İçeriğe geç

P03-D02-M03-05·Sokrates'in yöntemi

Erdem bilgidir

temel3.489 kelime≈ 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Sokrates, erdemin bir bilgi olduğunu, iyinin ne olduğunu gerçekten bilen birinin kötü davranamayacağını ve kimsenin bile bile kötülük yapmadığını savunur ve bilip de yapamamak deneyimini inkâr etmeden onu bir ölçme hatası olarak yeniden adlandırır.

Platon'un Protagoras'ı hazza yenilmeyi yakındaki küçük hazzın uzaktaki büyük acıdan büyük görünmesine bağlayıp ölçme sanatını bu yanılsamanın çaresi saydı, Aristoteles'in Nikomakhos'a Etik'i Sokrates'in görüşünü görünenlere aykırı buldu ama bir bilgiye sahip olmak ile onu kullanmak arasındaki farkla ona bir adım yaklaştı, Menon ise erdemin bilgi olduğu varsayımından öğretilebilirliğini çıkarıp öğretmenlerinin bulunamamasıyla bu sonucu kuşkuya düşürdü.

Bilip de yapamamak denen bir durum dört adımla çözümlenir: bilinen şeyi belirlemek, eylem anındaki değerlendirmeyi sormak, bilginin o anda kullanılıp kullanılmadığını ayırmak ve düzeltmenin bilgiyle mi alışkanlıkla mı olacağını sormak.

Deneyim, arzu ve öğretmen itirazları, Sokrates'in deneyimi yok saymadan yeniden adlandırdığını, güçlü bir bilginin arzunun yönünü değiştirebildiğini ama her durumda değiştiremediğini ve erdemin öğretmenlerinin bulunamamasının bu bilginin bir dersle aktarılamadığını gösterebileceğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden asıl soru, bilip de yapamamanın olup olmadığı değil, bilmek sözcüğüyle neyin kastedildiğidir ve Sokrates'in görüşü güçlü anlamda savunulabilir, ama o zaman erdemin öğretilmesi bir bilginin aktarılmasından çok bir görme biçiminin kazandırılmasına dönüşür.

Açılış sahnesi

Kerem, serginin Sokrates bölümündeki beşinci pano için bir terazi yaptırıyor. Terazinin bir kefesine "bildiğim", öbür kefesine "yaptığım" yazacaktı. Ziyaretçiler, kefelere küçük kartlar koyacaktı: bildikleri ama yapmadıkları bir şeyi bir kefeye, yaptıkları ama yapmamaları gerektiğini bildikleri bir şeyi öbür kefeye. Kerem, sergiye gelecek ziyaretçilerin çoğunun böyle bir kart yazabileceğinden emin. Herkes, bildiği iyiyi yapmadığı bir anı hatırlar. Ama Sokrates'in görüşü, terazinin bu iki kefesinin aslında hiç ayrılmadığını söylüyordu. İyinin ne olduğunu gerçekten bilen biri, ona aykırı davranmazdı. Kerem, panonun başlığını yazamıyor. Sokrates'in görüşü bir saçmalık mıydı, yoksa herkesin bildiği bir deneyimin yanlış adlandırılması mı?

