Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Thales hakkında aktarılanların hiçbiri kesin değildir, ama hepsi aynı derecede güvensiz de değildir; Aristoteles'in aktarımlarındaki kesinlik farkları, neyin daha güvenilir olduğunu gösteren ilk ölçüttür.
Aristoteles'in Gök Üzerine'si yerin su üzerinde yüzdüğü görüşünü Thales'e atfedip eleştirdi, Ruh Üzerine'si mıknatısın ruhu olduğu ve her şeyin tanrılarla dolu olduğu görüşlerini çekinceyle aktardı, Proklos'un Öklid şerhi ise Eudemos'a dayanarak Thales'e geometri önermeleri atfetti.
Thales'e atfedilen bir görüş dört adımla değerlendirilir: hangi kaynakta ve hangi kesinlikle aktarıldığını belirlemek, aktaranın bir gerekçe ekleyip eklemediğini yazmak, başka bağımsız kaynaklarda bulunup bulunmadığını sormak ve Thales'in öteki görüşleriyle nasıl bir bütün oluşturduğunu değerlendirmek.
Aristoteles'in kurgusu, mitsel kalıntı ve geometrinin geçmişe yansıtılması itirazları, Aristoteles'in bildiğini tahmininden ayırdığını, mitsel bir kökenin gerekçelendirilebilir bir görüşe dönüştürülebildiğini ve antik kaynakların pratik ile kanıtlayıcı bilgiyi ayırdığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden "her şey sudur" görüşü madde, başlangıç ve dayanak anlamlarını birlikte taşıyabilir ve Thales'i okumak, onu tek bir tezin değil, birbirine bağlı birkaç düşüncenin taşıyıcısı olarak okumayı gerektirir.
Açılış sahnesi
Kerem, Thales panosu için bir liste hazırlıyor. Listeye Thales'e atfedilen görüşleri tek tek yazıyor. Her şeyin ilkesi sudur. Yer, bir tahta parçası gibi su üzerinde yüzer. Mıknatısın bir ruhu vardır, çünkü demiri hareket ettirir. Her şey tanrılarla doludur. Bir çemberin çapı onu iki eşit parçaya böler. Kerem, listeye baktığında bu görüşlerin birbirinden çok farklı alanlara ait olduğunu fark ediyor: biri kozmolojiye, biri ruh anlayışına, biri geometriye. Hepsi aynı kişiye mi aitti? Ve hangisi güvenilir sayılabilirdi? Hepsi, Thales'ten iki yüz yılı aşkın bir süre sonra yazan yazarlardan geliyordu.
Selin, bu görüşlerin çoğunun Aristoteles'in farklı kitaplarından geldiğini ve Aristoteles'in her birini farklı bir kesinlikle aktardığını fark ediyor. Tolga, "her şey sudur" cümlesinin tek başına ne dediğinin bile belirsiz olduğunu söylüyor: her şeyin sudan yapıldığı mı, sudan başladığı mı, yoksa su üzerinde durduğu mu? Lina, Mezopotamya'nın ve Mısır'ın eski yaratılış öykülerinde de dünyanın ilk sulardan doğduğunun anlatıldığını hatırlıyor. Barış, Thales'e atfedilen geometri bilgisinin, denizdeki bir geminin kıyıya uzaklığını ölçmek gibi pratik işlerde kullanıldığını okumuş. Defne ise canlıların beslenmesinde ve tohumlarında nemin rolünün, Thales'in suyu ilke saymasına bir gerekçe olup olamayacağını merak ediyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Presokratikler kursunda, Thales hakkında aktarılanlardan hangilerinin güvenilir sayılabileceğini, her şeyin sudan geldiği görüşünün ne anlama gelebileceğini ve Aristoteles'in bu görüşe yüklediği gerekçelerin Thales'in kendi düşüncesini ne ölçüde yansıttığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. "İlk filozof" anlatısı dersi, Thales'in ilk filozof unvanının sonraki yazarların bir seçimine dayandığını ve bu seçimin felsefeye dair bir tanım içerdiğini gösterdi. Bu ders, Milet ve Pisagor modülünü açıyor ve bu uyarıları