İçeriğe geç

P03-D02-M04-04·Sokrates problemi

Tarihsel Sokrates

temel3.430 kelime≈ 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Tarihsel Sokrates hakkında güvenle söylenebilecekler azdır ama boş değildir; çoklu bağımsız tanıklık ve ilgiye aykırı tanıklık ölçütleri, bir biyografik çekirdeği, bir yöntem çekirdeğini ve olası bir öğreti çekirdeğini ayırmamıza izin verir.

Aristoteles'in iki kısa tanıklığı Sokrates'in soru sorup cevap vermediğini ve erdemleri bir tür bilgi saydığını söyledi, Diogenes Laertios'un geç derlemesi onun yaşamının ayrıntılarını ve suçlama metnini aktardı ama güvenilir tanıklıklarla söylentileri ayırmadı, Dorion ise Sokrates probleminin çözülemez olduğunu ve her yazarın kendi Sokrates'ini incelemek gerektiğini savundu.

Bir tarihsel portre dört adımla kurulur: bütün tanıklıkları listelemek, çoklu bağımsız tanıklığı aramak, ilgiye aykırı ayrıntıyı tartmak ve her bilgiye bir güven derecesi vermek.

Çözülemezlik, ortak önyargı ve incelik itirazları, ölçütçü yaklaşımın bir tanığa genel bir öncelik vermeden her bilgiyi ayrı tarttığını, Aristophanes'in ve Aristoteles'in Platon'un yankısı olmadığını ve kısa bir sütunun bir kişi hakkında çok şey söyleyebildiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden tarihsel Sokrates bir öğretiler sistemi değil, bir yöntem, bir tutum ve bir ölümle tanımlanan biridir ve bu ince portre, felsefi bakımdan boş değildir.

Açılış sahnesi

Kerem, serginin Sokrates problemi bölümünün ortasına uzun bir masa koyuyor. Masanın üzerine dört tanığın kartlarını dizecekti: Platon, Ksenophon, Aristophanes ve Aristoteles. Her kartın altına, o tanığın Sokrates hakkında söylediği en önemli şeyleri yazacaktı. Ama masanın asıl işi başka olacaktı. Kerem, masanın ortasına üç sütunlu bir tabela koymayı düşünüyor: "güvenle söylenebilir", "olası", "bilinmiyor". Ziyaretçiler, her bir bilgiyi bu sütunlardan birine yerleştirecekti. Kerem, tabelayı hazırlarken bir şeyi fark ediyor. Birinci sütun, ikinci ve üçüncü sütunlardan çok daha kısa olacaktı. Peki o kısa sütunda kalan Sokrates, bir felsefeci olarak hâlâ ilginç miydi?

Selin, tarihçilerin bir olayı birbirinden bağımsız birden çok kaynak anlattığında ona daha çok güvendiğini okumuş. Tolga, bir tanığın kendi amacına aykırı düşen bir ayrıntıyı anlatmasının onu daha güvenilir kılıp kılmadığını soruyor. Lina, dört tanığın hepsini bir araya getirdiğimizde ortada kalan Sokrates'in çok az şey söyleyen, belki de sıradan bir adam olup olmayacağını merak ediyor. Barış, bir mahkemede kanıtların bir suçu şüpheye yer bırakmayacak biçimde göstermesi gerektiğini, ama bir tarihçinin böyle bir eşiği olup olmadığını düşünüyor. Defne ise bir tanının bazen kesin, bazen olası, bazen de yalnızca düşünülmesi gereken bir olasılık olarak kaydedildiğini anlatıyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Sofistler ve Sokrates kursunda, Platon'un, Ksenophon'un, Aristophanes'in ve Aristoteles'in tanıklıklarını bir araya getirdiğimizde Sokrates hakkında neyi güvenle söyleyebileceğimizi, hangi ölçütlerin bir tanıklığı ötekinden daha ağır kıldığını ve bu ölçütlerin bize ne kadar uzağa gitme izni verdiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Aristophanes dersi, Bulutlar'ın Sokrates'in düşünceleri hakkında değil, onun kamusal görünüşü hakkında değerli bir tanıklık olduğunu ve düşman bir tanığın bile doğruladığı özelliklerin ağırlık taşıdığını inceledi. O dersin sonunda, dört tanığın hepsinin önümüzde olduğu ve onları bir araya getirmenin zamanının geldiği görüldü. Akademinin önceki derslerinde Sokrates problemi, gelişimci ve tekçi okuma, karşıt tanık sorunu ve doksografi kavramı tanıtılmıştı. Bu ders, bu tanıklıkları birlikte tartmanın ölçütlerini kuruyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Aristoteles, iki kısa tanıklıkta Sokrates'in soru sorup cevap vermediğini ve erdemlerin hepsini bir tür bilgi saydığını söyler. Diogenes Laertios, Sokrates'in ölümünden altı yüzyıl kadar sonra, onun yaşamını eski kaynaklardan derleyerek anlatır. Louis-André Dorion ise Sokrates probleminin çözülemez olduğunu ve onu çözmeye çalışmak yerine Sokratik edebiyatı kendi başına incelemek gerektiğini savunur.

