İçeriğe geç

P03-D02-M04-01·Sokrates problemi

Platon

temel3.399 kelime≈ 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Platon'un Sokrates'i ne tarihsel Sokrates'in bir kaydı ne de Platon'un tamamen kendi yarattığı bir figürdür; erken diyaloglardaki Sokrates bağımsız tanıklarla en çok örtüşen portredir, sonraki diyaloglardaki Sokrates ise giderek Platon'un kendi öğretisinin sözcüsüne dönüşür.

Platon kendi adını yalnızca üç kez anarak Sokrates'in yargılanmasında bulunduğunu ama ölümünde bulunmadığını söyledi, Aristoteles'in Metafizik'i Sokrates'in tanımlar aradığını ama onları ayrı varlıklar saymadığını ve ideaları Platon'un koyduğunu söyledi, Vlastos ise erken ve orta dönem diyaloglardaki iki Sokrates'in birbirine karşıt görüşlerini sıraladı.

Bir portre dört adımla tarihsel bir tanıklık olarak kullanılır: tanığın konumunu belirlemek, metnin türünü belirlemek, bağımsız tanıklarla karşılaştırmak ve tanığın kendi düşüncesiyle örtüşen yerleri ayırmak.

Bilinemezlik, kısır döngü ve önemsizlik itirazları, bağımsız tanıkların bir olasılık sıralaması verdiğini, diyalogların sıralamasının üsluba ve Aristoteles'in tanıklığına da dayandığını ve hangi görüşün kime ait olduğunu ayırmanın iki tutarlı felsefeyi görmenin koşulu olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir öğrencinin hocasını dönüştürmesi bir ihanet değil, onun sorusunu sürdürmesinin bir yoludur; ama bu dönüşümü görmek, iki düşünürü birbirinden ayırmanın koşuludur.

Açılış sahnesi

Kerem, serginin yeni bölümünün girişi için bir portre duvarı hazırlıyor. Duvara aynı adamın birkaç portresini asacaktı. Birinde, çarşıda gençlere sorular soran, cesaretin ya da dindarlığın ne olduğunu bilmediğini söyleyen bir Sokrates. Ötekinde, ruhun ölümsüzlüğünü dört ayrı argümanla kanıtlamaya çalışan, değişmeyen ideaların dünyasını anlatan bir Sokrates. Bir başkasında, ideal bir devletin anayasasını yazan, filozofların kral olması gerektiğini savunan bir Sokrates. Bütün bu portreler aynı yazarın, Platon'un elinden çıkmıştı. Kerem, portrelerin altına bir yazı koymak istiyor: "Hangisi Sokrates?" Ama bu soruyu sorarken bir şeyden emin değil. Belki de doğru soru, hangisinin Sokrates olduğu değil, hangisinin Platon olduğuydu.

Selin, Aristoteles'in Sokrates'in tanımlar aradığını ama onları duyulur şeylerden ayrı varlıklar saymadığını, bunu Platon'un yaptığını söylediğini hatırlıyor. Tolga, Platon'un Sokrates'in ölümünü anlatan diyalogda kendisinin o gün hasta olduğu için orada bulunmadığını yazdığını okumuş. Lina, Aristoteles'in Sokrates'i konuşturan yazıları ayrı bir edebi tür olarak andığını duymuş. Barış, bir mahkemede bir tanığın sanığa yakınlığının hem onun bildiklerini artırdığını hem de tarafsızlığını azalttığını biliyor. Defne ise her gün hastaların anlattıklarını tıbbi bir dile çevirerek kaydettiğini ve bu kaydın hem sadık hem dönüştürücü olduğunu söylüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Sofistler ve Sokrates kursunda, Sokrates'i en çok onun diyaloglarından tanıdığımız için Platon'un Sokrates'inin tarihsel Sokrates'i ne ölçüde yansıttığını, erken diyaloglar ile sonrakiler arasındaki farkın bu soruya nasıl bir ipucu verdiğini ve bir öğrencinin hocasını anlatırken onu kendi düşüncesine ne kadar dönüştürebileceğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Ruhun bakımı dersi, Sokrates'in Atinalılara servetten ve ünden önce ruhlarının olabildiğince iyi olmasını önemsemelerini öğütlediğini ve bunun bir kendini sınama olduğunu inceledi. O dersin sonunda, Sokrates'in hiçbir şey yazmadığı ve onun hakkında bildiklerimizin başkalarının yazdıklarından geldiği hatırlatıldı. Akademinin önceki derslerinde, sofist imgesinin kaynak sorunu ve karşıt tanık sorunu tanıtılmıştı. Bu ders, aynı kaynak sorununu Sokrates için, onun en önemli tanığı Platon üzerinden soruyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon kendi diyaloglarında adını yalnızca üç kez anar ve bu yerler, onun hocasının yaşamının hangi anlarında bulunduğunu gösterir. Aristoteles, Metafizik'in birinci kitabında, Platon'un düşüncesinin iki kaynağını, Herakleitosçu Kratylos'u ve Sokrates'i ayırır. Gregory Vlastos ise Platon'un diyaloglarında iki farklı Sokrates bulunduğunu ve bunların birbirine karşıt görüşler taşıdığını savunur.

