Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Anaksimandros'un sınırsız olanı, Thales'in suyuna yöneltilmiş bir eleştiriden doğar: her şeyin kaynağı belirli bir madde olsaydı, onun karşıtları var olamazdı, bu yüzden kaynak, karşıtlardan hiçbiri olmayan ve onları doğuran bir şey olmalıdır.
Aristoteles'in Fizik'i sınırsız olanın karşıtların dengesine dayanan bir akıl yürütmeyle savunulduğunu aktardı, Stromateis Anaksimandros'un sınırsız olandan gök cisimlerine ve canlılara uzanan açıklamasını özetledi, Kahn'ın 1960 tarihli kitabı ise onun düşüncesini karşıtların dengesi etrafında bütünlüklü bir kozmoloji olarak yeniden kurdu.
Anaksimandros'un bir açıklaması dört adımla değerlendirilir: neyi açıkladığını belirlemek, hangi öncüle ya da gözleme dayandığını yazmak, Thales'in görüşünden hangi noktada ayrıldığını adlandırmak ve sonraki düşünürlerce nasıl sürdürüldüğünü ya da eleştirildiğini sormak.
Aristoteles'in yorumu, insanbiçimcilik ve kurgu itirazları, apeiron sözcüğünün Theophrastos aracılığıyla bağımsız olarak doğrulandığını, hukuk dilinin bir iradeyi değil bir karşılıklılığı anlattığını ve yanlış bir modelin sınanabilir iddialar içerebildiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Anaksimandros'un katkısı, yalnızca yeni bir ilke önermek değil, doğayı karşıtların dengesi olarak düşünen ve bu dengeyi bir tanrının iradesine değil zamanın düzenine bağlayan ilk kapsamlı modeli kurmaktır.
Açılış sahnesi
Kerem, Anaksimandros panosu için bir çizim hazırlatıyor. Çizimde, sonraki yazarların aktardığı biçimiyle Anaksimandros'un evreni gösterilecekti: ortada, bir sütun parçası gibi yuvarlak ve yassı bir yer, onun çevresinde, içi ateşle dolu ve bir havayla sarılmış halkalar, halkaların üzerinde ateşin dışarı sızdığı delikler. Güneş, ay ve yıldızlar, bu deliklerden görünen ateşti. Çizimci, bu evrenin tuhaf göründüğünü söylüyor. Ama Kerem, tuhaflığın arkasında bir düşünce görüyor. Anaksimandros, gökyüzündeki ışıkları tanrılar olarak değil, bir düzeneğin parçaları olarak açıklamaya çalışmıştı. Bu düzeneğin kaynağında ise ne su, ne hava, ne de başka bir madde vardı. Anaksimandros, her şeyin kaynağını "sınırsız olan" diye adlandırmıştı. Kerem, bu sözcüğün ziyaretçiye ne anlatacağını düşünüyor.
Selin, Anaksimandros'un Thales'in suyunu neden bıraktığını merak ediyor. Tolga, Aristoteles'in bir yerde, bazılarının sınırsız olanı sudan ya da havadan farklı bir şey saydığını, çünkü o maddelerden biri sınırsız olsaydı ötekilerini yok edeceğini söylediğini hatırlıyor. Lina, "sınırsız" sözcüğünün yunancada hem uzayda sonu olmayan, hem nitelikçe belirsiz, hem de tükenmeyen anlamlarına gelebildiğini söylüyor. Barış, Anaksimandros'un tek parçasının bir mahkeme dilinde yazıldığını, şeylerin birbirine haksızlık edip bunun bedelini ödediğinden söz ettiğini hatırlatıyor. Defne ise Anaksimandros'un ilk insanların başka canlıların içinde geliştiğini söylediğini, çünkü bir insan yavrusunun kendi başına uzun süre yaşayamayacağını düşündüğünü okumuş. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Presokratikler kursunda, Anaksimandros'un her şeyin kaynağını neden belirli bir madde yerine sınırsız olanda aradığını, bu seçimin Thales'in görüşüne nasıl bir eleştiri içerdiğini ve karşıtların birbirine haksızlık edip bedel ödediği düşüncesinin doğayı nasıl bir düzen olarak gösterdiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Thales dersi, Thales hakkındaki aktarımları kesinlik düzeylerine göre tarttı ve "her şey sudur" görüşünün madde, başlangıç ve dayanak anlamlarını birlikte taşıyabileceğini