Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Mantıksal uzlaşımcılık, mantık yasalarının doğruluğunun ve bilinebilirliğinin dilin kurallarından kaynaklandığını savunur ve böylece mantığın kesinliğini, deneyden bağımsızlığını ve dünya hakkında hiçbir şey söylememesini tek bir hamleyle açıklamaya çalışır.
Quine'ın 1936 tarihli makalesi uzlaşımlardan sonuç çıkarmanın mantığı önceden gerektirdiğini gösterdi, Boghossian'ın 1996 tarihli makalesi uzlaşımcılığın metafizik biçiminin tutarsız, bilgi kuramsal biçiminin ise savunulabilir olduğunu savundu, Warren'ın 2020 tarihli kitabı ise uzlaşımları izlenen kurallar olarak anlayarak Quine'ın gerilemesine bir cevap verdi.
Bir önermenin uzlaşımla doğru olup olmadığı dört adımla değerlendirilir: hangi uzlaşımlara dayandığını belirlemek, uzlaşımın anlamı mı doğruluğu mu belirlediğini sormak, uzlaşımdan önermeye geçişin hangi çıkarımı gerektirdiğini yazmak ve bu çıkarımın da bir uzlaşıma dayanıp dayanamayacağını sormak.
Gerileme, olguyu doğru kılamama ve keyfîlik itirazları, uzlaşımların açık cümleler yerine izlenen kurallar olarak anlaşılabildiğini, bilgi kuramsal uzlaşımcılığın doğruluğu uzlaşıma bağlamadığını ve uzlaşım seçiminin bağlaç ölçütleriyle sınırlandığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden mantık yasaları uzlaşımla doğru olmaz, ama onları bilmemiz, mantıksal sözcüklerin anlamını veren kuralları kavramamızla yakından bağlantılı olabilir.
Açılış sahnesi
Kerem, katalog ekibinin kayıt kılavuzunu yeniden yazıyor. Kılavuzun ilk sayfasına birkaç genel kural koyuyor: "İki bilgiyi 've' ile birleştiren her kayıt, iki bilgiyi ayrı ayrı da içerir." "Bir nüsha hakkında 'ya atölyede ya manastırda' yazan her kayıt ile 'manastırda değil' yazan her kayıt birlikte, 'atölyede' kaydını gerektirir." Kerem, bu kuralların ekibin koyduğu uzlaşımlar olduğunu düşünüyor. Kimse onları bir gözlemle keşfetmemişti; ekip, kayıtları böyle okumaya karar vermişti. Sonra bir soru aklına geliyor. Kuralların doğruluğu bu kararlardan mı geliyordu? Eğer öyleyse, mantığın kesinliği de açıklanmış olurdu: kuralları biz koyduğumuz için, yanlış çıkmaları olanaksızdı.
Selin, bu görüşün mantığın deneyden bağımsızlığını da açıkladığını ekliyor: kuralları bilmek için gözlem gerekmiyordu, yalnızca kılavuzu okumak yetiyordu. Tolga ise bir güçlük fark ediyor. Kılavuzdaki kurallar genel cümlelerdi. Onları yüz on yedinci nüshaya uygulamak için bir çıkarım yapmak gerekiyordu: "her kayıt şöyledir; bu bir kayıttır; öyleyse bu kayıt şöyledir." Bu çıkarımın kendisi hangi kurala dayanıyordu? Lina, kendi dilinin kurallarının zamanla değiştiğini, mantığın kurallarının da değişebilir olup olmadığını soruyor. Barış, hukukta bazı kavramların, örneğin bir şirketin tüzel kişiliğinin, yalnızca yasa öyle dediği için var olduğunu, ama bu kavramlarla ilgili akıl yürütmenin yine de yasa koyucunun kararına bağlı olmadığını hatırlatıyor. Defne ise tıptaki hastalık sınıflamalarının uzlaşımla belirlendiğini, ama bir hastanın gerçekten bir hastalığı olup olmadığının uzlaşıma bağlı olmadığını düşünüyor. Bu ders, Mantık ve Akıl Yürütme programının Mantık Felsefesi kursunda, mantık yasalarının doğruluğunun dilin uzlaşımlarından kaynaklanıp kaynaklanmadığını, bu görüşün mantığın kesinliğini ve bilinebilirliğini nasıl açıklamaya çalıştığını ve uzlaşımlardan sonuç çıkarmanın kendisinin mantık gerektirdiği itirazının neyi gösterdiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Mantık psikolojisi dersi, mantık yasalarının psikolojik yasalar olmadığını ve psikolojizm karşıtlığının mantığın nasıl bilindiğini açıklama görevini ağırlaştırdığını gösterdi. Bu ders, bu göreve verilen ilk büyük cevabı inceliyor. Akademinin önceki derslerinde Ayer'in mantık önermelerini dilin kullanımına ilişkin kararlarımızı dile getiren totolojiler saydığı görüşü, Carnap'ın hoşgörü ilkesi ve Carroll'un Kaplumbağa Aşil'e Ne Dedi diyaloğundaki sonsuz gerileme tanıtılmıştı. Bu ders, bu parçaları bir soru olarak bir araya getiriyor: mantık yasaları uzlaşımla mı doğrudur?
