Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Protagoras'ın insanın her şeyin, olanların olduğunun ve olmayanların olmadığının ölçüsü olduğunu söyleyen cümlesi, "insan" sözcüğü tek tek kişi, insan türü ya da bir kent olarak okunabildiği için birkaç farklı biçimde anlaşılabilir.
Platon'un Theaitetos'u bu cümleyi bilginin algı olduğu teziyle birleştirip rüzgâr örneğiyle her bireyin kendi algılarının yanılmaz ölçüsü olduğu biçiminde yorumladı, aynı diyalogda Protagoras'ın ağzından onun bilgeyi daha doğru değil daha iyi görünüşler üreten biri olarak tanımlayan savunmasını yazdı, Sextus Empiricus ise Protagoras'ın ilkesinin bir şüphecilik değil, akışkan bir madde öğretisine dayanan bir öğreti olduğunu savundu.
Kısa ve çok anlamlı bir ilke dört adımla çözümlenir: her sözcüğün olası anlamlarını yazmak, her okumanın neyi doğru ve yanlış saydığını belirlemek, aktaran kaynağın hangi okumayı seçtiğini sormak ve en savunulabilir okumanın sınırlarını değerlendirmek.
Domuz, uzmanlık ve gelecek itirazları, insanı ölçü yapanın algılaması değil algıladığını bir yargıya dönüştürebilmesi olduğunu, Protagoras'ın savunmasının uzmanlığı daha iyi görünüşler üretmek olarak kurtardığını ve ilkenin şimdiki görünüşler için güçlü ama öngörüler için zayıf olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Platon'un yorumu Protagoras'ın cümlesinin olası bir okumasıdır ve cümle, insan dışında bir ölçünün bulunmadığını söyleyen bir insan merkezli düşüncenin ilk açık ifadesidir.
Açılış
Açılış sahnesi
Kerem, serginin Protagoras ve Gorgias bölümünün girişine tek bir cümle koymak istiyor: "İnsan her şeyin ölçüsüdür, olanların olduğunun, olmayanların olmadığının." Cümle, Protagoras'ın kayıp bir kitabının açılışı olarak aktarılıyordu ve antik felsefenin en çok alıntılanan cümlelerinden biriydi. Ama Kerem, çeviriyi hazırlarken üç yerde takılıyor. "İnsan" sözcüğü, tek tek her bir insanı mı, yoksa insan türünü mü anlatıyordu? "Her şey" diye çevrilen Yunanca sözcük, aslında insanın kullandığı, işine yarayan, uğraştığı şeyleri anlatan bir sözcüktü; doğadaki her şeyi mi kapsıyordu, yoksa yalnızca insanın işlerini mi? Cümlenin sonundaki "olduğunun" sözcüğü de iki türlü okunabiliyordu: olanların "olduğunun" mu, yoksa olanların "nasıl olduğunun" mu ölçüsü? Kerem, bu kadar kısa bir cümlenin bu kadar çok çeviri seçimi gerektirmesine şaşırıyor.