gösterdi. Bu ders, Thales'in öğrencisi sayılan Anaksimandros'a geçiyor. Akademinin önceki derslerinde Anaksimandros'tan kalan tek cümlenin Simplikios'un aktarımında nasıl sınırlandığı, Anaksimandros'un yerin hiçbir şeye dayanmadan durduğu görüşü ve bu görüşün bir simetri akıl yürütmesine dayandığı, Vernant'ın isonomia düşüncesini Anaksimandros'un dengeli evreniyle ilişkilendirmesi tanıtılmıştı. Bu ders, bu parçaları Anaksimandros'un bütün düşüncesi içinde bir araya getiriyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Aristoteles, Fizik'in üçüncü kitabında, sınırsız olan üzerine tartışırken, bazı öncüllerinin sınırsız olanı her şeyin ilkesi saydığını ve bunun gerekçelerini aktarır. Plutarkhos'a yanlış olarak atfedilen Stromateis adlı derlemenin bir bölümü, Anaksimandros'un evrenin nasıl oluştuğunu ve canlıların nasıl ortaya çıktığını anlatan görüşlerini özetler. Charles Kahn, 1960 tarihli Anaksimandros ve Yunan Kozmolojisinin Kökenleri kitabında, Anaksimandros'un düşüncesini bütünlüklü bir kozmoloji olarak yeniden kurar.
Ardından üç itirazı tartacağız: sınırsız olan kavramının Aristoteles'in bir yorumu olduğu, kozmik adalet düşüncesinin mitsel bir insanbiçimcilik olduğu ve Anaksimandros'un evren modelinin bir kurgu olduğu itirazları.
Sonda, Anaksimandros'un bir açıklamasını değerlendirmenin dört adımını göstereceğiz: açıklamanın neyi açıkladığını belirlemek, açıklamanın hangi öncüle ya da gözleme dayandığını yazmak, açıklamanın Thales'in görüşünden hangi noktada ayrıldığını adlandırmak ve açıklamanın sonraki düşünürlerce nasıl sürdürüldüğünü ya da eleştirildiğini sormak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Anaksimandros her şeyin kaynağını neden belirli bir madde yerine sınırsız olanda aradı ve karşıtların birbirine haksızlık edip bedel ödediği düşüncesi doğayı nasıl bir düzen olarak gösterir?
Ölçülü iddiam şu: Anaksimandros'un sınırsız olanı, Thales'in suyuna yöneltilmiş bir eleştiriden doğar. Aristoteles'in aktardığı bir akıl yürütmeye göre, her şeyin kaynağı su gibi belirli bir madde olsaydı ve bu madde sınırsız olsaydı, onun karşıtları, örneğin ateş, var olamazdı; sınırsız olan su, sınırlı olan ateşi çoktan yok ederdi. Bu yüzden her şeyin kaynağı, karşıtlardan hiçbiri olmayan, onlardan önce gelen ve onları doğuran bir şey olmalıydı. Sınırsız olan, bu anlamda hem uzayda ve zamanda sınırsız, hem de nitelikçe belirsizdir: ne sıcaktır ne soğuk, ne ıslak ne kuru. Karşıtlar ondan ayrışarak ortaya çıkar. Anaksimandros'tan kalan parça, bu karşıtların ilişkisini bir hukuk diliyle anlatır: karşıtlar birbirine haksızlık eder, yani biri ötekinin alanına taşar, ve zamanın düzenine göre bunun bedelini öder. Yaz kışın, kış yazın alanına taşar ve bu taşma, zamanla dengelenir. Kahn'ın yeniden kurduğu biçimiyle, bu düşünce doğayı, karşıtların sürekli çatıştığı ama hiçbirinin sonunda egemen olamadığı, kendini dengeleyen bir düzen olarak gösterir. Bu düzen, bir tanrının iradesiyle değil, zamanın kendi işleyişiyle korunur. Sonuç olarak Anaksimandros'un katkısı, yalnızca yeni bir ilke önermesi değil, doğayı karşıtların dengesi olarak düşünen ve bu dengeyi bir yasaya bağlayan ilk kapsamlı modeli kurmasıdır.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Anaksimandros'u öğrendiğinde, onu çoğu zaman Thales'in listesindeki ikinci ad olarak tanır. Thales'e göre ilke su, Anaksimandros'a göre sınırsız olan, Anaksimenes'e göre havadır. Bu listede Anaksimandros, Thales'in cevabını başka bir cevapla değiştiren biri gibi görünür ve cevapların sırası, bir tahminler dizisi gibi okunur.
