anlattığı olayların sırası aynı değildir. Platon, Sokrates'in gençliğinde geçen bir konuşmayı, örneğin Parmenides'i, çok sonra yazmış olabilir. Okur, olayların sırasını yazılışın sırasıyla karıştırırsa yanılır.
Bu yüzden diyalogların dönemlerini anlamak, listeleri kesin bilgiler olarak değil, farklı kanıtların örtüşmesine dayanan ve farklı güven dereceleri taşıyan sıralamalar olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Platon'un diyaloglarının sıralaması ve bu sıralamanın anlamı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, gelişimci görüştür. Buna göre diyalogların sıralaması, Platon'un düşüncesinin bir gelişimini gösterir. Erken diyaloglarda Platon, hocası Sokrates'in yöntemini ve görüşlerini yansıtır; orta dönemde idealar kuramını ve ruhun ölümsüzlüğünü geliştirir; geç dönemde ise bu kuramları eleştirir ve yeni yöntemler dener. Bu görüş, sıralamayı bir düşünce tarihinin iskeleti olarak kullanır.
İkinci görüş, tekçi görüştür. Buna göre Platon, yaşamı boyunca temelde aynı görüşleri taşımıştır ve diyaloglar arasındaki farklar, bir gelişimden değil, farklı konulardan, farklı okurlardan ve farklı amaçlardan kaynaklanır. Sıralama, yazılışın sırasını gösterir, ama düşüncenin sırasını göstermez.
Üçüncü görüş, öne alıcı okuma görüşüdür. Charles Kahn'ın savunduğu bu görüşe göre, erken görünen diyaloglar, Platon'un orta dönem öğretilerini okura adım adım hazırlamak için yazılmıştır. Bu diyaloglardaki çıkmazlar ve yarım kalan sorular, sonraki diyaloglarda cevaplanacak soruların bilinçli olarak öne alınmış biçimleridir.
Bu ders, birinci görüşün sıralamanın kendisine dair kanıtlarını kabul eder, ama ikinci ve üçüncü görüşün, sıralamadan bir gelişim sonucu çıkarmanın ayrı bir adım olduğu gözlemini temel alır. Birinci görüş, yazılış sırasını düşüncenin sırası saymakta bazen fazla hızlı davranır.
Argümanın yapısı
Tarihi bilinmeyen bir eseri yerleştirmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, dış tanıklıkları toplamaktır. Yerleştiren, eserin yazılışına ya da öteki eserlerle sırasına dair yazarın çağdaşlarından ya da sonraki tanıklardan gelen bilgileri toplar ve onların güvenilirliğini tartar.
İkinci adım, metnin içindeki tarih ipuçlarını aramaktır. Yerleştiren, metnin tarihi bilinen bir olaya, bir kişiye ya da başka bir esere yaptığı göndermeleri arar ve bunların eserin hangi tarihten sonra yazıldığını gösterip göstermediğini belirler.
Üçüncü adım, üslup özelliklerini bilinen eserlerle karşılaştırmaktır. Yerleştiren, eserin tümce yapısı, sözcük seçimi ve küçük sözcüklerin kullanımı gibi özelliklerini, tarihi daha güvenle bilinen eserlerle karşılaştırır.
Dördüncü adım, sıralamadan hangi sonucun çıkarılabileceğini ayrıca sormaktır. Yerleştiren, eserin sıradaki yerinden onun yazarın düşüncesinin bir evresini gösterdiği sonucunu çıkarmadan önce, bu sonuç için ayrı bir kanıt arar.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Diyalogların dönemlerini ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Platon'un diyaloglarının üç döneme ayrılması, eski tanıklıkların, metin içi ipuçlarının ve üslup ölçümünün örtüşmesine dayanır ve bu örtüşme özellikle geç dönem için sağlam bir sıra verir. Kerem'in zaman çizgisi, sıralamanın sağ ucunun sağlam, sol ucunun ve ortasının ise daha belirsiz olduğunu gösterdi. Barış'ın sonraki kanunu, bir sonraki eserin bir öncekinin yerini almasının bir ilerleme anlamına gelmediğini gösterdi. Tolga'nın Theaitetos'u, sonra yazılmış bir diyaloğun erken bir biçim taşıyabildiğini gösterdi. Selin'in iki ucu, sıralamanın bir gelişim sorusunu sormayı mümkün kıldığını ama ona cevap vermediğini gösterdi. Lina'nın mektupları, üslubun bir gelişimi gösterdiğini ama düşüncenin her zaman onu izlemediğini gösterdi. Defne'nin kemik yaşı, bir yaş belirleme yönteminin bir aralık verdiğini ve olgunluğu ayrıca değerlendirmek gerektiğini gösterdi. Bu sıra, Platon'un düşüncesinin bir gelişimini kendi başına kanıtlamaz; bunun için ayrı bir yorum adımı gerekir.
Açık kalan sorular
Tolga'nın Theaitetos'u, sonra yazılmış bir diyaloğun erken bir biçim taşıyabildiğini gösterdi. Bir yazar daha önce kullandığı bir biçime bilerek döndüğünde, bu bir geri dönüş müdür, yoksa o biçimi yeni bir amaçla kullanmak mı?
Selin'in iki ucu, Devlet ile Yasalar arasındaki farkın bir düşünce değişikliği mi yoksa iki farklı amaç mı olduğunu sordu. İki eser arasındaki farkın hangisinden kaynaklandığına karar vermek için hangi kanıt yeterli olurdu?