Selin, Protagoras'ta Sokrates'in bir hazza yenilmenin aslında bir ölçme hatası olduğunu savunduğunu okumuş. Tolga, sigaranın zararlı olduğunu bildiği hâlde içen bir arkadaşını düşünüyor. Lina, Aristoteles'in Sokrates'in bu görüşünün görünenlerle açıkça çatıştığını söylediğini duymuş. Barış, Türk Ceza Kanunu'nun kanunu bilmemenin bir mazeret sayılmayacağını söylediğini hatırlıyor. Defne ise hastanelerde herkesin el yıkamanın önemini bildiğini, ama bunun her zaman yapılmadığını anlatıyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Sofistler ve Sokrates kursunda, Sokrates'in iyinin ne olduğunu bilen birinin kötü davranamayacağını ve kimsenin bile bile kötülük yapmadığını neden savunduğunu, bilip de yapamamak denen deneyimin bu görüşe nasıl bir güçlük çıkardığını ve erdemin bir bilgi olması durumunda öğretilebilir olup olmadığını soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Aporia dersi, Sokrates'in sorgulamalarının çıkmazla bitmesinin sorgulananın tepkisine göre bir başlangıç da bir kaçış da olabileceğini inceledi. O dersin sonunda, Menon'da Sokrates'in erdemin ne olduğunu bulamayınca bir varsayımla ilerlemeyi önerdiği görüldü: erdem bir bilgiyse, öğretilebilir olmalıdır. Akademinin önceki derslerinde arete kavramı, Protagoras'ın erdemin öğretilebileceği iddiası ve Sokrates'in bu iddiaya duyduğu iki kuşku tanıtılmıştı. Bu ders, Sokrates'in erdemi bir bilgiyle özdeşleştiren görüşünü ve ona yöneltilen en eski itirazı inceliyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Protagoras'ında Sokrates, bilginin bir insanın içinde güçlü ve yönetici bir şey olduğunu ve bir hazza yenilmenin bir ölçme hatası olduğunu savunur. Aristoteles, Nikomakhos'a Etik'in yedinci kitabında Sokrates'in bu görüşünü görünenlere aykırı bulur, ama sonunda onun bir anlamda haklı olduğunu kabul eder. Platon'un Menon'unda ise Sokrates, erdemin bir bilgi olduğu varsayımından onun öğretilebilir olduğu sonucunu çıkarır ve sonra bu sonuçtan kuşkulanır.

Ardından üç itirazı tartacağız: bilip de yapamamanın açık bir deneyim olduğu, arzuların bilgiden bağımsız bir güç olduğu ve erdemin öğretmenleri olmadığına göre bir bilgi olamayacağı itirazları.

Sonda, bilip de yapamamak denen bir durumu çözümlemenin dört adımını göstereceğiz: bilinen şeyi tam olarak belirlemek, eylem anındaki değerlendirmeyi sormak, bilginin o anda kullanılıp kullanılmadığını ayırmak ve düzeltmenin bilgiyle mi alışkanlıkla mı olacağını sormak.

Merkez soru

Sorumuz şu: Sokrates, iyinin ne olduğunu bilen birinin kötü davranamayacağını neden savunuyordu ve bilip de yapamamak denen deneyim bu görüşü çürütür mü?

Ölçülü iddiam şu: Sokrates'in erdemi bilgiyle özdeşleştiren görüşü, bilip de yapamamak deneyimini inkâr etmez, onu yeniden adlandırır ve bu yeniden adlandırma, bilginin ne olduğuna dair çok güçlü bir anlayışa dayanır. Protagoras'ta Sokrates, bir insanın bir hazza yenildiğinde aslında yakındaki küçük bir hazzı uzaktaki büyük bir acıdan daha büyük gördüğünü, yani bir ölçme hatası yaptığını savunur. Aynı büyüklükteki bir nesnenin yakından büyük, uzaktan küçük görünmesi gibi, yakındaki haz da gözümüze büyük görünür. Ölçme sanatına sahip biri bu yanılsamadan kurtulur. Öyleyse bir hazza yenilmek, bir bilgisizliktir. Aristoteles bu görüşü görünenlere aykırı bulur, çünkü insanlar yaptıklarının kötü olduğunu bildikleri hâlde yaparlar. Ama Aristoteles'in kendi çözümü, bir bilgiye sahip olmak ile onu o anda kullanmak arasındaki farka dayanır ve sonunda Sokrates'in aradığı sonucun bir anlamda doğru olduğunu kabul eder. Bu yüzden asıl soru, bilip de yapamamanın olup olmadığı değil, "bilmek" sözcüğüyle neyin kastedildiğidir. Genel bir kuralı söyleyebilmek anlamında bilmek, eylemi garanti etmez. Bir durumu o anda doğru ölçebilmek anlamında bilmek ise eylemle iç içedir. Sokrates'in görüşü ikinci anlamda savunulabilir, ama o zaman erdemin öğretilmesi, bir bilginin aktarılmasından çok, bir görme biçiminin kazandırılmasına dönüşür.

