İçeriğe geç

P03-D02-M03-06·Sokrates'in yöntemi

Ruhun bakımı

temel3.454 kelime≈ 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Sokrates'in ruhun bakımı dediği şey, bir dinsel arınma değil, insanın eylemlerini yöneten ruhunun olabildiğince iyi olmasını önemsemesi ve bunun için kendi inançlarını başkalarıyla birlikte düzenli olarak sınamasıdır.

Platon'un Savunma'sı Sokrates'in her gün erdem üzerine konuşmanın en büyük iyi ve sınanmamış bir yaşamın yaşanmaya değmez olduğunu söylediğini gösterdi, Birinci Alkibiades bir ruhun kendini ancak başka bir ruha, bir gözün kendini başka bir gözün bebeğine bakarak görmesi gibi tanıyabileceğini savundu, Kriton ise en çok değer verilmesi gerekenin yaşamak değil iyi yaşamak olduğunu söyledi.

Bir kişinin neyi önemsediği dört adımla sınanır: önemsenenleri sıralamak, onların neye hizmet ettiğini sormak, ruhun durumunu bir inancı sınayarak yoklamak ve bu bakımın kimle birlikte yapılacağını belirlemek.

Belirsizlik, seçkincilik ve kendine kapanma itirazları, ruhun bir işlevle tanımlanabildiğini, sınamanın bir felsefe eğitimi gerektirmediğini ve ruhun bakımının başkalarıyla konuşarak yapıldığını gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden sınanmamış yaşamın yaşanmaya değmediği yargısı sert ama savunulabilir bir yargıdır: o, bir insanın kendi yaşamını kendisinin yönetmesinin, yani bir insan olarak yaşamasının bir koşulunu dile getirir.

Açılış sahnesi

Kerem, serginin Sokrates bölümünün son panosu için bir ayna sipariş ediyor. Ayna, ziyaretçinin yüzünü değil, yalnızca gözlerini gösterecek kadar dar olacaktı. Üstüne de Platon'un Savunma'sından Sokrates'in yargıçlarına sorduğu bir soruyu yazacaktı: paranın, ünün ve onurun olabildiğince çok olmasını önemseyip ruhunun olabildiğince iyi olmasını hiç önemsememekten utanmıyor musun? Kerem, ziyaretçinin bu soruyu okuduktan sonra aynaya bakmasını istiyor. Ama bir şeyden emin değil. Aynada ziyaretçi ne görecekti? Kendi gözlerini. Peki ruhunu nerede görecekti? Bir ayna bir yüzü gösterebilirdi; bir ruhu gösterebilir miydi?

Selin, Platon'a atfedilen bir diyalogda Sokrates'in bir gözün kendini ancak başka bir gözün bebeğinde görebileceğini söylediğini okumuş. Tolga, Sokrates'in sınanmamış bir yaşamın bir insan için yaşanmaya değmediğini söylediğini hatırlıyor ve bunun çok ağır bir yargı olduğunu düşünüyor. Lina, Sokrates'in yargılandığında kendisi için bir ceza önermesi istendiğinde, devletin onu ödüllendirmesini önerdiğini duymuş. Barış, Anayasa'nın herkese maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı tanıdığını hatırlıyor. Defne ise başkalarının bedenlerine bakmayı meslek edinmiş hekimlerin kendi iç dünyalarını çoğu zaman ihmal ettiğini anlatıyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Sofistler ve Sokrates kursunda, Sokrates'in Atinalılara servetten ve ünden önce ruhlarını en iyi duruma getirmeyi önemsemelerini neden öğütlediğini, ruhun bakımının neden bir kendini sınama biçimi olduğunu ve sınanmamış bir yaşamın neden yaşanmaya değmediğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Erdem bilgidir dersi, Sokrates'in iyinin ne olduğunu gerçekten bilen birinin kötü davranamayacağını savunduğunu ve bu bilginin bir dersle aktarılamayan, güçlü bir görme biçimi olabileceğini inceledi. O dersin sonunda, böyle bir bilgiye nasıl ulaşılabileceği sorusu açık kaldı. Akademinin önceki derslerinde Sokrates'in kendini bir at sineğine benzettiği, felsefeyi bırakmayı reddettiği ve elenkhosun bir kişinin yaşamının hesabını vermesi olduğu tanıtılmıştı. Bu ders, Sokrates'in bütün bu etkinliğe verdiği adı, ruhun bakımını inceliyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Sokrates'in Savunması'nda Sokrates, suçlu bulunduktan sonra kendisi için bir ceza önermesi istendiğinde, sessiz kalamayacağını ve her gün erdem üzerine konuşmanın bir insan için en büyük iyi olduğunu söyler. Platon'a atfedilen Birinci Alkibiades'te Sokrates, insanın ruhu olduğunu ve bir ruhun kendini ancak başka bir ruha bakarak tanıyabileceğini savunur. Platon'un Kriton'unda ise Sokrates, önemli olanın yaşamak değil, iyi yaşamak olduğunu söyler.

