Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Kozmos sözcüğü, evren anlamını kazanmadan önce, bir dizilişin ya da bir süsün düzenini ve bu düzenin güzelliğini birlikte anlatıyordu; evrene kozmos demek, onun bir yığın değil, anlaşılabilir ve uyumlu bir düzen olduğunu söylemektir.
Homeros'un İlyada'sı sözcüğün en eski kullanımlarını bir ordunun dizilişi ve bir süs anlamında içerdi, Platon'un Gorgias'ı bilgelerin evreni ortaklık ve dostlukla bir arada tutulan bir kozmos olarak düşündüğünü aktardı, Vlastos'un 1947 tarihli makalesi ise bu kozmos anlayışının kent devletinin eşitlik ve adalet düşüncesinden beslendiğini gösterdi.
Bir evren anlayışının düzen düşüncesi dört adımla değerlendirilir: düzeni neyde bulduğunu belirlemek, bu düzenin neye benzetildiğini yazmak, benzetmenin bir açıklama mı betimleme mi olduğunu sormak ve düzen düşüncesinin hangi gözlemlerle sınanabileceğini belirlemek.
Varsayım, toplumsal yansıtma ve sözcüğün geç ortaya çıkması itirazları, düzen varsayımının sınanabilir bir araştırma programı olduğunu, bir benzetmenin açıklanacak şeyin yapısını yakaladığı ölçüde verimli olduğunu ve bir sözcüğün zaten var olan bir düşünceye sonradan verilmiş bir ad olabileceğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden dünyayı kozmos diye adlandırmak, bir açıklama değil, dünyanın anlaşılabilir bir düzeni olduğunu varsayan ve sonraki bütün doğa araştırmasının temelinde duran bir araştırma programıdır.
Açılış sahnesi
Kerem, serginin ortasındaki büyük duvar için bir başlık arıyor. Duvarda, Miletosluların evren tasarımları yan yana gösterilecekti: Thales'in su üzerinde yüzen yeri, Anaksimandros'un ateş halkaları, Anaksimenes'in yoğunlaşan havası. Müzenin önerdiği başlık tek bir sözcüktü: "Kozmos." Kerem, bu sözcüğün kökenini araştırırken şaşırtıcı bir şey buluyor. Homeros'un destanlarında kozmos, evren anlamına gelmiyordu. Bir ordunun düzgün dizilişini, bir konuşmanın yerindeliğini, bir kadının takılarını anlatıyordu. Evren anlamını çok sonra kazanmıştı. Kerem, ilk düşünürlerin dünyayı neden bu sözcükle, bir düzen ve bir süs anlatan sözcükle adlandırdığını merak ediyor. Dünyayı "düzen" diye adlandırmak, onu açıklamadan önce onun hakkında bir şey söylemek değil miydi?
Selin, Anaksimandros'un karşıtlarının zamanın düzenine göre bedel ödediğini hatırlatıyor; dünyanın bir düzen olduğu düşüncesi, sözcükten önce de oradaydı. Tolga, Platon'un bir diyaloğunda, bilgelerin gök ile yeri, tanrılar ile insanları bir arada tutan şeyin ortaklık, dostluk ve düzen olduğunu söylediğini, bu yüzden bütüne kozmos dediklerini okuduğunu hatırlıyor. Lina, Türkçedeki "kozmetik" sözcüğünün de aynı kökten, süslemek anlamından geldiğini söylüyor. Barış, bir kentin iyi yönetiminin de Yunancada bir tür kozmos sayıldığını, doğanın düzeni ile toplumun düzeni arasında bir benzerlik kurulduğunu düşünüyor. Defne ise eski bir hekimin sağlığı bedendeki güçlerin eşitliği, hastalığı ise bir gücün ötekilere egemen olması olarak tanımladığını okumuş. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Presokratikler kursunda, Yunancadaki kozmos sözcüğünün düzen, süs ve evren anlamlarını nasıl birleştirdiğini, ilk düşünürlerin dünyayı neden bir düzen olarak adlandırdığını ve bu adlandırmanın doğayı açıklama biçimlerini nasıl etkilediğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Arkhe dersi, Miletosluların sorusunun dünyanın nereden geldiğini, neyden yapıldığını ve neyle yönetildiğini birlikte sorduğunu gösterdi. O dersin sonunda, bu sorunun dünyanın bir düzeni olduğunu varsaydığı görüldü. Bu ders, bu varsayımı ve onu dile getiren sözcüğü inceliyor. Akademinin önceki derslerinde Herakleitos'un kozmosun hiçbir tanrı ya da insan tarafından yapılmadığını, ölçülerle tutuşup sönen bir ateş olduğunu söylediği parça, Vernant'ın isonomia düşüncesi ve Anaksimandros'un kozmik adalet anlayışı tanıtılmıştı. Bu ders, bu parçaları kozmos sözcüğünün tarihi içinde bir araya getiriyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Homeros'un İlyada'sı, kozmos sözcüğünün en eski kullanımlarını, bir ordunun dizilişi ve bir süs anlamında içerir. Platon, Gorgias diyaloğunun sonlarına doğru, Sokrates'e bilgelerin bütüne kozmos dediğini ve onu ortaklığın, dostluğun ve düzenin bir arada tuttuğunu söyletir. Gregory Vlastos, 1947 tarihli Erken Yunan Kozmolojilerinde Eşitlik ve Adalet makalesinde, ilk düşünürlerin evren anlayışının kent devletinin siyasal adalet düşüncesinden beslendiğini savunur.
Ardından üç itirazı tartacağız: dünyayı bir düzen olarak adlandırmanın kanıtlanması gerekeni varsaydığı, toplumsal düzenin doğaya yansıtılmasının bir yanılgı olduğu ve kozmos sözcüğünün evren anlamının ilk düşünürlerden çok sonraya ait olduğu itirazları.
Sonda, bir evren anlayışının düzen düşüncesini değerlendirmenin dört adımını göstereceğiz: anlayışın düzeni neyde bulduğunu belirlemek, bu düzenin neye benzetildiğini yazmak, benzetmenin bir açıklama mı yoksa bir betimleme mi olduğunu sormak ve düzen düşüncesinin hangi gözlemlerle sınanabileceğini belirlemek.
Merkez soru
Sorumuz şu: İlk düşünürler dünyayı neden bir düzen olarak, kozmos olarak adlandırdı ve bu adlandırma doğayı açıklama biçimlerini nasıl etkiledi?
Ölçülü iddiam şu: Kozmos sözcüğü, evren anlamını kazanmadan önce, düzeni ve bu düzenin güzelliğini birlikte anlatıyordu. Homeros'ta kozmos, bir ordunun düzgün dizilişiydi ve aynı zamanda bir kadının takılarıydı: bir düzen, göze hoş gelen bir düzendi. İlk düşünürler dünyayı bu sözcükle adlandırdığında, dünyanın hem düzenli hem de bu düzen yüzünden güzel olduğunu söylüyorlardı. Bu adlandırma, bir kanıtın sonucu değil, bir araştırmanın varsayımıydı. Dünya bir düzense, bu düzenin ilkeleri bulunabilirdi. Platon'un Gorgias'ında anılan bilgeler, bu düzeni bir ortaklık ve dostluk olarak, gök ile yeri, tanrılar ile insanları bir arada tutan bir bağ olarak düşünüyordu. Vlastos, bu düzen anlayışının kent devletinin eşitlik ve adalet düşüncesinden beslendiğini gösterdi. Anaksimandros'un karşıtları, bir kentin yurttaşları gibi, birbirine eşitti ve hiçbiri ötekilere egemen olamıyordu. Hekim Alkmaion da sağlığı bedendeki güçlerin eşitliği olarak tanımlamıştı. Bu, doğanın toplumsal bir modelle düşünülmesiydi. Ama bu model, doğayı açıklamayı kolaylaştırdı. Dünya bir düzen olarak düşünüldüğünde, onu bir tanrının keyfine göre değil, bir yasaya göre işleyen bir bütün olarak araştırmak olanaklı hâle geldi. Sonuç olarak dünyayı kozmos diye adlandırmak, bir açıklama değil, bir araştırma programıdır. Bu program, dünyanın anlaşılabilir bir düzeni olduğunu varsayar ve bu varsayım, sonraki bütün doğa araştırmasının temelinde durur.
