Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Sokrates'in elenkhosu, bir muhatabın gerçekten inandığı bir görüşü onun kabul ettiği ek öncüllerle birlikte tutulamaz kılarak sınar ve mantık açısından bir önermenin yanlışlığını değil, bir inanç kümesinin tutarsızlığını gösterir.
Platon'un Gorgias'ı Polos'u tek tanık olarak alıp haksızlık yapmanın daha kötü olduğunu onun kendi kabulleriyle gösterdi, Lakhes'i Sokrates'le konuşanın sonunda kendi yaşamının hesabını verdiğini anlattı, Robinson ise elenkhosu bir kişiyi sorularla sınama olarak tanımlayıp bir çelişkinin hangi öncülün yanlış olduğunu göstermediğini vurguladı.
Bir sınama dört adımla yürütülür: muhatabın gerçekten inandığı bir görüşü almak, ek öncülleri tek tek sormak, tutarsızlığı göstermek ve hangi inancın bırakılacağına muhatabın karar vermesini istemek.
Tutarsızlık, aşağılama ve gizlenen görüş itirazları, elenkhosun bir kanıt değil bir kişiyi sınama biçimi olduğunu, aşağılamayla öğrenmenin farkının kararın kime bırakıldığında yattığını ve sorgulayanın da yaşamıyla sınandığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden elenkhosun kazancı kesin bir doğru önerme değil, muhatabın kendi inançlarının hesabını vermek zorunda kalmasıdır; yöntem bir kişiyi kendi tutarsızlığıyla yüzleştirir, ama hangi inancın doğru olduğunu tek başına belirleyemez.
Açılış sahnesi
Kerem, serginin Sokrates bölümü için bir konuşma masası tasarlıyor. Masanın bir yanında tek bir sandalye duracak, öbür yanında ziyaretçilerin oturacağı bir sıra. Masanın üstünde ise bir dizi kart olacak. Ziyaretçi ilk kartı çevirecek ve bir soruyla karşılaşacak: cesaret nedir? Bir cevap verecek. İkinci kart ona bir soru daha soracak: düşünmeden tehlikeye atılan biri cesur mudur? Üçüncü kart: cesaret iyi bir şey midir? Kerem, kartların sırasını birkaç kez değiştirip deniyor. Amacı, ziyaretçinin kendi verdiği cevapların birbiriyle çatıştığını kendi başına görmesi. Ama bir şeyden emin değil. Ziyaretçi masadan kalktığında ne öğrenmiş olacaktı? Yalnızca bir şeyi bilmediğini mi, yoksa cesaret hakkında bir şeyi mi?
Selin, Sokrates'in bu sorgulama biçimine Yunanca elenkhos dendiğini ve bu sözcüğün hem çürütme hem sınama anlamı taşıdığını hatırlıyor. Tolga, bir çelişki ortaya çıktığında hangi cevabın bırakılacağını kimin belirlediğini soruyor. Lina, Sokrates'in karşısındakileri bazen öfkelendirdiğini ve onların kendilerini aşağılanmış hissettiğini okumuş. Barış, bir mahkemede bir tanığın çapraz sorguda kendi ifadesiyle çelişkiye düşürülmesinin bu yönteme benzediğini düşünüyor. Defne ise her gün hastalarının anlattıklarında birbirini tutmayan yerler bulduğunu ve bunları nasıl soracağını düşünmek zorunda kaldığını söylüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Sofistler ve Sokrates kursunda, Sokrates'in bir muhatabın savunduğu görüşü onun kabul ettiği başka öncüllerle nasıl sınadığını, bu yöntemin neyi gösterdiğini ve sorgulanan kişinin bundan ne kazandığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Varlık ve söylem dersi, Gorgias'ın bir sözün şeyleri ya da bir zihindeki düşünceyi başkasına aynen taşıyamayacağını savunduğunu inceledi. O dersin sonunda, aynı yıllarda Atina'da söze bambaşka bir iş yükleyen bir adamın, uzun konuşmalar yerine kısa sorular soran Sokrates'in yöntemi sorusu açık kaldı. Akademinin önceki derslerinde elenkhos kavramı ve elenkhos sorunu, yani bir çelişkinin yalnızca bir tutarsızlığı mı yoksa bir yanlışlığı mı gösterdiği sorusu tanıtılmıştı. Bu ders, yöntemin Platon'un diyaloglarında nasıl işlediğine ve sorgulanan kişiye ne yaptığına bakıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Gorgias diyaloğunda Sokrates, genç hatip Polos'u, haksızlık yapmanın haksızlığa uğramaktan daha kötü olduğunu kabul etmeye götürür ve bunu yaparken mahkemedeki tanıklık ile kendi yöntemini karşılaştırır. Platon'un Lakhes diyaloğunda Nikias, Sokrates'le konuşan herkesin sonunda kendi yaşamının hesabını vermek zorunda kaldığını söyler. Richard Robinson ise Platon'un Erken Diyalektiği adlı kitabında elenkhosun bir tanımını verir ve onun olumsuz bir yöntem olup olmadığını tartışır.
