Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Ksenophon'un Sokrates'i, Platon'unkinden ne daha doğru ne daha yanlıştır; Ksenophon dindarlık, gündelik davranış ve pratik öğütler konusunda, Platon ise sorgulama yöntemi ve kavramsal sorular konusunda daha ayrıntılıdır ve ikisinin örtüştüğü çekirdek en güvenilir bilgimizdir.
Ksenophon'un Anılar'ı Sokrates'i dinsizlik suçlamasına karşı kentin sunaklarında kurban sunan ve tanrısal işaretini bir kâhinlik gibi anlatan biri olarak savundu ve onun kendine hâkimiyeti erdemin temeli saydığını ve şeylerin ne olduğunu araştırmaktan vazgeçmediğini anlattı; Ksenophon'un Savunma'sı ise Sokrates'in mahkemedeki büyük konuşmasını onun ölümü yaşlılığa yeğlemesiyle açıkladı.
Aynı kişiyi anlatan iki tanık dört adımla karşılaştırılır: ortak çekirdeği belirlemek, ayrıldıkları yerleri sıralamak, her ayrılığı tanığın amacı ve ilgileriyle açıklamak ve hangi tanığın hangi konuda güvenilir olduğunu belirlemek.
Yetersizlik, yokluk ve savunuculuk itirazları, Ksenophon'un kendi yanlışlarını bile olduğu gibi anlatabildiğini, bir olayda bulunmamanın başka konulardaki tanıklığı geçersiz kılmadığını ve aynı ayrıntının iki savunucuda farklı amaçlara hizmet etmesinin onu bir icat olmaktan uzaklaştırdığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Ksenophon'un sıradanlığı onu ne daha güvenilir ne daha az güvenilir yapar; yalnızca onun hangi konularda dinlenmesi gerektiğini belirler ve iki öğrencinin farklılıkları, Sokrates'in farklı insanlara farklı yüzler gösterebilen biri olduğunu düşündürür.
Açılış sahnesi
Kerem, portre duvarının karşısına ikinci bir duvar kuruyor. Bu duvara, Ksenophon'un anlattığı Sokrates'i asacaktı. Bu Sokrates, idealar kuramından ya da ruhun ölümsüzlüğünden söz etmiyordu. Bir arkadaşına evini nasıl yöneteceğini, bir başkasına kardeşiyle nasıl barışacağını, bir gence yemekte ve içkide nasıl ölçülü olacağını anlatıyordu. Tanrılara düzenli olarak kurban sunuyor, kâhinlere danışıyor, arkadaşlarına da danışmalarını öğütlüyordu. Kerem, iki duvarın arasında duruyor ve bir şeyi fark ediyor. Platon'un duvarındaki Sokrates, onu düşündürüyordu. Ksenophon'un duvarındaki Sokrates ise ona güven veriyordu. Ama hangisi daha gerçekti? Düşündüren mi, güven veren mi?
Selin, Ksenophon'un Anılar adlı eserine Sokrates'e yöneltilen suçlamaları tek tek çürütmeye çalışarak başladığını okumuş. Tolga, Bertrand Russell'ın Ksenophon hakkında, aptal bir adamın akıllı bir adamın söylediklerini aktarmasının hiçbir zaman doğru olmadığı yolunda sert bir söz söylediğini hatırlıyor. Lina, Ksenophon'un Sokrates'in yargılandığı sırada Atina'da değil, uzak bir seferde olduğunu duymuş. Barış, bir mahkemede iki tanığın aynı olayı farklı anlattığında yargıcın ikisini birden nasıl tarttığını düşünüyor. Defne ise aynı hastayı muayene eden iki hekimin bazen birbirinden çok farklı notlar yazdığını anlatıyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Sofistler ve Sokrates kursunda, Ksenophon'un Sokrates'inin Platon'unkinden nasıl ayrıldığını, onun daha pratik ve daha sıradan portresinin tarihsel Sokrates'e daha mı yakın olduğunu ve iki tanığın farklılıklarının Sokrates hakkında neyi gösterdiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Platon dersi, Platon'un Sokrates'inin ne tarihsel Sokrates'in bir kaydı ne de tamamen Platon'un yarattığı bir figür olduğunu ve erken diyaloglardaki portrenin bağımsız tanıklarla en çok örtüşen portre olduğunu inceledi. O dersin sonunda, Platon'un tek tanık olmadığı ve Ksenophon'un çok farklı bir portre çizdiği hatırlatıldı. Akademinin önceki derslerinde Sokrates problemi, Sokratik söylev türü ve Ksenophon'un Sokrates ile Antiphon arasındaki ücret tartışmasını aktarışı tanıtılmıştı. Bu ders, Ksenophon'u Sokrates'in ikinci büyük tanığı olarak tartıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Ksenophon'un Anılar'ının ilk bölümü, Sokrates'in tanrılara saygısızlıkla ve yeni tanrısal varlıklar getirmekle suçlanmasını çürütmeye çalışır. Anılar'ın dördüncü kitabında Ksenophon, Sokrates'in kendine hâkimiyeti erdemin temeli saydığını ve arkadaşlarıyla şeylerin ne olduğunu araştırdığını anlatır. Ksenophon'un Sokrates'in Savunması ise Sokrates'in mahkemedeki büyük konuşmasının nedenini, onun ölümü yaşlılığa yeğlemesiyle açıklar.
