Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Sokrates "X nedir?" sorusuna örnekle verilen cevapları reddeder, çünkü bir örnek ya da bir liste, bütün bu örnekleri X yapan şeyi söylemez ve onun aradığı tanım birlik, kapsam eşitliği ve öz koşullarını karşılamalıdır.
Platon'un Menon'u erdemlerin listesini bir arı sürüsüne benzetip hepsinde aynı olan tek bir şeyi istedi, Lakhes'i hızlılığı az zamanda çok şey yapabilme gücü olarak tanımlayan bir model kurdu ve cesaretin çok dar ve çok geniş tanımlarını sınadı, Euthyphron'u ise dindarlığın tanrılarca sevilmesinin onun özünü değil yalnızca bir niteliğini söylediğini gösterdi.
Bir tanım dört adımla sınanır: tek bir şey söyleyip söylemediğini sormak, bütün örnekleri kapsayıp kapsamadığını denemek, örnek olmayanları dışarıda bırakıp bırakmadığını denemek ve şeyi o şey yapanı söyleyip söylemediğini ayırmak.
Ortak öz, örneklerin önceliği ve ulaşılamayan tanım itirazları, birlik koşulunun bir varsayım olduğunu, tanımın önceliğinin örnekleri tanımanın değil onları açıklamanın koşulu olduğunu ve koşulların bir tanıma ulaşmaktan çok bir tanım önerisini sınamaya yaradığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Sokrates'in tanım isteği bir soyutlama tutkusu değil, örnekleri birbirine bağlayan şeyi arama girişimidir ve onun koşulları, bir tanımın nerede kırıldığını göstermenin bugün de kullanılan ölçütleridir.
Açılış sahnesi
Kerem, serginin Sokrates bölümündeki ikinci pano için iki sütunlu bir tablo hazırlıyor. Sol sütuna, Platon'un diyaloglarında Sokrates'in muhataplarının verdiği cevapları yazıyor. Erdem nedir diye sorulduğunda Menon bir erkeğin, bir kadının, bir çocuğun ve bir kölenin erdemini ayrı ayrı sayıyor. Cesaret nedir diye sorulduğunda Lakhes, savaşta yerinde durup kaçmayanı anlatıyor. Dindarlık nedir diye sorulduğunda Euthyphron, kendi yaptığı şeyi, bir suçluyu yargıca götürmeyi örnek veriyor. Sağ sütuna ise Sokrates'in istediği şeyi yazacaktı. Ama sağ sütun boş kalıyor. Kerem, Sokrates'in bu cevapları neden reddettiğini anlıyor: bir örnek, sorulan şeyin kendisi değildi. Ama yerine ne istediğini tek bir satırda söyleyemiyor.
Selin, Sokrates'in Menon'a, bir erdem ararken bir arı sürüsü bulduğunu söylediğini okumuş. Tolga, Sokrates'in bir yerde kendisinin örnek bir tanım verdiğini, hızlılığın ne olduğunu tanımladığını hatırlıyor. Lina, kendi dilinde her gün kullandığı bazı sözcükleri tanımlayamadığını ama onların örneklerini hiç şaşmadan tanıdığını söylüyor. Barış, yasaların bazı terimleri bir koşulla, bazılarını ise bir listeyle tanımladığını biliyor. Defne ise bazı hastalıkların tek bir belirtiyle değil, bir belirti listesinden yeterince belirtinin bir arada bulunmasıyla tanımlandığını söylüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Sofistler ve Sokrates kursunda, Sokrates'in "X nedir?" sorusuna neden örnekle verilen cevapları reddettiğini, onun bir tanımdan hangi koşulları beklediğini ve bir tanım bilinmeden örneklerin tanınıp tanınamayacağını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Elenkhos dersi, Sokrates'in bir muhatabın gerçekten inandığı bir görüşü onun kabul ettiği ek öncüllerle sınadığını ve bu sınamanın bir önermeden çok bir kişiyi hedef aldığını inceledi. O dersin sonunda, bu sınamaların çoğunun "X nedir?" sorusuyla başladığı ve muhatapların bu soruya genellikle bir örnekle cevap verdiği görüldü. Akademinin önceki derslerinde tanım isteği, liste cevabı ve Geach'in Sokratik yanılgı adını verdiği varsayım tanıtılmıştı. Bu ders, Sokrates'in bir tanımdan beklediği koşulları üç diyalogdan çıkarmaya çalışıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Menon diyaloğunda Sokrates, erdemlerin bir listesini reddeder ve bütün erdemlerde ortak olan tek bir şeyi ister. Platon'un Lakhes diyaloğunda Sokrates, hızlılığın ne olduğunu kendisi tanımlayarak, Lakhes'e nasıl bir cevap beklediğini gösterir. Platon'un Euthyphron diyaloğunda ise Sokrates, Euthyphron'un dindarlığın özünü değil yalnızca bir niteliğini söylediğini belirtir.