Ardından üç itirazı tartacağız: ruh kavramının belirsiz ya da bize yabancı olduğu, sınanmamış yaşam yargısının seçkinci olduğu ve ruhun bakımının bir kendine kapanma olduğu itirazları.

Sonda, bir kişinin neyi önemsediğini sınamanın dört adımını göstereceğiz: önemsenenleri sıralamak, onların neye hizmet ettiğini sormak, ruhun durumunu bir inancı sınayarak yoklamak ve bu bakımın kimle birlikte yapılacağını belirlemek.

Merkez soru

Sorumuz şu: Sokrates, Atinalılara neden servetten ve ünden önce ruhlarının olabildiğince iyi olmasını önemsemelerini öğütlüyordu ve ruhun bakımı neden bir kendini sınama biçimiydi?

Ölçülü iddiam şu: Sokrates'in ruhun bakımı dediği şey, bir dinsel arınma ya da bir iç huzur arayışı değil, insanın kendi inançlarını ve yaşam biçimini başkalarıyla birlikte düzenli olarak sınamasıdır ve bu sınamanın değeri, ruhun insanın eylemlerini yöneten şey olmasından gelir. Kriton'da Sokrates, adaletin yarar sağladığı, adaletsizliğin zarar verdiği bir parçamızın bedenimizden daha değerli olduğunu söyler ve önemli olanın yaşamak değil iyi yaşamak olduğunu ekler. Bu parça, ruhtur. Servet, ün ve beden, ancak onları yöneten ruh iyiyse iyiye hizmet eder. Bu yüzden ruhun bakımı öteki her şeyin bakımından önce gelir. Ruhun nasıl bakılacağı sorusuna ise Savunma bir cevap verir: her gün erdem üzerine konuşmak, kendini ve başkalarını sınamak. Birinci Alkibiades, bu sınamanın neden yalnız yapılamayacağını gösteren bir benzetme sunar. Bir göz kendini ancak başka bir gözün bebeğinde görebilir; bir ruh da kendini ancak başka bir ruhla konuşurken tanıyabilir. Sınanmamış yaşamın yaşanmaya değmediği yargısı, bu yüzden bir aşağılama değil, bir insanın kendi yaşamını kendisinin yönetmesinin bir koşuludur. Ama bu yargı ağırdır ve onu yumuşatmadan anlamak gerekir. Sokrates, sınamayı bir uğraş olarak değil, bir insan olmanın gereği olarak görür.

Sıfır noktası

Bir öğrenci "ruhun bakımı" ifadesini okuduğunda, onu çoğu zaman dinsel ya da ruhsal bir uygulama olarak görür. Ruh, ölümden sonra yaşayan bir şeydir ve onun bakımı dua, ibadet ya da meditasyon gibi uygulamalarla yapılır. Bu okumada Sokrates, Atinalıları dünyevi işlerden uzaklaşıp öbür dünyaya hazırlanmaya çağıran bir vaizdir.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Sokrates Savunma'da ölümden sonra ne olacağını bilmediğini söyler. Ölümün ya derin bir uyku ya da bir başka yere göç olduğunu, ikisinin de korkulacak bir şey olmadığını söyler, ama hangisinin doğru olduğunu iddia etmez. Ruhun bakımı, bir öbür dünya inancına dayanmaz. İkincisi, Sokrates'in ruhun bakımı için önerdiği uygulama, bir ibadet değil, bir konuşmadır: erdem üzerine sorular sormak ve cevapları sınamak.

Bu yüzden Sokrates'in ruhun bakımını anlamak, onu bir dinsel uygulama olarak değil, bir insanın kendi yargılarını ve yaşamını sınama biçimi olarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Sokrates'in ruhun bakımı dediği şeyin ne olduğu konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, dinsel görüştür. Buna göre ruhun bakımı, ruhun ölümden sonraki yazgısına hazırlanmaktır. Sokrates, tanrının kendisine bir görev verdiğini söyler ve ruhun bakımı bu görevin bir parçasıdır. Ruhun bakımı, onu arındırmak ve ölümsüzlüğe hazırlamaktır.

