Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Gorgias'ın söz kuramı, sözü bir bilgi taşıyıcısı olarak değil, en küçük ve en görünmez bir bedenle dinleyicinin ruhunda korku, acıma, sevinç ve özlem doğuran güçlü bir hükümdar olarak görür ve bu, sözün psikolojik etkisinin ilk sistemli kuramıdır.
Gorgias'ın Helene Övgü'sü sözün gücünü ve onun ruh üzerindeki etkisini ilaçların beden üzerindeki etkisine benzeterek anlattı, Plutarkhos'un aktardığı tragedya sözü aldatanın aldatmayandan haklı, aldatılanın da aldatılmayandan bilge olabileceğini söyledi, Platon'un Phaidros'u ise bu söz-ilaç benzetmesini kabul edip retoriği ruhun türlerini bilen bir ruh hekimliği olarak yeniden tanımladı.
Bir sözün etkisi dört adımla çözümlenir: sözün hangi etkiyi doğurduğunu yazmak, etkinin içerikten mi biçimden mi geldiğini ayırmak, dinleyicinin etkiye ne ölçüde katıldığını sormak ve etkinin doğruluğa bağlı olup olmadığını değerlendirmek.
Edilginlik, doğruluk ve oyun itirazları, benzetmenin bazı etkilerin dinleyicinin denetimi dışında kaldığını söylediğini, Gorgias'ın kuramının doğruluğu önemsiz değil sözün etkisinden ayrı saydığını ve bir oyunun içindeki bir düşüncenin oyun olduğu için yanlış olmadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Gorgias'ın kuramı, sözün etkisini gerçek ve güçlü biçimde betimler, ama bu etkiyi doğruluktan ayırdığı için, sözün iyi ya da kötü kullanılabileceği sorusunu açık bırakır ve bu soru Platon'un retorik eleştirisinin merkezine yerleşir.
Açılış sahnesi
Kerem, serginin Gorgias panosu için bir ses düzeneği tasarlıyor. Ziyaretçi bir kulaklık takacak ve Gorgias'ın bir cümlesini dinleyecekti: söz, en küçük ve en görünmez bir bedenle en tanrısal işleri başaran güçlü bir hükümdardır. Kerem, cümleyi seçerken bir şeyi fark ediyor. Kulaklıktan gelen ses, havada titreşen ve gözle görülmeyen bir şeydi; ama bir ziyaretçiyi güldürebilir, korkutabilir ya da ağlatabilirdi. Gorgias'ın "küçük ve görünmez beden" dediği şey, belki de tam buydu. Ama Kerem, bir sözün bir insanı nasıl bu kadar derinden etkileyebildiğini merak ediyor. Söz, bir bilgiyi mi aktarıyordu, yoksa bir ilacın bedeni etkilemesi gibi ruhu mu etkiliyordu? Ve sözün bu gücü, söylenen şeyin doğru olup olmamasına bağlı mıydı?