Sıfır noktası
Bir öğrenci kozmos sözcüğünü öğrendiğinde, onu çoğu zaman "evren" sözcüğünün Yunanca karşılığı sanır. Kozmoloji, evrenin bilimidir; kozmos da evrendir. Bu okumada sözcük, bir şeyin adıdır ve o şeyin kendisi hakkında bir şey söylemez.
Ama kozmos sözcüğü, evreni adlandırmadan önce başka bir şey anlatıyordu: düzen. Bir sözcüğün bir şeyi adlandırması ile o şey hakkında bir iddiada bulunması arasında bir fark vardır. "Evren" sözcüğü, yalnızca var olan her şeyin bütününü adlandırır. "Kozmos" sözcüğü ise, bu bütünün düzenli olduğunu da söyler. Dünyaya kozmos demek, dünyanın bir yığın değil, bir düzen olduğunu söylemektir.
Bu yüzden kozmos sözcüğünün tarihi, bir düşüncenin tarihidir. Bu sözcüğün evren anlamını kazanması, dünyanın bir düzen olarak düşünülmeye başlandığını gösterir. Bu düşünce, sonraki bütün doğa araştırmasının, dünyanın anlaşılabilir yasaları olduğu inancının, köklerinden biridir.
Görüşler ve pozisyonlar
İlk düşünürlerin dünyayı bir düzen olarak adlandırmasının anlamı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, gözlem görüşüdür. Buna göre ilk düşünürler, dünyanın düzenli olduğunu gözlemlerden, örneğin gök cisimlerinin düzenli hareketlerinden, mevsimlerin döngüsünden ve gece ile gündüzün birbirini izlemesinden çıkarmıştır. Kozmos adı, bu gözlemlerin bir özetidir.
İkinci görüş, toplumsal model görüşüdür. Buna göre ilk düşünürler, dünyanın düzenini kent devletinin siyasal düzenine benzeterek düşünmüştür. Kozmos, adalet ve eşitlik gibi toplumsal kavramların doğaya yansıtılmasıdır. Vlastos bu görüşün güçlü bir savunucusudur.
Üçüncü görüş, araştırma programı görüşüdür. Buna göre dünyayı bir düzen olarak adlandırmak, ne yalnızca gözlemlerin bir özeti ne de yalnızca toplumsal bir yansımadır. Bir araştırmanın başlangıç varsayımıdır: dünya bir düzense, bu düzenin ilkeleri bulunabilir. Gözlemler ve toplumsal modeller, bu varsayıma dayanak ve biçim verir.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, toplumsal düzen düşüncesinin doğa düşüncesini biçimlendirdiği gözlemini kabul eder. Birinci görüş, gök cisimlerinin düzenli hareketlerinin gerçek bir gözlem olduğunu doğru görür. Ama bu gözlemlerin neden bir tanrının iradesiyle değil bir yasayla açıklandığını açıklamaz. İkinci görüş, bu açıklamayı toplumsal modelde bulur. Ama modelin bir araştırma aracı olarak işlevini gözden kaçırabilir. Üçüncü görüş, gözlemi ve modeli bir araştırma varsayımının iki kaynağı olarak birlikte tutar.
Argümanın yapısı
Bir evren anlayışının düzen düşüncesini değerlendirmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, anlayışın düzeni neyde bulduğunu belirlemektir. Değerlendiren, anlayışın evrenin düzenini gök cisimlerinin hareketlerinde mi, karşıtların dengesinde mi, yoksa başka bir şeyde mi bulduğunu yazar.
İkinci adım, bu düzenin neye benzetildiğini yazmaktır. Değerlendiren, evrenin düzeninin bir kentin düzenine mi, bir bedenin sağlığına mı, bir müzik aletinin uyumuna mı, yoksa başka bir şeye mi benzetildiğini belirtir.