Ardından üç itirazı tartacağız: bütün örneklerde ortak tek bir şeyin bulunmayabileceği, örnekleri tanımadan bir tanımı sınamanın olanaksız olduğu ve Sokrates'in istediği tanımın hiçbir diyalogda bulunamadığı itirazları.
Sonda, bir tanımı sınamanın dört adımını göstereceğiz: tanımın tek bir şey söyleyip söylemediğini sormak, tanımın bütün örnekleri kapsayıp kapsamadığını denemek, tanımın örnek olmayanları dışarıda bırakıp bırakmadığını denemek ve tanımın şeyi o şey yapanı mı yoksa onun bir niteliğini mi söylediğini ayırmak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Sokrates "X nedir?" sorusuna neden bir örnekle değil tek bir tanımla cevap verilmesini istiyordu ve onun aradığı tanım hangi koşulları karşılamalıydı?
Ölçülü iddiam şu: Sokrates'in tanım isteği, üç diyalogdan çıkarılabilecek üç koşula dayanır ve bu koşullar, bir tanımı sınamanın bugün de kullanılan ölçütlerini ilk kez açıkça ortaya koyar. Birincisi birlik koşuludur: Menon'da Sokrates, erkeğin, kadının ve çocuğun erdemlerinin bir listesini değil, bu erdemlerin hepsinde aynı olan tek bir şeyi ister. İkincisi kapsam eşitliği koşuludur: Lakhes'te Sokrates'in hızlılık tanımı, koşmadaki, konuşmadaki ve çalgı çalmadaki hızlılığın hepsini kapsar ve hızlı olmayan hiçbir şeyi içine almaz. Tanım, bütün örnekleri ve yalnızca onları kapsamalıdır. Üçüncüsü öz koşuludur: Euthyphron'da Sokrates, dindarlığın bütün tanrılarca sevildiğini söylemenin onun ne olduğunu değil, ona ne olduğunu söylediğini belirtir. Bu üç koşul birlikte çok yüksek bir çıta kurar ve Sokrates'in erken diyaloglarında hiçbir tanım bu çıtayı aşmaz. Ama koşulların değeri, bir tanıma ulaşmaktan çok, bir tanım önerisini sınamaktadır. Örnekleri tanımadan bir tanım sınanamaz; Sokrates de karşı örneklerini muhataplarının zaten tanıdığı örneklerden seçer. Bu yüzden tanımın önceliği, örnekleri tanımanın değil, onları neden o şeyin örneği saydığımızı açıklayabilmenin bir koşuludur.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Sokrates'in muhataplarının cevaplarını okuduğunda, onları çoğu zaman makul bulur. Bir erkeğin erdemi gerçekten de bir kadınınkinden farklı görünebilir ve savaşta yerinde duran bir asker gerçekten de cesurdur. Sokrates'in bu cevapları reddetmesi, bu okumada bir titizlik gösterisidir. Örnekler bir kavramı anlamak için yeterlidir; bir tanım istemek, gereksiz bir soyutlama ister.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, örnekler bir kavramın sınırında karar vermemize yardım etmez. Savaşta geri çekilip sonra yeniden saldıran bir asker cesur mudur, değil midir? Bir örnek listesi buna cevap vermez; ancak cesaretin ne olduğu hakkında bir fikir verebilir. İkincisi, Sokrates örnekleri bir kenara atmaz. Onları bir tanımı sınamanın malzemesi olarak kullanır.
Bu yüzden Sokrates'in tanım isteğini anlamak, onu bir soyutlama tutkusu olarak değil, örnekleri birbirine bağlayan şeyi arama girişimi olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Sokrates'in tanım isteğinin ne olduğu konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, sözcük anlamı görüşüdür. Buna göre Sokrates, bir sözcüğün nasıl kullanıldığını, yani onun anlamını sorar. "Cesaret" sözcüğünü kullanan herkes bir şey kastetmektedir ve Sokrates bu kastedilen şeyin açık bir ifadesini ister.
