İçeriğe geç

P03-D02-M04-05·Sokrates problemi

Yargılanma ve ölüm

temel3.520 kelime≈ 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Sokrates'in mahkûmiyeti tek bir nedene indirgenemez; resmî suçlama dinseldir, ama onu ağırlaştıran, Sokrates'in Otuzlar'ın önderleriyle ilişkilendirilmesidir ve geçmişe dönük siyasal suçlamaları yasaklayan uzlaşma, bu kaygının dinsel bir suçlamanın içine yerleşmesine zemin hazırlamış olabilir.

Platon'un Savunma'sı oyların otuz farkla Sokrates'in aleyhine çıktığını ve Sokrates'in ölümden kaçmanın değil kötülükten kaçmanın zor olduğunu söylediğini aktardı, Aiskhines yarım yüzyıl sonra Atinalıların Sokrates'i Kritias'ı yetiştirdiği için öldürdüğünü söyledi, Phaidon ise Sokrates'in zehri sakin bir biçimde içişini ve son sözlerini anlattı.

Bir mahkûmiyetin nedenleri dört adımla çözümlenir: resmî suçlamayı saptamak, arkasındaki olası nedenleri sıralamak, her nedenin kanıtını ve kaynağını tartmak ve sanığın kendi tepkisinin anlamını sormak.

Dinsellik, geç kaynak ve kibir itirazları, yargıçların farklı nedenlerle oy vermiş olabileceğini, Ksenophon'un çürütmeye çalıştığı bir suçlamanın ilgiye aykırı bir tanıklığın ağırlığını taşıdığını ve Sokrates'in tutumunun iki açıklamasının birbirini dışlamadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Sokrates hem dinsel hem siyasal bir bağlamda mahkûm edildi ve ölümü kabul edişi, bir kibrin ya da bir yorgunluğun değil, ruhun bakımını yaşamın kendisinden önce tutan bir tutarlılığın sonucu olarak okunabilir; onun ölümü, kendi felsefesinin son sınamasıydı.

Açılış sahnesi

Kerem, serginin Sokrates bölümünün son panosunu bir mahkeme salonu olarak tasarlıyor. Panonun ortasında iki çömlek duracaktı. Atina halk mahkemesinde yargıçlar oylarını küçük taşlarla ya da diskler ile verirdi ve bir çömlek suçlu, öteki suçsuz oylarını toplardı. Kerem, iki çömleğin neredeyse aynı yükseklikte dolu olmasını istiyor. Platon'un Savunma'sında Sokrates, otuz oy öbür tarafa geçseydi beraat edeceğini söylüyordu. Çömleklerin yanına iki soru yazacaktı. Birincisi: yargıçlar neyi cezalandırdı? İkincisi: Sokrates, kaçabilecekken neden kalmayı seçti? Kerem, iki sorunun birbirine bağlı olduğunu fark ediyor. Birincisinin cevabı, ikincisinin cevabını da etkileyecekti.