Üçüncü adım, benzetmenin bir açıklama mı yoksa bir betimleme mi olduğunu sormaktır. Değerlendiren, benzetmenin evrenin neden düzenli olduğunu mu açıkladığını, yoksa yalnızca onun düzenini daha anlaşılır bir dille mi betimlediğini sorar.
Dördüncü adım, düzen düşüncesinin hangi gözlemlerle sınanabileceğini belirlemektir. Değerlendiren, evrenin düzenli olduğu varsayımının, hangi gözlemler onu destekler ya da zayıflatır biçiminde sınanabilir olup olmadığını sorar.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Kozmos düşüncesini ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Kozmos sözcüğü, evren anlamını kazanmadan önce, düzeni ve bu düzenin güzelliğini birlikte anlatıyordu. Homeros'ta ve Kerem'in duvar başlığında görüldüğü gibi, sözcük bir ordunun dizilişini ve bir süsü anlatıyordu. Lina'nın kozmetik sözcüğü, düzen ile güzellik arasındaki eski bağın dilde nasıl koptuğunu, ama düşüncede tamamen kopmadığını gösterdi. Selin'in ölçülü ateşi, Herakleitos'un kozmosunun ölçülerde bulunduğunu ve herkes için aynı olduğunu gösterdi. Platon'un Gorgias'ı, bilgelerin evreni ortaklık ve dostlukla bir arada tutulan bir düzen olarak düşündüğünü aktardı ve Tolga'nın Kallikles'i, bu düşüncenin bir ahlak tezi de olduğunu gösterdi. Vlastos, kozmos anlayışının kent devletinin eşitlik düşüncesinden beslendiğini gösterdi. Barış'ın hukuk düzeni ve Defne'nin Alkmaion'u, doğa düzeni ile toplum düzeni arasındaki benzetmenin iki yönlü işlediğini ve verimli bir model olabileceğini gösterdi. Dünyayı kozmos diye adlandırmak, bir açıklama değil, dünyanın anlaşılabilir bir düzeni olduğunu varsayan bir araştırma programıdır.
Açık kalan sorular
Lina'nın kozmetik sözcüğü, düzen ile güzellik arasındaki eski bağı gösterdi. Bir kuramın güzel ya da zarif olması, onun doğru olduğunun bir işareti midir? Bilim insanları bir kuramı güzelliği yüzünden tercih ettiklerinde, eski kozmos düşüncesini mi sürdürüyorlar, yoksa bir önyargıya mı kapılıyorlar?
Tolga'nın Kallikles'i, doğanın düzen mi güç savaşı mı olduğu sorusunun bir ahlak sorusu da olduğunu gösterdi. Doğanın betimlemesinden insan yaşamı için bir ölçü çıkarmak meşru mudur? Doğa bir düzense bile, bu, bizim de düzenli yaşamamız gerektiğini gösterir mi?
Barış'ın hukuk düzeni, doğa düzeni ile toplum düzeni arasındaki benzetmenin iki yönlü işlediğini gösterdi. Hangi yön önce gelir? İlk düşünürler doğayı kente mi benzetti, yoksa kenti doğaya mı? Bu soruya kanıtlarla cevap vermek olanaklı mıdır?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKozmos sözcüğünü yalnızca "evren" diye anlamak.
Kozmos sözcüğünü "evren" sözcüğünün Yunanca karşılığı saymak, sıfır noktasında ve Homeros'un kullanımlarında görüldüğü gibi, sözcüğün evren anlamını kazanmadan önce bir düzeni, bir yerindeliği ve bir süsü anlattığını ve evrene bu adı vermenin onun düzenli olduğunu söylemek olduğunu gözden kaçırır.
Yaygın yanlışDüzen varsayımını bir önyargı saymak.
Dünyayı kozmos diye adlandırmayı, araştırmadan önce bir sonucu kabul eden bir önyargı saymak, birinci itirazın cevabında görüldüğü gibi, bu varsayımın bir araştırma programı olduğunu ve gök cisimlerinin düzenli hareketleri gibi gözlemlerle sınanabileceğini gözden kaçırır.
Yaygın yanlışToplumsal benzetmeyi bir yanılgı saymak.