Ardından üç itirazı tartacağız: elenkhosun yalnızca tutarsızlığı gösterdiği, onun bir aşağılama aracı olduğu ve sorgulayanın kendi görüşünü gizleyerek haksız bir üstünlük kurduğu itirazları.
Sonda, bir sınamanın dört adımını göstereceğiz: muhatabın gerçekten inandığı bir görüşü almak, onun kabul ettiği ek öncülleri tek tek sormak, görüş ile öncüllerin birlikte tutarsız olduğunu göstermek ve hangisinin bırakılacağına muhatabın kendisinin karar vermesini istemek.
Merkez soru
Sorumuz şu: Sokrates, bir muhatabın görüşünü onun kabul ettiği başka öncüllerle çelişkiye düşürerek ne yapıyordu ve bu sınama, görüşün yanlış olduğunu mu yoksa yalnızca kişinin inançlarının tutarsız olduğunu mu gösteriyordu?
Ölçülü iddiam şu: Sokrates'in elenkhosu, mantık açısından yalnızca bir inanç kümesinin tutarsızlığını gösterir, ama yöntemin hedefi bir önermeden çok bir kişidir ve onun kazancı da bu kişinin kendi inançlarıyla ilişkisinin değişmesidir. Gorgias'ta Sokrates, Polos'a haksızlık yapmanın haksızlığa uğramaktan daha çirkin olduğunu kabul ettirir. Ardından çirkinliğin ya acıdan ya zarardan geldiğini kabul ettirir. Haksızlık yapan daha fazla acı çekmediğine göre, daha fazla zarar görmektedir. Öyleyse haksızlık yapmak daha kötüdür. Bu argüman, Polos'un ilk görüşünün yanlış olduğunu değil, onun ilk görüşü ile öteki kabullerinin birlikte tutulamayacağını gösterir. Polos, çirkinlik tanımını bırakarak da kurtulabilirdi. Ama Sokrates'in yöntemi, bu seçimi Polos'un kendisine bırakır ve onun gerçekten inandığını söylemesini ister. Bu yüzden elenkhosun ürünü, kesin bir doğru önerme değil, muhatabın kendi inançlarının hesabını vermek zorunda kalmasıdır. Nikias'ın sözüyle, Sokrates'le konuşan biri, sonunda kendi yaşamının hesabını verir. Elenkhosun gücü de sınırı da buradadır: bir kişiyi kendi tutarsızlığıyla yüzleştirir, ama hangi inancın doğru olduğunu tek başına belirleyemez.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Sokrates'in diyaloglarını ilk okuduğunda, onu çoğu zaman karşısındakini ustaca köşeye sıkıştıran bir tartışmacı olarak görür. Sokrates sorular sorar, karşısındaki "evet" der, birkaç adım sonra karşısındaki kendi söylediğiyle çelişmiş olur. Bu okumada elenkhos, bir tartışmayı kazanmanın tekniğidir ve Sokrates de sofistlerden yalnızca daha kısa konuşmasıyla ayrılır.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Sokrates çoğu zaman karşısındakinden gerçekten inandığını söylemesini ister. Bir tartışmayı kazanmak isteyen biri, karşısındakinin içtenliğini umursamaz; Sokrates ise bir görüşü değil, o görüşü taşıyan kişiyi sınamak ister. İkincisi, Sokrates kendisini de sınamanın içine katar. Gorgias'ta, yanlış bir şey söylediğinde çürütülmekten, birini çürütmekten daha çok hoşlanacağını söyler.
Bu yüzden elenkhosu anlamak, onu bir kazanma tekniği olarak değil, bir kişinin inançlarını sınama biçimi olarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Elenkhosun neyi başardığı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, olumsuz yöntem görüşüdür. Buna göre elenkhos yalnızca bir görüşü yıkar ve hiçbir şey kurmaz. Sokrates, karşısındakinin bilmediğini gösterir, ama kendisi de bir şey bilmediğini söylediği için yerine bir şey koymaz. Yöntemin tek ürünü, bir bilgi iddiasının çürütülmesidir.