Sonra üç kaynağa bakacağız. Willard Van Orman Quine, 1936 tarihli Uzlaşımla Doğruluk makalesinde, mantığın uzlaşımlardan türetilemeyeceğini, çünkü uzlaşımlardan sonuç çıkarmanın kendisinin mantık gerektirdiğini savunur. Paul Boghossian, 1996 tarihli Analitiklik Yeniden Ele Alındı makalesinde, uzlaşımcılığın iki biçimini ayırır: uzlaşımın bir önermeyi doğru kıldığını söyleyen metafizik biçim ile uzlaşımın bir önermeyi bilmemizi haklı kıldığını söyleyen bilgi kuramsal biçim. Jared Warren, 2020 tarihli Sözdiziminin Gölgeleri kitabında, uzlaşımcılığı Quine'ın gerileme itirazına karşı yeniden savunur.
Ardından üç itirazı tartacağız: gerileme itirazı, uzlaşımın bir olguyu doğru kılamayacağı itirazı ve uzlaşımcılığın mantığı keyfî kıldığı itirazı.
Sonda, bir önermenin uzlaşımla doğru olup olmadığını değerlendirmenin dört adımını göstereceğiz: önermenin hangi uzlaşımlara dayandığını belirlemek, uzlaşımın önermenin anlamını mı yoksa doğruluğunu mu belirlediğini sormak, uzlaşımdan önermeye geçişin hangi çıkarımı gerektirdiğini yazmak ve bu çıkarımın da bir uzlaşıma dayanıp dayanamayacağını sormak.
Merkez soru
Sorumuz şu: Mantık yasaları dilin uzlaşımlarıyla mı doğrudur ve bu görüş, uzlaşımlardan sonuç çıkarmanın da mantık gerektirdiği itirazından kurtulabilir mi?
Ölçülü iddiam şu: Mantıksal uzlaşımcılık, mantık yasalarının dilin kuralları olduğunu, bu yüzden onların doğruluğunun ve bilinebilirliğinin dilin nasıl kullanıldığına ilişkin kararlarımızdan kaynaklandığını savunur. Bu görüşün çekiciliği açıktır. Mantığın kesinliğini, deneyden bağımsızlığını ve dünya hakkında hiçbir şey söylememesini tek bir hamleyle açıklar. Ama görüş iki ciddi güçlükle karşılaşır. Birincisi, Quine'ın gerileme itirazıdır. Uzlaşımlar sonlu sayıda genel cümlelerle koyulur ve bu cümlelerden sonsuz sayıda tekil sonuç çıkarmak için mantık gerekir. Bu mantık uzlaşımlardan çıkarılamaz, çünkü uzlaşımlardan bir şey çıkarmak için önceden kullanılmalıdır. İkincisi, Boghossian'ın ayırdığı metafizik güçlüktür. Bir uzlaşım, bir cümlenin hangi önermeyi dile getirdiğini belirleyebilir, ama o önermenin doğru olup olmadığını belirleyemez. "Nüsha ya atölyede yazıldı ya da yazılmadı" önermesinin doğruluğu, bizim kararımıza değil, nüshaya bağlıdır. Bu iki güçlük, uzlaşımcılığın en güçlü biçimini çürütür. Ama daha ölçülü bir biçimi ayakta kalır. Boghossian'ın bilgi kuramsal analitiklik dediği biçime göre, bir mantıksal sabitin anlamı onun kurallarıyla verilir ve bu anlamı kavrayan biri, kuralları kabul etmekte haklıdır. Warren, uzlaşımların açık genel cümleler olarak değil, fiilen izlenen çıkarım kuralları olarak var olduğunu savunarak gerileme itirazını karşılamaya çalıştı. Sonuç olarak mantık yasaları, uzlaşımla doğru olmaz. Ama mantık yasalarını bilmemiz, mantıksal sözcüklerin anlamını veren kuralları kavramamızla yakından bağlantılı olabilir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci uzlaşımcılığı ilk duyduğunda, onu çoğu zaman mantığın keyfî olduğu görüşü sanır. Mantık yasaları insanların koyduğu kurallarsa, tıpkı trafik kuralları gibi, başka türlü de konabilirdi. Bu okumada uzlaşımcılık, mantığın ciddiyetini yitirmesidir.