Ardından üç itirazı tartacağız: tarihsel Sokrates'i hiçbir biçimde bilemeyeceğimiz, diyalogların sıralamasının bir kısır döngüye dayandığı ve tarihsel sorunun felsefe için önemsiz olduğu itirazları.

Sonda, bir portreyi tarihsel bir tanıklık olarak kullanmanın dört adımını göstereceğiz: tanığın konumunu belirlemek, metnin türünü belirlemek, bağımsız tanıklarla karşılaştırmak ve tanığın kendi düşüncesiyle örtüşen yerleri ayırmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: Platon'un diyaloglarındaki Sokrates, tarihsel Sokrates'i ne ölçüde yansıtır ve bir öğrencinin hocasını anlatırken onu kendi düşüncesine dönüştürmesinin sınırları nasıl belirlenebilir?

Ölçülü iddiam şu: Platon'un Sokrates'i ne tarihsel Sokrates'in bir kaydı ne de Platon'un tamamen kendi yarattığı bir figürdür; erken diyaloglardaki Sokrates, bağımsız tanıklarla en çok örtüşen ve bu yüzden tarihsel Sokrates'e en yakın olan portredir, sonraki diyaloglardaki Sokrates ise giderek Platon'un kendi öğretisinin sözcüsüne dönüşür. Bu ayrımın iki dayanağı vardır. Birincisi Aristoteles'in tanıklığıdır: Aristoteles, Sokrates'in ahlak konularıyla uğraştığını ve tanımlar aradığını, ama tanımların nesnelerini ayrı varlıklar saymadığını söyler. İdeaları ayrı varlıklar olarak koyan, Platon'dur. Öyleyse ruhun ölümsüzlüğünü ve ideaları anlatan Sokrates, Aristoteles'e göre Platon'un sözcüsüdür. İkincisi, diyalogların kendi içindeki farktır. Erken diyaloglarda Sokrates bilmediğini söyler, sorgular ve çıkmazla bitirir. Sonraki diyaloglarda ise kuramlar kurar ve uzun açıklamalar yapar. Bu ayrım bir kesinlik vermez, çünkü erken diyaloglar da birer edebi eserdir ve Platon'un Sokrates'e ne söylettiğini kendisi seçmiştir. Ama bağımsız tanıklarla karşılaştırma, bir olasılık sıralaması kurmaya izin verir. Bir öğrencinin hocasını dönüştürmesi bir ihanet değil, onun sorusunu sürdürmesinin bir yoludur; ama bu dönüşümü görmek, iki düşünürü birbirinden ayırmanın koşuludur.

Sıfır noktası

Bir öğrenci Platon'un diyaloglarını okuduğunda, onları çoğu zaman Sokrates'in konuşmalarının kayıtları olarak görür. Platon, hocasının söylediklerini not almış ve sonra bunları yazıya geçirmiştir. Bu okumada, diyaloglardaki her görüş Sokrates'e aittir ve Platon yalnızca bir yazıcıdır. Sokrates'in felsefesini öğrenmek için Platon'u okumak yeterlidir.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Platon'un diyaloglarındaki Sokrates birbiriyle çatışan görüşler taşır. Bir diyalogda bilmediğini söyleyen Sokrates, bir başkasında ruhun ölümsüzlüğünü kanıtladığını iddia eder. Bir yazıcı, aynı kişinin birbiriyle çatışan görüşlerini bu kadar farklı biçimlerde kaydetmezdi. İkincisi, Platon'un diyaloglarının çoğu, Sokrates'in ölümünden yıllar sonra yazılmıştır ve bazılarında Platon'un doğumundan önceki ya da onun bulunmadığı konuşmalar anlatılır.

Bu yüzden Platon'un Sokrates'ini anlamak, onu bir kayıt olarak değil, belirli bir türde yazılmış ve belirli bir amaca hizmet eden bir portre olarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Platon'un Sokrates'inin tarihsel Sokrates'le ilişkisi konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, sözcü görüşüdür. Buna göre Platon'un diyaloglarındaki Sokrates, baştan sona Platon'un kendi düşüncesinin sözcüsüdür. Platon, hocasının adını ve kişiliğini kullanmış, ama ona kendi görüşlerini söyletmiştir. Diyaloglardan tarihsel Sokrates hakkında bir şey çıkarılamaz.

