Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Herakleitos'un karşıtlara dair parçaları en az dört farklı bağ türü anlatır, yani farklı canlılara göre, farklı yönlere göre, birinin ötekinin anlamını kurması ve birinin ötekine dönüşmesi; ama hepsinde karşıtlar bir üçüncü şey tarafından taşınır ve birbirinden bağımsız olarak düşünülemez.
Homeros'un İlyada'sı Akhilleus'un çekişmenin yok olması dileğini en insani biçimiyle dile getirdi, Aristoteles'in Eudemos'a Etik'i Herakleitos'un bu dileği tiz ve pes, dişi ve erkek olmadan uyum ve canlılar olmayacağı gerekçesiyle eleştirdiğini aktardı, Kozmos Üzerine ise karşıtların birliğini bir kozmik uyum düşüncesine dönüştürerek Herakleitos'un savaş vurgusunu yumuşattı.
Bir karşıtlık iddiası dört adımla değerlendirilir: karşıt çiftini ve öznesini belirlemek, bağın türünü sınıflamak, karşıtların ayrı düşünülüp düşünülemeyeceğini sormak ve çekişme kaldırıldığında geriye ne kaldığını sormak.
Militarizm, görecilik ve yığın itirazları, bir kozmik betimlemenin kendiliğinden bir ahlak kuralı doğurmadığını, karşıtların bağlı olmasının onların ayrımını ortadan kaldırmadığını ve farklı bağ türlerinin ortak bir yapı taşıdığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden karşıtlar Herakleitos'ta çelişik değil, birbirini tutan iki uçtur ve savaş, bu gerilimin adıdır; çekişmenin yok olmasını dilemek, dünyanın yok olmasını dilemek olurdu, ama bu betimleme insanlar arasındaki savaşların iyi olduğu sonucunu kendiliğinden doğurmaz.
Açılış sahnesi
Kerem, serginin Herakleitos bölümündeki üçüncü pano için müze yönetimiyle bir sorun yaşıyor. Panonun başlığı olarak Herakleitos'un en ünlü parçalarından birini önermişti: "Savaş her şeyin babası, her şeyin kralıdır." Yönetim, bir müzenin girişinde savaşı öven bir cümlenin, özellikle çocuklarla gelen ziyaretçiler için uygun olmadığını söylüyor. Kerem, Herakleitos'un savaşı övmediğini, başka bir şeyi anlattığını savunmak istiyor, ama tam olarak neyi anlattığını kendisi de söyleyemiyor. Parçanın devamı, savaşın bazılarını tanrı, bazılarını insan, bazılarını köle, bazılarını özgür yaptığını söylüyordu. Bu bir övgü müydü, yoksa bir betimleme mi?
Selin, Herakleitos'un karşıtlara dair parçalarının hepsinin aynı biçimde işlemediğini hatırlatıyor: bazıları bir dönüşümden, bazıları bakılan yerin farkından söz ediyordu. Tolga, Homeros'un kahramanlarından birinin çekişmenin tanrılardan ve insanlardan yok olmasını dilediğini ve Herakleitos'un bu dileği yanlış bulduğunu okumuş. Lina, Yunancada yay anlamına gelen sözcük ile yaşam anlamına gelen sözcüğün, yalnızca vurgu yeriyle ayrıldığını ve Herakleitos'un bu benzerlikle oynadığını söylüyor. Barış, Herakleitos'un haksızlık olmasaydı insanların adaletin adını bile bilmeyeceğini söylediği parçayı bir hukukçu olarak dikkat çekici bulmuş. Defne ise aynı şeyin içimizde hem canlı hem ölü, hem genç hem yaşlı olduğunu söyleyen parçayı düşünüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Presokratikler kursunda, Herakleitos'un karşıtları birbirine kaç farklı biçimde bağladığını, savaşın ve çekişmenin neden her şeyin babası sayıldığını ve çekişmenin yok olmasını dileyen Homeros'un neden yanılmış sayıldığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Logos dersi, Herakleitos'un logosunun onun anlattığı açıklama ile bu açıklamanın dile getirdiği dünya düzeni arasındaki bağ olduğunu gösterdi. O dersin sonunda, logosa kulak veren kişinin her şeyin bir olduğunu kabul edeceği görüldü, ama bu birliğin nasıl bir birlik olduğu açık kaldı. Akademinin önceki derslerinde karşıtların birliği kavramı tanıtılmış, yukarı ve aşağı giden yol, deniz suyu, hastalık ile sağlık ve adaletin çekişme olduğu parçaları incelenmişti. Anaksimandros'un karşıtların birbirine haksızlık edip bedel ödediğini söylediği parça da anılmıştı. Bu ders, bu parçaları bir sınıflama içinde bir araya getiriyor ve çekişmenin Herakleitos'taki yerini inceliyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Homeros'un İlyada'sının on sekizinci kitabında Akhilleus, arkadaşının ölümünden sonra annesine konuşurken çekişmenin tanrılardan ve insanlardan yok olmasını diler. Aristoteles, Eudemos'a Etik'in yedinci kitabında, Herakleitos'un bu dileği eleştirdiğini ve gerekçesini aktarır. Aristoteles'e atfedilen, ama büyük olasılıkla daha sonra yazılmış olan Kozmos Üzerine adlı inceleme, doğanın karşıtları birleştirerek uyum kurduğunu anlatır ve bu arada Herakleitos'tan bir parça aktarır.
Ardından üç itirazı tartacağız: Herakleitos'un savaş övgüsünün ahlak bakımından tehlikeli olduğu, karşıtların birliğinin bütün ayrımları anlamsızlaştırdığı ve karşıtlara dair parçaların tek bir tez değil, birbirine benzemeyen gözlemlerin bir yığını olduğu itirazları.
Sonda, bir karşıtlık iddiasını değerlendirmenin dört adımını göstereceğiz: karşıt çiftini ve onların öznesini belirlemek, bağın türünü sınıflamak, karşıtların birbirinden ayrı düşünülüp düşünülemeyeceğini sormak ve çekişme kaldırıldığında geriye ne kaldığını sormak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Herakleitos karşıtları birbirine hangi biçimlerde bağlıyordu ve savaşı, çekişmeyi, her şeyin babası sayarken ne söylüyordu?
Ölçülü iddiam şu: Herakleitos'un karşıtlara dair parçaları, tek bir formüle indirgenemez; en az dört farklı bağ türünü anlatır. Birincisi, aynı şeyin farklı canlılar için karşıt nitelikler taşımasıdır: deniz suyu balıklar için yaşatıcı, insanlar için öldürücüdür. İkincisi, aynı şeyin farklı yönlerden karşıt biçimlerde betimlenmesidir: aynı yol, çıkan için yokuş, inen için iniştir. Üçüncüsü, karşıtların birbirinin değerini ya da anlamını kurmasıdır: haksızlık olmasaydı adaletin adı bilinmezdi. Dördüncüsü, karşıtların birbirine dönüşmesidir: soğuk ısınır, sıcak soğur, canlı ölür, genç yaşlanır. Bu dört türü birleştiren şey, karşıtlardan hiçbirinin ötekinden bağımsız olarak var olamaması ve bütünün, karşıtlar arasındaki bu gerilim ile kurulmasıdır. Savaş, bu gerilimin adıdır. Herakleitos savaşı her şeyin babası sayarken, bir ahlak övgüsü değil, bir düzen betimlemesi yapar: karşıtlar arasındaki çekişme durduğunda, bütün de dağılır. Homeros'un dileği bu yüzden yanlıştır; çekişmenin yok olması, dünyanın yok olması olurdu. Sonuç olarak karşıtlar Herakleitos'ta çelişik değil, birbirini tutan iki uçtur ve dünya, onların gerilimiyle ayakta durur. Ama bu betimleme, insanlar arasındaki savaşların iyi olduğu sonucunu kendiliğinden doğurmaz.
