Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Empedokles, Parmenides'in olmayandan hiçbir şeyin doğamayacağı ilkesini reddetmedi, onu var olanların sayısını artırarak korudu: dört kök doğmamış ve yok olmazdır, doğum ve ölüm ise onların karışmasının ve ayrışmasının adlarıdır.
Simplikios'un Fizik şerhi Empedokles'in kozmik döngüyü anlattığı uzun parçayı korudu, Aristoteles'in Metafizik'i onu dört öğeyi ve iki karşıt hareket nedenini ilk kez öneren düşünür olarak anıp nedenlerini tutarsız kullandığı için eleştirdi, Strazburg Papirüsü ise doğa kuramı ile arınma öğretisinin aynı şiirde bir arada bulunabileceğini gösterdi.
Bir düşünürün önceki bir yasağa verdiği cevap dört adımla değerlendirilir: yasağın neyi yasakladığını yazmak, yasaktan neyin kabul edildiğini belirlemek, neyin değiştirildiğini göstermek ve bu değişikliğin yeni hangi sorunu doğurduğunu sormak.
Tutarsızlık, boşluk ve tanrılık itirazları, Sevgi'nin farklıyı, Çekişme'nin benzeri birleştirdiğini, dolu bir evrende hareketin karşılıklı yer değiştirmeyle düşünülebileceğini ve ölümsüzlüğün Empedokles'in evreninde en temel varlıkların bir özelliği olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Empedokles, bir doğa kuramcısı ile bir din öğretmeninin tesadüfi bir birleşimi değil, doğayı ve ruhu Sevgi ile Çekişme'nin aynı iki gücüyle açıklayan bir düşünürdür.
Açılış sahnesi
Kerem, serginin Parmenides'ten sonraki bölümü için ilk panoyu hazırlarken bir sorunla karşılaşıyor. Panoya Sicilya'daki Akragas kentinden Empedokles'in bir parçasını koyacaktı: ölümlü şeylerin hiçbirinin bir doğuşu ya da ölümü yoktu, yalnızca karışma ve karışanların ayrışması vardı ve insanlar buna doğum diyordu. Bu cümle, bir doğa bilimcisinin cümlesi gibiydi. Ama aynı Empedokles, başka bir parçada kendisinin artık bir ölümlü değil, ölümsüz bir tanrı olarak kentten kente dolaştığını ve insanların ondan şifa ve kehanet istediğini söylüyordu. Bir başka parçada ise bir zamanlar bir oğlan, bir kız, bir çalı, bir kuş ve denizden sıçrayan dilsiz bir balık olduğunu anlatıyordu. Kerem, bu iki sesi tek bir panoda nasıl bir araya getireceğini bilemiyor. Bir doğa kuramcısı ile kendini tanrı sayan bir bilge, aynı kişi olabilir miydi?
