İçeriğe geç

P03-D01-M01-05·Başlangıç sorunu

"ilk filozof" anlatısı

temel3.701 kelime≈ 25 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Thales'in ilk filozof unvanı, onun kendi yazdıklarına değil, sonraki yazarların belirli bir felsefe anlayışıyla yaptığı bir seçime dayanır; bir başlangıç noktası seçmek, felsefenin ne olduğuna dair bir tanım seçmektir.

Aristoteles'in Metafizik'i Thales'i mutlak anlamda ilk filozof olarak değil maddesel ilkeyi arayan felsefenin önderi olarak andı, Herodotos'un Tarih'i onu bir filozof olarak değil bir bilge ve gökbilimci olarak anlattı, Burnet'in 1892 tarihli kitabı ise onu bilimin başlangıcı olarak sunup bilimi Yunan düşünme tarzıyla özdeşleştirdi.

Bir başlangıç anlatısı dört adımla değerlendirilir: kimi başlangıç olarak seçtiğini ve hangi kaynağa dayandığını belirlemek, seçimin ölçütünü yazmak, bu ölçütün dışarıda bıraktığı adayları sıralamak ve başlangıç seçiminin sonraki tarihin anlatımını nasıl biçimlendirdiğini sormak.

Keyfîlik, Yunan merkezlilik ve Thales'ten hiçbir şey kalmaması itirazları, bir başlangıcın bir ölçütün sonucu olarak savunulabildiğini, Thales'in bir felsefe türünün başlangıcı ama tek başlangıç olmadığını ve unvanın onunla başlatılan sorunun sonraki kuşaklarca sürdürülmesinden anlam kazandığını gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Thales'i ilk filozof saymak, felsefeyi doğanın ilkesini gerekçeli bir biçimde aramak olarak tanımlamaktır; bu tanım savunulabilir, ama tek tanım değildir ve seçildiği açıkça söylenmelidir.

Açılış sahnesi

Kerem, serginin giriş panosu için yeni bir ilk cümle yazıyor: "İlk filozof, Miletoslu Thales'tir." Cümle, sayısız felsefe tarihi kitabının ilk cümlesine benziyordu. Kerem, cümleyi yazdıktan sonra bir soru soruyor: Thales'i ilk filozof yapan neydi? Ondan geriye tek bir yazılı cümle kalmamıştı. Onun hakkında bildiklerimiz, ondan yüzyıllar sonra yazanların aktardığı birkaç görüş ve birkaç öyküydü: bir güneş tutulmasını önceden bildirdiği, yıldızlara bakarken bir kuyuya düştüğü, zeytin preslerini kiralayarak zengin olduğu. Kerem, bu öykülerin birbirinden çok farklı bir Thales çizdiğini fark ediyor. Biri bilge bir gökbilimci, biri dalgın bir düşünür, biri kurnaz bir tüccardı. Panoya hangisini koyacaktı ve hangisi onu ilk filozof yapıyordu?

Selin, Thales'i ilk filozof sayan en eski kaynağın Aristoteles olduğunu ve Aristoteles'in onu belirli bir tür felsefenin önderi olarak andığını hatırlıyor. Tolga, Diogenes Laertios'un kitabının, felsefenin Yunanlılardan değil, Mısırlılardan, Babillilerden ya da Hintlilerden başladığını söyleyenleri de andığını söylüyor. Lina, bir çevirinin ilk cümlesinin bütün metnin tonunu kurduğu gibi, bir başlangıç noktası seçmenin de sonra gelen her şeyin nasıl anlatılacağını belirlediğini düşünüyor. Barış, hukuk tarihi derslerinin çoğu zaman Roma hukukuyla başladığını, ama Babil'deki Hammurabi yasalarının ondan çok daha eski olduğunu hatırlatıyor. Defne ise tıp fakültesinde Hippokrates'in tıbbın babası olarak anlatıldığını, ama Mısır'da ondan çok önce yazılmış hekimlik metinleri bulunduğunu okuduğunu anlatıyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Presokratikler kursunda, Thales'in neden ilk filozof sayıldığını, bu unvanın hangi kaynaklardan ve hangi amaçlarla doğduğunu ve bir başlangıç noktası seçmenin felsefenin ne olduğuna dair neyi önceden kabul ettiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Doğa araştırması dersi, ilk filozofların doğa üzerine araştırmasının gözlemle başlayıp cesur varsayımlarla ilerleyen ve eleştiriye açık bir etkinlik olduğunu gösterdi ve bu etkinliğin Thales'ten başlayan bir zincir olarak anlatıldığını belirtti. Bu ders, Başlangıç sorunu modülünü kapatıyor ve bu zincirin ilk halkasını sorguluyor. Akademinin önceki derslerinde Aristoteles'in Metafizik'in birinci kitabında öncüllerini nasıl sıraladığı, Platon'un Theaitetos'ta kuyuya düşen Thales öyküsünü nasıl anlattığı, Diogenes Laertios'un felsefenin barbarlar arasında başladığı görüşünü nasıl reddettiği ve Yunan mucizesi anlatısı tanıtılmıştı. Bu ders, bu parçaları bir soru olarak bir araya getiriyor: ilk filozof unvanı nereden gelir?