Sıfır noktası

Bir öğrenci "erdem bilgidir" cümlesini okuduğunda, onu çoğu zaman saf bir iyimserlik olarak görür. İnsanlar, neyin doğru olduğunu bildikleri hâlde sık sık yanlış davranır. Sigara içen biri sigaranın zararlı olduğunu bilir; ders çalışmayan bir öğrenci sınavın yaklaştığını bilir. Bu okumada Sokrates, insan doğasını tanımayan bir düşünürdür. Bilgi, arzuların karşısında güçsüzdür.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Sokrates bu deneyimi görmezden gelmez. Protagoras'ta onu açıkça ele alır ve çoğunluğun bu deneyimi nasıl adlandırdığını tartışır. Görmezden gelinen bir deneyim, uzun bir argümanla yeniden açıklanmaz. İkincisi, sigaranın zararlı olduğunu bilmek ile o an, o sigarayı yakmanın kendisine zarar vereceğini görmek aynı şey olmayabilir. Birincisi bir genel bilgidir; ikincisi, o anki bir değerlendirmedir.

Bu yüzden Sokrates'in görüşünü anlamak, onu bir iyimserlik olarak değil, bilgi sözcüğünün ne kadar güçlü bir anlamda kullanıldığını sorarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Sokrates'in erdemi bilgiyle özdeşleştiren görüşünün ne olduğu konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, saf entelektüalizm görüşüdür. Buna göre Sokrates, bir insanın davranışının yalnızca onun neyi iyi bildiğine göre belirlendiğini savunur. Arzular ve duygular, insanın neyi iyi bulduğuna dair yargıların bir parçasıdır ve bilgiden bağımsız bir güçleri yoktur. Doğru bilgi, doğru davranışı kendiliğinden doğurur.

İkinci görüş, ölçme görüşüdür. Buna göre Sokrates'in görüşü, Protagoras'taki ölçme argümanına dayanır ve çoğunluğun kabul ettiği bir varsayıma, iyinin hazla aynı olduğu varsayımına bağlıdır. Bu varsayım kabul edilmezse, argüman da çöker. Sokrates'in görüşü, kendi içinde değil, bu varsayımla birlikte geçerlidir.

Üçüncü görüş, güçlü bilgi görüşüdür. Buna göre Sokrates'in kastettiği bilgi, bir kuralı söyleyebilmek değil, bir durumu o anda doğru görebilmektir. Böyle bir bilgi, arzularla ayrı düşmez, çünkü arzuların neye yöneleceğini de biçimlendirir. Bilip de yapamayan biri, bu güçlü anlamda bilmiyordur.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, Protagoras argümanının hazcı bir varsayıma dayandığı gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Sokrates'in arzuları yargılara indirgediğini doğru görür, ama onun kastettiği bilginin ne kadar güçlü olduğunu açıklamaz.

Argümanın yapısı

Bilip de yapamamak denen bir durumu çözümlemek için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, bilinen şeyi tam olarak belirlemektir. Çözümleyen, kişinin bildiği şeyin genel bir kural mı yoksa o duruma uygulanmış bir yargı mı olduğunu belirtir.

İkinci adım, eylem anındaki değerlendirmeyi sormaktır. Çözümleyen, kişinin eylem anında neyi daha iyi ya da daha büyük gördüğünü ve bu görüşün yakınlıktan ya da uzaklıktan etkilenip etkilenmediğini sorar.