Selin, Empedokles'in dört kök saydığını ve bunlara tanrı adları verdiğini hatırlatıyor. Tolga, Empedokles'in bir su saatiyle, delikli bir kapla yaptığı bir gözlemi anlattığını ve bunun havanın bir cisim olduğunu gösterdiğini okumuş. Lina, Empedokles'in birkaç boyayla ağaçlar, insanlar ve hayvanlar yapan ressamları örnek verdiğini söylüyor. Barış, Aristoteles'in Retorik'te, canlıları öldürmemek gerektiğini söyleyen Empedokles'i, herkes için geçerli bir yasanın örneği olarak andığını duymuş. Defne ise Empedokles'in kemiklerin ve kanın hangi oranlarda karışmış köklerden oluştuğunu anlattığını okumuş. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Presokratikler kursunda, Empedokles'in olmayandan hiçbir şeyin doğamayacağını kabul ederken doğumu ve ölümü nasıl dört kökün karışması ve ayrışması olarak açıkladığını, Sevgi ile Çekişme'nin bu karışımda ne iş gördüğünü ve dinleyicisinden duyulara neden yeniden güvenmesini istediğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Düşünme ve söyleme dersi, Değişim ve varlık modülünü kapattı ve Parmenides'in ilkesinin sonraki düşünürlerin önüne bıraktığı sorunları gösterdi. Bu ders, Çoğulcu çözümler modülünü açıyor. Akademinin önceki derslerinde hiçten hiçbir şey çıkmaz ilkesi, varlığın işaretleri ve Curd'ün yüklemsel tekçilik okuması tanıtılmıştı. Curd'e göre Parmenides'ten sonraki çoğulcular, onun koşullarını kabul eden mirasçılardı. Ruh göçü öğretisi ve Pisagorcu arınma kuralları da incelenmişti. Bu ders, Empedokles'in bu mirası nasıl devraldığını ve onu bir arınma öğretisiyle nasıl birleştirdiğini inceliyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Simplikios, Aristoteles'in Fizik'i üzerine şerhinde, Empedokles'in kozmik döngüyü anlattığı uzun bir parçayı korur. Aristoteles, Metafizik'in birinci kitabında, Empedokles'i dört öğeyi ilk kez ilke olarak sayan ve iki karşıt hareket nedeni öneren düşünür olarak anar ve onu eleştirir. Strazburg Papirüsü, yirminci yüzyılın sonlarında bir kütüphane deposunda tanınan ve 1999'da yayımlanan, Empedokles'in şiirinden daha önce bilinmeyen dizeleri içeren bir papirüstür.
Ardından üç itirazı tartacağız: Empedokles'in iki nedeninin tutarsız işlediği, boşluk olmadan hareketin açıklanamayacağı ve doğa kuramı ile tanrılık iddiasının birbiriyle bağdaşmadığı itirazları.
Sonda, bir düşünürün önceki bir yasağa verdiği cevabı değerlendirmenin dört adımını göstereceğiz: yasağın neyi yasakladığını yazmak, düşünürün yasaktan neyi kabul ettiğini belirlemek, neyi değiştirdiğini ya da yeniden tanımladığını göstermek ve bu değişikliğin yeni hangi sorunu doğurduğunu sormak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Empedokles, Parmenides'in olmayandan hiçbir şeyin doğamayacağı ilkesini kabul ederken doğumu, ölümü ve değişimi nasıl açıklıyordu ve bu açıklama onun arınma öğretisiyle nasıl bir arada duruyordu?
Ölçülü iddiam şu: Empedokles, Parmenides'in ilkesini reddetmedi; onu, var olan şeylerin sayısını artırarak korudu. Ona göre dört kök, ateş, hava, su ve toprak, doğmamış ve yok olmaz varlıklardı; her biri Parmenides'in olanı gibi kendi doğasında sabitti. Doğum ve ölüm, bu köklerin karışması ve ayrışmasının adlarıydı. Karışmayı ve ayrışmayı iki karşıt güç yönetiyordu: kökleri birleştiren Sevgi ve onları ayıran Çekişme. Bu iki güç, bir kozmik döngü içinde sırayla egemen oluyordu: bir zaman her şey Sevgi ile bir araya geliyor, bir zaman Çekişme ile ayrışıyordu. Bu kuram, Parmenides'in koşullarını karşılayan ve değişimi açıklayan ilk sistemli çoğulcu açıklamadır. Ama Empedokles'in arınma öğretisi, bu kuramın dışında durmuyordu. Strazburg Papirüsü'nün gösterdiği gibi, kozmik döngü ile ruhun sürgünü ve arınması aynı şiirin, aynı düşüncenin parçaları olabilirdi. Ruh da, kökler gibi, bir döngü içinde bir bedenden ötekine geçiyor, Çekişme'nin egemenliğinde düşüyor ve Sevgi ile arınarak yükseliyordu. Sonuç olarak Empedokles, bir doğa kuramcısı ile bir din öğretmeninin tesadüfi bir birleşimi değil, doğayı ve ruhu aynı iki güçle açıklayan bir düşünürdür. Bu birlik, onun kuramının bilimsel yanını zayıflatmaz, ama onu bugünkü anlamda bir fizikçi olarak okumayı da olanaksız kılar.