Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Anaksagoras'ın Nous'u, her şeyin karıştığı bir evrende karışmamış kalan, her şeyi bilen ve ilk karışımda dönmeyi başlatan bir ilkedir ve evrenin düzenini bir akla bağlayan ilk açık öneridir.
Simplikios'un Fizik şerhi Nous'u hem en ince şey hem her şeyi bilen güç olarak betimleyen parçayı korudu, Platon'un Phaidon'u Sokrates'in Anaksagoras'tan bir amaçsal açıklama beklediğini ve bulamadığını anlattı, Aristoteles'in Metafizik'i ise Anaksagoras'ı öncülleri arasında ayık bir adam olarak övüp aklı sahneye makineyle inen bir tanrı gibi kullandığı için eleştirdi.
Bir olayın açıklamasında asıl neden dört adımla koşullardan ayrılır: olayı yazmak, gerekli koşulları sıralamak, olayın neden bu biçimde gerçekleştiğini sormak ve açıklamanın bu soruya cevap verip vermediğini değerlendirmek.
Madde, haksız beklenti ve etkileşim itirazları, Nous'un madde dilinin bir ayrımın henüz yapılmadığını gösterdiğini, Aristoteles'in tutarsızlık eleştirisinin Sokrates'in beklentisinden bağımsız olarak yerinde olduğunu ve karışmadan hareket ettirme güçlüğünün sonraki felsefede de süreceğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Anaksagoras'ın Nous'u amaçsal açıklamanın kapısını açmış, ama içinden geçmemiştir ve bu durum, Sokrates'in gözünde bir eksiklik, sonraki doğa biliminin gözünde ise bir erdem olarak görülebilir.
Açılış
Açılış sahnesi
Kerem, serginin Anaksagoras bölümündeki ikinci pano için tek bir sözcüğü çevirmekte zorlanıyor: Nous. Müzenin çevirmeni "akıl" diyor. Bir başka çeviri "zihin" diyor, eski bir Türkçe kitap ise "us" sözcüğünü kullanıyor. Kerem, Anaksagoras'ın bu sözcükle neyi anlattığına bakıyor. Nous sınırsızdı, kendi kendini yönetiyordu ve hiçbir şeyle karışmamıştı. Her şeyin en incesi ve en safıydı. Her şey hakkında her bilgiyi taşıyordu ve en büyük gücü o taşıyordu. İlk karışımda bir dönmeyi başlatmış ve olmuş, olan ve olacak her şeyi düzenlemişti. Kerem, bu betimlemenin bir yandan bir tanrıyı, bir yandan bir maddeyi, bir yandan da bir düşünen varlığı anlattığını fark ediyor. "En ince şey" bir madde gibi konuşuyordu, "her şeyi bilen" ise bir zihin gibi. Hangi çeviri bu üçünü birden taşıyabilirdi?