Üçüncü adım, bilginin o anda kullanılıp kullanılmadığını ayırmaktır. Çözümleyen, kişinin bilgiye sahip olduğu hâlde onu eylem anında düşünüp düşünmediğini, bilginin etkin mi yoksa uyuyor mu olduğunu belirler.

Dördüncü adım, düzeltmenin bilgiyle mi alışkanlıkla mı olacağını sormaktır. Çözümleyen, durumun daha fazla bilgiyle mi, yoksa bir alışkanlığın, bir düzenlemenin ya da bir görme biçiminin kazanılmasıyla mı düzeleceğini değerlendirir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Sokrates'in görüşünü ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Erdemi bilgiyle özdeşleştiren görüş, bilip de yapamamak deneyimini inkâr etmez, onu yeniden adlandırır ve bu yeniden adlandırma, bilginin çok güçlü bir anlamına dayanır. Kerem'in terazisi, bilip de yapamamanın içinde o an bir şeyi daha büyük gören bir değerlendirme bulunduğunu gösterdi. Barış'ın iki ilkesi, hukukun da genel bilgi ile o anki bilgi arasındaki ayrımı tanıdığını gösterdi. Tolga'nın arkadaşı, bağımlılık gibi durumlarda ölçme hatası açıklamasının eksik kaldığını gösterdi. Selin'in sınav gecesi, ölçme sanatının bir zamanlama olabileceğini gösterdi. Lina'nın dilbilgisi kuralı, bir bilginin bir cümleden bir duyuşa dönüşebileceğini gösterdi. Defne'nin el yıkaması, bilgiyi eylem anına taşıyanın bir düzen olabileceğini gösterdi. Bu yüzden asıl soru, bilip de yapamamanın olup olmadığı değil, "bilmek" sözcüğüyle neyin kastedildiğidir.

Açık kalan sorular

Tolga'nın arkadaşı, bağımlılığın değerlendirmeyi değil arzunun kendisini değiştirebileceğini gösterdi. Bir arzunun yönünü değiştirmek bir bilgi meselesi midir, yoksa bilginin ulaşamadığı bir alan mı vardır?

Lina'nın dilbilgisi kuralı, bir bilginin alıştırmayla bir duyuşa dönüştüğünü gösterdi. Erdem de böyle bir duyuşsa, onu bir bilgi olarak mı yoksa bir alışkanlık olarak mı adlandırmalıyız?

Defne'nin el yıkaması, bilgiyi eyleme çevirenin bir kurumun düzeni olabileceğini gösterdi. Bir düzen sayesinde doğru davranan biri, erdemli midir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSokrates'in bilip de yapamamayı görmediğini sanmak.
Doğrusu

Sokrates'in bu deneyimi hiç fark etmediğini düşünmek, onun Protagoras'ta bu deneyimi uzun uzun ele aldığını ve onu bir ölçme hatası olarak yeniden adlandırdığını gözden kaçırır. Doğrusu, Sokrates'in deneyimi inkâr etmediğini, onun ne olduğunu yeniden açıkladığını görmektir.

Yaygın yanlışBilmeyi bir kuralı söyleyebilmek sanmak.
Doğrusu

Sigaranın zararlı olduğunu söyleyebilen birinin Sokrates'in kastettiği anlamda bildiğini düşünmek, Aristoteles'in sarhoşların Empedokles'i okuması örneğinde gösterdiği gibi, sözlerin bir bilgiyi göstermediğini gözden kaçırır. Doğrusu, bir bilgiye sahip olmak ile onu eylem anında kullanmak arasındaki farkı görmektir.

Yaygın yanlışProtagoras argümanını Sokrates'in hazcılığı saymak.
Doğrusu

Sokrates'in iyinin hazla aynı olduğunu savunduğunu düşünmek, argümanın çoğunluğun kabul ettiği bir varsayımdan yola çıktığını ve Sokrates'in bu varsayımı başka diyaloglarda reddettiğini gözden kaçırır. Doğrusu, argümanı bir karşı tarafın öncülleriyle kurulan bir sınama olarak okumaktır.