Lina'nın mektupları, üslubun bir gelişimi gösterdiğini ama düşüncenin her zaman onu izlemediğini gösterdi. Bir yazarın düşüncesinin gelişimini, onun üslubundan bağımsız olarak ölçmenin bir yolu var mıdır?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışDönem listelerini kesin tarih bilgisi saymak.
Bir kitabın arkasındaki erken, orta ve geç dönem listesini diyalogların yazılış tarihlerinin kesin bir kaydı olarak görmek, bu listelerin farklı kanıtların örtüşmesine dayanan tahminler olduğunu ve özellikle erken ile orta dönem arasında birbirinden ayrıldığını gözden kaçırır. Doğrusu, listeleri farklı güven dereceleri taşıyan sıralamalar olarak okumaktır.
Yaygın yanlışOlayların sırasını yazılışın sırasıyla karıştırmak.
Bir diyaloğun anlattığı konuşmanın Sokrates'in yaşamının hangi döneminde geçtiğine bakarak onun ne zaman yazıldığını belirlemek, Platon'un Sokrates'in gençliğinde geçen bir konuşmayı çok sonra yazmış olabileceğini gözden kaçırır. Doğrusu, diyaloğun dramatik tarihi ile yazılış tarihini ayırmaktır.
Yaygın yanlışSıradan bir gelişim sonucu çıkarmak.
Bir diyaloğun sonra yazıldığı için Platon'un daha olgun düşüncesini yansıttığını varsaymak, bir yazarın farklı okurlar için farklı eserler yazmış olabileceğini ve sıralamanın bir gelişimi kendi başına kanıtlamadığını gözden kaçırır. Doğrusu, bir gelişim iddiası için sıralamaya ek bir kanıt aramaktır.
Yaygın yanlışBiçimi dönemle özdeşleştirmek.
Çıkmazla biten her diyaloğun erken, kuram kuran her diyaloğun orta dönem olduğunu düşünmek, Theaitetos gibi sonra yazılmış bir diyaloğun da bir çıkmazla bitebildiğini gözden kaçırır. Doğrusu, bir diyaloğun dönemini dramatik biçimine değil, bağımsız kanıtlara bakarak belirlemektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Platon'un diyaloglarının erken, orta ve geç döneme ayrılması, eski tanıklıkların, metin içi ipuçlarının ve üslup ölçümünün örtüşmesine dayanır ve bu örtüşme özellikle geç dönem için sağlam bir sıra verir.
Aristoteles Yasalar'ın Devlet'ten sonra yazıldığını söyledi ve Diogenes Laertios onun Platon'un ölümünde balmumu tabletler üzerinde bırakıldığını aktardı, Campbell bu sabit noktadan yola çıkarak Sofist, Devlet Adamı, Philebos, Timaios ve Kritias'ın Yasalar'la üslup yakınlığını gösterdi, Kahn ise erken diyalogların sonraki öğretilere okuru hazırlayan eserler olabileceğini savundu.
Tarihi bilinmeyen bir eser dört adımla yerleştirilir: dış tanıklıkları toplamak, metnin içindeki tarih ipuçlarını aramak, üslup özelliklerini bilinen eserlerle karşılaştırmak ve sıralamadan hangi sonucun çıkarılabileceğini ayrıca sormak.
Sabit nokta, üslup ve gelişim itirazları, sabit noktanın iki ayrı eski tanıklığa dayandığını, üslup ölçümünün dramatik biçime değil dil alışkanlıklarına baktığını ve sıralamanın bir gelişim sorusunu sormayı mümkün kılsa da ona cevap vermediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden diyalogların sırası, Platon'un düşüncesinin bir gelişimini kendi başına kanıtlamaz; bu sıra, bir gelişim sorusunu sormanın zeminidir ve bu soruya cevap vermek için metinlerin kendisinin ayrıca yorumlanması gerekir.
Sonraki derse köprü
Erken diyaloglardaki Sokrates sorular sorar, muhataplarını çelişkiye düşürür ve bir çıkmazla bitirir. Ama Menon'dan ve Phaidon'dan itibaren aynı Sokrates, bir şeyin ne olduğunu bulamadığında geometricilerin yaptığı gibi bir varsayım koyup onun sonuçlarını sınamaya başlar. Kerem, serginin bir sonraki panosunda, aynı soru soran adamın iki farklı aletle çalıştığını gösteren bir çizim koymayı düşünüyor.
Selin, Platon'un Phaidon'da Sokrates'e, en güçlü gördüğü bir ilkeyi varsayıp onunla uyuşanı doğru, uyuşmayanı yanlış saydığını söylettiğini okumuş. Tolga, bu varsayım yönteminin elenkhosun gelişmiş bir biçimi mi yoksa ondan bir uzaklaşma mı olduğunu soruyor. Lina ise Platon'un hocasından devraldığı yöntemi kendi diyaloglarında ne kadar koruduğunu merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Sokratik yöntem dersi, Platon'un Sokrates'ten devraldığı sorgulama yöntemini sonraki diyaloglarda nasıl dönüştürdüğünü, varsayım yönteminin elenkhostan neyi alıp neyi değiştirdiğini ve bu dönüşümün bir ilerleme mi yoksa bir uzaklaşma mı olduğunu soruyor.