Tolga, Platon'un Phaidon'unda Sokrates'in gençliğinde Anaksagoras'ın kitabını büyük bir umutla okuduğunu, ama sonra hayal kırıklığına uğradığını anlattığını hatırlıyor. Selin, Nous'un başlattığı dönmenin, ağır olanı merkeze, hafif olanı dışarıya ayırdığını okumuş. Lina, Aristoteles'in Anaksagoras'ı, öncüllerinin gelişigüzel konuşmaları arasında ayık bir adama benzettiğini duymuş. Barış, Anaksagoras'ın Nous'un yönetebilmek için karışmamış olması gerektiğini söylediğini ve bunun bir yargıcın taraflardan bağımsız olması gerektiği ilkesine benzediğini düşünüyor. Defne ise bir hastanın iyileşmesinin nedenini sorduğunda, bunun ilaçlar mı yoksa hekimin kararı mı olduğunu ayırmanın her zaman kolay olmadığını söylüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Presokratikler kursunda, Anaksagoras'ın karışıma katılmayan tek şey olarak neden Nous'u, aklı gösterdiğini, Nous'un ilk karışımda dönmeyi nasıl başlattığını ve Sokrates'in Anaksagoras'ın kitabını okuduğunda neden hayal kırıklığına uğradığını soruyor.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Anaksagoras dersi, her şeyde her şeyden bir pay bulunduğunu ve bir şeyin içinde baskın olan öğeye göre adlandırıldığını söyleyen kuramı inceledi. O dersin sonunda, bu karışımın dışında kalan tek şeyin ne olduğu sorusu açık kaldı. Akademinin önceki derslerinde Empedokles'in Sevgi ve Çekişme'si, iki karşıt hareket nedeni olarak tanıtılmış ve Aristoteles'in onları tutarsız kullandığı eleştirisi incelenmişti. Bu ders, Anaksagoras'ın hareketin nedenini iki duygu yerine tek bir akılda bulmasını ve bu önerinin sonraki felsefe için ne anlama geldiğini inceliyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Simplikios, Aristoteles'in Fizik'i üzerine şerhinde, Anaksagoras'ın Nous'u betimlediği uzun parçayı korur. Platon, Phaidon'da Sokrates'e, Anaksagoras'ın kitabından ne umduğunu ve neden hayal kırıklığına uğradığını anlattırır. Aristoteles, Metafizik'in birinci kitabında Anaksagoras'ı hem över hem eleştirir.
Ardından üç itirazı tartacağız: "en ince şey" olarak betimlenen Nous'un bir madde olduğu, Sokrates'in eleştirisinin Anaksagoras'tan vermediği bir şeyi istediği ve karışmamış bir şeyin karışımı hareket ettiremeyeceği itirazları.
Sonda, bir olayın açıklamasında asıl nedeni koşullardan ayırmanın dört adımını göstereceğiz: olayı yazmak, olayın gerçekleşmesi için gerekli olan koşulları sıralamak, olayın neden bu biçimde değil de başka bir biçimde gerçekleşmediğini sormak ve açıklamanın bu soruya cevap verip vermediğini değerlendirmek.
Açılış
Merkez soru
Sorumuz şu: Anaksagoras, her şeyin karıştığı bir evrende karışmamış kalan tek şey olarak neden Nous'u gösterdi ve bu akıl, evrenin düzenini gerçekten açıklıyor muydu?
Ölçülü iddiam şu: Anaksagoras'ın Nous'u, felsefe tarihinde evrenin düzenini bir akla bağlayan ilk açık öneridir ve bu yönüyle bir dönüm noktasıdır. Nous, karışmamış olduğu için her şeyi bilebilir ve her şeyi yönetebilir; karışsaydı, öteki şeyler onu engellerdi. Anaksagoras, Nous'u bir tanrı gibi değil, doğanın bir parçası gibi betimler: en ince ve en saf şey. Bu betimleme, madde ile zihin arasındaki ayrımın henüz açıkça yapılmadığı bir düşünce dünyasına aittir. Nous, ilk karışımda bir dönmeyi başlatır ve bu dönme, şeyleri birbirinden ayırır. Ama Nous'un işi, büyük ölçüde burada biter. Dönme başladıktan sonra, ağır olanın merkeze, hafif olanın dışarıya gitmesi gibi mekanik süreçler dünyanın geri kalanını açıklar. Sokrates'in hayal kırıklığı buradan doğar. Sokrates, bir aklın evreni düzenlediğini okuyunca, her şeyin en iyi biçimde düzenlendiğinin gösterileceğini, yani bir şeyin neden öyle olduğunun, öyle olmasının en iyisi olduğu için açıklanacağını ummuştu. Anaksagoras ise aklı bir başlatıcı olarak kullanmış, açıklamayı ise hava, esir ve su gibi maddesel nedenlere bırakmıştı. Sonuç olarak Anaksagoras'ın Nous'u, amaçsal açıklamanın kapısını açmış, ama içinden geçmemiştir. Bu durum, Sokrates'in gözünde bir eksiklik, sonraki doğa biliminin gözünde ise bir erdem olarak görülebilir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Anaksagoras'ın Nous'uyla karşılaştığında, onu çoğu zaman evreni yaratan bir tanrının felsefi bir adı olarak okur. Evreni bir akıl düzenlemiştir; öyleyse Anaksagoras, sonraki tek tanrılı dinlerin yaratıcı Tanrı düşüncesine yaklaşan bir düşünürdür. Bu okumada Nous, maddeyi yoktan var eden ve ona bir amaç veren bir kişidir.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Nous maddeyi yaratmaz. Anaksagoras'a göre ilk karışım, Nous'la birlikte her zaman vardı; Nous yalnızca onu hareket ettirip ayrıştırır. İkincisi, Nous bir kişi gibi değil, bir doğa ögesi gibi betimlenir: en ince ve en saf şey, sınırsız ve kendi kendini yöneten. Anaksagoras, ona tapınılmasını ya da dua edilmesini istemez; onu, karışımın neden bir düzene girdiğini açıklamak için gerekli bir ilke olarak önerir.
