Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Arkhe, tek bir anlamı olan bir sözcük değildir: başlangıç, kaynak, altta yatan, yönetim ve bilginin öncülü anlamlarını taşır ve bütün bu anlamların ortak noktası, bir şeyin var olduğu, oluştuğu ya da bilindiği ilk nokta olmaktır.
Aristoteles'in Metafizik'i arkhe sözcüğünün altı anlamını sayıp ortak noktalarını belirledi, Simplikios'un Theophrastos'a dayanan aktarımı Anaksimandros'un bu sözcükle ilişkisini iki biçimde okunabilen bir cümleyle bildirdi, Kirk, Raven ve Schofield'ın 1983 tarihli kitabı ise sözcüğün Miletoslulara değil Aristoteles'in okuluna ait olabileceğini savundu.
Bir düşünürün arkhe görüşü dört adımla değerlendirilir: ilkenin ne olduğunu belirlemek, zamanda mı açıklamada mı ilk olduğunu yazmak, öteki şeylerle ilişkisinin bir kaynak, bir altta yatan ya da bir yönetici ilişkisi olup olmadığını sormak ve düşünürün kendi sözcüklerinde bu anlamların izini aramak.
Sözcüğün sonradan yüklenmesi, anlamların birlikte düşünülmesinin karışıklığı ve tekçiliğin varsayılması itirazları, bir sözcüğün kullanılmamasının düşüncenin yokluğunu göstermediğini, bir başlangıç ile bir yönetici ilkenin gerçekten birleşebildiğini ve tekil sorunun Miletosluların kendi tezini betimlediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden arkhe sorusunu Miletoslulara sormak meşrudur, ama bu soru onların kendi sözcüklerinden çok, Aristoteles'in okulunun onları okuma biçiminden gelir ve her Miletoslu sözcüğün farklı bir yanını öne çıkarır.
Açılış sahnesi
Kerem, Miletos'un üç düşünürünü yan yana gösterecek bir pano hazırlıyor. Panonun başlığı hazırdı: "Arkhe: Her şeyin ilkesi." Altında üç sütun olacaktı: Thales ve su, Anaksimandros ve sınırsız olan, Anaksimenes ve hava. Kerem, başlığı yazdıktan sonra bir kuşkuya düşüyor. Müzenin rehberi ona, arkhe sözcüğünün Yunancada "başlangıç" da, "ilke" de, "yönetim" de demek olduğunu söylemişti. Atina'nın en yüksek yöneticilerine arkhon deniyordu; bir yolun başladığı yere de arkhe deniyordu. Kerem, panodaki başlığın bu anlamlardan yalnızca birini seçtiğini fark ediyor. Miletoslular, arkhe sözcüğünü kullandılarsa, hangi anlamda kullanmışlardı? Ve kullandılar mı?
Selin, Aristoteles'in Metafizik'te arkhe sözcüğünün pek çok anlamını saydığını ve hepsinin ortak noktasını da belirttiğini hatırlıyor. Tolga, Simplikios'un aktardığı bir cümleye göre Anaksimandros'un bu sözcüğü ilk kullanan kişi olduğunu, ama cümlenin başka türlü de okunabildiğini söylüyor. Lina, Türkçedeki "arşiv", "monarşi" ve "anarşi" sözcüklerinin bu kökten geldiğini, birinin bir yeri, ötekilerin bir yönetimi anlattığını hatırlatıyor. Barış, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bir "Başlangıç" bölümüyle açıldığını ve on birinci maddesinin Anayasa'nın bütün kurumları bağlayan üstün bir hukuk kuralı olduğunu söylediğini, yani bir anayasanın hem bir başlangıç hem de yöneten bir ilke olduğunu düşünüyor. Defne ise bir hastalığın nasıl başladığı, nasıl işlediği ve nasıl tedavi edileceğinin tıpta üç ayrı soru olduğunu, ama arkhe sözcüğünün üçünü de karşılayabildiğini fark ediyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Presokratikler kursunda, Miletosluların arkhe sözcüğüyle neyi aradığını, bu sözcüğün başlangıç, ilke ve yönetim anlamlarını nasıl birleştirdiğini ve Thales'ten Anaksimenes'e uzanan cevapların bu sorunun hangi yanlarını öne çıkardığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Miletos'un üç düşünürünü inceleyen üç ders, Thales'in suyunu, Anaksimandros'un