Ama uzlaşımcıların söylediği bu değildir. Uzlaşımcılar, mantık yasalarının bir anlamda "bizim koyduğumuz" kurallar olduğunu söyler, ama bu kuralları koymanın keyfî olmadığını da ekler. Carnap'ın hoşgörü ilkesi, farklı dillerin farklı mantık kuralları benimseyebileceğini söylüyordu, ama bir dil seçildiğinde onun kuralları bağlayıcıydı. Satranç kuralları da uzlaşımdır, ama bir kez oyuna başlandığında, bir filin düz gidebileceğini söylemek bir hatadır.
Uzlaşımcılığın asıl iddiası, mantık yasalarının doğruluğunun bir dış olguya değil, dilin kurallarına dayandığıdır. "Ya yağmur yağıyor ya yağmıyor" cümlesi, havaya bakmadan doğru olduğu bilinebilen bir cümledir. Uzlaşımcıya göre bunun nedeni, cümlenin doğruluğunun "ya" ve "değil" sözcüklerinin kurallarından çıkmasıdır. Havanın ne olduğu, cümlenin doğruluğuna hiçbir katkı yapmaz.
Görüşler ve pozisyonlar
Mantık yasalarının uzlaşımla ilişkisi konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, güçlü uzlaşımcılıktır. Buna göre mantık yasaları uzlaşımla doğrudur: uzlaşımlar, mantık yasalarının hem anlamını hem doğruluğunu belirler. Ayer'in totoloji görüşü ve Carnap'ın erken dönem görüşleri bu yöndedir.
İkinci görüş, anlam uzlaşımcılığıdır. Buna göre uzlaşımlar, mantıksal sözcüklerin anlamını belirler, ama mantık yasalarının doğruluğunu belirlemez. Bir mantıksal sabitin anlamını kavrayan biri, onun kurallarını kabul etmekte haklıdır; ama bu kuralların doğruluğu, uzlaşımdan değil, sözcüklerin dile getirdiği önermelerden gelir. Boghossian bu görüşü savunur.
Üçüncü görüş, uzlaşımcılık karşıtlığıdır. Buna göre mantık yasalarının ne doğruluğu ne de bilinmesi uzlaşımlara dayanır. Quine, uzlaşımla doğruluk ile olgusal doğruluk arasındaki ayrımı da sonunda reddetti ve mantığı, inançlarımızın bütününün deneyle yüzleşen bir parçası olarak gördü.
Bu ders ikinci görüşü temel alır ve üçüncü görüşün, uzlaşımların mantık yasalarını doğru kılamayacağı gözlemini kabul eder. Birinci görüş, mantığın kesinliğini ve deneyden bağımsızlığını açıklamaya çalışır. Ama Quine'ın gerilemesiyle ve uzlaşımın bir olguyu doğru kılamayacağı güçlüğüyle karşılaşır. Üçüncü görüş, bu güçlükleri doğru teşhis eder. Ama mantığın deneyden bağımsız olarak nasıl bilindiğini açıklamakta zorlanır. İkinci görüş, uzlaşımın rolünü anlamla sınırlar ve mantığın bilinmesini anlamın kavranmasına bağlar.
Argümanın yapısı
Bir önermenin uzlaşımla doğru olup olmadığını değerlendirmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, önermenin hangi uzlaşımlara dayandığını belirlemektir. Değerlendiren, önermedeki sözcüklerin anlamını hangi kuralların ya da kararların belirlediğini yazar.
İkinci adım, uzlaşımın önermenin anlamını mı yoksa doğruluğunu mu belirlediğini sormaktır. Değerlendiren, uzlaşım değiştirildiğinde önermenin başka bir önermeye mi dönüştüğünü, yoksa aynı önermenin doğruluk değerinin mi değiştiğini sorar.