Ardından üç itirazı tartacağız: Sokrates probleminin çözülemez olduğu, ölçütlerin bütün tanıkların ortak önyargısını gideremeyeceği ve ölçütlerden geriye kalan Sokrates'in felsefe için fazla ince olduğu itirazları.

Sonda, bir tarihsel portre kurmanın dört adımını göstereceğiz: bütün tanıklıkları listelemek, çoklu bağımsız tanıklığı aramak, ilgiye aykırı ayrıntıyı tartmak ve her bilgiye bir güven derecesi vermek.

Merkez soru

Sorumuz şu: Dört tanığın tanıklıklarını bir araya getirdiğimizde, tarihsel Sokrates hakkında neyi güvenle söyleyebiliriz ve hangi ölçütler bu güveni sağlar?

Ölçülü iddiam şu: Tarihsel Sokrates hakkında güvenle söylenebilecekler azdır ama boş değildir; iki ölçüt, çoklu bağımsız tanıklık ve ilgiye aykırı tanıklık, bir biyografik çekirdeği, bir yöntem çekirdeğini ve olası bir öğreti çekirdeğini ayırmamıza izin verir. Biyografik çekirdek şudur: Sokrates Atinalıydı, yoksuldu, yalınayak dolaşırdı, birkaç savaşta asker olarak bulundu, Arginusai savaşından sonra komutanların toplu yargılanmasına karşı çıktı ve 399'da dinsizlik ve gençleri baştan çıkarma suçlamalarıyla yargılanıp öldürüldü. Bu bilgilerin çoğu, birbirinden bağımsız ya da birbirine karşıt birden çok tanıkta geçer. Yöntem çekirdeği şudur: Sokrates insanlarla konuşarak sorular sorardı, ahlaki kavramların ne olduğunu sorardı ve bilmediğini söylerdi. Bu, Platon'da, Ksenophon'da ve Aristoteles'te ortaktır; Aristophanes de onu sözle uğraşan bir adam olarak tanır. Olası öğreti çekirdeği ise şudur: Sokrates erdemin bir tür bilgi olduğunu düşünüyordu. Bunu Platon'un erken diyalogları, Ksenophon'un Anılar'ı ve Aristoteles'in Nikomakhos'a Etik'i birlikte söyler. Buna karşılık idealar kuramı, ruhun ölümsüzlüğünün kanıtları ve ruhun üç parçası, bu ölçütlerden geçmez. Bu yüzden tarihsel Sokrates, bir öğretiler sistemi değil, bir yöntem, bir tutum ve bir ölümle tanımlanan biridir. Bu ince bir portredir, ama felsefi bakımdan boş değildir.

Sıfır noktası

Bir öğrenci Sokrates problemiyle karşılaştığında, onu çoğu zaman iki uçtan birine yaslanarak çözmeye çalışır. Ya Platon'un diyaloglarındaki Sokrates'in tarihsel Sokrates olduğunu kabul eder ve bütün diyalogları onun felsefesi olarak okur. Ya da tanıkların hepsinin edebi eserler yazdığını söyleyip tarihsel Sokrates hakkında hiçbir şey bilinemeyeceği sonucuna varır. Bu okumada, ya her şeyi bilir ya hiçbir şeyi bilemeyiz.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, tarihçiler başka alanlarda da birbirinden farklı tanıklıklarla çalışır ve her şeyi ya da hiçbir şeyi bilmek yerine, bilgileri farklı güven dereceleriyle sınıflandırır. Bir savaşın tarihini yazan biri, her bir ayrıntıya aynı güveni duymaz. İkincisi, Sokrates'in tanıkları birbirine tamamen bağımlı değildir. Aristophanes, Platon'dan önce yazmıştır ve Sokrates'e hayran değildir; Ksenophon'un Platon'u ne ölçüde okuduğu tartışmalıdır; Aristoteles ise bazı noktalarda Platon'la açıkça çelişir.

Bu yüzden tarihsel Sokrates'i aramak, ya hep ya hiç biçiminde değil, ölçütlere dayanan bir derecelendirme olarak yapılmalıdır.