akılda tutarak Thales'in kendisine yöneliyor. Akademinin önceki derslerinde Aristoteles'in Metafizik'te Thales'i maddesel ilkeyi arayan felsefenin önderi saydığı, suyu ilke saymasına nemle ilgili gerekçeler tahmin ettiği, Herodotos'un tutulma öyküsü ve Platon'un kuyuya düşen Thales anlatısı tanıtılmış, arkhe kavramı da tanımlanmıştı. Bu ders, bu parçalara Thales hakkındaki öteki aktarımları ekliyor ve hepsini birlikte tartıyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Aristoteles, Gök Üzerine'nin ikinci kitabında, yerin su üzerinde yüzdüğü görüşünü Thales'e atfeder ve eleştirir. Aristoteles, Ruh Üzerine'nin birinci kitabında, Thales'in mıknatısın bir ruhu olduğunu ve her şeyin tanrılarla dolu olduğunu düşündüğünü aktarır. Proklos, beşinci yüzyılda yazdığı Öklid'in Birinci Kitabı Üzerine Şerh'te, Aristoteles'in öğrencisi Eudemos'a dayanarak Thales'e bazı geometri önermeleri atfeder.
Ardından üç itirazı tartacağız: Thales hakkındaki her şeyin Aristoteles'in bir kurgusu olduğu, suyun ilke sayılmasının mitsel bir kalıntı olduğu ve geometri atıflarının sonraki bir geometri anlayışını geçmişe yansıttığı itirazları.
Sonda, Thales'e atfedilen bir görüşü değerlendirmenin dört adımını göstereceğiz: görüşün hangi kaynakta ve hangi kesinlikle aktarıldığını belirlemek, aktaranın görüşe bir gerekçe ekleyip eklemediğini yazmak, görüşün başka bağımsız kaynaklarda bulunup bulunmadığını sormak ve görüşün Thales'in öteki görüşleriyle nasıl bir bütün oluşturduğunu değerlendirmek.
Merkez soru
Sorumuz şu: Thales hakkında aktarılanlardan hangileri güvenilir sayılabilir ve "her şey sudur" görüşü ne anlama gelebilir?
Ölçülü iddiam şu: Thales hakkında aktarılanların hiçbiri kesin değildir, ama hepsi aynı derecede güvensiz de değildir. Aristoteles, Thales'in görüşlerini farklı kesinlik düzeylerinde aktarır. Suyun ilke olduğu görüşünü Metafizik'te doğrudan Thales'e atfeder. Yerin su üzerinde yüzdüğü görüşünü Gök Üzerine'de "Thales'in söylediği anlatılıyor" diye aktarır. Mıknatısın bir ruhu olduğu görüşünü "anlatılanlardan anlaşıldığı kadarıyla" diye aktarır. Her şeyin tanrılarla dolu olduğu görüşünü ise "belki" diyerek bir tahmin olarak sunar. Bu farklar, Aristoteles'in Thales'in kitabını okumadığını, onun hakkında dolaşan bilgilere dayandığını düşündürür. "Her şey sudur" görüşünün üç okuması mümkündür. Birincisi, Aristoteles'in okumasıdır: su, her şeyin yapıldığı maddedir. İkincisi, kozmogonik okumadır: su, her şeyin başladığı ilk durumdur, tıpkı Mezopotamya ve Mısır öykülerindeki ilk sular gibi. Üçüncüsü, dayanak okumasıdır: yer, su üzerinde durur. Bu üç okuma birbirini dışlamaz. Thales'in görüşü, bu üç anlamı birlikte taşıyor olabilir. Aristoteles'in okuması, onun kendi dört neden kuramının maddesel nedeni sorusuna göre yapılmıştır ve bu yüzden görüşün öteki anlamlarını gölgede bırakır. Sonuç olarak Thales'i okumak, onu tek bir tezin sahibi olarak değil, birbirine bağlı birkaç düşüncenin, gözlemin ve pratik bilginin taşıyıcısı olarak okumayı gerektirir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci Thales'i öğrendiğinde, onu çoğu zaman tek bir cümleyle tanır: "Her şey sudur." Bu cümle, bir felsefe tarihinin ilk sayfasında, bir soruya verilmiş ilk cevap olarak durur. Thales, bu cümlenin sahibi olarak bilinir ve bu cümle, onun bütün düşüncesi sayılır.
