İçeriğe geç

P02-D05-M04-02·Felsefi uygulamalar

Mümkün dünyalar

ileri3.792 kelime≈ 25 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Olanaklı dünyaların ne olduğu konusunda üç başlıca görüş vardır: somut ve gerçek dünyalar, gerçek dünyada var olan soyut olgu durumları ve şeylerin olabileceği, gerçek ama somut olmayan biçimler.

Lewis'in Dünyaların Çokluğu Üzerine kitabı olanaklı dünyaların somut dünyalar olarak anlaşılabileceğini ve bir nesne hakkındaki kip iddialarının onun karşılıkları hakkında olabileceğini, Plantinga'nın Zorunluluğun Doğası kitabı olanaklı dünyaların gerçek dünyada var olan en geniş olgu durumları olabileceğini, Stalnaker'ın Olanaklı Dünyalar makalesi ise onların şeylerin olabileceği biçimler olarak gerçek ama somut olmayan şeyler olabileceğini gösterdi.

Bir kip iddiası dört adımla olanaklı dünyalar diliyle değerlendirilir: iddianın hangi dünyalara baktığını belirlemek, bu dünyaları tarif olarak mı somut dünya olarak mı düşündüğünü sormak, iddianın bir nesnenin kendisi hakkında mı karşılığı hakkında mı olduğunu yazmak ve pratik sonucunun bu seçime bağlı olup olmadığını denetlemek.

Somut başka dünyaların inanılmaz olduğu, karşılık kuramının konuyu değiştirdiği ve soyut dünyaların döngüsel olduğu itirazları, kip mantığının somut dünyaları gerektirmediğini, sorumluluk yargılarının bir kişinin kendisi hakkındaki kip iddialarını gerektirdiğini ve döngünün kip kavramlarının temel olduğunu kabul etmenin hafif bir bedeli olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir şeyin olabileceğini söylemek, uzak bir dünyayı betimlemek değil, hangi dünyalara bakıldığını, o dünyaların neyin olgusu olduğunu ve iddianın bir şeyin kendisi hakkında mı yoksa ona benzeyen bir başkası hakkında mı olduğunu belirtmektir.

Açılış sahnesi

Kerem, kursun başında çizdiği dört daireyi yeniden masaya koyuyor. Dairelerden birinde müstensih el yazmasını bir gecede kopyalamıştı, bir başkasında doğa yasaları farklıydı. Grup bu daireleri aylardır kullanıyordu: bir şeyin zorunlu olup olmadığını, bir özelliğin öze ait olup olmadığını, bir özdeşliğin olumsal olup olmadığını onlara bakarak sınamıştı. Ama Kerem şimdi daha temel bir soru soruyor: bu daireler neydi? Grup onları çizerken, bir yerlerde gerçekten var olan, müstensihin bir gecede kopyaladığı başka bir dünyayı mı betimliyordu, yoksa yalnızca tutarlı bir hikâye mi kuruyordu?

