İçeriğe geç

P03-D02-M03-04·Sokrates'in yöntemi

Aporia

temel3.284 kelime≈ 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Sokrates'in sorgulamalarının bir çıkmazla bitmesi kendi başına ne bir başarısızlık ne de bir başarıdır; aynı çıkmaz, sorgulananın tepkisine göre bir araştırmanın başlangıcı da bir kaçışın nedeni de olabilir.

Platon'un Menon'u şaşkınlığa düşen köle çocuğun artık bilmediğini bildiği için araştırmaya hazır olduğunu gösterdi, Küçük Hippias'ı Sokrates'in kendi argümanının sonucuna kendisinin de katılamadığını ve çıkmazı paylaştığını gösterdi, Euthyphron'u ise sorgulananın çıkmaz karşısında acelesi olduğunu söyleyip gidebildiğini gösterdi.

Bir çıkmaz dört adımla okunur: kaynağını belirlemek, sorgulananın tepkisini adlandırmak, çıkmazdan önce ve sonra ne bilindiğini karşılaştırmak ve çıkış için yeni bir soru kurmak.

Başarısızlık, eylemsizlik ve poz itirazları, aporianın bir cevaba ya da sorunun yeniden kurulmasına yol açabildiğini, bilgisizliğini bilenin de eylemde bulunabildiğini ve Sokrates'in bazı çıkmazları gerçekten çözemediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden aporianın değeri, onun ardından hangi sorunun sorulduğuna bağlıdır ve Sokrates'in çıkmazı paylaşması, onu bir yenilgiden ortak bir araştırmanın başlangıcına çevirmenin koşuludur.

Açılış sahnesi

Kerem, serginin Sokrates bölümündeki dördüncü pano için bir köprü maketi yapıyor. Köprü bir kıyıdan başlıyor, ortasına kadar uzanıyor ve orada bitiyor. Ziyaretçi köprünün üzerinde yürüyecek ve uçta durduğunda, karşı kıyıyı görecek ama oraya geçemeyecekti. Kerem, maketin ucuna ne koyacağına karar veremiyor. Bir uyarı levhası mı koymalıydı, "geri dönün" diyen? Yoksa bir bank mı, ziyaretçinin oturup karşı kıyıya bakabileceği? Belki de bir halat yığını, kendi köprüsünü kurmak isteyene. Kerem, üç seçeneğin üç farklı şey söylediğini fark ediyor. Birincisi çıkmazı bir yenilgi sayıyordu. İkincisi onu bir dinlenme yeri. Üçüncüsü bir başlangıç.

Selin, Platon'un Menon'unda Sokrates'in bir köle çocuğu şaşkınlığa düşürdükten sonra ona bir zarar vermediğini, tersine ona yararlı olduğunu söylediğini okumuş. Tolga, Theaitetos'ta genç matematikçinin birkaç basit soru karşısında başının döndüğünü söylediğini hatırlıyor. Lina, Euthyphron'un konuşmanın sonunda acelesi olduğunu söyleyip gittiğini okumuş. Barış, bir yargıcın önündeki davada kanunda bir hüküm bulamadığında bile karar vermek zorunda olduğunu biliyor. Defne ise tanısı konamayan bir hastanın karşısında ekibin "bilmiyoruz" demesinin ne kadar zor olduğunu anlatıyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Sofistler ve Sokrates kursunda, Sokrates'in diyaloglarının bir çıkmazla bitmesinin bir başarısızlık mı yoksa bir başlangıç mı olduğunu, şaşkınlığın sorgulanan kişiye ne yaptığını ve bir çıkmazdan nasıl çıkılabileceğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. İroni dersi, Sokrates'in bilmediğini söylemesinin bir anlamda içten, başka bir anlamda içten olmayan karmaşık bir yapı taşıdığını ve dinleyeni iki katmanı kendisi ayırmaya çağırdığını inceledi. O dersin sonunda, Sokrates'in sorgulamalarının çoğu zaman bir cevapla değil bir şaşkınlıkla bittiği görüldü. Akademinin önceki derslerinde aporia kavramı, aporetik son, olumsuz kazanım ve hayret tanıtılmıştı. Bu ders, aynı çıkmazın farklı muhataplarda neden farklı sonuçlar doğurduğuna bakıyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Menon'unda Sokrates, şaşkınlığa düşen köle çocuğun artık bilmediğini bildiğini ve bu yüzden araştırmaya hazır olduğunu gösterir. Platon'un Küçük Hippias'ında Sokrates, kendi kurduğu bir argümanın sonucuna kendisinin de katılamadığını ve bu konularda bir aşağı bir yukarı dolaştığını söyler. Platon'un Euthyphron'unda ise Euthyphron, çıkmaz karşısında konuşmayı bırakıp gider.