Ardından üç itirazı tartacağız: Ksenophon'un felsefi bakımdan yetersiz bir tanık olduğu, onun yargılanma sırasında Atina'da bulunmadığı ve iki tanığın da birer savunucu olduğu için birbirini doğrulayamayacağı itirazları.
Sonda, aynı kişiyi anlatan iki tanığı karşılaştırmanın dört adımını göstereceğiz: iki tanığın ortak çekirdeğini belirlemek, ayrıldıkları yerleri sıralamak, her ayrılığı tanığın amacı ve ilgileriyle açıklamaya çalışmak ve hangi tanığın hangi konuda daha güvenilir olduğunu belirlemek.
Merkez soru
Sorumuz şu: Ksenophon'un Sokrates'i Platon'unkinden nasıl ayrılır ve bu daha pratik, daha sıradan portre tarihsel Sokrates'e daha mı yakındır?
Ölçülü iddiam şu: Ksenophon'un Sokrates'i, Platon'unkinden ne daha doğru ne daha yanlıştır; iki portre farklı konularda farklı ölçülerde güvenilirdir ve ikisinin örtüştüğü çekirdek, tarihsel Sokrates hakkında en güvenilir bilgimizi verir. Ksenophon'un portresi, Sokrates'in dindarlığı, gündelik davranışı, kendine hâkimiyeti ve arkadaşlarına verdiği pratik öğütler konusunda daha ayrıntılıdır. Ksenophon bir felsefeci olmaktan çok bir asker, bir tarihçi ve bir toprak sahibidir ve Sokrates'in bu yönlerine ilgi duyar. Platon'un portresi ise Sokrates'in sorgulama yöntemi, ironisi ve kavramsal sorular konusunda daha ayrıntılıdır. İki tanık birkaç noktada örtüşür. Sokrates, "dindarlık nedir, adalet nedir, cesaret nedir" gibi sorular sormuştur. Bir iç sesten, bir tanrısal işaretten söz etmiştir. Mahkemede yargıçları kızdıracak kadar gururlu konuşmuş ve ölümü sakin karşılamıştır. Ayrıldıkları yerler ise çoğu zaman tanıkların amaçlarıyla açıklanabilir. Ksenophon, Sokrates'i suçlamalardan aklamak için onu olabildiğince dindar ve yararlı bir yurttaş olarak gösterir. Platon ise onu bir felsefe yolunun kurucusu olarak gösterir. Bu yüzden Ksenophon'un sıradanlığı, onu ne daha güvenilir ne daha az güvenilir yapar; yalnızca onun hangi konularda dinlenmesi gerektiğini belirler.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Ksenophon'un Sokrates'ini okuduğunda, onu çoğu zaman Platon'unkinin soluk bir kopyası olarak görür. Ksenophon'un Sokrates'i, ev yönetimi, beslenme ve dostluk üzerine sağduyulu öğütler veren, ama hiçbir şaşırtıcı fikir ortaya koymayan biridir. Bu okumada Ksenophon, Sokrates'in derinliğini kavrayamamış bir öğrencidir ve onun portresi, tarihsel Sokrates'i anlamak için bir değer taşımaz.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, bir portrenin sıradanlığı onun yanlış olduğunu göstermez. Bir felsefecinin gündelik yaşamı, çoğu zaman onun kuramlarından daha sıradandır ve Ksenophon bu gündelik yaşamı görmüş biridir. İkincisi, Ksenophon'un Sokrates'i de Platon'unki gibi "bir şeyin ne olduğu" sorusunu sorar. Ksenophon, Sokrates'in arkadaşlarıyla şeylerin ne olduğunu araştırmaktan hiç vazgeçmediğini yazar. İki tanığın bu noktada örtüşmesi, sıradan portrenin de felsefi bir çekirdek taşıdığını gösterir.
Bu yüzden Ksenophon'u anlamak, onu Platon'un soluk bir kopyası olarak değil, kendi amaçları ve ilgileri olan bağımsız bir tanık olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Ksenophon'un Sokrates hakkında bir tanık olarak değeri konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, güvenilir tanık görüşüdür. Buna göre Ksenophon, felsefi bir kuram kurmaya çalışmadığı için Sokrates'e kendi görüşlerini yüklemez ve onun portresi, Platon'unkinden daha az çarpıtılmıştır. Sıradan bir tanık, gördüğünü olduğu gibi anlatır.
