Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir açıklamanın arka plan bilgisiyle uyumu, o açıklamanın lehine gerçek bir kanıttır, çünkü arka plan bilgisi eldeki verilerin dışında kalan ve kendi bağımsız desteği olan başka verilerin birikimidir; ama bu uyum bir veto değil, öteki kanıtlarla tartılan bir ağırlıktır.
Quine ile Ullian'ın İnanç Ağı tutuculuğun bir kanıt ilkesi olarak savunulabileceğini, Wegener'in kıtalar hipotezi verileri iyi açıklayan bir hipotezin mekanizma eksikliği ve yerleşik bilgiyle çatışması yüzünden uzun süre reddedilebildiğini, Marshall ile Warren'ın çalışması ise çatışan bir hipotezin kanıt biriktikçe kabul edilebildiğini gösterdi.
Bir açıklamanın arka plan uyumu dört adımla değerlendirilir: dokunduğu arka plan inançlarını belirlemek, her çatışmanın ne kadar iyi desteklenmiş bir inançla olduğunu sormak, kabulün hangi inançları ne ölçüde değiştireceğini hesaplamak ve kabul için gereken kanıtın çatışılan bilginin gücüyle orantılı olup olmadığını denetlemek.
Tutuculuğun yeniliği engellediği, uyumun döngüsel olduğu ve uyumun üretilebildiği itirazları, tutuculuğun bir veto değil bir ağırlık olduğunu, arka plan bilgisinin gözlemle bağlantılı olduğu için karşılıklı destekte döngüsellik bulunmadığını ve uyumun kanıt gücünün kaynakların bağımsızlığına bağlı olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir açıklamanın bilinenlerle çatıştığını fark etmek, onu hemen bırakmak değil, çatışılan bilginin neye dayandığını sormak, kabul için ne kadar kanıt gerektiğini belirlemek ve bazen arka planın kendisinin gözden geçirilmesi gerektiğini kabul etmektir.
Açılış sahnesi
Tolga, dönemin iki sözlüğünü masaya koyuyor. Lina'nın yorum hipotezi, kaynak metindeki sözcüğün hem "kendiliğinden" hem "zamanı gelince" anlamını taşıdığını varsayıyordu. Ama iki sözlük de bu sözcük için yalnızca birinci anlamı kaydediyordu. Yorum hipotezi, verileri açıklıyordu, ama dönemin dili hakkında bilinenlerle çatışıyordu. Düzeltme hipotezi ise el yazması biliminde iyi bilinen bir uygulamaya, düzelticilerin el yazmalarını başka nüshalarla karşılaştırmasına, dayanıyordu; üstelik müzenin koleksiyon kaydı, üçüncü el yazmasının bir zamanlar metin karşılaştırmalarıyla tanınan bir kütüphanede bulunduğunu söylüyordu. Tolga, bilinenlerle uyuşan hipotezin tercih edilmesi gerektiğini düşünüyor.
Lina, sözlüklerin bir dilin bütün kullanımlarını kaydetmediğini, özellikle şiirde ve dinsel metinlerde yaşayan anlamları sık sık atladığını hatırlatıyor. Selin, bilinenlerle uyuşmanın neden bir kanıt sayılması gerektiğini soruyor: bilinenler de yanılabilirdi. Defne, bir zamanlar tıbbın yerleşik bilgisiyle açıkça çatışan, ama sonunda kabul edilen bir hipotezi anlatıyor. Barış ise tanık ifadelerinin öteki kanıtlarla uyuşmasının arandığını, ama ezberletilmiş ifadelerin de kusursuz biçimde uyuştuğunu söylüyor. Bu ders, Mantık ve Akıl Yürütme programının Tümevarım, Abdüksiyon ve Olasılık kursunda, bir açıklamanın arka plan bilgisiyle ve başka iyi desteklenmiş inançlarla ne ölçüde uyuştuğunun bir seçim ölçütü olarak nasıl değerlendirileceğini, bu uyumun neden bir kanıt sayılabileceğini ve yerleşik bilgiyle çatışan bir açıklamanın ne zaman yine de kabul edilmesi gerektiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu dersin yerini belirleyelim. Sadelik ve Kapsam dersleri, bir açıklamanın kendi iç özelliklerini, kaç varsayım yaptığını ve kaç veriyi açıkladığını, inceledi. Bu ders, açıklamanın dışına bakıyor: bir açıklamanın, zaten iyi desteklenmiş başka inançlarla, bir alanın yerleşik bilgisiyle, ne ölçüde uyuştuğunu. Programın bilgi kuramı ve eleştirel düşünme kurslarında tutarlılık, arka plan kabulleri ve bilginin tutarlılık kuramları ele alınmıştı. Bu ders, bu kavramları yeniden tanımlamadan, arka plan uyumunu abdüksiyonun bir ölçütü olarak inceliyor: onun kanıt değerini, sınırlarını ve yerleşik bilgiyle çatışan bir açıklamanın hangi koşullarda kabul edilmesi gerektiğini soruyor.