Defne, Gorgias'ın sözün ruh üzerindeki etkisini ilaçların beden üzerindeki etkisine benzettiğini ve bunun bir hekim olarak ona çok tanıdık geldiğini söylüyor. Lina, Gorgias'ın şiiri ölçülü bir söz olarak tanımladığını ve şiiri dinleyenlerin titrediğini, acıdığını ve özlem duyduğunu söylediğini okumuş. Tolga, Gorgias'ın tragedyada aldatanın aldatmayandan daha haklı, aldatılanın da aldatılmayandan daha bilge olduğunu söylediği bir cümleyi hatırlıyor. Barış, bir tanığa sorulan sorunun sözcüklerinin onun ifadesini değiştirebileceğini biliyor. Selin ise Platon'un Phaidros'ta retoriği bir tür ruh hekimliği olarak tanımladığını okumuş. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Sofistler ve Sokrates kursunda, Gorgias'ın sözü küçük ve görünmez bir bedenle en tanrısal işleri başaran güçlü bir hükümdar olarak tanımlamasının ne anlama geldiğini, sözün ruh üzerindeki etkisini ilaçların beden üzerindeki etkisine neden benzettiğini ve bu sözün gücü kuramının Protagoras'ın daha iyi görünüşler üretme düşüncesiyle nasıl ilişkili olduğunu soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Görecilik dersi, Protagoras'ın ilkesinin güçlü bir doğruluk göreciliği olarak okunduğunda kendini çürüttüğünü, ama sınırlı biçimlerinin ayakta kalabileceğini gösterdi. O dersin sonunda, Protagoras'ın bilgeyi daha iyi görünüşler üreten biri olarak tanımlaması ve bunu sözlerle yaptığını söylemesi, sözün gücü sorusunu açık bıraktı. Akademinin önceki derslerinde Herakleitos'un logos kavramı, retorik, karşıt sözler ve zayıf sözü güçlü kılmak incelenmişti. Bu ders, Gorgias'ın söz kuramını inceliyor. Gorgias'ın bu kuramı Helene'yi suçlamalardan aklamak için nasıl kullandığı ve ikna edilenin sorumluluğu sorusu ise sonraki derse kalıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Gorgias'ın Helene Övgü adlı konuşmasının ortasındaki bölüm, sözün gücünü, şiirin etkisini ve sözün ruh üzerindeki etkisini anlatır. Plutarkhos, Atinalıların Ünü Üzerine adlı denemesinde, Gorgias'ın tragedya üzerine söylediği bir cümleyi aktarır. Platon, Phaidros diyaloğunda, retoriği ruhun bir hekimliği olarak tanımlar ve onun bir bilgiye dayanması gerektiğini söyler.
Ardından üç itirazı tartacağız: dinleyicinin bir ilacın etkisi altındaki bir beden gibi edilgin olmadığı, sözün gücü doğruluktan bağımsızsa doğru ile yanlış ayrımının anlamsızlaştığı ve Gorgias'ın kendi metnini bir oyun saydığı için onun kuramının ciddiye alınamayacağı itirazları.
Sonda, bir sözün etkisini çözümlemenin dört adımını göstereceğiz: sözün dinleyicide hangi etkiyi doğurduğunu yazmak, bu etkinin sözün içeriğinden mi yoksa biçiminden mi geldiğini ayırmak, dinleyicinin bu etkiye ne ölçüde katıldığını sormak ve etkinin doğruluğa bağlı olup olmadığını değerlendirmek.
Merkez soru
Sorumuz şu: Gorgias sözü neden güçlü bir hükümdar ve bir ilaç olarak görüyordu ve sözün bu gücü, söylenen şeyin doğru olup olmamasıyla nasıl bir ilişki içindeydi?
Ölçülü iddiam şu: Gorgias'ın söz kuramı, sözü bir bilgi taşıyıcısı olarak değil, ruh üzerinde doğrudan bir etki yaratan bir güç olarak görür ve bu, felsefe tarihinde sözün psikolojik etkisinin ilk sistemli kuramıdır. Gorgias'a göre söz, korkuyu durdurabilir, acıyı dindirebilir, sevinç uyandırabilir ve acımayı artırabilir. Bu etkileri, ilaçların bedendeki etkilerine benzer: bazı ilaçlar hastalığı, bazıları yaşamı sona erdirir; bazı sözler üzer, bazıları sevindirir, bazıları korkutur, bazıları ise ruhu kötü bir iknayla zehirler. Bu benzetme, Protagoras'ın hekim benzetmesiyle aynı düşünce dünyasına aittir: sofist, sözle ruhu, hekim ilaçla bedeni değiştirir. Ama Gorgias, Protagoras'tan bir adım öteye geçer. Ona göre sözün gücü, onun doğru olmasına bağlı değildir. Bir söz, yanlış olduğu hâlde de ikna edebilir; tragedyada olduğu gibi, bir aldatma bile değerli olabilir. Bu düşünce, sözün gücünü bilginin bir gölgesi değil, kendi başına bir güç olarak görür. Platon, bu güce bir sınır koymak ister: ona göre gerçek bir retorik, ruhun türlerini bilen ve sözü bu bilgiye göre kullanan bir ruh hekimliği olmalıdır. Sonuç olarak Gorgias'ın kuramı, sözün dinleyici üzerindeki etkisini gerçek ve güçlü biçimde betimler, ama bu etkiyi doğruluktan ayırdığı için, sözün iyi ya da kötü kullanılabileceği sorusunu açık bırakır.