Ardından üç itirazı tartacağız: aporianın yalnızca bir başarısızlık olduğu, onun insanları eylemsizliğe ittiği ve Sokrates'in kendi şaşkınlığının bir poz olduğu itirazları.

Sonda, bir çıkmazı okumanın dört adımını göstereceğiz: çıkmazın kaynağını belirlemek, sorgulananın tepkisini adlandırmak, çıkmazdan önce ve sonra ne bilindiğini karşılaştırmak ve çıkış için yeni bir soru kurmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: Sokrates'in sorgulamalarının bir çıkmazla bitmesi, sorgulanan kişi için bir başarısızlık mıdır, yoksa bir araştırmanın başlangıcı mı, ve bu çıkmazdan nasıl çıkılabilir?

Ölçülü iddiam şu: Aporia kendi başına ne bir başarısızlık ne de bir başarıdır; aynı çıkmaz, sorgulananın ona nasıl karşılık verdiğine göre bir araştırmanın başlangıcı da bir kaçışın nedeni de olabilir ve Sokrates'in kendi şaşkınlığını paylaşması, bu çıkmazı bir davete çevirmenin koşuludur. Menon'da köle çocuk, ilk başta bilmediği bir şeyi bildiğini sanıyordu. Şaşkınlığa düştükten sonra hâlâ bilmiyordu, ama artık bildiğini de sanmıyordu. Sokrates'e göre bu bir kazançtır, çünkü çocuk ancak şimdi araştırmayı isteyebilir. Euthyphron ise aynı türden bir çıkmazda, araştırmak yerine konuşmayı bırakır. Fark, çıkmazın kendisinde değil, onu yaşayanın tepkisindedir. Küçük Hippias'ta Sokrates, argümanı kazandığı hâlde sonucuna kendisinin de katılamadığını söyler. Bu, onun çıkmazı muhataplarına dayattığı bir şey değil, onlarla paylaştığı bir durum olduğunu gösterir. Çıkmazdan çıkış ise çoğu zaman bir tanımla değil, sorunun yeniden kurulmasıyla olur. Menon'da Sokrates, erdemin ne olduğunu bulamayınca, geometricilerin yaptığı gibi bir varsayımla ilerlemeyi önerir. Bu yüzden aporianın değeri, onun ardından hangi sorunun sorulduğuna bağlıdır.

Sıfır noktası

Bir öğrenci Sokrates'in diyaloglarının sonunu okuduğunda, onları çoğu zaman hayal kırıklığı yaratan bitişler olarak görür. Uzun bir konuşma yapılmış, birçok tanım önerilmiş ve hepsi düşmüştür. Sonunda kimse bir şey öğrenmemiş gibi görünür. Bu okumada aporia, yöntemin kendi başarısızlığıdır. Sokrates, sorduğu sorulara cevap bulamadığını itiraf etmektedir.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, diyaloglar aynı çıkmazın farklı muhataplarda farklı sonuçlar doğurduğunu gösterir. Bazı muhataplar çıkmazdan sonra araştırmaya daha istekli olur, bazıları ise konuşmayı bırakır. Bir yöntemin başarısızlığı, herkeste aynı sonucu doğururdu. İkincisi, Sokrates çıkmazı her zaman bir bitiş olarak görmez. Bazı diyaloglarda, çıkmazdan sonra soruyu başka bir biçimde sormayı önerir.

Bu yüzden aporiayı anlamak, onu bir bitiş noktası olarak değil, ardından neyin geldiğine bakılarak değerlendirilen bir durum olarak okumayı gerektirir.

Görüşler ve pozisyonlar

Sokrates'in diyaloglarındaki aporianın ne işe yaradığı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, arınma görüşüdür. Buna göre aporia, sorgulananı bilmediği şeyi bildiğini sanmaktan kurtarır. Bir bedenin yeni bir besini alabilmesi için önce temizlenmesi gerektiği gibi, bir zihnin de yeni bir bilgiyi alabilmesi için önce yanlış inançlarından arınması gerekir. Aporianın kazancı, bu arınmadır.