Sonra üç kaynağa bakacağız. Willard Van Orman Quine ile Joseph Ullian, 1970'te yayımladıkları İnanç Ağı kitabında, bir hipotezi değerlendirmenin erdemleri arasında tutuculuğu, mevcut inançlarımızı olabildiğince az değiştirmeyi gerektiren hipotezleri tercih etmeyi sayar. Alfred Wegener, 1915'te yayımladığı Kıtaların ve Okyanusların Oluşumu kitabında, kıtaların yer değiştirdiği hipotezini önerir; bu hipotez, dönemin yerbiliminin yerleşik bilgisiyle çatıştığı için onlarca yıl reddedilir. Barry Marshall ile Robin Warren ise 1984'te Lancet dergisinde yayımladıkları bir çalışmada, mide ülserlerinin önemli bir bölümünde bir bakterinin rol oynadığını öne sürer; bu öneri de dönemin tıbbının yerleşik bilgisiyle çatışır.
Ardından üç itirazı tartacağız: tutuculuğun yeniliği engellediği, uyumun döngüsel olduğu ve uyumun yapay biçimde üretilebileceği itirazları.
Sonda, bir açıklamanın arka plan uyumunu değerlendirmenin dört adımını göstereceğiz: açıklamanın dokunduğu arka plan inançlarını belirlemek, her çatışmanın ne kadar iyi desteklenmiş bir inançla olduğunu sormak, açıklamayı kabul etmenin hangi inançları ne ölçüde değiştirmeyi gerektireceğini hesaplamak ve çatışan bir açıklamanın kabulü için gereken kanıtın, çatışılan bilginin gücüyle orantılı olup olmadığını denetlemek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir açıklamanın yerleşik bilgiyle uyuşması neden onun lehine bir kanıt sayılır ve yerleşik bilgiyle çatışan bir açıklama ne zaman yine de kabul edilmelidir?
Ölçülü iddiam şu: bir açıklamanın arka plan bilgisiyle uyumu, o açıklamanın lehine gerçek bir kanıttır, çünkü arka plan bilgisi, açıklamanın değerlendirildiği veri kümesinin dışında kalan ve kendi bağımsız desteği olan başka verilerin birikimidir; bu yüzden arka planla çatışan bir açıklama, yalnızca eldeki verilerle değil, arka plan bilgisini destekleyen bütün verilerle de çatışır; Quine ile Ullian'ın tutuculuk erdemi, bu nedenle, bir önyargı değil, bir kanıt ilkesidir: mevcut inançları en az değiştiren hipotez, çoğu zaman en az kanıtla çatışan hipotezdir; ama tutuculuk bir veto değil, bir ağırlıktır; yerleşik bilgiyle çatışan bir açıklama, lehindeki kanıt çatıştığı bilginin gücüyle orantılı olarak büyüdüğünde kabul edilmelidir; Wegener ile Marshall ve Warren'ın öyküleri, çatışan bir hipotezin reddedilmesinin çoğu zaman bir mekanizmanın eksikliğinden ya da kanıtın henüz yetersizliğinden kaynaklandığını, ve bu eksiklikler giderildiğinde yerleşik bilginin değişebildiğini gösterir; arka plan bilgisinin kendisi de yanılabilir ve bir çatışma, bazen açıklamanın değil, arka planın gözden geçirilmesi gerektiğini gösterir.