Selin, "gerçek dünya" ifadesinin "burada" gibi bir sözcük olup olamayacağını, yani her dünyanın kendi sakinleri için gerçek dünya olup olamayacağını soruyor. Barış, bir mahkemenin "sanık başka türlü davranabilirdi" dediğinde, sanığın kendisi hakkında mı, yoksa başka bir dünyadaki ona benzer biri hakkında mı konuştuğunu merak ediyor. Tolga, olanaklı dünyalar arasındaki benzerliğin, Salmon'un masa örneğindeki tuhaflığı açıklayıp açıklayamayacağını düşünüyor. Lina, müstensihin hiç olmamış bir kızı olabileceğini söylediğinde, var olmayan bir kişi hakkında nasıl konuşabildiğini soruyor. Defne ise bir tedavi kararını değerlendirirken, "tedavi başlasaydı hasta iyileşirdi" cümlesinin hangi dünyaya baktığını merak ediyor. Bu ders, Mantık ve Akıl Yürütme programının Modal ve Yoğun Mantıklar kursunda, kip mantığında kullanılan olanaklı dünyaların ne tür şeyler olduğunu, onların gerçek dünya gibi var olan dünyalar mı yoksa tutarlı tarifler mi olduğunu ve bu seçimin kip iddialarının anlamını nasıl etkilediğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Öz ve zorunluluk dersi, kip mantığının araçlarını bir sınıflandırma kararına uyguladı ve karşıolgusal durumların, bir özelliğin öze ait olup olmadığını sınamak için nasıl kullanıldığını gösterdi. Kursun modal mantık modülünde ise olanaklı dünya kavramı, işlerin nasıl olabileceğine dair eksiksiz ve tutarlı bir tarif olarak tanımlanmış ve Erişilebilirlik dersinde, bu tanımın dünyaların gerçekten var olup olmadığı sorusunu açık bıraktığı belirtilmişti. Bu ders, o açık soruya dönüyor ve olanaklı dünyaların ne olduğu konusundaki başlıca görüşleri, her birinin kip iddialarına verdiği anlamı ve bu seçimin pratik akıl yürütmeye ne ölçüde yansıdığını inceliyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. David Lewis, 1986'da yayımladığı Dünyaların Çokluğu Üzerine kitabında, olanaklı dünyaların, bizim dünyamız kadar gerçek ve somut, ama ondan uzay ve zaman bakımından ayrı dünyalar olduğunu savunur. Alvin Plantinga, 1974'te yayımladığı Zorunluluğun Doğası kitabında, olanaklı dünyaları, gerçek dünyada var olan soyut nesneler, en geniş olanaklı olgu durumları, olarak çözümler ve yalnızca gerçek şeylerin var olduğunu savunur. Robert Stalnaker ise 1976'da Noûs'ta yayımladığı Olanaklı Dünyalar makalesinde, olanaklı dünyaların gerçek olduğunu, ama onların somut dünyalar değil, şeylerin olabileceği biçimler olduğunu savunan ılımlı bir görüş önerir.

Ardından üç itirazı tartacağız: somut olanaklı dünyaların varlığının inanılmaz olduğu, karşılık kuramının bir nesnenin kendisi hakkındaki kip iddialarını bir başkası hakkındaki iddialara dönüştürdüğü ve soyut dünyaların, kip kavramlarını kip kavramlarıyla tanımladığı için bir döngüye düştüğü itirazları.

Sonda, bir kip iddiasını olanaklı dünyalar diliyle değerlendirmenin dört adımını göstereceğiz: iddianın hangi dünyalara baktığını belirlemek, bu dünyaları tarif olarak mı yoksa somut dünyalar olarak mı düşündüğünü sormak, iddianın bir nesnenin kendisi hakkında mı yoksa onun bir karşılığı hakkında mı olduğunu yazmak ve iddianın pratik sonucunun bu seçime bağlı olup olmadığını denetlemek.

Merkez soru

Sorumuz şu: kip mantığında kullanılan olanaklı dünyalar ne tür şeylerdir ve bu soruya verilen cevap kip iddialarının anlamını nasıl etkiler?

Ölçülü iddiam şu: olanaklı dünyaların ne olduğu konusunda üç başlıca görüş vardır; Lewis'in kiplik gerçekçiliğine göre, olanaklı dünyalar, bizim dünyamız gibi somut ve gerçek, ama ondan ayrı dünyalardır ve "gerçek dünya" ifadesi, "burada" gibi, konuşanın bulunduğu dünyayı gösteren bir göstericidir; bu görüşte bir nesnenin başka türlü olabileceğini söylemek, başka bir dünyada ona yeterince benzeyen bir karşılığının başka türlü olduğunu söylemektir; Plantinga'nın güncelciliğine göre, yalnızca gerçek şeyler vardır ve olanaklı dünyalar, gerçek dünyada var olan soyut nesneler, en geniş olanaklı olgu durumlarıdır; bu görüşte bir nesnenin başka türlü olabileceğini söylemek, onun kendisinin başka türlü olduğu bir olgu durumunun olanaklı olduğunu söylemektir; Stalnaker'ın ılımlı görüşüne göre, olanaklı dünyalar, şeylerin olabileceği biçimlerdir ve gerçektirler, ama somut değildirler; bu seçim, kip iddialarının neyi kapsadığını değiştirir: Lewis'in görüşünde kip iddiaları somut dünyalar hakkında olgusal iddialardır ve bir nesne hakkındaki kip iddiaları onun karşılıkları hakkındadır; güncelci ve ılımlı görüşlerde ise kip iddiaları, gerçek dünyadaki soyut yapılar hakkındadır ve bir nesne hakkındaki kip iddiaları onun kendisi hakkındadır; ama bu seçim, kip mantığının biçimsel sonuçlarını ve çoğu pratik kip akıl yürütmesini değiştirmez.