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Empedokles'le çoğu zaman bir ders kitabı tablosunda karşılaşır: dört element, ateş, hava, su ve toprak. Bu tablo, sonraki iki bin yıl boyunca Avrupa ve İslam dünyasının doğa bilimini ve tıbbını biçimlendiren bir kuramın başlangıcıdır. Bu okumada Empedokles, bir bilim tarihçisinin ilk sayfalarında duran, yanlış ama verimli bir kimya kuramının kurucusudur.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, Empedokles köklerini soğuk bir sınıflama olarak değil, tanrı adlarıyla tanıtır. Parçalardan birinde dört kök, Zeus, Hera, Aidoneus ve Nestis adlarıyla anılır ve antik yorumcular bile hangi tanrının hangi köke karşılık geldiğinde anlaşamamıştı. İkincisi, Empedokles'in kendisi, bir fizik kuramcısı olarak değil, bir şair, bir hekim, bir kâhin ve bir arınma öğretmeni olarak konuşur. Onun doğa üzerine dizeleri ile ruhun sürgünü üzerine dizeleri, aynı sesle, aynı ölçüyle yazılmıştır.
Bu yüzden Empedokles'i anlamak, onu dört elementin kurucusuna indirgemeden, doğa kuramını ve arınma öğretisini birlikte okumayı gerektirir. Uzun süre bu iki yan, iki ayrı şiire, Doğa Üzerine ile Arınmalar'a ait sayıldı ve birbirinden ayrı incelendi. Son otuz yılın bulguları, bu ayrımın sanıldığı kadar keskin olmayabileceğini gösterdi.
Görüşler ve pozisyonlar
Empedokles'in doğa kuramı ile arınma öğretisinin ilişkisi konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, ayrılık görüşüdür. Buna göre Empedokles iki ayrı şiir yazmıştır: bir doğa kuramı olan Doğa Üzerine ve bir din öğretisi olan Arınmalar. İkisi farklı dinleyicilere, farklı amaçlarla seslenir ve belki de farklı dönemlerde yazılmıştır. Empedokles'in felsefi değeri, birincisindedir.
İkinci görüş, dinsel öncelik görüşüdür. Buna göre Empedokles, her şeyden önce bir din öğretmeni, bir büyücü ve bir kâhindir. Doğa kuramı, onun arınma öğretisinin bir parçasıdır ve ondan bağımsız olarak anlaşılamaz. Bazı yorumcular, Empedokles'i bu yönde, Batı Akdeniz'in gizem geleneklerinin bir temsilcisi olarak okumuştur.
Üçüncü görüş, bütünlük görüşüdür. Buna göre Empedokles'in doğa kuramı ile arınma öğretisi, aynı düşünce dizgesinin iki yüzüdür. İkisi de aynı iki güçle, Sevgi ile Çekişme'yle işler ve biri ötekinin anlamını tamamlar. Strazburg Papirüsü'nün bulunması, bu görüşü güçlendirmiştir.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve birinci görüşün, doğa kuramının kendi başına da değerlendirilebileceği uyarısını kabul eder. Birinci görüş, Empedokles'in doğa kuramının bir element kuramı olarak kendi değerini doğru görür. Ama iki şiir arasındaki dil ve kavram birliğini açıklayamaz. İkinci görüş, Empedokles'in kendini nasıl sunduğunu ciddiye alır. Ama onun Parmenides'e verdiği cevabın felsefi gücünü küçümseyebilir. Üçüncü görüş, iki yanı birlikte tutar ve onların neden aynı iki güçle anlatıldığını açıklar.
Argümanın yapısı
Bir düşünürün önceki bir yasağa verdiği cevabı değerlendirmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, yasağın neyi yasakladığını yazmaktır. Değerlendiren, önceki düşünürün hangi iddiayı olanaksız ilan ettiğini ve bunun gerekçesini bir cümleyle belirtir.