İkinci görüş, kışkırtma görüşüdür. Buna göre aporia, sorgulananı araştırmaya iter. Şaşkınlık bir rahatsızlık yaratır ve bu rahatsızlık, kişiyi onu gidermek için düşünmeye zorlar. Aporianın kazancı, bir arınmadan çok bir harekettir.

Üçüncü görüş, tepki görüşüdür. Buna göre aporianın kazancı, onun kendisinde değil, sorgulananın ona verdiği karşılıktadır. Aynı çıkmaz, bir kişiyi araştırmaya iter, bir başkasını öfkelendirir ya da kaçırır. Aporia bir fırsattır, ama bir garanti değildir.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve birinci görüşün, köle çocuğun yanlış bilgi iddiasından kurtulduğu gözlemini kabul eder. İkinci görüş, aporianın bir harekete yol açabildiğini doğru görür, ama Euthyphron örneğinde olduğu gibi, bu hareketin bazen araştırmaya değil kaçışa yöneldiğini açıklayamaz.

Argümanın yapısı

Bir çıkmazı okumak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, çıkmazın kaynağını belirlemektir. Okuyan, çıkmazın hangi iki kabulün ya da hangi tanım ile hangi karşı örneğin çatışmasından doğduğunu belirtir.

İkinci adım, sorgulananın tepkisini adlandırmaktır. Okuyan, çıkmazı yaşayanın şaşkınlığa mı, öfkeye mi, utanca mı, kaçışa mı yöneldiğini belirler.

Üçüncü adım, çıkmazdan önce ve sonra ne bilindiğini karşılaştırmaktır. Okuyan, sorgulananın çıkmazdan önce neyi bildiğini sandığını ve çıkmazdan sonra neyi bilmediğini fark ettiğini sıralar.

Dördüncü adım, çıkış için yeni bir soru kurmaktır. Okuyan, çıkmazı aşmak için soruyu daraltmanın, onu başka bir biçimde sormanın ya da geçici bir varsayımla ilerlemenin yollarını arar.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Aporiayı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Aporia kendi başına ne bir başarısızlık ne de bir başarıdır; aynı çıkmaz, onu yaşayanın tepkisine göre bir araştırmanın başlangıcı da bir kaçışın nedeni de olabilir. Kerem'in köprü ucu, bir çıkmazın bir yenilgiye değil bir hesaba çağırabileceğini gösterdi. Barış'ın yargıcı, hukukun aporiaya izin vermediğini ama onun yerine bir soru koyduğunu gösterdi. Tolga'nın zarları, bazı çıkmazların yöntemi yönetenin de çözemediği gerçek güçlükler olduğunu gösterdi. Selin'in köle çocuğu, verimli şaşkınlığın sorgulananın kaybedecek bir ünü olmadığında daha kolay doğduğunu gösterdi. Lina'nın masadan kalkışı, bir kaçışın her zaman araştırmanın sonu olmadığını gösterdi. Defne'nin açık tanısı, bir çıkmazdan bir çalışma varsayımıyla çıkılabileceğini gösterdi. Aporianın değeri, onun ardından hangi sorunun sorulduğuna bağlıdır.

Açık kalan sorular

Selin'in köle çocuğu, verimli şaşkınlığın sorgulananın kaybedecek bir ünü olmadığında daha kolay doğduğunu gösterdi. Bir uzman, kendi alanında bilmediğini fark ettiğinde, bu fark edişi bir kaçışa değil bir araştırmaya çevirmek için ne yapabilir?

Tolga'nın zarları, bazı çıkmazların sözcüklerin kullanımındaki bir belirsizlikten doğduğunu gösterdi. Bir çıkmazın bir sözcük karışıklığından mı yoksa gerçek bir sorundan mı kaynaklandığını nasıl ayırabiliriz?

Defne'nin açık tanısı, bir çalışma varsayımıyla ilerlemenin bir çıkış olabileceğini gösterdi. Bir varsayımla ilerlerken, onun yalnızca bir varsayım olduğunu unutmamanın yolu nedir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışAporiayı diyaloğun başarısızlığı saymak.
Doğrusu

Bir diyaloğun bir tanıma ulaşmadan bitmesini yöntemin başarısızlığı olarak görmek, aynı çıkmazın farklı muhataplarda farklı sonuçlar doğurduğunu ve bazen bir cevaba, bazen de sorunun yeniden kurulmasına yol açtığını gözden kaçırır. Doğrusu, aporiayı ardından neyin geldiğine bakarak değerlendirmektir.