Sıfır noktası
Bir öğrenci sözün gücünden söz edildiğinde, onu çoğu zaman bir mecaz olarak anlar. Sözler etkileyicidir, ama gerçek bir güç değildir; bir insanı ancak onun aklına seslenerek, ona bir şeyi göstererek etkileyebilir. Bu okumada söz, bir bilginin taşıyıcısıdır ve bir sözün etkisi, onun taşıdığı bilginin doğruluğuna bağlıdır.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, gündelik deneyim, sözlerin bilgiden bağımsız etkiler yarattığını gösterir. Bir ninni bir bebeği uyutur, bir marş bir kalabalığı coşturur, bir hakaret bir insanı yaralar; bunların hiçbiri bir bilgi aktarmaz. İkincisi, sözün etkisi bazen onun doğru olmasından bağımsızdır. Bir oyunda bir oyuncunun söylediği sözler doğru değildir, ama seyirciyi ağlatabilir.
Bu yüzden Gorgias'ın söz kuramını anlamak, sözü yalnızca bir bilgi taşıyıcısı olarak değil, ruh üzerinde etkisi olan bir güç olarak düşünmeyi gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Gorgias'ın söz kuramının ne olduğu konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, manipülasyon görüşüdür. Buna göre Gorgias'ın söz kuramı, dinleyiciyi aklıyla değil duygularıyla etkileyen ve doğruluğu umursamayan bir aldatma sanatının kuramıdır. Söz, bir ilaç gibi, dinleyicinin iradesi dışında onu etkiler; bu, dinleyicinin aklını devre dışı bırakmaktır. Platon'un Gorgias'ı bu görüşü dile getirir.
İkinci görüş, psikoloji görüşüdür. Buna göre Gorgias'ın kuramı, sözün dinleyicinin ruhunda nasıl duygular doğurduğuna dair ilk sistemli psikolojik kuramdır. Gorgias, sözün etkisini bir ahlak sorusu olarak değil, bir nedensellik sorusu olarak ele alır: söz, ruhta belirli etkiler doğurur ve bu etkiler incelenebilir. Charles Segal, 1962 tarihli bir makalesinde Gorgias'ın söz kuramını bu biçimde okumuştu.
Üçüncü görüş, sanat görüşüdür. Buna göre Gorgias'ın kuramı, özellikle şiir ve tragedya gibi sanatlarda sözün yarattığı etkinin bir kuramıdır. Gorgias, Helene Övgü'yü bir oyun olarak tanımlar ve tragedyadaki aldatmayı değerli sayar; onun ilgisi, bir sözün ne kadar doğru olduğundan çok, ne kadar etkili ve güzel olduğundadır.
Bu ders ikinci ve üçüncü görüşü birlikte temel alır ve birinci görüşün, sözün gücünün kötüye kullanılabileceği uyarısını ciddiye alır. Birinci görüş, Gorgias'ın kuramının bir tehlike taşıdığını doğru görür. Ama Gorgias'ın sözü yalnızca aldatma için değil, acıyı dindirmek ve korkuyu durdurmak için de kullanılabilecek bir güç olarak gördüğünü gözden kaçırır. İkinci görüş, kuramın betimleyici gücünü gösterir. Üçüncü görüş, kuramın sanatla bağını açıklar.
Argümanın yapısı
Bir sözün etkisini çözümlemek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, sözün dinleyicide hangi etkiyi doğurduğunu yazmaktır. Değerlendiren, sözün dinleyicide bir inanç mı, bir duygu mu, yoksa bir eylem mi doğurduğunu belirtir.
İkinci adım, bu etkinin sözün içeriğinden mi yoksa biçiminden mi geldiğini ayırmaktır. Değerlendiren, etkinin sözün söylediği şeyden mi, yoksa onun nasıl söylendiğinden, sesinden, ritminden, sözcük seçiminden mi doğduğunu belirler.