Sonra üç kaynağa bakacağız. Aristoteles, Metafizik'in birinci kitabının 983b kesiminde, Thales'i doğanın maddesel ilkesini arayan felsefenin önderi olarak anar. Herodotos, İÖ beşinci yüzyılda yazdığı Tarih'in birinci kitabında, Thales'in bir güneş tutulmasını önceden bildirdiğini anlatır. John Burnet, 1892 tarihli Erken Yunan Felsefesi kitabında, bilimin Thales ve Yunanlılarla başladığını ve Yunan etkisinden bağımsız hiçbir yerde var olmadığını savunur.

Ardından üç itirazı tartacağız: herhangi bir başlangıç noktası seçmenin keyfî olduğu, ilk filozof anlatısının Yunan merkezli olduğu ve Thales'ten hiçbir şey kalmadığı için unvanın anlamsız olduğu itirazları.

Sonda, bir başlangıç anlatısını değerlendirmenin dört adımını göstereceğiz: anlatının kimi başlangıç olarak seçtiğini ve hangi kaynağa dayandığını belirlemek, bu seçimin hangi ölçüte göre yapıldığını yazmak, bu ölçütün dışarıda bıraktığı adayları sıralamak ve başlangıç seçiminin sonra gelen tarihin anlatımını nasıl biçimlendirdiğini sormak.

Merkez soru

Sorumuz şu: Thales neden ilk filozof sayılır ve bir başlangıç noktası seçmek, felsefenin ne olduğuna dair neyi önceden kabul eder?

Ölçülü iddiam şu: Thales'in ilk filozof unvanı, onun kendi yazdıklarına değil, sonraki yazarların belirli bir felsefe anlayışıyla yaptığı bir seçime dayanır. Aristoteles, Thales'i mutlak anlamda ilk filozof olarak değil, "bu tür felsefenin", yani her şeyin maddesel ilkesini arayan doğa felsefesinin önderi olarak andı. Bu seçim, Aristoteles'in kendi dört neden kuramına dayanıyordu: Thales, maddesel nedeni ilk arayan kişiydi. Herodotos'un anlattığı tutulma öyküsü ve öteki öyküler, Thales'i bir filozof olarak değil, bir bilge, bir gökbilimci ve bir devlet adamı olarak çiziyordu. Antik gelenekte Thales, Yedi Bilge'nin biriydi ve bilge ile filozof arasındaki ayrım henüz keskin değildi. Burnet, on dokuzuncu yüzyılın sonunda, Thales'i yalnızca felsefenin değil bilimin de başlangıcı olarak sundu ve bilimin Yunan etkisi dışında hiçbir yerde var olmadığını söyledi. Bu anlatı, Diogenes Laertios'un da kaydettiği eski bir tartışmanın bir tarafını seçiyordu: felsefenin Yunanlılarla mı yoksa daha eski halklarla mı başladığı. Sonuç olarak bir başlangıç noktası seçmek, felsefenin ne olduğuna dair bir tanım seçmektir. Thales'i başlangıç saymak, felsefeyi doğanın ilkesini gerekçeli bir biçimde aramak olarak tanımlamaktır. Bu tanım savunulabilir, ama tek tanım değildir ve seçildiği açıkça söylenmelidir.