Sıfır noktası
Bir öğrenci karşıtlarla, sıradan düşüncede birbirini dışlayan şeyler olarak karşılaşır. Sıcak soğuk değildir, gündüz gece değildir, adalet haksızlık değildir. Bir şey bir karşıtı taşıyorsa ötekini taşıyamaz ve iyi olan şey, kötü olanın tamamen ortadan kalkmasıyla elde edilir. Bu okumada barış savaşın, sağlık hastalığın, adalet haksızlığın yokluğudur ve ideal dünya, karşıtlardan kötü olanın silindiği dünyadır.
Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, gündelik deneyim karşıtların birbirini dışlamadığı pek çok durum gösterir. Bir dağın yamacı hem bir yokuş hem bir iniştir; bir ilaç hem iyileştirir hem zarar verebilir; bir insan her an hem biraz yaşlanır hem biraz yenilenir. İkincisi, kötü olanın tamamen silindiği bir dünya, iyi olanı da anlaşılmaz kılabilir. Hiç hastalanmamış biri sağlığın ne olduğunu bilir mi? Hiç haksızlıkla karşılaşmamış bir toplum adalet sözcüğüne gerek duyar mı?
Bu yüzden Herakleitos'un karşıtlarını anlamak, onları birbirini dışlayan iki şey olarak değil, birbirine bağlı ve birbirini gerektiren iki uç olarak düşünmeyi gerektirir. Ama bu bağın her durumda aynı olmadığını görmek de gerekir. Herakleitos'un parçaları, farklı durumlarda farklı bağlar anlatır ve onları tek bir kalıba sokmak, Herakleitos'un kendisinin eleştirdiği türden bir özensizlik olur.
Görüşler ve pozisyonlar
Herakleitos'un karşıtları nasıl birleştirdiği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, aynılık okumasıdır. Buna göre Herakleitos, karşıtların kelimenin tam anlamıyla aynı şey olduğunu söylemiştir: gündüz ile gece aynıdır, iyi ile kötü aynıdır. Bu okuma, Aristoteles'in bazı raporlarına dayanır ve Herakleitos'u çelişmezlik ilkesini reddeden biri olarak sunar.
İkinci görüş, bağımlılık okumasıdır. Buna göre Herakleitos, karşıtların aynı olduğunu değil, birbirinden bağımsız olarak var olamadığını ya da düşünülemediğini söylemiştir. Gündüz, gecenin yokluğu olarak anlaşılır; sağlık, hastalıkla karşılaştırılarak değer kazanır. Karşıtlar ayrıdır, ama ayrılmazdır.
Üçüncü görüş, süreç okumasıdır. Buna göre Herakleitos'un karşıtları, tek bir sürecin iki evresi ya da iki yönüdür. Soğuk ısınır, sıcak soğur; bu dönüşüm bir ölçüye göre olur ve bütünün dengesini korur. Savaş, bu dönüşüm sürecinin adıdır. Bu görüş, karşıtları durağan kavramlar olarak değil, birbirine geçen güçler olarak görür.
Bu ders ikinci ve üçüncü görüşü birlikte temel alır ve karşıtların farklı parçalarda farklı biçimlerde bağlandığını kabul eder. Birinci görüş, bazı parçaların kışkırtıcı biçimde "bir ve aynı" dediğini doğru görür. Ama parçaların çoğunun farklı ilişkilerden ya da farklı yönlerden söz ettiğini gözden kaçırır. İkinci görüş, deniz suyu ya da adaletin adı gibi parçaları iyi açıklar, ama dönüşüm parçalarını açıklamakta zorlanır. Üçüncü görüş, dönüşüm parçalarını ve savaşın yerini açıklar, ama bakılan yere bağlı karşıtları bir süreç olarak görmek zordur. İki görüş birlikte, parçaların büyük kısmını kapsar.
Argümanın yapısı
Bir karşıtlık iddiasını değerlendirmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, karşıt çiftini ve onların öznesini belirlemektir. Değerlendiren, hangi iki karşıtın söz konusu olduğunu ve bu karşıtların hangi şeyin nitelikleri ya da durumları olduğunu, yani onları taşıyan üçüncü şeyi yazar.