Selin, Sokrates'in yargılanmasının Atina'da Otuzlar yönetiminin devrilmesinden ve geçmişe dönük suçlamaları yasaklayan bir uzlaşmadan yalnızca birkaç yıl sonra gerçekleştiğini okumuş. Tolga, yarım yüzyıl sonra bir Atinalı hatibin, Atinalıların Sokrates'i Otuzlar'ın önderlerinden Kritias'ı yetiştirdiği için öldürdüğünü söylediğini hatırlıyor. Lina, Sokrates'in arkadaşlarının onu hapishaneden kaçırmayı önerdiğini ve onun bunu reddettiğini duymuş. Barış, bir af yasasının bir eylemin kovuşturulmasını yasaklasa bile, aynı olayların başka bir suçlamanın içine gizlenebileceğini düşünüyor. Defne ise Platon'un Sokrates'in ölümünü anlatırken zehrin etkilerini çok sakin bir süreç olarak anlattığını ve bunun tıbbi olarak tartışıldığını okumuş. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Sofistler ve Sokrates kursunda, Sokrates'in neden yargılandığını, ona yöneltilen suçlamaların dinsel mi yoksa siyasal mı olduğunu ve Sokrates'in kaçma olanağı varken ölümü neden kabul ettiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Tarihsel Sokrates dersi, dört tanığın tanıklıklarını çoklu bağımsız tanıklık ve ilgiye aykırı tanıklık ölçütleriyle tartarak ince ama boş olmayan bir asgari Sokrates portresi kurdu. O dersin sonunda, bu portrenin en sağlam bilgisinin Sokrates'in yargılanması ve ölümü olduğu görüldü. Akademinin önceki derslerinde eski ve yeni suçlamalar, büyük konuşma, karşı ceza önerisi ve Kriton'daki yasaların konuşması tanıtılmıştı. Bu ders, yargılanmanın nedenlerini ve Sokrates'in ölümü kabul edişini birlikte ele alıyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Savunma'sı, oylamanın sonucunu ve Sokrates'in ölüm cezasından sonra yargıçlarına söylediklerini aktarır. Hatip Aiskhines, Sokrates'in ölümünden yarım yüzyıl kadar sonra, bir mahkeme konuşmasında onun neden öldürüldüğüne dair siyasal bir açıklama verir. Platon'un Phaidon'u ise Sokrates'in son saatlerini ve zehri içişini anlatır.

Ardından üç itirazı tartacağız: suçlamaların yalnızca dinsel olduğu, siyasal açıklamanın geç ve taraflı bir kaynağa dayandığı ve Sokrates'in ölümü kabul edişinin bir kibir ya da bir tür intihar olduğu itirazları.

Sonda, bir mahkûmiyetin nedenlerini çözümlemenin dört adımını göstereceğiz: resmî suçlamayı saptamak, suçlamanın arkasındaki olası nedenleri sıralamak, her nedenin kanıtını ve kaynağını tartmak ve sanığın kendi tepkisinin anlamını sormak.

Merkez soru

Sorumuz şu: Sokrates neden yargılanıp mahkûm edildi ve kaçma olanağı varken ölümü neden kabul etti?

Ölçülü iddiam şu: Sokrates'in mahkûmiyeti tek bir nedene indirgenemez; resmî suçlama dinseldir, ama onu ağırlaştıran ve oyların bir kısmını belirleyen, Sokrates'in Otuzlar'ın önderleriyle ilişkilendirilmesidir ve geçmişe dönük siyasal suçlamaları yasaklayan uzlaşma, bu siyasal kaygının dinsel bir suçlamanın içine yerleşmesine zemin hazırlamış olabilir. Resmî suçlama, Sokrates'in kentin tanrılarını tanımadığını, yeni tanrısal varlıklar getirdiğini ve gençleri baştan çıkardığını söyler. Atina'da dinsizlik gerçekten bir suçtu ve ciddiye alınıyordu. Ama "gençleri baştan çıkarmak" ifadesi, Sokrates'in öğrencileri arasında kentin başına büyük felaketler getirmiş Kritias'ın ve Alkibiades'in bulunduğunu hatırlayan yargıçlar için siyasal bir anlam taşıyabilirdi. Aiskhines'in yarım yüzyıl sonraki açıklaması ve Ksenophon'un aktardığı suçlayıcı sözleri, bu okumayı destekler. Sokrates'in ölümü kabul edişi ise iki gerekçeye dayanır. Savunma'da, ölümden kaçmanın zor olmadığını, asıl zor olanın kötülükten kaçmak olduğunu söyler. Kriton'da ise yaşamı boyunca yasalarına uyduğu bir kenti, bir haksızlık karşısında yasaları çiğneyerek terk etmenin kendisi bir haksızlık olacağını savunur. Bu yüzden Sokrates'in ölümü, bir kibrin ya da bir yorgunluğun değil, ruhun bakımını yaşamın kendisinden önce tutan bir tutarlılığın sonucu olarak okunabilir.