Selin, Platon'un bu cümleyi bir rüzgâr örneğiyle yorumladığını okumuş: aynı rüzgâr birine soğuk, ötekine sıcak gelebilir. Tolga, bir köpeğin insanın duyamadığı yüksek sesleri duyabildiğini, öyleyse ölçünün her canlı için farklı olup olmadığını soruyor. Barış, Protagoras'ın bir kentin adil saydığı şeyin o kent için adil olduğunu söylediğini duymuş. Defne, aynı şarabın sağlıklı birine tatlı, hasta birine acı gelebileceğini ve Platon'un Protagoras'ı bir hekim benzetmesiyle savunduğunu okumuş. Lina ise Protagoras'ın tanrılar hakkında, onların var olup olmadıklarını bilemeyeceğini, çünkü konunun karanlık ve yaşamın kısa olduğunu söylediği bir cümleyi hatırlıyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Sofistler ve Sokrates kursunda, Protagoras'ın insanın her şeyin ölçüsü olduğunu söylerken insandan neyi, tek bir kişiyi mi yoksa insanlığı mı kastettiğini, Platon'un Theaitetos'ta bu sözü rüzgâr örneğiyle nasıl yorumladığını ve bu yorumun Protagoras'ın kendi düşüncesine ne kadar sadık olduğunu soruyor.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Sofist imgesinin kaynak sorunu dersi, sofistleri büyük ölçüde onların karşıtlarının tanıklığıyla tanıdığımızı ve bu tanıklıkların olgularını yorumlarından ayırmamız gerektiğini gösterdi. O dersin sonunda, Protagoras'ın en ünlü cümlesinin de bize bir karşıtın, Platon'un aracılığıyla ulaştığı görüldü. Bu ders, Protagoras ve Gorgias modülünü açıyor. Akademinin önceki derslerinde karşıt tanık sorunu, Theaitetos diyaloğunun başka bölümleri ve Demokritos'un yasayla ve gerçekte ayrımı incelenmişti. Bu ders, Protagoras'ın cümlesini ve Platon'un onu nasıl okuduğunu inceliyor. Bu ilkenin bir göreciliğe varıp varmadığı ve kendini çürütüp çürütmediği sorusu ise sonraki derse kalıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Platon'un Theaitetos'unda Sokrates, Protagoras'ın cümlesini bilginin algı olduğu teziyle birleştirir ve onu bir rüzgâr örneğiyle açıklar. Aynı diyalogda Sokrates, Protagoras'ın ağzından onun kendini nasıl savunacağını anlatır. Sextus Empiricus, Pyrrhonculuğun Ana Hatları'nda, Protagoras'ın cümlesinin bir şüphecilik olmadığını, belirli bir doğa öğretisine dayandığını söyler.
Ardından üç itirazı tartacağız: insan ölçüyse bir domuzun da ölçü olması gerektiği, herkes ölçüyse kimsenin ötekinden bilge olamayacağı ve geleceğe dair yargılarda bu ilkenin işlemediği itirazları.
Sonda, kısa ve çok anlamlı bir ilkeyi çözümlemenin dört adımını göstereceğiz: ilkenin her sözcüğünün olası anlamlarını yazmak, her okumanın neyi doğru ve neyi yanlış saydığını belirlemek, ilkeyi aktaran kaynağın hangi okumayı seçtiğini sormak ve en savunulabilir okumanın hangi sınırları olduğunu değerlendirmek.
Açılış
Merkez soru
Sorumuz şu: Protagoras insanın her şeyin ölçüsü olduğunu söylerken neyi kastediyordu ve Platon'un bu cümleyi algının herkes için doğru olduğu biçiminde yorumlaması onun düşüncesine ne kadar sadıktı?
Ölçülü iddiam şu: Protagoras'ın cümlesi, birkaç farklı biçimde okunabilir ve Platon bunlardan birini, en güçlü ve en kışkırtıcı olanını seçer. Platon'un okumasında "insan", tek tek her bir kişidir ve "ölçü", bir kişinin bir şeyin nasıl göründüğüne dair yargısıdır: bir rüzgâr bana soğuk görünüyorsa benim için soğuktur, sana sıcak görünüyorsa senin için sıcaktır. Bu okumada her algı, onu algılayan için doğrudur ve bu, bilginin algı olduğu teziyle birleşir. Ama bu tek olası okuma değildir. "İnsan", insan türünü de anlatabilir; o zaman cümle, bir şeyin ne olduğunun insanın onu algılama ve anlama biçimine bağlı olduğunu söyler. "İnsan", bir