İkinci görüş, gerçek tanım görüşüdür. Buna göre Sokrates, bir sözcüğün anlamını değil, bir şeyin ne olduğunu, onun doğasını sorar. Cesaretin ne olduğu, insanların "cesaret" sözcüğüyle ne kastettiğinden farklı olabilir; insanlar yanılabilir.
Üçüncü görüş, açıklayıcı ölçüt görüşüdür. Buna göre Sokrates, bir şeyin örneklerini tanımamıza ve neden o şeyin örneği olduklarını açıklamamıza yarayan bir ölçüt arar. Euthyphron'da istediğini böyle tanımlar: dindarlığın kendisini, ona bakıp bir eylemin dindar olup olmadığını söyleyebileceği bir örnek ya da ölçüt olarak.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, insanların bir şeyin ne olduğu hakkında yanılabileceği gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Sokrates'in muhataplarının sözcükleri doğru kullandığını, ama yine de onun sorusuna cevap veremediğini açıklayamaz.
Argümanın yapısı
Bir tanımı sınamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, tanımın tek bir şey söyleyip söylemediğini sormaktır. Sınayan, tanımın bir liste mi yoksa bütün örneklerde aynı olan tek bir şey mi verdiğini belirler.
İkinci adım, tanımın bütün örnekleri kapsayıp kapsamadığını denemektir. Sınayan, kavramın tanımın dışında kalan bir örneğini, yani tanımı çok dar gösteren bir karşı örneği arar.
Üçüncü adım, tanımın örnek olmayanları dışarıda bırakıp bırakmadığını denemektir. Sınayan, tanıma uyan ama kavramın örneği olmayan bir şeyi, yani tanımı çok geniş gösteren bir karşı örneği arar.
Dördüncü adım, tanımın şeyi o şey yapanı mı yoksa onun bir niteliğini mi söylediğini ayırmaktır. Sınayan, tanımın örneklerin neden o kavramın örneği olduğunu açıklayıp açıklamadığını sorar.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Tanımı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Sokrates'in tanım isteği, birlik, kapsam eşitliği ve öz koşullarına dayanır ve bu koşullar, bir tanımı sınamanın ölçütlerini ilk kez açıkça ortaya koyar. Kerem'in boş sütunu, Sokrates'in istediği tanım yerine onun tanımlardan beklediğini gösterdi. Barış'ın iki tanımı, hukukun bir sınır çizmek için tanımladığını, Sokrates'in ise bir şeyin ne olduğunu sorduğunu gösterdi. Tolga'nın hızlılığı, koşulların karşılanabildiğini gösterdi. Selin'in dayanıklılığı, her onarımın yeni bir sınamaya kapı açtığını gösterdi. Lina'nın tanımlanamayan sözcüğü, tanıma ulaşamayan bir arayışın bile bir şey öğrettiğini gösterdi. Defne'nin belirti listesi, bir alanın Sokrates'in tanımını bir hedef olarak tutup ona ulaşana kadar bir listeyle çalışabileceğini gösterdi. Tanımın önceliği, örnekleri tanımanın değil, onları neden o şeyin örneği saydığımızı açıklayabilmenin bir koşuludur.
Açık kalan sorular
Lina'nın tanımlanamayan sözcüğü, örnekleri tanımanın tanımı bilmekten önce geldiğini gösterdi. Bir kavramın örneklerini tanıyıp onu hiçbir zaman tanımlayamıyorsak, o kavramı bildiğimizi söyleyebilir miyiz?
Selin'in dayanıklılığı, her onarımın yeni bir sınamaya kapı açtığını gösterdi. Bir tanım arayışının ne zaman bitmiş sayılabileceğini belirleyen bir ölçüt var mıdır?
Defne'nin belirti listesi, bir alanın tanımı nedene göre yeniden yazabildiğini gösterdi. Bir şeyin ne olduğu, onun nedeninin ne olduğu sorusuna indirgenebilir mi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışÖrnek vermeyi tanım vermek sanmak.
"X nedir?" sorusuna X'in örneklerini sayarak cevap vermek, Sokrates'in bütün bu örnekleri X yapan şeyi sorduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, bir liste ile bir tanım arasındaki farkı birlik koşulu üzerinden görmektir.