İkinci adım, bağın türünü sınıflamaktır. Değerlendiren, karşıtların farklı canlılara göre mi, farklı yönlere göre mi değiştiğini, birinin ötekinin değerini mi kurduğunu, yoksa birinin ötekine mi dönüştüğünü belirler.
Üçüncü adım, karşıtların birbirinden ayrı düşünülüp düşünülemeyeceğini sormaktır. Değerlendiren, karşıtlardan biri tamamen ortadan kalksaydı ötekinin anlamını ya da varlığını koruyup korumayacağını sorar.
Dördüncü adım, çekişme kaldırıldığında geriye ne kaldığını sormaktır. Değerlendiren, karşıtlar arasındaki gerilim durduğunda, onları taşıyan bütünün varlığını sürdürüp sürdüremeyeceğini değerlendirir.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Karşıtları ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Herakleitos'un karşıtlara dair parçaları tek bir formüle indirgenemez, ama ortak bir yapı taşır. Kerem'in pano başlığı, Herakleitos'un savaş sözcüğünden Akhilleus'tan farklı bir şey anladığını, ama parçanın insanlar arasındaki savaşları da kapsadığını gösterdi. Lina'nın yayı, Herakleitos'un karşıtları dilde de aradığını gösterdi. Selin'in ısınan soğuğu ve Defne'nin yaşlanan hücresi, dönüşüm türündeki karşıtların birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ve çekişme durduğunda bütünün donacağını gösterdi. Tolga'nın tütsüsü, karşıtların tek bir öznenin farklı görünüşleri olarak adlandırılabileceğini gösterdi. Barış'ın adalet adı, bir karşıtın ötekinin anlamını kurmasının onun iyi olduğunu göstermediğini gösterdi. Karşıtlar Herakleitos'ta çelişik değil, birbirini tutan iki uçtur ve dünya, onların gerilimiyle ayakta durur.
Açık kalan sorular
Barış'ın adalet adı, adaletin anlamının haksızlığa bağlı olduğunu gösterdi. Haksızlığın tamamen ortadan kalktığı bir toplum düşünülebilir mi? Böyle bir toplumda adalet bir erdem olmaktan çıkar mı, yoksa başka bir biçimde mi yaşar?
Kerem'in pano başlığı, bir kozmik betimlemenin insanlar arasındaki ilişkilere nasıl taşınabileceği sorusunu açtı. Doğadaki bir sürecin betimlemesinden bir ahlak ya da siyaset dersi çıkarmak ne zaman meşrudur? Herakleitos'un savaş parçasını bir siyasal program olarak okuyan biri, onu yanlış mı anlamıştır, yoksa onun gizli bir yanını mı görmüştür?
Defne'nin yaşlanan hücresi, canlılığın ölümle birlikte işleyen bir süreç olabileceğini gösterdi. Bir sürecin iki karşıt ucunu birlikte düşünmek, onların farkını bulanıklaştırır mı? Yaşam ile ölüm arasındaki fark, bir süreç içinde de keskin kalabilir mi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBütün karşıtlık parçalarını aynı türden saymak.
Herakleitos'un karşıtlara dair parçalarını tek bir tezin örnekleri olarak okumak, deniz suyu gibi bakılan yere bağlı karşıtlıklar ile ısınan soğuk gibi dönüşümleri birbirine karıştırır. Doğrusu, her parçada bağın türünü ayrı ayrı belirlemek ve ancak sonra ortak yapıyı aramaktır.
Yaygın yanlışSavaş parçasını yalnızca bir militarizm olarak okumak.
"Savaş her şeyin babasıdır" parçasını insanlar arasındaki savaşların bir övgüsü olarak okumak, onun karşıtlar arasındaki kozmik gerilimi anlattığını gözden kaçırır. Doğrusu, parçanın kozmik anlamını görmek, ama onun insanlar arasındaki savaşları da kapsadığını ve Herakleitos'un bunları kınamadığını da kabul etmektir.
Yaygın yanlışKarşıtların birliğini ahlaki bir görecilik saymak.