İkinci adım, düşünürün yasaktan neyi kabul ettiğini belirlemektir. Değerlendiren, yeni düşünürün önceki ilkenin hangi bölümünü koruduğunu ve açıkça ya da örtük olarak benimsediğini yazar.
Üçüncü adım, düşünürün neyi değiştirdiğini ya da yeniden tanımladığını göstermektir. Değerlendiren, yeni düşünürün hangi kavramı genişlettiğini, hangi varsayımı reddettiğini ya da hangi sözcüğe yeni bir anlam verdiğini belirler.
Dördüncü adım, bu değişikliğin yeni hangi sorunu doğurduğunu sormaktır. Değerlendiren, yeni cevabın eski sorunu çözerken hangi yeni soruyu açtığını değerlendirir.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Empedokles'i ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Empedokles, Parmenides'in ilkesini reddetmedi; onu, var olan şeylerin sayısını artırarak korudu. Kerem'in iki sesi, doğa kuramının ve arınma öğretisinin aynı iki güçle anlatıldığını gösterdi. Lina'nın ressamları, dört kökün sabit kalıp farklı oranlarda sayısız biçim oluşturduğunu, ama karışımın nedeni için iki güce gerek olduğunu gösterdi. Tolga'nın su saati, havanın bir cisim olduğunu ve boşluğun reddinin hareket için bir güçlük doğurduğunu gösterdi. Selin'in döngü çizelgesi, Parmenides'in bütününün Empedokles'te döngünün bir anına dönüştüğünü gösterdi. Barış'ın herkes için yasası ve Defne'nin kemik tarifi, kuramın ahlak ve tıp alanında da işlediğini gösterdi. Empedokles, doğayı ve ruhu aynı iki güçle açıklayan bir düşünürdür.
Açık kalan sorular
Lina'nın ressamları, Empedokles'in köklerini bir ressam değil iki gücün karıştırdığını gösterdi. Sevgi ile Çekişme birer amaç taşıyan güçler midir, yoksa bir niyeti olmayan doğal eğilimler mi? Bir evreni sevgi ve düşmanlık gibi insani adlarla açıklamak, bir açıklama mıdır yoksa bir benzetme mi?
Selin'in döngü çizelgesi, bizim dünyamızın döngünün hangi evresinde bulunduğunun tartışmalı olduğunu gösterdi. Bir dünyanın Sevgi'nin artan ya da azalan egemenliğinde bulunması, onun içindeki yaşam için bir fark yaratır mı? Empedokles'in döngüsü bir ilerleme mi yoksa bir yinelenme mi anlatır?
Barış'ın herkes için yasası, bir inancın kuralının bir doğa yasası olarak sunulabileceğini gösterdi. Bir ahlak kuralının herkes için geçerli olduğunu hangi gerekçe gösterebilir? Bir evren anlatısından bir yasak çıkarmak, o yasağı haklı kılar mı?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışEmpedokles'i yalnızca dört elementin kurucusu saymak.
Empedokles'i bir kimya kuramının ilk adımına indirgemek, köklerini tanrı adlarıyla andığını, onları Sevgi ve Çekişme'nin yönettiğini ve kuramının bir arınma öğretisiyle bağlı olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, doğa kuramını ve arınma öğretisini birlikte okumaktır.
Yaygın yanlışEmpedokles'i Parmenides'in çürütücüsü saymak.
Empedokles'in değişimi açıklamasını, Parmenides'in reddedilmesi olarak görmek, onun köklerini doğmamış ve yok olmaz sayarak Parmenides'in ilkesini koruduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, Empedokles'in ilkeyi var olanların sayısını artırarak sürdürdüğünü görmektir.
Yaygın yanlışSevgi ile Çekişme'yi yalnızca birleştirme ve ayırma olarak tanımlamak.