topluluğu, bir kenti de anlatabilir; Platon'un kendisi, Protagoras'ın bir kentin adil saydığı şeyin o kent için adil olduğunu söylediğini aktarır. Platon'un Protagoras'ı kendi ağzından savunduğu bölüm, onun düşüncesinin bir göreciliği değil, bir uzmanlık anlayışını da içerdiğini gösterir: bilge bir kişi, bir şeyi daha doğru değil, daha iyi görünür hâle getirir. Sonuç olarak Platon'un yorumu, Protagoras'ın cümlesinin olası bir okumasıdır ve onun kendi tanıklığı, bu okumanın Protagoras'ın bütün düşüncesini kapsamadığını da gösterir. Cümle, insan dışında bir ölçünün bulunmadığını söyleyen bir insan merkezli düşüncenin ilk açık ifadesidir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci "insan her şeyin ölçüsüdür" cümlesini okuduğunda, onu çoğu zaman bir insancılık ilkesi olarak anlar. İnsan, evrenin merkezindedir ve her şeyin değeri, insana göre belirlenir. Bu okumada Protagoras, insanı tanrıların ve doğanın üstüne yerleştiren ve onun aklını ve onurunu yücelten ilk düşünürdür.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, cümle bir değer ilkesinden çok bir bilgi ilkesidir. "Olanların olduğunun, olmayanların olmadığının" ölçüsü olmak, bir şeyin var olup olmadığına, nasıl olduğuna ve doğru olup olmadığına karar vermek demektir. Cümle, insanın değerini değil, bilginin ölçütünü söyler. İkincisi, cümle, Platon'un okumasında, insanı yücelten değil, her insanın kendi görünüşlerine kapandığı bir dünyayı betimleyen bir ilke olarak sunulur.
Bu yüzden Protagoras'ın cümlesini anlamak, onu bir insancılık sloganı olarak değil, bir bilgi kuramı ilkesi olarak, ve onu bize aktaran Platon'un yorumunu da hesaba katarak okumayı gerektirir.
Görüşler ve pozisyonlar
Protagoras'ın cümlesindeki "insan"ın kimi anlattığı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, bireysel okumadır. Buna göre "insan", tek tek her bir kişidir ve her kişi kendi algılarının ve yargılarının ölçüsüdür. Bir şey bana nasıl görünüyorsa benim için öyledir. Platon'un Theaitetos'taki yorumu bu görüşe dayanır.
İkinci görüş, türsel okumadır. Buna göre "insan", insan türüdür ve cümle, bir şeyin ne olduğunun, insanın onu algılama ve anlama biçimine bağlı olduğunu söyler. Bir şey, insanlar için nasıl görünüyorsa öyledir; bir başka canlı türü için başka türlü görünebilir. Bu okuma, cümleyi bireysel bir görecilikten çok, insan bilgisinin sınırlarına dair bir ilke olarak görür.
Üçüncü görüş, toplulukçu okumadır. Buna göre "insan", bir topluluk, özellikle bir kenttir ve cümle, özellikle adalet ve iyilik gibi değerler için, bir topluluğun yargısının o topluluk için ölçü olduğunu söyler. Platon'un Protagoras'ın savunmasını aktardığı bölüm bu okumayı destekler.
Bu ders birinci okumayı Platon'un yorumunun çekirdeği olarak, üçüncü okumayı ise Protagoras'ın kendi düşüncesinin önemli bir boyutu olarak birlikte temel alır. Birinci okuma algılanan nitelikler için güçlüdür, ama Protagoras'ın adalet görüşlerini tam açıklamaz; ikinci okumanın ise Platon'un tanıklığında doğrudan bir dayanağı yoktur. Üçüncü okuma, Protagoras'ın bir eğitimci ve yasa koyucu olarak rolüyle uyuşur.
Argümanın yapısı
Kısa ve çok anlamlı bir ilkeyi çözümlemek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, ilkenin her sözcüğünün olası anlamlarını yazmaktır. Değerlendiren, ilkenin her anahtar sözcüğünün dilde taşıyabileceği farklı anlamları ayrı ayrı belirtir.
İkinci adım, her okumanın neyi doğru ve neyi yanlış saydığını belirlemektir. Değerlendiren, sözcüklerin farklı anlamlarının birleşiminden doğan her okumanın, hangi yargıları doğru, hangilerini yanlış sayacağını yazar.