Sıfır noktası

Bir öğrenci felsefe tarihini öğrendiğinde, onun bir başlangıcı olduğunu ve bu başlangıcın Thales olduğunu çoğu zaman bir olgu sanır. Nasıl ki bir binanın temeli belirli bir günde atılmışsa, felsefe de belirli bir kişiyle, belirli bir yerde başlamıştır. Bu okumada "ilk filozof" unvanı, tarihin kendisinin verdiği bir unvandır.

Ama bu unvanı tarih değil, tarihçiler verir. Thales, kendisini ilk filozof olarak adlandırmadı; "filozof" sözcüğü onun döneminde muhtemelen kullanılmıyordu bile. Onu ilk filozof olarak adlandıran, ondan iki yüz yılı aşkın bir süre sonra yaşayan Aristoteles'ti. Ve Aristoteles bile onu mutlak anlamda ilk filozof olarak değil, belirli bir tür felsefenin önderi olarak anıyordu.

Bu yüzden asıl soru, Thales'in gerçekten ilk filozof olup olmadığı değildir. Bu sorunun cevabı, felsefenin nasıl tanımlandığına bağlıdır. Asıl soru, Thales'i ilk filozof sayanların felsefeyi nasıl tanımladığı ve bu tanımın neyi içeri alıp neyi dışarıda bıraktığıdır. Bir başlangıç noktası, bir tanımın gölgesidir.

Görüşler ve pozisyonlar

Thales'in ilk filozof unvanı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, gerçek başlangıç görüşüdür. Buna göre Thales, gerçekten yeni bir düşünme biçimi başlatmıştır. Dünyayı tanrıların iradesiyle değil, doğal bir ilkeyle açıklamaya çalışan ilk kişidir ve bu yüzden felsefenin ve bilimin başlangıcıdır. Burnet bu görüşün güçlü bir savunucusudur.

İkinci görüş, geriye dönük inşa görüşüdür. Buna göre Thales'in ilk filozof unvanı, sonraki yazarların, özellikle Aristoteles'in, kendi felsefe anlayışlarına bir geçmiş kazandırmak için yaptığı bir inşadır. Thales'in kendisi hakkında o kadar az şey biliyoruz ki, onu başlangıç yapan şey onun düşüncesinden çok, onu okuyanların ihtiyaçlarıdır.

Üçüncü görüş, tanıma bağlı başlangıç görüşüdür. Buna göre bir başlangıç noktası, felsefenin nasıl tanımlandığına göre değişir. Felsefe doğanın ilkesini gerekçeli bir biçimde aramak olarak tanımlanırsa, Thales savunulabilir bir başlangıçtır. Felsefe bilgelik arayışı ya da yaşamı düzenleme sanatı olarak tanımlanırsa, başka başlangıçlar da öne çıkabilir.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, unvanın sonraki yazarların bir seçimi olduğu gözlemini kabul eder. Birinci görüş, Thales'e atfedilen düşünme biçiminin gerçekten yeni olduğunu doğru görür. Ama bu yeniliği, onun hakkında çok az şey bildiğimiz hâlde, kesin bir başlangıç olarak sunar. İkinci görüş, unvanın bir inşa olduğunu doğru görür. Ama bu inşanın gerçek bir düşünme biçimini işaret edip etmediği sorusunu açık bırakır. Üçüncü görüş, başlangıcı bir tanıma bağlar ve tanımı açıkça söylemeyi ister.

Argümanın yapısı

Bir başlangıç anlatısını değerlendirmek için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, anlatının kimi başlangıç olarak seçtiğini ve hangi kaynağa dayandığını belirlemektir. Değerlendiren, anlatının başlangıç olarak sunduğu kişiyi, olayı ya da metni ve bu seçimin hangi kaynaktan geldiğini yazar.

İkinci adım, bu seçimin hangi ölçüte göre yapıldığını yazmaktır. Değerlendiren, başlangıç olarak seçilen şeyi öncekilerden ayıran özelliğin ne olduğunu, yani anlatının hangi tanıma dayandığını açıkça belirtir.