Bu yüzden Nous'u anlamak, onu sonraki tanrı düşüncelerinin gözüyle değil, Anaksagoras'ın kendi sorusunun içinden okumayı gerektirir. Soru şuydu: her şeyin her şeyle karışık olduğu bir ilk durumdan, nasıl ayrışmış ve düzenli bir dünya ortaya çıktı? Empedokles bu soruya iki güçle, Sevgi ile Çekişme'yle cevap vermişti. Anaksagoras ise tek bir güce, bilen ve yöneten bir akla başvurdu.
Görüşler ve pozisyonlar
Anaksagoras'ın Nous'unun ne olduğu konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, maddeci okumadır. Buna göre Nous, en ince ve en saf bir maddedir; bir zihin değil, öteki maddelerden daha ince olduğu için onların arasından geçebilen ve onları hareket ettirebilen bir öğedir. "Her şeyi bilir" ifadesi, bir mecazdır ya da Anaksagoras'ın dilinin sınırlılığından doğar.
İkinci görüş, tanrıbilimsel okumadır. Buna göre Nous, evreni düzenleyen bir tanrısal akıldır ve Anaksagoras, tek bir akla dayanan bir tanrı düşüncesinin öncüsüdür. Bu okuma, Nous'un bilgisini ve yönetim gücünü öne çıkarır.
Üçüncü görüş, ilke okumasıdır. Buna göre Nous, ne bir madde ne bir tanrıdır; karışımın bir düzene girmesini açıklamak için gerekli olan, bilen ve yöneten bir ilkedir. Anaksagoras, onu betimlerken kendi çağının madde dilini kullanır, çünkü başka bir dil henüz yoktur. Madde ile zihin arasındaki ayrım, ondan sonra, özellikle Platon ile açıkça kurulacaktır.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır. Birinci görüş, "en ince şey" betimlemesini ciddiye alır. Ama Nous'un bilmesini ve yönetmesini bir mecaz saymak, Anaksagoras'ın onu karışmamışlığın gerekçesi olarak sunmasını açıklayamaz: bir şeyin karışmamış olması gerekiyorsa, bunun nedeni onun bilip yönetebilmesidir. İkinci görüş, Nous'un bilgisini doğru görür. Ama Anaksagoras'ın Nous'a tapınılmasını istemediğini ve onu doğa ilkelerinden biri olarak sunduğunu gözden kaçırır. Üçüncü görüş, iki dilin, madde dilinin ve zihin dilinin, neden aynı parçada birleştiğini açıklar.
Argümanın yapısı
Bir olayın açıklamasında asıl nedeni koşullardan ayırmak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, olayı yazmaktır. Değerlendiren, açıklanacak olayı bir cümleyle belirtir.
İkinci adım, olayın gerçekleşmesi için gerekli olan koşulları sıralamaktır. Değerlendiren, olay onlar olmadan gerçekleşemeyecek olan maddesel ve mekanik koşulları yazar.