İkinci görüş, olumlu yöntem görüşüdür. Buna göre Sokrates, bazı görüşleri birçok kez sınamış ve onların her seferinde ayakta kaldığını görmüştür. Bu yüzden haksızlık yapmanın haksızlığa uğramaktan daha kötü olduğu gibi görüşleri, sınamalardan sağ çıktıkları için doğru sayar. Elenkhos, bu görüşleri dolaylı olarak destekler.
Üçüncü görüş, kişiyi sınama görüşüdür. Buna göre elenkhosun asıl hedefi bir önerme değil, bir kişidir. Sokrates, birinin inançlarını sınar ve onu kendi inançlarının hesabını vermeye zorlar. Yöntemin ürünü, bir önermenin kanıtı değil, kişinin kendi düşüncesiyle ilişkisinin değişmesidir.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, bazı görüşlerin tekrarlanan sınamalardan sağ çıktığı gözlemini kabul eder. Birinci görüş, mantık açısından doğru bir şey söyler: bir çelişki tek başına bir doğru önerme vermez. Ama bir kişinin kendi inançlarının tutarsızlığını görmesinin bir kazanç olduğunu gözden kaçırır.
Argümanın yapısı
Bir sınama dört adımda yürütülebilir.
Birinci adım, muhatabın gerçekten inandığı bir görüşü almaktır. Sorgulayan, muhatabın yalnızca savunmak için söylediği bir şeyi değil, gerçekten doğru saydığı bir görüşü dile getirmesini ister.
İkinci adım, muhatabın kabul ettiği ek öncülleri tek tek sormaktır. Sorgulayan, görüşle ilgili başka konularda muhatabın ne düşündüğünü sorar ve her cevabı bir onay olarak kaydeder.
Üçüncü adım, görüş ile öncüllerin birlikte tutarsız olduğunu göstermektir. Sorgulayan, muhatabın kendi onayladığı öncüllerden, ilk görüşün çelişeni olan bir sonucun çıktığını adım adım gösterir.
Dördüncü adım, hangisinin bırakılacağına muhatabın kendisinin karar vermesini istemektir. Sorgulayan, tutarsızlığın hangi parçadan kaynaklandığını muhatapla birlikte tartar ve kararı ona bırakır.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Elenkhosu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Sokrates'in sınaması, mantık açısından yalnızca bir inanç kümesinin tutarsızlığını gösterir, ama hedefi bir kişidir ve kazancı bu kişinin kendi inançlarıyla ilişkisinin değişmesidir. Kerem'in kart sırası, hangi cevabın bırakılacağını muhataba bırakan bir düzen kurdu. Barış'ın çapraz sorgusu, mahkemenin bir karar, Sokrates'in ise bir kişinin kendi kararını hedeflediğini gösterdi. Tolga'nın iki kaçış yolu, mantığın Polos'un hangi inancı bırakacağını belirlemediğini gösterdi. Selin'in kendi tanıklığı, sınamada tek tanığın kişinin kendisi olabildiğini gösterdi. Lina'nın utancı, aynı yapının bir öğrenmeye de bir aşağılamaya da dönüşebildiğini gösterdi. Defne'nin hasta öyküsü, kararın muhataba bırakılmasının sınamayı nasıl bir öğrenmeye çevirebildiğini gösterdi. Elenkhos, bir kişiyi kendi tutarsızlığıyla yüzleştirir, ama hangi inancın doğru olduğunu tek başına belirleyemez.
Açık kalan sorular
Tolga'nın iki kaçış yolu, mantığın hangi inancın bırakılacağını belirlemediğini gösterdi. Bir kişi her zaman en zayıf öncülü değil, en az sevdiği öncülü bırakıyorsa, elenkhos onu doğruya mı yaklaştırır, yoksa yalnızca daha tutarlı bir yanılgıya mı?
Selin'in kendi tanıklığı, bir görüşün bir sözcüğü genişleterek kurtarılabildiğini gösterdi. Bir görüşü kurtarmanın meşru bir yolu ile onu boşaltan bir kaçış arasındaki çizgi nereden geçer?
Lina'nın utancı, aynı yapının bir öğrenmeye de bir aşağılamaya da dönüşebildiğini gösterdi. Bir sınıfta, bir öğrenciyi kendi tutarsızlığıyla yüzleştirmek, onun utanmasını göze almadan yapılabilir mi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışElenkhosu bir tartışma kazanma tekniği saymak.