Sıfır noktası

Bir öğrenci Sokrates'in ölümünü okuduğunda, onu çoğu zaman bir aydınlığın karanlık bir kalabalık tarafından cezalandırılması olarak görür. Cahil ve önyargılı Atinalılar, kendilerine gerçeği söyleyen bir filozofu susturmak için onu öldürmüştür. Bu okumada Sokrates, düşünce özgürlüğünün ilk şehididir ve suçlamalar yalnızca bir bahanedir.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, oylama çok yakındı. Otuz oyun öbür tarafa geçmesi beraati sağlayacaktı; yargıçların büyük bir kısmı Sokrates'i suçsuz bulmuştu. Bir kalabalığın bir filozofu topluca linç etmesi değil, bölünmüş bir mahkemenin bir kararıydı bu. İkincisi, yargılanma, Atina'nın yakın zamanda yaşadığı bir iç savaşın ve bir zorbalığın gölgesinde gerçekleşti. Yargıçların bir kısmı, Otuzlar döneminde yakınlarını yitirmiş insanlardı ve Sokrates'in öğrencileri arasında bu zorbalığın önderleri vardı.

Bu yüzden Sokrates'in yargılanmasını anlamak, onu bir aydınlık ile karanlık arasındaki çatışma olarak değil, belirli bir siyasal ve dinsel bağlamda verilmiş, karmaşık nedenleri olan bir karar olarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Sokrates'in neden mahkûm edildiği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, dinsel görüştür. Buna göre suçlama, adının söylediği şeyi söyler. Atinalılar, kentin tanrılarına saygıyı kentin varlığının bir koşulu sayıyordu ve Sokrates'in tanrısal işaretinden söz etmesi, tanrılar hakkında sorular sorması ve gençleri geleneksel inançları sorgulamaya yöneltmesi, onlara gerçek bir tehlike gibi görünüyordu.

İkinci görüş, siyasal görüştür. Buna göre dinsel suçlama, siyasal bir kaygının bir örtüsüdür. Sokrates, Otuzlar'ın önderi Kritias'ın ve kenti Sparta'ya karşı savaşta zor durumda bırakan Alkibiades'in yakınıydı ve demokrasiyi eleştirdiği biliniyordu. Ama geçmişe dönük siyasal suçlamaları yasaklayan uzlaşma yüzünden, onu açıkça bu yüzden yargılamak mümkün değildi.

Üçüncü görüş, birleşik görüştür. Buna göre dinsel ve siyasal nedenler birbirinden ayrılamaz. Atina'da din ile kentin yaşamı iç içeydi; kentin tanrılarını tanımamak, kentin kendisine karşı olmak gibi görülebilirdi. Yargıçların bir kısmı dinsel, bir kısmı siyasal, bir kısmı ise yıllardır kafalarına yerleşmiş bir imge yüzünden oy vermiş olabilir.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, geçmişe dönük suçlamaları yasaklayan uzlaşmanın siyasal bir kaygıyı dinsel bir suçlamanın içine itmiş olabileceği gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Atina'da dinsizliğin ciddiye alındığını doğru görür, ama oyların bu kadar yakın çıkmasını ve sonraki tanıkların siyasal açıklamalarını açıklayamaz.

Argümanın yapısı

Bir mahkûmiyetin nedenlerini çözümlemek için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, resmî suçlamayı saptamaktır. Çözümleyen, sanığa yöneltilen suçlamanın metnini ve hangi yasaya dayandığını belirtir.

İkinci adım, suçlamanın arkasındaki olası nedenleri sıralamaktır. Çözümleyen, suçlamanın resmî gerekçesinin yanında, onu doğurmuş olabilecek dinsel, siyasal ve kişisel nedenleri sıralar.