Sıfır noktası
Bir öğrenci bir açıklamanın bilinenlerle çatıştığını fark ettiğinde, çoğu zaman iki uçtan birine gider. Ya çatışmayı açıklamanın kesin bir çürütülmesi sayar ve açıklamayı hemen bırakır; ya da bilinenleri yalnızca bir önyargı sayar ve açıklamayı, çatışmaya rağmen, verileri açıkladığı için kabul eder. İki uç da, arka plan bilgisinin ne olduğunu gözden kaçırır.
Arka plan bilgisi, bir açıklamanın değerlendirildiği anda elde olan ve o açıklamayla ilgili olabilecek bütün iyi desteklenmiş inançlardır. Raporun durumunda, dönemin sözlükleri, el yazması biliminde düzelticilerin çalışma alışkanlıkları hakkında bilinenler ve müzenin koleksiyon kayıtları, arka plan bilgisinin parçalarıydı. Bu bilgiler, grubun incelediği üç tanığın dışındaki pek çok başka veriye, başka el yazmalarına, başka sözlüklere, başka kayıtlara, dayanıyordu.
Bu yüzden bir açıklamanın arka planla uyumu, yalnızca bir kolaylık ya da bir alışkanlık değildir. Yorum hipotezi dönemin sözlükleriyle çatıştığında, bu çatışma, yalnızca iki kitapla değil, o sözlüklerin hazırlanmasında kullanılan yüzlerce metinle de bir çatışmaydı. Düzeltme hipotezi el yazması biliminin bildikleriyle uyuştuğunda, bu uyum, pek çok başka el yazmasının düzeltilme biçimleri hakkında toplanmış kanıtlarla bir uyumdu. Arka plan uyumu, bir açıklamayı dolaylı olarak, onun doğrudan açıklamadığı verilere bağlar.
Görüşler ve pozisyonlar
Arka plan uyumunun bir açıklamayı değerlendirmedeki rolü konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, güçlü tutuculuk görüşüdür. Buna göre yerleşik bilgiyle çatışan bir açıklama, verileri ne kadar iyi açıklarsa açıklasın, reddedilmelidir. Yerleşik bilgi, uzun bir sınama sürecinin ürünüdür ve tek bir yeni açıklamanın onu değiştirmesine izin vermek, bilginin istikrarını tehlikeye atar.
İkinci görüş, ağırlık görüşüdür. Buna göre arka plan uyumu, bir açıklamanın lehine ya da aleyhine bir kanıttır ve öteki kanıtlarla birlikte tartılır. Yerleşik bilgiyle çatışan bir açıklama, lehindeki kanıt çatıştığı bilginin gücünü aşacak kadar büyüdüğünde kabul edilir; çatışmanın ağırlığı, çatışılan bilginin ne kadar iyi desteklendiğine bağlıdır.
Üçüncü görüş, ayrıcalıksızlık görüşüdür. Buna göre arka plan bilgisinin, yeni bir açıklama karşısında hiçbir ayrıcalığı yoktur. Bir açıklama, yalnızca eldeki verilere göre değerlendirilmelidir; arka planla uyum, geçmişin önyargılarının geleceği yönetmesine izin vermektir ve bilimdeki büyük değişimler, tam da arka planla çatışan açıklamalardan gelmiştir.
Bu ders ikinci görüşü temel alır. Birinci görüş, yerleşik bilginin ağırlığını doğru görür, ama Wegener'in ve Marshall ile Warren'ın öykülerinde görüldüğü gibi, yerleşik bilginin de yanılabildiğini ve değişebildiğini açıklayamaz. Üçüncü görüş, yerleşik bilginin yanılabildiğini doğru görür, ama arka plan bilgisinin eldeki verilerin dışında kalan pek çok başka veriye dayandığını, onu hiçe saymanın bu verileri de hiçe saymak olduğunu gözden kaçırır.
Argümanın yapısı
Bir açıklamanın arka plan uyumunu değerlendirmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, açıklamanın dokunduğu arka plan inançlarını belirlemektir. Değerlendiren, Kerem'in yaptığı gibi, açıklamanın doğru olması durumunda hangi yerleşik inançlarla uyuşacağını ya da çatışacağını tek tek listeler.
İkinci adım, her çatışmanın ne kadar iyi desteklenmiş bir inançla olduğunu sormaktır. Değerlendiren, çatışılan her inancın hangi kanıtlara dayandığını, bu kanıtların ne kadar çok ve ne kadar çeşitli olduğunu ve inancın başka bağlamlarda ne sıklıkla sınandığını sorar. Zayıf desteklenmiş bir inançla çatışmak, güçlü desteklenmiş bir inançla çatışmaktan daha az şey söyler.