Üçüncü adım, ilkeyi aktaran kaynağın hangi okumayı seçtiğini sormaktır. Değerlendiren, aktarıcının ilkeyi hangi anlamda okuduğunu ve bu seçimin onun kendi amacıyla nasıl bir ilişkisi olduğunu sorar.
Dördüncü adım, en savunulabilir okumanın hangi sınırları olduğunu değerlendirmektir. Değerlendiren, en güçlü okumanın bile hangi durumlarda zorlandığını ve hangi alanlarda geçerli kaldığını belirler.
İleri katman
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
İnsan ölçüdür ilkesini ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Protagoras'ın cümlesi birkaç biçimde okunabilir ve Platon bunlardan en kışkırtıcısını seçer. Kerem'in çeviri seçimleri, her sözcüğün iki olası çevirisi olduğunu ve Platon'un da bir seçim yaptığını gösterdi. Selin'in rüzgârı, bireysel okumanın duyumlar için güçlü, ama sayılar için zayıf olduğunu gösterdi. Tolga'nın köpek düdüğü, türsel okumanın insan algısının sınırlarını doğru gördüğünü, ama insan bilgisinin bu sınırları aşabildiğini gösterdi. Defne'nin acı şarabı ve Barış'ın yürürlükteki yasası, Protagoras'ın savunmasının ölçüyü koruduğunu, ama "daha iyi" ve "adil" olanın ölçüsünü algılayanın dışında aramak zorunda kaldığını gösterdi. Lina'nın tanrılar cümlesi, ilkenin insan bilgisinin sınırlarına dair bir alçakgönüllülük de olabileceğini gösterdi. Cümle, insan dışında bir ölçünün bulunmadığını söyleyen bir insan merkezli düşüncenin ilk açık ifadesidir.
İleri katman
Açık kalan sorular
Selin'in rüzgârı, bir duyum ile bir ölçüm sayısının farklı şeyler olduğunu gösterdi. Bir termometrenin gösterdiği sayı, rüzgârın gerçek sıcaklığı mıdır, yoksa yalnızca başka bir ölçü müdür?
Barış'ın yürürlükteki yasası, bir yasanın geçerliliği ile adaleti arasında bir fark olduğunu gösterdi. Bir kentin adil saydığı şey, o kent için adil midir, yoksa yalnızca geçerli midir?
Lina'nın tanrılar cümlesi, ilkenin bir alçakgönüllülük olabileceğini gösterdi. Ama insan, kendi ölçüsünün ötesindeki bir şeyin var olduğunu bile bilebilir mi?
Yanılgılar
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışİnsan ölçüdür ilkesini bir insancılık sloganı saymak.
Doğrusu
Protagoras'ın cümlesini insanı evrenin merkezine yerleştiren ve onun onurunu yücelten bir ilke olarak okumak, cümlenin bir değer ilkesinden çok, olanların olduğuna ve olmayanların olmadığına karar vermenin ölçütüne dair bir bilgi ilkesi olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, cümleyi bir bilgi kuramı ilkesi olarak okumaktır.
Yaygın yanlışPlaton'un yorumunu Protagoras'ın kendi görüşü saymak.
Doğrusu
Theaitetos'taki rüzgâr örneğini ve bilginin algı olduğu teziyle yapılan birleştirmeyi Protagoras'ın kendi açıklaması olarak sunmak, bunun Platon'un bir seçimi olduğunu ve Protagoras'ın kitabının bize ulaşmadığını gözden kaçırır. Doğrusu, Platon'un yorumunu cümlenin olası bir okuması olarak sunmaktır.
Yaygın yanlış"İnsan" sözcüğünü yalnızca bireysel okumak.
Doğrusu
Cümledeki "insan"ı yalnızca tek tek her bir kişi olarak anlamak, onun insan türünü ya da bir kenti de anlatabileceğini ve Platon'un kendisinin toplulukçu bir okumayı da aktardığını gözden kaçırır. Doğrusu, üç okumayı da tanımak ve her birinin neyi açıkladığını sormaktır.