Sıfır noktası

Bir öğrenci "olanaklı dünya" ifadesini ilk kez duyduğunda, çoğu zaman bir bilimkurgu evrenini, bir paralel evreni düşünür. Kursun modal mantık modülü, bu ifadeyi daha mütevazı bir biçimde, işlerin nasıl olabileceğine dair eksiksiz bir tarif olarak kullandı. Bu kullanım, kip mantığının biçimsel yapısını kurmak için yeterliydi: bir cümlenin zorunlu olması, erişilebilir her tarifte doğru olmasıydı.

Ama bu mütevazı kullanım, bir soruyu açık bırakır. Bir tarif, bir şeyin tarifidir. Bir tarifin tutarlı olması, o tarifin bir şeyi betimleyebileceği anlamına gelir; ama tarif edilen şey var mıdır? Bir roman tutarlı bir dünyayı tarif eder, ama o dünya yoktur. Olanaklı dünyalar yalnızca tutarlı tariflerse, bir şeyin olanaklı olması, onun tutarlı bir biçimde tarif edilebilmesinden başka bir şey midir? Ve tutarlılık, kendisi bir kip kavramı, olanaklılık, değil midir?

Bu sorular, olanaklı dünyaların ne olduğu sorusunu, kip mantığının bir iç meselesinden bir metafizik meseleye dönüştürür. Üç başlıca cevap vardır: olanaklı dünyalar somut dünyalardır; olanaklı dünyalar gerçek dünyada var olan soyut nesnelerdir; olanaklı dünyalar şeylerin olabileceği biçimlerdir ve biçimler, gerçek ama somut olmayan şeylerdir. Her cevap, kip iddialarına farklı bir anlam verir.

Görüşler ve pozisyonlar

Olanaklı dünyaların ne olduğu konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, kiplik gerçekçiliğidir. Buna göre olanaklı dünyalar, somut ve gerçek dünyalardır. Bir nesne yalnızca bir dünyada bulunur; bir nesnenin başka türlü olabileceğini söylemek, başka bir dünyada ona yeterince benzeyen bir karşılığının başka türlü olduğunu söylemektir.

İkinci görüş, güncelciliktir. Buna göre yalnızca gerçek şeyler vardır ve olanaklı dünyalar, gerçek dünyada var olan soyut nesnelerdir: en geniş olanaklı olgu durumları ya da en geniş tutarlı önerme kümeleri. Bir nesne, birden fazla olgu durumunda yer alabilir; bir nesnenin başka türlü olabileceğini söylemek, onun kendisinin başka türlü olduğu bir olgu durumunun olanaklı olduğunu söylemektir.

Üçüncü görüş, ılımlı gerçekçiliktir. Buna göre olanaklı dünyalar gerçektir, çünkü şeylerin olabileceği biçimlerden söz ederiz ve bu biçimler vardır; ama somut değildirler, özelliklere ya da durumlara benzer şeylerdir. Gerçek dünya, gerçekleşen biçimdir; öteki dünyalar, gerçekleşmemiş biçimlerdir.

Bu ders ikinci ve üçüncü görüşleri temel alır ve birinci görüşün kip kavramlarını indirgeme amacını ciddiye alır. Birinci görüş, kip iddialarını kip içermeyen olgularla açıklamanın en açık yolunu sunar, ama somut başka dünyaların varlığını kabul etmenin bedelini taşır ve Barış'ın karşılık sorusunda görüleceği gibi, bir nesnenin kendisi hakkındaki kip iddialarını onun karşılıkları hakkındaki iddialara dönüştürür. İkinci ve üçüncü görüşler, bir nesnenin kendisi hakkındaki kip iddialarını korur ve somut başka dünyaların varlığını gerektirmez; ama olanaklı dünyaları, olanaklılık kavramına başvurarak tanımladıkları için, kip kavramlarını indirgeyemezler. Bu ders, indirgemenin bedelinin, kazancından ağır olduğunu savunuyor.

Argümanın yapısı

Bir kip iddiasını olanaklı dünyalar diliyle değerlendirmek için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, iddianın hangi dünyalara baktığını belirlemektir. Değerlendiren, iddianın mantıksal, nomik ya da pratik olarak olanaklı dünyalara mı baktığını, yani hangi erişilebilirlik ilişkisini kullandığını yazar.

İkinci adım, bu dünyaları tarif olarak mı yoksa somut dünyalar olarak mı düşündüğünü sormaktır. Değerlendiren, iddianın, başka somut dünyaların var olduğunu varsaymadan da anlamlı olup olmadığını denetler.