sınırsız olanını ve Anaksimenes'in havasını tek tek ele aldı. Bu ders, bu üç cevabın ortak sorusunu, arkhe sorusunu kendi başına inceliyor. Akademinin önceki derslerinde arkhe kavramı, her şeyin kendisinden çıktığı ve değişimler boyunca korunan ilke ya da madde olarak tanımlanmış, maddesel neden, maddesel tekçilik ve arkhegos kavramları da tanıtılmış, Aristoteles'in Metafizik'in beşinci kitabında temel terimlerin kaç anlamda söylendiğini saydığı da anılmıştı. Bu ders, arkhe kavramının o tanımda bir araya getirilen farklı yanlarını birbirinden ayırıyor ve Miletosluların her birinin hangi yanı öne çıkardığını soruyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Aristoteles, Metafizik'in beşinci kitabının ilk bölümünde, arkhe sözcüğünün birbirinden farklı altı anlamını sayar ve hepsinin ortak noktasını bir şeyin var olduğu, oluştuğu ya da bilindiği ilk nokta olarak belirler. Simplikios, Aristoteles'in Fizik'i üzerine şerhinde, Theophrastos'a dayanarak Anaksimandros'un arkhe ile ilgili ilk adımı attığını aktarır, ama bu aktarımın ne anlattığı tartışmalıdır. Geoffrey Kirk, John Raven ve Malcolm Schofield, 1983 tarihli Sokrates Öncesi Filozoflar kitabında, arkhe sözcüğünün Miletoslulara ait olup olmadığını ve bu sözcüğün onların düşüncesini nasıl biçimlendirdiğini tartışır.
Ardından üç itirazı tartacağız: arkhe sözcüğünün Miletoslulara Aristoteles'in okulu tarafından yüklendiği, sözcüğün farklı anlamlarını birlikte düşünmenin bir karışıklık olduğu ve arkhe sorusunun kendisinin tek bir ilkenin var olduğunu önceden varsaydığı itirazları.
Sonda, bir düşünürün arkhe görüşünü değerlendirmenin dört adımını göstereceğiz: düşünürün ilkesinin ne olduğunu belirlemek, bu ilkenin zamanda mı yoksa açıklamada mı ilk olduğunu yazmak, ilkenin öteki şeylerle ilişkisinin bir kaynak, bir altta yatan ya da bir yönetici ilişkisi olup olmadığını sormak ve düşünürün kendi sözcüklerinde bu anlamların izini aramak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Miletoslular arkhe sözcüğüyle neyi aradılar ve bu sözcüğün başlangıç, ilke ve yönetim anlamları onların sorusunda nasıl bir araya geldi?
Ölçülü iddiam şu: Arkhe, tek bir anlamı olan bir sözcük değildir ve Miletosluların sorusu da tek bir soru değildir. Aristoteles'in sayımına göre, arkhe bir yolun başladığı yer, bir şeyi öğrenmeye başlamanın en iyi noktası, bir şeyin içindeki ilk parça, bir şeyi dışarıdan başlatan kaynak, bir kentin yönetici gücü ve bir kanıtın öncülü olabilir. Bütün bu anlamların ortak noktası, bir şeyin var olduğu, oluştuğu ya da bilindiği ilk noktadır. Miletosluların ilkeleri, bu anlamların farklı yanlarını öne çıkarır. Thales'in suyu, en çok bir başlangıç, her şeyin ondan çıktığı ilk durum olarak görünür. Anaksimandros'un sınırsız olanı, Aristoteles'in aktarımına göre her şeyi kuşatıp yönettiği için, bir yönetici ilke olarak da görünür. Anaksimenes'in havası ise, her şeyin yoğunlaşıp seyrelerek ondan oluştuğu için, en çok bir altta yatan olarak görünür. Ama bu sözcüğün Miletosluların kendilerine ait olup olmadığı tartışmalıdır. Kirk, Raven ve Schofield'ın gösterdiği gibi, Theophrastos'un aktarımındaki arkhe sözcüğü, Anaksimandros'un değil, Theophrastos'un kendi kavram dağarcığından gelmiş olabilir. Sonuç olarak arkhe sorusunu Miletoslulara sormak meşrudur, ama bu soru, onların kendi sözcüklerinden çok, Aristoteles'in okulunun onları okuma biçiminden gelir. Miletosluların kendi sorusu, belki daha dolaysız bir soruydu: dünya nereden geldi, neden oluşur ve neyle bir arada durur?