Yaygın yanlışDaha fazla bilginin her zaman eylemi düzelteceğini sanmak.
Doğrusu

Bilip de yapamayan birine daha fazla bilgi vermenin onu değiştireceğini düşünmek, Defne'nin ve Kerem'in örneklerinde görüldüğü gibi, sorunun bilginin eksikliğinde değil, onun eylem anına taşınmamasında olabileceğini gözden kaçırır. Doğrusu, düzeltmenin bilgiyle mi alışkanlıkla mı olacağını ayrıca sormaktır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Sokrates, erdemin bir bilgi olduğunu, iyinin ne olduğunu gerçekten bilen birinin kötü davranamayacağını ve kimsenin bile bile kötülük yapmadığını savunur ve bilip de yapamamak deneyimini inkâr etmeden onu bir ölçme hatası olarak yeniden adlandırır.

Platon'un Protagoras'ı hazza yenilmeyi yakındaki küçük hazzın uzaktaki büyük acıdan büyük görünmesine bağlayıp ölçme sanatını bu yanılsamanın çaresi saydı, Aristoteles'in Nikomakhos'a Etik'i Sokrates'in görüşünü görünenlere aykırı buldu ama bir bilgiye sahip olmak ile onu kullanmak arasındaki farkla ona bir adım yaklaştı, Menon ise erdemin bilgi olduğu varsayımından öğretilebilirliğini çıkarıp öğretmenlerinin bulunamamasıyla bu sonucu kuşkuya düşürdü.

Bilip de yapamamak denen bir durum dört adımla çözümlenir: bilinen şeyi belirlemek, eylem anındaki değerlendirmeyi sormak, bilginin o anda kullanılıp kullanılmadığını ayırmak ve düzeltmenin bilgiyle mi alışkanlıkla mı olacağını sormak.

Deneyim, arzu ve öğretmen itirazları, Sokrates'in deneyimi yok saymadan yeniden adlandırdığını, güçlü bir bilginin arzunun yönünü değiştirebildiğini ama her durumda değiştiremediğini ve erdemin öğretmenlerinin bulunamamasının bu bilginin bir dersle aktarılamadığını gösterebileceğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden asıl soru, bilip de yapamamanın olup olmadığı değil, bilmek sözcüğüyle neyin kastedildiğidir ve Sokrates'in görüşü güçlü anlamda savunulabilir, ama o zaman erdemin öğretilmesi bir bilginin aktarılmasından çok bir görme biçiminin kazandırılmasına dönüşür.

Sonraki derse köprü

Erdem bir bilgiyse ama bir dersle aktarılamıyorsa, ona nasıl ulaşılabilirdi? Platon'un Sokrates'in Savunması'nda Sokrates, yargıçlarına bütün yaşamını tek bir şeye adadığını söyler: genç yaşlı herkesi, bedenlerinden ve servetlerinden önce ruhlarının olabildiğince iyi olmasını önemsemeye çağırmaya. Kerem, serginin Sokrates bölümünün son panosuna bir ayna koymayı düşünüyor.

Selin, Sokrates'in Atinalıları zenginlik, ün ve onur peşinde koşup ruhlarını ihmal ettikleri için kınadığını okumuş. Tolga, ruhun bakımının bir tür kendini sınama olup olmadığını soruyor. Lina ise Sokrates'in sınanmamış bir yaşamın bir insan için yaşanmaya değmediğini söylediğini duymuş ve bunun çok sert bir yargı olup olmadığını merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Ruhun bakımı dersi, Sokrates'in Atinalılara servetten ve ünden önce ruhlarını en iyi duruma getirmeyi önemsemelerini neden öğütlediğini, ruhun bakımının neden bir kendini sınama biçimi olduğunu ve sınanmamış bir yaşamın neden yaşanmaya değmediğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.