Üçüncü adım, uzlaşımdan önermeye geçişin hangi çıkarımı gerektirdiğini yazmaktır. Değerlendiren, genel uzlaşımdan tekil önermenin doğruluğuna varmak için hangi mantıksal adımların atıldığını açıkça belirtir.
Dördüncü adım, bu çıkarımın da bir uzlaşıma dayanıp dayanamayacağını sormaktır. Değerlendiren, geçişte kullanılan çıkarımı haklı kılan şeyin başka bir açık uzlaşım mı, yoksa açıkça yazılmamış bir kural izleme mi olduğunu belirler.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Uzlaşımcılığı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Mantıksal uzlaşımcılık, mantık yasalarının doğruluğunun ve bilinebilirliğinin dilin kurallarından kaynaklandığını savunur. Quine, Kerem'in kılavuzunda görüldüğü gibi, uzlaşımlardan sonuç çıkarmanın mantığı önceden gerektirdiğini ve bu yüzden mantığın uzlaşımlardan türetilemeyeceğini gösterdi. Boghossian, uzlaşımcılığın metafizik ve bilgi kuramsal biçimlerini ayırdı. Selin'in nüshası ve kararı, uzlaşımın bir önermenin doğruluğunu değil, yalnızca bir cümlenin hangi önermeyi dile getirdiğini belirlediğini gösterdi. Lina'nın değişen sözcükleri de uzlaşımın bir sözcüğü bir kavrama bağladığını, ama kavramın mantığını belirlemediğini gösterdi. Tolga'nın yeni sözcüğü, örtük tanımın bilgi verme gücünün bağlaç ölçütlerine bağlı olduğunu gösterdi. Warren, uzlaşımları izlenen kurallar olarak anlayarak Quine'ın gerilemesine bir cevap verdi. Barış'ın tüzel kişisi ve Defne'nin tanı sınıflaması, uzlaşımların kavramları yarattığını, ama bu kavramlarla akıl yürütmenin açıkça konmamış bir kural izlemeye dayandığını gösterdi. Mantık yasaları uzlaşımla doğru olmaz, ama onları bilmemiz, mantıksal sözcüklerin anlamını veren kuralları kavramamızla yakından bağlantılı olabilir.
Açık kalan sorular
Warren'ın cevabı, uzlaşımları açık cümleler yerine izlenen eğilimler olarak anladı. Ama bir eğilim, bir kuraldan nasıl ayrılır? İnsanların fiilen yaptığı çıkarımlar ile yapmaları gereken çıkarımlar arasındaki fark, eğilimlerle açıklanabilir mi, yoksa bu fark, mantık psikolojisi dersinde görülen normatif ölçüyü yeniden gerektirir mi?
Selin'in nüshası ve kararı, uzlaşımın bir önermenin doğruluğunu belirlemediğini gösterdi. Ama "ya da" ile kurulan bir önermenin doğruluğu, nüshaya mı bağlıdır, yoksa bağlacın kendisine mi? Mantıksal doğruların doğruluğunu sağlayan şey dünya mıdır, yoksa mantıksal doğrular dünyaya hiç dayanmayan bir doğruluk türü müdür?
Tolga'nın yeni sözcüğü, örtük tanımın ancak bağlaç ölçütlerini karşıladığında bilgi verdiğini gösterdi. Bu ölçütlerin kendisi bir uzlaşım mıdır? Değilse, uzlaşımcılık, uzlaşım olmayan bir ölçüte dayanmak zorunda mı kalır?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışUzlaşımcılığı keyfîlik saymak.
Mantık yasalarının uzlaşımlara dayandığı görüşünü, onların istenildiği gibi değiştirilebileceği görüşü saymak, sıfır noktasında görüldüğü gibi, uzlaşımcıların bir dil seçildiğinde onun kurallarının bağlayıcı olduğunu ve uzlaşım seçiminin yararlılık ile bağlaç ölçütleri gibi sınırlara tabi olduğunu söylediğini gözden kaçırır.
Yaygın yanlışAnlamın belirlenmesini doğruluğun belirlenmesiyle karıştırmak.
Bir uzlaşımın bir cümlenin anlamını belirlemesini, onun dile getirdiği önermeyi doğru kılması saymak, Selin'in nüshası ve kararında görüldüğü gibi, uzlaşım değişince yalnızca cümlenin hangi önermeyi dile getirdiğinin değiştiğini, eski önermenin doğruluğunun ise değişmediğini gözden kaçırır.