Üçüncü adım, olayın neden bu biçimde değil de başka bir biçimde gerçekleşmediğini sormaktır. Değerlendiren, aynı koşullar altında başka bir olayın da gerçekleşebileceğini ve bu olayın neden seçildiğini sorar.
Dördüncü adım, açıklamanın bu soruya cevap verip vermediğini değerlendirmektir. Değerlendiren, açıklamanın yalnızca koşulları mı sıraladığını, yoksa olayın neden bu biçimde gerçekleştiğini de mi gösterdiğini belirler.
İleri katman
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Nous'u ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Anaksagoras'ın Nous'u, evrenin düzenini bir akla bağlayan ilk açık öneridir. Kerem'in üç çevirisi, Nous'un madde dili ile zihin dilini aynı varlıkta birleştirdiğini ve bu yüzden bir geçiş kavramı olduğunu gösterdi. Lina'nın ayık adamı, Aristoteles'in Anaksagoras'ı doğru soruyu sorduğu için övüp cevabı tutarlı vermediği için eleştirdiğini gösterdi. Tolga'nın oturan Sokrates'i ve Defne'nin tedavi kararı, asıl neden ile olmazsa olmaz koşul arasındaki ayrımın gündelik ve tıbbi açıklamalarda da işlediğini gösterdi. Selin'in dönen karışımı, Nous'un işinin büyük ölçüde dönmeyi başlatmak olduğunu ve açıklamanın geri kalanının mekanik olduğunu gösterdi. Barış'ın bağımsız yargıcı, karışmamışlığın yönetimin koşulu olduğunu, ama karışmadan bilmenin bir güçlük taşıdığını gösterdi. Anaksagoras'ın Nous'u, amaçsal açıklamanın kapısını açmış, ama içinden geçmemiştir.
İleri katman
Açık kalan sorular
Selin'in dönen karışımı, Nous'un bir tasarımcı değil yalnızca bir başlatıcı olabileceğini gösterdi. Bir evrenin düzenini açıklamak için bir başlatıcı yeterli midir, yoksa bir tasarım da gerekir mi? Mekanik bir açıklama, bir şeyin neden var olduğunu açıklayabilir mi?
Tolga'nın oturan Sokrates'i, insan eylemlerinin amaçlarla açıklanabileceğini gösterdi. Ama doğadaki olaylar da amaçlarla açıklanmalı mıdır? Bir ağacın köklerinin suya doğru uzanması, bir amaç mı taşır, yoksa yalnızca mekanik bir süreç midir?
Barış'ın bağımsız yargıcı, karışmadan bilmenin bir güçlük taşıdığını gösterdi. Bir şeyi bilmek, onunla bir tür temas gerektirir mi? Bilen, bildiği şeyden tamamen bağımsız olabilir mi?
Yanılgılar
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışNous'u yaratıcı bir tanrı saymak.
Doğrusu
Anaksagoras'ın Nous'unu evreni yoktan var eden bir tanrı olarak okumak, Nous'un maddeyi yaratmadığını, yalnızca her zaman var olan ilk karışımı hareket ettirip ayrıştırdığını gözden kaçırır. Doğrusu, Nous'u bir yaratıcı değil, bir düzenleyici ve başlatıcı ilke olarak görmektir.
Yaygın yanlışNous'u yalnızca bir madde saymak.
Doğrusu
"En ince şey" betimlemesine dayanarak Nous'u öteki maddelerden daha ince bir öğe olarak okumak, Anaksagoras'ın Nous'un karışmamışlığını onun bilmesinin ve yönetmesinin gerekçesi olarak sunduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, Nous'u madde ile zihin arasındaki ayrımın henüz yapılmadığı bir dönemin geçiş kavramı olarak görmektir.
Yaygın yanlışSokrates'in eleştirisini Anaksagoras'ın kendi görüşü saymak.