Tanrı için her şeyin adil olduğunu söyleyen parçayı, adalet ile haksızlık arasındaki ayrımın bir anlam taşımadığı biçiminde okumak, Herakleitos'un insan bakış açısındaki ayrımları ortadan kaldırmadığını gözden kaçırır. Doğrusu, bütünün dengesi ile insanın ayrımları arasındaki farkı görmektir.
Yaygın yanlışAkhilleus'un dileğini basit bir hata saymak.
Herakleitos'un Homeros eleştirisini, bir şairin düşünmeden söylediği bir sözün düzeltilmesi olarak görmek, dileğin bir yas içindeki kahramanın anlaşılır bir özlemi olduğunu ve Herakleitos'un karşısına aldığı sağduyulu görüşün gücünü gözden kaçırır. Doğrusu, iki görüşün çekişme sözcüğünden farklı şeyler anladığını görmektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Herakleitos'un karşıtlara dair parçaları en az dört farklı bağ türü anlatır, yani farklı canlılara göre, farklı yönlere göre, birinin ötekinin anlamını kurması ve birinin ötekine dönüşmesi; ama hepsinde karşıtlar bir üçüncü şey tarafından taşınır ve birbirinden bağımsız olarak düşünülemez.
Homeros'un İlyada'sı Akhilleus'un çekişmenin yok olması dileğini en insani biçimiyle dile getirdi, Aristoteles'in Eudemos'a Etik'i Herakleitos'un bu dileği tiz ve pes, dişi ve erkek olmadan uyum ve canlılar olmayacağı gerekçesiyle eleştirdiğini aktardı, Kozmos Üzerine ise karşıtların birliğini bir kozmik uyum düşüncesine dönüştürerek Herakleitos'un savaş vurgusunu yumuşattı.
Bir karşıtlık iddiası dört adımla değerlendirilir: karşıt çiftini ve öznesini belirlemek, bağın türünü sınıflamak, karşıtların ayrı düşünülüp düşünülemeyeceğini sormak ve çekişme kaldırıldığında geriye ne kaldığını sormak.
Militarizm, görecilik ve yığın itirazları, bir kozmik betimlemenin kendiliğinden bir ahlak kuralı doğurmadığını, karşıtların bağlı olmasının onların ayrımını ortadan kaldırmadığını ve farklı bağ türlerinin ortak bir yapı taşıdığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden karşıtlar Herakleitos'ta çelişik değil, birbirini tutan iki uçtur ve savaş, bu gerilimin adıdır; çekişmenin yok olmasını dilemek, dünyanın yok olmasını dilemek olurdu, ama bu betimleme insanlar arasındaki savaşların iyi olduğu sonucunu kendiliğinden doğurmaz.
Sonraki derse köprü
Herakleitos'un karşıtları, bir şeyin hem bir nitelik taşıyabileceğini hem de bir süreç içinde onun karşıtına geçebileceğini söylüyordu. Ama bu düşünce, aynı dönemde güney İtalya'da, Elea kentinde yaşayan bir düşünürden sert bir itiraz aldı. Selin, Parmenides'in şiirinde bir tanrıçanın, olanın ve olmayanın aynı ve aynı değil sayıldığı, her şeyin yolunun geri döndüğü bir düşünceden kaçınmayı öğütlediğini okumuş.
Kerem, "geri dönen" sözcüğünün Herakleitos'un yay ve lir parçasındaki "geri dönen uyum" ifadesini çağrıştırdığını fark ediyor ve bu yüzden birçok yorumcunun Parmenides'in burada Herakleitos'u hedef aldığını düşündüğünü öğreniyor. Tolga, Parmenides'in bu düşünceyi taşıyanlara "iki başlı ölümlüler" dediğini, onların bilmeden sürüklendiğini söylediğini okumuş. Lina, Parmenides'in olmayanın ne bilinebileceğini ne de söylenebileceğini savunduğunu, bunun Herakleitos'un karşıtlarını nasıl etkileyeceğini soruyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Parmenides dersi, Parmenides'in şiirinde tanrıçanın anlattığı iki yolun ne olduğunu, olmayanın neden ne düşünülebileceğini ne de söylenebileceğini savunduğunu ve "iki başlı ölümlüler" dediği kişilerin kim olduğunu soruyor.