Görüşler ve pozisyonlar

Tarihsel Sokrates'in ne ölçüde bilinebileceği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, iyimser görüştür. Buna göre Platon'un erken diyalogları, tarihsel Sokrates'in felsefesini büyük ölçüde doğru yansıtır. Aristoteles'in tanıklığı ve diyalogların sıralaması, erken diyalogları güvenilir bir kaynak olarak ayırmaya yeter. Tarihsel Sokrates'in bir felsefesi vardır ve o felsefe bilinebilir.

İkinci görüş, kuşkucu görüştür. Buna göre Sokrates hakkındaki bütün tanıklıklar edebi eserlerdir ve hiçbirinin tarihsel bir kayıt olma amacı yoktur. Louis-André Dorion'un savunduğu gibi, Sokrates problemi çözülemez ve onu çözmeye çalışmak yerine, her yazarın kendi Sokrates'ini kendi başına incelemek gerekir.

Üçüncü görüş, ölçütçü görüştür. Buna göre tarihsel Sokrates hakkında her şey ya da hiçbir şey bilinmez; bilgiler, belirli ölçütlere göre farklı güven dereceleriyle sınıflandırılabilir. Çoklu bağımsız tanıklık ve ilgiye aykırı tanıklık gibi ölçütler, ince ama sağlam bir çekirdek verir.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, tanıklıkların hepsinin edebi eserler olduğu gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Platon'un erken diyaloglarının da edebi eserler olduğunu ve Platon'un onlarda neyi seçeceğine kendisinin karar verdiğini gözden kaçırır.

Argümanın yapısı

Bir tarihsel portre kurmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, bütün tanıklıkları listelemektir. Kuran, her tanığın ne zaman yazdığını, anlattığı kişiyle ilişkisini ve yazdığı metnin türünü belirtir.

İkinci adım, çoklu bağımsız tanıklığı aramaktır. Kuran, hangi bilgilerin birbirinden bağımsız ya da birbirine karşıt birden çok tanıkta geçtiğini belirler.

Üçüncü adım, ilgiye aykırı ayrıntıyı tartmaktır. Kuran, bir tanığın kendi amacına aykırı düşen, onun gizlemek isteyebileceği ama yine de anlattığı ayrıntıları belirler ve onlara ayrı bir ağırlık verir.

Dördüncü adım, her bilgiye bir güven derecesi vermektir. Kuran, bilgileri güvenle söylenebilir, olası ve bilinmeyen olarak sınıflandırır ve ölçütlerin izin verdiği yerin ötesine geçmez.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Tarihsel Sokrates'i ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Tarihsel Sokrates hakkında güvenle söylenebilecekler azdır ama boş değildir. Kerem'in üç sütunu, kısa bir birinci sütunda bir yöntemin, bir yaşam biçiminin ve bir ölümün bulunduğunu gösterdi. Barış'ın şüphe eşiği, tarihçinin bir mahkemeden farklı olarak olası bilgileri de kaydedebildiğini gösterdi. Tolga'nın üç tanığı, bir görüşün kendisinin ve onun gerekçelerinin farklı güven dereceleri taşıyabildiğini gösterdi. Selin'in Arginusai yargılaması, bazı bilgilerin Sokratik söylev türünün dışında da geçtiğini gösterdi. Lina'nın büyükannesi, kısa bir sütunun bir kişi hakkında çok şey söyleyebildiğini gösterdi. Defne'nin tanı kayıtları, güven derecelerini açıkça yazmanın okura neye ne kadar güveneceğini söylediğini gösterdi. Tarihsel Sokrates, bir öğretiler sistemi değil, bir yöntem, bir tutum ve bir ölümle tanımlanan biridir.

Açık kalan sorular

Tolga'nın üç tanığı, bir görüşün kendisinin ve onun gerekçelerinin farklı güven dereceleri taşıyabildiğini gösterdi. Bir felsefecinin bir görüşünü onun gerekçelerini bilmeden bildiğimizi söyleyebilir miyiz?

Barış'ın şüphe eşiği, tarihin olası bilgileri kaydedebildiğini gösterdi. Olası bilgiler yıllar boyunca tekrarlandıkça, okurların gözünde güvenle söylenebilir bilgilere dönüşmemesi için ne yapılabilir?

Dorion'un itirazı, her ölçütün bir varsayıma dayandığını hatırlattı. Çoklu bağımsız tanıklık ölçütünün kendisi de bir varsayım mıdır, yoksa her tarihsel araştırmanın kaçınılmaz bir başlangıç noktası mı?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışYa hep ya hiç düşünmek.
Doğrusu

Tarihsel Sokrates hakkında ya her şeyin bilinebileceğini ya da hiçbir şeyin bilinemeyeceğini düşünmek, bilgilerin farklı güven dereceleriyle sınıflandırılabileceğini gözden kaçırır. Doğrusu, her bilgiyi ölçütlere göre ayrı ayrı tartmaktır.