Yaygın yanlışAporianın kendiliğinden bir kazanç olduğunu sanmak.
Doğrusu

Her şaşkınlığın sorgulananı araştırmaya ittiğini düşünmek, Euthyphron örneğinde olduğu gibi aynı çıkmazın bir kaçışa da dönüşebildiğini gözden kaçırır. Doğrusu, aporianın kazancının sorgulananın ona verdiği karşılığa bağlı olduğunu görmektir.

Yaygın yanlışBilgisizliği fark etmeyi eylemsizlik saymak.
Doğrusu

Bir şeyi bilmediğini fark eden birinin o konuda eylemde bulunamayacağını düşünmek, bir yargıcın ya da bir hekimin bilgisizliğini bilerek de karar verebildiğini gözden kaçırır. Doğrusu, aporianın eylemi durdurmadığını, onu bir soruya bağladığını görmektir.

Yaygın yanlışSokrates'in çıkmazın dışında durduğunu sanmak.
Doğrusu

Sokrates'i, muhataplarını çıkmaza sokan ama kendisi çıkmazda olmayan biri olarak görmek, onun Menon'da ve Küçük Hippias'ta kendi şaşkınlığını açıkça kabul ettiğini gözden kaçırır. Doğrusu, Sokratik aporiayı bir dayatma değil, paylaşılan bir durum olarak okumaktır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Sokrates'in sorgulamalarının bir çıkmazla bitmesi kendi başına ne bir başarısızlık ne de bir başarıdır; aynı çıkmaz, sorgulananın tepkisine göre bir araştırmanın başlangıcı da bir kaçışın nedeni de olabilir.

Platon'un Menon'u şaşkınlığa düşen köle çocuğun artık bilmediğini bildiği için araştırmaya hazır olduğunu gösterdi, Küçük Hippias'ı Sokrates'in kendi argümanının sonucuna kendisinin de katılamadığını ve çıkmazı paylaştığını gösterdi, Euthyphron'u ise sorgulananın çıkmaz karşısında acelesi olduğunu söyleyip gidebildiğini gösterdi.

Bir çıkmaz dört adımla okunur: kaynağını belirlemek, sorgulananın tepkisini adlandırmak, çıkmazdan önce ve sonra ne bilindiğini karşılaştırmak ve çıkış için yeni bir soru kurmak.

Başarısızlık, eylemsizlik ve poz itirazları, aporianın bir cevaba ya da sorunun yeniden kurulmasına yol açabildiğini, bilgisizliğini bilenin de eylemde bulunabildiğini ve Sokrates'in bazı çıkmazları gerçekten çözemediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden aporianın değeri, onun ardından hangi sorunun sorulduğuna bağlıdır ve Sokrates'in çıkmazı paylaşması, onu bir yenilgiden ortak bir araştırmanın başlangıcına çevirmenin koşuludur.

Sonraki derse köprü

Menon'da Sokrates, erdemin ne olduğunu bulamayınca bir varsayımla ilerlemeyi önerir. Eğer erdem bir tür bilgiyse, öğretilebilir olmalıdır. Bu varsayım, Sokrates'in başka diyaloglarda açıkça savunduğu bir görüşe bağlanır: iyinin ne olduğunu gerçekten bilen biri kötü davranmaz ve kimse bile bile kötülük yapmaz. Kerem, serginin bir sonraki panosuna bir terazi koymayı düşünüyor: bir kefede bilgi, öbür kefede eylem.

Selin, Sokrates'in Protagoras'ta bir hazza yenilip bildiği iyiyi yapmamanın aslında bir hesap hatası olduğunu savunduğunu okumuş. Tolga, sigaranın zararlı olduğunu bildiği hâlde içen birinin bu görüşe bir karşı örnek olup olmadığını soruyor. Lina ise kendi deneyiminde bildiği iyiyi yapamadığı anları hatırlıyor ve bunların hepsinin bir bilgisizlik olup olmadığını merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Erdem bilgidir dersi, Sokrates'in iyinin ne olduğunu bilen birinin kötü davranamayacağını ve kimsenin bile bile kötülük yapmadığını neden savunduğunu, bilip de yapamamak denen deneyimin bu görüşe nasıl bir güçlük çıkardığını ve erdemin bir bilgi olması durumunda öğretilebilir olup olmadığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.