İkinci görüş, gelişimci görüştür. Buna göre Platon'un diyalogları belirli bir sıraya göre yazılmıştır ve erken diyaloglardaki Sokrates, tarihsel Sokrates'e yakındır. Platon, zamanla kendi düşüncesini geliştirmiş ve onu sonraki diyaloglarda Sokrates'in ağzından söylemiştir. Gregory Vlastos, bu görüşü erken ve orta dönem diyaloglardaki Sokrates'in birbirine karşıt görüşlerini sıralayarak savunur.

Üçüncü görüş, edebi tür görüşüdür. Buna göre diyaloglar bir gelişimi değil, bir edebi türün farklı kullanımlarını yansıtır. Charles Kahn, bu görüşü Platon ve Sokratik Diyalog adlı kitabında savunur: Platon'un erken görünen diyalogları bile, sonraki öğretilere okuru hazırlamak için düzenlenmiş olabilir. Sokratik diyalog, Platon'un dışında başka yazarların da kullandığı bir türdür ve hiçbiri bir kayıt amacı taşımaz.

Bu ders ikinci görüşü temel alır ve üçüncü görüşün, diyalogların birer edebi eser olduğu gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Aristoteles'in Sokrates ile Platon'u açıkça ayıran tanıklığını açıklayamaz.

Argümanın yapısı

Bir portreyi tarihsel bir tanıklık olarak kullanmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, tanığın konumunu belirlemektir. Okuyan, tanığın anlattığı olayda bulunup bulunmadığını, anlattığı kişiyle ilişkisini ve olaydan ne kadar sonra yazdığını belirtir.

İkinci adım, metnin türünü belirlemektir. Okuyan, metnin bir tarih, bir anı, bir savunma ya da bir edebi eser olup olmadığını ve bu türün okurdan ne beklediğini belirler.

Üçüncü adım, bağımsız tanıklarla karşılaştırmaktır. Okuyan, portrenin başka tanıkların anlattıklarıyla hangi noktalarda örtüştüğünü ve hangi noktalarda ayrıldığını belirler.

Dördüncü adım, tanığın kendi düşüncesiyle örtüşen yerleri ayırmaktır. Okuyan, portrenin anlatılan kişiye mi yoksa anlatanın kendi öğretisine mi ait görünen yerlerini belirler.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Platon'un Sokrates'ini ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Platon'un Sokrates'i ne tarihsel Sokrates'in bir kaydı ne de Platon'un tamamen kendi yarattığı bir figürdür. Kerem'in portre duvarı, portrelerin Sokrates'ten Platon'a doğru bir sıraya dizilebileceğini gösterdi. Barış'ın tanıklıktan çekinmesi, yakınlığın bir tanıklığı geçersiz kılmadığını ama onun nasıl tartılacağını belirlediğini gösterdi. Tolga'nın hapishane sahnesi, bir sahnenin olaylarıyla argümanlarının farklı ölçülerde tarihsel olabileceğini gösterdi. Selin'in iki Sokrates'i, Aristoteles'in tanıklığının kendi çıkarına rağmen güvenilir göründüğünü gösterdi. Lina'nın not defteri, bir öğrencinin eklemelerinin bir sadakatsizlik değil bir sürdürme olabileceğini gösterdi. Defne'nin hasta öyküsü kaydı, bir kaydın hem sadık hem dönüştürücü olabileceğini gösterdi. Bir öğrencinin hocasını dönüştürmesi, onun sorusunu sürdürmesinin bir yoludur; ama bu dönüşümü görmek, iki düşünürü birbirinden ayırmanın koşuludur.

Açık kalan sorular

Lina'nın not defteri, bir öğrencinin eklemelerinin hocasının sorusunu sürdürmenin izleri olabileceğini gösterdi. Bir öğrenci, hocasının adını kullanarak onun hiç savunmadığı bir görüşü savunduğunda, bu bir sürdürme midir, yoksa bir sahiplenme mi?

Selin'in iki Sokrates'i, Aristoteles'in tanıklığının Platon'dan bağımsız göründüğünü gösterdi. Aristoteles Sokrates'i tanımadığına göre, onun tanıklığının kaynağı nedir ve bu kaynak onun güvenilirliğini nasıl etkiler?

Tolga'nın hapishane sahnesi, bir sahnenin olaylarıyla argümanlarının farklı ölçülerde tarihsel olabileceğini gösterdi. Bir yazar, bir olayın gerçek ayrıntılarını kendi argümanlarına çerçeve yaptığında, okur ikisini nasıl ayırabilir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışPlaton'un diyaloglarını Sokrates'in konuşmalarının kaydı saymak.
Doğrusu

Diyaloglardaki her görüşü Sokrates'e yüklemek, onların birbiriyle çatışan görüşler taşıdığını ve çoğunun Sokrates'in ölümünden yıllar sonra yazılmış edebi eserler olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, diyalogları belirli bir türde yazılmış portreler olarak okumaktır.