Ama Anaksimandros'un cevabı, Thales'inkiyle aynı türden bir cevap değildir. Thales, bildiğimiz bir maddeyi, suyu, ilke olarak önermişti. Anaksimandros ise bildiğimiz hiçbir madde olmayan bir şeyi önerdi. Bu, bir tahmini başka bir tahminle değiştirmek değil, sorunun kendisini yeniden düşünmektir. Anaksimandros, ilkenin neden belirli bir madde olamayacağına dair bir gerekçe vermiş görünür.
Bu yüzden Anaksimandros'u anlamak, yalnızca onun cevabını değil, bu cevaba neden vardığını anlamayı gerektirir. Onun sınırsız olanı, bir eleştirinin sonucudur. Bu eleştiri, Popper'ın dikkat çektiği eleştirel geleneğin ilk açık örneklerinden biridir: öğrenci, hocasının görüşünü sorgulamış ve onun yerine gerekçeli bir öneri koymuştur.
Görüşler ve pozisyonlar
Anaksimandros'un sınırsız olanının ne olduğu konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, uzamsal sınırsızlık görüşüdür. Buna göre apeiron, uzayda sonu olmayan, sınırsız bir madde yığınıdır. Anaksimandros, her şeyin kaynağının, oluşumun hiç tükenmemesi için sınırsız büyüklükte olması gerektiğini düşünmüştür.
İkinci görüş, nitel belirsizlik görüşüdür. Buna göre apeiron, niteliklerin henüz ayrışmadığı, sıcağın, soğuğun, ıslağın ve kurunun ayırt edilemediği belirsiz bir durumdur. Sınırsızlık, burada büyüklüğün değil, belirlenmemişliğin adıdır.
Üçüncü görüş, birleşik okuma görüşüdür. Buna göre apeiron, hem uzayda ve zamanda sınırsız, hem de nitelikçe belirsizdir ve bu anlamlar Anaksimandros için ayrılmamıştır. Sınırsız olan, tükenmeyen bir kaynaktır, çünkü hem büyüktür hem de belirli bir nitelikle sınırlanmamıştır. Kahn bu yönde bir okuma önerir.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, apeironun karşıtlardan önce gelen bir belirsizlik olduğu gözlemini kabul eder. Birinci görüş, oluşumun tükenmemesi gerektiği kaygısını doğru görür. Ama Aristoteles'in aktardığı akıl yürütmenin, karşıtların dengesine dayandığını, yani sınırsızlığın niteliksel bir yanı olduğunu gözden kaçırır. İkinci görüş, bu niteliksel yanı doğru görür. Ama apeironun uzayda da sınırsız olduğunu söyleyen aktarımları açıklamakta zorlanır. Üçüncü görüş, iki anlamı birlikte tutar.
Argümanın yapısı
Anaksimandros'un bir açıklamasını değerlendirmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, açıklamanın neyi açıkladığını belirlemektir. Değerlendiren, açıklamanın evrenin kaynağını, bir doğa olayını, gök cisimlerini ya da canlıların kökenini mi konu aldığını yazar.
İkinci adım, açıklamanın hangi öncüle ya da gözleme dayandığını yazmaktır. Değerlendiren, açıklamanın bir akıl yürütmeye, bir gözleme ya da bir benzetmeye dayanıp dayanmadığını ve bu dayanağın ne olduğunu belirtir.
Üçüncü adım, açıklamanın Thales'in görüşünden hangi noktada ayrıldığını adlandırmaktır. Değerlendiren, Anaksimandros'un açıklamasının Thales'in açıklamasını sürdürüp sürdürmediğini ya da ona bir eleştiri içerip içermediğini belirler.