Ama Thales hakkında aktarılanlar bu tek cümleden çok daha fazladır ve birbirinden çok farklı alanlara yayılır. Kozmolojiye, ruh anlayışına, geometriye, gökbilime, siyasete. Bu aktarımların her biri farklı bir kaynaktan, farklı bir amaçla ve farklı bir kesinlikle gelir. Onları tek bir cümleye indirmek, Doxografi dersinde görüldüğü gibi, bir filozofu tek bir başlığa, "ilkeler" başlığına yerleştirmektir.
Bu yüzden Thales'i okumak, bu aktarımları tek tek tartmayı ve aralarındaki olası bağları aramayı gerektirir. "Her şey sudur" cümlesi bile, yerin su üzerinde yüzdüğü görüşüyle birlikte okunduğunda farklı bir anlam kazanır. Mıknatısın ruhu olduğu görüşüyle birlikte okunduğunda ise başka bir anlam kazanır.
Görüşler ve pozisyonlar
Thales'in "her şey sudur" görüşünün anlamı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, maddesel ilke görüşüdür. Buna göre Thales, her şeyin sudan yapıldığını, suyun bütün değişimler boyunca kalıcı olan temel madde olduğunu söylemiştir. Aristoteles'in okuması bu görüşün kaynağıdır.
İkinci görüş, kozmogonik başlangıç görüşüdür. Buna göre Thales, her şeyin sudan başladığını, dünyanın ilk sulardan ayrışarak oluştuğunu söylemiştir. Bu görüş, Mezopotamya ve Mısır'ın yaratılış öykülerindeki ilk sular düşüncesine yakındır ve Thales'in bu öykülerden etkilenmiş olabileceğini düşündürür.
Üçüncü görüş, birleşik okuma görüşüdür. Buna göre Thales'in görüşü, suyun başlangıç, madde ve dayanak olmasını birlikte içerir. Bu anlamlar onun döneminde henüz birbirinden ayrılmamıştı ve onları ayırmak, sonraki bir kavram dağarcığını geçmişe yansıtmaktır.
Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, Thales'in görüşünün Doğu'nun kozmogonik geleneğiyle bir bağı olabileceği gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Aristoteles'in en eski ve en sistemli kaynak olduğunu doğru görür. Ama Aristoteles'in okumasının kendi kuramının sorusuna göre yapıldığını hesaba katmaz. İkinci görüş, Thales'in görüşünün kozmogonik bir boyutu olabileceğini doğru görür. Ama onu yalnızca bir mitin devamı saymaya yönelir. Üçüncü görüş, bu anlamların birlikte bulunabileceğini ve Aristoteles'in ayrımlarının Thales'in döneminde henüz yapılmamış olabileceğini kabul eder.
Argümanın yapısı
Thales'e atfedilen bir görüşü değerlendirmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, görüşün hangi kaynakta ve hangi kesinlikle aktarıldığını belirlemektir. Değerlendiren, görüşü aktaran yazarı, kitabı ve aktaranın görüşü kesin bir bilgi olarak mı, bir söylenti olarak mı, yoksa bir tahmin olarak mı sunduğunu yazar.
İkinci adım, aktaranın görüşe bir gerekçe ekleyip eklemediğini yazmaktır. Değerlendiren, aktaranın görüşün nedenini de verip vermediğini ve bu nedenin Thales'e mi yoksa aktaranın kendisine mi ait olduğunu belirler.
Üçüncü adım, görüşün başka bağımsız kaynaklarda bulunup bulunmadığını sormaktır. Değerlendiren, aynı görüşü aktaran ve birbirinden bağımsız olan başka yazarlar olup olmadığını araştırır.