İkinci görüş, ahlaki görüştür. Buna göre ruhun bakımı, ahlaki bir karakterin geliştirilmesidir. Ruh, insanın adil ya da adaletsiz, cesur ya da korkak olan parçasıdır ve onun bakımı, erdemli olmak demektir. Ölümden sonra ne olduğu bu görüş için önemli değildir.

Üçüncü görüş, sınama görüşüdür. Buna göre ruhun bakımı, ahlaki bir karakterin geliştirilmesini de içerir, ama onun yolu belirli bir uygulamadır: kendi inançlarını başkalarıyla birlikte düzenli olarak sınamak. Ruh, bu sınama yoluyla bakılır, çünkü Sokrates'e göre erdem bir tür bilgidir ve bilgiye sınamayla yaklaşılır.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, ruhun bakımının ahlaki bir karakteri hedeflediği gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Sokrates'in kendi görevini tanrıya bağladığını doğru görür, ama onun ölümden sonra ne olduğunu bilmediğini açıkça söylediğini açıklayamaz.

Argümanın yapısı

Bir kişinin neyi önemsediğini sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, önemsenenleri sıralamaktır. Sınayan, kişinin zamanını, dikkatini ve emeğini en çok neye verdiğini, örneğin servete, üne, bedene ya da başka bir şeye verdiğini belirtir.

İkinci adım, önemsenenlerin neye hizmet ettiğini sormaktır. Sınayan, her birinin kendi başına mı iyi olduğunu, yoksa başka bir şeyin, örneğin iyi bir yaşamın aracı mı olduğunu sorar.

Üçüncü adım, ruhun durumunu bir inancı sınayarak yoklamaktır. Sınayan, kişinin yaşamını yönlendiren bir inancını seçer ve onun kişinin öteki kabulleriyle bağdaşıp bağdaşmadığını sınar.

Dördüncü adım, bu bakımın kimle birlikte yapılacağını belirlemektir. Sınayan, sınamanın yalnız mı yapılabileceğini, yoksa başka bir kişinin bakışına mı ihtiyaç duyduğunu değerlendirir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Ruhun bakımını ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Sokrates'in ruhun bakımı dediği şey, bir dinsel arınma değil, insanın kendi inançlarını ve yaşam biçimini başkalarıyla birlikte düzenli olarak sınamasıdır. Kerem'in aynası, yalnız başına yapılan bir sınamanın kendine bahane bulabildiğini gösterdi. Barış'ın manevi varlığı, hukukun ruhun bakımı için bir alan açtığını ama onu boş bıraktığını gösterdi. Tolga'nın yoğun haftası, sınamanın bir felsefe eğitimi gerektirmediğini, ama yargının yine de sert olduğunu gösterdi. Selin'in arkadaşının gözü, bir kararın ancak başka bir bakışta tam olarak görülebildiğini gösterdi. Lina'nın akşam defteri, kendini ve başkalarını sınamanın birbirini tamamladığını gösterdi. Defne'nin nöbet sonrası, ruhun bakımının bir kurumun düzeni içinde de yapılabileceğini gösterdi. Sınanmamış yaşamın yaşanmaya değmediği yargısı, bir insanın kendi yaşamını kendisinin yönetmesinin bir koşulunu dile getirir.

Açık kalan sorular

Tolga'nın yoğun haftası, sınanmamış yaşam yargısının iki biçimde okunabildiğini gösterdi. Bir yaşamın "yaşanmaya değmemesi" ile "bir insan olarak yaşanması gereken biçimde yaşanmaması" arasındaki fark ne kadar büyüktür?

Selin'in arkadaşının gözü, bir ruhun kendini başka bir ruha bakarak tanıdığını gösterdi. Bu başka ruh yanılıyorsa ya da kendi çıkarını gözetiyorsa, onun bakışı bir ayna mı olur, yoksa bir çarpıtma mı?

Defne'nin nöbet sonrası, ruhun bakımının bir kurumun düzeni içinde yapılabileceğini gösterdi. Bir kurum, üyelerinin ruhlarının bakımını üstlenebilir mi, yoksa bu her zaman bir kişinin kendi işi midir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışRuhun bakımını bir öbür dünya hazırlığı saymak.
Doğrusu

Sokrates'in ruhun bakımını ruhu ölümden sonrasına hazırlamak olarak görmek, onun Savunma'da ölümden sonra ne olduğunu bilmediğini açıkça söylediğini ve bakımın yolu olarak bir ibadet değil bir konuşma önerdiğini gözden kaçırır. Doğrusu, ruhun bakımını kendi inançlarını sınama uygulaması olarak okumaktır.