Yaygın yanlışQuine'ın gerilemesini bütün uzlaşımcılığa karşı kesin saymak.
Quine'ın itirazının her türlü uzlaşımcılığı çürüttüğünü düşünmek, Warren'ın savunusunda görüldüğü gibi, itirazın uzlaşımların açık genel cümleler olarak anlaşılmasına dayandığını ve uzlaşımlar izlenen kurallar olarak anlaşıldığında gerilemenin başlamadığını gözden kaçırır.
Yaygın yanlışHer örtük tanımın bilgi verdiğini sanmak.
Bir sözcüğü kurallarla tanımlamanın, o kuralları kabul etmeyi her zaman haklı kıldığını düşünmek, Tolga'nın yeni sözcüğünde görüldüğü gibi, bağlaç ölçütlerini karşılamayan kuralların bir anlam kurmadığını ve onları kabul etmenin bir tutarsızlığa götürdüğünü gözden kaçırır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Mantıksal uzlaşımcılık, mantık yasalarının doğruluğunun ve bilinebilirliğinin dilin kurallarından kaynaklandığını savunur ve böylece mantığın kesinliğini, deneyden bağımsızlığını ve dünya hakkında hiçbir şey söylememesini tek bir hamleyle açıklamaya çalışır.
Quine'ın 1936 tarihli makalesi uzlaşımlardan sonuç çıkarmanın mantığı önceden gerektirdiğini gösterdi, Boghossian'ın 1996 tarihli makalesi uzlaşımcılığın metafizik biçiminin tutarsız, bilgi kuramsal biçiminin ise savunulabilir olduğunu savundu, Warren'ın 2020 tarihli kitabı ise uzlaşımları izlenen kurallar olarak anlayarak Quine'ın gerilemesine bir cevap verdi.
Bir önermenin uzlaşımla doğru olup olmadığı dört adımla değerlendirilir: hangi uzlaşımlara dayandığını belirlemek, uzlaşımın anlamı mı doğruluğu mu belirlediğini sormak, uzlaşımdan önermeye geçişin hangi çıkarımı gerektirdiğini yazmak ve bu çıkarımın da bir uzlaşıma dayanıp dayanamayacağını sormak.
Gerileme, olguyu doğru kılamama ve keyfîlik itirazları, uzlaşımların açık cümleler yerine izlenen kurallar olarak anlaşılabildiğini, bilgi kuramsal uzlaşımcılığın doğruluğu uzlaşıma bağlamadığını ve uzlaşım seçiminin bağlaç ölçütleriyle sınırlandığını gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden mantık yasaları uzlaşımla doğru olmaz, ama onları bilmemiz, mantıksal sözcüklerin anlamını veren kuralları kavramamızla yakından bağlantılı olabilir.
Sonraki derse köprü
Uzlaşımcılık, mantık yasalarının doğruluğunu dile bağlamaya çalıştı ve bu girişimin en güçlü biçimi başarısız oldu. Selin, bunun karşı ucundaki görüşü hatırlıyor: belki mantık yasaları, dünyanın kendisinin en genel yapısını betimliyordu. Russell'ın deyişiyle mantık, zoolojinin hayvanlarla ilgilendiği kadar gerçekten dünyayla ilgileniyordu.
Kerem, bu görüşün mantığın uygulanabilirliğini açıklayacağını düşünüyor: mantık dünyaya uyuyordu, çünkü dünyanın yapısını betimliyordu. Tolga ise bir güçlük görüyor. Dünyanın en genel yapısı neydi ve biz ona nasıl erişiyorduk? Mantık yasaları dünyanın yapısı hakkında doğrularsa, onları nasıl deneye başvurmadan bilebiliyorduk? Lina, dünyanın mantıksal bir yapısı olduğunu söylemenin, dünyada bağlaçlar ya da niceleyiciler bulunduğunu söylemek anlamına gelip gelmediğini soruyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Gerçekçilik dersi, mantık yasalarının dünyanın zihinden ve dilden bağımsız bir yapısını betimlediği görüşünün ne demek olduğunu, bu görüşün mantığın kesinliğini ve dünyaya uygulanabilirliğini nasıl açıkladığını ve gerçekçiliğin mantığın bilinebilirliği sorusunda hangi güçlükle karşılaştığını soruyor.