Üçüncü adım, bu ölçütün dışarıda bıraktığı adayları sıralamaktır. Değerlendiren, başka bir ölçüt seçilseydi hangi kişilerin, olayların ya da metinlerin başlangıç sayılabileceğini sorar.

Dördüncü adım, başlangıç seçiminin sonra gelen tarihin anlatımını nasıl biçimlendirdiğini sormaktır. Değerlendiren, seçilen başlangıcın, sonraki gelişmelerin hangi yönde ilerlediği ve hangilerinin ana çizginin dışında kaldığı anlatısını nasıl etkilediğini belirler.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

"İlk filozof" anlatısını ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Thales'in ilk filozof unvanı, onun kendi yazdıklarına değil, sonraki yazarların belirli bir felsefe anlayışıyla yaptığı bir seçime dayanır. Aristoteles, Thales'i maddesel ilkeyi arayan felsefenin önderi olarak andı ve Kerem'in pano cümlesi, bu nitelemenin mutlak bir ilklikten ne kadar farklı olduğunu gösterdi. Lina'nın önder sözcüğü, arkhēgos sözcüğünün farklı çevirilerinin farklı bir Thales çizdiğini gösterdi. Selin'in üç Thales'i, her yazarın Thales'i kendi felsefe anlayışının bir örneği olarak kullandığını gösterdi. Herodotos, Thales'i bir filozof olarak değil, bir bilge olarak anlattı ve Tolga'nın tutulma hesabı, onun en ünlü başarısının Yunanlı olmayan bir birikime dayanıyor olabileceğini gösterdi. Burnet, Thales'i bilimin başlangıcı olarak sundu ve bilimi Yunan düşünme tarzıyla özdeşleştirdi. Barış'ın hukuk tarihi ve Defne'nin tıbbın babası, bir başlangıç seçiminin bir merkez ve bir kenar da seçtiğini gösterdi. Bir başlangıç noktası seçmek, felsefenin ne olduğuna dair bir tanım seçmektir ve bu tanım açıkça söylenmelidir.

Açık kalan sorular

Selin'in üç Thales'i, her yazarın Thales'i kendi felsefe anlayışının bir örneği olarak kullandığını gösterdi. Thales'in kendisi, bu üç öyküden hangisine daha yakındı? Yoksa bu soru, onun hakkındaki bilgimizin sınırları içinde cevaplanamaz mı?

Barış'ın hukuk tarihi, bir başlangıç seçiminin bir merkez ve bir kenar da seçtiğini gösterdi. Felsefe tarihini birden çok başlangıçla, örneğin Miletos, Hindistan ve Çin ile birlikte anlatmak olanaklı mıdır? Böyle bir tarih, tek bir çizgi yerine birden çok çizgiden mi oluşur, ve bu çizgiler bir yerde birleşir mi?

Üçüncü itirazın cevabı, Thales'in unvanının onu izleyenlerin ne yaptığına bağlı olduğunu söyledi. Bu, bir başlangıcın ancak sonradan, bir zincir oluştuktan sonra başlangıç olabileceği anlamına mı gelir? Öyleyse, bugün yaşayan bir düşünürün yeni bir geleneğin başlangıcı olup olmadığını bilemez miyiz?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışİlk filozof unvanını tarihin verdiği bir olgu saymak.
Doğrusu

Thales'in ilk filozof olmasını, bir binanın temelinin belirli bir günde atılması gibi bir olgu saymak, sıfır noktasında görüldüğü gibi, bu unvanı tarihin değil, tarihçilerin ve belirli bir felsefe tanımının verdiğini gözden kaçırır.

Yaygın yanlışAristoteles'in nitelemesini mutlak bir ilklik saymak.
Doğrusu

Aristoteles'in Thales'i ilk filozof olarak andığını düşünmek, Kerem'in pano cümlesinde görüldüğü gibi, Aristoteles'in onu yalnızca maddesel ilkeyi arayan bu tür felsefenin önderi olarak andığını ve bu nitelemenin kendi dört neden kuramına dayandığını gözden kaçırır.