Üçüncü adım, her nedenin kanıtını ve kaynağını tartmaktır. Çözümleyen, her nedenin hangi tanıkta, ne zaman ve hangi amaçla dile getirildiğini belirler.

Dördüncü adım, sanığın kendi tepkisinin anlamını sormaktır. Çözümleyen, sanığın suçlamaya nasıl cevap verdiğini, cezayı nasıl karşıladığını ve bu tepkinin onun kendi görüşleriyle nasıl bir ilişkisi olduğunu değerlendirir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Yargılanmayı ve ölümü ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Sokrates'in mahkûmiyeti tek bir nedene indirgenemez ve onun ölümü kabul edişi, ruhun bakımını yaşamın kendisinden önce tutan bir tutarlılığın sonucu olarak okunabilir. Kerem'in iki çömleği, yargıçların farklı nedenlerle oy vermiş olabileceğini gösterdi. Barış'ın af yasası, geçmişe dönük suçlamaların yasaklandığı bir ortamda bir kaygının başka bir suçlamanın içine yerleşebileceğini gösterdi. Tolga'nın Kritias'ı, siyasal kaygının yargılanma sırasında da dile getirildiğini gösterdi. Selin'in iki yarışı, Sokrates'in tutumunun iki açıklamasının birbirini dışlamadığını gösterdi. Lina'nın sözleşmesi, bir haksızlığa karşı çıkmanın yolunun bir başka haksızlık yapmak olmadığını gösterdi. Defne'nin zehir anlatısı, bir ölüm anlatısının bir düzenleme içerse bile bir çekirdek taşıyabileceğini gösterdi. Sokrates, hem dinsel hem siyasal bir bağlamda mahkûm edildi ve ölümü, kendi felsefesinin son sınamasıydı.

Açık kalan sorular

Barış'ın af yasası, Sokrates'in Savunma'da Kritias'ın adını hiç anmadığını fark etti. Bir sanığın kendisine yöneltilen suçlamanın gerçek nedenini adlandırmaması, bir sessizlik mi yoksa bir strateji midir?

Lina'nın sözleşmesi, bir haksızlığa karşı çıkmanın yolunun bir başka haksızlık yapmak olmadığını gösterdi. Bir yasa ağır bir haksızlık içerdiğinde de bu ilke geçerli midir, yoksa bir yasaya karşı gelmenin meşru olduğu durumlar var mıdır?

Defne'nin zehir anlatısı, bir ölüm anlatısının bir düzenleme içerebileceğini gösterdi. Bir yazar, hocasının ölümünü onurlu göstermek için ayrıntıları düzenlediğinde, okur bu anlatıya ne ölçüde güvenmelidir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSokrates'in ölümünü yalnızca bir aydınlık ile karanlık arasındaki çatışma saymak.
Doğrusu

Sokrates'i cahil bir kalabalık tarafından öldürülen bir şehit olarak görmek, oylamanın çok yakın çıktığını ve yargılanmanın bir iç savaşın ve bir zorbalığın gölgesinde gerçekleştiğini gözden kaçırır. Doğrusu, kararı karmaşık nedenleri olan bir karar olarak okumaktır.

Yaygın yanlışResmî suçlamayı bütünüyle bir bahane saymak.
Doğrusu

Dinsizlik suçlamasının yalnızca siyasal bir kaygının örtüsü olduğunu düşünmek, Atina'da dinin kentin yaşamıyla iç içe olduğunu ve dinsizliğin gerçekten ciddiye alındığını gözden kaçırır. Doğrusu, dinsel ve siyasal nedenleri birlikte değerlendirmektir.

Yaygın yanlışSokrates'in ölümü kabul edişini tek bir nedene bağlamak.
Doğrusu

Sokrates'in ölümü yalnızca bir ilke yüzünden ya da yalnızca yaşlılıktan kaçmak için kabul ettiğini düşünmek, Platon'un ve Ksenophon'un iki açıklamasının birbirini dışlamadığını gözden kaçırır. Doğrusu, iki açıklamayı birlikte tartmaktır.