Sıfır noktası
Bir öğrenci arkhe sözcüğünü öğrendiğinde, onu çoğu zaman tek bir anlamla öğrenir: her şeyin yapıldığı temel madde. Thales için su, Anaksimenes için hava, her şeyin yapıldığı temel maddedir. Bu okumada arkhe, bugünkü "temel öğe" ya da "yapı taşı" kavramının eski bir karşılığıdır.
Ama bu okuma, arkhe sözcüğünün Yunancadaki zenginliğini gözden kaçırır. Sözcük, gündelik dilde "başlangıç" anlamına geliyordu: bir öykünün başlangıcı, bir yolculuğun başlangıcı. Aynı zamanda "yönetim" ya da "egemenlik" anlamına geliyordu: bir kentin arkhesi, onu yöneten güçtü. Atina'da en yüksek yöneticilere arkhon deniyordu. Sözcük, bir şeyin hem nereden başladığını hem de neyle yönetildiğini anlatabiliyordu.
Bu yüzden Miletosluların arkhesini tek bir anlama indirmek, onların sorusunu daraltmaktır. Her şeyin arkhesi, her şeyin ondan başladığı şey olabilir. Her şeyin ondan yapıldığı şey olabilir. Her şeyi yöneten ve bir arada tutan şey olabilir. Bu anlamlar, Miletoslular için belki henüz birbirinden ayrılmamıştı.
Görüşler ve pozisyonlar
Miletosluların arkhe sorusunun ne olduğu konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, maddesel temel görüşüdür. Buna göre Miletosluların arkhesi, her şeyin yapıldığı ve değişimler boyunca korunan temel maddedir. Arkhe sorusu, "her şey neyden yapılmıştır?" sorusudur. Aristoteles'in okuması bu görüşün kaynağıdır.
İkinci görüş, kozmogonik başlangıç görüşüdür. Buna göre Miletosluların arkhesi, her şeyin ondan başladığı ilk durumdur. Arkhe sorusu, "her şey nereden gelmiştir?" sorusudur ve bu soru, Hesiodos'un Theogonia'sının sorusuyla aynıdır.
Üçüncü görüş, çok yönlü ilke görüşüdür. Buna göre Miletosluların arkhesi, başlangıç, altta yatan ve yönetici anlamlarını birlikte taşır. Arkhe sorusu, "her şey nereden gelmiştir, neyden yapılmıştır ve ne onu bir arada tutar?" sorularının henüz ayrılmamış bir bileşimidir.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, Miletosluların sorusunun kozmogonik bir kökü olduğu gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Aristoteles'in en sistemli kaynak olduğunu doğru görür. Ama onun maddesel neden kavramının arkhe sözcüğünün öteki anlamlarını gölgede bıraktığını hesaba katmaz. İkinci görüş, Miletosluların Hesiodos'la ortak bir soruyu sürdürdüğünü doğru görür. Ama Anaksimenes'in yoğunlaşma düzeneği gibi, bir altta yatanın dönüşümünü açıklayan girişimleri açıklamakta zorlanır. Üçüncü görüş, bu yanları birlikte tutar ve her düşünürün farklı bir yanı öne çıkardığını kabul eder.
Argümanın yapısı
Bir düşünürün arkhe görüşünü değerlendirmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, düşünürün ilkesinin ne olduğunu belirlemektir. Değerlendiren, düşünürün arkhe olarak neyi önerdiğini ve bu önerinin hangi kaynaktan geldiğini yazar.
İkinci adım, bu ilkenin zamanda mı yoksa açıklamada mı ilk olduğunu yazmaktır. Değerlendiren, ilkenin her şeyin kendisinden başladığı ilk durum mu, yoksa her şeyin şimdi de kendisiyle açıklandığı temel mi olduğunu belirler.