Yaygın yanlışPlaton'un Sokrates'ini tamamen Platon'un icadı saymak.
Doğrusu

Diyaloglardaki Sokrates'in hiçbir tarihsel dayanağı olmadığını düşünmek, erken diyaloglardaki portrenin Aristoteles'in ve başka tanıkların anlattıklarıyla örtüştüğünü gözden kaçırır. Doğrusu, portrelerin tarihsel Sokrates'e ne ölçüde yakın olduğunu bağımsız tanıklarla karşılaştırarak belirlemektir.

Yaygın yanlışErken ve sonraki diyalogları aynı Sokrates'in görüşleri saymak.
Doğrusu

Bilmediğini söyleyen Sokrates ile ruhun ölümsüzlüğünü kanıtlayan Sokrates'i aynı kişinin tutarlı bir felsefesi olarak okumak, Vlastos'un gösterdiği gibi iki portrenin birbirine karşıt görüşler taşıdığını gözden kaçırır. Doğrusu, iki portreyi ayırıp her birini kendi içinde değerlendirmektir.

Yaygın yanlışAristoteles'in tanıklığını tarafsız saymak.
Doğrusu

Aristoteles'in Sokrates ile Platon arasında yaptığı ayrımı sorgusuz kabul etmek, onun Platon'un idealar kuramını eleştirdiğini ve bu ayrımın onun eleştirisine hizmet edebileceğini gözden kaçırır. Doğrusu, Aristoteles'in tanıklığını da kendi konumu ve amacıyla birlikte tartmaktır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Platon'un Sokrates'i ne tarihsel Sokrates'in bir kaydı ne de Platon'un tamamen kendi yarattığı bir figürdür; erken diyaloglardaki Sokrates bağımsız tanıklarla en çok örtüşen portredir, sonraki diyaloglardaki Sokrates ise giderek Platon'un kendi öğretisinin sözcüsüne dönüşür.

Platon kendi adını yalnızca üç kez anarak Sokrates'in yargılanmasında bulunduğunu ama ölümünde bulunmadığını söyledi, Aristoteles'in Metafizik'i Sokrates'in tanımlar aradığını ama onları ayrı varlıklar saymadığını ve ideaları Platon'un koyduğunu söyledi, Vlastos ise erken ve orta dönem diyaloglardaki iki Sokrates'in birbirine karşıt görüşlerini sıraladı.

Bir portre dört adımla tarihsel bir tanıklık olarak kullanılır: tanığın konumunu belirlemek, metnin türünü belirlemek, bağımsız tanıklarla karşılaştırmak ve tanığın kendi düşüncesiyle örtüşen yerleri ayırmak.

Bilinemezlik, kısır döngü ve önemsizlik itirazları, bağımsız tanıkların bir olasılık sıralaması verdiğini, diyalogların sıralamasının üsluba ve Aristoteles'in tanıklığına da dayandığını ve hangi görüşün kime ait olduğunu ayırmanın iki tutarlı felsefeyi görmenin koşulu olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir öğrencinin hocasını dönüştürmesi bir ihanet değil, onun sorusunu sürdürmesinin bir yoludur; ama bu dönüşümü görmek, iki düşünürü birbirinden ayırmanın koşuludur.

Sonraki derse köprü

Platon, Sokrates'in tek tanığı değildi. Sokrates'in bir başka genç arkadaşı, sonradan bir asker ve tarihçi olarak tanınacak olan Ksenophon da onun hakkında birkaç eser yazdı. Ksenophon'un Sokrates'i, Platon'unkinden çok farklıydı: kuramlar kurmayan, arkadaşlarına ev yönetimi, ölçülülük ve dostluk üzerine pratik öğütler veren, tanrılara saygılı bir adam. Kerem, portre duvarının karşısına ikinci bir duvar kurmayı düşünüyor.

Selin, Ksenophon'un Anılar adlı eserini Sokrates'i dinsizlik ve gençleri baştan çıkarma suçlamalarına karşı savunmak için yazdığını okumuş. Tolga, Ksenophon'un Sokrates'inin daha sıradan göründüğünü ve bunun onu daha mı güvenilir yoksa daha mı az ilginç yaptığını soruyor. Lina ise iki öğrencinin aynı hocayı bu kadar farklı anlatmasının neyi gösterdiğini merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Ksenophon dersi, Ksenophon'un Sokrates'inin Platon'unkinden nasıl ayrıldığını, onun daha pratik ve daha sıradan portresinin tarihsel Sokrates'e daha mı yakın olduğunu ve iki tanığın farklılıklarının Sokrates hakkında neyi gösterdiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.