Dördüncü adım, görüşün Thales'in öteki görüşleriyle nasıl bir bütün oluşturduğunu değerlendirmektir. Değerlendiren, görüşün Thales'e atfedilen öteki görüşlerle tutarlı bir resim oluşturup oluşturmadığını ve bu resmin makul olup olmadığını sorar.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Thales'i ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Thales hakkında aktarılanların hiçbiri kesin değildir, ama hepsi aynı derecede güvensiz de değildir. Selin'in kesinlik sıralamasında görüldüğü gibi, Aristoteles aktarımlarını farklı kesinlik düzeylerinde yapar ve bu farklar, neyin daha güvenilir olduğunu gösteren ilk ölçüttür. Kerem'in üç su okuması, "her şey sudur" görüşünün madde, başlangıç ve dayanak anlamlarını birlikte taşıyabileceğini gösterdi. Lina'nın ilk suları, bu görüşün eski kozmogonik öykülerle bir bağı olabileceğini, ama suyun bir tanrı değil bir madde olarak düşünüldüğünü gösterdi. Aristoteles'in Gök Üzerine'si, yerin su üzerinde yüzdüğü görüşünü aktarıp eleştirdi. Ruh Üzerine, mıknatısın ruhu olduğu görüşünü aktardı ve Tolga'nın mıknatıs çıkarımı, bu görüşün bir kuralın beklenmedik bir durumla karşılaşmasından doğan bir çıkarım olduğunu gösterdi. Proklos, Eudemos'a dayanarak Thales'e geometri önermeleri atfetti ve Barış'ın kıyıdaki gemisi, bunun pratik bir bilgi olabileceğini gösterdi. Defne'nin nem gerekçesi, Thales'in görüşlerinin birlikte okunduğunda tutarlı bir resim oluşturduğunu gösterdi. Thales'i okumak, onu tek bir tezin sahibi olarak değil, birbirine bağlı birkaç düşüncenin taşıyıcısı olarak okumayı gerektirir.
Açık kalan sorular
Kerem'in üç su okuması, "her şey sudur" görüşünün birden çok anlam taşıyabileceğini gösterdi. Ama Thales'in kendisi bu anlamları birbirinden ayırıyor muydu? Eğer ayırmıyorsa, onun görüşünü "madde", "başlangıç" ya da "dayanak" gibi sonraki kavramlarla betimlemek, ona bir düzen yüklemek değil midir?
Tolga'nın mıknatıs çıkarımı, Thales'in bir kuralın beklenmedik bir durumla karşılaştığında kuralı değil, durumun yorumunu değiştirdiğini gösterdi. Bu, akılcı bir seçim miydi? Bir kuralı korumak için beklenmedik bir durumu yeniden yorumlamak ile kuralı bırakmak arasında nasıl karar verilmelidir?
Barış'ın kıyıdaki gemisi, pratik bir bilgi ile kanıtlayıcı bir bilgi arasındaki farkı gösterdi. Felsefe, pratik bir bilgiyi kanıtlayıcı bir bilgiye dönüştürme çabası mıdır? Öyleyse Thales, bu çabanın başlangıcında mı, yoksa ondan önce mi durur?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışThales'i tek bir cümleye indirmek.
Thales'i yalnızca "her şey sudur" cümlesinin sahibi olarak tanımak, sıfır noktasında görüldüğü gibi, ona atfedilen görüşlerin kozmolojiye, ruh anlayışına, geometriye ve gökbilime yayıldığını ve bu görüşlerin birlikte okunduğunda birbirini aydınlattığını gözden kaçırır.
Yaygın yanlışAristoteles'in bütün aktarımlarını aynı kesinlikte saymak.
Aristoteles'in Thales hakkında söylediği her şeyi aynı derecede güvenilir saymak, Selin'in kesinlik sıralamasında görüldüğü gibi, Aristoteles'in bazı görüşleri doğrudan, bazılarını söylenti olarak, bazılarını ise tahmin olarak aktardığını gözden kaçırır.
Yaygın yanlışMitsel bir kökeni mitsel bir düşünce saymak.