Üçüncü adım, açıklamayı kabul etmenin hangi inançları ne ölçüde değiştirmeyi gerektireceğini hesaplamaktır. Değerlendiren, Selin'in yaptığı gibi, açıklamayı kabul etmenin yalnızca doğrudan çatışan inancı mı, yoksa ona bağlı başka inançları da mı değiştireceğini sorar.
Dördüncü adım, çatışan bir açıklamanın kabulü için gereken kanıtın, çatışılan bilginin gücüyle orantılı olup olmadığını denetlemektir. Değerlendiren, açıklamanın lehindeki kanıtın, çatıştığı arka plan bilgisinin dayandığı kanıttan daha güçlü olup olmadığını sorar ve kabulü, bu orana göre tam, geçici ya da askıda bırakır.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Uyumu ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir açıklamanın arka plan bilgisiyle uyumu, o açıklamanın lehine gerçek bir kanıttır, çünkü arka plan bilgisi, eldeki verilerin dışında kalan ve kendi bağımsız desteği olan başka verilerin birikimidir; arka planla çatışan bir açıklama, bu verilerin hepsiyle çatışır. Quine ile Ullian'ın tutuculuk erdemi, bu yüzden bir önyargı değil, bir kanıt ilkesidir; ama bir veto değil, bir ağırlıktır. Yerleşik bilgiyle çatışan bir açıklama, lehindeki kanıt çatıştığı bilginin gücüyle orantılı olarak büyüdüğünde kabul edilmelidir; Wegener'in ve Marshall ile Warren'ın öyküleri, bu sürecin bir mekanizmanın bulunmasına ve kanıtların birikimine bağlı olduğunu gösterir. Arka plan bilgisinin kendisi de yanılabilir ve bir çatışma, bazen, Lina'nın şiirinde görüldüğü gibi, arka planın kapsamının gözden geçirilmesi gerektiğini gösterir. Uyumun kanıt gücü, uyuşan kaynakların birbirinden bağımsız olmasına bağlıdır.
Açık kalan sorular
Quine ile Ullian, tutuculuğun inançlarımızın çoğunun deneyimle sınanmış olmasına dayandığını savundu. Ama bir alanın yerleşik bilgisi, bazen deneyimle değil, bir otoriteye güvenle, bir geleneğin sürekliliğiyle ya da bir topluluğun alışkanlıklarıyla oluşur. Bu türden bir yerleşik bilgi, tutuculuk erdeminin koruduğu bilgi midir?
Wegener'in hipotezi, onlarca yıl reddedildikten sonra kabul edildi. Geriye bakıldığında, reddin haklı mı yoksa haksız mı olduğunu nasıl değerlendirmeliyiz? O dönemin bilim insanları, ellerindeki kanıtlarla akla uygun bir karar mı verdiler, yoksa yerleşik bilgiye gereğinden fazla mı bağlı kaldılar?
Barış'ın kusursuz ifadeleri, uyumun kanıt gücünün kaynakların bağımsızlığına bağlı olduğunu gösterdi. Ama bir alanın bütün arka plan bilgisi, aynı eğitimden geçmiş, aynı kitapları okumuş, aynı yöntemleri kullanan kişilerce oluşturulmuşsa, bu bilginin parçaları birbirinden gerçekten bağımsız mıdır?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışÇatışmayı çürütme saymak.
Bir açıklamanın yerleşik bilgiyle çatışmasını onun kesin bir çürütülmesi saymak, Defne'nin ülser öyküsünde görüldüğü gibi, lehindeki kanıt biriktikçe kabul edilmesi gereken bir hipotezi erkenden bırakır.
Yaygın yanlışArka planı önyargı saymak.
Arka plan bilgisini yalnızca geçmişin önyargısı sayıp, bir açıklamayı yalnızca eldeki verilere göre değerlendirmek, Kerem'in arka plan tablosunda görüldüğü gibi, arka plan bilgisini destekleyen ve eldeki verilerin dışında kalan pek çok kanıtı hiçe sayar.
Yaygın yanlışÇatışılan inancın desteğini sormamak.