Üçüncü adım, dinleyicinin bu etkiye ne ölçüde katıldığını sormaktır. Değerlendiren, dinleyicinin sözü edilgin bir biçimde mi aldığını, yoksa onu değerlendirerek, sorgulayarak ve ona karşılık vererek mi aldığını sorar.
Dördüncü adım, etkinin doğruluğa bağlı olup olmadığını değerlendirmektir. Değerlendiren, sözün etkisinin onun doğru olmasına mı bağlı olduğunu, yoksa doğru olmasa da aynı etkiyi doğurup doğurmayacağını belirler.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Sözün gücünü ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Gorgias'ın söz kuramı, sözü bir bilgi taşıyıcısı olarak değil, ruh üzerinde doğrudan bir etki yaratan bir güç olarak görür. Kerem'in kulaklığı, sözün etkisinin yalnızca içeriğine değil, biçimine de bağlı olduğunu gösterdi. Defne'nin kötü haberi ve Lina'nın ağıtı, sözün bir tedavinin ve bir yasın parçası olabileceğini ve dinleyicinin bu etkiye katıldığını gösterdi. Tolga'nın tiyatro gecesi, bir aldatmanın aldatılanın bir oyuna bilerek katıldığı durumlarda değerli olabileceğini gösterdi. Barış'ın yönlendirici sorusu, sözün bazı etkilerinin dinleyicinin bilinci dışında gerçekleştiğini gösterdi. Selin'in ruh türleri, Platon'un Gorgias'ın benzetmesini bir bilgiye bağlayarak dönüştürdüğünü gösterdi. Gorgias'ın kuramı, sözün etkisini gerçek ve güçlü biçimde betimler, ama bu etkiyi doğruluktan ayırdığı için, sözün iyi ya da kötü kullanılabileceği sorusunu açık bırakır.
Açık kalan sorular
Tolga'nın tiyatro gecesi, bir aldatmanın aldatılanın bir oyuna bilerek katıldığı durumlarda değerli olabileceğini gösterdi. Bir reklam ya da bir siyasi konuşma da bir tür oyun mudur? Dinleyici bir sözün kendisini etkilemeye çalıştığını bildiğinde, bu bilgi onu sözün etkisinden korur mu?
Barış'ın yönlendirici sorusu, sözün bazı etkilerinin dinleyicinin bilinci dışında gerçekleştiğini gösterdi. Bir insan, kendi bilinci dışında gerçekleşen bir etkiden sorumlu tutulabilir mi?
Selin'in ruh türleri, Platon'un retorikçiden dinleyicinin ruhunu tanımasını istediğini gösterdi. Ama bir konuşmacı, binlerce kişiye seslenirken her birinin ruhunu nasıl tanıyabilir?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışSözün gücünü yalnızca bir mecaz saymak.
Gorgias'ın sözü bir hükümdar ve bir ilaç olarak tanımlamasını bir süsleme olarak görmek, onun sözün dinleyici üzerindeki etkisini bir nedensel etki olarak ele alan ilk sistemli kuramı kurduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, kuramı sözün psikolojik etkisinin bir betimlemesi olarak ciddiye almaktır.
Yaygın yanlışGorgias'ı yalnızca bir aldatma ustası saymak.
Gorgias'ın söz kuramını, doğruluğu umursamayan bir aldatma sanatının savunusu olarak okumak, onun sözün acıyı dindirmek ve korkuyu durdurmak için de kullanılabileceğini söylediğini ve tragedyadaki aldatmanın bir koşula bağlı olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, kuramın betimleyici yanını ve onun açık bıraktığı ahlak sorusunu ayırmaktır.
Yaygın yanlışSöz-ilaç benzetmesini dinleyicinin edilginliği olarak okumak.