İlk düşünürlerin doğayı kent devletinin düzenine benzetmesini, doğayı insanlaştıran bir yanılgı saymak, Defne'nin Alkmaion'unda görüldüğü gibi, eşit güçlerin dengesi modelinin bedenin sağlığı gibi süreçleri anlamayı gerçekten kolaylaştırdığını ve verimli bir model olduğunu gözden kaçırır.
Yaygın yanlışSözcüğün yokluğunu düşüncenin yokluğu saymak.
Kozmos sözcüğünün evren anlamı ilk düşünürlerden sonra ortaya çıktığı için, onların dünyanın bir düzen olduğunu düşünmediğini varsaymak, Anaksimandros'un karşıtlarının zamanın düzenine göre bedel ödediği düşüncesinde görüldüğü gibi, sözcük kullanılmadan da bir düzen düşüncesinin bulunabildiğini gözden kaçırır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Kozmos sözcüğü, evren anlamını kazanmadan önce, bir dizilişin ya da bir süsün düzenini ve bu düzenin güzelliğini birlikte anlatıyordu; evrene kozmos demek, onun bir yığın değil, anlaşılabilir ve uyumlu bir düzen olduğunu söylemektir.
Homeros'un İlyada'sı sözcüğün en eski kullanımlarını bir ordunun dizilişi ve bir süs anlamında içerdi, Platon'un Gorgias'ı bilgelerin evreni ortaklık ve dostlukla bir arada tutulan bir kozmos olarak düşündüğünü aktardı, Vlastos'un 1947 tarihli makalesi ise bu kozmos anlayışının kent devletinin eşitlik ve adalet düşüncesinden beslendiğini gösterdi.
Bir evren anlayışının düzen düşüncesi dört adımla değerlendirilir: düzeni neyde bulduğunu belirlemek, bu düzenin neye benzetildiğini yazmak, benzetmenin bir açıklama mı betimleme mi olduğunu sormak ve düzen düşüncesinin hangi gözlemlerle sınanabileceğini belirlemek.
Varsayım, toplumsal yansıtma ve sözcüğün geç ortaya çıkması itirazları, düzen varsayımının sınanabilir bir araştırma programı olduğunu, bir benzetmenin açıklanacak şeyin yapısını yakaladığı ölçüde verimli olduğunu ve bir sözcüğün zaten var olan bir düşünceye sonradan verilmiş bir ad olabileceğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden dünyayı kozmos diye adlandırmak, bir açıklama değil, dünyanın anlaşılabilir bir düzeni olduğunu varsayan ve sonraki bütün doğa araştırmasının temelinde duran bir araştırma programıdır.
Sonraki derse köprü
Platon'un Gorgias'ında anılan bilgeler, evreni ortaklık, dostluk ve geometrik eşitlikle bir arada tutulan bir kozmos olarak düşünüyordu ve yorumcular onları çoğu zaman Pisagorcularla ilişkilendiriyordu. Aetios da, bütün evrene ilk kez kozmos adını verenin Pythagoras olduğunu aktarıyordu. Kerem, serginin Miletos bölümünden sonra gelecek bölümün Pisagorculara ayrılması gerektiğini düşünüyor.
Selin, Pisagorcuların evrenin düzenini sayılarda bulduğunu hatırlıyor: müzik aralıklarının basit sayı oranlarına dayandığını keşfetmişler ve bu keşiften, evrenin bütün düzeninin sayılarla anlaşılabileceği sonucuna varmışlardı. Tolga, Pisagorcuların yalnızca bir kuram değil, bir yaşam biçimi de önerdiğini, belirli yiyeceklerden kaçındıklarını ve sıkı kurallarla bir arada yaşayan bir topluluk kurduklarını söylüyor. Defne ise Alkmaion'un da Pisagorcularla ilişkili bir çevrede yaşadığını okuduğunu hatırlıyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Pisagorcu sayı ve yaşam dersi, Pisagorcuların her şeyin sayı olduğunu söylerken neyi kastettiğini, müzik aralıklarının oranlarından evrenin düzenine nasıl geçtiklerini ve bu düşüncenin bir yaşam biçimiyle, arınma ve topluluk kurallarıyla nasıl birleştiğini soruyor.