Yaygın yanlışTanık sayısını bağımsızlıkla karıştırmak.
Doğrusu

Bir bilginin üç tanıkta geçtiği için üç kez doğrulandığını düşünmek, tanıkların birbirini okumuş ya da aynı kaynaktan beslenmiş olabileceğini gözden kaçırır. Doğrusu, tanıkların birbirinden ne ölçüde bağımsız olduğunu ayrıca sormaktır.

Yaygın yanlışGeç derlemeleri eski tanıklarla aynı ağırlıkta saymak.
Doğrusu

Diogenes Laertios'un anlattıklarını Platon'un ya da Ksenophon'un tanıklıklarıyla aynı düzeyde değerlendirmek, onun yüzyıllar sonra yazdığını ve güvenilir tanıklıklarla söylentileri ayırmadan derlediğini gözden kaçırır. Doğrusu, geç derlemeleri ancak eski tanıklarla örtüştükleri yerlerde ağırlıklı saymaktır.

Yaygın yanlışAsgari Sokrates'i değersiz saymak.
Doğrusu

Ölçütlerden geçen Sokrates'in ince olduğu için felsefe için önemsiz olduğunu düşünmek, onun yönteminin ve erdemi bilgiyle ilişkilendiren görüşünün sonraki felsefe tarihinin büyük bir kısmının başlangıç noktası olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, bir felsefecinin önemini bir sistemin genişliğiyle değil, açtığı soruların derinliğiyle ölçmektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Tarihsel Sokrates hakkında güvenle söylenebilecekler azdır ama boş değildir; çoklu bağımsız tanıklık ve ilgiye aykırı tanıklık ölçütleri, bir biyografik çekirdeği, bir yöntem çekirdeğini ve olası bir öğreti çekirdeğini ayırmamıza izin verir.

Aristoteles'in iki kısa tanıklığı Sokrates'in soru sorup cevap vermediğini ve erdemleri bir tür bilgi saydığını söyledi, Diogenes Laertios'un geç derlemesi onun yaşamının ayrıntılarını ve suçlama metnini aktardı ama güvenilir tanıklıklarla söylentileri ayırmadı, Dorion ise Sokrates probleminin çözülemez olduğunu ve her yazarın kendi Sokrates'ini incelemek gerektiğini savundu.

Bir tarihsel portre dört adımla kurulur: bütün tanıklıkları listelemek, çoklu bağımsız tanıklığı aramak, ilgiye aykırı ayrıntıyı tartmak ve her bilgiye bir güven derecesi vermek.

Çözülemezlik, ortak önyargı ve incelik itirazları, ölçütçü yaklaşımın bir tanığa genel bir öncelik vermeden her bilgiyi ayrı tarttığını, Aristophanes'in ve Aristoteles'in Platon'un yankısı olmadığını ve kısa bir sütunun bir kişi hakkında çok şey söyleyebildiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden tarihsel Sokrates bir öğretiler sistemi değil, bir yöntem, bir tutum ve bir ölümle tanımlanan biridir ve bu ince portre, felsefi bakımdan boş değildir.

Sonraki derse köprü

Asgari Sokrates'in birinci sütununda en sağlam duran bilgi, onun ölümüdür. Sokrates, MÖ 399'da, yetmiş yaşını geçmişken, kentin tanrılarını tanımamak, yeni tanrısal varlıklar getirmek ve gençleri baştan çıkarmakla suçlanıp yargılandı, suçlu bulundu ve baldıran zehri içerek öldü. Kerem, serginin bu bölümünün son panosunu bir mahkeme salonu olarak tasarlamayı düşünüyor.

Selin, Sokrates'in yargılanmasının, Atina'da Otuzlar yönetiminin devrilmesinden ve geçmişe dönük suçlamaları yasaklayan bir af ilan edilmesinden yalnızca birkaç yıl sonra gerçekleştiğini okumuş. Tolga, suçlamaların gerçekten dinsel mi olduğunu, yoksa Sokrates'in Kritias ve Alkibiades gibi öğrencileri yüzünden siyasal bir hesaplaşmanın parçası mı olduğunu soruyor. Lina ise Sokrates'in kaçma olanağı varken neden ölümü kabul ettiğini merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Yargılanma ve ölüm dersi, Sokrates'in neden yargılandığını, ona yöneltilen suçlamaların dinsel mi yoksa siyasal mı olduğunu ve Sokrates'in kaçma olanağı varken ölümü neden kabul ettiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.