Yaygın yanlışİlkeyi her yargı türüne aynı ölçüde uygulamak.
Doğrusu
Protagoras'ın ilkesini şimdiki algılar, geleceğe dair öngörüler ve yarar yargıları için aynı derecede geçerli saymak, onun şimdiki görünüşler için güçlü, öngörüler için ise zayıf olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, ilkeyi farklı yargı türleri için ayrı ayrı değerlendirmektir.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Protagoras'ın insanın her şeyin, olanların olduğunun ve olmayanların olmadığının ölçüsü olduğunu söyleyen cümlesi, "insan" sözcüğü tek tek kişi, insan türü ya da bir kent olarak okunabildiği için birkaç farklı biçimde anlaşılabilir.
Platon'un Theaitetos'u bu cümleyi bilginin algı olduğu teziyle birleştirip rüzgâr örneğiyle her bireyin kendi algılarının yanılmaz ölçüsü olduğu biçiminde yorumladı, aynı diyalogda Protagoras'ın ağzından onun bilgeyi daha doğru değil daha iyi görünüşler üreten biri olarak tanımlayan savunmasını yazdı, Sextus Empiricus ise Protagoras'ın ilkesinin bir şüphecilik değil, akışkan bir madde öğretisine dayanan bir öğreti olduğunu savundu.
Kısa ve çok anlamlı bir ilke dört adımla çözümlenir: her sözcüğün olası anlamlarını yazmak, her okumanın neyi doğru ve yanlış saydığını belirlemek, aktaran kaynağın hangi okumayı seçtiğini sormak ve en savunulabilir okumanın sınırlarını değerlendirmek.
Domuz, uzmanlık ve gelecek itirazları, insanı ölçü yapanın algılaması değil algıladığını bir yargıya dönüştürebilmesi olduğunu, Protagoras'ın savunmasının uzmanlığı daha iyi görünüşler üretmek olarak kurtardığını ve ilkenin şimdiki görünüşler için güçlü ama öngörüler için zayıf olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Platon'un yorumu Protagoras'ın cümlesinin olası bir okumasıdır ve cümle, insan dışında bir ölçünün bulunmadığını söyleyen bir insan merkezli düşüncenin ilk açık ifadesidir.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Platon'un Theaitetos'unda Sokrates, Protagoras'ı savunduktan sonra ona daha keskin bir itiraz yöneltir. Protagoras'a göre herkesin yargısı kendisi için doğrudur. Ama çoğu insan, Protagoras'ın ilkesinin yanlış olduğunu düşünür. Öyleyse, Protagoras'ın kendi ilkesine göre, bu insanların yargısı onlar için doğrudur ve Protagoras'ın ilkesi onlar için yanlıştır. Kerem, serginin bir sonraki panosunun bu itiraza ayrılması gerektiğini düşünüyor.
Selin, bu itirazın Protagoras'ın ilkesini kendi üzerine çevirdiği için çok güçlü göründüğünü, ama ilkenin bir göreciliğe varıp varmadığına bağlı olduğunu fark ediyor. Tolga, Aristoteles'in de Metafizik'te herkesin yargısının doğru olduğunu söyleyenlerin aynı şeyin hem olduğunu hem olmadığını söylemek zorunda kalacağını savunduğunu hatırlıyor. Barış ise farklı kentlerin farklı yasalarının olmasının, adaletin göreli olduğunu gösterip göstermediğini soruyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Görecilik dersi, Protagoras'ın ilkesinin her yargının herkes için değil yalnızca yargılayan için doğru olduğu bir göreciliğe varıp varmadığını, Sokrates'in bu ilkeyi kendine uygulayarak onun kendini çürüttüğünü nasıl göstermeye çalıştığını ve göreciliğin kendini çürütmeden savunulup savunulamayacağını soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.