Yaygın yanlışThales hakkındaki öyküleri doğrudan tarih saymak.
Doğrusu

Tutulma, kuyu ve zeytin presi öykülerini Thales'in yaşamının kesin kayıtları saymak, Selin'in üç Thales'inde ve Tolga'nın tutulma hesabında görüldüğü gibi, bu öykülerin her birinin yazarının felsefe anlayışını yansıttığını ve bazılarının sonradan kurulmuş olabileceğini gözden kaçırır.

Yaygın yanlışBaşlangıç eleştirisini başlangıcın reddi saymak.
Doğrusu

Thales'i ilk filozof sayan anlatının Yunan merkezli olduğunu göstermeyi, Thales'in hiçbir anlamda bir başlangıç olmadığını göstermek saymak, Barış'ın hukuk tarihinde ve Defne'nin tıbbın babasında görüldüğü gibi, bir başlangıcın belirli bir tanıma göre savunulabilir, ama tek başlangıç olmadığını gözden kaçırır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Thales'in ilk filozof unvanı, onun kendi yazdıklarına değil, sonraki yazarların belirli bir felsefe anlayışıyla yaptığı bir seçime dayanır; bir başlangıç noktası seçmek, felsefenin ne olduğuna dair bir tanım seçmektir.

Aristoteles'in Metafizik'i Thales'i mutlak anlamda ilk filozof olarak değil maddesel ilkeyi arayan felsefenin önderi olarak andı, Herodotos'un Tarih'i onu bir filozof olarak değil bir bilge ve gökbilimci olarak anlattı, Burnet'in 1892 tarihli kitabı ise onu bilimin başlangıcı olarak sunup bilimi Yunan düşünme tarzıyla özdeşleştirdi.

Bir başlangıç anlatısı dört adımla değerlendirilir: kimi başlangıç olarak seçtiğini ve hangi kaynağa dayandığını belirlemek, seçimin ölçütünü yazmak, bu ölçütün dışarıda bıraktığı adayları sıralamak ve başlangıç seçiminin sonraki tarihin anlatımını nasıl biçimlendirdiğini sormak.

Keyfîlik, Yunan merkezlilik ve Thales'ten hiçbir şey kalmaması itirazları, bir başlangıcın bir ölçütün sonucu olarak savunulabildiğini, Thales'in bir felsefe türünün başlangıcı ama tek başlangıç olmadığını ve unvanın onunla başlatılan sorunun sonraki kuşaklarca sürdürülmesinden anlam kazandığını gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden Thales'i ilk filozof saymak, felsefeyi doğanın ilkesini gerekçeli bir biçimde aramak olarak tanımlamaktır; bu tanım savunulabilir, ama tek tanım değildir ve seçildiği açıkça söylenmelidir.

Sonraki derse köprü

Başlangıç sorunu modülü, ilk filozofları nasıl bildiğimizi, onların hangi aktarımlarla bize ulaştığını ve onları hangi anlatılarla okuduğumuzu sordu. Kerem, artık bu uyarıları akılda tutarak ilk filozofların kendilerine bakabileceklerini düşünüyor. Sergi, Miletos'ta başlayacaktı ve ilk pano Thales'e ayrılacaktı.

Selin, Thales hakkında aktarılanlardan hangilerinin güvenilir sayılabileceğini sormak gerektiğini söylüyor: suyun ilke olduğu görüşü mü, mıknatısın bir ruhu olduğu görüşü mü, her şeyin tanrılarla dolu olduğu sözü mü? Tolga, Aristoteles'in Thales'in suyu neden ilke saydığına dair verdiği gerekçelerin, Aristoteles'in kendi tahminleri olduğunu hatırlatıyor. Lina ise "her şey sudur" cümlesinin ne anlama gelebileceğini, bir maddenin mi, bir başlangıcın mı, yoksa bir dayanağın mı kastedildiğini merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Thales dersi, Thales hakkında aktarılanlardan hangilerinin güvenilir sayılabileceğini, her şeyin sudan geldiği görüşünün ne anlama gelebileceğini ve Aristoteles'in bu görüşe yüklediği gerekçelerin Thales'in kendi düşüncesini ne ölçüde yansıttığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.