Gorgias'ın benzetmesini, dinleyicinin bir sözün etkisine hiçbir biçimde karşı koyamadığı biçiminde anlamak, dinleyicinin sözün etkisine çoğu zaman katıldığını ve benzetmenin yalnızca bazı etkilerin onun denetimi dışında kaldığını söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, benzetmeyi akıl yürütmenin sınırlarının bir gösterimi olarak okumaktır.
Yaygın yanlışPlaton'un retorik eleştirisini Gorgias'ın düpedüz reddi saymak.
Platon'un Phaidros'taki retorik tanımını, Gorgias'ın söz kuramının tamamen reddedilmesi olarak görmek, Platon'un söz-ilaç benzetmesini kabul ettiğini ve onu bir bilgiye bağlayarak dönüştürdüğünü gözden kaçırır. Doğrusu, iki düşünür arasındaki süreklilik ile farkı birlikte görmektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Gorgias'ın söz kuramı, sözü bir bilgi taşıyıcısı olarak değil, en küçük ve en görünmez bir bedenle dinleyicinin ruhunda korku, acıma, sevinç ve özlem doğuran güçlü bir hükümdar olarak görür ve bu, sözün psikolojik etkisinin ilk sistemli kuramıdır.
Gorgias'ın Helene Övgü'sü sözün gücünü ve onun ruh üzerindeki etkisini ilaçların beden üzerindeki etkisine benzeterek anlattı, Plutarkhos'un aktardığı tragedya sözü aldatanın aldatmayandan haklı, aldatılanın da aldatılmayandan bilge olabileceğini söyledi, Platon'un Phaidros'u ise bu söz-ilaç benzetmesini kabul edip retoriği ruhun türlerini bilen bir ruh hekimliği olarak yeniden tanımladı.
Bir sözün etkisi dört adımla çözümlenir: sözün hangi etkiyi doğurduğunu yazmak, etkinin içerikten mi biçimden mi geldiğini ayırmak, dinleyicinin etkiye ne ölçüde katıldığını sormak ve etkinin doğruluğa bağlı olup olmadığını değerlendirmek.
Edilginlik, doğruluk ve oyun itirazları, benzetmenin bazı etkilerin dinleyicinin denetimi dışında kaldığını söylediğini, Gorgias'ın kuramının doğruluğu önemsiz değil sözün etkisinden ayrı saydığını ve bir oyunun içindeki bir düşüncenin oyun olduğu için yanlış olmadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Gorgias'ın kuramı, sözün etkisini gerçek ve güçlü biçimde betimler, ama bu etkiyi doğruluktan ayırdığı için, sözün iyi ya da kötü kullanılabileceği sorusunu açık bırakır ve bu soru Platon'un retorik eleştirisinin merkezine yerleşir.
Sonraki derse köprü
Gorgias, sözün gücünü Helene Övgü'de bir amaç için anlatıyordu: Helene'yi aklamak için. Helene, Paris'le birlikte Truva'ya gittiği için suçlanıyordu. Gorgias'a göre Helene, ya tanrıların ve yazgının buyruğuyla, ya zorla kaçırılarak, ya bir sözle ikna edilerek, ya da aşka yenilerek gitmişti ve dört durumda da suçsuzdu. Kerem, serginin bir sonraki panosunun bu argümana ayrılması gerektiğini düşünüyor.
Selin, Gorgias'ın bir sözle ikna edilmenin zorla kaçırılmak gibi olduğunu, çünkü sözün de bir zorlama olduğunu savunduğunu okumuş. Barış, bu argümanın bir mahkemede ileri sürülmesi durumunda, ikna eden ile ikna edilen arasında sorumluluğun nasıl paylaştırılacağını soruyor. Defne ise Gorgias'ın bir başka konuşmasında, Palamedes'in ağzından, kendisine yöneltilen bir suçlamaya karşı bir savunma yazdığını okumuş.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. İkna dersi, Gorgias'ın Helene'yi suçlamalardan kurtarmak için ikna edilmenin zorlanmak gibi olduğunu nasıl savunduğunu, bir sözle ikna edilen birinin eyleminden sorumlu olup olmadığını ve iknanın zorlamadan nasıl ayrılabileceğini soruyor.