Üçüncü adım, ilkenin öteki şeylerle ilişkisinin bir kaynak, bir altta yatan ya da bir yönetici ilişkisi olup olmadığını sormaktır. Değerlendiren, ilkenin öteki şeyleri doğurup doğurmadığını, onların içinde bulunup bulunmadığını ve onları yönetip yönetmediğini sorar.
Dördüncü adım, düşünürün kendi sözcüklerinde bu anlamların izini aramaktır. Değerlendiren, düşünürden kalan parçalarda arkhe sözcüğünün ya da bu anlamlara karşılık gelen başka sözcüklerin bulunup bulunmadığını araştırır.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Arkhe sorusunu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Arkhe, tek bir anlamı olan bir sözcük değildir ve Miletosluların sorusu da tek bir soru değildir. Aristoteles, arkhe sözcüğünün altı anlamını saydı ve hepsinin ortak noktasını ilk olmak olarak belirledi. Kerem'in pano başlığı, "her şeyin ilkesi" başlığının bu anlamlardan yalnızca birini seçtiğini gösterdi. Lina'nın arşivi, sözcüğün başlangıç ve yönetim anlamlarının Türkçeye nasıl taşındığını ve eski düşüncede neden birleşmiş olabileceğini gösterdi. Selin'in üç Miletoslusu, her düşünürün sözcüğün farklı bir yanını öne çıkardığını gösterdi. Simplikios'un cümlesi ve Tolga'nın iki okuması, arkhe sözcüğünün Miletoslulara ait olup olmadığının tek bir cümlenin okunuşuna bağlı olduğunu gösterdi. Kirk, Raven ve Schofield, sözcüğün Aristoteles'in okulundan gelmiş olabileceğini savundular. Barış'ın anayasası, bir başlangıç ile bir yönetici ilkenin aynı metinde birleşebildiğini gösterdi. Defne'nin hastalığın kökeni, tıbbın arkhe sorusunu ayırarak ilerlediğini gösterdi. Arkhe sorusunu Miletoslulara sormak meşrudur, ama bu soru onların kendi sözcüklerinden çok, Aristoteles'in okulunun onları okuma biçiminden gelir.
Açık kalan sorular
Lina'nın arşivi, eski düşüncede bir şeyi başlatanın onu yönetme hakkını da taşıyor olabileceğini gösterdi. Bu, dünyanın kaynağının onu yönetmeye de devam ettiği düşüncesinin bir toplumsal kökü olduğu anlamına mı gelir? Doğa hakkındaki düşünceler, toplum hakkındaki düşüncelerden ne ölçüde etkilenir?
Tolga'nın iki okuması, arkhe sözcüğünün Miletoslulara ait olup olmadığının bilinemeyebileceğini gösterdi. Bir düşünürün kendi sözcüklerini bilemediğimizde, onun sorusunu betimlemek için hangi sözcükleri kullanmalıyız? Sonraki bir dönemin terimlerini kullanmadan geçmişin düşüncesini anlatmak olanaklı mıdır?
Üçüncü itiraz, arkhe sorusunun tekil biçiminin tek bir ilkenin var olduğunu varsaydığını gösterdi. Miletoslular neden tek bir ilke aradı? Bu, bir gözleme mi, bir akıl yürütmeye mi, yoksa dünyanın bir bütün olduğu yönündeki daha temel bir inanca mı dayanıyordu?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışArkheyi yalnızca temel madde saymak.
Arkhe sözcüğünü yalnızca her şeyin yapıldığı temel madde anlamında anlamak, sıfır noktasında ve Aristoteles'in sayımında görüldüğü gibi, sözcüğün başlangıç, kaynak, yönetim ve bilginin öncülü anlamlarını da taşıdığını ve bu anlamların Miletoslular için ayrılmamış olabileceğini gözden kaçırır.
Yaygın yanlışArkhe sözcüğünü kesin olarak Miletoslulara atfetmek.
Miletosluların "arkhe" sözcüğünü felsefi bir terim olarak kullandığını kesin bir olgu saymak, Tolga'nın iki okumasında ve Kirk, Raven ve Schofield'ın kuşkusunda görüldüğü gibi, bu atfın tek bir cümlenin tartışmalı okunuşuna dayandığını gözden kaçırır.