Yaygın yanlışKapsamı doğru bir tanımı yeterli saymak.
Bir tanımın bütün örneklere ve yalnızca onlara uyduğunu gösterince işin bittiğini düşünmek, Euthyphron'da görüldüğü gibi kapsamı doğru bir betimlemenin şeyin ne olduğunu açıklamayabileceğini gözden kaçırır. Doğrusu, kapsam eşitliğinden sonra öz koşulunu ayrıca sormaktır.
Yaygın yanlışSokrates'in örnekleri değersiz saydığını sanmak.
Sokrates'in örnekle verilen cevapları reddetmesini örnekleri küçümsemesi olarak okumak, onun her tanımı örnekler ve karşı örneklerle sınadığını gözden kaçırır. Doğrusu, örnekleri bir tanımın malzemesi ve sınayıcısı olarak görmektir.
Yaygın yanlışHukuki ya da tıbbi tanımı Sokratik tanım saymak.
Bir yasanın ya da bir tanı ölçütünün tanımını Sokrates'in istediği türden bir tanım saymak, bu tanımların bir sınır çizmek ya da bir uzlaşma sağlamak için kurulduğunu ve öz koşulunu bilerek bıraktığını gözden kaçırır. Doğrusu, bir tanımın hangi amaçla kurulduğunu sormaktır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Sokrates "X nedir?" sorusuna örnekle verilen cevapları reddeder, çünkü bir örnek ya da bir liste, bütün bu örnekleri X yapan şeyi söylemez ve onun aradığı tanım birlik, kapsam eşitliği ve öz koşullarını karşılamalıdır.
Platon'un Menon'u erdemlerin listesini bir arı sürüsüne benzetip hepsinde aynı olan tek bir şeyi istedi, Lakhes'i hızlılığı az zamanda çok şey yapabilme gücü olarak tanımlayan bir model kurdu ve cesaretin çok dar ve çok geniş tanımlarını sınadı, Euthyphron'u ise dindarlığın tanrılarca sevilmesinin onun özünü değil yalnızca bir niteliğini söylediğini gösterdi.
Bir tanım dört adımla sınanır: tek bir şey söyleyip söylemediğini sormak, bütün örnekleri kapsayıp kapsamadığını denemek, örnek olmayanları dışarıda bırakıp bırakmadığını denemek ve şeyi o şey yapanı söyleyip söylemediğini ayırmak.
Ortak öz, örneklerin önceliği ve ulaşılamayan tanım itirazları, birlik koşulunun bir varsayım olduğunu, tanımın önceliğinin örnekleri tanımanın değil onları açıklamanın koşulu olduğunu ve koşulların bir tanıma ulaşmaktan çok bir tanım önerisini sınamaya yaradığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Sokrates'in tanım isteği bir soyutlama tutkusu değil, örnekleri birbirine bağlayan şeyi arama girişimidir ve onun koşulları, bir tanımın nerede kırıldığını göstermenin bugün de kullanılan ölçütleridir.
Sonraki derse köprü
Sokrates, muhataplarından tanım isterken kendisinin bu tanımları bilmediğini söylüyordu. Menon'da, erdemin ne olduğunu bilmediğini ve onu bilen birine de rastlamadığını söyledi. Ama bazı muhatapları bu bilgisizlik iddiasına inanmıyordu. Platon'un Devlet diyaloğunda Thrasymakhos, Sokrates'in kendisi cevap vermekten kaçınıp başkalarını sorgulamasına öfkelenir ve bunun onun bilinen bir alışkanlığı olduğunu söyler. Kerem, serginin bir sonraki panosuna bir maske koymayı düşünüyor.
Selin, Sokrates'in bu tutumuna verilen Yunanca adın, bugünkü ironi sözcüğünün kökü olduğunu ve başlangıçta bir tür sahte alçakgönüllülük anlamına geldiğini okumuş. Tolga, Sokrates'in bilmediğini söylerken içten olup olmadığını soruyor. Lina ise karşısındakinin bilgeliğini öven bir sözün aynı zamanda bir alay olabileceğini düşünüyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. İroni dersi, Sokrates'in bilmediğini söylemesinin ve muhataplarını övmesinin bir gizleme mi yoksa içten bir tutum mu olduğunu, eski Yunancadaki ironi sözcüğünün bugünkü anlamından nasıl farklılaştığını ve Sokratik ironinin bir öğretme biçimi olup olamayacağını soruyor.