Üçüncü adım, iddianın bir nesnenin kendisi hakkında mı yoksa onun bir karşılığı hakkında mı olduğunu yazmaktır. Değerlendiren, bir nesnenin başka türlü olabileceğini söyleyen bir iddiayı, o nesnenin kendisinin başka türlü olduğu bir durum ya da ona benzeyen bir başkasının başka türlü olduğu bir dünya olarak okumanın farkını belirtir.

Dördüncü adım, iddianın pratik sonucunun bu seçime bağlı olup olmadığını denetlemektir. Değerlendiren, iddiadan çıkan kararın, olanaklı dünyaların ne olduğu sorusuna verilen cevaba göre değişip değişmediğini sorar.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Olanaklı dünyaları ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Olanaklı dünyaların ne olduğu konusunda üç başlıca görüş vardır. Lewis'in kiplik gerçekçiliğine göre, olanaklı dünyalar somut ve gerçek dünyalardır, "gerçek" bir göstericidir ve bir nesne hakkındaki kip iddiaları onun karşılıkları hakkındadır; bu görüş, kip kavramlarını kip olmayan kavramlarla tanımlamayı amaçlar ve benzerliğin geçişli olmaması gibi olguları açıklar, ama somut başka dünyaların varlığının bedelini taşır. Plantinga'nın güncelciliğine göre, yalnızca gerçek şeyler vardır ve olanaklı dünyalar, gerçek dünyada var olan en geniş olanaklı olgu durumlarıdır; bu görüş, bir nesnenin kendisi hakkındaki kip iddialarını korur. Stalnaker'ın ılımlı görüşüne göre, olanaklı dünyalar şeylerin olabileceği biçimlerdir, gerçektir ama somut değildir. Güncelci ve ılımlı görüşler kip kavramlarını indirgemez, ama bu bedel, somut başka dünyaların bedelinden hafiftir. Bu seçim, kip mantığının biçimsel sonuçlarını ve çoğu pratik kip akıl yürütmesini değiştirmez; değiştirdiği şey, bir kip iddiasının neyin olgusu olduğu ve bir nesnenin kendisi hakkında mı yoksa onun bir karşılığı hakkında mı olduğudur.

Açık kalan sorular

Tolga'nın benzerlik zinciri, Lewis'in karşılık kuramının S4'ün bir ilkesinin bozulmasını benzerliğin geçişli olmamasıyla açıkladığını gösterdi. Güncelci görüş aynı olguyu nasıl açıklar? Bir nesnenin kendisinin birden fazla olgu durumunda yer alabildiği bir görüşte, kökenin küçük farklılıklarına ne kadar dayanabileceği nasıl belirlenir?

Lina'nın olmayan kızı, güncelciliğin var olmayan bireyler hakkındaki cümleleri olgu durumlarıyla çözümlediğini gösterdi. Ama "müstensihin kızı olsaydı, adı ne olurdu?" gibi bir soru, belirli bir kişi hakkında mıdır? Var olmayan bir kişiye bir ad verilebilir mi?

Defne'nin tedavi karşıolgusalı, bir karşıolgusal cümlenin gerçek dünyaya en çok benzeyen dünyalara baktığını söyledi. Ama iki dünyanın birbirine ne kadar benzediği nasıl ölçülür? Benzerlik ölçütü, karşıolgusal cümlenin doğruluğunu ne ölçüde belirler?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışOlanaklı dünyaları bilimkurgu evrenleri sanmak.
Doğrusu

Kip mantığındaki olanaklı dünyaları, uzak bir yerde bulunan ve bir gün ulaşılabilecek başka evrenler olarak düşünmek, Kerem'in dairelerinde görüldüğü gibi, kip mantığının biçimsel işlevinin olanaklı dünyaların ne olduğu sorusuna bağlı olmadığını gözden kaçırır.

Yaygın yanlış"Gerçek dünya"yı sorgusuz bir kavram saymak.
Doğrusu

Gerçek dünyanın öteki dünyalardan neden türce ayrıldığı sorusunu sormamak, Selin'in "burada"sında görüldüğü gibi, Lewis'in gösterici tezinin bu ayrımı sorguladığını ve güncelciliğin onu koruduğunu gözden kaçırır.