Yaygın yanlışÜç Miletosluyu aynı soruyu soran düşünürler saymak.
Thales'in, Anaksimandros'un ve Anaksimenes'in arkhesini aynı sorunun üç cevabı saymak, Selin'in üç Miletoslusunda görüldüğü gibi, her birinin arkhe sözcüğünün farklı bir yanını, başlangıcı, yönetimi ya da altta yatanı öne çıkardığını gözden kaçırır.
Yaygın yanlışAyrılmamış anlamları bir karışıklık saymak.
Miletosluların arkhe sözcüğünün farklı anlamlarını birbirinden ayırmamasını bir düşünme eksikliği saymak, Barış'ın anayasasında görüldüğü gibi, bir başlangıç ile bir yönetici ilkenin bazı durumlarda gerçekten aynı şeyde birleşebildiğini ve bunun tartışılabilir bir tez olduğunu gözden kaçırır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Arkhe, tek bir anlamı olan bir sözcük değildir: başlangıç, kaynak, altta yatan, yönetim ve bilginin öncülü anlamlarını taşır ve bütün bu anlamların ortak noktası, bir şeyin var olduğu, oluştuğu ya da bilindiği ilk nokta olmaktır.
Aristoteles'in Metafizik'i arkhe sözcüğünün altı anlamını sayıp ortak noktalarını belirledi, Simplikios'un Theophrastos'a dayanan aktarımı Anaksimandros'un bu sözcükle ilişkisini iki biçimde okunabilen bir cümleyle bildirdi, Kirk, Raven ve Schofield'ın 1983 tarihli kitabı ise sözcüğün Miletoslulara değil Aristoteles'in okuluna ait olabileceğini savundu.
Bir düşünürün arkhe görüşü dört adımla değerlendirilir: ilkenin ne olduğunu belirlemek, zamanda mı açıklamada mı ilk olduğunu yazmak, öteki şeylerle ilişkisinin bir kaynak, bir altta yatan ya da bir yönetici ilişkisi olup olmadığını sormak ve düşünürün kendi sözcüklerinde bu anlamların izini aramak.
Sözcüğün sonradan yüklenmesi, anlamların birlikte düşünülmesinin karışıklığı ve tekçiliğin varsayılması itirazları, bir sözcüğün kullanılmamasının düşüncenin yokluğunu göstermediğini, bir başlangıç ile bir yönetici ilkenin gerçekten birleşebildiğini ve tekil sorunun Miletosluların kendi tezini betimlediğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden arkhe sorusunu Miletoslulara sormak meşrudur, ama bu soru onların kendi sözcüklerinden çok, Aristoteles'in okulunun onları okuma biçiminden gelir ve her Miletoslu sözcüğün farklı bir yanını öne çıkarır.
Sonraki derse köprü
Arkhe sorusu, dünyanın nereden geldiğini, neyden yapıldığını ve neyle yönetildiğini sordu. Ama Kerem, bu sorunun arkasında bir varsayım daha bulunduğunu fark ediyor: dünyanın bir düzeni olduğu. Bir şeyin yöneticisi olabilmesi için, yönetilecek bir düzen bulunmalıydı. Anaksimandros'un karşıtları, zamanın düzenine göre bedel ödüyordu; bu, dünyanın bir düzen içinde işlediğini varsayıyordu.
Selin, Yunancada dünyanın bir düzen olarak adlandırıldığını hatırlıyor: kozmos. Bu sözcük, aynı zamanda bir ordunun düzgün dizilişini, bir kadının takılarını, yani süsü, ve bir kentin iyi yönetimini anlatıyordu. Tolga, sözcüğün evren anlamında ilk kez kimin tarafından kullanıldığının, arkhe sözcüğünde olduğu gibi, tartışmalı olduğunu söylüyor. Lina ise dünyayı "düzen" diye adlandırmanın, onu açıklamadan önce onun hakkında bir şey söylemek olup olmadığını merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Kozmos dersi, Yunancadaki kozmos sözcüğünün düzen, süs ve evren anlamlarını nasıl birleştirdiğini, ilk düşünürlerin dünyayı neden bir düzen olarak adlandırdığını ve bu adlandırmanın doğayı açıklama biçimlerini nasıl etkilediğini soruyor.