Doğrusu
Phaidon'daki anlatıyı, Anaksagoras'ın bir amaçsal açıklama vaat edip vermediğinin kesin bir kanıtı olarak görmek, bu anlatının Platon'un Sokrates'inin beklentilerine dayandığını gözden kaçırır. Doğrusu, eleştiriyi Anaksagoras'ın kuramının bir okuması olarak sunmak ve onun kendi niyetinin tartışmalı olduğunu kabul etmektir.
Yaygın yanlışMekanik açıklamayı amaçsal açıklamanın düpedüz bir eksikliği saymak.
Doğrusu
Anaksagoras'ın açıklamayı mekanik süreçlere bırakmasını, Sokrates'in gözüyle bir başarısızlık olarak görmek, bu tercihin sonraki doğa biliminin temelini oluşturduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, iki açıklama türünün farklı sorulara cevap verdiğini görmektir.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Anaksagoras'ın Nous'u, her şeyin karıştığı bir evrende karışmamış kalan, her şeyi bilen ve ilk karışımda dönmeyi başlatan bir ilkedir ve evrenin düzenini bir akla bağlayan ilk açık öneridir.
Simplikios'un Fizik şerhi Nous'u hem en ince şey hem her şeyi bilen güç olarak betimleyen parçayı korudu, Platon'un Phaidon'u Sokrates'in Anaksagoras'tan bir amaçsal açıklama beklediğini ve bulamadığını anlattı, Aristoteles'in Metafizik'i ise Anaksagoras'ı öncülleri arasında ayık bir adam olarak övüp aklı sahneye makineyle inen bir tanrı gibi kullandığı için eleştirdi.
Bir olayın açıklamasında asıl neden dört adımla koşullardan ayrılır: olayı yazmak, gerekli koşulları sıralamak, olayın neden bu biçimde gerçekleştiğini sormak ve açıklamanın bu soruya cevap verip vermediğini değerlendirmek.
Madde, haksız beklenti ve etkileşim itirazları, Nous'un madde dilinin bir ayrımın henüz yapılmadığını gösterdiğini, Aristoteles'in tutarsızlık eleştirisinin Sokrates'in beklentisinden bağımsız olarak yerinde olduğunu ve karışmadan hareket ettirme güçlüğünün sonraki felsefede de süreceğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Anaksagoras'ın Nous'u amaçsal açıklamanın kapısını açmış, ama içinden geçmemiştir ve bu durum, Sokrates'in gözünde bir eksiklik, sonraki doğa biliminin gözünde ise bir erdem olarak görülebilir.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Anaksagoras, karışımın düzenini açıklamak için bir akla başvurmuştu. Ama aynı dönemde, bir başka düşünür bu akla hiç gerek duymayan bir açıklama önerdi. Aetios'un aktardığına göre, Leukippos hiçbir şeyin gelişigüzel olmadığını, her şeyin bir gerekçeden ve zorunluluktan olduğunu söylemişti. Kerem, serginin bir sonraki bölümünün, evreni bir akıl yerine boşlukta hareket eden bölünemez parçacıklarla açıklayan atomculara ayrılması gerektiğini düşünüyor.
Selin, Aristoteles'in Leukippos'un Elealılarla bir noktada anlaştığını, boşluk olmadan hareketin olamayacağını kabul ettiğini okumuş. Tolga, Leukippos'un boşluğu olmayan saydığını, ama olmayanın da olan kadar var olduğunu söylediğini hatırlıyor ve bunun Parmenides'e doğrudan bir meydan okuma olduğunu düşünüyor. Lina ise Leukippos'un, Anaksagoras'ın sonsuzca bölünen karışımına karşı, bölünemeyen en küçük parçalar önerdiğini fark ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Leukippos dersi, Leukippos'un hiçbir şeyin gelişigüzel değil bir gerekçeden ve zorunluluktan olduğunu söylerken bir akla neden gereksinim duymadığını, Elealılara boşluk olmadan hareketin olamayacağını neden kabul ettiğini ve olmayanın, boşluğun, yine de var olduğunu nasıl savunduğunu soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.