Yaygın yanlışKarşılık iddiasını kişinin kendisi hakkındaki iddia saymak.
Doğrusu

Bir kişinin başka türlü davranabileceğini söyleyen bir yargıyı, hangi görüşle okunduğunu belirtmeden kullanmak, Barış'ın karşılık sorusunda görüldüğü gibi, bir sorumluluk yargısının bir başkasının davranışına dayanabileceği bir okumaya kapı açar.

Yaygın yanlışPratik kararı metafizik soruya bağlamak.
Doğrusu

Bir karşıolgusal değerlendirmenin, olanaklı dünyaların ne olduğu sorusu cevaplanmadan verilemeyeceğini varsaymak, Defne'nin tedavi karşıolgusalında görüldüğü gibi, pratik bir kararın asıl sorusunun kanıtla cevaplanabilen bir soru olduğunu gözden kaçırır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Olanaklı dünyaların ne olduğu konusunda üç başlıca görüş vardır: somut ve gerçek dünyalar, gerçek dünyada var olan soyut olgu durumları ve şeylerin olabileceği, gerçek ama somut olmayan biçimler.

Lewis'in Dünyaların Çokluğu Üzerine kitabı olanaklı dünyaların somut dünyalar olarak anlaşılabileceğini ve bir nesne hakkındaki kip iddialarının onun karşılıkları hakkında olabileceğini, Plantinga'nın Zorunluluğun Doğası kitabı olanaklı dünyaların gerçek dünyada var olan en geniş olgu durumları olabileceğini, Stalnaker'ın Olanaklı Dünyalar makalesi ise onların şeylerin olabileceği biçimler olarak gerçek ama somut olmayan şeyler olabileceğini gösterdi.

Bir kip iddiası dört adımla olanaklı dünyalar diliyle değerlendirilir: iddianın hangi dünyalara baktığını belirlemek, bu dünyaları tarif olarak mı somut dünya olarak mı düşündüğünü sormak, iddianın bir nesnenin kendisi hakkında mı karşılığı hakkında mı olduğunu yazmak ve pratik sonucunun bu seçime bağlı olup olmadığını denetlemek.

Somut başka dünyaların inanılmaz olduğu, karşılık kuramının konuyu değiştirdiği ve soyut dünyaların döngüsel olduğu itirazları, kip mantığının somut dünyaları gerektirmediğini, sorumluluk yargılarının bir kişinin kendisi hakkındaki kip iddialarını gerektirdiğini ve döngünün kip kavramlarının temel olduğunu kabul etmenin hafif bir bedeli olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir şeyin olabileceğini söylemek, uzak bir dünyayı betimlemek değil, hangi dünyalara bakıldığını, o dünyaların neyin olgusu olduğunu ve iddianın bir şeyin kendisi hakkında mı yoksa ona benzeyen bir başkası hakkında mı olduğunu belirtmektir.

Sonraki derse köprü

Barış'ın karşılık sorusu, bir mahkemenin "sanık başka türlü davranabilirdi" demesinin, sanığı sorumlu tutmanın bir koşulu olarak kullanıldığını göstermişti. Kerem, bu koşulun kursun daha önceki bir dersinde de görüldüğünü hatırlıyor: yapılması gereken şeyin yapılabilir olması gerektiği ilkesi. Bir kişi bir şeyi yapmakla yükümlüyse, onu yapabilmeliydi; bir kişi bir şeyi yaptığı için suçlanıyorsa, başka türlü yapabilmiş olmalıydı.

Selin, bu iki ilkenin birbirine benzediğini, ama aynı olmadığını fark ediyor: birincisi bir yükümlülüğün koşulunu, ikincisi bir suçlamanın koşulunu söylüyordu. Tolga, bir kişinin başka türlü yapamadığı, ama yaptığı şeyi isteyerek yaptığı bir durumda suçlanıp suçlanamayacağını soruyor. Defne, bir hekimin bir hastaya karşı yükümlülüklerinin, hekimin elindeki imkânlarla sınırlı olup olmadığını merak ediyor. Lina, bir yükümlülüğün, onu yerine getirme olanağı kişinin kendi kusuruyla ortadan kalktığında ne olduğunu soruyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Yükümlülük dersi, deontik mantığın ve kip mantığının araçlarının ahlaki ve hukuki sorumluluk tartışmasına nasıl uygulandığını, "başka türlü yapabilirdi" koşulunun yükümlülük ve suçlama için neden önemli olduğunu ve bu koşula yöneltilen itirazları soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.