Yaygın yanlışRuhun bakımını bir iç dünyaya çekilme sanmak.
Doğrusu

Ruhun bakımını insanın yalnız başına kendi iç dünyasıyla ilgilenmesi olarak görmek, Sokrates'in bu bakımı başkalarıyla konuşarak yaptığını ve bir ruhun kendini ancak başka bir ruha bakarak tanıyabileceğini gözden kaçırır. Doğrusu, ruhun bakımını ortak bir sınama olarak görmektir.

Yaygın yanlışSınanmamış yaşam yargısını yumuşatmak.
Doğrusu

Sokrates'in sözünü "biraz düşünmek iyidir" gibi hafif bir öğüde indirmek, onun bu sınamayı bir insan olmanın gereği saydığını ve bu yüzden ölümü göze aldığını gözden kaçırır. Doğrusu, yargının sertliğini kabul edip onun neyi savunduğunu ayrıca sormaktır.

Yaygın yanlışSınamayı bir uzmanlık işi saymak.
Doğrusu

Kendi yaşamını sınamanın ancak felsefe eğitimi almış kişilerin yapabileceği bir iş olduğunu düşünmek, Sokrates'in sorgulamalarını çarşıda herkesle yaptığını ve bir sınamanın tek bir soruyla başlayabileceğini gözden kaçırır. Doğrusu, sınamayı herkesin yapabileceği bir uygulama olarak görmektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Sokrates'in ruhun bakımı dediği şey, bir dinsel arınma değil, insanın eylemlerini yöneten ruhunun olabildiğince iyi olmasını önemsemesi ve bunun için kendi inançlarını başkalarıyla birlikte düzenli olarak sınamasıdır.

Platon'un Savunma'sı Sokrates'in her gün erdem üzerine konuşmanın en büyük iyi ve sınanmamış bir yaşamın yaşanmaya değmez olduğunu söylediğini gösterdi, Birinci Alkibiades bir ruhun kendini ancak başka bir ruha, bir gözün kendini başka bir gözün bebeğine bakarak görmesi gibi tanıyabileceğini savundu, Kriton ise en çok değer verilmesi gerekenin yaşamak değil iyi yaşamak olduğunu söyledi.

Bir kişinin neyi önemsediği dört adımla sınanır: önemsenenleri sıralamak, onların neye hizmet ettiğini sormak, ruhun durumunu bir inancı sınayarak yoklamak ve bu bakımın kimle birlikte yapılacağını belirlemek.

Belirsizlik, seçkincilik ve kendine kapanma itirazları, ruhun bir işlevle tanımlanabildiğini, sınamanın bir felsefe eğitimi gerektirmediğini ve ruhun bakımının başkalarıyla konuşarak yapıldığını gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden sınanmamış yaşamın yaşanmaya değmediği yargısı sert ama savunulabilir bir yargıdır: o, bir insanın kendi yaşamını kendisinin yönetmesinin, yani bir insan olarak yaşamasının bir koşulunu dile getirir.

Sonraki derse köprü

Sokrates hiçbir şey yazmadı. Onun ruhun bakımı üzerine söylediklerini, elenkhosunu, ironisini ve ölümünü, başkalarının yazdıklarından biliyoruz. Bu başkalarının en önemlisi, onun genç öğrencisi Platon'dur. Ama Platon'un diyaloglarındaki Sokrates, zaman içinde değişir: erken diyaloglarda soru soran ve bilmediğini söyleyen biri, sonrakilerde idealar kuramını ve ruhun ölümsüzlüğünü uzun uzun anlatan biri olur. Kerem, serginin bir sonraki bölümünün girişine aynı adamın birbirine benzemeyen birkaç portresini asmayı düşünüyor.

Selin, Aristoteles'in Sokrates'in tanımlar aradığını ama onları ayrı varlıklar olarak görmediğini, bunu Platon'un yaptığını söylediğini hatırlıyor. Tolga, Platon'un Sokrates'inin ne kadarının Sokrates'e, ne kadarının Platon'a ait olduğunu nasıl ayırabileceğimizi soruyor. Lina ise bir öğrencinin hocasını anlatırken onu kendi düşüncesine dönüştürmesinin bir sadakatsizlik mi yoksa bir sadakat mi olduğunu merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Platon dersi, Sokrates'i en çok onun diyaloglarından tanıdığımız için Platon'un Sokrates'inin tarihsel Sokrates'i ne ölçüde yansıttığını, erken diyaloglar ile sonrakiler arasındaki farkın bu soruya nasıl bir ipucu verdiğini ve bir öğrencinin hocasını anlatırken onu kendi düşüncesine ne kadar dönüştürebileceğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.