Thales'in suyu ilke saymasının Doğu mitleriyle bir bağı olmasını, onun görüşünün yalnızca bir mit olduğunun kanıtı saymak, Lina'nın ilk sularında görüldüğü gibi, Thales'in suyunun adları olan tanrılar değil bir madde olduğunu ve bu görüşün gerekçelendirilip eleştirilebildiğini gözden kaçırır.
Yaygın yanlışPratik bilgiyi kanıtlayıcı bilgiyle karıştırmak.
Thales'e atfedilen geometri önermelerini onun kanıtladığı önermeler saymak, Barış'ın kıyıdaki gemisinde görüldüğü gibi, bir yöntemin işe yaradığını bilmenin onun neden işe yaradığını kanıtlamaktan farklı olduğunu ve Eudemos'un bile bu ayrımı gözettiğini gözden kaçırır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Thales hakkında aktarılanların hiçbiri kesin değildir, ama hepsi aynı derecede güvensiz de değildir; Aristoteles'in aktarımlarındaki kesinlik farkları, neyin daha güvenilir olduğunu gösteren ilk ölçüttür.
Aristoteles'in Gök Üzerine'si yerin su üzerinde yüzdüğü görüşünü Thales'e atfedip eleştirdi, Ruh Üzerine'si mıknatısın ruhu olduğu ve her şeyin tanrılarla dolu olduğu görüşlerini çekinceyle aktardı, Proklos'un Öklid şerhi ise Eudemos'a dayanarak Thales'e geometri önermeleri atfetti.
Thales'e atfedilen bir görüş dört adımla değerlendirilir: hangi kaynakta ve hangi kesinlikle aktarıldığını belirlemek, aktaranın bir gerekçe ekleyip eklemediğini yazmak, başka bağımsız kaynaklarda bulunup bulunmadığını sormak ve Thales'in öteki görüşleriyle nasıl bir bütün oluşturduğunu değerlendirmek.
Aristoteles'in kurgusu, mitsel kalıntı ve geometrinin geçmişe yansıtılması itirazları, Aristoteles'in bildiğini tahmininden ayırdığını, mitsel bir kökenin gerekçelendirilebilir bir görüşe dönüştürülebildiğini ve antik kaynakların pratik ile kanıtlayıcı bilgiyi ayırdığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden "her şey sudur" görüşü madde, başlangıç ve dayanak anlamlarını birlikte taşıyabilir ve Thales'i okumak, onu tek bir tezin değil, birbirine bağlı birkaç düşüncenin taşıyıcısı olarak okumayı gerektirir.
Sonraki derse köprü
Aristoteles'in Gök Üzerine'deki eleştirisi, Thales'in görüşünün bir soruyu yalnızca bir adım geriye ittiğini gösterdi: yer suyun üzerindeyse, su neyin üzerindeydi? Kerem, bu sorunun Thales'in öğrencisi sayılan Anaksimandros'u da uğraştırdığını hatırlıyor. Anaksimandros'un cevabı, Doğa araştırması dersinde görüldüğü gibi, yerin hiçbir şeyin üzerinde durmadığı, her yöne eşit uzaklıkta olduğu için yerinde kaldığıydı.
Selin, Anaksimandros'un Thales'i başka bir noktada da eleştirmiş olabileceğini düşünüyor. Her şeyin ilkesi su olsaydı, suyun karşıtı olan ateş nasıl var olabilirdi? Belki bu yüzden Anaksimandros, ilkeyi belirli bir maddede değil, sınırsız ve belirsiz bir şeyde aramıştı. Tolga, Anaksimandros'tan kalan tek parçanın, şeylerin birbirine haksızlık edip bunun bedelini ödediğinden söz ettiğini hatırlatıyor. Lina ise sınırsız olanın, yani apeironun, nasıl çevrileceğini merak ediyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Anaksimandros dersi, Anaksimandros'un her şeyin kaynağını neden belirli bir madde yerine sınırsız olanda aradığını, bu seçimin Thales'in görüşüne nasıl bir eleştiri içerdiğini ve karşıtların birbirine haksızlık edip bedel ödediği düşüncesinin doğayı nasıl bir düzen olarak gösterdiğini soruyor.