İkinci görüş, yetersiz tanık görüşüdür. Buna göre Ksenophon, Sokrates'in felsefesini kavrayacak düzeyde bir düşünür değildi ve onun söylediklerini kendi anlayabileceği biçime çevirmiştir. Bertrand Russell'ın Batı Felsefesi Tarihi'nde söylediği gibi, aptal bir adamın akıllı bir adamın söylediklerini aktarması hiçbir zaman doğru olmaz, çünkü duyduğunu farkında olmadan anlayabileceği bir şeye çevirir.
Üçüncü görüş, edebi tanık görüşüdür. Buna göre Ksenophon da Platon gibi Sokratik söylev türünde yazmıştır ve onun portresi de bir kayıt değil, kendi amaçlarına göre biçimlenmiş bir eserdir. Ksenophon'un Sokrates'i, Ksenophon'un kendi değerlerini, ev yönetimini, askerlik disiplinini ve dindarlığı taşır.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, Ksenophon'un Sokrates'in felsefi yönlerini Platon kadar ayrıntılı aktarmadığı gözlemini kabul eder. Birinci görüş, sıradanlığın bir tanıklığı doğru kılmadığını, yalnızca onun başka türden bir çarpıtma taşıyabileceğini gözden kaçırır.
Argümanın yapısı
Aynı kişiyi anlatan iki tanığı karşılaştırmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, iki tanığın ortak çekirdeğini belirlemektir. Karşılaştıran, iki tanığın da birbirinden bağımsız olarak anlattığı olayları ve özellikleri sıralar.
İkinci adım, ayrıldıkları yerleri sıralamaktır. Karşılaştıran, iki tanığın birbiriyle çeliştiği ya da birinin anlattığı bir şeyi ötekinin hiç anmadığı yerleri belirler.
Üçüncü adım, her ayrılığı tanığın amacı ve ilgileriyle açıklamaya çalışmaktır. Karşılaştıran, tanığın neyi göstermek istediğini, neye ilgi duyduğunu ve neyi bilebilecek konumda olduğunu sorar.
Dördüncü adım, hangi tanığın hangi konuda daha güvenilir olduğunu belirlemektir. Karşılaştıran, tanıkları bütünüyle güvenilir ya da güvenilmez saymak yerine, her birinin hangi konularda dinlenmesi gerektiğini belirler.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Ksenophon'u ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Ksenophon'un Sokrates'i, Platon'unkinden ne daha doğru ne daha yanlıştır; iki portre farklı konularda farklı ölçülerde güvenilirdir. Kerem'in iki duvarı, iki tanığın örtüştüğü dar çekirdeğin en sağlam bilgi olduğunu gösterdi. Barış'ın iki tanığı, bir yargıcın iki tanıktan birini seçmek zorunda olmadığını gösterdi. Tolga'nın Delfoi sorusu, Ksenophon'un kendi yanlışlarını bile olduğu gibi anlatabildiğini gösterdi. Selin'in iki iç sesi, aynı ayrıntının iki tanıkta farklı amaçlara hizmet edecek biçimde anlatılabildiğini gösterdi. Lina'nın ölçülü sofrası, iki portrenin bazı noktalarda birbirini tamamladığını gösterdi. Defne'nin iki konsültasyon notu, iki tanıklığın iki farklı açıdan alınmış iki görüntü olarak okunabileceğini gösterdi. Ksenophon'un sıradanlığı, onu ne daha güvenilir ne daha az güvenilir yapar; yalnızca onun hangi konularda dinlenmesi gerektiğini belirler.
Açık kalan sorular
Tolga'nın Delfoi sorusu, Ksenophon'un kendi yanlışlarını olduğu gibi anlatabildiğini gösterdi. Bir tanığın kendini kötü gösteren bir ayrıntıyı anlatması, onun güvenilirliğinin bir işareti midir, yoksa bu da bir anlatı stratejisi olabilir mi?
Selin'in iki iç sesi, daimonion'un iki tanıkta farklı anlatıldığını gösterdi. Bir tanrısal işaret iddiası, bir felsefeci için bir akıl yürütmenin parçası mıdır, yoksa onun dışında mı durur?
Defne'nin iki konsültasyon notu, iki tanıklığın birbirini tamamlayabileceğini gösterdi. İki tanık birbiriyle çeliştiğinde, onları tamamlayıcı saymak ile birini yanlış saymak arasında nasıl karar verilir?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKsenophon'u Platon'un soluk bir kopyası saymak.
Ksenophon'un Sokrates'ini yalnızca Platon'unkinin basitleştirilmiş bir biçimi olarak görmek, onun Platon'dan bağımsız olarak yazdığını ve Sokrates'in gündelik yaşamı ve dindarlığı hakkında Platon'un aktarmadığı ayrıntılar verdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, Ksenophon'u kendi amaçları olan bağımsız bir tanık olarak okumaktır.