Dördüncü adım, açıklamanın sonraki düşünürlerce nasıl sürdürüldüğünü ya da eleştirildiğini sormaktır. Değerlendiren, açıklamanın Anaksimenes ya da sonraki düşünürler tarafından benimsenip benimsenmediğini ya da değiştirilip değiştirilmediğini araştırır.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Anaksimandros'u ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Anaksimandros'un sınırsız olanı, Thales'in suyuna yöneltilmiş bir eleştiriden doğar. Aristoteles'in Fizik'te aktardığı akıl yürütme ve Kerem'in pano açıklaması, her şeyin kaynağı belirli bir madde olsaydı onun karşıtlarının var olamayacağını gösterdi. Lina'nın üç sınırsızlığı, apeironun uzayda, zamanda ve nitelikçe sınırsız olabileceğini gösterdi. Selin'in mevsim döngüsü, Anaksimandros'un parçasının karşıtlar arasındaki dengeyi bir gözleme dayanarak anlattığını gösterdi. Stromateis, Anaksimandros'un sınırsız olandan gök cisimlerine ve canlılara uzanan kapsamlı bir açıklama kurduğunu gösterdi. Tolga'nın evren düzeneği, bu açıklamanın evreni bir model olarak betimlediğini gösterdi. Kahn, Anaksimandros'un düşüncesini karşıtların dengesi etrafında bütünlüklü bir kozmoloji olarak yeniden kurdu. Barış'ın bedel ödemesi, kozmik adaletin bir cezalandırmayı değil, bir karşılıklılığı anlattığını gösterdi. Defne'nin uzun bakım gerekçesi, Anaksimandros'un insanın kökenini bir gözlemden çıkan bir sorunun çözümü olarak açıkladığını gösterdi. Anaksimandros, doğayı karşıtların dengesi olarak düşünen ve bu dengeyi bir yasaya bağlayan ilk kapsamlı modeli kurdu.
Açık kalan sorular
Lina'nın üç sınırsızlığı, apeironun uzayda, zamanda ve nitelikçe sınırsız olabileceğini gösterdi. Ama nitelikçe belirsiz olan bir şeyden, belirli nitelikleri olan karşıtlar nasıl ayrışabilir? Belirsiz olandan belirli olanın çıkması, bir açıklama mıdır, yoksa açıklanması gereken bir gizem mi?
Barış'ın bedel ödemesi, kozmik adaletin bir karşılıklılık olarak okunabileceğini gösterdi. Ama parça, şeylerin "doğdukları şeylere doğru" yok olduğunu da söylüyordu. Bu, karşıtların birbirine mi, yoksa sınırsız olana mı döndüğünü anlatıyor? Dönüş sınırsız olana ise, bütün evren bir gün yeniden belirsizliğe mi dönecekti?
Tolga'nın evren düzeneği, Anaksimandros'un evreni bir ölçüler sistemiyle betimlemeye çalıştığını gösterdi. Bu ölçüler nereden gelmişti? Bir gözleme mi, yoksa belirli sayıların taşıdığı bir düzen inancına mı dayanıyordu? Doğayı sayılarla betimleme düşüncesi, sonraki Pisagorcularda nasıl bir biçim alacaktı?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışAnaksimandros'u Thales'in cevabını değiştiren biri saymak.
Anaksimandros'un sınırsız olanını, Thales'in suyunun yerine konan başka bir tahmin saymak, sıfır noktasında ve Kerem'in pano açıklamasında görüldüğü gibi, onun ilkenin neden belirli bir madde olamayacağına dair bir gerekçe verdiğini ve sorunun kendisini yeniden düşündüğünü gözden kaçırır.
Yaygın yanlışApeironu tek bir anlamla çevirmek.
Apeiron sözcüğünü yalnızca "sonsuz büyüklükte" ya da yalnızca "belirsiz" diye çevirmek, Lina'nın üç sınırsızlığında görüldüğü gibi, sözcüğün uzayda, zamanda ve nitelikçe sınırsızlık anlamlarını birlikte taşıyabildiğini gözden kaçırır.