Yaygın yanlışÖlüm sahnesini bir kayıt saymak.
Doğrusu

Phaidon'daki ölüm sahnesini bir tanığın gözüyle yazılmış bir kayıt olarak okumak, Platon'un orada bulunmadığını ve anlatının bir düzenleme içerebileceğini gözden kaçırır. Doğrusu, sahnenin öteki tanıklarla örtüşen çekirdeğini onun ayrıntılarından ayırmaktır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Sokrates'in mahkûmiyeti tek bir nedene indirgenemez; resmî suçlama dinseldir, ama onu ağırlaştıran, Sokrates'in Otuzlar'ın önderleriyle ilişkilendirilmesidir ve geçmişe dönük siyasal suçlamaları yasaklayan uzlaşma, bu kaygının dinsel bir suçlamanın içine yerleşmesine zemin hazırlamış olabilir.

Platon'un Savunma'sı oyların otuz farkla Sokrates'in aleyhine çıktığını ve Sokrates'in ölümden kaçmanın değil kötülükten kaçmanın zor olduğunu söylediğini aktardı, Aiskhines yarım yüzyıl sonra Atinalıların Sokrates'i Kritias'ı yetiştirdiği için öldürdüğünü söyledi, Phaidon ise Sokrates'in zehri sakin bir biçimde içişini ve son sözlerini anlattı.

Bir mahkûmiyetin nedenleri dört adımla çözümlenir: resmî suçlamayı saptamak, arkasındaki olası nedenleri sıralamak, her nedenin kanıtını ve kaynağını tartmak ve sanığın kendi tepkisinin anlamını sormak.

Dinsellik, geç kaynak ve kibir itirazları, yargıçların farklı nedenlerle oy vermiş olabileceğini, Ksenophon'un çürütmeye çalıştığı bir suçlamanın ilgiye aykırı bir tanıklığın ağırlığını taşıdığını ve Sokrates'in tutumunun iki açıklamasının birbirini dışlamadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Sokrates hem dinsel hem siyasal bir bağlamda mahkûm edildi ve ölümü kabul edişi, bir kibrin ya da bir yorgunluğun değil, ruhun bakımını yaşamın kendisinden önce tutan bir tutarlılığın sonucu olarak okunabilir; onun ölümü, kendi felsefesinin son sınamasıydı.

Sonraki derse köprü

Sokrates öldükten sonra, onun en genç öğrencilerinden biri, Platon, hocasını unutturmamak için yazmaya başladı. Ama Platon bir inceleme, bir anı ya da bir öğreti kitabı yazmadı. Kendisinin hiç konuşmadığı, başka insanların, çoğu zaman da Sokrates'in konuştuğu diyaloglar yazdı. Kerem, serginin Platon bölümüne bir tiyatro sahnesi koymayı, ama yazarın oturacağı sandalyeyi boş bırakmayı düşünüyor.

Selin, Platon'un Phaidros'unda Sokrates'in yazılı sözün kendisine soru sorulduğunda cevap veremediğini ve hep aynı şeyi söylediğini anlattığını hatırlıyor. Tolga, bir diyalogdaki bir karakterin söylediklerini yazarın görüşü saymanın ne zaman doğru, ne zaman yanlış olduğunu soruyor. Lina ise bir felsefecinin düşüncelerini neden bir oyun gibi yazdığını, bu biçimin okurdan ne istediğini merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Diyalog biçimi dersi, Platon'un düşüncelerini neden bir inceleme olarak değil, kendisinin hiç konuşmadığı diyaloglar olarak yazdığını, bu biçimin okurdan ne istediğini ve bir diyalogdaki bir karakterin sözünü yazarın görüşü saymanın ne zaman yanlış olduğunu soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.