Sokrates'in sorgulamalarını karşısındakini köşeye sıkıştırma ustalığı olarak görmek, onun muhatabından gerçekten inandığını söylemesini istediğini ve kendisinin de çürütülmeye hazır olduğunu söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, elenkhosu bir kişinin inançlarını sınama biçimi olarak okumaktır.
Yaygın yanlışBir çelişkinin ilk görüşü yanlışladığını sanmak.
Muhatap çelişkiye düştüğünde ilk görüşünün yanlış çıktığını düşünmek, çelişkinin yalnızca bir inanç kümesinin birlikte tutulamayacağını gösterdiğini ve başka bir öncülün de bırakılabileceğini gözden kaçırır. Doğrusu, hangi öncülün bırakılacağını ayrı bir soru olarak sormaktır.
Yaygın yanlışElenkhosun hiçbir şey kazandırmadığını sanmak.
Sınamanın bir doğru önerme vermediği için boş olduğunu düşünmek, kişinin kendi inançlarının hangi parçasının zayıf olduğunu görmesinin bir kazanç olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, elenkhosun ürününü bir önerme değil, kişinin kendi düşüncesiyle ilişkisinin değişmesi olarak görmektir.
Yaygın yanlışKararı sorgulayanın vermesi.
Tutarsızlığı gösterdikten sonra doğru cevabı muhataba söylemek, onun kendi inançlarının hesabını vermesini engeller ve sınamayı bir derse ya da bir aşağılamaya dönüştürür. Doğrusu, hangi inancın bırakılacağına muhatabın kendisinin karar vermesini beklemektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Sokrates'in elenkhosu, bir muhatabın gerçekten inandığı bir görüşü onun kabul ettiği ek öncüllerle birlikte tutulamaz kılarak sınar ve mantık açısından bir önermenin yanlışlığını değil, bir inanç kümesinin tutarsızlığını gösterir.
Platon'un Gorgias'ı Polos'u tek tanık olarak alıp haksızlık yapmanın daha kötü olduğunu onun kendi kabulleriyle gösterdi, Lakhes'i Sokrates'le konuşanın sonunda kendi yaşamının hesabını verdiğini anlattı, Robinson ise elenkhosu bir kişiyi sorularla sınama olarak tanımlayıp bir çelişkinin hangi öncülün yanlış olduğunu göstermediğini vurguladı.
Bir sınama dört adımla yürütülür: muhatabın gerçekten inandığı bir görüşü almak, ek öncülleri tek tek sormak, tutarsızlığı göstermek ve hangi inancın bırakılacağına muhatabın karar vermesini istemek.
Tutarsızlık, aşağılama ve gizlenen görüş itirazları, elenkhosun bir kanıt değil bir kişiyi sınama biçimi olduğunu, aşağılamayla öğrenmenin farkının kararın kime bırakıldığında yattığını ve sorgulayanın da yaşamıyla sınandığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden elenkhosun kazancı kesin bir doğru önerme değil, muhatabın kendi inançlarının hesabını vermek zorunda kalmasıdır; yöntem bir kişiyi kendi tutarsızlığıyla yüzleştirir, ama hangi inancın doğru olduğunu tek başına belirleyemez.
Sonraki derse köprü
Sokrates'in sınamaları çoğu zaman tek bir soruyla başlıyordu: cesaret nedir, dindarlık nedir, ölçülülük nedir? Muhatapları bu soruya genellikle bir örnekle cevap veriyordu. Cesur olan, savaşta yerinden kaçmayandı; dindar olan, bir suçluyu yargıca götürendi. Sokrates ise bu cevapları kabul etmiyordu. Kerem, serginin bir sonraki panosunda bir örnek listesi ile tek bir boş satırı yan yana koymayı düşünüyor.
Selin, Sokrates'in örnek değil, bütün örneklerde ortak olan tek bir şeyi istediğini okumuş. Tolga, bir şeyin ne olduğunu bilmeden onun örneklerini nasıl tanıyabileceğimizi soruyor. Lina ise bir tanımın ne zaman iyi bir tanım sayılacağını, çok geniş ya da çok dar olmasının ne demek olduğunu merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Tanım dersi, Sokrates'in "X nedir?" sorusuna neden örneklerle değil tek bir tanımla cevap verilmesini istediğini, iyi bir tanımın hangi koşulları karşılaması gerektiğini ve bir şeyin tanımını bilmeden onun örneklerini tanıyıp tanıyamayacağımızı soruyor.