İki gücü "birleştiren" ve "ayıran" sözcükleriyle tanımlamak, Aristoteles'in gösterdiği gibi onları birbirinden ayırt edilemez kılar. Doğrusu, Sevgi'nin farklı olanları, Çekişme'nin benzer olanları bir araya getirdiğini görmektir.
Yaygın yanlışİki şiir ayrımını kesin bir olgu saymak.
Doğa Üzerine ile Arınmalar'ı iki ayrı ve birbirinden bağımsız şiir olarak sunmak, Strazburg Papirüsü'nün bu ayrımı zayıflattığını ve konunun bugün tartışmalı olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, ayrımı bir yorum olarak sunmak ve papirüsün bulgularını hesaba katmaktır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Empedokles, Parmenides'in olmayandan hiçbir şeyin doğamayacağı ilkesini reddetmedi, onu var olanların sayısını artırarak korudu: dört kök doğmamış ve yok olmazdır, doğum ve ölüm ise onların karışmasının ve ayrışmasının adlarıdır.
Simplikios'un Fizik şerhi Empedokles'in kozmik döngüyü anlattığı uzun parçayı korudu, Aristoteles'in Metafizik'i onu dört öğeyi ve iki karşıt hareket nedenini ilk kez öneren düşünür olarak anıp nedenlerini tutarsız kullandığı için eleştirdi, Strazburg Papirüsü ise doğa kuramı ile arınma öğretisinin aynı şiirde bir arada bulunabileceğini gösterdi.
Bir düşünürün önceki bir yasağa verdiği cevap dört adımla değerlendirilir: yasağın neyi yasakladığını yazmak, yasaktan neyin kabul edildiğini belirlemek, neyin değiştirildiğini göstermek ve bu değişikliğin yeni hangi sorunu doğurduğunu sormak.
Tutarsızlık, boşluk ve tanrılık itirazları, Sevgi'nin farklıyı, Çekişme'nin benzeri birleştirdiğini, dolu bir evrende hareketin karşılıklı yer değiştirmeyle düşünülebileceğini ve ölümsüzlüğün Empedokles'in evreninde en temel varlıkların bir özelliği olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Empedokles, bir doğa kuramcısı ile bir din öğretmeninin tesadüfi bir birleşimi değil, doğayı ve ruhu Sevgi ile Çekişme'nin aynı iki gücüyle açıklayan bir düşünürdür.
Sonraki derse köprü
Empedokles'in dört kökü, sayısız biçimi dört sabit bileşenin farklı oranlarıyla açıklıyordu. Ama bu açıklama, bir soru bırakıyordu. Bir insan ekmek yediğinde, ekmek nasıl ete, kemiğe ve saça dönüşüyordu? Aynı dört kök, farklı oranlarda karışarak ekmeği de saçı da oluşturuyorsa, oranın değişmesi, saç olmayan bir şeyden saçın doğması değil miydi? Kerem, serginin bir sonraki panosunun bu soruya farklı bir cevap veren bir düşünüre, Anadolu'daki Klazomenai'den Atina'ya gelen Anaksagoras'a ayrılması gerektiğini düşünüyor.
Selin, Anaksagoras'ın her şeyde her şeyden bir pay bulunduğunu söylediğini okumuş. Tolga, Anaksagoras'ın dört kök yerine sayısız öğe önerdiğini ve bir şeyin, içinde en çok bulunan öğeye göre adlandırıldığını söylediğini hatırlıyor. Defne ise Anaksagoras'ın, saçın saç olmayandan, etin et olmayandan nasıl oluşabileceğini sorduğu bir parçayı bir hekim olarak ilginç bulmuş.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Anaksagoras dersi, Anaksagoras'ın dört kök yerine neden sayısız öğe önerdiğini, her şeyde her şeyden bir pay bulunduğunu söylerken neyi kastettiğini ve saçın saç olmayandan nasıl doğabileceği sorusuna nasıl cevap verdiğini soruyor.