Yaygın yanlışSıradan bir portreyi daha doğru saymak.
Ksenophon'un Sokrates'inin daha sıradan olduğu için tarihsel Sokrates'e daha yakın olduğunu düşünmek, sıradanlığın da bir çarpıtma olabileceğini ve Ksenophon'un Sokrates'i kendi değerlerine göre biçimlendirdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, her portrenin hangi konuda güvenilir olduğunu ayrı ayrı sormaktır.
Yaygın yanlışİki tanıktan birini seçmeye çalışmak.
Platon ile Ksenophon arasında hangisinin doğru olduğuna karar vermeye çalışmak, iki tanığın farklı konularda farklı ölçülerde güvenilir olabileceğini ve en sağlam bilginin onların örtüştüğü yerlerde bulunduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, iki tanığı karşılaştırıp ortak çekirdeği ve ayrılıkları birlikte değerlendirmektir.
Yaygın yanlışDaimonion'u iki tanıkta aynı şey saymak.
Sokrates'in tanrısal işaretinin iki tanıkta aynı biçimde anlatıldığını düşünmek, Platon'da onun yalnızca alıkoyduğunu, Ksenophon'da ise olumlu öğütler de verdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, bu farkı tanıkların amaçlarıyla birlikte değerlendirmektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Ksenophon'un Sokrates'i, Platon'unkinden ne daha doğru ne daha yanlıştır; Ksenophon dindarlık, gündelik davranış ve pratik öğütler konusunda, Platon ise sorgulama yöntemi ve kavramsal sorular konusunda daha ayrıntılıdır ve ikisinin örtüştüğü çekirdek en güvenilir bilgimizdir.
Ksenophon'un Anılar'ı Sokrates'i dinsizlik suçlamasına karşı kentin sunaklarında kurban sunan ve tanrısal işaretini bir kâhinlik gibi anlatan biri olarak savundu ve onun kendine hâkimiyeti erdemin temeli saydığını ve şeylerin ne olduğunu araştırmaktan vazgeçmediğini anlattı; Ksenophon'un Savunma'sı ise Sokrates'in mahkemedeki büyük konuşmasını onun ölümü yaşlılığa yeğlemesiyle açıkladı.
Aynı kişiyi anlatan iki tanık dört adımla karşılaştırılır: ortak çekirdeği belirlemek, ayrıldıkları yerleri sıralamak, her ayrılığı tanığın amacı ve ilgileriyle açıklamak ve hangi tanığın hangi konuda güvenilir olduğunu belirlemek.
Yetersizlik, yokluk ve savunuculuk itirazları, Ksenophon'un kendi yanlışlarını bile olduğu gibi anlatabildiğini, bir olayda bulunmamanın başka konulardaki tanıklığı geçersiz kılmadığını ve aynı ayrıntının iki savunucuda farklı amaçlara hizmet etmesinin onu bir icat olmaktan uzaklaştırdığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Ksenophon'un sıradanlığı onu ne daha güvenilir ne daha az güvenilir yapar; yalnızca onun hangi konularda dinlenmesi gerektiğini belirler ve iki öğrencinin farklılıkları, Sokrates'in farklı insanlara farklı yüzler gösterebilen biri olduğunu düşündürür.
Sonraki derse köprü
Platon ve Ksenophon, Sokrates'in hayranlarıydı. Ama Sokrates'in yaşarken bir başka tanığı daha vardı ve bu tanık onun hayranı değildi. Komedya yazarı Aristophanes, Bulutlar adlı oyununda Sokrates'i bir sepetin içinde havada asılı duran, gök cisimlerini inceleyen ve öğrencilerine zayıf sözü güçlü kılmayı öğreten bir sofist olarak sahneye koymuştu. Kerem, portre duvarlarının karşısına bir tiyatro sahnesi kurmayı düşünüyor.
Selin, Platon'un Savunma'sında Sokrates'in kendisine yöneltilen eski suçlamaların kaynağı olarak bu oyunu andığını okumuş. Tolga, bir komedyanın, yani gülmek için yazılmış bir oyunun, bir tanıklık olarak ciddiye alınıp alınamayacağını soruyor. Lina ise Aristophanes'in Sokrates'i neden doğa filozofları ile sofistlerin bir karışımı olarak gösterdiğini merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Aristophanes dersi, Aristophanes'in Bulutlar'ında Sokrates'i nasıl gösterdiğini, bu karikatürün Sokrates'e yöneltilen suçlamalara nasıl bir zemin hazırladığını ve düşmanca bir tanığın bir komedyasının tarihsel Sokrates hakkında ne söyleyebileceğini soruyor.