Bir çatışmayla karşılaşıldığında, çatışılan inancın hangi kanıtlara dayandığını ve bu kanıtların eldeki duruma uygulanıp uygulanamayacağını sormamak, Lina'nın şiirinde görüldüğü gibi, arka plan inancının kapsamındaki bir eksikliği açıklamanın bir zaafı sanar.
Yaygın yanlışBağımlı kaynakların uyumunu kanıt saymak.
Birbirine bağlı kaynakların kusursuz uyumunu, Barış'ın kusursuz ifadelerinde görüldüğü gibi, bağımsız kaynakların uyumu gibi güçlü bir kanıt saymak, tek bir kaynağın tekrarını çok sayıda kanıt sanar.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir açıklamanın arka plan bilgisiyle uyumu, o açıklamanın lehine gerçek bir kanıttır, çünkü arka plan bilgisi eldeki verilerin dışında kalan ve kendi bağımsız desteği olan başka verilerin birikimidir; ama bu uyum bir veto değil, öteki kanıtlarla tartılan bir ağırlıktır.
Quine ile Ullian'ın İnanç Ağı tutuculuğun bir kanıt ilkesi olarak savunulabileceğini, Wegener'in kıtalar hipotezi verileri iyi açıklayan bir hipotezin mekanizma eksikliği ve yerleşik bilgiyle çatışması yüzünden uzun süre reddedilebildiğini, Marshall ile Warren'ın çalışması ise çatışan bir hipotezin kanıt biriktikçe kabul edilebildiğini gösterdi.
Bir açıklamanın arka plan uyumu dört adımla değerlendirilir: dokunduğu arka plan inançlarını belirlemek, her çatışmanın ne kadar iyi desteklenmiş bir inançla olduğunu sormak, kabulün hangi inançları ne ölçüde değiştireceğini hesaplamak ve kabul için gereken kanıtın çatışılan bilginin gücüyle orantılı olup olmadığını denetlemek.
Tutuculuğun yeniliği engellediği, uyumun döngüsel olduğu ve uyumun üretilebildiği itirazları, tutuculuğun bir veto değil bir ağırlık olduğunu, arka plan bilgisinin gözlemle bağlantılı olduğu için karşılıklı destekte döngüsellik bulunmadığını ve uyumun kanıt gücünün kaynakların bağımsızlığına bağlı olduğunu gördüğümüzde cevaplanabilir.
Bu yüzden bir açıklamanın bilinenlerle çatıştığını fark etmek, onu hemen bırakmak değil, çatışılan bilginin neye dayandığını sormak, kabul için ne kadar kanıt gerektiğini belirlemek ve bazen arka planın kendisinin gözden geçirilmesi gerektiğini kabul etmektir.
Sonraki derse köprü
Lina'nın şiiri ve Tolga'nın eksik mekanizması, yorum hipotezini düzeltme hipotezinin gerçek bir rakibi hâline getirdi. İki hipotez artık yalnızca verileri açıklamakla kalmıyor, her biri kendi arka plan desteğini ve kendi öngörülerini taşıyordu. Kerem, iki hipotez arasında bir karar vermek için, ikisini birbirinden ayıracak bir sınama tasarlamanın gerektiğini söylüyor.
Selin, iki hipotezin farklı öngörüler ürettiğini hatırlatıyor: düzeltme hipotezi, üstü çizilen sözcüklerin mürekkebinin kenar notlarının mürekkebiyle aynı olmasını; yorum hipotezi, Tolga'nın mekanizmasıyla, kaynak metne yakın başka nüshalarda bir açıklama notunun izinin bulunmasını öngörüyordu. Barış, bir mahkemede iki tarafın hikâyelerinin birbirinden ayrıldığı noktanın, davanın düğüm noktası olduğunu söylüyor. Defne ise tek bir sınamanın bir hipotezi gerçekten kesin olarak eleyip eleyemeyeceğini, bir hipotezin yardımcı varsayımlarla her zaman kurtarılıp kurtarılamayacağını soruyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Rakip açıklama dersi, bir açıklamayı rakipleriyle karşılaştırırken rakibin en güçlü biçiminin nasıl kurulacağını, iki açıklamayı birbirinden ayıran bir sınamanın nasıl tasarlanacağını ve böyle bir sınamanın bir rakibi kesin olarak eleyip eleyemeyeceğini soruyor.