Yaygın yanlışKozmik adaleti bir tanrının cezası saymak.
Anaksimandros'un parçasındaki haksızlık ve bedel sözcüklerini, bir tanrının doğadaki şeyleri cezalandırması olarak okumak, Barış'ın bedel ödemesinde görüldüğü gibi, parçada bir yargıç ya da bir irade bulunmadığını ve karşıtların bedeli birbirlerine, zamanın düzenine göre ödediğini gözden kaçırır.
Yaygın yanlışYanlış bir modeli bir kurgu saymak.
Anaksimandros'un ateş halkaları ve delikleriyle kurduğu evren modelini, yanlış olduğu için keyfî bir kurgu saymak, Tolga'nın evren düzeneğinde görüldüğü gibi, bu modelin gözlenen olguları bir düzeneğin işleyişiyle açıklamaya çalıştığını ve sınanabilir iddialar içerdiğini gözden kaçırır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Anaksimandros'un sınırsız olanı, Thales'in suyuna yöneltilmiş bir eleştiriden doğar: her şeyin kaynağı belirli bir madde olsaydı, onun karşıtları var olamazdı, bu yüzden kaynak, karşıtlardan hiçbiri olmayan ve onları doğuran bir şey olmalıdır.
Aristoteles'in Fizik'i sınırsız olanın karşıtların dengesine dayanan bir akıl yürütmeyle savunulduğunu aktardı, Stromateis Anaksimandros'un sınırsız olandan gök cisimlerine ve canlılara uzanan açıklamasını özetledi, Kahn'ın 1960 tarihli kitabı ise onun düşüncesini karşıtların dengesi etrafında bütünlüklü bir kozmoloji olarak yeniden kurdu.
Anaksimandros'un bir açıklaması dört adımla değerlendirilir: neyi açıkladığını belirlemek, hangi öncüle ya da gözleme dayandığını yazmak, Thales'in görüşünden hangi noktada ayrıldığını adlandırmak ve sonraki düşünürlerce nasıl sürdürüldüğünü ya da eleştirildiğini sormak.
Aristoteles'in yorumu, insanbiçimcilik ve kurgu itirazları, apeiron sözcüğünün Theophrastos aracılığıyla bağımsız olarak doğrulandığını, hukuk dilinin bir iradeyi değil bir karşılıklılığı anlattığını ve yanlış bir modelin sınanabilir iddialar içerebildiğini gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden Anaksimandros'un katkısı, yalnızca yeni bir ilke önermek değil, doğayı karşıtların dengesi olarak düşünen ve bu dengeyi bir tanrının iradesine değil zamanın düzenine bağlayan ilk kapsamlı modeli kurmaktır.
Sonraki derse köprü
Anaksimandros'un sınırsız olanı, bildiğimiz hiçbir madde değildi. Kerem, bunun bir güçlük de doğurduğunu fark ediyor. Nitelikçe belirsiz olan bir şeyden, sıcak ve soğuk gibi belirli karşıtlar nasıl ayrışabilirdi? Bu ayrışma, bir açıklama mıydı, yoksa bir gizem mi?
Selin, Anaksimandros'un öğrencisi sayılan Anaksimenes'in bu güçlüğe bir cevap verdiğini hatırlıyor: ilkeyi yeniden belirli bir maddede, havada aramıştı. Ama havanın öteki maddelere nasıl dönüştüğünü de açıklamıştı: hava yoğunlaştığında su ve toprak, seyreldiğinde ateş oluyordu. Tolga, bunun niteliklerin farkını bir miktar farkıyla, yoğunluk farkıyla açıklama girişimi olduğunu düşünüyor. Lina ise Anaksimenes'in belirli bir maddeye dönüşünün bir geri adım mı yoksa bir ilerleme mi olduğunu soruyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Anaksimenes dersi, Anaksimenes'in ilkeyi neden yeniden belirli bir maddede, havada aradığını, yoğunlaşma ve seyrelme düşüncesinin nitelik farklarını nicelik farklarıyla açıklama girişimi olarak ne anlama geldiğini ve bu dönüşün Anaksimandros'a göre bir geri adım mı yoksa bir ilerleme mi olduğunu soruyor.